İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/774 E. 2026/560 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/774
- Karar No
- 2026/560
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/774 Esas - 2026/560 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/774 KARAR NO : 2026/560
....
DAVA : İtirazın İptali / Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 18/02/2019 KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR Y.TARİHİ : 24/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan "itirazın iptali" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı arasında 20/12/2015 tarihli "...." başlıklı sözleşmenin akdedildiğini, bu sözleşme gereğince müvekkilin (satıcının), 23.11.2015 tarih ve .... numaralı teklifinde yer alan hidrodinamik burgu enerji üretim sistemi ile lastik set yapımını, .... ihale kayıt numaralı işine ait teknik şartnamedeki istemlere bağlı kalarak .... sınırlarında ürettirip satın alan davalıya teslim etmeyi, satın alan davalının ise müvekkile 1.250.000,00 Euro + KDV ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşmenin 3. maddesinde kararlaştırılan ödeme şartlarına göre 500.000,00 Euro'nun peşin, 500.000,00 Euro'luk kısmın 30.09.2016 tarihinde, 250.000,00 Euro'luk kısmın ise 16.12.2016 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkil şirketin taahhüt ettiği işi Aralık/2016 tarihinde ihale konusu yerde kurup kullanıma hazır hale getirdiğini, bu tarih itibariyle taraflar arasındaki hesabın; sözleşme ürün bedeli 1.250.000,00 Euro + 225.000,00 Euro KDV = 1.475.000,00 Euro, ek sözleşme (su soğutma sistemi) bedeli 35.000,00 Euro + 6.300,00 Euro KDV = 41.300,00 Euro, gümrük giderleri 14.932,35 Euro + 2.687,82 Euro KDV = 17.620,18 Euro ve banka gideri 2.881,20 Euro + 518,62 Euro KDV = 3.399,82 Euro olmak üzere toplam 1.537.319,99 Euro alacak, buna karşılık davalı tarafından ödenen 1.277.103,00 Euro biçiminde olduğunu, bu suretle davalının ödemesi gereken bakiyenin 260.216,98 Euro olduğunu, bakiye meblağın tahsili amacıyla davalıya .... yevmiye numaralı ve 18.08.2018 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, tebliğine rağmen süresi içerisinde ödeme yapılmadığını, bunun üzerine ....esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça ödeme emrine kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, itiraz gerekçesi olarak sözleşmenin 3, 6, 8, 16 ve 17. maddelerinin gösterildiğini ve müvekkilin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğinin ileri sürüldüğünü, oysa sözleşme maddelerinde müvekkile yüklenen her türlü yükümlülüğün eksiksiz olarak yerine getirildiğini, davalıya sözleşme gereği ödenmesi gereken meblağ vadesinde ödenmemesine rağmen müvekkil şirketin iyiniyet ve ticari ahlak gereği sözleşme konusunu oluşturan sistemi kurup çalışır vaziyette teslim ettiğini, davalının ödeme emrine itirazında zikrettiği belgelerin kendisine teslim edilebilmesi için davalının vadesi daha önce gelmiş olan ödemeyi gerçekleştirmesi gerektiğini, zira söz konusu belgelerin ödemeler yapıldığında dava dışı yurt dışı firmasından talep edileceğini, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu ve 2019/5619 numaralı dosya üzerinde yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını, ekonomik olarak alacağı karşılamaya yeter gücü bulunmayan davalının .... alacağı hakediş dışında borcu ödemesinin mümkün görünmediğini, bu nedenle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini beyanla; i. Davalının .... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, ii. alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına, iii. yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen hususların tümünü reddettiklerini, davacı şirketin sistemi çalıştırarak müvekkil şirkete teslim etmediğini, taraflar arasında teslim ile ilgili hiçbir belge ve tutanak bulunmadığını, davacı tarafın bir yıldan bu yana işin tarafı olan müvekkil şirket ile hiçbir bağlantı kurmayıp doğrudan .... ile temasta olduğunu, davacının.... geliş gidişlerinden ve orada ne yaptıklarından müvekkilin bilgisinin bulunmadığını, sözleşmenin "Ödeme Şartları" başlıklı 3. maddesinde "...son yükleme tarihinden önce akreditifte belirtilen belgeler (CIP Incoterms 2010) ibraz edildiğinde hem yurt dışındaki üreticiler hem de Maender paralarını almaya hak kazanır..." denilerek tahsil hakkının şartının açıkça belirtildiğini, yine sözleşmenin "Satıcının Tamamlayıcı Hizmetleri" başlıklı 6. maddesinde "...buna ek olarak satıcı, sistemin mekanik ve elektrik ekipmanlarının CE belgelerini çift kopya olarak satın alana sunacaktır" denilmesine rağmen davacı şirket tarafından bu edimlerin yerine getirilmediğini ve işin tesliminin yapılmadığını, bu nedenle davacının herhangi bir ödeme talebinde bulunamayacağını, müvekkilin iş kendisine teslim edilmemesine rağmen bugüne kadar yaklaşık 1.277.103,00 Euro ödeme yaptığını, müvekkil tarafından ....yevmiye numaralı "Belgelerin Teslim Edilmesi" başlıklı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davacının .... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde "bakiye borç olan 260.216,98 Euro'nun ödenmesi akabinde talep edilen belgelerin teslimini gerçekleştireceklerini" beyan ettiğini, .... elektrik sistemini ...'a kabul ettirebilmesi ve ürettiği enerjiyi satabilmesi için ihale teknik şartnamesinde müvekkilden istenen evrakların 13/07/2018 tarihli mektup ve anılan noter ihtarnamesi ile davacı şirketten talep edildiğini, ancak davacının ilgili evrak ve dokümanları göndermemesi nedeniyle sistemin ... tarafından kabul görmediğini, belediyenin söz konusu evrakların daha sonra teslimi koşuluyla geçici izinleri alabildiğini, .... ile yapılan 26/07/2018 tarihli geçici kabul inceleme tutanağında ....evraklarının 6 ay içinde tamamlanması gerektiğinin açıkça belirtildiğini, davacının müvekkili muhatap almayıp doğrudan belediye ile iş çevirmesinin müvekkilin belediyeden olan diğer alacaklarının tahsilini de zora soktuğunu, asıl kusurlu ve haksız olan tarafın davacı olduğunu beyanla; i. haksız ve mesnetsiz davanın reddine, ii. davanın kötüniyetli açılmasına sebebiyet veren davacı tarafça ödenmek üzere alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3.i. Taraflar arasında 20.12.2015 tarihli "Kazancıoğlu/Maender Lastik Set ve Hidrodinamik Burgu Sistemi ile Enerji Üretim Tesisi Yapımı Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin akdedilmiş olduğu; ii. Sözleşmenin konusunun, davacının 23.11.2015 tarih ve X-15-086 numaralı teklifinde yer alan hidrodinamik burgu enerji üretim sistemi ile lastik set yapımının, .... .... ihale kayıt numaralı işine ait teknik şartnamedeki istemlere bağlı kalınarak ürettirilip satın alana teslim edilmesi olduğu; iii. Sözleşme bedelinin anahtar teslimi 1.250.000,00 Euro + KDV (KDV dahil 1.475.000,00 Euro) olarak kararlaştırıldığı; iv. Davalının, davacıya bu güne kadar 1.277.103,00 Euro ödeme yapmış olduğu; v. Sözleşme konusu tesisin dava dışı iş sahibi Amasya Belediyesi'ne ait yerde kurulduğu ve belediyece işletmeye alındığı; vi. Dava dışı Amasya Belediyesi ile davalı arasında 11.09.2018 tarihinde geçici kabul tutanağının düzenlendiği, işin bitim tarihinin 12.06.2018 olarak kabul edildiği ve 18.09.2020 tarihinde kesin kabulün yapıldığı; B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; i. Davacı tarafça sözleşme kapsamında üstlenilen hidrodinamik burgu enerji üretim sistemi ve lastik set yapımı işinin tam, eksiksiz ve sözleşmeye uygun şekilde teslim edilip edilmediği. ii. İhale makamı Amasya Belediyesi tarafından kesilen 432.000 TL tutarındaki teminat bedelinin, davacının teslim etmediği evraklar/eksik işlerinden mi yoksa bizzat davalı firmanın kendi inşaat eksiklerinden mi kaynaklandığı. iii. Gümrük beyannameleri ve banka masrafları tutarlarının sözleşme hükümleri uyarınca kimin üzerinde kalması gerektiği ve bu masrafların davacı tarafça ödenip ödenmediği. iv. Su soğutma sisteminin yapımının sözleşmeye dahil mi, yoksa sonradan davacı tarafından ilave bir iş olarak mı yapıldığı, bedelinin davalıdan talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 5. .... vekili tarafından 10.09.2018 tarihinde borçlu .... aleyhine, borcun sebebi olarak 20.12.2015 tarihli sözleşme gösterilmek suretiyle, 1.930.809,99 TL (260.216,98 Euro) asıl alacak ile bu alacağa tahsil tarihine kadar yıllık % 6 Euro faizi, masraf ve vekâlet ücretinin tahsili istemiyle haciz yoluyla ilamsız takibe girişildiği; örnek 7 ödeme emrinin borçluya 13.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlunun 18.09.2018 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz ederek takibi durdurduğu anlaşılmıştır. Anılan icra dairesinin kapatılması akabinde dosyanın .... devredilerek ....takip numarasını aldığı görülmüştür. 6. Taraflar arasında imzalanan 20.12.2015 tarihli sözleşmenin incelenmesinde; satın alanın ..... olduğu, sözleşmenin 1. Maddesinde, sözleşmenin ana konusunun, satıcının 23.11.2015 tarihli teklifinde sunduğu ..... numaralı ihalesinin teknik şartnamesindeki istemlere bağlı kalarak Avrupa Birliği standartlarında ürettirip Satın Alan'a teslim etmeyi taahhüt edeceği, teklifte bahsi geçen sistemlerin anahtar teslimi fiyatının 1.250.000 EURO artı KDV olarak kabul edildiği, KDV'nin satıcıya malların gümrükten çekilme tarihinden önce ayrıca ödeneceği; 2. Maddesinde, ödemelerin Euro olarak yapılacağı, teklifin madde 3 de anlaşılan peşinatın ödenmesi ve devredilebilir vadeli akreditifin en geç Nisan 2016 tarihine kadar açılması halinde geçerliğini koruyacağı; 3. Maddesinde, sözleşmenin imzasını takiben teklif değerinin %40 500.000 Euro'nun ile peşin olarak ödeneceği, teklif bedelinin %60'ı olan 750.000 Euro için satın alan tarafından satıcı adına, yurt dışı mal alımında kullanılmak üzere devredilebilir vadeli akreditifin açılacağı, devredilebilir vadeli akreditifte son yükleme tarihinin 30.09.2016 ve geçerlilik tarihinin 16.12.2016 olacağı, Maender'in bu akreditifi yurt dışı üreticilere devredeceği, Son yükleme tarihinden önce akreditifte belirtilen belgeler (CIP Incoterm 2010)ibraz edildiğinde hem yurt dışındaki üreticilerin, hem de .... olan Euro hesabına ödeneceği, Türkiye içi yada dışı tüm banka masraflarının satın alana ait olduğu; 4. Maddesinde, teslimatların Amasya'da belirtilen adrese taşıma ve sigortası içinde olacak şekilde yapılacağı, parsiyel teslimata izin verilmeyeceği; 5. Maddesinde, satıcının madde 2 de açıklanan geçerli peşinatın ödenip akreditifin açılmasından itibaren; 1 ay içinde lastik set ile ilgili kurulum planlarını yollayacağı, 3 (üç) ay içinde lastik setin kurulum parçalarını yollayacağı, bu parçaların 10 gün içinde inşaatın hazır olması şartıyla yerlerine monte edileceği, 4 (dört) ay sonunda lastik setin yollanacağı ve yerine monte edileceği akabinde şaft ekipmanlarının yerine monte edileceği, daha sonra hidrodinamik burgunun yollanacağı, burgu ve lastik setin test edilerek satın alana teslim edileceği, son yükleme tarihinin madde 3 de belirtildiği gibi olduğu; 6. Maddesinde, satıcının tamamlayıcı hizmeti başlığında; satıcının teslim kapsamında olmak üzere proje mühendisliği ve yönetiminden sorumlu olacağı, buna ek olarak sistemin mekanik ve elektrik ekipmanlarının CE belgelerini çift kopya olarak satın alana sunacağı; 8. Maddesinde, satıcının garantisi sistemin çalışır vaziyette teslim ettiği ilk günden başlamak üzere 24 ay olduğu, hidrodinamik burgular için herhangi bir arıza durumunda uzaktan bakım ve onarımın yeterli olmadığı hallerde Satıcının 2 gün içinde sisteme yerinde müdahale etmeyi garanti edeceği, yıpranmaya tabi parçaların garanti kapsamı dışında olduğu, buna ek olarak yanlış kullanım, zorlama ya da modifiye edilme sonucunda doğabilecek hasarlar garanti kapsamında olmadığın, satın alanın makine kırılması sigortası yaptırmayı taahhüt edeceği, satıcının her bir hidrodinamik burgu için 97 kW'lık maksimum üretimi garanti edeceği, en ideal şartlar olan 1,93 metre yükseklik ve burgu başına 7,5 m3/s'lik iki burgu için 15m3/s su akım değeri tüm burgular için bağlanabilecek olsa, buradan elde edilebilecek maksimum elektrik miktarının yıllık 1,69 Gw/h olacağı, ince hesaplamaların sözleşmenin imzalanmasını takiben Maender Mühendisleri tarafından yapılıp nihai bağlayıcı elektrik üretim kapasitesinin satın alana yazılı olarak bildirileceği; 9. Maddesinde, ilave olarak tarafların bu sözleşmeden veya performansından kaynaklanan zararlar için satın alanın tazminat talebi ile satıcı ile karşı karşıya gelmesi halinde tazminat talebinin satışa konu toplam mal bedelinin %2,5'i ile 2 yıl sınırlı olacağını kabul edecekleri, bu sınırlamanın aynı zamanda, sözleşmenin tasfiyesi ile oluşan zararlar, dolaylı zararlar, tali zararlar, üretim ve kâr kaybı ile oluşan zararlar için de uygulanacağı; 11. Maddesinde, satının malın Amasya Türkiye'deki varış noktasına kadar nakliyesinden tek başına sorumlu olduğu, nakliye bedellerinin satıcı tarafından karşılanacağı; 12. Maddesinde, malın hasar görme veya tahribatı riskinin, malın varış noktasında kamyondan indirildiği andan itibaren satın alana geçeceği; 14. Maddesinde, satıcının tüm ihracat evraklarının hazırlanmasını ve tamamlanmasını üstleneceği ve .... otoritelerine sunacağı, satıcının gümrük çıkışı ile ilgili tüm masrafları karşılayacağı, satın alanın tüm ihracat evraklarını hazırlamasını ve tamamlanmasını üstleneceği ve .... otoritelerine sunacağı, anı zamanda satın alanın gümrükten çekilme işlemleri ile ilgili tüm masrafları karşılayacağı; 15. Maddesinde, malların mülkiyeti ödemenin tamamı gerçekleşene kadar satıcıya ait olacağı; 16. Maddesinde, satıcının malın sevkiyatı veya parsiyel sevkiyatları için satın alanın adına Ön Faturaları ve Nihai Faturaları düzenleyeceği; 17. Maddesinde, satın alanın, satıcının temsil ettiği üreticilerin mahallinde, kendisi veya bir temsilcisi vasıtasıyla sevkiyattan önce tüm malları kontrol etmekle yükümlü olduğu, ayrıca satın alanın Amasya'daki tesis mahallinde çalışan sistem üzerinde uygulayacağı hidrodinamik burgu performans testi neticesinde bir nihai kabul hazırlayıp imzalayacağı, anlaşma gereğince malların, satın alan veya temsilcisi tarafından, kontrol edilip teknik özelliklerinin kabulünü müteakip, satın alanın işbu sözleşmenin 8. maddesinde belirtilen performans değerleri doğrultusunda bir kontrol ve kabul belgesi düzenleyeceği, eğer satın alanın malların kontrolünü sistemin montajını müteakiben 1 ay içinde gerçekleştirmez ise bu durumun, kontrol hakkından feragat anlamına geleceği ve teslim edilen malların kontrol edilip kabul edilmiş sayılacağı; 24. Maddesinde; tarafların bu sözleşmede .... (Birleşmiş Milletlerin malların .... Sözleşmesi Konvansiyonu) den bağımsız olarak ....mülkiyet yasalarının uygulanacağını kabul edecekleri; 26. Maddesinde, satın alanın, sözleşmenin ifasında Türkiye'de doğabilecek tüm vergileri ödemekle yükümlü olduğu, sözleşmeli teslimat veya hizmet satışı bir vergiye tabi ise Kanuni katma değer vergisinin, Sözleşmenin birinci ve üçüncü maddelerinde bahsi geçen fiyatlara ilave edileceği hususlarında düzenleme yapıldığı görülmüştür. 7. Mahkememizce ....müzekkere yazılarak,.... ihale numaralı işinde 432.000,00 TL'nin teminatın nakde çevrilmesinin '....' işinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile ilgili tespit ve tutanakların bildirilmesi talep edilmiş olup; verilen cevabi yazının incelenmesinde; belirtilen konu ile alakalı kurumlarınca 12.06.2018 tarihinde geçici kabul yapıldığı, yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu, Geçici kabule engel olabilecek eksik, kusur- ve arızaların bulunmadığının tespit edildiği ancak, .... için sistem evrakları bazında eksiklerin olduğunun Yüklenici firmaya bildirildiği ve tutanak tutulduğu, 01.07.2019 tarihinde ara Kesin Kabul Teklif belgesi yapıldığı, bina dış cephesinde kaymaların, çatlamaların ve boya akıntısının olduğu ve dış cephe özelliğinin yitirildiği vb. birtakım eksikliklerin belirtildiği, yükleniciye eksikliklerin tamamlanması için ek süre verildiği, kesin kabulden önce teminatın nakde çevrilmesi ile ilgili olarak, 330.291,48 TL'nin .... elemanlarının tamir ve tadilatı için kurumlarınca harcama yapıldığı ve bu durumun yükleniciye bildirildiği, 18.09.2020 tarihinde yapılan Kesin Kabulde 01.07.2019 tarihli ara Kesin Kabul tutanağında eksik, kusurlu imalatların bir kısmının yükleniciye yaptırıldığı, bir kısmının kurumlarının bünyesince yaptırıldığı, kesin kabulün eksiksiz olarak yapıldığı, sonuç olarak 432.000,00 TL'lik teminatın nakde çevrilmesinin .... Lastik Set Yapımı' işinden kaynaklanmadığının tespit edildiği, teminatın nakde çevrilmesinde makina, ruberdam ve lastik bent ve elektrik işlerinde yüklenici firmadan kesinti yapılmadığı bildirilmiştir. 8. Devreye alma ve iş teslim tutanakları; Amasya Belediyesi ile davalı Kazancıoğlu İnşaat – Mustafa Kazancıoğlu arasında tanzim edilen bila tarihli ".... ait, Yenilenebilir Enerji kapsamında yapılan maksimum ....'lık enerji üretimli 2 adet hidrodinamik burgu, jeneratör grupları, su soğutma sistemi, enerji panoları ve diğer yardımcı ekipmanları başarı ile devreye alınmıştır" denildiği; "İş Teslim Tutanağı"nda ise "...yapılan Yenilenebilir Enerji işine ait 2 adet hidromekanik burgunun testleri yapılarak geçici kabule hazır hale getirilmiştir. İşbu tutanak... sözleşmede yer alan tüm belgeler, kabul evrakları ile diğer belgeler tamamlanıp idareye 6 ay içerisinde teslim edilecektir" ifadelerine yer verildiği görülmüştür. 9. Amasya Fen İşleri Müdürlüğü tarafından, ....' işi için Geçici Kabul İtibar tarihinin 27.06.2018, 01.07.2019 tarihinde yapılan ara Kesin Kabulünde belirtilen eksikliklerin idarelerince giderilmiş olduğu, nakit olan 432.000,00.-TL'lik kesin teminatın 330.291,48.-TL'sinin eksikliklerin giderilmesinde kullanıldığı ve kalan 101.708,52.-TL'nin yüklenici .... iade edilmesinde bir sakınca bulunmadığı bildirilmiştir. 10.Geçici kabul, kesin kabul teklif belgesi ve kesin kabul; .... geçici kabul komisyonu yetkilileri ile davalı .... tarafından imzalanan 11.09.2018 tarihli Yapım İşleri Geçici Kabul Tutanağı'nda; "Yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu ve geçici kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızaların bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak; 26.07.2018 tarihli geçici kabul inceleme tutanağında belirtilen .... evraklarının verilen süre içerisinde tamamlanması gerekmektedir. Oluşan bu eksiklikler için sözleşme gereği %3 geçici kabul kesintisi ödenmeyecektir. SONUÇ: ...söz konusu işin yukarıda belirtilen kayıtlarla ve bitim tarihi 12.06.2018 olarak itibar edilmek üzere, geçici kabulün yapılması komisyonumuzca uygun görülmüş, belirtilen eksik evrakların 6 ay süre içerisinde idaremize teslim edilmesi gerekmektedir" denilmiştir. Dava tarihinden sonra düzenlenen ve davalı tarafça ihtirazi kayıtla imzalanan 01.07.2019 tarihli Yapım İşleri Kesin Kabul Teklif Belgesi'nde ise beş kalem eksik ve kusur sıralanmıştır: "1-) 16.05.2019 tarihinde idaremizce yapılan eksiklikler için; lastik set üzerinde deneme yapıldığı, yırtık ve hava kaçışının olmadığı gözlenmiştir. Generatör ve dişli kutusu arasındaki kayıklık için bir çalışma olmadığı görülmüştür. 2-) Bina dış cephesinin tamamında (Betopan imalatı) kaymaların, çatlamaların ve boya akıntısının olduğu ve dış cephe özelliğinin yitirildiği gözlenmiştir. 3-) Geçici kabul tutanağı ve işyeri teslim tutanağında belirtilen ve bu işlem için %3 teminatı durdurulan, elektrik üretim santrali belgeleri için idaremize getirilen bir evrak olmadığı görülmüştür... 4-) Belediye binasında döşeme granit fayansların kırıldığı (bazı mahallerde), WC'lerde fayans eğimlerinin ters olduğu görülmüştür. 5-) Soğutma sisteminin su buharı yaparak, asma tavanlarda nemlenme ve çürüme yaşandığı görülmüştür." Belgede bu eksiklik ve aksaklıklar için 90 gün ek süre verilmesi ve kesin kabulün yapılması uygun görülmüştür. Amasya Belediyesi'nin 11.12.2024 tarihli yazısında ise 18.09.2020 tarihinde kesin kabulün eksiksiz olarak yapıldığı bildirilmiştir. 11. 18.09.2020 Tarihli Kesin Kabul Tutanağı'nın incelenmesinde; .... yapılan mahale giderek müteahhit tarafından yapılmış işleri kesin kabul bakımından incelediği ve tutanak altına alındığı, yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu, kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızalarının bulunmadığı bildirilmiştir. 12. ... tarafından, ....yazılan 15.10.2020 tarihli talimat yazısı ile ....inşaat,....'na ait Belediye'ye vermiş olduğu 31.12.2019 tarihinde vadesi sona eren Banka'nın 01.10.2015 tarih ve .... no'lu teminat mektubunun nakde çevrilerek IBAN .... nolu hesaba aktarılmış olan 432.000,00 TL'den, 100.000,00 TL'nin, ....nezdinde bulunan hesabına 100.000,00 TL, bilahare aynı Temlik'e istinaden ....in hesabına Belediye'nin vermiş olduğu 07.12.2020 tarihli talimat ile 100.000,00 TL ve 12.01.2021 tarihli talimat ile 82.000,00 TL aktarılmasının istenildiği, söz konusu temlike istinaden toplam aktarılan tutarın 282.000,00 TL olduğu görülmüştür. 13. Mahkememizin 26.02.2026 tarihli ara kararı ve .... 06.03.2026 tarihli cevabı yazısı; Mahkememizin 26.02.2026 tarihli ara kararı ile ...." kapsamında 11.09.2018 onay tarihli Geçici Kabul Tutanağı'nda evrak eksikliği sebebiyle davalının hakedişinden yapılan %3 oranındaki geçici kabul kesintisinin davalıya iade edilip edilmediği hususunda bilgi ve belge istenilmiştir. .... Müdürlüğü'nün 06.03.2026 tarih ve .... sayılı yazısı ile "05.03.2026 tarihi itibariyle ....'nun söz konusu yapım işine ilişkin teminattan kaynaklı herhangi bir alacağının bulunmadığı"nın bildirildiği belirtilmiştir. 14. Mahkememizce önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış olup alınan ek raporlarda özetle; icra takip tarihi itibariyle davacı alacağının 1.444.190,11 TL olarak hesaplanmış olduğu, davacı talebinin 486.619,88 TL'lik kısmının yerinde olmadığı, davacı yan icra takibinde asıl alacağıma, Kamu Bankalarının Euro alacaklar için uyguladığı faiz oranı olan %6 oranı üzerinden faiz uygulanmasını talep ettiği, buna karşın İstinaf Kararı öncesinde verilen 15.10.2020 tarihli kararda; TL olarak belirlenen alacağa %6 faiz uygulanmasına hükmedildiği, davacı ve davalının buna ilişkin itirazı olmadığı gibi, İstinaf bozma kararında da bu yönde bir hüküm bulunmadığı, ancak söz konusu faiz nispetinin yabancı para alacağına 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca uygulanması gereken oran olması ve bu oranın avans faizi ve yasal faizinin çok altında olması nedeniyle asıl alacak tutarı olan 1.444.190,11 TL'ye, icra takip tarihinden itibaren uygulanacak faiz oranının Mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 15. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye hakediş bedelinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 16. Mahkememizin 15.10.2020 tarihli, ..... sayılı takip dosyasında itirazın 1.653.048,38 TL asıl alacak üzerinden iptaline dair karar verildiği, verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurusu üzerine ..... Karar sayılı kaldırma ilamının gerekçesi özetle; "Somut olayda davacı taşeron, davalı yüklenici olup, taraflar arasında hidrodinamik burgu enerji üretim sistemi ve lastik set yapımına ilişkin 20.12.2015 tarihli 1.250.000 EURO + KDV götürü bedelli eser sözleşmesi akdedildiği çekişmesizdir... Sözleşme konusu işin yapıldığı ve dava dışı iş sahibi belediyeye teslim edildiği, belediye tarafından geçici ve kesin kabulün yapıldığı anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere götürü bedelli sözleşmede yüklenicinin sözleşme kapsamındaki işi yaparak teslim ettiğinin ispatlanması durumunda yüklenici tarafından fatura kesilip kesilmediğine bakılmaksızın sözleşme bedelinin tamamına hak kazandığını kabul edilmeli, sözleşme gereği yapılacak işlerde eksik ve ayıp bulunması hâlinde eksik ve ayıpların sözleşmede kararlaştırılan tüm işe oranı belirlenerek tamamlanan iş oranı tespit edilmeli ve bu oran itibariyle yüklenicinin talep edebileceği iş bedeli hesaplanmalıdır. Bu kapsamda somut olayın incelenmesine sözleşmedeki iki yıllık garanti süresi de dikkate alındığında dava dışı belediye tarafından düzenlenen geçici ve kesin kabuldeki eksik ve ayıplı imalatlar taraflar arasındaki sözleşme kapsamında olanlar yönünden inceleme ve değerlendirme yapılarak davacı taşeronun hakedişinden indirilmesi gereken oran ve miktar hesaplanması gerekirken sadece sözleşme gereğince teslim edilmesi gereken belgeler yönünden dava dışı belediye tarafından yapılan kesintinin esas alınması doğru olmamıştır. Ayrıca yazılı sözleşme dışında imalat yapıldığı iddiasına dayalı alacak talebi iddiasında ise; davalı tarafça, iddia edilen bu işlere ilişkin olarak davacı tarafla sözleşme yapılmadığı ve imalatların davacı tarafça yapılmadığı savunularak karşı çıkılmış olmakla sözleşme dışı yapıldığı iddia edilen işlerin sözleşmeye konu işlerin kullanılması için zorunlu ve devamı niteliğinde olduğunun tespiti ve taraf delilleri toplanarak ispatı hâlinde yine yerleşik içtihatlar gereğince sözleşme dışı işlerin bedelinin yapıldığı yıl mahalli rayiciyle (dahil olduğundan ayrıca KDV eklenmeksizin) TL olarak belirlenerek bulunacak bedelin taşeron alacağına ilavesi gerekirken... ilave işler bedeline ilişkin talebin kabul edilmesi ve EURO olarak hesaplanması doğru olmamıştır. Bu kapsamda mahkemece yapılması gereken iş davacının götürü bedelli sözleşme kapsamında eksik ve ayıplı imalatının bulunup bulunmadığı yukarıda açıklandığı şekilde incelenmek, yine sözleşme dışı işler yönünden de ispat kuralları çerçevesinde davacının talep edebileceği alacağının bulunup bulunmadığı ile iş bedeli TL olarak belirlenmek, yine sözleşme gereği davalı tarafça ödenmesi gereken ve davacı tarafça ödendiği öne sürülen gümrük ve banka ödemelerine ilişkin delillerin de ibrazı sağlanarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından..." şeklindedir. 18. Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararı ve kaldırma kararı gereğince yapılması gerekenlerin değerlendirilmesini taraflar arasındaki sözleşme ve hukuki niteliğine yönelik açıklamaların ardından yapılmasında yarar görülmektedir. Bununla birlikte, ....Karar sayılı kaldırma kararında üç hususa değinildiği; birinci hususun, götürü bedelli sözleşme kapsamında eksik ve ayıplı imalat bulunup bulunmadığının, geçici ve kesin kabul belgelerindeki tespitler ile sözleşmedeki iki yıllık garanti süresi de gözetilerek incelenmesi ve varsa hakedişten indirilecek oran ve miktarın belirlenmesi; ikinci hususun, sözleşme dışı imalat iddiasının ispat kuralları çerçevesinde araştırılması ve ispatı hâlinde bedelinin yapıldığı yıl mahalli rayiciyle, ayrıca KDV eklenmeksizin ve Türk Lirası olarak belirlenmesi; üçüncü hususun ise gümrük ve banka ödemelerine ilişkin delillerin ibrazının sağlanması noktalarında olduğu, bu bakımdan kaldırma kararının hem eksik incelemeye hem de hesaplama yöntemine yönelik olarak esasa ilişkin üç noktaya işaret ettiği değerlendirilmiştir. 19. Kaldırma kararı doğrultusunda Mahkememizin 30.03.2023 tarihli ara kararı ile önceki bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden inceleme yaptırılmasına karar verilmiş, heyete HMK m. 273 uyarınca ".... kaldırma kararı gerekçesi doğrultusunda, açıklanan eksiklikler nazara alınarak açıklayıcı ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi" görevi verilmiş; heyetçe 02.10.2024 tarihli birinci ek rapor ile 30.12.2025 tarihli ikinci (nihai) ek rapor düzenlenmiş, ayrıca kaldırma kararının işaret ettiği hususların aydınlatılması amacıyla dava dışı .... müzekkereler yazılarak 15.11.2024, 11.12.2024 ve 06.03.2026 tarihli cevap yazıları ile ekleri celbedilmiştir. Bu suretle kaldırma kararının gereklerinin eksiksiz olarak yerine getirildiği; hükme esas alınabilecek nitelikte, denetime elverişli ve çelişki içermeyen ek raporların alınmış olması karşısında yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 20. Taraflar arasında 20.12.2015 tarihinde akdedilen ve ".... idare (iş sahibi), davalı ....'nin ise bu işin yenilenebilir enerji bölümünü davalıdan üstlenen alt yüklenici (taşeron) konumunda bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre taraflar arasındaki ilişkide davacı yüklenici (alt yüklenici) sıfatıyla bir eser meydana getirmeyi, davalı ise iş sahibi sıfatıyla buna karşılık bedel ödemeyi üstlenmiştir. 21. Öncelikle taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin hukuki nitelendirmesinin yapılması gerekmektedir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede tarafların "satan" ve "satın alan" olarak adlandırılmış olmasına ve sözleşme metninde satım hukukuna özgü bazı kavramlara (mülkiyetin saklı tutulması, malların kontrolü, teslim yeri, riskin geçişi) yer verilmiş olmasına karşın, sözleşmenin içeriğinin incelenmesi hâlinde nitelendirmenin satım sözleşmesi olarak yapılamayacağı, zira davacının edimi yalnızca hazır bir malın mülkiyetinin nakli ve zilyetliğinin devrinden ibaret olmayıp; sözleşmenin 1. maddesi uyarınca dava dışı idarenin teknik şartnamesindeki istemlere bağlı kalınarak bir sistemin ürettirilmesini, 5. maddesi uyarınca kurulum planlarının hazırlanmasını, parçaların yerlerine monte edilmesini, burgu ve lastik setin test edilerek teslimini, 6. maddesi uyarınca proje mühendisliği ve yönetimini, 8. maddesi uyarınca sistemin çalışır vaziyette teslimini ve belirli bir üretim kapasitesinin garanti edilmesini kapsadığı; bu suretle davacının bir sonuç (eser) meydana getirme borcu altına girdiği, davalının ise buna karşılık bedel ödemeyi üstlendiği değerlendirilmekle, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. 22. Bedel türü yönünden yapılan değerlendirmede; taraflarca akdedilen sözleşmenin 1. maddesinde "teklifte bahsi geçen sistemlerin anahtar teslimi fiyatının 1.250.000 EURO artı KDV olarak kabul edildiği" düzenlemesinin yer aldığı, işin tamamı için tek bir bedel kararlaştırıldığı, birim fiyat cetveli veya iş kalemleri bazında fiyatlandırma öngörülmediği anlaşılmakla, sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedel sözleşmesi olduğu ve KDV dahil sözleşme bedelinin 1.475.000,00 Euro bulunduğu kabul edilmiştir. Götürü bedelin hukuki sonucu, Türk Borçlar Kanunu'nun 480/1. maddesinde "Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez" biçiminde düzenlenmiş olup; diğer taraftan ise, yüklenicinin sözleşme kapsamındaki işi yaparak teslim ettiğini ispatlaması hâlinde, gerçek maliyet daha düşük olsa dahi kararlaştırılan bedelin tamamına hak kazanacağıdır. Nitekim Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamında da bu ilke açıkça vurgulanmıştır. 23. Bu kapsamda eldeki uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmesinden önce eser sözleşmesine ilişkin kısaca bir açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır. 24. Öncelikle eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 470). Eser sözleşmesinde yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alandaki işleri yüklenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış esas alınır. 25. Yüklenici kararlaştırılan eseri aksine bir düzenleme yoksa kendisi veya kendi yönetimi altında başka bir kişiye yaptırabilir (TBK m. 473). Yüklenici, sözleşmede kararlaştırılan sürede işe başlamak ve bitirmek zorundadır. Ayıp, yasa ya da sözleşme hükümleri gereğince, bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenici, eserdeki açık ve gizli ayıplardan dolayı iş sahibine karşı sorumludur (TBK m. 474). Açık ayıp, eserin iş sahibine teslim anında kolaylıkla görülebilen ve fark edilebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplardır. 26. İş sahibi, eseri teslim alır almaz işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür (TBK m. 474). Eserdeki ayıp nedeniyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibi, seçimlik hak olarak; eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme, ve iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı bulunmaktadır (TBK m. 475). 27. İş sahibi, eseri teslim alır almaz işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara rağmen iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanmış bulunursa veya her hangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek bir nedenden dolayı meydana gelmiş olursa, iş sahibi eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz (TBK m. 476) Buna göre ayıp iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanıyor ise iş sahibi eser ayıplı olmasına rağmen kanundan kaynaklanan, sözleşmeden dönme, bedelde indirim veya eserin ücretsiz onarılmasına ilişkin seçimlik haklarını kullanamaz ayrıca genel hükümlere göre tazminat da talep edemez (TBK m. 475). Ayrıca malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden iş sahibine karşı satıcı gibi sorumludur (TBK m. 472/1). 28. Yine eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. Bunun dışında iş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olup, bildirmemesi halinde eseri kabul etmiş sayılır (TBK m. 477). 29. Bu açıklamalar neticesinde somut olayda; davacı yan, sözleşme ile üstlendiği hidrodinamik burgu enerji üretim sistemi ile lastik set yapımını Aralık/2016 tarihinde tamamlayarak kullanıma hazır hâle getirdiğini, sistemin çalışır vaziyette teslim edildiğini, sözleşme bedeli, ek sözleşme bedeli, gümrük ve banka giderlerinden oluşan toplam 1.537.319,99 Euro alacağına karşılık davalı tarafça 1.277.103,00 Euro ödendiğini, bakiye 260.216,98 Euro'nun ödenmediğini, davalının belgelerin teslim edilmediği savunmasının ise vadesi geçmiş ödemelerin yapılmamasından kaynaklandığını beyan etmiştir. Davalı yan ise; eserin kendisine teslim edilmediğini, teslime ilişkin hiçbir belge ve tutanak bulunmadığını, sözleşmenin 3, 6 ve 8. maddeleri uyarınca teslimi gereken belgelerin verilmemesi nedeniyle davacının bedele hak kazanamayacağını, su soğutma sistemine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını ve bu işin yerel imkânlarla, dava dışı ... Isı Sistemleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ücretsiz koordinasyonu altında kendi ekiplerince yaptırıldığını, gümrük ve banka giderlerinin kendisince ödendiğini, fatura kesilmeyen kısma ilişkin KDV'nin hüküm altına alınamayacağını ve hesabın Euro üzerinden yapılamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bu çerçevede taraflar arasında tespit edilen uyuşmazlık konuları sırasıyla ele alınacaktır. 30. Eserin tamamlanıp teslim edildiği vakıası yönünden yapılan değerlendirmede; eser sözleşmesinde imalat bedeline hak kazanılabilmesi için imalatın tamamlanıp iş sahibine teslim edilmesi zorunludur (TBK m. 470, 479). Davalı yan, eserin kendisine teslim edilmediğini ve taraflar arasında teslime ilişkin hiçbir belge ve tutanak düzenlenmediğini savunmuş ise de; dosya kapsamından, dava dışı iş sahibi .... ile davalı yüklenici arasında düzenlenen bila tarihli "Devreye Alma Tutanağı"nda sözleşme konusu 2 adet hidrodinamik burgu, jeneratör grupları, su soğutma sistemi, enerji panoları ve diğer yardımcı ekipmanların "başarı ile devreye alındığı"nın; "İş Teslim Tutanağı"nda 2 adet hidromekanik burgunun testleri yapılarak geçici kabule hazır hâle getirildiğinin belirtildiği; yine belediye ile davalı arasında düzenlenen ve idarece onaylanan 11.09.2018 tarihli Yapım İşleri Geçici Kabul Tutanağı'nda "yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu ve geçici kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızaların bulunmadığı"nın tespit edildiği ve işin bitim tarihinin 12.06.2018 olarak kabul edildiği, nihayet 18.09.2020 tarihinde kesin kabulün eksiksiz olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. 31. Nitekim sözleşmenin 17. maddesinde de "satın alanın malların kontrolünü sistemin montajını müteakip bir ay içinde gerçekleştirmemesi hâlinde bu durumun kontrol hakkından feragat anlamına geleceği ve teslim edilen malların kontrol edilip kabul edilmiş sayılacağı" düzenlemesi yapılmış olup; davalının sözleşmenin 17. maddesi uyarınca bir nihai kabul belgesi düzenlemediği, buna karşın eseri idareye sunarak fiilen ve hukuken kabul ettiği anlaşılmıştır. Eserin geçici ve kesin kabullerinin yapılarak iş sahibi tarafından işletmeye alınmış olması, eserin fiilen ve hukuken teslim edildiğinin kanıtı olarak değerlendirilmiştir. Şu durum karşısında sözleşmeye konu eserin davalı tarafından teslim alındığı ve dava dışı iş sahibi .... de teslim edildiği sabittir. Kaldı ki .... Dairesi'nin kaldırma ilamında da "sözleşme konusu işin yapıldığı ve dava dışı iş sahibi belediyeye teslim edildiği, belediye tarafından geçici ve kesin kabulün yapıldığı anlaşılmaktadır" tespitine yer verilmiş olup, bu husus kaldırma kararı kapsamı dışında bırakılmıştır. 32. Sözleşmenin 6 ve 8. maddeleri uyarınca teslimi gereken belgeler ile eksik ve ayıplı imalat iddiası yönünden yapılan değerlendirmede; sözleşmenin 6. maddesinde satıcının sistemin mekanik ve elektrik ekipmanlarının CE belgelerini çift kopya olarak satın alana sunacağı, 8. maddesinde ise ince hesaplamaların Maender mühendisleri tarafından yapılıp nihai bağlayıcı elektrik üretim kapasitesinin satın alana yazılı olarak bildirileceği düzenlenmiştir. Davacının bu belgeleri davalıya veya dava dışı iş sahibine teslim ettiğine dair dosyaya kanıt sunulmadığı, aksine davacının .... 13.08.2018 tarihli cevabi ihtarnamesinde belgelerin bakiye borcun ödenmesi hâlinde teslim edileceğini bildirmek suretiyle belge teslim borcunu ifadan kaçındığı sabittir. Ne var ki bu eksiklik, bir belge (evrak) eksikliği olup eserin fiziki olarak eksik veya ayıplı imal edildiği anlamına gelmemektedir. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamının işaret ettiği husus da tam olarak budur: sadece belgeler yönünden dava dışı belediyece yapılan kesintinin esas alınması doğru bulunmamış, eksik ve ayıplı imalatların sözleşmede kararlaştırılan tüm işe oranının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. 33. Davalı tarafından ileri sürülen ve dava dışı idarenin 28.01.2019 tarihli yazısında yer alan "lastik bent ile ilgili olarak ırmak sol sahil bina tarafında hava çıkışları gözlenmiş olup, sık sık hava pompalarını çalıştırdığı ve sürekli sistemin bozulduğu" tespiti de ayrıca değerlendirilmiştir. Anılan yazı icra takip tarihinden (10.09.2018) ve dava tarihinden (18.02.2019) önce ya da hemen sonrasına ait bir ara bildirim niteliğinde olup; aynı hususta idarece daha sonra 16.05.2019 tarihinde yerinde yapılan incelemede "lastik set üzerinde deneme yapıldığı, yırtık ve hava kaçışının olmadığı gözlenmiştir" sonucuna varılmış, böylece 28.01.2019 tarihli yazıda bildirilen hava kaçağının giderildiği bizzat idarece saptanmıştır. Buna 18.09.2020 tarihli eksiksiz kesin kabul ile idarenin 15.11.2024 tarihli yazısındaki açık beyanı da eklendiğinde, anılan bildirimin davacı alacağından indirim yapılmasını gerektirir kalıcı bir eksiklik veya ayıba işaret etmediği kanaatine varılmıştır. 34. Davalı vekili, belediyenin 11.12.2024 tarihli düzeltici yazısı ile 15.11.2024 tarihli yazıdaki beyanın örtülü olarak geri alındığını, nakde çevrilen 432.000,00 TL teminattan kendisine yalnızca 282.000,00 TL iade edildiğini, kalan 150.000,00 TL'nin davacıdan kaynaklanan iki kalem eksiklik nedeniyle idarede kaldığını ileri sürmüş ise de; bu savunmaya itibar edilmemiştir. Zira belediyenin 11.12.2024 tarihli yazısı, 15.11.2024 tarihli yazıdaki maddi tespitleri geri alan bir irade beyanı içermeyip yalnızca kronolojik sıra ile ek belge sunumundan ibarettir. Aksine, 15.11.2024 tarihli yazıda teminatın nakde çevrilmesine yol açan harcamanın niteliği ve tutarı 330.291,48 TL olarak ve "bina inşaat grubu dış cephe kaplama elemanlarının tamir ve tadilatı" biçiminde somut olarak açıklanmıştır. Bu açıklamayı doğrulayacak şekilde, belediye ile dava dışı .... arasında 10.07.2020 tarihinde imzalanan ve konusu tamamen fiber takviyeli prekast dış cephe elemanlarının montajı ile iş iskelesi yapılması olan 282.175,00 TL + KDV bedelli hizmet alımı sözleşmesi ile 10.07.2020 tarihli hizmet işleri kabul tutanağı dosya kapsamındadır. Anılan iş kalemlerinin hiçbirinin taraflar arasındaki 20.12.2015 tarihli sözleşmenin konusu olan hidrodinamik burgu enerji üretim sistemi ve lastik set yapımı ile ilgisi bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı, dava dışı idare ile davalı arasındaki ana sözleşmenin tarafı olmadığı gibi, idarenin davalıya ait kesin teminat mektubunu hangi gerekçeyle nakde çevirdiği ve nakde çevrilen bedelden hangi tutarı iade ettiği, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği davalı ile idare arasındaki hukuki ilişkiye ilişkin olup, tek başına davacının üstlendiği işi eksik veya ayıplı yaptığının kanıtı sayılamaz. Bu itibarla, davacı alt yüklenicinin götürü bedelli sözleşme kapsamında eksik veya ayıplı imalatının bulunmadığı, dolayısıyla hakedişinden bu nedenle indirilmesi gereken bir oran ve miktar bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 35. Sözleşme bedelinden % 3 kesinti yapılıp yapılamayacağı yönünden yapılan değerlendirmede; dava dışı idarece davalı yükleniciden yapılan %3 geçici kabul kesintisinin, 11.09.2018 tarihli geçici kabul tutanağında açıkça belirtildiği üzere yalnızca "...." süresinde tamamlanmamasından, yani belge eksikliğinden kaynaklandığı sabittir. Ancak; Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma ilamında, "sadece sözleşme gereğince teslim edilmesi gereken belgeler yönünden dava dışı belediye tarafından yapılan kesintinin esas alınması" doğru bulunmamış, indirim yapılabilmesi için eksik ve ayıpların sözleşmede kararlaştırılan tüm işe oranının belirlenmesi gerektiği bildirilmiştir. Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, davacının sorumluluk alanında eksik veya ayıplı imalat bulunmadığı, işin 12.06.2018 tarihi itibariyle, yani icra takip tarihi olan 10.09.2018 tarihinden önce tamamlandığı belirlenmiştir. Davacının eksik ve ayıplı imalatı bulunmadığından, sözleşme bedelinden % 3 oranında (37.500,00 Euro asıl, KDV dahil 44.250,00 Euro) kesinti yapılması yönündeki bilirkişi değerlendirmesine itibar edilmemiştir. 36. Dava dışı idarece 18.09.2020 tarihinde kesin kabulün eksiksiz olarak yapılmış olması, geçici kabul aşamasındaki kaydın ortadan kalktığını göstermektedir. İdarenin 15.11.2024 tarihli yazısında, nakde çevrilen teminattan makina, ruberdam, lastik bent ve elektrik işleri yönünden hiçbir kesinti yapılmadığı açıkça bildirilmiştir. Nihayet Mahkememizin 26.02.2026 tarihli ara kararı üzerine ..... sayılı yazısı ile "05.03.2026 tarihi itibariyle ...'nun söz konusu yapım işine ilişkin teminattan kaynaklı herhangi bir alacağının bulunmadığı" bildirilmiş olup, bu beyan %3 geçici kabul kesintisine ilişkin hesabın davalı ile idare arasında tasfiye edildiğini ve davalının bu kalem yönünden karşılanmamış bir zararının kalmadığını göstermektedir. Bu hâlde, davacı alacağından %3 oranında (asıl 37.500,00 Euro, KDV ile birlikte 44.250,00 Euro) bir kesinti yapılmasını haklı kılacak eksik ve ayıplı imalatın varlığı ispatlanamadığından, bilirkişi kurulunun bu yöndeki varsayımsal hesabına itibar edilmemiş ve davacının götürü sözleşme bedelinin tamamına (KDV dahil 1.475.000,00 Euro) hak kazandığı kabul edilmiştir. 37. Davacının belge teslim borcunu ifadan kaçınmış olması bu sonucu değiştirmez. Zira davalı, davacının belge teslim etmemesi nedeniyle uğradığı bir zararı somutlaştırıp ispat etmiş değildir. İdarece yapılan teminat kesintisinin davacının işinden kaynaklanmadığı bizzat idarece bildirilmiştir. Davalı, TBK m. 475 uyarınca bir seçimlik hak kullandığını ve özellikle bedelden indirim (tenkis) talebinde bulunduğunu usulünce ileri sürmüş değildir; savunması, bedelin tamamına hak kazanılmadığı yönünde bir def'iden ibarettir. Davalının belge teslim borcuna aykırılığı ileri sürerek bedeli ödemekten kaçınabilmesi ancak ödemezlik def'i (TBK m. 97) çerçevesinde ve karşılıklı edimlerin denkliği ölçüsünde mümkün olup, dosya kapsamında davalının 1.277.103,00 Euro ödeme yaptığı ve bakiye borcun vadesinin 16.12.2016 tarihinde dolduğu, buna karşın belge teslimini ilk kez 13.07.2018 tarihli mektup ve 01.08.2018 tarihli ihtarname ile talep ettiği; başka bir anlatımla davalının kendi ödeme borcundaki temerrüdün, davacının belge teslim borcunu ifadan kaçınmasından önce doğduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davalının, kendi temerrüdü devam ederken karşı tarafın yan edim yükümlülüğüne dayanarak asli edim karşılığı olan bedeli tümüyle ödemekten kaçınması, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. 38. Sözleşme dışı (ilave) iş — su soğutma sistemi bedeli yönünden yapılan değerlendirmede; davacı, taraflar arasında akdedilen ek sözleşme uyarınca su soğutma sistemi imalatını da gerçekleştirdiğini ve bunun karşılığında 35.000,00 Euro + 6.300,00 Euro KDV olmak üzere toplam 41.300,00 Euro alacaklı olduğunu ileri sürmüş; davalı ise böyle bir sözleşmenin bulunmadığını, işi yerel imkânlarla başka bir firmaya yaptırdığını savunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamında, sözleşme dışı yapıldığı iddia edilen işlerin ispat kuralları çerçevesinde araştırılması, ispatı hâlinde bedelinin yapıldığı yıl mahalli rayiciyle, ayrıca KDV eklenmeksizin, Türk Lirası olarak belirlenerek taşeron alacağına ilave edilmesi gerektiği bildirilmiştir. 39. Yapılan inceleme sonucunda; dava dışı Amasya Belediyesi yetkilileri ile davalı tarafından imzalanmış olan bila tarihli "Devreye Alma Tutanağı"nda, devreye alınan ekipmanlar arasında "su soğutma sistemi" ifadesine açıkça yer verildiği, dolayısıyla söz konusu imalatın fiilen yapıldığının ve devreye alındığının davalının imzasını taşıyan bir belgeyle sabit olduğu, davacı tarafça sunulan belgelerden, su soğutma sistemine ilişkin evrakın dava dışı .... adlı firma tarafından davacı Maender Enerji adına düzenlendiği ve davacının banka hesabından anılan firmaya para transferleri yapıldığı, davacının 17.07.2018 tarihli "İşletmeye Alma – Çalıştırma ve Bakım İçin Testler" belgesinin dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. 40. Buna karşılık davalı, bu imalatın kime ait olduğu konusunda birbiri ile tutarlı olmayan iki ayrı savunma ileri sürmüştür. Önce işi "başka bir firmaya (yerel imkânlarla) yaptırdığını" bildirmiş, daha sonraki beyanında ise dava dışı ....'nin teslim süresinin yakınlığı nedeniyle işi üstlenemediğini, bu nedenle işin "... firmasının ücretsiz koordine ve danışmanlığı altında kendi mühendis, teknik eleman ve ustalarınca" yapıldığını açıklamıştır. Her iki savunmaya yönelik herhangi bir sözleşme, fatura, ödeme belgesi veya hakediş ya da .... firmasıyla yapılmış bir koordinasyon/danışmanlık yazışması, işe ilişkin bir puantaj, malzeme alım faturası, sarf belgesi veya işçilik kaydı gibi imalatın davalının kendi ekiplerince yapıldığını gösterir hiçbir belge dosyaya sunulmamış olup ispatlanamamıştır. 41. Tacir olan davalı, ticari işletmesiyle ilgili bütün faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmek zorunda olup (TTK m. 18/2), bir imalatı kendi ekipleriyle veya üçüncü kişiye yaptırdığını ileri sürmesine karşın buna ilişkin en temel ticari belgeyi dahi sunamaması karşısında, savunmasını ispat edemediği anlaşılmıştır. Bu itibarla, su soğutma sistemi imalatının davacı tarafından yapıldığı ve devreye alındığı kabul edilmiştir. Davalının, davacı tarafça sunulan belgelerin Türkçe olmaması nedeniyle sözleşmenin 25. maddesi uyarınca delil olarak kabul edilemeyeceği yönündeki itirazı ise yerinde görülmemiştir; zira anılan madde sözleşme metninin lisanına ilişkin bir düzenleme olup, tarafların ve üçüncü kişilerin ifa sürecinde düzenledikleri belgeler yönünden bir delil sözleşmesi niteliği taşımamaktadır. Kaldı ki söz konusu imalatın yapıldığı, bizzat davalının imzasını taşıyan ve Türkçe düzenlenen "Devreye Alma Tutanağı" ile sabittir. 42. Sözleşme dışı ilave işin bedeli yönünden ise; bilirkişi kurulunca su soğutma sisteminin yapıldığı yıl mahalli rayiciyle 150.745,00 TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Bilirkişi kurulunca bu tutarın icra takip tarihindeki kur üzerinden Euro'ya çevrilmesi (19.994,03 Euro) yoluna gidilmiş ise de; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilamında sözleşme dışı iş bedelinin "yapıldığı yıl mahalli rayiciyle (dahil olduğundan ayrıca KDV eklenmeksizin) TL olarak belirlenerek bulunacak bedelin taşeron alacağına ilavesi" gerektiği açıkça bildirilmiş olmakla, kaldırma kararının bu bağlayıcı yönlendirmesi karşısında bilirkişi kurulunun Euro'ya çevirme yönündeki hesabına itibar edilmemiş; ilave iş bedelinin KDV eklenmeksizin 150.745,00 TL olarak ve doğrudan Türk Lirası cinsinden davacı alacağına eklenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Davacının bu kalem yönünden 41.300,00 Euro'luk talebinin fazlaya ilişkin kısmının ise reddi gerekmiştir. 43. Gümrük giderleri yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesinde, satıcının tüm ihracat evraklarının hazırlanmasını üstleneceği ve gümrük çıkışı ile ilgili tüm masrafları karşılayacağı; buna karşılık satın alanın, evrakları Edirne gümrük otoritelerine sunacağı ve gümrükten çekilme işlemleri ile ilgili tüm masrafları karşılayacağı düzenlenmiştir. Yine sözleşmenin 26. maddesinde satın alanın sözleşmenin ifasında Türkiye'de doğabilecek tüm vergileri ödemekle yükümlü olduğu, 1. maddesinde ise KDV'nin satıcıya malların gümrükten çekilme tarihinden önce ayrıca ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu düzenlemeler karşısında, ithalat (gümrükten çekme) aşamasında doğan masrafların davalı satın alana ait olduğu tartışmasızdır. Davacı tarafından bu masrafların ödendiğini gösteren gümrük beyannameleri dosyaya sunulmuş ve bilirkişi kurulunca yapılan incelemede beyannameler kapsamında ödenen tutarın 16.739,08 Euro olduğu tespit edilmiştir. Davacının talebi ise 14.932,35 Euro asıl ve 2.687,83 Euro KDV olmak üzere toplam 17.620,18 Euro olup, taleple bağlılık ilkesi gereği bu tutarın esas alınması gerekmiştir. Sözleşmenin 26. maddesindeki açık düzenleme ve KDV'nin bedele ilave edileceği yönündeki kararlaştırma karşısında, bu kalem yönünden KDV'nin de hesaba dahil edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. 44. Banka gideri yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde "Türkiye içi ya da dışı tüm banka masraflarının satın alana ait olduğu" açıkça düzenlenmiştir. Bu bakımdan davalı vekilinin "sözleşmede hangi banka giderini kimin karşılayacağı ile ilgili hiçbir madde bulunmadığı" yönündeki itirazı, sözleşme metnine açıkça aykırı olup yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça bankaya ödenen 2.881,20 Euro tutarındaki akreditif masrafına ilişkin dekont dosyaya sunulmuş ve bilirkişi kurulunca da bu tutarın hesaplamada dikkate alınmasının mümkün olduğu bildirilmiştir. Ancak davacının bu kalem üzerinden ayrıca talep ettiği 518,62 Euro tutarındaki KDV yönünden; banka ve sigorta muameleleri kapsamında yapılan akreditif komisyon ve masraflarının katma değer vergisine tabi bir teslim veya hizmet niteliğinde bulunmadığı, davacı tarafça bu kalem üzerinden KDV ödendiğini gösteren bir belge de sunulmadığı anlaşılmakla; banka giderinin KDV eklenmeksizin 2.881,20 Euro olarak hesaba dahil edilmesi, fazlaya ilişkin 518,62 Euro'luk talebin ise reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. 45. Davalının katma değer vergisine yönelik itirazı bakımından yapılan değerlendirmede; davalı vekili, iş kendisine teslim edilmediği için sözleşme bedelinin 194.000,00 Euro'luk kısmına fatura kesilmediğini, bu nedenle söz konusu tutara ilişkin KDV'nin devlete ödenmediğini ve ödenmeyeceğini, dolayısıyla hüküm altına alınamayacağını ileri sürmüştür. Ne var ki; taraflar arasındaki sözleşmenin 1. maddesinde anahtar teslimi fiyatın "1.250.000 Euro artı KDV" olarak kabul edildiği, KDV'nin satıcıya ayrıca ödeneceği; 26. maddesinde ise "satın alan sözleşmenin ifasında Türkiye'de doğabilecek tüm vergileri ödemekle yükümlüdür... Sözleşmeli teslimat veya hizmet satışta bir vergiye tabi ise, kanuni katma değer vergisi sözleşmenin birinci ve üçüncü maddelerinde bahsi geçen fiyatlara ilave edilir" düzenlemesinin yapıldığı, bu suretle KDV'nin sözleşmesel bedelin ayrılmaz bir unsuru hâline getirildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma ilamında da vurgulandığı üzere, götürü bedelli sözleşmede yüklenicinin işi yaparak teslim ettiğini ispatlaması durumunda fatura kesilip kesilmediğine bakılmaksızın sözleşme bedelinin tamamına hak kazandığının kabulü gerektiği; faturanın, alacağın doğumunu sağlayan kurucu bir işlem olmayıp yalnızca vergi hukuku bakımından düzenlenmesi gereken bir belge olduğu, düzenlenmemiş olmasının alacaklının özel hukuka dayalı talep hakkını ortadan kaldırmayacağı, kaldı ki faturanın hüküm altına alınan bedel üzerinden sonradan da düzenlenebileceği; davalının, işin kendisine teslim edilmediği yönündeki savunmasının yukarıda açıklandığı üzere yerinde görülmediği anlaşılmakla, davalı vekilinin sözleşme bedeline ilişkin KDV itirazının reddi gerekmiştir. Buna karşılık davalının sözleşme dışı ilave iş bedeline KDV eklenemeyeceği yönündeki itirazı, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma ilamındaki açık yönlendirme karşısında yerinde bulunmuş ve yukarıda açıklandığı üzere bu kalem KDV'siz olarak hesaba dahil edilmiş; banka giderine ilişkin KDV itirazı da açıklanan gerekçeyle kabul edilmiştir. 46. Yabancı para alacağı ve kur yönünden yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinde "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir" düzenlemesi yapılmıştır. Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi hâlinde alacaklı bu borcun vade veya fiili ödeme tarihindeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir (.... Karar). 47. Buna göre seçimlik hak alacaklıya tanınmış olup, somut uyuşmazlıkta davacı yüklenici, Euro cinsinden doğan alacağını takip tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevirerek takibe koymak suretiyle seçimlik hakkını takip tarihi itibariyle kullanmıştır. Davacı vekilinin 14.10.2020 tarihli imzalı beyanı da bu yöndedir. Takip talebinde 260.216,98 Euro karşılığı 1.930.809,99 TL gösterilmiş olup, davacı tarafından benimsenen kurun (1.930.809,99 TL ÷ 260.216,98 Euro =) 7,419 TL olduğu; takip tarihindeki Euro efektif satış kurunun 7,448 TL bulunmasına karşın taleple bağlılık ilkesi gereği davacının benimsediği kurun esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Mahkememizin kaldırılan 14.10.2020 tarihli kararında da bu yönde belirleme yapılmış, tarafların bu belirlemeye yönelik bir itirazı olmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma ilamında da bu hususta bir eleştiri yer almamış olmakla, kur bakımından uyuşmazlık kalmadığı kabul edilmiştir. 48. Bakiye alacağın, davacı tarafından benimsenen ve taleple bağlılık ilkesi gereği esas alınan 7,419 TL kur üzerinden Türk Lirası karşılığı (218.398,38 Euro × 7,419 =) 1.620.297,58 TL'dir. Buna, 50 numaralı paragrafta açıklandığı üzere sözleşme dışı ilave iş (su soğutma sistemi) bedeli olan 150.745,00 TL'nin eklenmesi ile davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan olan alacağı (1.620.297,58 + 150.745,00 =) 1.771.042,58 TL olarak belirlenmiştir. Takip konusu 1.930.809,99 TL asıl alacağın bu tutarı aşan 159.767,41 TL'lik kısmı ise yerinde görülmemiştir. 49. Davacı, takip talebinde faizi takip tarihinden itibaren ve yıllık %6 oranında istemiş olduğundan, taleple bağlılık ilkesi gereği faiz başlangıcının takip tarihi olarak belirlenmesi gerekmiştir. Yine faiz oranı yönünden; alacak esasen Euro cinsinden doğmuş yabancı para alacağı olup 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca Euro üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranına tabi ise de; davacı, TBK m. 99 kapsamındaki seçimlik hakkını takip tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası talebi yönünde kullanmış ve takip talebinde faiz oranını yıllık %6 ile sınırlamıştır. Mahkememizin kaldırılan 14.10.2020 tarihli kararında da alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %6 faiz uygulanmasına hükmedilmiş, taraflarca bu yöne ilişkin bir istinaf sebebi ileri sürülmemiş ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma ilamında da faize ilişkin bir eleştiriye yer verilmemiştir. Bu itibarla, taleple bağlılık ilkesi ve usuli müktesep hak gözetilerek, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %6 oranında faiz uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. 50. İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit olması, yani borçlu tarafından yargılamayı gerektirmeksizin, basit bir hesap işlemiyle belirlenebilir bulunması gerekir. Somut olayda alacağın varlığı ve miktarı; eserin teslim edilip edilmediği, eksik ve ayıplı imalat bulunup bulunmadığı, sözleşme dışı ilave iş yapılıp yapılmadığı ve bedelinin ne olacağı, gümrük ve banka giderlerinin kime ait olduğu gibi çok sayıda çekişmeli vakıanın araştırılmasını, bilirkişi incelemesi yapılmasını ve nihayet iki dereceli yargılamayı gerektirmiş olup; takip tarihi itibariyle likit bir alacaktan söz edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilinin icra inkâr tazminatı talebinin reddi gerekmiştir. 51. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki 20.12.2015 tarihli sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedelli eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacı alt yüklenicinin sözleşme konusu eseri tamamlayarak teslim ettiği, götürü bedelli sözleşme kapsamında eksik ve ayıplı imalatının bulunmadığı ve bu nedenle sözleşme bedelinden indirim yapılamayacağı, yine yukarıda yapılan açıklamalar gereğince % 3 oranındaki kesintinin yapılamayacağı anlaşılmıştır. Sözleşme dışı su soğutma sistemi imalatının davacı tarafından yapıldığının ispatlandığı ve bedelinin yapıldığı yıl mahalli rayiciyle ve KDV eklenmeksizin 150.745,00 TL olarak alacağa ekleneceği, sözleşmenin 3, 14 ve 26. maddeleri uyarınca gümrük ve banka giderlerinin davalıya ait olduğu, davacının icra takip tarihi itibariyle bakiye alacağının 1.771.042,58 TL bulunduğu, takip konusu alacağın bu tutarı aşan kısmının yerinde olmadığı, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkâr tazminatı koşullarının, davacının takipte kötü niyetli sayılamaması nedeniyle de kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından; davanın kısmen kabulü ile .... takip sayılı (hâlen ...) icra takibine yapılan itirazın 1.771.042,58 TL asıl alacak üzerinden kısmen iptaline ve takibin bu tutar üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 6 oranında faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1. Davanın KISMEN KABULÜNE Bu doğrultuda; .... takip numarasını almıştır) icra takibine yapılan itirazın kısmen İPTALİNE 2. Davalı yönünden takibin 1.771.042,58.-TL (asıl alacak) üzerinden devamına, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren % 6 oranında faizi işletilmesi suretiyle takibin yürütülmesine, 3. Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 4. İcra inkâr tazminatı talebinin REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (1) sayılı tarife uyarınca hesaplanan 120.979,92.-TL nispi karar ve ilam harcından, davacılar tarafından dava açılırken yatırılan peşin harç ve derkenar harcı toplamı 32.461,09.-TL'nin MAHSUBU ile bakiye 88.518,83-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 6. Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, derkenar harcı ve vekalet harcı toplam 32.633,19.-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7. Davacı tarafından kaldırma kararından önce ve sonra yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 200,00.-TL, bilirkişi ücreti olarak 11.200,00.-TL olmak üzere toplam 11.400,00.-TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 10.621,73.-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı yan üzerinde bırakılmasına, 8. Davalı tarafından kaldırma kararından önce ve sonra yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 211,50.-TL, bilirkişi ücreti olarak 2.000,00.-TL olmak üzere toplam 2.211,50.-TL yargılama giderinden red ve kabul oranına göre hesaplanan 150,98.-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kısmın davalı yan üzerinde bırakılmasına, 9. Davacı tarafından, ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan ve esastan reddedilen istinaf başvurusu nedeniyle ödenen 121,30.-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 44,40.-TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 165,70.-TL harç giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10. Davalı tarafça yatırılan ve .... Karar sayılı ilamı ile iadesine karar verilen 28.230,00.-TL istinaf karar harcının, talep hâlinde davalıya iadesine, 11. Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.320,00.-TL arabuluculuk ücreti giderinin red/kabul oranına göre 90,12.-TL’sinin davacıdan, 1.229,88.-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 12. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca kabul edilen 1.771.042,58.-TL üzerinden hesaplanan 265.945,96-TL nispi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 13. Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13/3. maddeleri uyarınca reddedilen 159.767,41.-TL üzerinden hesaplanan 45.000,00.-TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ....istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2026
....
HMK m 304 ve 305/A Uyarınca Tashih Şerhi
Mahkememizce her ne kadar, 02/07/2026 tarihli duruşmada verilen kısa kararda, "Bu doğrultuda; .... takip sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... takip numarasını almıştır) icra takibine yapılan itirazın kısmen İPTALİNE " şeklinde karar verilmiş ise de, maddi hataya dayalı olarak "ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... takip numarasını almıştır" şeklinde gösterildiği, yapılan hatanın maddi hatadan kaynaklandığının açık olduğu, HMK 183 ve 304 maddeleri uyarınca, bu maddi hata her zaman düzeltilebileceğinden, gerekçeli kararın hüküm kısmının 1 numaralı bendi; "1. Davanın KISMEN KABULÜNE Bu doğrultuda; .... takip sayılı (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, .... devredilerek, ....takip numarasını almıştır) icra takibine yapılan itirazın kısmen İPTALİNE" olarak düzeltilmiştir. Şerh olunur. 02/07/2026
....
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"