İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/333 E. 2026/558 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/333
- Karar No
- 2026/558
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/333 Esas - 2026/558 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/333 KARAR NO : 2026/558
.... DAVA : Tazminat /Satış Sözleşmesinden Kaynaklı DAVA TARİHİ : 09/05/2023
.... DAVA : İtirazın İptali /Satış Sözleşmesinden Kaynaklı DAVA TARİHİ : 19/07/2023 KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR Y.TARİHİ : 24/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat/İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin .... ihalesine girerek yapım işini üstlendiğini ve 03.11.2022 tarihinde .... ile 18.578.000,00.-TL bedel üzerinden sözleşme imzaladıklarını, bu iş kapsamında kullanılmak üzere davalı ile 09.12.2022 tarihinde hazır beton satışına ilişkin sözleşme akdedildiğini, söz konusu yapım işinde davalı tarafça sağlanan hazır betonun kullanıldığını, betonun sözleşme şartlarına uygunluğunun denetlenmesi amacıyla kullanılan hazır betondan numuneler alınarak karot raporu düzenlendiğini, bu rapor doğrultusunda satılan hazır betonun standart değerleri sağlamadığının ve ayıplı olduğunun tespit edildiğini, normal standartlarda beton dayanımının ortalama 33,15 N/mm² değerinde olması gerekirken davalı tarafından ifa edilen hazır betonun rapor sonucuna göre ortalama dayanımının 19,15 N/mm² değerinde çıktığını, davalı tarafça anlaşmaya uygun kalitede ürün teslim edilmediğini, teslim edilen maldaki ayıbın karot raporu incelemesi sonucu ortaya çıkması nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğunu, ayıbın olağan bir gözden geçirme ile tespitinin mümkün olmadığını, karot raporunun 07.04.2023 tarihinde düzenlenmesi ve gizli ayıplı malın tespiti üzerine durumun ihtarname ile derhal davalıya bildirildiğini, ayıplı malın kabulünün söz konusu olmadığını, müvekkillerinin davalıya bütün ödemeleri vaktinde ve eksiksiz yaptığını, kaliteli beton fiyatı üzerinden anlaşma sağlandığını, davalının gizli ayıplı mal teslim etmesi nedeniyle müvekkillerinin ciddi zarara uğradığını, ticari hayatının tehlikeye girdiğini ve ticari itibarının zedelendiğini, malın ayıplı tesliminden dolayı binanın tamamen yıkılma tehlikesi bulunduğunu, zararın henüz tam olarak tespit edilemediğini ancak en az ihale bedeli olan 18.578.000,00.-TL üzerinden zarar oluşabileceğini, zararın yargılama sonucunda ortaya çıkacağını beyanla; i. davanın kabulüne, ii. müvekkillerinin uğradığı zararın uzman bilirkişiler tarafından tam ve kesin olarak hesaplanması ile tespit edilen miktarın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazminine, iii. yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacılar vekili, Mahkememizin 02/02/2026 tarihli 9 numaralı ara kararı uyarınca sunduğu dava değeri artırım (bedel artırım) dilekçesi ile; bilirkişi incelemesi sonucu belirlenen değerin hükme esas alınabilecek nitelikte olduğunu, bilirkişi tarafından imalat maliyetinin 7.597.746,22.-TL, davalının kusur oranının % 80 olarak tespit edildiğini, toplam imalat maliyetinin davalının kusuruna göre oranlanması hâlinde talep edilecek bedelin 6.078.196,98.-TL olduğunu belirterek, 1.000,00.-TL tutarındaki ilk talebini 6.077.196,98.-TL artırmak suretiyle toplam 6.078.196,98.-TL'ye yükseltmiş ve bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen.... Karar sayılı dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin beton santrali işlettiğini, davalı şirketlerin ise inşaat işi ile iştigal ettiğini, davalıların Bolu İli Seben İlçesinde taahhüt işi yapmakta iken beton imalatının müvekkili şirket tarafından sağlandığını, davalı şirketlerin ortağı olduğu iş ortaklığı adına kesilmiş birden fazla fatura bulunduğunu, taraflar arasında cari hesap ilişkisine dayanan bir ticaret bulunduğunu, davalıların dönem dönem cari hesap bakiyesine ilişkin ödemeler yapmışsa da cari hesap bakiyesi olarak kalan 257.328,48.-TL bedelin ödenmediğini, bu nedenle 10/06/2023 tarihinde .... takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalılara tebliğ edildiğini, davalı borçluların takibe kötü niyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu beyanla; i. borçluların ödeme emrine yaptığı itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, ii. kötü niyetle itirazda bulunan borçlular aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, iii. yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 4. Asıl davada davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak; taraflar arasında 09/12/2022 tarihinde hazır beton satış sözleşmesi tanzim edildiğini, müvekkili şirketin edimini ifa ettiğini, beton dökme işlemi yapılmadan önce davacı şirket tarafından beton üzerinde gerekli testlerin ve incelemelerin yapılmış olması nedeniyle somut olayda gizli ayıp bulunmadığını, bu talebin zamanaşımına uğradığını, davada davacı olarak gösterilen İş Ortaklığı'nın tüzel kişiliğe sahip olmaması nedeniyle taraf ehliyeti bulunmadığını ve davanın usulden reddi gerektiğini; esasa ilişkin olarak; beton numunelerinin döküm yerinde yapı denetim elemanlarının huzurunda, deneyi yapacak laboratuvarın teknik elemanlarınca alındığını, bu işlemlerin tamamen yüklenici firma tarafından yürütüldüğünü ve beton santralinin bu noktada bir yükümlülüğü bulunmadığını, Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği'nin 5/ç, 6/4 ve 9/6. maddelerinin bu yönde olduğunu, karot raporuna konu temel betonunun 26/01/2023 tarihinde döküldüğünü, döküm esnasında alınan numunelerin standartları karşıladığını, ancak Nisan 2023 tarihli karot raporuna konu numunenin standartları karşılamadığını, döküm esnasındaki numuneler olumsuz çıksaydı denetim mekanizmasının inşaatın devamına izin vermeyeceğini, beton döküm işleminden önce hava durumuna dikkat edildiğini, antifrizin -5 dereceye kadar etkili olduğunu, döküm tarihinde Bolu İli Seben İlçesinde hava sıcaklığının -13 dereceye kadar indiğini, davacı tarafa hava koşullarının uygun olmadığının bildirilmesine rağmen sorumluluğun kendilerine ait olacağı belirtilerek döküm yapılması için baskı yapıldığını, bu hususun WhatsApp yazışmaları ile sabit olduğunu, davacı tarafça sunulan karot raporunda en düşük değerin 9,74, en yüksek değerin 32,04 olarak tespit edildiğini, numuneler arasındaki bu denli farkın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu farkın -5 derecenin altında beton dökümü yapılması, temel su altında iken beton döktürülmesi ve vibratör kullanılmaması gibi yüklenici kaynaklı eksikliklerden ileri geldiğini, hiç çimento kullanılmasa dahi 9,74 gibi bir değerin elde edilmesinin mümkün olmadığını, bu düzeyde bir betonun gözle görülebilir olacağını ve gizli ayıp niteliği taşımayacağını, müvekkili şirketin davacı taraftan 257.328,48.-TL cari hesap bakiyesi alacağı bulunduğunu, .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar çekildiğini, ödeme yapılmaması üzerine .... takip sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkili şirketin geniş bir bölgeye hizmet veren büyük bir santral olduğunu, aynı dönemde başka hiçbir müşteriden şikâyet gelmediğini, davacı tarafça dosyaya eksik evrak ibraz edildiğini beyanla; i. davanın reddine, ii. yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 5. Birleşen dosyada davalılar .... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 09.12.2022 tarihinde hazır beton satışına ilişkin sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeye istinaden Bolu İli Seben İlçesi Hükümet Konağı Binası yapım işinde kullanılacak hazır betonun davacıdan temin edildiğini, satılan ürünün gizli ayıplı olduğunu, karot raporu doğrultusunda hazır betonun standart değerleri sağlamadığının tespit edildiğini, beton dayanımının ortalama 33,15 değerinde olması gerekirken 19,15 değerinde çıktığını, ayıbın olağan kontrolle anlaşılamaması nedeniyle betonun inşaatın yapımında kullanıldığını, müvekkillerinin ciddi zarara uğradığını ve ticari itibarının zedelendiğini, zararın tazmini amacıyla Mahkememizin 2023/333 Esas sayılı dosyasının açıldığını, anılan dosyanın bekletici mesele yapılmasını, davacı tarafın haksız şekilde icra takibi başlattığını beyanla; i. itirazın iptali davasının reddine, ii. takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, iii. yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 6. i. Taraflar arasında 09.12.2022 tarihli "Hazır Beton Satış ve Cari Hesap Sözleşmesi"nin akdedildiği, ii. Sözleşme uyarınca satıma konu betonun C30/37 sınıfı hazır beton olduğu ve birim fiyatının 1.480,00.-TL olarak kararlaştırıldığı, iii. Davacılar iş ortaklığının Bolu İl Özel İdaresi ile 03.11.2022 tarihinde, 18.578.000,00.-TL bedelle, anahtar teslimi götürü bedel esaslı "Bolu İli Seben İlçesi Hükümet Konağı Binası Yapım İşi" sözleşmesini imzaladığı, iv. Davalı GÜMÜŞ tarafından davacılara hazır beton teslim edildiği ve teslimatların gerçekleştiği, v. Davalı GÜMÜŞ tarafından davacılar adına toplam 1.377.328,48.-TL tutarında beş adet fatura düzenlendiği ve bu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, vi. Bolu İl Özel İdaresince oluşturulan komisyonun 23.05.2023 tarihli teknik raporu ile temel ve bodrum kat kolon-perde imalatının yıkılarak yeniden yapılmasına karar verildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 7. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; asıl davada; i. Davada davacı olarak gösterilen iş ortaklığı bakımından taraf ehliyeti ve dava şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, ii. Davalı GÜMÜŞ tarafından teslim edilen hazır betonun sözleşmede kararlaştırılan nitelikte olup olmadığı, ayıplı olup olmadığı, iii. Ayıbın bulunması hâlinde bunun açık ayıp mı gizli ayıp mı olduğu ve muayene ile ayıp ihbarı külfetlerinin süresinde yerine getirilip getirilmediği, iv. Ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı, v. Betonda meydana gelen dayanım düşüklüğünde davalıya yüklenebilecek bir kusur bulunup bulunmadığı, hava koşullarının ve şantiye uygulamalarının sonuca etkisi, vi. Davacılar bakımından müterafik kusur bulunup bulunmadığı ve varsa oranı, vii. Davacıların uğradığı zararın kapsamı ve tutarı ile faiz başlangıcı; Birleşen davada; viii. Taraflar arasındaki satım/cari hesap ilişkisinden kaynaklanan takip konusu 257.328,48.-TL bakiye alacağın ödenip ödenmediği, ix. Buradan varılacak sonuca göre takibe yapılan itirazın haklı olup olmadığı, x. İcra inkâr tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 8. Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2023/16445 sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının Gümüş Grup Hazır Beton İnşaat Nakliye Otomotiv İç ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi, borçluların Rönesans Life İnşaat Turizm Gıda Petrol Sanayi Ticaret Limited Şirketi, Ömeroğulları İnşaat Gıda Ürünleri Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, 257.328,48.-TL cari hesap bakiyesi, 3.486,27.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 260.814,75.-TL olduğu, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine borçlu tarafından ödeme emrine, icra takibine, faize, faiz oranına, borcun tamamına ve takibin tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu davanın İİK m. 67 uyarınca yasal süresinde ve itirazın iptali istemi ile açıldığı anlaşılmıştır. 9. Taraflar arasındaki 09.12.2022 tarihli "Hazır Beton Satış ve Cari Hesap Sözleşmesi": Sözleşmenin kapsamına ilişkin "Sözleşmenin Kapsamı" başlıklı 3. maddesinde, sözleşmenin inşaat malzemelerinin sipariş, teslim, fiyat ve ödeme koşullarını kapsadığı, beton cinsi ve fiyatları ile ödemenin 45-60 günlük evraklar ile yapılacağının kararlaştırıldığı; "Garantiler" başlıklı 6. maddesinde ise "Satıcı sattığı betonun TSE Standartlarına uygun olduğunu garanti etmektedir. Satıcı bu hususta dilerse masrafları kendisine ait olmak üzere teslim anında numune alır. Bu durumda taraflarca birlikte alınan numune laboratuvarda test edilir. Test sonuçlarına bağlı olarak taraflar hareket eder." şeklinde düzenleme yapıldığı; sözleşme ve eklerinde satıma konu betonun C30/37 dayanım sınıfında olduğu, birim fiyatının 1.480,00.-TL olarak belirlendiği, brüt beton için + 60,00.-TL, katkılı beton için +40,00.-TL ve antifrizli beton için + 25,00.-TL ilave bedel öngörüldüğü görülmüştür. 10. Bolu İli Seben İlçesi Hükümet Konağı Binası Yapım İşi'ne ait 03.11.2022 tarihli sözleşmenin incelenmesinde; "Sözleşmenin Tarafları" başlıklı 1. Maddesinde, sözleşmenin, idare Bolu İl Özel İdaresi ile yüklenici RNS Life İnş. Tur. GIda Pet. San. Tic. Ltd. Şti ile Ömeroğulları İnş. Gıda Ürn. Tek. San ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı arasında akdedildiği; "Sözleşmenin Türü ve Bedeli" başlıklı 6. maddesinde, sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedel sözleşmesi olduğu, ihale dokümanında yer alan uygulama projeleri ve bunlara ilişkin mahal listelerine dayalı olarak, işin tamamı için yüklenici tarafından teklif edilen 18.578.000,00.-TL toplam bedel üzerinden akdedildiği; "İşe Başlama ve Bitirme Tarihi" başlıklı 9. maddesinde, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 5 gün içinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre yer teslimi yapılarak işe başlanacağı, yüklenicinin taahhüdünün tümünü, işyeri teslim tarihinden itibaren 400 gün içinde tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmek zorunda olduğu, işyerinde havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmadığı günler 25.11-15.03 tarihleri arasındaki 110 gün olduğu ancak, işin bitiminde bu devrenin dikkate alınmayacağı; "Gecikme Halinde Uygulanacak Cezalar ve Sözleşmenin Feshi" başlıklı 25. maddesinde, bu sözleşmede belirtilen süre uzatımı halleri hariç, yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işin süresinde bitirmediği takdirde en az 10 gün süreli yazılı ihtar yapılarak gecikme cezası uygulanacağı, yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmediği takdirde, gecikilen her gün için ilk sözleşme bedelinin %0,06 oranında gecikme cezası uygulanacağı, gecikme halinde uygulanacak cezalar dahil sözleşme kapsamında kesilecek cezaların toplam tutarının, hiçbir durumda, ilk sözleşme bedelinin %15'ini geçemeyeceği, toplam ceza tutarının, ilk sözleşme bedelinin %15'ini geçmesi durumunda, bu orana kadar uygulanacak cezanın yanı sıra protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminatın gelir kaydedileceği ve sözleşmenin feshedilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edileceği hususlarında düzenleme yapıldığı görülmüştür. 11. Laboratuvar sonuçları, karot numuneleri ve 23.05.2023 tarihli teknik rapor: YEA Yapı Laboratuvarı Ltd. Şti. tarafından alınan taze beton numunelerinin laboratuvar sonuçlarına göre; projesinde istenilen C30/37 beton sınıfı 37 MPa basınç değeri gerektirirken temel betonunda taze beton basınç değerinin 28,21 MPa'da kaldığı (bu değerin C20/25 beton sınıfı basınç değerini karşıladığı), bodrum kat kolon ve perde betonunda ise taze beton sonuçlarının 35,21 MPa'da kalarak C30/37 sınıfını sağlamadığı; İdarece kurulan komisyon tarafından aldırılan karot numunelerinde temel betonunun karot alma standartları gereği üç bölgeye ayrıldığı ve 1. Bölge C18,51 – 2. Bölge C21,87 – 3. Bölge C18,83 değerlerinin belirlendiği; laboratuvar test sonuçlarında ortalama basınç dayanımının 19,15 N/mm² olarak tespit edildiği; 23.05.2023 tarihli teknik raporda, temel ve bodrum kat kolon-perde betonunun 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin (TBDY-2018 m. 7.2.5.1) öngördüğü asgari C25/30 beton basınç dayanım sınıfının dahi altında kaldığı, imalatın fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 23 ve 24. maddeleri uyarınca hatalı ve kusurlu imalatın yıkılarak projesine uygun olarak yeniden yapılması gerektiği kanaatine varıldığı görülmüştür. 12. İdari yargı süreci: Bolu İdare Mahkemesi'nin 2023/649 Esas sayılı dosyasında yürütmenin durdurulması istemli dava açıldığı, Mahkemenin 02.06.2023 tarihli ara kararı üzerine İdarece 19.06.2023 tarihli savunma dilekçesinin sunulduğu, Bolu İdare Mahkemesi'nin 19.06.2023 tarihli yürütmeyi durdurma kararı ile 21.07.2023 tarihli kararının dosya kapsamına alındığı; ayrıca Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.07.2023 tarihli ara kararının dosyada bulunduğu görülmüştür. 13. Mahkememizce dosya üzerinde İnşaat Mühendisi, Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplamalar Uzmanından oluşan heyetten rapor alınmış olup alınan rapor ve ek raporlarının sonuç kısımlarında özetle; ayıplı mal satışından doğan zararın tespitinde, davacılar iş ortaklığına beton alımı sırasında şantiye sahasında gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğüne uygun hareket etmeyerek ve test sonuçlarını idareye süresi içerisinde bildirmeyerek inşaatın ilerlemesine sebebiyet vermek suretiyle zararın meydana gelmesinde artışa etki ettiğinin tespiti ile % 20 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, davalı GÜMÜŞ'ün ayıplı ifadan dolayı kusur oranının % 80 olduğu, inşaatın beton kalitesinin istenilen dayanıma sahip olmaması ve ayıplı ifa sebebiyle yıkım kararı alınıncaya kadar geçen süreçte imalat maliyetinin 7.597.746,22.-TL olduğu, inşaat yıkım maliyetinin imalat içerisindeki hurda demirin karşılığında yapılabileceği, birleşen dava yönünden davalı GÜMÜŞ'ün mali kayıtları incelendiğinde bir alacağının bulunmadığı, davacılar iş ortaklığının açıklamalarının uyuşmazlığı çözecek mahiyette olmadığı ve 15.03.2023 tarihli 426.000,00.-TL tutarlı çekin kime ödendiğine ilişkin açıklama yapılmadığı, davalı GÜMÜŞ'ün muhasebe kayıtlarında hata yapıldığı yönündeki açıklamasının ve müteakip senede düzeltme kaydı ile işleme sokulan işlemin Mahkemece değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti ayrıca; imalat tarihindeki hava durumuna göre beton dökümünün yapılabileceğini, dünya üzerinde -5 °C'nin altındaki koşullarda aylarca kalan yerlerde beton imalatı yapıldığını, önemli olanın mevcut hava koşuluna göre gereken malzeme ve katkının santral tarafından alıcıya bilgisi verilerek beton karışıma eklenmesi olduğunu, katkı atılamayacak bir durum söz konusu ise tecrübeli olduğu belirtilen beton firmasının betonu santralden çıkarmaması gerektiğini, temel betonu imalatı sırasında vibratör kullanmak mutlaka gerekli olsa da bu sebeple beton dayanımının bu kadar düşmesinin çok mümkün olmadığını, 03.01.2023 tarihli temel betonu döküm tarihinde Bolu'da hava sıcaklığının gündüz en yüksek 13 derece, gece en düşük 1 derece olduğunu ve bu hava durumuna göre beton dökümünün antifriz katkısı ve hızlı priz alan çimento ile yapılabileceğini tespit etmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 14. Asıl dava, satış sözleşmesine dayalı olarak satışa konu ürünlerin ayıplı olduğu iddiasına bağlı olarak uğranılan zararların tazmini; Birleşen davada dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 15. Taraflar arasında 09.12.2022 tarihli "Hazır Beton Satış ve Cari Hesap Sözleşmesi"nin akdedildiği, sözleşmenin konusunun Bolu İli Seben İlçesi Hükümet Konağı Binası Yapım İşinde kullanılmak üzere C30/37 dayanım sınıfında hazır beton satımı olduğu, sözleşme uyarınca betonu üretip teslim edenin Gümüş Grup Hazır Beton İnşaat Nakliye Otomotiv İç ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi (GÜMÜŞ), betonu satın alanın ise RNS Life İnşaat Turizm Gıda Petrol Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile Ömeroğulları İnşaat Gıda Ürünleri Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden oluşan iş ortaklığı olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Bu itibarla; davalı GÜMÜŞ satıcı, davacılar RNS Life ve Ömeroğulları şirketleri ise alıcı konumundadır. 16. Öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirmesinin yapılması gerekmekte olup, taraflar arasında akdedilen 09.12.2022 tarihli sözleşme, beton santralinde standart karışım oranlarında ve seri üretim usulü ile üretilerek transmikserlerle alıcıya teslim edilen hazır beton satımını konu almaktadır. Hazır beton, bileşenlerinin bilgisayar kontrolüyle önceden belirlenen oranlarda bir araya getirilip beton santralinde veya transmikserde karıştırılmasıyla üretilen ve tüketiciye "taze beton" olarak teslim edilen bir yarı mamul üründür. Satıma konu betonun alıcının siparişine göre belirli bir dayanım sınıfında (C30/37) üretilmiş olması, malın ölçü, kalite ve tüm teknik özelliklerinin alıcıya özel olarak tasarlanıp imal edildiği anlamına gelmemekte; söz konusu dayanım sınıfları TS EN 206 ve ilgili standartlarda önceden tanımlanmış standart sınıflar olup, satıcının piyasaya sürdüğü olağan ürün yelpazesi içinde yer almaktadır. Bu itibarla taraflar arasındaki hukuki ilişki, 6102 sayılı TTK m. 4 ve 6098 sayılı TBK m. 207 vd. hükümleri uyarınca "Ticari Satım Sözleşmesi" niteliğinde olup; davalı satıcı, davacılar ise alıcı konumundadır. 17. Sözleşmenin "Sözleşmenin Kapsamı" başlıklı 3. maddesinde bedelin birim fiyat esasına göre belirlendiği, C30/37 dayanım sınıfına sahip hazır betonun birim fiyatının 1.480,00.-TL, brüt beton için +60,00.-TL, katkılı beton için +40,00.-TL ve antifrizli beton için +25,00.-TL olarak kararlaştırıldığı, ödemenin 45-60 günlük evraklar ile yapılacağının öngörüldüğü anlaşılmıştır. Bedel Türk Lirası cinsinden belirlenmiş olup, taraflar arasında herhangi bir kur esası kararlaştırılmamıştır. 18. Bu açıklamalar neticesinde asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede; Davacı / birleşen davanın davalısı RNS Life Ltd. Şti ve Ömeroğulları İnş. Ltd. Şti vekili asıl davada; taraflar arasında 09.12.2022 tarihinde hazır beton satışına ilişkin sözleşme imzalandığını, müvekkilinin davalı tarafa bütün ödemeleri vaktinde ve eksiksiz olarak yaptığını, sözleşmeye istinaden Bolu ili, Seben İlçesi Hükümet Konağı Binası yapımı işinde kullanılacak hazır beton davalı şirketten temin edildiğini, müvekkili şirketin Bolu İli Seben İlçesi Hükümet Konağı Binası yapım işi için ihaleye girmiş ve yapım işini sütlenerek 03.11.2022 tarihinde Bolu İl Özel İdaresi ile 18.578.000 TL bedel üzerinden sözleşme imzaladığını, davalı ile 09.12.2022 tarihinde hazır beton satışına ilişkin sözleşme imzalandığını, davalı tarafça sağlanan betonun kullanıldığını ancak, betonun ayıplı olduğunun tespit edildiğini, ayıplı ifa sonucunda idarece temel ve bodrum kat imalatının yıkımına karar verildiğini belirterek uğradıkları zararın tazminini talep etmiştir. 19. Davalı/birleşen davanın davacısı Gümüş Hazır Beton İç ve Dış Tic. Ltd. Şti ise, uyuşmazlığa konu beton döküm işlemi yapılmadan önce davalı şirket çalışanları tarafından davacı tarafa zeminin sulu olduğu ve betonun kalitesini bozmak suretiyle istenilen verimin alınamayacağı, vibratör kullanılmaması durumunda betonun kalitesini bozmak suretiyle istenilen verimin alınamayacağı, antifirizin -5 dereceden sonra etki etmeyeceği ve betonun kalitesini bozmak suretiyle istenilen verimin alınamayacağı hususlarında uyarı yapıldığını ancak, davacı tarafın sözleşmeyi ileri sürerek tüm sorumluluğun kendilerine ait olduğunu ve beton dökme işleminin yapılmasını talep ettiklerini dolayısıyla beton döküm işleminden önce alınan numunelerden sorun çıkmadığını ancak beton döküm işleminden 4 ay sonra alınan numunelerin standartları karşılamadığı bir durumda davalı müvekkili şirkete kusur isnat edilmesinin hukuken ve kanunen mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. 20. Birleşen davanın davacısı Gümüş Hazır Beton İç ve Dış Tic. Ltd. Ştii birleşen davada; davalılar tarafından Bolu İli Seben İlçesinde taahhüt işi yapılmaktayken beton imalatının davacı müvekkili tarafından davalı şirketlere temin edildiğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalıların cari hesap bakiyesi olarak kalan 257.328,48 TL bedeli ödemediğini, borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2023/16445 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiğini, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını belirterek takibe vaki itirazın iptalini talep etmiş; davalılar ise satılan malın gizli ayıplı olduğunu ve ödemelerin eksiksiz yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmişlerdir. 21. Öncelikle Davalı GÜMÜŞ'ün taraf ehliyeti (husumet) itirazının değerlendirilmesinde; asıl davanın "RNS Life İnş. Ltd. Şti. ve Ömeroğulları İnş. Ltd. Şti. İş Ortaklığı" adına açıldığı, iş ortaklığının tüzel kişiliği bulunmadığı ve TBK m. 620 vd. anlamında adi ortaklık niteliği taşıdığı, bu nedenle davanın iş ortaklığını oluşturan tüm ortaklarca birlikte açılması ve hükümde ortaklığı oluşturan şirketlerin her birinin ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği açıktır. Somut olayda; iş ortaklığını oluşturan RNS Life İnşaat Turizm Gıda Petrol Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile Ömeroğulları İnşaat Gıda Ürünleri Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin her ikisinin de yargılamada yer aldığı, her ikisinin de aynı vekil tarafından temsil edildiği, birleşen davada aynı iki şirketin davalı sıfatıyla ayrı ayrı taraf gösterildiği ve bu davada da aynı vekille temsil edildikleri, dolayısıyla zorunlu dava arkadaşlığının fiilen gerçekleştiği ve taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmıştır. Nitekim davacılar vekili 02/07/2026 tarihli son celsede taraf kaydının UYAP sistemi üzerinde her iki şirket olarak ayrı ayrı düzeltilmesini talep etmiş olup; anılan talep taraf değişikliği niteliğinde olmayıp mevcut taraf teşkilinin kayden düzeltilmesine yönelik olduğundan kabul edilmiş ve hüküm fıkrası iş ortaklığını oluşturan şirketler ayrı ayrı gösterilmek suretiyle kurulmuştur. Bu itibarla davalının taraf ehliyeti yokluğuna dayalı usulden ret istemi yerinde görülmemiştir. 22. Davalı GÜMÜŞ'ün zamanaşımı def'inin değerlendirilmesinde; satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin davalar, TBK'nın 231. maddesi uyarınca, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; satıcı daha uzun bir süre için sorumluluk üstlenmişse bu süre esas alınır. Satıcının ağır kusuru bulunması hâlinde ise satıcı iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Somut olayda satıma konu hazır betonun 03.01.2023, 23.01.2023 ve 06.03.2023 tarihlerinde teslim edildiği, asıl davanın ise 09/05/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, davanın iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı sabittir. Bu bakımdan davalının zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir. 23. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK. m. 190/1). 24. Ticari satım sözleşmelerinde ispat yükü iki aşamalı olarak dağılmaktadır. Öncelikle satıcının, satıma konu edilen malı alıcıya teslim ettiğini ispat etmesi, bu vakıanın ispatı hâlinde ise alıcının mal bedelinin ödendiğini ve borcun sona erdiğini ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık, HMK m. 190 uyarınca malın ayıplı olduğunu iddia etme hâlinde ispat yükü, ayıp iddiasında bulunan alıcının üzerindedir. 25. Somut olayda teslim vakıası çekişmesizdir. Davalı GÜMÜŞ tarafından davacılara toplam 1.377.328,48.-TL tutarında beş adet fatura düzenlendiği, bu faturaların her iki tarafın da usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 03.01.2023 tarihinde temel betonunun, 23.01.2023 tarihinde bodrum kat kolon ve perde betonunun, 06.03.2023 tarihinde ise bodrum kat tabliye betonunun döküldüğü ve satıma konu betonun tamamının imalatta kullanıldığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu itibarla satıcının teslim edimini ifa ettiği sabittir. 26. Davacı yan taraflar arasında bir satım sözleşmesi bulunduğunu, davalının ayıplı mal teslimden ötürü müvekkilinin zarara uğradığını iddia etmektedir. Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan "ayıp ve ayıba karşı tekeffül" kavramları üzerinde durmakta yarar vardır. 27. Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenleme "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur" şeklindedir. 28. Öğretide ayıp, satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır. 29. Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankara 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. 30. Ancak TTK m. 23 hükmünde malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Bu hükme göre "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya bildirmeye ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür." Bununla birlikte ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223/2. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır. 31. Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde TBK'nın 227. maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir. 32. Bununla birlikte satıcının ağır kusurlu olduğu halde, diğer bir ifade ile eğer alıcı iğfal edilmiş ise yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim TBK'nın 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı gibi 231. maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinden de yararlanamayacaktır. 33. Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde ise alıcı TBK'nın 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanabilecektir. Öte yandan TBK m. 227/2 hükmü uyarınca alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı da saklıdır. 34. Alıcının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması halinde TBK'nın 229. maddesi uyarınca, alıcı satıcıdan, ödemiş olduğu satış bedelinin faiziyle birlikte geri verilmesi, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi, ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini isteyebileceği gibi ayrıca satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür. 35. Ayrıca alıcı TBK'nın 230. maddesi uyarınca birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı çıkanlar için kullanılabilir. 36. Yapılan açıklamalar kapsamında somut olay ele alındığında, öncelikle davacıların ileri sürdüğü ayıp iddiasının değerlendirilmesi, ayıbın varlığının ispatı hâlinde, ayıbın niteliğine göre (gizli ya da açık ayıp) ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı ile süresinde ayıp ihbarının varlığının ispatı da sağlanması durumunda talep konusu seçimlik hakların ve tazminat isteminin değerlendirilmesi gerekmektedir. 37. Ayıbın varlığı yönünden; taraflar arasındaki 09.12.2022 tarihli sözleşme ile satıma konu betonun C30/37 dayanım sınıfında olacağı kararlaştırılmış, sözleşmenin "Garantiler" başlıklı 6. maddesi ile satıcı, sattığı betonun TSE standartlarına uygun olduğunu açıkça garanti ettiği, satının bu hususta dilerse masrafları kendisine ait olmak üzere teslim anında numune alacağı, bu durumda taraflarca birlikte alınan numune labrotuvarda test edileceği, test sonuçlarına bağlı olarak tarafların hareket edeceği hususlarında düzenleme yapıldığı görülmüştür. Buna karşılık dosya kapsamındaki laboratuvar ve karot test sonuçlarına göre; YEA Yapı Laboratuvarı Ltd. Şti. tarafından alınan taze beton numunelerinde temel betonunun basınç değerinin, projesinde istenilen 37 MPa yerine 28,21 MPa'da kaldığı ve bu değerin ancak C20/25 beton sınıfını karşıladığı, bodrum kat kolon ve perde betonunda ise değerin 35,21 MPa'da kalarak yine C30/37 sınıfını sağlamadığı; İdarece kurulan komisyon marifetiyle standartlara uygun olarak alınan karot numunelerinde temel betonunun üç bölgeye ayrılarak sırasıyla C18,51 – C21,87 – C18,83 değerlerinin belirlendiği, laboratuvar test sonuçlarında ortalama basınç dayanımının 19,15 N/mm² olarak tespit edildiği anlaşılmıştır. Bu değerler, yalnızca sözleşmede kararlaştırılan C30/37 sınıfının değil, 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin (TBDY-2018 m. 7.2.5.1) betonarme yapılarda kullanılmasını zorunlu kıldığı asgari C25/30 sınıfının dahi altındadır. Nitekim İdarece oluşturulan komisyonun 23.05.2023 tarihli teknik raporunda da, imalatın proje, fen ve sanat kurallarına ve 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğine uygun olmadığı, hatalı ve kusurlu imalatın yıkılarak projesine uygun olarak yeniden yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Buna göre satıma konu hazır betonun, satıcının bildirdiği ve garanti ettiği nitelikleri taşımadığı, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları tamamen ortadan kaldıran maddi ayıplı malul olduğu (TBK m. 219) değerlendirilmiştir. 38. Ayıbın niteliği yönünden; betonun basınç dayanımı, malın dış görünüşünden veya olağan bir fiziki muayeneden anlaşılabilecek bir özellik değildir. Sertleşmiş betonun eksenel basınç altında ulaşabildiği en büyük gerilmeyi ifade eden basınç dayanımı, ancak standart numunelerin 28 günlük kür süresinin tamamlanmasının ardından laboratuvar ortamında yapılacak testler ile ya da yapıdan alınacak karot numunelerinin test edilmesi suretiyle belirlenebilir. Malın teslim anında, hatta yerine yerleştirilmesi anında dahi bu özelliğin gözle görülerek veya elle muayene edilerek tespiti teknik olarak mümkün değildir. Bu itibarla somut olaydaki ayıp, TTK m. 23/1-c hükmünün yollamada bulunduğu TBK m. 223/2 anlamında "olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak" nitelikteki gizli ayıp olarak nitelendirilmiştir. Davalı vekilinin, 9,74 gibi düşük bir dayanım değerine sahip betonun gözle görülebileceği yönündeki savunması, dosyaya yansıyan karot ortalamasının 19,15 N/mm² olması ve bilirkişi heyetince tespit edilen bölge ortalamalarının C18,51 – C21,87 – C18,83 düzeyinde bulunması karşısında somut olayla örtüşmemekte olup yerinde görülmemiştir. 39. Ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı yönünden; gizli ayıplarda alıcı, ayıbı araştırmakla yükümlü olmamakla birlikte, ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmekle yükümlüdür. Somut olayda, Bolu İl Özel İdaresinin 19.06.2023 tarihli E-16316911-750-24957 sayılı yazısında, "03.01.2023 tarihinde temel betonu, 23.01.2023 tarihinde bodrum kat... dökülmüştür. Temel betonundaki 7 ve 28 günlük taze beton sonuçlarının düşük olduğu idaremize bildirilmemiş... yüklenici firma bodrum kat imalatına devam etmiştir." ifadeleri açıkça yer almaktadır. Temel betonunun karot numunelerine ilişkin sonuçların davacılarca öğrenilmesi üzerine, davacılar iş ortaklığı tarafından davalı GÜMÜŞ'e 13.04.2023 tarihli ihtarname keşide edilerek, beton dayanımının 33,15 N/mm² çıkması gerekirken 19,15 N/mm² çıktığı açıkça bildirilmiştir. İhbarın, ayıbın niteliğini (dayanım düşüklüğü), ölçüsünü (19,15 N/mm²) ve konusunu şüpheye yer bırakmayacak açıklıkta somutlaştırdığı, davalı GÜMÜŞ'ün de 19/04/2023 tarih ve 09294 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu ihbara altı gün içinde cevap verdiği görülmektedir. Bu itibarla gizli ayıp bakımından ihbar külfetinin usulüne uygun biçimde ve derhal yerine getirildiği kabul edilmiştir. 40. Davalı vekili, davacıların 7 ve 28 günlük taze beton test sonuçlarını daha erken öğrendiğini, buna rağmen ne İdareye ne de satıcıya bildirimde bulunmadığını, bu nedenle ihbarın süresinde sayılamayacağını savunmuştur. Bu savunma, aşağıda müterafik kusur başlığı altında ayrıntılı olarak değerlendirilecek olmakla birlikte, ihbar külfetini tümüyle ortadan kaldıracak nitelikte görülmemiştir. Zira taze beton numunelerinden elde edilen sonuçlar, bilirkişi heyetinin de isabetle belirttiği üzere yapıdaki betonun "gerçek dayanımını" değil "muhtemel dayanımını" vermekte olup; ayıbın kesin, nihai ve tartışmasız biçimde ortaya çıkması ancak yapıdan alınan karot numunelerinin test edilmesi ile mümkün olmuştur. Kaldı ki, taze beton sonuçlarının erken bildirilmemiş olması ayıbın varlığını ve satıcının bundan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; bu davranış olsa olsa zararın artmasına etki eden bir olgu olarak TBK m. 52 kapsamında değerlendirilebilir ki, aşağıda bu yönde değerlendirme yapılmıştır. 41. Öte yandan, sözleşmenin "Garantiler" başlıklı 6. maddesinde satıcıya, dilerse masrafları kendisine ait olmak üzere teslim anında numune alma hakkı tanınmış ve bu durumda taraflarca birlikte alınan numunenin laboratuvarda test edileceği ve test sonuçlarına bağlı olarak tarafların hareket edeceği kararlaştırılmıştır. Satıcı GÜMÜŞ'ün, kendisine sözleşme ile tanınan bu imkânı kullandığına, teslim anında birlikte numune alınmasını talep ettiğine veya kendi adına aldırdığı numunelere ilişkin bir test sonucu bulunduğuna dair dosyaya hiçbir belge sunulmamıştır. Nitekim bilirkişi heyeti de, uygulamada ve olması gerekende beton santralinin, sattığı malzemenin kontrolü açısından kendisi için ayrıca numune alması ve test yaptırması gerektiğini tespit etmiştir. 42. Ayıbın kaynağı ve davalıya kusur yüklenip yüklenemeyeceği yönünden; davalı GÜMÜŞ, dayanım düşüklüğünün olumsuz hava koşullarından (döküm günü sıcaklığın -13 dereceye kadar indiği), zeminin sulu olmasından, vibratör kullanılmamasından ve numunelerin uygun koşullarda korunmamasından kaynaklandığını savunmuştur. Ancak; i. Öncelikle davalının, karot raporuna konu temel betonunun 26/01/2023 tarihinde döküldüğü yönündeki beyanı, İdarenin resmî kayıtları ve bilirkişi tespitleri ile örtüşmemektedir. Dosya kapsamına göre temel betonu 03.01.2023 tarihinde dökülmüştür. ii. Bilirkişi heyetince yapılan araştırmada, 03.01.2023 tarihinde Bolu'da hava sıcaklığının gündüz en yüksek 13 derece, gece en düşük 1 derece olduğu, bu hava koşullarında beton dökümünün antifriz katkısı ve hızlı priz alan çimento ile yapılabileceği tespit edilmiştir. Bu tespit karşısında, davalının "-13 derece" savunmasının maddi dayanaktan yoksun kaldığı anlaşılmaktadır. iii. Kaldı ki, taraflar arasındaki sözleşmede antifrizli beton için ayrıca 25,00.-TL birim fiyat farkı öngörülmüş olmasına rağmen, bilirkişi heyetince yapılan incelemede 26.01.2023 tarih ve 3 numaralı faturaya konu betonun antifrizli olarak görünmediği tespit edilmiştir. Bu husus, satıcının hava koşullarının gerektirdiği katkıyı karışıma eklemeksizin beton sevk ettiğini göstermektedir. iv. Bilirkişi heyeti ayrıca; dünya üzerinde yılın büyük bölümünü -5 °C'nin altında geçiren coğrafyalarda dahi beton imalatı yapıldığını, önemli olanın mevcut hava koşuluna göre gereken malzeme ve katkının santral tarafından alıcıya bilgisi verilerek beton karışıma eklenmesi olduğunu, katkı atılamayacak bir durum söz konusu ise tecrübeli olduğu belirtilen beton firmasının betonu santralden hiç çıkarmaması gerektiğini açıkça belirtmiştir. v. Yine bilirkişi heyetince, temel betonu imalatı sırasında vibratör kullanımı mutlaka gerekli olsa dahi, bu sebeple beton dayanımının bu ölçüde düşmesinin teknik olarak mümkün olmadığı tespit edilmiştir. vi. Davalının dayandığı WhatsApp yazışmalarının, bilirkişi heyetince yapılan incelemede 16 Aralık Cuma günü, yani temel betonu dökümünden çok önce ve ilk C-16/20 grobeton sevkiyatının ardından gerçekleştiği belirlenmiş olup; anılan yazışmaların dava konusu 03.01.2023 tarihli temel betonu dökümüne ilişkin olmadığı anlaşılmaktadır. 43. Davalı GÜMÜŞ, tacir olup; tacirin, ticari işletmesi ile ilgili tüm faaliyetlerinde basiretli işadamı gibi davranması gerektiği yasa gereğidir (TTK m. 18/2). Beton santrali işletmeciliği gibi, ürettiği malın nihai kalitesi kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir alanda faaliyet gösteren davalının; sevkiyat günündeki hava koşullarını, karışıma eklenmesi gereken katkı maddelerini, taşıma süresini ve teslim koşullarını gözeterek hareket etmesi, gerekli katkının eklenmesinin mümkün olmadığı hâllerde ise betonu santralden hiç çıkarmaması beklenir. Bu itibarla, satıcının sözleşme ile açıkça garanti ettiği TSE standartlarına ve C30/37 dayanım sınıfına uygun olmayan beton teslim etmek suretiyle ayıplı ifada bulunduğu ve bu ayıptan sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. 44. Dosyaya mübrez evraklar tetkik edildiğinde; ihale makamı olan Bolu İl Özel İdaresi tarafından, dökülen temel betonunun projede istenilen C30/37 standartlarını sağlamaması üzerine 13.04.2023 tarihinde bir komisyon oluşturulduğu ve 23.05.2023 tarihinde teknik bir rapor tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Bu rapora istinaden İdare, 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ve Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 23. ve 24. maddeleri gereğince hatalı ve kusurlu olan temel ve bodrum kat betonunun yıkılarak projesine uygun olarak yeniden yapılmasına karar vermiş ve bu durumu 01.06.2023 ile 19.06.2023 tarihli yazılarla davacı yüklenicilere tebliğ etmiştir. 45. Bu idari işleme (yıkım kararına) karşı davacı iş ortaklığı tarafından Bolu İdare Mahkemesi nezdinde 2023/649 Esas sayılı dosya ile yürütmenin durdurulması ve iptal talepli dava açıldığı İdarenin savunma dilekçesinden sabittir. Ancak bilirkişi raporunun teknik tespitler bölümünde, Bolu İdare Mahkemesinin 21.07.2023 tarihli kararından bahsedilmiş ve Bolu İl Özel İdaresinin 21.07.2023 tarihli yazısıyla "imalatın yıkılıp projeye uygun olarak tekrardan yapılması için 10 gün ek süre verdiği" tespit edilmiştir. Dahası, İdarenin 01.09.2023 tarihli yazısında, şantiye alanındaki engellerin (hurda vb.) kaldırılmaması nedeniyle yıkım ve yeniden yapım imalatlarına 10 takvim günü içinde başlanmaması durumunda Yapım İşleri Genel Şartnamesi (Y.İ.G.Ş.) m. 47'ye göre sözleşmenin feshi işlemlerine başlanacağı ihtar edilmiştir. 46. Davacıların talebinin hukuki niteliğinin değerlendirilmesi bakımından, TBK'nın 227. maddesinin son fıkrası uyarınca alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Somut olayda davacılar, satılanı geri verme (dönme), bedelde indirim, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme seçimlik haklarından herhangi birini kullanmamış; satıma konu betonun yapıya yerleştirilerek imalata dönüşmüş ve ayrılmaz hâle gelmiş olması karşısında bu haklardan bir kısmının kullanılması esasen fiilen de mümkün bulunmamıştır. Davacılar, doğrudan genel hükümlere göre tazminat talebinde bulunmuşlardır. Bu itibarla uyuşmazlık, TBK m. 227/2 son cümle yollamasıyla TBK m. 112 vd. hükümleri çerçevesinde, ayıplı ifadan doğan zararın tazmini kapsamında çözümlenmiştir. 47. Bu tür uyuşmazlıklarda tazminatın kapsamı; ayıplı malın (betonun) bedeli ile sınırlı olmayıp, ayıplı malın döküldüğü ve onunla birleşerek ekonomik değerini yitiren diğer malzemelerin (demir, kalıp, işçilik, hafriyat vb.) boşa giden maliyetlerini de içerir (TBK m. 227/2, doğrudan ve dolaylı zarar). 48. Zararın tespiti yönünden; bilirkişi heyetince, dosyadaki mali kayıtlar ve faturalar üzerinden yapılan incelemede; ayıplı ifa nedeniyle yıkım kararı alınıncaya kadar geçen süreçte, yıkılması kararlaştırılan temel ile bodrum kat kolon ve perdeleri için yapılan imalat maliyetinin toplam 7.597.746,22.-TL olduğu, bu tutarın genel giderler, banka giderleri, faturalı giderler ve taşeron avansları kalem kalem gösterilmek suretiyle hesaplandığı; yıkım maliyetinin ise, yıkılacak imalatın içerisindeki inşaat demirinin hurda bedeli (temel ve tabliyeler için hesaplanan 376.312,50.-TL ilâ 398.250,00.-TL arası tutar) karşılığında, ayrıca bir bedel ödenmeksizin gerçekleştirilebileceği tespit edilmiştir. Söz konusu imalat maliyeti, ayıplı ifa nedeniyle yıkılması zorunlu hâle gelen ve bu suretle davacıların malvarlığından karşılıksız olarak çıkmış bulunan giderleri ifade etmekte olup, ayıplı ifadan doğan doğrudan zarar niteliğindedir. 49. Müterafik kusur yönünden; müterafik kusur, zarar görenin zararın meydana gelmesinde ya da zararın artmasında etkisinin bulunduğu durumlarda ortaya çıkmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu kural, TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralının sorumluluk hukukundaki özel bir görünümüdür. 50. Somut olayda; davacılar iş ortaklığının, 03.01.2023 tarihinde dökülen temel betonuna ilişkin 7 günlük ve 28 günlük taze beton test sonuçlarının düşük çıktığını öğrendiği hâlde, bu durumu ne yapım işinin idaresi olan Bolu İl Özel İdaresine ne de satıcı davalı GÜMÜŞ'e bildirmediği; aksine 23.01.2023 tarihinde bodrum kat kolon ve perdelerinin, 06.03.2023 tarihinde ise bodrum kat tabliye betonunun dökülmesi suretiyle imalata devam ederek betonarme kısmı tamamladığı dosya kapsamı ile sabittir. Uygulamada olması gereken süreç, bilirkişi heyetince de açıkça ortaya konulduğu üzere; alınan numunelerin 7 günlük basınç dayanımının düşük çıkması hâlinde şantiyede imalatın durdurulması, 28 günlük dayanımın da düşük çıkması hâlinde uygun yöntemlerle karot numunesi alınarak sonucun beklenmesi ve buna göre güçlendirme ya da yıkım kararı verilmesidir. Davacılar bu süreci işletmemiş; sonuçları paylaşmayarak hem satıcının ayıbı giderme veya sonraki sevkiyatlarda gerekli önlemleri alma imkânını ortadan kaldırmış, hem de yıkılması gereken imalatın hacmini ve dolayısıyla zararın miktarını kendi eylemleriyle artırmıştır. Basiretli bir tacir olarak, taahhüt ettiği kamu yapım işinde beton test sonuçlarını takip etmek ve olumsuz sonuçları derhal ilgililere bildirmek davacıların yükümlülüğündedir. Bu itibarla davacılar iş ortaklığının, zararın artmasında etkili olmak suretiyle TBK m. 52 anlamında % 20 oranında müterafik kusurlu olduğu kabul edilmiştir. 51. Buna göre; ayıplı ifa nedeniyle doğan 7.597.746,22.-TL tutarındaki zarardan, davacıların % 20 oranındaki müterafik kusuru düşüldüğünde, davalı GÜMÜŞ'ün sorumlu olduğu tazminat tutarının 7.597.746,22.-TL x % 80 = 6.078.196,98.-TL olduğu hesaplanmıştır. 52. Mahkememizce, 21.02.2025 tarihli kök rapor ile 09.10.2025 ve 10.03.2026 tarihli ek raporlar birlikte değerlendirilmiş; raporların dosya kapsamındaki yazılı delillere, sözleşme hükümlerine, kurum müzekkere cevaplarına, laboratuvar test sonuçlarına ve tarafların ticari defter kayıtlarına dayalı, ayrıntılı, gerekçeli, birbiriyle çelişmeyen ve denetime elverişli olduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetince yapılan zarar hesabının ve kusur dağılımının dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargısal uygulamalara uygun olduğu anlaşılmıştır. 53. Birleşen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/522 Esas, 2023/659 Karar sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede; davacı GÜMÜŞ, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklanan 257.328,48.-TL bakiye alacağının ödenmediğini ileri sürmüş; davalılar ise ödemelerin eksiksiz yapıldığını savunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere, satıcının teslim edimini ifa ettiğinin sabit olması karşısında, ödeme, borcu sona erdiren bir vakıa olup ispat yükü borçluya aittir (HMK m. 190; TBK m. 103). 54. Davalı GÜMÜŞ'ün (birleşen davada davacının) kendi ticari defterleri yönünden; yerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, GÜMÜŞ'ün 120.042 kod numaralı Alıcılar Hesabına davacılar iş ortaklığı adına beş adet fatura karşılığı toplam 1.377.328,48.-TL borç kaydının işlendiği, bu tutara karşılık aynı tutarda çek ödemesinin hesaba alacak kaydedilerek bakiyenin "0" konumuna getirildiği ve 2023 yılı yevmiye defteri kapanış fişinde davacılar iş ortaklığının herhangi bir borcunun görülmediği tespit edilmiştir. GÜMÜŞ'ün yevmiye defterlerinin 2022 ve 2023 yılları için Yenimahalle 2. Noterliği nezdinde usulüne uygun açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu da saptanmıştır. Bu kayıtlar, HMK m. 222/5 uyarınca sahibi (GÜMÜŞ) aleyhine delil teşkil eder. Bir tacirin, kanuna uygun olarak tuttuğu ve kapanış tasdiki yaptırdığı ticari defterinde, karşı tarafın borcunun kalmadığını göstermesi, alacağın sona erdiğinin kendi kayıtlarıyla ikrarı niteliğindedir. 55. Davalı GÜMÜŞ vekili, 16.02.2026 tarihli dilekçesi ile muhasebe kayıtlarında hata yapıldığını ve bu hatanın sonraki dönemde düzeltildiğini beyan etmiş, dilekçe ekinde 120.042 kod numaralı hesaba 31.12.2024 tarih ve 681 yevmiye kaydı ile 257.328,48.-TL borç kaydı işlendiğini gösteren belgeleri sunmuştur. Ne var ki; bu kayıt, uyuşmazlığın doğumundan, icra takibinin başlatılmasından (10/06/2023) ve birleşen davanın açılmasından (19/07/2023) çok sonra ve tek taraflı olarak oluşturulmuştur; bilirkişi heyetince de tespit edildiği üzere, ticari defter görüntülerinde kaydın düzeltme amacıyla yapıldığına dair herhangi bir şerh düşülmemiştir. Ticari defterlerin ispat gücü, kayıtların zamanında, düzenli ve muhasebe ilkelerine uygun biçimde tutulmasından kaynaklanmakta olup, bir tacirin aleyhine olan kendi kaydını, dava sırasında ve tek taraflı olarak yapacağı sonraki tarihli bir ters kayıtla bertaraf etmesine hukuken imkân bulunmamaktadır. Aksinin kabulü, ticari defterlere kanunen tanınan ispat gücünü tamamen anlamsız kılar. Bu itibarla anılan düzeltme kaydına itibar edilmemiştir. 56. Mahkememizce talimat yoluyla davacılar iş ortaklığının ticari defterleri üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, 17.04.2024 tarihli raporda takip tarihi itibarıyla iş ortaklığının GÜMÜŞ'e 257.328,48.-TL borç bakiyesi bulunduğu tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere, her iki tarafın da usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri, kendi sahipleri aleyhine kayıtlar içermekte ve birbirini doğrulamamaktadır. Bu durumda, HMK m. 222/4 uyarınca hiçbir tarafın defteri kendi lehine delil teşkil etme gücünü haiz görülmemiş olup, uyuşmazlığın defter kayıtları dışındaki objektif delillerle çözümlenmesi gerekmiştir. 57. Banka kayıtları yönünden; davacılar iş ortaklığı tarafından dosyaya sunulan Vakıfbank 00158...82905 numaralı hesap ekstresinde; 25.01.2023 tarihinde 13478 numaralı çek için 425.000,00.-TL, 28.02.2023 tarihinde 13477 numaralı çek için 425.000,00.-TL, 15.03.2023 tarihinde 13480 numaralı çek için 426.000,00.-TL ve 27.03.2023 tarihinde 13492 numaralı çek için 220.000,00.-TL olmak üzere toplam 1.496.000,00.-TL tutarında çek bedelinin takas yoluyla ödendiği belgelenmiştir. Söz konusu tutar, taraflar arasında ihtilafsız olan 1.377.328,48.-TL tutarındaki toplam fatura bedelini aşmaktadır. Bu ödemelerin bir kısmının davacıların kendi defterlerine eksik işlenmiş olması, ödeme olgusunun gerçekleşmediği anlamına gelmez; zira ödemenin ispatında esas alınacak olan, tarafların tek taraflı muhasebe kayıtları değil, banka kayıtları gibi üçüncü kişi nezdinde oluşan objektif delillerdir. Bilirkişi heyetinin, ödenen toplam tutar ile fatura toplamının "uyuşmadığı" yönündeki tespiti isabetli olmakla birlikte, bu uyuşmazlık ödemenin eksik değil, fazla olması biçiminde tezahür etmekte olup, borçlu aleyhine sonuç doğuracak nitelikte değildir. 58. Nihayet, davacı GÜMÜŞ'ün kendi ticari defterlerinde 31.12.2023 tarih ve 141 yevmiye kaydı ile 257.328,48.-TL tutarındaki alacağını "alınan müşteri çekleri" açıklaması ile alacak kaydederek kapatmış olması da bu sonucu doğrulamaktadır. Muhasebe tekniği bakımından bir alacağın "alınan müşteri çeki" olarak kayda alınması, söz konusu alacağın çekle karşılandığını ve borç ilişkisinin sona erdiğini gösterir. Açıklanan nedenlerle; davalılar iş ortaklığı tarafından takip konusu 257.328,48.-TL'yi de kapsayacak biçimde ödeme yapıldığı, borcun sona erdiği, dolayısıyla davacı GÜMÜŞ'ün takip tarihi itibarıyla davalılardan alacaklı olmadığı ve buna bağlı olarak davalıların takibe yönelik itirazının haklı olduğu kanaatine varılmış; birleşen itirazın iptali davasının reddine karar vermek gerekmiştir. 59. Birleşen davada davalılar ise, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep etmişlerdir. İİK m. 67/2 uyarınca borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının kötü niyetli olduğunun sabit olması gerekir. Somut olayda; taraflar arasında gerçek bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı GÜMÜŞ'ün kendi kayıtlarında yer alan çek tahsilatlarına ilişkin muhasebe kaydının niteliği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık doğduğu, alacağın varlığının ancak karşılıklı ticari defter incelemeleri ve banka kayıtlarının değerlendirilmesi sonucunda belirlenebildiği gözetildiğinde, alacaklının takibi kötü niyetle başlattığı sonucuna varılamamıştır. Bu itibarla kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir. 60. Asıl davada hüküm altına alınan alacak, satım bedeli alacağı olmayıp ayıplı ifadan doğan tazminat alacağı niteliğindedir. Davacılar, dava dilekçesinde zararın kapsamını ve miktarını tam ve kesin olarak belirlemelerinin kendilerinden beklenemeyeceğini, zararın uzman bilirkişilerce hesaplanacağını açıkça belirterek davayı HMK m. 107 anlamında belirsiz alacak davası olarak açmış; nitekim Mahkememizce de 02/02/2026 tarihli celsenin 9 numaralı ara kararı ile davacılar vekiline "bedel artırımı" için süre verilmiş ve davacılar bu doğrultuda talep sonucunu bilirkişi raporu ile belirlenen tutara yükseltmişlerdir. Belirsiz alacak davasında talep sonucunun artırılması ıslah niteliğinde olmayıp davanın başından itibaren tüm alacak yönünden açılmış sayılmasının doğal sonucu olduğundan, faiz başlangıcının alacağın tamamı bakımından dava tarihi olması gerekmektedir. 61. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizce ve bilirkişi raporlarında yapılan değerlendirme ve hesaplamanın dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargısal uygulamalara uygun olduğu anlaşılmakla; asıl davada, davalı GÜMÜŞ tarafından teslim edilen hazır betonun sözleşmede kararlaştırılan ve satıcı tarafından garanti edilen C30/37 dayanım sınıfını sağlamadığı, gizli ayıpla malul olduğu, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun olarak yapıldığı, ayıplı ifa nedeniyle imalatın yıkımına karar verilmesi sonucu davacıların 7.597.746,22.-TL tutarında zarara uğradığı, davacıların zararın artmasındaki % 20 oranındaki müterafik kusuru (TBK m. 52) düşüldüğünde davalının sorumlu olduğu tazminat tutarının 6.078.196,98.-TL olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne; birleşen davada ise, takip konusu 257.328,48.-TL bakiye alacağın ödendiği, davacı GÜMÜŞ'ün kendi ticari defterlerinin de bu yönde aleyhine delil teşkil ettiği ve davalıların takibe yönelik itirazının haklı olduğu anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. VI-HÜKÜM ASIL DAVA 1- Davanın KABULÜNE, 2- Bu doğrultuda; 6.078.196,98.-TL tazminatın 09/05/2023 (dava) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Gümüş Grup Hazır Beton İnşaat Nakliye Otomotiv İç ve Dış Ticaret Sanayi Limited Şirketi'nden tahsili ile davacılar RNS Life İnşaat Turizm Gıda Petrol Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve Ömeroğulları İnşaat Gıda Ürünleri Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ÖDENMESİNE, Karar ve İlam Harcı 3- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (1) sayılı Tarifesi uyarınca hüküm altına alınan 6.078.196,98.-TL üzerinden binde 68,31 oranında alınması gereken 415.201,64.-TL nispi karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 179,90.-TL ile 16.02.2026 tarihinde tamamlama harcı olarak alınan 103.801,00.-TL olmak üzere toplam 103.980,90.-TL harcın mahsubu ile bakiye 311.220,74.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 4- Davacılar tarafından yargılama boyunca yapılan başvurma harcı 179,90.-TL, peşin harç 179,90.-TL, vekalet suret harcı 51,20.-TL ve tamamlama harcı 103.801,00.-TL olmak üzere toplam 104.212,00.-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 5- Davacılar tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 709,00.-TL ile bilirkişi ücreti olarak 11.500,00.-TL (kök rapor heyet ücreti 9.000,00.-TL ve talimat bilirkişi ücreti 2.500,00.-TL) olmak üzere toplam 12.209,00.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 6- Davacılar tarafından, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 12/05/2023 tarihli karara karşı yapılan istinaf başvurusu nedeniyle yatırılan 492,00.-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 179,90.-TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 671,90.-TL'nin, anılan başvuruya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı dosya kapsamında bulunmadığından davacılar üzerinde bırakılmasına, 7- Davalı tarafından asıl dava kapsamında yatırılan 25,60.-TL vekalet suret harcı ile ek bilirkişi raporu için yatırılan 9.000,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.025,60.-TL'nin, davanın kabulü nedeniyle kendi üzerinde bırakılmasına, 8- Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca, dava tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 9- Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, kabul edilen 6.078.196,98.-TL üzerinden hesaplanan 762.255,76.-TL nispi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE, BİRLEŞEN DAVA (....Karar) 1. Davanın REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 2. Davanın reddi nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (1) sayılı Tarifesi uyarınca karar tarihi itibarıyla alınması gereken 732,00.-TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 3.090,46.-TL harçtan düşümü sonrası fazla alınan 2.358,46.-TL harcın karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde yatırana iadesine, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3. Birleşen davada davalılar tarafından yatırılan 38,40.-TL'şer vekalet suret harcı olmak üzere toplam 76,80.-TL yargılama harcının davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, 4. Birleşen davada davacı tarafından yapılan başvurma harcı 269,85.-TL, vekalet suret harcı 38,40.-TL ile gider avansından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5. Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca, dava tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 6. Birleşen davada davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 257.328,48.-TL üzerinden hesaplanan 41.172,56.-TL vekâlet ücreti maktu ücretin altında kaldığından, maktu olarak belirlenen 45.000,00.-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, HER İKİ DAVA YÖNÜNDEN Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ....yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2026
....
HMK m. 305/A Uyarınca Hükmün Tamamlanması
Mahkememizce her ne kadar, 02/07/2026 tarihli duruşmada verilen kısa kararda Birleşen Dava (.... Karar) yönünden davanın reddine karar verildiği ancak, sehven davalıların kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda karar verilmemiş olduğu, hükme geçilmesi gerekli olduğu halde karar verilmemiş olan bu hususun maddi hatadan kaynaklandığının açık olduğu, HMK m. 305 hükmü uyarınca, bu maddi hata her zaman düzeltilebileceğinden, gerekçeli kararın hüküm kısmı; "BİRLEŞEN DAVA (.... Karar) 10-Davanın REDDİNE, 11-Davalıların kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, " şeklinde düzeltilmiştir. Şerh olunur. 02/07/2026
....
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"