Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5256 E. 2026/2189 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5256
Karar No
2026/2189
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2025/58 E., 2025/349 K. DAVA TARİHİ : 28.02.2019

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında ... adlı siteden bağımsız bölümün KDV hariç 328.100,00 TL bedelle satımına ilişkin .... Noterliği 05.02.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi ve İnşaat Yapım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre bağımsız bölümün 30.11.2016 tarihinde teslim edileceğini ancak halen teslim edilmediğini, 15.07.2016 tarihi sonrası davalı şirketin bağlı olduğu ... Holding'in yönetim kurulu başkan ve üyelerinin Fetullahçı Terör örgütü ile iltisak ve irtibat içinde bulundukları tespit edilerek haklarında soruşturma başlatıldığını ve davalı şirkete 22.09.2016 tarihinde kayyum atandığını, gelinen noktada tüm borçlar ifa edilmesine rağmen davalı şirketin yükümlülüklerini ifa edemediğini belirterek sözleşmeden dönülmek suretiyle ödenen toplam 328.100,00 TL bedelin dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün denkleştirici adalet ilkeleri gereğince uyarlanmasına ve uyarlanan güncel değerin avans faizi ile davalıdan tahsiline, ayrıca sözleşmenin hükümsüz kalmasından kaynaklı 66.308,01 TL zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili şirkete İstanbul Anadolu 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 22.09.2016 tarih ve 2016/4135 D. İş sayılı dosyasından 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. ve 19. maddeleri ile CMK 133. maddesi gereğince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (Fon) kayyım olarak atanmasına karar verildiğini belirterek şirketlerinin içerisinde bulunduğu durum, çözüm yollarının aranması, gerekli şartların oluşturulması ve çözümün tesisi makul bir süreyi gerektirdiğini, sözleşmeden dönme koşullarının da oluşmadığını TBK 138. maddesinin değerlendirilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.02.2020 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 701.811.49 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili karar verilmiş; davalı ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2023 tarihli kararıyla; dava tarihi olan 28.02.2019 itibariyle taşınmazın teslim edilmediğinin sabit olduğu, davacı dilekçesinde "sözleşmeden dönme" ifadesini kullanmış ise de dosya kapsamından talebin sözleşmenin haklı nedenle (teslim edilmemesi) feshi niteliğinde olduğu, bu nedenle 6502 sayılı yasanın 45. maddesindeki indirimin uygulama imkanının bulunmadığı, satıcının temerrüdünün dava tarihi itibariyle gerçekleştiği, edimin imkansız olduğu tarihin teslim tarihi olarak kabul edilmesi itirazının hukuka uygun olmadığı, geç de olsa teslime ve devre hukuki bir engel bulunmadığı, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi üzerine satış bedeline ilişkin değerlendirmenin dava tarihi itibariyle tespitinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen18.11.2024 tarihli ilamla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketin sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede daireyi teslim edemediği, bu durumda davacının 6098 sayılı Kanunun 125. maddesi kapsamında seçimlik haklardan yararlanabileceği değerlendirilerek, davanın kısmi dava olarak açılmış olması nedeniyle de 06.02.2020 tarihli duruşmada ıslah edilen alacak için ıslah edilen tarihten itibaren avans faizi işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın inşa edileceği alanda sözleşmenin ifasının artık mümkün olmadığı anlaşıldığından, ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince belirlenen karşılığının davalıdan tahsilini talep edilebileceği kanaatine varılarak, ancak davacının davalıya ödeme yaparken kredi kullanmak gibi bir zorunluluğunun bulunmadığı, kredinin kullanılmasından kaynaklandığını iddia ettiği, faize ve kredi kullanım komisyonuna ilişkin zararın yansıma zararı niteliğinde olduğu ve davalının sorumluluğunun doğmadığı kaldı ki davacı tarafın denkleştirici adalet prensibi gereğince yapılan hesaplama ile bulunan miktar ile tüm müspet zararlarının karşılanacağı, bu nedenle bu şekilde hesaplanan bedel ile sözleşmenin kurulması anında harcanan sözleşme noter masrafı toplamının davalıdan tazmin edilebileceği, bilirkişi raporu ile hesaplanan bedelin davacıya iadesi gerektiği kanaati ile davacının davasının kısmen kabulü ile 328.100.00 TL'nin dava tarihi olan 28.02.2019 tarihinden itibaren, 373.711,49 TL'nin ıslah tarihi olan 06.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte olmak üzere toplam 701.811,49 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, gerekçenin hüküm kısmında reddedilen miktarın 59.974,71 TL yerine 66.308,01 TL olarak hatalı yazıldığını, zararın dava tarihine kadar denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanmış olmasının gerçek zararı karşılamadığını, bu hususun Anayasa Mahkemesinin "bedelin değer kaybına uğratılmadan iade edilmesi" prensibine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 05.02.2015 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince sözleşmeye konu taşınmazın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi doğrultusunda iadesi ve sözleşme gereğince uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının yeniden incelenemeyeceğinin ve reddedilen miktarın mahallinde her zaman düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5256, K. 2026/2189, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5256-e-2026-2189-k-1b62f10c2020