Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/214 E. 2026/23 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/214
- Karar No
- 2026/23
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
69. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/214
KARAR NO : 2026/23
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/02/2023
NUMARASI : 2022/1115 Esas 2023/158 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 01/10/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı şirketin, ...Derneği (...) üyesi olduğu ve davalı ...A.Ş. ile 20-28 Şubat 2021 tarihlerinde yapılması öngörülen "Uluslararası Deniz Araçları Ekipmanları ve Aksesuarları. ... Fuarı" kapsamında bir Katılımcı Sözleşmesi imzaladığı bu Katılımcı Sözleşmesi'nin dayanağını ve ayrılmaz bir parçasını, ... ile davalı arasında akdedilen 29.05.2018 tarihli "... Fuarı’nın Organizasyonuna Dair Sözleşme" ile 20.08.2020 tarihli "... ... Fuarı'nın Yapımına İlişkin Ek Sözleşme"nin oluşturduğu anılan ana sözleşmelerin 11.3, 11.4 ve 11.5 maddelerinde; zorunlu hallerde fuar yer ve tarih değişikliklerinin en az 90 gün öncesinden Fuar Koordinasyon Komitesine yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, Komitenin değerlendirmesi ve tavsiye kararı doğrultusunda ...'in sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkının bulunduğu fuarın düzenlenmemesi durumunda katılımcılardan toplanan tüm bedellerin iade edilmesinin taahhüt edildiği ve ertelenme bilgisinin fuar tarihine 120 günden az süre kala bildirilmesi halinde ödenen bedellerin yanı sıra %10 oranında tazminat ödeme yükümlülüğünün öngörüldüğü ilk olarak 20-28 Şubat 2021 tarihlerinde gerçekleştirilmesi taahhüt edilen fuarın pandemiye ilişkin hukuki süreçler sonrasında davalı tarafın tek yanlı kararıyla 19-27 Şubat 2022 tarihlerine ertelendiği süreç içerisinde davalı organizatörün fuar süresi ve ücret uyarlamaları gibi yetki ve sorumluluğundaki konuların görüşüldüğü Fuar Koordinasyon Komitesi toplantı tutanaklarını imzalamaktan kaçınarak Komiteyi işlevsiz bıraktığı. davalının daha sonra fuar yerini Yenikapı Avrasya Sanat ve Gösteri Merkezi, tarihlerini ise 5-13 Mart 2022 olarak tek taraflı biçimde değiştirdiği ve bu durumu resmi web sitesinde ilan ettiği; bu durumun ... tarafından Beyoğlu 60. Noterliği'nin 24.12.2021 tarihli ve 48336-48337 yevmiye sayılı e-tespitleri ile kayıt altına alındığı fuarın ilan edildiği üzere ... Merkezi'nde (...) yapılacağını gösterir geçerli bir kira/yer tahsis belgesi ile garanti taahhütnamesinin sunulması amacıyla çekilen ihtara rağmen davalının bu belgeleri sunamadığı buna ilaveten davalının, fuar süresini usulsüzce kısaltıp ticari verimi en yüksek gün olan 27 Şubat Pazar gününü fuar takviminden çıkararak fuarı 19-26 Şubat 2022 tarihlerinde gerçekleştireceğini duyurduğu fuarın gerek sözleşmeyle belirlenen gerekse usulsüzce kısaltılan tarihlerde "Yurt İçinde Fuar Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar" kapsamındaki Fuar Ana Takvimi'nde dahi yer almadığı alan tahsisinin bulunmadığı ve basiretli tacir yükümlülüklerinin ihlal edildiği tespitiyle ...'in davalı ile olan tüm sözleşmelerini tek taraflı feshederek durumu üyelerine bildirdiği ... ile sözleşmesel ilişkisi sonlanan davalının fuarı bu defa hiçbir haklı nedeni olmaksızın 2022 yılı sonuna (Aralık 2022) ertelediğini açıkladığı, erteleme tarihinin ...'nin en verimsiz ve ucuz dönemi olması, aynı zamanda yurt dışı ziyaretçi ve tedarikçilerin dini bayramlarına denk gelerek ticari beklentileri karşılamaması sebebiyle davacının Katılımcı Sözleşmesi uyarınca "fuardan çekilme hakkını" kullandığı. Müvekkilinin İstanbul 12. Noterliği’nin 09.03.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile fuardan çekilme iradesini davalıya bildirdiği ve ödenen 109.704,55TL katılım bedeli ile ihtar masrafının 30 gün içinde iadesini talep ettiği ödemenin yapılmaması üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiği davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama süresince alacağın teminat altına alınabilmesi için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ...A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde öncelikle usule ilişkin yetki itirazında bulunularak, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve aralarında akdedilen Fuar Katılım Sözleşmesi'nin yetki şartı gereğince yetkili mahkeme ve icra dairelerinin Bakırköy Mahkemeleri ile İcra Daireleri olarak kararlaştırıldığı, bu nedenle davanın yetkisiz mahkemede açıldığı belirtilerek dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesinin talep edildiği. Davacı şirketin dava dilekçesinde ...Derneği’ne (...) atıfta bulunarak ileri sürdüğü iddialara karşı, davacının basiretli bir tacir sıfatıyla kendi işlem ve eylemlerinden tek başına sorumlu olduğu, haklılığını kanıtlamak yerine tarafı olunmayan derneğin eylemlerini öne sürdüğü, taraflar arasındaki Katılımcı Sözleşmesi'nin sadece tarafları bağladığı ve sözleşmede söz konusu derneğe ilişkin tek bir atfın dahi yer almadığı, bu sebeple dernekle ilgili hususların ayrı bir yargılamaya konu edilmesi gerektiği taraflar arasında imzalanan Fuar Katılım Sözleşmesi'nin 2. maddesi ile sözleşmenin ön yüzünde yer alan açık hükümler uyarınca; katılımcının sözleşmeyi imzaladıktan sonra fuara katılmayı reddetse dahi ödeme yükümlülüklerinin devam edeceğinin kararlaştırıldığı. Söz konusu maddede organizatör davalının; sektörün talebi, ekonomik durum, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri doğrultusunda fuar katılım koşulları, fuar yeri, stand yeri ve fuar düzenleme tarihlerinde değişiklik yapma (fuarın kısmen veya tamamen iptali dâhil) yetkisinin peşinen kabul edildiği, bu değişikliklerin katılımcıya sözleşmeyi feshetme veya ödenen bedellerin iadesini isteme hakkı vermediği ve davacının bu şartları serbest iradesiyle kabul eden basiretli bir tacir olduğu ifade edilerek fesih talebinin haksız olduğunu dava konusu 16. ...Show Fuarı'nın iptal edilmediği, sözleşmenin ayakta olduğu ve fuarın ilan edilen tarihlerde gerçekleştirileceği belirtilerek; fuarın ilk olarak 20-28 Şubat 2021 tarihinden 19-27 Şubat 2022 tarihine ertelenmesinin bizzat ... Derneği'nin 23.12.2020 tarihli ihtarnamesi ve sektör temsilcilerinin talepleri doğrultusunda, küresel Covid-19 pandemisinin olumsuz etkileri sebebiyle ortak iradeyle yapıldığının gösterildiği Fuarın daha sonra 17-24 Aralık 2022 tarihine ertelenmesinin ise keyfi bir karara dayanmayıp mücbir sebep niteliğindeki dışsal etkenlerden kaynaklandığı; nitekim ... verilerine göre 2022 yılı Şubat ayında günlük Covid-19 vaka sayılarının 111.096 ile pik seviyeye ulaştığı, ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok devletin Türkiye'yi kırmızı seyahat listesine alarak kısıtlamalar uyguladığı, vize, aşı ve karantina zorunlulukları ile fahiş bilet fiyatlarının uluslararası katılımcı ve ziyaretçi akışını engellediği, fuarın temel amacının yurt dışı pazarlara açılmak olması karşısında erteleme kararının zorunlu olduğu ve organizatöre atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı Fuar alanının tahsis edilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, fuar alanının en az bir yıl öncesinden kiralandığı, ..., ... ve ... nezdinde kiralama bedelleri ile resmi prosedürlerin tamamlandığı, reklam, personel, ses/görüntü ve temizlik anlaşmalarıyla milyonlarca liralık organizasyon maliyetine katlanıldığı ifade edilerek, resmi kurumlara yazılacak müzekkerelerle bu hususların ispatlanacağını ayrıca 2022 yılı başında Avrupa'nın en büyük fuarı olan ...gibi uluslararası organizasyonların da benzer gerekçelerle kış aylarına veya ertesi yıla ertelendiğini organizatörün iradesi dışındaki makam kararları ve dış etkenlerle ertelenen fuarlarda katılımcının sözleşmeyi feshedemeyeceğine dair Yargıtay (23. HD ve 11. HD), Bölge Adliye Mahkemeleri ve Asliye Ticaret Mahkemeleri emsal kararlarının bulunduğu öncelikle yetkisizlik itirazının kabul edilerek dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi, davanın esastan reddi, davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ile tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ''...... fuarının davalı tarafça önce 2022 yılı Şubat ayına, ardından 2022 yılı Aralık ayına ertelenmesi sebebiyle davacının fuardan çekilme ve ödediği katılım bedelini geri alma hakkının bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık doğduğunun belirtildiği Hukukumuzda... ve sözleşme serbestliği ilkelerinin esas olduğu, ancak edimler arasındaki dengenin olağanüstü olaylarla dürüstlük kuralına aykırı derecede bozulması halinde TBK m. 138 (aşırı ifa güçlüğü) ve TMK m. 2 uyarınca hakimin sözleşmeye müdahale edebileceği ,Dünya genelinde ortaya çıkan Covid-19 pandemisi ve kamu otoritelerince alınan kısıtlama tedbirlerinin TBK m. 138 kapsamında olağanüstü durum, TBK m. 136 kapsamında ise borçludan kaynaklanmayan bir imkansızlık sebebi olarak kabul edildiği imkansızlık kural olarak geçici nitelikte olsa dahi, ifa zamanının alacaklı/katılımcı yönünden özel bir önem taşıdığı ve muayyen bir zamanda yapılmasının esas olduğu hallerde tarafların farazi iradesi gözetilerek borcun sona erdiğinin kabul edildiği Davacının, ölgün dönemlerde hareketlilik yaratması sebebiyle fuara katıldığını, erteleme sonrası belirlenen yeni tarihlerde fuara katılmakta hukuki ve ticari bir menfaatinin kalmadığını beyan etmesinin samimi bulunarak edimin davacı yönünden imkansızlaştığı , Fuarın üst üste ertelenmesi karşısında sözleşmenin 2. maddesine dayanarak davacıyı ifaya zorlamanın TMK m. 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve organizatörün dayandığı sözleşme şartlarının oluşmadığı , TBK m. 136 uyarınca imkansızlık sebebiyle borçtan kurtulan tarafın aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iade etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ile; davalının İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazının 109.704,55-TL asıl alacak, 703,72TL noter ihtarname bedeli olmak üzere toplam 110.408,27TL üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, Hükmedilen alacağın %20'i olan 22.081,65TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu 16. ...Show fuarının iptal edilmeyip 17-24 Aralık 2022 tarihlerinde ... Merkezi’nde gerçekleştirildiği, fuar sonuç raporunun sunulduğu ve davalı şirketin edimini yerine getirdiğİNİ Her iki tarafın da tüzel kişi tacir olduğu, TTK m. 18/2 uyarınca basiretli hareket etme yükümlülüklerinin bulunduğu, Anayasa m. 48 ve TBK m. 26 kapsamındaki sözleşme serbestisi ile ... (ahde vefa) ilkeleri gereğince imzalanan sözleşme hükümlerinin tarafları bağladığı Fuar Katılım Sözleşmesi’nin 2. maddesi gereğince organizatör şirketin sektörün talebi, ekonomik koşullar veya organizasyon gerekleriyle fuar tarihlerini ve yerini tek taraflı değiştirme yetkisinin bulunduğu, davacının bu hususu peşinen kabul ettiği ve ertelemenin katılımcıya tek taraflı fesih veya bedel iadesi hakkı vermediğİ Pandeminin kanuni bir mücbir sebep teşkil ettiği, erteleme kararının bizzat sektör temsilcilerinin ortak talepleri doğrultusunda alındığı İlk erteleme tarihi olan 2022 yılı Şubat ayında ... verilerine göre günlük vaka sayısının 111.096 ile zirveye ulaştığı, bu ay içerisinde hafta sonlarına denk gelen 4 günlük sokağa çıkma kısıtlamalarının bulunduğu nazara alındığında ertelemenin kaçınılmaz ve yerinde olduğu , Türkiye’nin kırmızı listeye alınması, karantina zorunluluğu, vize engelleri ve fahiş uçak bileti fiyatları sebebiyle uluslararası katılımcı ve alıcıların gelemediği bir ortamda fuarın düzenlenmesinin katılımcılar açısından menfaatsiz kalacağı, sektörün Avrupa’daki en büyük organizasyonu olan Boot Düsseldorf’un da 2022 yılında iptal edilerek 2023’e ertelendiği, Poland Boatshow ve Nor-Shipping gibi küresel fuarların kış aylarına alındığı gösterilerek davalının sektör dışı bir uygulama yapmadığı, Fuar alanının en az bir yıl önceden kiralandığı, reklam, personel, temizlik ve ses/görüntü sistemleri için milyonlarca lira harcandığı, alınan ücretlerin bu harcamalara gittiği ve pandemi sebebiyle sıkışan ... fuar takvimi de dikkate alınarak taraflar arasındaki menfaatler dengesinin gözetilmesi gerektiği , ...bünyesindeki ...ile ... A.Ş.'nin ortak ve yöneticilerinin aynı olduğu, tahsis ve hizmetlerin grup şirketleri üzerinden ortaklaşa yürütüldüğü, fuarın gerçekleşmediği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı , bizzat davacı vekilinin takip ettiği diğer emsal dosyalarda (İstanbul 1. ATM, Bakırköy 2., 4., 5., 7. ATM ve İstanbul 16. ATM) katılımcı şirketlerin davalarından feragat ederek davalı şirketle sulh oldukları ve fuara katıldıkları belirtilerek Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1115 E. - 2023/158 K. sayılı kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, fuar katılım sözleşmesi kapsamında davalıya verilen ödenen bedelin istirdatı için başlatılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davalı vekilince istinaf edilmiştir.
İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının fuar katılım sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı ve ödenen paranın istirdatı isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Somut olayda 20-28 Şubat 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilecek fuara davacının katılımı hususunda taraflar arasında 28.10.2020 tarihli sözleşme düzenlenmiştir. Söz konusu sözleşmenin 2 maddesinde; "KATILIMCI, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, KATILIMCI'nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb. DÜZENLEYİCİ'nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder." hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin fuara katılım koşullarına ilişkin 2. maddesi gereği, davalı şirketin fuarın düzenleme tarihi ve fuar alanındaki katılımcının yerini tek taraflı olarak değiştirme hakkı bulunup, bu değişiklikler sözleşmenin fesih sebebi yapılamayacağı gibi, katılımcının ücret ödeme yükümlülüğünü de kaldırmamaktadır. Nitekim benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 23. HD'nin 2014/5250 Esas, 2014/7346 karar sayılı kararı bu doğrultudadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Fuar katılım sözleşmelerinin niteliği dikkate alındığında, davalıya sözleşmenin 2. Maddesi gereğince fuar erteleme, fesih ve iptal gibi geniş haklar verilmesi sözleşmenin niteliğine aykırı olmadığı gibi tacir olan davacı da düzenleyicinin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahip olduğundan ve davacı tacir yönünden bu hüküm ekonomik yıkım yaratacak düzeyde de olmadığından, ortada genel işlem koşullarına aykırılık teşkil edecek bir hususun bulunmadığının kabulü gerekir. Yine, tacirler arasında imzalanan sözleşmede davalıya fuar erteleme yetkisi verildiğinden somut olayda dürüstlük kuralına aykırılıktan da bahsedilemeyecektir.
Öte yandan davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen vekaletnamesinin süreli vekaletname olduğu, 31/12/2024 tarihine kadar geçerli olan vekaletname süresinin dolduğu, usulüne uygun yeni vekaletnamenin Dairemizin karar tarihi itibariyle dosyaya sunulmadığı ve UYAP sisteminde de olmadığından vekilin ismi gerekçeli karara alınmamış ve Dairemizce yeni kurulan hükümde davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın oyçokluğu ile reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/2 maddesi uyarınca kabulü ile (Kapatılan) Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarih 2022/1115 Esas- 2023/158 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,
2-a-Davanın REDDİNE,
b-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL karar harcının mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
c-Davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
d-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına
e-Arabuluculuk ücreti 1.560,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
İstinaf yargılaması yönünden,
1-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan toplam 1.885,49 TL harcın mahsubu ile 1.153,49 harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
2-Davalı tarafından yapılan toplam TL 1.424,00 TL istinaf harçları ile 200 TL yargılama gideri olmak üzere 1.624.00 TL davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.01/10/2026
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, fuar katılım sözleşmesi kapsamında davalının fuarı ertelediği/ iptal ettiği ve bu nedenle imkansızlık nedeniyle sözleşmenin sona erdiği ancak davalıya ödenen bedelin davacıya iade edilmediği gerekçesiyle davalıya ödenen bedellerin iadesine ilişkin açılan itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesi, davacının, ölgün dönemlerde hareketlilik yaratması sebebiyle fuara katıldığını, erteleme sonrası belirlenen yeni tarihlerde fuara katılmakta hukuki ve ticari bir menfaatinin kalmadığını beyan etmesinin samimi bulunarak edimin davacı yönünden imkansızlaştığı , Fuarın üst üste ertelenmesi karşısında sözleşmenin 2. maddesine dayanarak davacıyı ifaya zorlamanın TMK m. 2 anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve organizatörün dayandığı sözleşme şartlarının oluşmadığı , TBK m. 136 uyarınca imkansızlık sebebiyle borçtan kurtulan tarafın aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iade etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
Davacı katılımcı ile davalı ...A.Ş. arasında akdedilen Katılımcı Sözleşmesi; ...Derneği (...) ile davalı şirket arasında imzalanan 29.05.2018 tarihli "... Fuarı’nın Organizasyonuna Dair Sözleşme" ve 20.08.2020 tarihli Ek Sözleşme'ye dayanmıştır.
Söz konusu çatı/ana sözleşmeler, fuarın düzenlenme esaslarını, erteleme ve fesih şartlarını düzenlediğinden, Katılımcı Sözleşmesi'nin hem hukuki dayanağını hem de ayrılmaz ve tamamlayıcı bir parçasını oluşturmaktadır. Taraflar arasındaki ilişki, belirli bir zamanda ve mekânda icra edilmesi asli edim yükümlülüğü olan, iki tarafa borç yükleyen tam iki taraflı (sinallagmatik) ve ivazlı bir edim borcu doğurmaktadır.
Davacı, katılım bedelini tutarındaki edimini eksiksiz ifa etmiş; davalı ise taahhüt ettiği fuar organizasyonunu sözleşmeye uygun zaman, yer ve nitelikte icra etme borcu altına girmiştir.
Konuyla doğrudan ilgili olarak borçlar hukukunda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkenin anlamı sözleşme yapıldığı sıradaki gibi aynen uygulanmalıdır. Başka bir ifade ile, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke borçlar hukukunun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (... -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu bağlamda hakim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yaranına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar. Bununla birlikte her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "irade özgürlüğü" "sözleşme serbestisi" ve "sözleşmeye bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai, tali (ikinci derecede) yardımcı nitelikte olup, ancak uyarlama kurumun şartlarının mevcudiyeti halinde anılan kurumun uygulanması gündeme gelebilecektir.
6098 sayılı T.B.K yürürlüğe girmesinden evvel, mevzuatımızda uyarlama kurumuna ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte, taraflar arasındaki sözleşme koşullarının daha sonra önemli ölçüde değişmesi halinde değişen bu koşullar karşısında (... -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ) ilkesi bağlamında ve M.K. 2. maddesinden de yararlanılmak suretiyle sözleşmenin yeniden düzenlenmesinin mümkün bulunduğu ve karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin bozularak "işlem temelinin çökmesi" halinde M.K. 1, 2 ve 4'üncü maddelerinden yararlanılması gerektiğine dair öğreti ve uygulamada yerleşik bir kabul mevcut iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın 138 nci maddesi ile bu husus yasal bir düzenlemeye de kavuşturulmuştur. Aşırı ifa güçlüğü başlıklı bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak az yukarıda ifade edildiği üzere "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır.
Davalı taraf, Anayasa m. 48 ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 26 çerçevesinde "Sözleşme Serbestliği" ve "..." (Ahde Vefa / Söze Bağlılık) ilkelerine dayanarak, Katılımcı Sözleşmesi'nin 2. maddesi gereğince erteleme yetkisinin bulunduğunu ve davacının bu sözleşmeyle bağlı olduğunu savunmuştur
Doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere... ilkesi; tarafların serbest iradeleriyle kurdukları borç ilişkisinde üstlendikleri edimleri kararlaştırıldığı biçimde yerine getirmeleri zorunluluğunu ifade eden ahlakî ve hukuki bir temel prensiptir. Ancak... ilkesi, yalnızca alacaklının haklarını kısıtlayan bir kalkan veya borçlunun keyfiliğini koruyan mutlak bir dokunulmazlık alanı değildir.
Ahde vefa ilkesi öncelikle edimi yüklenen tarafa (davalı organizatöre) uygulanır. Davalı; fuar yerini (Yenikapı / ...), tarihlerini (20-28 Şubat 2021, 19-27 Şubat 2022, 5-13 Mart 2022, 19-26 Şubat 2022 ve son olarak Aralık 2022) ve fuar süresini 27 Şubat Pazar gününü fuar takviminden çıkararak tek taraflı iradesiyle değiştirerek... ilkesini ihlal ettiği anlaşılmıştır. Edimin asli unsurlarını (zaman, mekan ve süre) tahrif eden bir borçlunun, alacaklıya karşı... ilkesini ileri sürmesi TMK m. 2 dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır.
TBK m. 136 uyarınca; borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür.
Fuar organizasyonlarında zaman, mekan ve resmi izinler (... tahsisi) edimin asli niteliğini belirleyen nesnel unsurlardır. Dosya kapsamında yer alan resmi belgelere göre ,Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/72 K. sayılı dosyasında yer alan ... (...) resmi yazısında, davalının 20-28 Şubat 2021 tarihli sözleşmeye konu fuarı resmen İPTAL ETTİĞİ açıkça bildirilmiştir.
TBK m. 138, sözleşmenin kurulmasından sonra taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması halinde, edimler arasındaki dengenin aşırı derecede bozulması durumunda dürüstlük kuralının (TMK m. 2) bir gereği olarak hakkaniyet temelli uyarlama imkânı tanımaktadır
Davalının fuar tarihlerini ...'nin Aralık sonuna kaydırması, söz konusu tarihlerin yurt dışı ziyaretçi ve tedarikçilerin dini bayramlarına denk gelmesi ve ticari beklentileri tamamen dışında olan bu duruma göre davacı katılımcıdan bu şartlar altında sözleşmeye katlanması beklenemez.
Davacı, İstanbul 41. Noterliği’nin 09.03.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile Katılımcı Sözleşmesi m. 2 uyarınca "fuardan çekilme hakkını" kullanmak suretiyle sözleşmeden dönme hakkını kullanmıştır.
Davalı taraf, sözleşmenin 2. maddesinde organizatöre verilen tek taraflı erteleme yetkisine ve fesih yasağına dayanmıştır. Davalıya ucu açık biçimde tarih, yer ve süre değiştirme yetkisi veren 2. madde hükmü kanunun emredici nitelikteki değiştirme yasağına takılmaktadır
TBK m. 24 uyarınca Değiştirme Yasağı ve Yazılmamış Sayılma: Genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşme metninde, düzenleyene (organizatöre) tek taraflı olarak karşı taraf aleyhine sözleşme hükümlerini değiştirme veya yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar TBK m. 24 gereğince YAZILMAMIŞ SAYILIR
Kelepçeleme Sözleşmesi Yasağı (TMK m. 23/2 ve TBK m. 27): Bir tarafın ekonomik hareket özgürlüğünü ve ticari istikbalini karşı tarafın keyfi, belirsiz ve sınırsız kararlarına tabi kılan, fesih hakkını tamamen ortadan kaldıran kayıtlar hukuken "Kelepçeleme Kaydı" olarak kabul edilir. Türk Medenî Kanunu'nun 23/2. maddesi (özgürlüklerden vazgeçilemeyeceği) ve TBK m. 27 (ahlaka, hukuka ve kamu düzenine aykırılık) uyarınca, katılımcıyı süresiz ve belirsiz ertelemelere mahkûm eden kelepçeliyici sözleşme hükümleri KESİN OLARAK HÜKMÜSÜZDÜR (BÂTILDIR)
Davalı taraf, her iki tarafın da tüzel kişi ve tacir olduğunu, TTK m. 18/2 uyarınca basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altındaki davacının sözleşme şartlarına katlanmak zorunda olduğunu ileri sürmüştür.
TTK m. 18/2'de düzenlenen basiretli tacir ölçütü, tacire ağırlaştırılmış bir özen borcu yüklemekle birlikte, bu yükümlülük sınırsız ve ölçüsüz değildir.Basiretli tacir ölçütü; dürüstlük kuralı (TMK m. 2) sınırları içinde uygulanır. Basiretli bir tacir bile, sözleşmenin kurulması esnasında öngörülmesi mümkün olmayan, dürüstlük kuralına aykırı, kelepçeliyici ve sözleşmenin dengesini altüst eden keyfi uygulamalara katlanmakla yükümlü tutulamaz .Dolayısıyla davacının tacir olması, geçersiz ve kelepçeliyici nitelikteki sözleşme şartlarını zımnen onayladığı anlamına gelmemekte olup "basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü", tacir açısından ağırlaştırılmış bir özen ölçütü getirmekle birlikte sınırsız değildir. Basiretli tacir ölçütü; taraflardan birine dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olarak diğer tarafı sömürme veya sözleşme dengesini keyfi olarak bozma yetkisi vermez. Tarafın tacir olması; öngörülemez, belirsiz, dürüstlük kuralına aykırı ve kelepçeliyici nitelikteki keyfi sözleşme şartlarına katlanmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Ahde vefa (...) ilkesi öncelikle edimi üstlenen organizatörü bağlar. Davalının fuar tarihlerini, yerini ve süresini defalarca tek taraflı olarak değiştirmesi, edimin bizzat organizatör tarafından ihlal edildiğini göstermektedir. ... resmi yazısından da anlaşılacağı üzere, davalının 20-28 Şubat 2021 tarihli sözleşmeye konu fuarı İPTAL ETTİĞİ sabittir. Davalının sonradan başka bir şirketle 17-24 Aralık 2022 tarihinde düzenlediği organizasyon, taraflar arasındaki sözleşmeye konu fuar niteliğinde olmayıp "edimin şahsiliği ve nispiliği" ilkeleri gereğince davacıyı bağlamaz.
Yaşanılan salgın hastalık sürecinin olağanüstü bir durum olduğu ve taraflarca öngörülemeyeceği açıktır. O halde genel olarak salgın hastalık sürecinin Türk Borçlar Kanunu'nun 138.maddesinde belirtilen olağanüstü durum olarak kabul edilmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 136.maddesinde belirtilen borçludan kaynaklanmayan imkansızlık sebebi olarak kabul edilmesi gerekir.
Kaldı ki, her ne kadar imkansızlık geçici nitelikte olup, kural olarak borcu sona ermesine neden olmaz ise de, bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. İfanın muayyen bir zamanda yapılacak olması veya ifa zamanının alacaklı için önem taşıdığı hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, söz konusu fuarın 19-27 Şubat 2022 tarihleri arasında yapılması gereken fuarın süresinin de kısaltılıp, hatta önceki deneyimlerle sabit olduğu üzere fuardan faydanın yoğunlukla sağlanacağı 27 Şubat Pazar gününü fuar süresinden çıkarıp, bu fuarın 19-26 Şubat 2022 tarihlerinde gerçekleştirileceğini duyurması ve yine davalı tarafın kendi iradesi ile; fuar tarihinin bu kez aralık/2022 sonuna ertelemesi, anılan tarihin ise ... fuar merkezinin en az talep gören tarihini içermesi ve bu nedenle fiyatlama olarak en uygun tarih olması nedeniyle davacının iş yoğunluğunun zaten fazla olduğu sonradan mevsiminde bu fuara katılmanın davacıya hiçbir faydası olmayacağı gibi aksine yaratacağı yükle davacının fuara katılmakta menfaati kalmayıp, fuarın amacının müvekkili yönünden imkansızlaştığını beyan etmiş olup, davacının, iptal edilen tarihin kendisi için taşıdığı öneme dair iddiaları samimi bulunmuş ve borcun sona erdiği kabul edilmiştir.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde de belirtildiği üzere karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür. Fuarın 20-28 Şubat 2021 tarihinde yapılmasına ilişkin edimin 17-22 Aralık 2022 tarihine ertelendiği, Şubat ayında düzenlenmesi gereken fuarın da 2022 yılı sonuna ertelendiği, bu şekilde sözleşmenin 2. maddesine dayanarak davacıyı ifaya zorlamanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, katılımcının fuardan çekilme hakkının bulunduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde dayandığı sözleşmenin 2. maddesi şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla özleşme konusu fuarın iptal edilmesi ve şartların dürüstlük kuralına aykırı biçimde ağırlaştırılması karşısında davacı; İstanbul 41. Noterliği’nin 09.03.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile "fuardan çekilme hakkını" hukuka uygun olarak kullanmış ve TBK m. 112 vd. hükümleri uyarınca ödediği katılım bedelinin iadesini talep etme hakkını kazandığından yukarıda açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353 (1)/b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.