Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2355 E. 2026/1348 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2355
- Karar No
- 2026/1348
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2355
KARAR NO:2026/1348
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:04/10/2022
NUMARASI:2021/433 Esas, 2022/937 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkilinden cerrahi maske aldığını, ancak bunlardan 171.024,00 TL'lik kısmını ödemediğini, davalının 26.03.2020 tarihli e-fatura ve kargo ile gönderilen mallara karşı hiçbir bildirim ve itirazda bulunmadığını, kendisine gelen 27.07.2020 tarihli tebligatın ardından delil yaratma gayretine girerek 30.07.2020 tarihli ihtarname düzenleyerek gaz maskelerini almadığını iddia ettiğini, 10.08.2020 tarihli cevabı ihtarname ile malların teslimine ilişkin ayrıntılı bilgi verdiğini, 19.08.2020 tarihli ihtarname ile bu defa gönderilen maskelerin fatura içeriğinden farklı olduğunun ileri sürüldüğünü, davalının ihtarnamelerinde bildirdirdiği hususlar ile mail yazışmalarının birbiri ile çeliştiğini, davalının itirazları yaparken kendisine gelen maskeleri de iade etmediğini ve tüm sefahat boyunca aldığı mallara ilişkin hiçbir itirazda bulunmayarak takipten sonra ihtarname gönderdiğini, diğer hususları bildirerek itirazın iptalini, davalının takip konusu alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili ile davacı arasından bir alım satım sözleşmesi ile ticari ilişki kurulduğunu, 26.03.2020 fatura içeriğinin müvekkilinin siparişi olan Gaz ve Toz Maskesi olmasına rağmen 23.03.2020 irsaliye içeriğinde ve 26.03.2020 tarihli irsaliye içeriğinde toplam 147.000 adet 3 katlı cerrahi maske teslim edildiğini, 30.07.2020 ve 19.08.2020 tarihli ihtarlar ile müvekkiline teslim edilen ürünler ile fatura edilen ürünler arasında fark olduğunu, ürünleri geri almalarını, gerçek siparişlerini teslim etmelerini bildirilmiş olmalarına rağmen sadece 3.000 adedinin geri alındığını, müvekkilinin bu faturaya istinaden 217.938,00 TL ödediğini, bu miktarında firma tarafından iade olunmadığını, ancak ürünlerin satışa sunulmasından kısa bir süre sonra serbest piyasa koşullarının ortadan kaldırıldığını, para ile maske satışının yasaklandığını ve daha sonra tavan satışı getirildiğini, davacı taraf fatura kapsamında ürünü sevk etmediği gibi satışına 1 TL tavan konulan 144.000 adet ürünün her birine 2,45 TL * % 18 KDV = 2,891 TL talepte bulunduğunu, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmeyi ihlal eden tarafın davacı olduğunu, sözleşme ve fatura içeriğinden farklı bir ürün gönderildiğini, teslim edilen ürünün cerrahi maske olup, zaten hemen satışının yasaklandığını, 1 TL tavan fiyatı belirlendiğini, öncelikle adalet ölçüleri nispetinde fatura tarihinden 10 gün sonra 1 TL olarak belirlenen fiyat üzerinden 144.000 TL tutar olması nedeniyle kar marjı hariç tutulsa dahi yapılan ödemeler göz önüne alındığında fazla ödeme yaptığının açıkça görüleceğini ve bu durumda uyarlama yapılmaya gerek kalmadığını, 2. olarak menfaatler dengesi yönünden uyarlama yapılması halinde müvekkilinin 90.498 TL alacaklı olduğunu bildirerek fatura içeriği ürünün teslim edilmemiş olması, ürünün iade alınmamış olması fiyat farkı dilekçede izah ettiği şekilde giderilerek esasa ilişkin davacıya borcunun bulunmadığı yönünde davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın 10. maddesinde "Sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde açılabilir," hükmünün düzenlendiği, sözleşmenin ifa yerinin belirlenmesinde 6098 sayılı TBK'nın 89. madde düzenlemesinin göz önüne alınacağı ve maddenin 1/1 numaralı bendinde "Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde" ifa edilir dendiği, davacı alacaklının şirket merkezinin Silivri/İstanbul olması sebebiyle icra takibinde Silivri icra müdürlüğünün, itirazın iptali davasında da mahkememizin yetkili olduğunun tespiti ile davalının hem icra dosyasının hem de mahkememizin yetkisizliğine ilişkin yetki itirazlarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup düzenlenen bilirkişi raporlarında; davacının tanzim ettiği 388.962,00 TL tutarındaki faturanın her iki taraf kayıtlarında mevcut olduğu ve vergi dairesine beyan edildiği, davalı tarafından fatura öncesi ve fatura sonrası toplam 210.938,00 TL tutarında yapılan ödemelerin her iki kayıtlarında mevcut olduğu, yine davalının 3 adet toplam 7.938,00 TL tutarındaki iade faturalarının her iki taraf kayıtlarında mevcut olduğu; 22.07.2020 takip tarihi itibariyle her iki taraf kayıtları uyarınca davacının davalı şirketten 171.024,00 TL alacaklı olduğu hususları tespit edilmiş olup tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı tarafından sipariş edilen üründen farklı bir ürünün davalıya telsim edilip edilmediği hususunda toplanmaktadır. Davalı tarafından davacıdan "gaz ve toz maskesi" sipariş edilmesine rağmen davacının kendisine sözleşmeye aykırı olarak "3 katlı cerrahi maske" teslim ettiği iddia edilmiştir. Davacının, davalıya iki adet taşıma irsaliyesi ile 147.000 adet 3 katlı cerrahi maske gönderdiği, faturaların ise “Gaz ve Toz Maskesi” olarak tanzim edildiği; her ne kadar e-Arşiv faturada mal tanımı gaz ve toz maskesi şeklinde ifade edilmişse de gerek taşıma irsaliyesinde (147.000 adet 3 katlı cerrahi maske), gerekse de proforma faturalarda sevkiyata konu ürünlerin “3 Katlı Cerrahi Maske (Ultrasonik Baskı)” olduğu belirtildiğinden davalının sözleşmeye aykırı mal teslim edildiği iddiasına mahkememizce itibar edilmemiştir. Davalıya iddiaların ispatı bakımından mahkememizce yemin delili hatırlatılmış olup verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen davalı tarafından yemin deliline dayanılmamıştır. Dava konusu maskeler davalıya 23.03.2020 ve 26.03.2020 tarihli irsaliler ile teslim edilmiştir. Ticaret Bakanlığı tarafından verilen müzekkere cevabında 04/05/2020 tarihli Kabine Toplantısı'nda alınan kararlar çerçevesinde cerrahi maskelerin adedinin KDV dahil en fazla 1,00 TL olacak şekilde satışa sunulacağının belirlendiği mahkememize bildirilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından maske fiyatlarının 1 TL olarak sınırlandığı iddia edilerek sözleşmenin uyarlanması gerektiği iddia edilmiş ise de; satış bedeline ilişkin sınırlamanın maske tesliminden sonra gerçekleşmiş olması; teslimden sonraki sınırlandırmalar nedeniyle meydana gelen bir zarar varsa bu zarara artık davalının katlanması gerektiği; davalının sınırlandırmaya kadar söz konusu maskelerin satışını yapamadığı yönünde herhangi bir iddiasının da olmadığı anlaşıldığından mahkememizce davalının uyarlama talebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle açılan davanın 171.024,00 TL asıl alacak bakımından kabulü ile davalıya takip tarihinden önce usulüne uygun temerrüt ihtarı olmadığından davacının takip öncesi faiz talebinin reddine; alacağın likit olması nedeni ile kabul edilen asıl alacak tutarının takdiren %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; şartları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının Silivri İcra Müdürlüğünün .... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 171.024,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile takdiren kabul edilen asıl alacak tutarının %20'si oranında hesaplanan 34.204,80 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şartları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; itirazın iptaline konu olabilecek nitelikte takibin durdurulmasına ilişikin bir icra kararı olmadığı gibi, yetkisiz mahkemece hüküm kurulduğunu, takibin itiraz nedeniyle durdurulmasına dair herhangi bir karar verilmediğini, davanın konusu bulunmadığından usulden reddi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin ifa yerinin ve davalı müvekkilinin adresinin Bursa olduğunu, davacı taraf Bakırköy arabuluculuk bürosuna başvurmuş ise de, itiraz üzerine Bakırköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/1642 Esas, 2020/1748 Karar sayılı kararı ile itirazın kabul edilerek yetkili arabuluculuk bürosunun Bursa Arabuluculuk Bürosu olduğuna karar verildiğini, dosyanın yetkili Bursa Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini istediklerini, mahkemece eksik ve hatalı değerlendirmeye dayalı olarak düzenlenen bilrikişi raporu esas alınarak hatalı karar verildiğini, ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacı tarafın davasını ispatlayamadığını, davacının alacağına dayanak olarak gösterdiği fatura içeriği ürünlerin, müvekkiline hiçbir zaman teslim edilmediğini, bu hususun dava dilekçesinin 3. sayfasının 3. paragrafında "Faturada gaz ve toz maskesi şeklinde belirtilmiş olması tamamen bir yazım hatasıdır. Davalının teslim aldığını belirttiği malların irsaliyelerinde de teslim edilen mal 3 katlı cerrahi maske olarak belirtilmiştir." denilerek davacı tarafından da kabul ve beyan edildiğini, faturada gaz ve toz maskesi birim fiyatının KDV dahil 2,891 TL olarak belirlendiğini, bu fiyatın günün piyasa şartlarına uygun olduğunu, teslim edildiği iddia edilen cerrahi maskenin birim fiyatının ise 15-20 krş. olduğunu, tarafların gaz ve toz maskesi alım / satımı için anlaştığının açık olduğunu, sözleşme sonrası meydana gelen gelişmeler ve resmi makamlarca alınan kararlar dikkate alındığında, sözleşmenin uyarlamaya muhtaç olduğunu, müvekkili şirket yetkili tarafından gönderildiği iddia edilen mail ve hesap mutabakat metinlerinin kabulünün mümkün olmadığını, hesap mutabakat metinlerinin sadece davacı tarafın kaşe ve imzasını içerdiğini, proforma faturanın içerik ve adedi ile dava konusu edilen faturanın içerik ve adedinin farklı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayanan açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan Silivri İcra Dairesi'nin... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 171.024,00- TL asıl alacak,7,602,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 178.626,37 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Davacı, davalı şirketin müvekkilinden cerrahi maske aldığını, ancak bunlardan 171.024,00 TL'lik kısmını ödemediğini ileri sürmektedir. Davalı ise; 26.03.2020 fatura içeriğinin müvekkilinin siparişi olan gaz ve toz maskesi olmasına rağmen 23.03.2020 irsaliye içeriğinde ve 26.03.2020 tarihli irsaliye içeriğinde toplam 147.000 adet 3 katlı cerrahi maske teslim edildiğini, 30.07.2020 ve 19.08.2020 tarihli ihtarlar ile müvekkiline teslim edilen ürünler ile fatura edilen ürünler arasında fark olduğunu, ürünleri geri almalarını, gerçek siparişlerini teslim etmelerini bildirilmiş olmalarına rağmen sadece 3.000 adedinin geri alındığını, müvekkilinin bu faturaya istinaden 217.938,00 TL ödediğini, bu miktarında firma tarafından iade olunmadığını, ancak ürünlerin satışa sunulmasından kısa bir süre sonra serbest piyasa koşullarının ortadan kaldırıldığını, para ile maske satışının yasaklandığını ve daha sonra tavan satışı getirildiğini, davacı taraf fatura kapsamında ürünü sevk etmediği gibi satışına 1 TL tavan konulan 144.000 adet ürünün her birine 2,45 TL * % 18 KDV = 2,891 TL talepte bulunduğunu savunmaktadır.HMK'nın 6. maddesi gereği genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesidir. 6098 sayılı TBK'nın 89/1 maddesine göre, aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ödenir. Davacı alacaklının şirket merkezinin Silivri/İstanbul olması sebebiyle icra takibinde Silivri icra müdürlüğünün, itirazın iptali davasında da mahkemenin yetkili olduğu anlaşılmış, davalının yetkiye yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda; bilirkişiler tarafından her ikim taraf kayıtları uyarınca davacının davalı şirketten 171.024,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda alacağa dayanak takip ve dava konusu faturaların davalı tarafından BA bildirimi yapılmış, davalı tarafın fatura bedellerinin ödendiği yönünde delil sunulmamıştır. Davalı taraf iki adet taşıma irsaliyesi ile 147.000 adet 3 katlı cerrahi maske gönderilmiş, davalı tarafça gönderilen ürünlere itiraz edilmemiş, düzenlenen faturada fatura konusu ürün gaz ve toz maskesi olark belirtilmiş ise de; faturanın davalı kayıtlarında yer aldığı sürede herhangi bir itirazda bulunmadığı anlaşılmıştır. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından gönderilen yazıda; tıbbi cihazların satış fiyatlarının serbest piyasa koşulları çerçevesinde belirlendiği bildirilmiştir.Satım sözleşmesinde öngörülen özelliklerde mal teslimi yapılmaması halinde ayıplı teslim değil, satılandan başka birşeyin teslimi (aliud teslimi) söz konusu olup; TBK 112. maddesi uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmediği takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.Somut olayda davalı savunması ve bilirkişi raporundaki tespit dikkate alındığında ayıplı mal teslimi değil, aliud teslim (sözleşmede kararlaştırılandan farklı mal teslimi) iddiası mevcuttur. Ne var ki taraflar arasında yazılı bir satış sözleşmesi olmadığı gibi, sipariş formu da bulunmamaktadır. Dosya kapsamında bulunan faturada ürün tanımı gaz ve toz maskesi şeklinde, taşıma irsaliyesinde 147.000 adet 3 katlı cerrahi maske olduğu belirtilmiştir.Taşıma irsaliyesinde'' ürünlerin tam ve sağlam alındığı yazılıdır.'' Dolayısıyla sevkiyata konu ürünlerin 3 katlı cerrahi maske olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte dosya kapsamında bulunan e-posta ve whatsapp yazışmalarında davalı şirketin borcu kabul ettiği görülmüştür. İcra takibi 22.07.2020 tarihinde başlatılmış, davalı ise dava konusu faturayı defterlerine kaydettikten ve takip tarihinden sonra davacı tarafa ihtarname göndermiştir.Dava konusu maskeler davalıya 23.03.2020 ve 26.03.2020 tarihli irsaliyeler ile teslim edilmiştir. Ticaret Bakanlığı yazı cevabında 04/05/2020 tarihli Kabine Toplantısında alınan kararlar çerçevesinde cerrahi maskelerin adedinin KDV dahil en fazla 1,00 TL olacak şekilde satışa sunulacağı bildirilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından maske fiyatlarının 1 TL olarak sınırlandığı iddia edilerek sözleşmenin uyarlanması gerektiği iddia edilmiş ise de; satış bedeline ilişkin sınırlamalar maske tesliminden sonra gerçekleşmiştir. O halde davacı faturaya konu alacak talebinde haklı olup, ilk derece mahkemesince davanın kabulü yönünde verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı, takibin itiraz nedeniyle durdurulmasına dair herhangi bir karar verilmediğini ileri sürmüş ise de İİK 66. madde hükmü gereğince müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 8.761,95 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.