Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/229 E. 2026/24 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/229
- Karar No
- 2026/24
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
69. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/229
KARAR NO : 2026/24
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/02/2023
NUMARASI : 2022/1131 Esas 2023/206 Karar
DAVA: ALACAK (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 01/10/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında, 21-25 Nisan 2020 tarihinde düzenlenmesi planlanan İstanbul Uluslar arası ...fuarı (...) için 26.04.2019 tarihinde ... katılım sözleşmesi imzalanmış olduğu ve ... katılım bedeli olan 39.096,42 TL 29.05.2019 tarihinde müvekkil tarafından davalının ... hesabına gönderildiği ancak aradan geçen sürede ... tarihleri davalı tarafından, katılımcıların hiçbir şekilde görüşü alınmadan iki kez ertelense de son olarak 27 Eylül 2021 tarihinde ...’un ... Dairesi ... takvimi güncellemesi yayınlanmış ve davalı tarafından düzenlenmesi taahhüt edilen 20-24 Eylül 2021 ... Fuarının iptal edildiği resmi olarak açıklandığı sonuç olarak davalı tarafından düzenlenmesi planlanan ... fuarı hiç bir şekilde düzenlenmemiş olduğunu, dolayısıyla müvekkili tarafından yapılan ödemenin karşılığı da alınmadığı bu nedenle taraflar arasında imzalanan 26.04.2019 tarihli ... katılım sözleşmesinin 2. maddesine göre müvekkil tarafından davalıya ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davacıya iadesi gerektiği ve davacı tarafça ... katılım bedeli olarak davalıya ödenen bedelin iadesi için Denizli 3. Noterinin 04.02.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiş olup ancak davalı tarafından ihtarnamemiz cevap verilmediği gibi herhangi bir ödeme de yapılmadığı bu nedenlerle tarafımızca davalı hakkında sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası açılması zorunluluğu doğmuş olduğu açıklanan ve yargılama aşamasında ortaya çıkacak nedenlerle, davanın kabulü ile müvekkili tarafından davalıya ödenen bedelin reeskont faiziyle beraber davacıya ödenmesine ,yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Katılım Sözleşmesi’nin 32. maddesi uyarınca doğabilecek tüm uyuşmazlıklarda Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, HMK’nın 17. maddesi gereğince tacirler arasında yapılan bu yetki sözleşmesinin geçerli ve kesin yetki niteliğinde olduğu, HMK m. 114/1-ç uyarınca kesin yetkinin kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olduğu, bu hususun yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınarak yetkisizlik kararı verilmesi ve dosyanın Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinin gerektiği, 11 Mart 2020 tarihinde başlayan Covid-19 pandemisi, sokağa çıkma yasakları ve kamusal kısıtlamalar nedeniyle ... Fuarı’nın ilk olarak 20-24 Eylül 2021 tarihine ertelenmek zorunda kalındığı Türkiye’nin kırmızı listeye alınması, karantina, vize engelleri, seyahat kısıtlamaları ve fahiş bilet fiyatları nedeniyle yabancı katılımcıların fuara katılamayacaklarını bildirmeleri üzerine; tekstil sektörünün ihracat odaklı yapısı ve yabancı alıcıların varlığı göz önünde bulundurularak ertelemenin bizzat sektör temsilcileri ile katılımcı şirketler tarafından talep edildiği, ...’in 2005 yılından bu yana 25 kez düzenlenen milli katılımlı ve uluslararası bir ... olması sebebiyle, ulusal çapta düzenlenen ...veya ... gibi diğer fuarlarla karşılaştırılmasının makul olmadığının ve her fuarın kendi özel dinamiklerine göre değerlendirilmesi gerektiği, ... Katılım Sözleşmesi’nin 2. maddesi uyarınca organizatör şirketin sektör talepleri, ekonomik koşullar veya organizasyon gerekleriyle ... tarihlerini ve yerini değiştirme hakkının peşinen kabul edildiği, bu durumun katılımcıya tek taraflı fesih veya ödenen bedelin iadesi hakkı vermediği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11.06.2015 tarihli (2014/4029 E., 2015/4498 K.) ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/1249 K. sayılı kararları uyarınca; idari kararlar, resmi makam engelleri, seçimler veya mücbir sebeplerle fuarın ertelenmesi durumunda organizatör şirketin sorumlu tutulamayacağı, sözleşmeden dönülemeyeceği ve bedel iadesi istenemeyeceğinin içtihat edildiği, Davacının ticari bir şirket (tacir) olması sebebiyle TTK m. 18 uyarınca tüm faaliyetlerinde ve sözleşme ilişkilerinde basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün bulunduğu, bu doğrultuda sözleşme hükümlerini öngörerek kabul ettiği, Tacirler arasındaki standart ticari sözleşmelerde TBK m. 20 vd. uyarınca Genel İşlem Koşulları (GİK) denetimi yapılarak sözleşmenin 2. maddesinin yazılmamış sayılamayacağının ve bu yöndeki iddiaların hukuka aykırı olduğu, imzalanan sözleşme hükümlerinin ve sonuçlarının kabul edilmesinden sonra geçersizliğinin iddia edilmesinin TMK m. 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliği taşıdığı, ... alanlarının en az 1 yıl önceden kiralanması, reklam, personel, temizlik, ses ve görüntü sistemleri anlaşmaları ile vergilere milyonlarca lira harcandığı, katılımcılardan alınan ücretlerin bu organizasyon giderlerine sarf edildiği ve taraflar arasındaki menfaatler dengesinin gözetilmesi gerektiği, ... ... Takvimi’nin sıkışması, İstanbul’daki alan yetersizliği ve aynı sektörde 1 ay arayla başka ... yapılamaması kuralı nedeniyle fuarın mecburen 10-14 Eylül 2022 tarihine ertelenerek Antalya'ya taşındığı, Ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesi gereğince sözleşmenin ayakta tutulduğu, yaşanan enflasyon nedeniyle maliyetler yaklaşık 10 katına çıkmış olmasına rağmen katılımcılardan hiçbir ek ücret talep edilmeksizin ve alan kesintisi yapılmaksızın katılım imkanının sağlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı ve davalı tarafların tacir olması sebebiyle TTK m. 18/2 uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüklerinin bulunduğu ve TBK m. 26 kapsamındaki sözleşme serbestisi ilkesinin esas alındığı. Davacı tarafın pandemi nedeniyle ertelenen ... katılım bedelinin iadesini talep etmesine karşılık, davalı organizatörün fuarın iptal edilmeyip ertelendiğini ve sözleşmenin geçerliliğini koruduğunu , Taraflar arasındaki ... Katılım Sözleşmesi’nin 2. maddesinde organizatör şirkete ... tarihlerinde ve yerinde değişiklik yapma yetkisi tanındığı, davacının basiretli bir tacir olarak bu hükümle bağlı kılındığı. Sözleşmenin 2. maddesinin tarafların serbest iradesiyle düzenlendiği, haksız şart niteliği taşımadığı ve erteleme hususunda davacıya e-posta ile gerekli bilgilendirmelerin yapıldığı. Mücbir sebep kaynaklı geçici imkansızlık durumlarının borcu kural olarak sona erdirmeyeceği, tarafların sözleşme hükümleriyle TBK m. 136'nın uygulanmasını bertaraf ettikleri ve davacının ertelenen tarihin kendisi için ifayı anlamsız kıldığına dair delil sunmadığı. Dava konusu fuarın 10-14 Eylül 2022 tarihlerinde gerçekleştirildiği ve davalı organizatörün üzerine düşen edimleri ifa ettiği tüm dosya kapsamına nazaran, davalı organizatör sözleşme hükümlerine göre tüm edimlerini gerçekleştirmiş olup, davacı müşterinin sözleşmeden dönme veya ödediği ücreti talep hakkı olmadığından ve yeniden belirlenen fuara katılmamakla varsa meydana gelen zarardan kendisi sorumlu olacağından, açıklanan gerekçelerle açılan davanın reddine." karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece taraflar arasındaki ... katılım sözleşmesinin 2. maddesi ile tarafların tacir sıfatına atıf yapılmak suretiyle davanın reddedildiğinin Davalı organizatör ile ... arasındaki protokol ve ekindeki sözleşmenin 6. maddesi uyarınca, katılımcı sözleşmelerinin ana protokole uygun olmasının zorunlu olduğu, aykırı ve çelişen maddelerin geçersiz ve yok hükmünde sayılacağının düzenlendiği , Ana sözleşmenin 3. maddesi gereğince, mücbir sebep halleri ve karşılıklı mutabakat dışında ... tarihinin ertelenmesi durumunda katılım ücretlerinin katılımcılara aynen iade edileceğinin davalıca peşinen kabul edildiği,
Katılım sözleşmesinin 2. maddesi ana protokole aykırı olduğundan, somut olayda uygulanması gereken esas normun ... ile davalı arasındaki ana sözleşme hükümleri olduğu Fuarın ertelenerek düzenlendiği 10.09.2022 tarihi itibarıyla pandemi şartlarının ve mücbir sebebin sona erdiği, ayrıca erteleme ve yeni tarih konusunda ... ile yapılmış yazılı bir komite onayı veya mutabakatın bulunmadığı,
Davalı şirketin tek taraflı aldığı kararla yeni ... tarihi belirleyerek katılımcılara dayatmada bulunduğu ve bu durumun basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı olduğu , Basiretli tacir yükümlülüğünün her iki tarafı da kapsadığı, davalı tarafın e-posta ile yaptığı bildirimlerin TTK hükümlerine göre usulüne uygun olmadığı ve mahkemenin davalıyı bildirim yükümlülüğünden muaf tutmasının hatalı olduğu , Ana sözleşmenin 6.1.2. maddesi uyarınca fuarın her yıl Mayıs ayının 3. haftasında başlatılması kuralına uyulmayarak Eylül ayında düzenlenmesinin ana sözleşmedeki tarih şartına aykırılık teşkil ettiği , Müvekkil şirketin ... organizasyonundan çok önce noter ihtarnamesi keşide ederek sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve ödediği katılım bedelinin iadesini talep ettiği, Basiretli tacir yükümlülüğünün yalnızca davacı aleyhine uygulanarak davalının sorumluluklarına aykırı hareketlerinin göz ardı edildiği ve bu durumun eksik incelemeye dayalı kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, ... katılım sözleşmesi kapsamında davalıya verilen ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı vekilince istinaf edilmiştir.
İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının ... katılım sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı ve ödenen paranın istirdatı isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Somut olayda 21-25 Şubat 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek fuara davacının katılımı hususunda taraflar arasında 26.04.2019 tarihli sözleşme düzenlenmiştir. Söz konusu sözleşmenin 2 maddesinde; "KATILIMCI, ... katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, KATILIMCI'nın ... alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb. DÜZENLEYİCİ'nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder." hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin fuara katılım koşullarına ilişkin 2. maddesi gereği, davalı şirketin fuarın düzenleme tarihi ve ... alanındaki katılımcının yerini tek taraflı olarak değiştirme hakkı bulunup, bu değişiklikler sözleşmenin fesih sebebi yapılamayacağı gibi, katılımcının ücret ödeme yükümlülüğünü de kaldırmamaktadır. Nitekim benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 23. HD'nin 2014/5250 Esas, 2014/7346 karar sayılı kararı bu doğrultudadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
... katılım sözleşmelerinin niteliği dikkate alındığında, davalıya sözleşmenin 2. Maddesi gereğince ... erteleme, fesih ve iptal gibi geniş haklar verilmesi sözleşmenin niteliğine aykırı olmadığı gibi tacir olan davacı da düzenleyicinin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahip olduğundan ve davacı tacir yönünden bu hüküm ekonomik yıkım yaratacak düzeyde de olmadığından, ortada genel işlem koşullarına aykırılık teşkil edecek bir hususun bulunmadığının kabulü gerekir. Yine, tacirler arasında imzalanan sözleşmede davalıya ... erteleme yetkisi verildiğinden somut olayda dürüstlük kuralına aykırılıktan da bahsedilemeyecektir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine oyçokluğu ile karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-(Kapatılan) Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2023 tarih 2022/1131 Esas, 2023/206 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333. maddesi gereğince kalan gider avansının yatıran tarafa geri verilmesine,
5-7035 Sayılı Yasanın 30. maddesi ile eklenen HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda İİK'nun 364/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi. 01/10/2026
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, ... katılım sözleşmesi kapsamında davalının fuarı ertelediği/ iptal ettiği ve bu nedenle imkansızlık nedeniyle sözleşmenin sona erdiği ancak davalıya ödenen bedelin davacıya iade edilmediği gerekçesiyle davalıya ödenen bedellerin iadesine ilişkin açılan alacak davasıdır.
İlk derece mahkemesi, davalının sözleşmenin 2. maddesi gereği ... tarihinde değişiklik yapabileceği ve davacı katılımcının bu nedenle sözleşmenin feshini ve ödenen ücretin iadesini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı katılımcı ile davalı ... A.Ş. arasında akdedilen Katılımcı Sözleşmesi; ... ile davalı şirket arasında imzalanan06.12.2005 tarihli "...Fuarı’nın Organizasyonuna Dair Sözleşme" ve 25.04.2019 tarihli Ek Sözleşme'ye dayanmıştır.
Söz konusu çatı/ana sözleşmeler, fuarın düzenlenme esaslarını, erteleme ve fesih şartlarını düzenlediğinden, Katılımcı Sözleşmesi'nin hem hukuki dayanağını hem de ayrılmaz ve tamamlayıcı bir parçasını oluşturmaktadır. Taraflar arasındaki ilişki, belirli bir zamanda ve mekânda icra edilmesi asli edim yükümlülüğü olan, iki tarafa borç yükleyen tam iki taraflı (sinallagmatik) ve ivazlı bir edim borcu doğurmaktadır.
Davacı, katılım bedeli olan 39.096,42 TL tutarındaki edimini eksiksiz ifa etmiş; davalı ise taahhüt ettiği ... organizasyonunu sözleşmeye uygun zaman, yer ve nitelikte icra etme borcu altına girmiştir.
Konuyla doğrudan ilgili olarak borçlar hukukunda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkenin anlamı sözleşme yapıldığı sıradaki gibi aynen uygulanmalıdır. Başka bir ifade ile, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke borçlar hukukunun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (... -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu bağlamda hakim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yaranına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar. Bununla birlikte her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "irade özgürlüğü" "sözleşme serbestisi" ve "sözleşmeye bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai, tali (ikinci derecede) yardımcı nitelikte olup, ancak uyarlama kurumun şartlarının mevcudiyeti halinde anılan kurumun uygulanması gündeme gelebilecektir.
6098 sayılı T.B.K yürürlüğe girmesinden evvel, mevzuatımızda uyarlama kurumuna ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte, taraflar arasındaki sözleşme koşullarının daha sonra önemli ölçüde değişmesi halinde değişen bu koşullar karşısında (... -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ) ilkesi bağlamında ve M.K. 2. maddesinden de yararlanılmak suretiyle sözleşmenin yeniden düzenlenmesinin mümkün bulunduğu ve karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin bozularak "işlem temelinin çökmesi" halinde M.K. 1, 2 ve 4'üncü maddelerinden yararlanılması gerektiğine dair öğreti ve uygulamada yerleşik bir kabul mevcut iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın 138 nci maddesi ile bu husus yasal bir düzenlemeye de kavuşturulmuştur. Aşırı ifa güçlüğü başlıklı bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak az yukarıda ifade edildiği üzere "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır.
Davalı taraf, Anayasa m. 48 ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 26 çerçevesinde "Sözleşme Serbestliği" ve "Pacta Sunt Servanda" (Ahde Vefa / Söze Bağlılık) ilkelerine dayanarak, Katılımcı Sözleşmesi'nin 2. maddesi gereğince erteleme yetkisinin bulunduğunu ve davacının bu sözleşmeyle bağlı olduğunu savunmuştur
Doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ahde vefa ilkesi; tarafların serbest iradeleriyle kurdukları borç ilişkisinde üstlendikleri edimleri kararlaştırıldığı biçimde yerine getirmeleri zorunluluğunu ifade eden ahlakî ve hukuki bir temel prensiptir. Ancak ahde vefa ilkesi, yalnızca alacaklının haklarını kısıtlayan bir kalkan veya borçlunun keyfiliğini koruyan mutlak bir dokunulmazlık alanı değildir.
Ahde vefa ilkesi öncelikle edimi yüklenen tarafa (davalı organizatöre) uygulanır. Davalı; ... yerini (... / ...), tarihlerini (21-25 Nisan 2020, arasında yapılması planlanmış bu defa 10-14 Eylül 2022 tarihine ertelenerek ... takviminden çıkararak tek taraflı iradesiyle değiştirerek ahde vefa ilkesini ihlal ettiği anlaşılmıştır. Edimin asli unsurlarını (zaman, mekan ve süre) tahrif eden bir borçlunun, alacaklıya karşı ahde vefa ilkesini ileri sürmesi TMK m. 2 dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır.
TBK m. 136 uyarınca; borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür.... organizasyonlarında zaman, mekan ve resmi izinler (... Takvimi tahsisi) edimin asli niteliğini belirleyen nesnel unsurlardır. Dosya kapsamında yer alan resmi belgelere göre , ... Birliği (...) resmi yazısında, davalının 20-25 Nisan 2020 tarihli sözleşmeye konu fuarı resmen İPTAL ETTİĞİ açıkça bildirilmiştir.
TBK m. 138, sözleşmenin kurulmasından sonra taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması halinde, edimler arasındaki dengenin aşırı derecede bozulması durumunda dürüstlük kuralının (TMK m. 2) bir gereği olarak hakkaniyet temelli uyarlama imkânı tanımaktadır
Davalının ... tarihlerini ...'nin Aralık sonuna kaydırması, söz konusu tarihlerin yurt dışı ziyaretçi ve tedarikçilerin dini bayramlarına denk gelmesi ve ticari beklentileri tamamen dışında olan bu duruma göre davacı katılımcıdan bu şartlar altında sözleşmeye katlanması beklenemez.
Davacı, Denizli 3. Noterliği’nin 04.02.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile Katılımcı Sözleşmesi m. 2 uyarınca "fuardan çekilme hakkını" kullanmak suretiyle sözleşmeden dönme hakkını kullanmıştır.
Davalı taraf, sözleşmenin 2. maddesinde organizatöre verilen tek taraflı erteleme yetkisine ve fesih yasağına dayanmıştır. Davalıya ucu açık biçimde tarih, yer ve süre değiştirme yetkisi veren 2. madde hükmü kanunun emredici nitelikteki değiştirme yasağına takılmaktadır
TBK m. 24 uyarınca Değiştirme Yasağı ve Yazılmamış Sayılma: Genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşme metninde, düzenleyene (organizatöre) tek taraflı olarak karşı taraf aleyhine sözleşme hükümlerini değiştirme veya yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar TBK m. 24 gereğince YAZILMAMIŞ SAYILIR
Kelepçeleme Sözleşmesi Yasağı (TMK m. 23/2 ve TBK m. 27): Bir tarafın ekonomik hareket özgürlüğünü ve ticari istikbalini karşı tarafın keyfi, belirsiz ve sınırsız kararlarına tabi kılan, fesih hakkını tamamen ortadan kaldıran kayıtlar hukuken "Kelepçeleme Kaydı" olarak kabul edilir. Türk Medenî Kanunu'nun 23/2. maddesi (özgürlüklerden vazgeçilemeyeceği) ve TBK m. 27 (ahlaka, hukuka ve kamu düzenine aykırılık) uyarınca, katılımcıyı süresiz ve belirsiz ertelemelere mahkûm eden kelepçeliyici sözleşme hükümleri KESİN OLARAK HÜKMÜSÜZDÜR (BÂTILDIR)
Davalı taraf, her iki tarafın da tüzel kişi ve tacir olduğunu, TTK m. 18/2 uyarınca basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altındaki davacının sözleşme şartlarına katlanmak zorunda olduğunu ileri sürmüştür.
TTK m. 18/2'de düzenlenen basiretli tacir ölçütü, tacire ağırlaştırılmış bir özen borcu yüklemekle birlikte, bu yükümlülük sınırsız ve ölçüsüz değildir.Basiretli tacir ölçütü; dürüstlük kuralı (TMK m. 2) sınırları içinde uygulanır. Basiretli bir tacir bile, sözleşmenin kurulması esnasında öngörülmesi mümkün olmayan, dürüstlük kuralına aykırı, kelepçeliyici ve sözleşmenin dengesini altüst eden keyfi uygulamalara katlanmakla yükümlü tutulamaz .Dolayısıyla davacının tacir olması, geçersiz ve kelepçeliyici nitelikteki sözleşme şartlarını zımnen onayladığı anlamına gelmemekte olup "basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü", tacir açısından ağırlaştırılmış bir özen ölçütü getirmekle birlikte sınırsız değildir. Basiretli tacir ölçütü; taraflardan birine dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olarak diğer tarafı sömürme veya sözleşme dengesini keyfi olarak bozma yetkisi vermez. Tarafın tacir olması; öngörülemez, belirsiz, dürüstlük kuralına aykırı ve kelepçeliyici nitelikteki keyfi sözleşme şartlarına katlanmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesi öncelikle edimi üstlenen organizatörü bağlar. Davalının ... tarihlerini, yerini ve süresini defalarca tek taraflı olarak değiştirmesi, edimin bizzat organizatör tarafından ihlal edildiğini göstermektedir. ... resmi yazısından da anlaşılacağı üzere, davalının 20-25 Nisan 2020 tarihli sözleşmeye konu fuarı İPTAL ETTİĞİ sabittir. Davalının sonradan başka bir şirketle 20-24 Eylül 2022 tarihinde düzenlediği organizasyon, taraflar arasındaki sözleşmeye konu ... niteliğinde olmayıp "edimin şahsiliği ve nispiliği" ilkeleri gereğince davacıyı bağlamaz.
Yaşanılan salgın hastalık sürecinin olağanüstü bir durum olduğu ve taraflarca öngörülemeyeceği açıktır. O halde genel olarak salgın hastalık sürecinin Türk Borçlar Kanunu'nun 138.maddesinde belirtilen olağanüstü durum olarak kabul edilmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 136.maddesinde belirtilen borçludan kaynaklanmayan imkansızlık sebebi olarak kabul edilmesi gerekir.
Kaldı ki, her ne kadar imkansızlık geçici nitelikte olup, kural olarak borcu sona ermesine neden olmaz ise de, bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. İfanın muayyen bir zamanda yapılacak olması veya ifa zamanının alacaklı için önem taşıdığı hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, söz konusu fuarın 20-25 Nisan 2020 tarihleri arasında yapılması gereken fuarın süresinin de kısaltılıp, hatta önceki deneyimlerle sabit olduğu üzere fuardan faydanın yoğunlukla sağlanacağı ... süresinden çıkarıp, bu fuarın 20-24 Eylül 2022 tarihlerinde gerçekleştirileceğini duyurması ve yine davalı tarafın kendi iradesi ile tek taraflı olarak yeri bu fuara katılmanın davacıya hiçbir faydası olmayacağı gibi aksine yaratacağı yükle davacının fuara katılmakta menfaati kalmadığının kabulü gerekir, davacı davalının tek taraflı yer ve zamanı belirleme insiyatifine bırakılmaması gerektiği gibi fuarın yere ve zamanı bakımından amacının davacı yönünden imkansızlaştığını davacının, iptal edilen tarihin Davacı için taşıdığı önem yer ve zaman da dikkate alınarak borcun sona erdiği kabul edilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde de belirtildiği üzere karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür.
Fuarın 20-25 Nisan 2020 tarihinde yapılmasına ilişkin edimin 20-24 Eylül 2022 tarihine yapıldığı iki yıl önce düzenlenmesi gereken fuarın 2022 yılınna ertelendiği, bu şekilde sözleşmenin 2. maddesine dayanarak davacıyı ifaya zorlamanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, katılımcının fuardan çekilme hakkının bulunduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde dayandığı sözleşmenin 2. maddesi şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla özleşme konusu fuarın iptal edilmesi ve şartların dürüstlük kuralına aykırı biçimde ağırlaştırılması karşısında davacı; Denizli 3. Noterliği’nin 04.02.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile "fuardan çekilme hakkını" hukuka uygun olarak kullanmış ve TBK m. 112 vd. hükümleri uyarınca ödediği katılım bedelinin iadesini talep etme hakkını kazanmıştır.
Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince hatalı hukuki değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yaptıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.