Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/238 E. 2026/25 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/238
- Karar No
- 2026/25
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
69. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/238
KARAR NO : 2026/25
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/03/2023
NUMARASI : 2022/1028 Esas 2023/271 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ: 01/10/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı şirketin, ...Derneği (...) üyesi olduğu ve davalı ... A.Ş. ile 20-28 Şubat 2021 tarihlerinde yapılması öngörülen "Uluslararası Deniz Araçları Ekipmanları ve Aksesuarları. ... Fuarı" kapsamında bir Katılımcı Sözleşmesi imzaladığı bu Katılımcı Sözleşmesi'nin dayanağını ve ayrılmaz bir parçasını, ... ile davalı arasında akdedilen 29.05.2018 tarihli "... Fuarı’nın Organizasyonuna Dair Sözleşme" ile 20.08.2020 tarihli "... ... Fuarı'nın Yapımına İlişkin Ek Sözleşme"nin oluşturduğu anılan ana sözleşmelerin 11.3, 11.4 ve 11.5 maddelerinde; zorunlu hallerde fuar yer ve tarih değişikliklerinin en az 90 gün öncesinden... Komitesine yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, Komitenin değerlendirmesi ve tavsiye kararı doğrultusunda ...'in sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkının bulunduğu fuarın düzenlenmemesi durumunda katılımcılardan toplanan tüm bedellerin iade edilmesinin taahhüt edildiği ve ertelenme bilgisinin fuar tarihine 120 günden az süre kala bildirilmesi halinde ödenen bedellerin yanı sıra %10 oranında tazminat ödeme yükümlülüğünün öngörüldüğü ilk olarak 20-28 Şubat 2021 tarihlerinde gerçekleştirilmesi taahhüt edilen fuarın pandemiye ilişkin hukuki süreçler sonrasında davalı tarafın tek yanlı kararıyla 19-27 Şubat 2022 tarihlerine ertelendiği süreç içerisinde davalı organizatörün fuar süresi ve ücret uyarlamaları gibi yetki ve sorumluluğundaki konuların görüşüldüğü... Komitesi toplantı tutanaklarını imzalamaktan kaçınarak Komiteyi işlevsiz bıraktığı. davalının daha sonra fuar yerini ...Merkezi, tarihlerini ise 5-13 Mart 2022 olarak tek taraflı biçimde değiştirdiği ve bu durumu resmi web sitesinde ilan ettiği; bu durumun ... tarafından Beyoğlu 60. Noterliği'nin 24.12.2021 tarihli ve ... yevmiye sayılı e-tespitleri ile kayıt altına alındığı fuarın ilan edildiği üzere...Merkezi'nde (...) yapılacağını gösterir geçerli bir kira/yer tahsis belgesi ile garanti taahhütnamesinin sunulması amacıyla çekilen ihtara rağmen davalının bu belgeleri sunamadığı buna ilaveten davalının, fuar süresini usulsüzce kısaltıp ticari verimi en yüksek gün olan 27 Şubat Pazar gününü fuar takviminden çıkararak fuarı 19-26 Şubat 2022 tarihlerinde gerçekleştireceğini duyurduğu fuarın gerek sözleşmeyle belirlenen gerekse usulsüzce kısaltılan tarihlerde "Yurt İçinde Fuar Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar" kapsamındaki ... Takvimi'nde dahi yer almadığı alan tahsisinin bulunmadığı ve basiretli tacir yükümlülüklerinin ihlal edildiği tespitiyle ...'in davalı ile olan tüm sözleşmelerini tek taraflı feshederek durumu üyelerine bildirdiği ... ile sözleşmesel ilişkisi sonlanan davalının fuarı bu defa hiçbir haklı nedeni olmaksızın 2022 yılı sonuna (Aralık 2022) ertelediğini açıkladığı, erteleme tarihinin ...'nin en verimsiz ve ucuz dönemi olması, aynı zamanda yurt dışı ziyaretçi ve tedarikçilerin dini bayramlarına denk gelerek ticari beklentileri karşılamaması sebebiyle davacının Katılımcı Sözleşmesi uyarınca "fuardan çekilme hakkını" kullandığı. Müvekkilinin İstanbul 12. Noterliği’nin 21.01.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile fuardan çekilme iradesini davalıya bildirdiği ve ödenen 91.357,87 TL katılım bedeli ile ihtar masrafının 30 gün içinde iadesini talep ettiği ödemenin yapılmaması üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiği davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama süresince alacağın teminat altına alınabilmesi için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde öncelikle usule ilişkin yetki itirazında bulunularak, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve aralarında akdedilen Fuar Katılım Sözleşmesi'nin yetki şartı gereğince yetkili mahkeme ve icra dairelerinin Bakırköy Mahkemeleri ile İcra Daireleri olarak kararlaştırıldığı, bu nedenle davanın yetkisiz mahkemede açıldığı belirtilerek dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesinin talep edildiği. Davacı şirketin dava dilekçesinde ...Derneği’ne (...) atıfta bulunarak ileri sürdüğü iddialara karşı, davacının basiretli bir tacir sıfatıyla kendi işlem ve eylemlerinden tek başına sorumlu olduğu, haklılığını kanıtlamak yerine tarafı olunmayan derneğin eylemlerini öne sürdüğü, taraflar arasındaki Katılımcı Sözleşmesi'nin sadece tarafları bağladığı ve sözleşmede söz konusu derneğe ilişkin tek bir atfın dahi yer almadığı, bu sebeple dernekle ilgili hususların ayrı bir yargılamaya konu edilmesi gerektiği taraflar arasında imzalanan Fuar Katılım Sözleşmesi'nin 2. maddesi ile sözleşmenin ön yüzünde yer alan açık hükümler uyarınca; katılımcının sözleşmeyi imzaladıktan sonra fuara katılmayı reddetse dahi ödeme yükümlülüklerinin devam edeceğinin kararlaştırıldığı. Söz konusu maddede organizatör davalının; sektörün talebi, ekonomik durum, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri doğrultusunda fuar katılım koşulları, fuar yeri, stand yeri ve fuar düzenleme tarihlerinde değişiklik yapma (fuarın kısmen veya tamamen iptali dâhil) yetkisinin peşinen kabul edildiği, bu değişikliklerin katılımcıya sözleşmeyi feshetme veya ödenen bedellerin iadesini isteme hakkı vermediği ve davacının bu şartları serbest iradesiyle kabul eden basiretli bir tacir olduğu ifade edilerek fesih talebinin haksız olduğunu dava konusu ... ... Fuarı'nın iptal edilmediği, sözleşmenin ayakta olduğu ve fuarın ilan edilen tarihlerde gerçekleştirileceği belirtilerek; fuarın ilk olarak 20-28 Şubat 2021 tarihinden 19-27 Şubat 2022 tarihine ertelenmesinin bizzat ... Derneği'nin 23.12.2020 tarihli ihtarnamesi ve sektör temsilcilerinin talepleri doğrultusunda, küresel Covid-19 pandemisinin olumsuz etkileri sebebiyle ortak iradeyle yapıldığının gösterildiği Fuarın daha sonra 17-24 Aralık 2022 tarihine ertelenmesinin ise keyfi bir karara dayanmayıp mücbir sebep niteliğindeki dışsal etkenlerden kaynaklandığı; nitekim Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2022 yılı Şubat ayında günlük Covid-19 vaka sayılarının 111.096 ile pik seviyeye ulaştığı, ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok devletin Türkiye'yi kırmızı seyahat listesine alarak kısıtlamalar uyguladığı, vize, aşı ve karantina zorunlulukları ile fahiş bilet fiyatlarının uluslararası katılımcı ve ziyaretçi akışını engellediği, fuarın temel amacının yurt dışı pazarlara açılmak olması karşısında erteleme kararının zorunlu olduğu ve organizatöre atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı Fuar alanının tahsis edilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, fuar alanının en az bir yıl öncesinden kiralandığı, ... ve ... nezdinde kiralama bedelleri ile resmi prosedürlerin tamamlandığı, reklam, personel, ses/görüntü ve temizlik anlaşmalarıyla milyonlarca liralık organizasyon maliyetine katlanıldığı ifade edilerek, resmi kurumlara yazılacak müzekkerelerle bu hususların ispatlanacağını ayrıca 2022 yılı başında Avrupa'nın en büyük fuarı olan ... gibi uluslararası organizasyonların da benzer gerekçelerle kış aylarına veya ertesi yıla ertelendiğini organizatörün iradesi dışındaki makam kararları ve dış etkenlerle ertelenen fuarlarda katılımcının sözleşmeyi feshedemeyeceğine dair Yargıtay (23. HD ve 11. HD), Bölge Adliye Mahkemeleri ve Asliye Ticaret Mahkemeleri emsal kararlarının bulunduğu öncelikle yetkisizlik itirazının kabul edilerek dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi, davanın esastan reddi, davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ile tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı ve davalı tarafların tacir olması sebebiyle TTK m. 18/2 uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüklerinin bulunduğu ve TBK m. 26 kapsamındaki sözleşme serbestisi ilkesinin esas alındığı. Davacı tarafın pandemi nedeniyle ertelenen fuar katılım bedelinin iadesini talep etmesine karşılık, davalı organizatörün fuarın iptal edilmeyip ertelendiğini ve sözleşmenin geçerliliğini koruduğunu , Taraflar arasındaki Fuar Katılım Sözleşmesi’nin 2. maddesinde organizatör şirkete fuar tarihlerinde ve yerinde değişiklik yapma yetkisi tanındığı, davacının basiretli bir tacir olarak bu hükümle bağlı kılındığı. Sözleşmenin 2. maddesinin tarafların serbest iradesiyle düzenlendiği, haksız şart niteliği taşımadığı ve erteleme hususunda davacıya e-posta ile gerekli bilgilendirmelerin yapıldığı. Mücbir sebep kaynaklı geçici imkansızlık durumlarının borcu kural olarak sona erdirmeyeceği, tarafların sözleşme hükümleriyle TBK m. 136'nın uygulanmasını bertaraf ettikleri ve davacının ertelenen tarihin kendisi için ifayı anlamsız kıldığına dair delil sunmadığı. Dava konusu fuarın 17-24 Aralık 2022 tarihlerinde gerçekleştirildiği ve davalı organizatörün üzerine düşen edimleri ifa ettiği tüm dosya kapsamına nazaran, davalı organizatör sözleşme hükümlerine göre tüm edimlerini gerçekleştirmiş olup, davacı müşterinin sözleşmeden dönme veya ödediği ücreti talep hakkı olmadığından ve yeniden belirlenen fuara katılmamakla varsa meydana gelen zarardan kendisi sorumlu olacağından açıklanan gerekçelerle açılan davanın reddine." karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.03.2023 tarihli, E:2022/1028 K:2023/143 sayılı davanın reddine ilişkin kararının usul ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasının ve davanın kabulüne karar verilmesini davalının, davacının üyesi olduğu ...Derneği (...) ile akdettiği 29.05.2018 tarihli "... Fuarı’nın Organizasyonuna Dair Sözleşme" kapsamında 20-28 Şubat 2021 tarihlerinde "Deniz araçları ekipmanları ve Aksesuarları 16. ... Fuarı"nı düzenlemeyi taahhüt ettiği, davacının bu fuar için Katılımcı Sözleşmesi imzalayarak katılım bedelini eksiksiz ödediği ancak davalının fuarı önce tek taraflı kararıyla 19-27 Şubat 2022 tarihlerine ertelediği, devam eden süreçte fuar yerini değiştirerek tarihleri 5-13 Mart 2022 olarak duyurduğu, sonrasında ise yeri tekrar ilk ilan edilen yer olarak belirleyip fuar süresini usulsüzce kısaltarak 19-26 Şubat 2022 tarihlerinde gerçekleştireceğini açıkladığı ve ticari verimi en yüksek gün olan 27 Şubat Pazar gününü fuar takviminden çıkardığı davalının sözleşme hükümlerini ısrarla ihlal etmesi, fuarın...Merkezi'nde (...) yapılacağını kanıtlayan kira sözleşmesi/yer tahsis belgesi ile garanti taahhütnamesini ...'e sunamaması fuarın resmi ana takvimde yer almaması ve alan tahsisinin dahi sağlanamaması gerekçeleriyle ...'in 17.01.2022 tarihi itibarıyla sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini duyurduğu ... tarafından feshin haklılığının tespiti ve zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/239 E. sayılı dosyasında açılan davada alınan 19.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalının sözleşmeye aykırı olarak fuar yer ve tarihlerini değiştirdiği, fuarı süresinde yapmadığı ve sözleşmenin ... tarafından haklı nedenle feshedildiğinin açıkça tespit edildiği bu gelişmeler üzerine davacının, 28.01.2022 tarihli ihtarnamesiyle Katılım Sözleşmesi'nin 2. maddesi uyarınca fuardan çekilme hakkını kullanarak ödediği katılım bedelinin iadesini talep ettiği, ihtarın yanıtsız kalması üzerine icra takibine başlanıldığı davalının ise süreç sonunda dava dışı ... A.Ş. ile birlikte 17-24 Aralık 2022 tarihlerinde fuar yapacağını duyurduğu, ancak bu fuarın katılım sözleşmesine konu fuar olmadığı ve davalının sözleşmeye konu fuarı iptal ettiği. Nitekim Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.02.2023 tarihli ve 2023/72 sayılı kararında yer alan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yazısında da, davalının 20-28 Şubat 2021 tarihli fuarı iptal ettiğinin ve başka bir şirketle yeni başvuru yaptığının resmi olarak ortaya konulduğu. Katılım Sözleşmesi'nin 2. maddesinin tek taraflı feshi engellemekle birlikte düzenleyicinin değiştirdiği tüm koşullara katılımcının katlanması yükümlülüğünü doğurmadığı, organizatörün takdiri dışındaki usulsüz değişiklikler karşısında katılımcının "fuardan çekilme hakkının" bulunduğu yerel mahkemenin, davalının sonradan başka bir şirketle düzenlediği fuarı hatalı bir değerlendirmeyle katılım sözleşmesine konu fuar olarak kabul etmesinin ve davacının çağrıldığı halde katılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin hukuka ve maddi olgulara aykırı olduğu. Davalı tarafın ahde vefa ilkesini ihlal ettiği, ortada bir ifa imkansızlığı değil edimin bizzat ifa edilmemesi ve iptal durumunun bulunduğu, davalının salgın hastalık (Covid-19) gerekçesinin de kısıtlama ve tedbir tarihleri karşısında maddi dayanağının yer almadığından bahisle istinaf başvurusunun kabulü ile red kararının kaldırılarak davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; ... A.Ş. vekili tarafından sunulan istinafa cevap dilekçesinde öncelikle, dava konusu ... ... Fuarı'nın 17-24 Aralık 2022 tarihlerinde en başından kararlaştırıldığı üzere...Merkezi'nde (...) gerçekleştirildiği, fuar sonuç raporunun dosyaya sunulduğu ve davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiği taraflar arasında imzalanan Fuar Katılım Sözleşmesi’nin 2. maddesinde; katılımcının imzadan sonra fuara katılmayı reddetse dahi ödeme yükümlülüğünün devam edeceğinin, organizatörün sektörün talebi, ekonomik durum veya kendi takdiri doğrultusunda tarih ve yer değişikliği yapma yetkisinin bulunduğunun ve bu durumun katılımcıya sözleşmeyi fesih ile ödenen bedellerin iadesini talep hakkı vermediğinin açıkça hüküm altına alındığıı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.2022 tarihli (E:2021/23-901, K:2022/837) ve 15.04.2021 tarihli ilamlarına atıfta bulunularak; Türk Borçlar Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca tarafların sözleşme içeriğini serbestçe belirleyebilecekleri "Sözleşme Serbestliği" ve "Ahde Vefa (Söze Bağlılık)" ilkelerinin esas olduğu, her iki tarafın da tüzel kişi ve tacir olması sebebiyle Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. maddesi uyarınca basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altındaki davacının serbest iradesiyle imzaladığı sözleşme hükümlerine katlanmak zorunda olduğu ve ödediği bedelin iadesini isteyemeyeceği uluslararası niteliğe sahip olan fuarın ertelenme gerekçelerinin keyfi olmayıp mücbir sebep teşkil eden Covid-19 pandemisinden kaynaklandığı; Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2022 yılı Şubat ayında günlük vaka sayısının 111.096 ile pik seviyeye ulaşması, sokağa çıkma kısıtlamalarının varlığı, ABD ve Avrupa ülkelerinin seyahat kısıtlamaları/kırmızı liste uygulamaları, vize/karantina prosedürleri ve artan bilet fiyatları sebebiyle yurt dışı katılımcı ve ziyaretçilerin katılımının imkansız hale geldiği, bu şartlar altında erteleme kararının zorunlu olduğu ve davalıya hiçbir kusur atfedilemeyeceği Fuar ertelemelerinin yalnızca Türkiye'ye özgü olmayıp küresel bir sorun teşkil ettiği, nitekim Avrupa'nın en büyük fuarlarından Boot Düsseldorf (2023'e ertelenmesi), ... gibi uluslararası organizasyonların da kış aylarına veya ertesi yıla ertelendiğinin örneklendirildiği. Davacının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların teksif ilkesine aykırı olduğu ve kabul edilmediği; davacının değindiği ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş.'nin ...bünyesinde yer alan grup şirketleri olduğu, ortakları ve yöneticilerinin aynı kişilerden oluştuğu, organizasyon hizmetlerinin grup şirketleri üzerinden yürütülmesinin olağan olduğu TOBB 2022 fuar takvimi ile fuar sonuç raporunda düzenleyici olarak ... A.Ş.'nin yer aldığı, fuarın 17-24 Aralık 2022 tarihlerinde başarıyla gerçekleştirildiği ve davacıya gerekli bildirimlerin yapıldığı. Nitekim emsal durumdaki birçok katılımcı firmanın (İstanbul 1. ATM 2022/1089 E., Bakırköy 5. ATM 2023/82 E., Bakırköy 2. ATM 2022/1096 E. vb. dosyalar) davalı ile sulh protokolü imzalayarak davalarından feragat ettiği davacının fuarın gerçekleşmediği yönündeki iddialarının açıkça kötüniyetli olduğunu istinaf talebinin reddine karar talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, fuar katılım sözleşmesi kapsamında davalıya verilen ödenen bedelin istirdatı için başlatılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı vekilince istinaf edilmiştir.
İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının fuar katılım sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı ve ödenen paranın istirdatı isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.
Somut olayda 20-28 Şubat 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilecek fuara davacının katılımı hususunda taraflar arasında 08.10.2020 tarihli sözleşme düzenlenmiştir. Söz konusu sözleşmenin 2 maddesinde; "KATILIMCI, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, KATILIMCI'nın fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb. DÜZENLEYİCİ'nin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder." hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin fuara katılım koşullarına ilişkin 2. maddesi gereği, davalı şirketin fuarın düzenleme tarihi ve fuar alanındaki katılımcının yerini tek taraflı olarak değiştirme hakkı bulunup, bu değişiklikler sözleşmenin fesih sebebi yapılamayacağı gibi, katılımcının ücret ödeme yükümlülüğünü de kaldırmamaktadır. Nitekim benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 23. HD'nin 2014/5250 Esas, 2014/7346 karar sayılı kararı bu doğrultudadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Fuar katılım sözleşmelerinin niteliği dikkate alındığında, davalıya sözleşmenin 2. Maddesi gereğince fuar erteleme, fesih ve iptal gibi geniş haklar verilmesi sözleşmenin niteliğine aykırı olmadığı gibi tacir olan davacı da düzenleyicinin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahip olduğundan ve davacı tacir yönünden bu hüküm ekonomik yıkım yaratacak düzeyde de olmadığından, ortada genel işlem koşullarına aykırılık teşkil edecek bir hususun bulunmadığının kabulü gerekir. Yine, tacirler arasında imzalanan sözleşmede davalıya fuar erteleme yetkisi verildiğinden somut olayda dürüstlük kuralına aykırılıktan da bahsedilemeyecektir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun oy çokluğu ile HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-(Kapatılan) Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2023 gün, 2022/1028 Esas, 2023/271 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333. maddesi gereğince kalan gider avansının yatıran tarafa geri verilmesine,
5-7035 Sayılı Yasanın 30. maddesi ile eklenen HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda İİK'nun 364/1 maddesi gereğince miktar itibarı ile kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi. 01/10/2026
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, fuar katılım sözleşmesi kapsamında davalının fuarı ertelediği/ iptal ettiği ve bu nedenle imkansızlık nedeniyle sözleşmenin sona erdiği ancak davalıya ödenen bedelin davacıya iade edilmediği gerekçesiyle davalıya ödenen bedellerin iadesine ilişkin açılan itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesi, davalının sözleşmenin 2. maddesi gereği fuar tarihinde değişiklik yapabileceği ve davacı katılımcının bu nedenle sözleşmenin feshini ve ödenen ücretin iadesini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davacı katılımcı ile davalı ... A.Ş. arasında akdedilen Katılımcı Sözleşmesi; ...Derneği (...) ile davalı şirket arasında imzalanan 29.05.2018 tarihli "... Fuarı’nın Organizasyonuna Dair Sözleşme" ve 20.08.2020 tarihli Ek Sözleşme'ye dayanmıştır.
Söz konusu çatı/ana sözleşmeler, fuarın düzenlenme esaslarını, erteleme ve fesih şartlarını düzenlediğinden, Katılımcı Sözleşmesi'nin hem hukuki dayanağını hem de ayrılmaz ve tamamlayıcı bir parçasını oluşturmaktadır. Taraflar arasındaki ilişki, belirli bir zamanda ve mekânda icra edilmesi asli edim yükümlülüğü olan, iki tarafa borç yükleyen tam iki taraflı (sinallagmatik) ve ivazlı bir edim borcu doğurmaktadır.
Davacı, katılım bedelini tutarındaki edimini eksiksiz ifa etmiş; davalı ise taahhüt ettiği fuar organizasyonunu sözleşmeye uygun zaman, yer ve nitelikte icra etme borcu altına girmiştir.
Konuyla doğrudan ilgili olarak borçlar hukukunda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkenin anlamı sözleşme yapıldığı sıradaki gibi aynen uygulanmalıdır. Başka bir ifade ile, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke borçlar hukukunun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (... -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu bağlamda hakim, somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yaranına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale ederek sözleşmeyi değişen koşullara uyarlar. Bununla birlikte her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan "irade özgürlüğü" "sözleşme serbestisi" ve "sözleşmeye bağlılık" ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai, tali (ikinci derecede) yardımcı nitelikte olup, ancak uyarlama kurumun şartlarının mevcudiyeti halinde anılan kurumun uygulanması gündeme gelebilecektir.
6098 sayılı T.B.K yürürlüğe girmesinden evvel, mevzuatımızda uyarlama kurumuna ilişkin bir düzenleme olmamakla birlikte, taraflar arasındaki sözleşme koşullarının daha sonra önemli ölçüde değişmesi halinde değişen bu koşullar karşısında (... -beklenmeyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ) ilkesi bağlamında ve M.K. 2. maddesinden de yararlanılmak suretiyle sözleşmenin yeniden düzenlenmesinin mümkün bulunduğu ve karşılıklı sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin bozularak "işlem temelinin çökmesi" halinde M.K. 1, 2 ve 4'üncü maddelerinden yararlanılması gerektiğine dair öğreti ve uygulamada yerleşik bir kabul mevcut iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK’nın 138 nci maddesi ile bu husus yasal bir düzenlemeye de kavuşturulmuştur. Aşırı ifa güçlüğü başlıklı bu yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak az yukarıda ifade edildiği üzere "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı bulunmaktadır.
Davalı taraf, Anayasa m. 48 ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 26 çerçevesinde "Sözleşme Serbestliği" ve "Pacta Sunt Servanda" (Ahde Vefa / Söze Bağlılık) ilkelerine dayanarak, Katılımcı Sözleşmesi'nin 2. maddesi gereğince erteleme yetkisinin bulunduğunu ve davacının bu sözleşmeyle bağlı olduğunu savunmuştur
Doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ahde vefa ilkesi; tarafların serbest iradeleriyle kurdukları borç ilişkisinde üstlendikleri edimleri kararlaştırıldığı biçimde yerine getirmeleri zorunluluğunu ifade eden ahlakî ve hukuki bir temel prensiptir. Ancak ahde vefa ilkesi, yalnızca alacaklının haklarını kısıtlayan bir kalkan veya borçlunun keyfiliğini koruyan mutlak bir dokunulmazlık alanı değildir.
Ahde vefa ilkesi öncelikle edimi yüklenen tarafa (davalı organizatöre) uygulanır. Davalı; fuar yerini (Yenikapı / ...), tarihlerini (20-28 Şubat 2021, 19-27 Şubat 2022, 5-13 Mart 2022, 19-26 Şubat 2022 ve son olarak Aralık 2022) ve fuar süresini 27 Şubat Pazar gününü fuar takviminden çıkararak tek taraflı iradesiyle değiştirerek ahde vefa ilkesini ihlal ettiği anlaşılmıştır. Edimin asli unsurlarını (zaman, mekan ve süre) tahrif eden bir borçlunun, alacaklıya karşı ahde vefa ilkesini ileri sürmesi TMK m. 2 dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır.
TBK m. 136 uyarınca; borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür.
Fuar organizasyonlarında zaman, mekan ve resmi izinler (... Takvimi tahsisi) edimin asli niteliğini belirleyen nesnel unsurlardır. Dosya kapsamında yer alan resmi belgelere göre ,Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/72 K. sayılı dosyasında yer alan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) resmi yazısında, davalının 20-28 Şubat 2021 tarihli sözleşmeye konu fuarı resmen İPTAL ETTİĞİ açıkça bildirilmiştir.
TBK m. 138, sözleşmenin kurulmasından sonra taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması halinde, edimler arasındaki dengenin aşırı derecede bozulması durumunda dürüstlük kuralının (TMK m. 2) bir gereği olarak hakkaniyet temelli uyarlama imkânı tanımaktadır
Davalının fuar tarihlerini ...'nin Aralık sonuna kaydırması, söz konusu tarihlerin yurt dışı ziyaretçi ve tedarikçilerin dini bayramlarına denk gelmesi ve ticari beklentileri tamamen dışında olan bu duruma göre davacı katılımcıdan bu şartlar altında sözleşmeye katlanması beklenemez.
Davacı, İstanbul 12. Noterliği’nin 21.01.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile Katılımcı Sözleşmesi m. 2 uyarınca "fuardan çekilme hakkını" kullanmak suretiyle sözleşmeden dönme hakkını kullanmıştır.
Davalı taraf, sözleşmenin 2. maddesinde organizatöre verilen tek taraflı erteleme yetkisine ve fesih yasağına dayanmıştır. Davalıya ucu açık biçimde tarih, yer ve süre değiştirme yetkisi veren 2. madde hükmü kanunun emredici nitelikteki değiştirme yasağına takılmaktadır
TBK m. 24 uyarınca Değiştirme Yasağı ve Yazılmamış Sayılma: Genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşme metninde, düzenleyene (organizatöre) tek taraflı olarak karşı taraf aleyhine sözleşme hükümlerini değiştirme veya yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar TBK m. 24 gereğince YAZILMAMIŞ SAYILIR
Kelepçeleme Sözleşmesi Yasağı (TMK m. 23/2 ve TBK m. 27): Bir tarafın ekonomik hareket özgürlüğünü ve ticari istikbalini karşı tarafın keyfi, belirsiz ve sınırsız kararlarına tabi kılan, fesih hakkını tamamen ortadan kaldıran kayıtlar hukuken "Kelepçeleme Kaydı" olarak kabul edilir. Türk Medenî Kanunu'nun 23/2. maddesi (özgürlüklerden vazgeçilemeyeceği) ve TBK m. 27 (ahlaka, hukuka ve kamu düzenine aykırılık) uyarınca, katılımcıyı süresiz ve belirsiz ertelemelere mahkûm eden kelepçeliyici sözleşme hükümleri KESİN OLARAK HÜKMÜSÜZDÜR (BÂTILDIR)
Davalı taraf, her iki tarafın da tüzel kişi ve tacir olduğunu, TTK m. 18/2 uyarınca basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altındaki davacının sözleşme şartlarına katlanmak zorunda olduğunu ileri sürmüştür.
TTK m. 18/2'de düzenlenen basiretli tacir ölçütü, tacire ağırlaştırılmış bir özen borcu yüklemekle birlikte, bu yükümlülük sınırsız ve ölçüsüz değildir.Basiretli tacir ölçütü; dürüstlük kuralı (TMK m. 2) sınırları içinde uygulanır. Basiretli bir tacir bile, sözleşmenin kurulması esnasında öngörülmesi mümkün olmayan, dürüstlük kuralına aykırı, kelepçeliyici ve sözleşmenin dengesini altüst eden keyfi uygulamalara katlanmakla yükümlü tutulamaz .Dolayısıyla davacının tacir olması, geçersiz ve kelepçeliyici nitelikteki sözleşme şartlarını zımnen onayladığı anlamına gelmemekte olup "basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü", tacir açısından ağırlaştırılmış bir özen ölçütü getirmekle birlikte sınırsız değildir. Basiretli tacir ölçütü; taraflardan birine dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı olarak diğer tarafı sömürme veya sözleşme dengesini keyfi olarak bozma yetkisi vermez. Tarafın tacir olması; öngörülemez, belirsiz, dürüstlük kuralına aykırı ve kelepçeliyici nitelikteki keyfi sözleşme şartlarına katlanmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesi öncelikle edimi üstlenen organizatörü bağlar. Davalının fuar tarihlerini, yerini ve süresini defalarca tek taraflı olarak değiştirmesi, edimin bizzat organizatör tarafından ihlal edildiğini göstermektedir. TOBB resmi yazısından da anlaşılacağı üzere, davalının 20-28 Şubat 2021 tarihli sözleşmeye konu fuarı İPTAL ETTİĞİ sabittir. Davalının sonradan başka bir şirketle 17-24 Aralık 2022 tarihinde düzenlediği organizasyon, taraflar arasındaki sözleşmeye konu fuar niteliğinde olmayıp "edimin şahsiliği ve nispiliği" ilkeleri gereğince davacıyı bağlamaz.
Yaşanılan salgın hastalık sürecinin olağanüstü bir durum olduğu ve taraflarca öngörülemeyeceği açıktır. O halde genel olarak salgın hastalık sürecinin Türk Borçlar Kanunu'nun 138.maddesinde belirtilen olağanüstü durum olarak kabul edilmesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 136.maddesinde belirtilen borçludan kaynaklanmayan imkansızlık sebebi olarak kabul edilmesi gerekir.
Kaldı ki, her ne kadar imkansızlık geçici nitelikte olup, kural olarak borcu sona ermesine neden olmaz ise de, bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. İfanın muayyen bir zamanda yapılacak olması veya ifa zamanının alacaklı için önem taşıdığı hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, söz konusu fuarın 19-27 Şubat 2022 tarihleri arasında yapılması gereken fuarın süresinin de kısaltılıp, hatta önceki deneyimlerle sabit olduğu üzere fuardan faydanın yoğunlukla sağlanacağı 27 Şubat Pazar gününü fuar süresinden çıkarıp, bu fuarın 19-26 Şubat 2022 tarihlerinde gerçekleştirileceğini duyurması ve yine davalı tarafın kendi iradesi ile; fuar tarihinin bu kez aralık/2022 sonuna ertelemesi, anılan tarihin ise ... fuar merkezinin en az talep gören tarihini içermesi ve bu nedenle fiyatlama olarak en uygun tarih olması nedeniyle davacının iş yoğunluğunun zaten fazla olduğu sonradan mevsiminde bu fuara katılmanın davacıya hiçbir faydası olmayacağı gibi aksine yaratacağı yükle davacının fuara katılmakta menfaati kalmayıp, fuarın amacının müvekkili yönünden imkansızlaştığını beyan etmiş olup, davacının, iptal edilen tarihin kendisi için taşıdığı öneme dair iddiaları samimi bulunmuş ve borcun sona erdiği kabul edilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde de belirtildiği üzere karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür.
Fuarın 20-28 Şubat 2021 tarihinde yapılmasına ilişkin edimin 17-22 Aralık 2022 tarihine ertelendiği, Şubat ayında düzenlenmesi gereken fuarın da 2022 yılı sonuna ertelendiği, bu şekilde sözleşmenin 2. maddesine dayanarak davacıyı ifaya zorlamanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, katılımcının fuardan çekilme hakkının bulunduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde dayandığı sözleşmenin 2. maddesi şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla özleşme konusu fuarın iptal edilmesi ve şartların dürüstlük kuralına aykırı biçimde ağırlaştırılması karşısında davacı; İstanbul 12. Noterliği’nin 21.01.2022 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile "fuardan çekilme hakkını" hukuka uygun olarak kullanmış ve TBK m. 112 vd. hükümleri uyarınca ödediği katılım bedelinin iadesini talep etme hakkını kazanmıştır.
Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince hatalı hukuki değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, davacının istinaf başvurusunun HMK 353 (1)/a/6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yaptıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesine gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.