Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/475 E. 2026/905 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/475
- Karar No
- 2026/905
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/475
KARAR NO:2026/905
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/11/2021
NUMARASI:2020/354 Esas, 2021/942 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:26/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; alacak talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, davacının ticari satım ilişkisinden kaynaklı olarak hak kazanmış olduğu ancak ödenmeyen 70.000,00 TL, cari hesap alacağından kaynaklı 20.000,00 TL, vade farkı bedelinin ve 1.000,00 TL malların teslim alınmamasından kaynaklı depo ücreti alacağının olduğunu, ödenmeyen cari hesap alacağına aylık 46 vade farkı alacağı ile birlikte ödenmesi ve teslim alınmayan ürünlerin depolama masrafların karşılanmasını, davalı şirket ile davacı şirket arasında satış sözleşmesi akdedildiğini, plastik ambalaj üretimi konusunda anlaşma sağlandığını, davalının sipariş etmiş olduğu gıda saklama ambalaj ürünleri sipariş formunda belirtilen şeklinde üretildiğini ve hazır hale getirildiğini. 20.11.2019 tarihli sipariş formunda yer alan ambalaj ürünlerinin üretilmesinin ardından teslimat için davalı şirket ile görüşmeler yapılmışsa da davalı şirket hem cari hesap alacağını ödemediğini, hem de üretim ambalaj ürünlerini teslim almadığını, ürünler teslim edilmek için ifa yerine götürdüğünü, davalı şirket ürünleri teslim almadığını, geri gönderdiğini, ödeme için müteaddit süreler görüşme sağlandığını, ödenin yapılmadığını, ürünler davalı şirkete özel olarak üretildiğini, başkaca bir müşteriye satışının olamayacağını, yeniden kullanılmayacağını, davalı şirketin borcunu ödemesi için Bakırköy ... Noterliği 05.06.2020 tarih ... yevmiye numarası ile ihtar edildiğini, davalı şirketin Bakırköy ... Noterliği, 10.06.2020 tarih ... yevmiye numarası ile “ürünlerin zamanında teslim edilmediğini, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini ve siparişin iptal edildiğini” cevabı ihtar ettiğini, bu hususta davacı firmaya gönderilen ihtarname veyahut feshe ilişkin bir bildirinin olmadığını, taraflar arasında yapılan e-posta yazışmalarında ödemeye ilişkin görüşmelerin sağlandığını, 18.03.2020 tarihli davalı şirket Finans/ Muhasebe yetkilisi olduğunu bildiren ...'a gönderilen mailde” Yönetim ile yaptığım görüşme sonucu mart ayı sonuna kadar bakiye ile ilgili ödemelerin yapılacağı bilgisi aldım” şeklinde geri dönüşün sağlandığını, davalı şirketin cari hesap borcunun 140.577,83 TL olduğunu, taraflar arası sözleşmeye göre gecikme halinde 4 6 oranında vade farkı uygulanacağını kabul ettiğini, taraflarca kabul edilen sözleşmede car, hesap ilişkisi süresince gönderilmiş olan tüm faturalarında vade farkı uygulanacağı hususu açık ve net bir şekilde belirtildiğini, davalı adına düzenlenen 10.06.2020 tarihinde ... numaralı vade farkının ve ödeme tarihine kadar işleyecek olan henüz faturalandırılmamış vade farkı tutarlarının hesap anarak davalıdan tahsilini talep ettiklerini, davalı şirketin ürünleri, teslim almamasından dolayı davacı ürünleri depolamak zorunda kaldığını, depo ücretinin ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, davanın kabulünü fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla alacağın ödenmesini talep etmiştir.Davalı vekili; davacı yan, edimini zamanında yerine getirmediğini, davacı yanın sunmuş olduğu sipariş teyit formunda da görüleceği üzere öngörülen teslimat tarihi 10.12.2019 olarak belirlendiğini, belirtilen tarihte davacı şirket müvekkili şirketle iletişime geçmediğini, teslimatı gerçekleştirmediğini. Aralık ayında yapılması gereken teslimat birkaç ay boyunca sarktığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi malların hazırlanarak müvekkil şirketin adresine getirilmediğini, davacı tarafın sunduğu görüleceği üzere 2020 Mart ayında yapılan yazışmalar mevcut olduğunu, davacı şirket bu tarihlerde edimini yerine getirmek istediğini, TBK. 97. Maddesinde belirtilen "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." hükmü gereği borcun ifasını gerçekleştirmeyen davacı şirkete ifada sıra gereği ödeme yapılmadığını, davacı yan edimin zamanında ifa etmemesi üzerine müvekkil şirket faturalarda kapları görülen ürünlere ilişkin üretimi durdurduğunu, ürünlerin üretimi banttan kaldırdığını, müvekkil şirket Mart ayında geç ifa sebebiyle ürünleri kabul etmediğini, davacı yan ifayı kabul etmediğimizi ileri sürmüş ve bu bağlamda sözleşmeden kaynaklanan borcu talep ettiğini, TBK'da 106. maddede düzenlenen alacaklı temerrüdü hükmüne göre alacaklının müteferrik olabilmesinin ilk şartı, edimin gerektiği şekilde alacaklıya sunulmuş olması olduğunu, edimin miktar, nitelik, sayı ve zaman yönünden kararlaştırılan şekle uygun olması olduğunu, alacağın muaccel olması gerekmediğini, ifa edilebilir olması yeterli olduğunu, alacaklının müteferrik sayılabilmesinin ikinci koşulu haklı bir neden olmadan ifayı reddetmiş olması olduğu, davacı şirket sözleşmeden kaynaklanan borcu gereği gibi ürünleri zamanında teslim etmediğini, daha sonra ise pandemi sürecinde teslimatı gerçekleştirmek istediğini, yaşanan süreç boyunca müvekkil şirketin istediği ürün boyutuna ilişkin tercihleri değişmek durumunda kaldığını, nicelik bakımından daha küçük ebatlarda ürünlere ihtiyaç duyduğunu, bu sebeple ihtiyaç duymadığı bu ürünleri almaktan kaçınmış olduğunu, davacının temerrüt hali sonrasında TBK 124 uyarınca ek süre verilmesine gerek kalmadığını, zira ürünlerin piyasası bu süreçte daralmış ve geç teslimat ile müvekkil şirket sözleşemeden beklenen faydayı sağlayamayacağı ayyuka çıktığını, müvekkili şirket tüm üretim planlamalarını davacının ürünleri 10.12.2019 tarihinde yapacak olmasına göre ayarladığını, TBK Madde 124 - aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek olmadığını, 1.Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa, 2.Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa,3.Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa, haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece; taraflar arsası imzalanan bila tarih Protokol'de (kısmı feragat) dava konusu 27.02.2020 tarihli ... nolu faturanın 4. ve 5. kalaminlerinde mutabakata varıldığı, mutabakat tutarının 15.487,54 TL olduğu belirlenmiştir. Taraf ticari defterleri bilirkişice incelendiğinde davacı ve davalı yanın kendi ticari defterlerine göre 27.02.2020 tarihinde davacı yanın davalı yandan 140.577,83 TL asıl alacaklı olduğu, dava tarihi olan 27.02.2020 tarihine itibariyle cari hesap yönünden taraflar arası çekişmenin olmadığı belirlenmiştir. Düzenlenen feragatname neticesinde, davacı yanın davalı yandan cari hesap alacağının 140.577,83 TL - 15.487,54 TL = 125.090,29 TL olduğu hesap edilmiştir. Taraf ticari defterleri incelendiğinde taraflar arası esas çekişmenin davacı yanın davalı yana 10.06.2020 tarihinde düzenlemiş olduğu ... nolu vade farkı faturasının olduğu, davacı yan kendi ticari defterlerine kayıt altına aldığı, davalı yan kendi ticari defterlerine göre kayıt altına almadığı tespit edilmiştir. Fatura içeriğinin vade farkı olduğu, vade farkı faturasının 27.02.2020 tarihi itibariyle cari hesap bakiyesi tutarında olduğu, satış sözleşmesinin 1.4.3 maddesinde “..Şayet ödeme vadesinde yapılmaz ise ...'nın geciken bakiyesine aylık B 6 (aylık yüzde aktıf oranında VADE FARKI uygulama ve vade farkı faturası kesme hakkına sahiptir. İş bu sözleşme aynı zamanda vade farkı sözleşmesidir...” olduğu, vade farkı hesaplamalarımız aşağıdaki tabloda derç edilmiştir. İlgili sözleşme maddesine göre aylık 46 vade farkı tutarının 27.788,20 TL olduğu hesap edilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporunun alınmasından sonra dosyasını rapor doğrultusunda ıslah ederek davalıya tebliğ ettirmiştir. Tüm bu nedenlerle bu asıl ve ıslahla açılan davanın kabulü ile 152.878,49 Tl nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, dava tarihinden itibaren asıl alacak olan 125.090,29 Tl ye yasal faiz uygulanmasına, fazla istemin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davacı yan, edimini zamanında yerine getiremediğini, davacı yanın sunmuş olduğu sipariş teyit formunda da görüleceği üzere öngörülen teslimat tarihi 10.12.2019 olarak belirlendiğini, ancak belirtilen tarihte davacı şirket müvekkil şirketle iletişime geçmemiş ve teslimatı gerçekleştirmediğini, aralık ayında yapılması gereken teslimat birkaç ay boyunca sarktığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi malların hazırlanarak müvekkil şirketin adresine getirilmediğini, dayanaktan yoksun bu iddia ilk derece mahkemesince dikkate alındığını, davacı tarafın sunmuş olduğu yazışmalar görüleceği üzere 2020 Mart ayında yapılan yazışmalar olduğunu, davacı şirket bu tarihlerde edimini yerine getirmek istediğini, TBK. 97. maddesinde belirtilen ''Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.'' hükmü gereği borcun ifasını gerçekleştirmeyen davacı şirkete ifada sıra gereği ödeme yapılmadığını, alacaklının temerrüdüne ilişkin kanunda belirtilen şartlar oluşmadığını, davacı yan ifayı kabul etmediğimizi ileri sürmüş ve bu bağlamda sözleşmeden kaynaklanan borcu talep ettiğini, TBK'da 106. Maddede düzenlenen alacaklı temerrüdü hükmüne göre alacaklının mütemerrit olabilmesinin ilk şartı, edimin gerektiği şekilde alacaklıya sunulmuş olması olduğunu, edimin miktar, nitelik, sayı ve zaman yönünden kararlaştırılan şekle uygun olması olduğunu, alacağın muaccel olması gerekmez, ifa edilebilir olmasının yeterli olduğunu, alacaklının mütemerrit sayılabilmesinin ikinci koşulu haklı bir neden olmadan ifayı reddetmiş olduğunu, davacı şirket sözleşmeden kaynaklanan borcu gereği gibi ürünleri zamanında teslim etmediğini, daha sonra ise pandemi sürecinde teslimatı gerçekleştirmek istediğini, yaşanan süreç boyunca müvekkil şirketin istediği ürün boyutuna ilişkin tercihleri değişmek durumunda kaldığını, nicelik bakımından daha küçük ebatlarda ürünlere ihtiyaç duyulduğunu, bu sebeple ihtiyaç duymadığı bu ürünleri almaktan kaçındığını, objektif olarak değerlendirildiğinde haklılığımız ortaya çıktığını, davacının temerrüt hali sonrasında TBK 124 uyarınca ek süre verilmesine gerek kalmadığını, zira ürünlerin piyasası bu süreçte daralmış ve geç teslimat ile müvekkil şirket sözleşmeden beklenen faydayı sağlayamayacağını, çünkü müvekkil şirket tüm üretim planlamalarını davacının ürünleri 10.12.2019 tarihinde yapacak olmasına göre ayarladığını, davacı yan edimin zamanında ifa etmemesi üzerine müvekkil şirket faturalarda görülen ürünlere ilişkin üretimi durdurduğunu, ürünlerin üretimi banttan kaldırıldığını, bu sebeple müvekkil şirket Mart ayında geç ifa sebebiyle ürünleri kabul etmediğini, zira ürünler zamanında teslim edilmediğinden, kullanım olanaklarının da kalmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davada davacı, taraflar arasında ticari satış ilişkisi bulunduğu, davalı şirketin sipariş ettiği ürünleri teslim almadığı, cari hesap borcu, vade farkı alacağı ve depo gideri alacağının ödenmediği, ürünlerin sözleşmeye uygun şekilde üretilerek hazır hale getirildiği, davalıya ihtarname gönderildiği, taraflar arasında ödeme görüşmeleri yapıldığı belirtilerek 70.000,00 TL cari hesap alacağı, 20.000,00 TL vade farkı alacağı ve 1.000,00 TL depo gideri alacağının tahsilinin talep etmiştir. Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile, 70.000,00 TL cari hesap alacağını 55.090,29 TL artırarak 125.090,29 TL’ye, 20.000,00 TL vade farkı alacağını ise 7.788,20 TL artırarak 27.788,20 TL’ye yükseltmiştir. Davalı, davalı vekili tarafından davacının sipariş konusu ürünleri sözleşmede kararlaştırılan 10.12.2019 tarihinde teslim etmediği, teslimin geciktiği, bu nedenle davalı şirketin üretim planlamasının bozulduğu, pandemi sürecinde ihtiyaçların değişmesi nedeniyle ürünlerin kabul edilmediği, alacaklı temerrüdü şartlarının oluşmadığı ve TBK 124 maddesi gereğince ek süre verilmesine gerek bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasındaki ticari ilişki, noter ihtarnameleri, elektronik posta yazışmaları, taraf ticari defterleri ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek davacının dava tarihi itibariyle 125.090,29 TL cari hesap alacağı ve 27.788,20 TL vade farkı alacağı bulunduğunun tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşmede vade farkı uygulanacağının kararlaştırıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile toplam 152.878,49 TL’nin davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, bilirkişi heyeti tarafından tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı tarafın 21.07.2020 dava tarihi itibariyle 125.090,29 TL cari hesap alacaklı olduğu, satım ilişkisine bağlı olarak talebe bağlılık ilkesi gereği 70.000,00 TL alacak talebinde bulunabileceği, davacı tarafın sözleşmenin 1.4.3 maddesi gereğince 27.788,20 TL vade farkı alacağı bulunduğu, ancak talebe bağlılık ilkesi gereği 20.000,00 TL vade farkı talep edebileceği, davacı tarafça talep edilen 1.000,00 TL depo ücretinin ise ispata muhtaç olduğu, taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinde davacıya borç kaydı bulunduğu ve taraflar arasındaki satış sözleşmesinde vade farkına ilişkin hüküm bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında imzalanan sözleşmede, plastik ambalaj ürünlerinin üretim ve satışına ilişkin hükümler düzenlendiği, sözleşmenin 1.1.2 maddesinde sipariş talebinin alınmasından sonra gönderilen sipariş teyit formuna iki gün içerisinde olumlu veya olumsuz cevap verilmemesi halinde sipariş teyit formunun alıcı tarafından onaylanmış sayılacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin teslim ve ifaya ilişkin hükümlerinde alıcının belirlenen teslim tarihinde malı teslim almaması veya sözleşmeyi ihlal etmesi halinde davacı şirketin herhangi bir ihtara gerek olmaksızın sözleşmeyi feshederek teslim alınmayan malların bedelini talep edebileceğinin düzenlendiği, ayrıca alıcının ödemelerini vadesinde yapmaması halinde tüm faturaların muaccel hale geleceğinin belirtildiği, sözleşmenin 1.4.3 maddesinde ise ödemelerin süresinde yapılmaması halinde geciken bakiye üzerinden aylık yüzde 6 oranında vade farkı uygulanacağı ve vade farkı faturası düzenlenebileceğinin kararlaştırılmış olup, taraflar arasındaki sipariş teyit formunda ürün teslim tarihi 10.12.2019 olarak kararlaştırılmıştır.Davacı tarafından gönderilen Bakırköy ... Noterliği’nin 05.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, taraflar arasında 20.11.2019 tarihli sipariş formu ve satış sözleşmesi kapsamında sipariş edilen ürünlerin üretildiği, davacı tarafın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği, buna rağmen davalı tarafça ürünlerin teslim alınmadığı ve 27.02.2020 tarihli faturaya iade işlemi yapıldığı, davalı tarafın cari hesap ilişkisinden kaynaklı toplam 140.577,83 TL borcunun bulunduğu, söz konusu bedelin üç iş günü içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği anlaşılmıştır.Davalı tarafından gönderilen Bakırköy ... Noterliği’nin 10.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesinde ise, davacı tarafın ürünleri süresinde teslim etmediği, teslimde temerrüde düştüğü, satış sözleşmesine göre teslimatın davacı tarafından yapılması gerektiği, süresinde teslim edilmeyen ürünler nedeniyle satış sözleşmesinin feshedildiği ve siparişlerin iptal edildiği, bu nedenle davalı tarafça ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.Somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamında davalı iş sahibi tarafından keşide edilen Bakırköy ...Noterliği’nin 10.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ürünlerin süresinde teslim edilmediği gerekçesiyle siparişlerin iptal edildiği ve sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sipariş teyit formunda ürün teslim tarihi 10.12.2019 olarak kararlaştırılmış olup, dosya kapsamındaki elektronik posta yazışmaları ve taraf beyanlarına göre davacı tarafın ürünlerin teslimine ilişkin olarak 18.03.2020 tarihinde ifaya hazır hale geldiğini bildirdiği anlaşılmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi uyarınca yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi ise bedel ödemeyi üstlenir. TBK'nın 123, 124 ve 125. maddeleri gereğince karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde düşen borçluya karşı alacaklı, kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde sözleşmeden dönebilir. Bu nedenle davalı tarafın yargılamanın başından itibaren ileri sürdüğü, davacının eseri süresinde teslim etmediği, bu nedenle sözleşmeden dönüldüğü ve siparişlerin iptal edildiği yönündeki savunmalarının değerlendirilmesi gerekmektedir.Ancak mahkemesince, davalının TBK'nın 123, 124 ve 125. maddelerine dayalı geç ifa ve sözleşmeden dönme savunmaları yönünden herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmadığı, davalı tarafından keşide edilen Bakırköy ... Noterliği’nin 10.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin hukuki sonuçlarının tartışılmadığı, davacının teslim borcunu süresinde yerine getirip getirmediği, davalının sözleşmeden dönmede haklı olup olmadığı ve TBK'nın 124. maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında olumlu veya olumsuz bir gerekçe oluşturulmadığı anlaşılmıştır.Öte yandan davacı tarafça dava dilekçesinde 1.000,00 TL depo gideri alacağının da tahsili talep edilmiş olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince cari hesap alacağı ve vade farkı alacağı yönünden hüküm kurulup depo gideri talebi hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir hüküm tesis edilmediği görülmüştür.Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile HMK'nın 26. ve 297. maddeleri gereğince mahkemenin tarafların tüm iddia ve savunmaları ile talepleri hakkında olumlu veya olumsuz değerlendirme yapması ve bunun gerekçesini kararında göstermesi zorunludur.O halde mahkemece yapılacak iş; Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile HMK'nın 26. ve 297. maddelerindeki hükümler gözetilmek suretiyle, davalı tarafça dosyaya sunulan Bakırköy ... Noterliği’nin 10.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve davalının TBK'nın 123, 124 ve 125. maddeleri kapsamında ileri sürdüğü geç ifa nedeniyle sözleşmeden dönme savunması üzerinde durulması, davacının teslim borcunu süresinde yerine getirip getirmediğinin, davalının sözleşmeden dönmede haklı olup olmadığının ve TBK'nın 124. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, ayrıca dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL depo gideri alacağı hakkında da olumlu veya olumsuz hüküm kurulması, tüm talepler ve savunmalar hakkında gerekçeli ve denetlenebilir şekilde karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, mahkemece taraflar arasında imzalanan 25.09.2020 tarihli protokolün yalnızca davacı alacağından 15.487,54 TL mahsup yapılması yönünden değerlendirilip, davalının sözleşmenin feshedildiğine ilişkin savunması karşısında anılan protokolün hukuki niteliği, tarafların fesih sonrasındaki iradelerine etkisi ve protokolde yer alan bedel, vade farkı ile muhafaza giderlerine ilişkin feragat hükümlerinin dava konusu alacak kalemlerine etkisi tartışılmaksızın hüküm kurulması isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/11/2021 tarih, 2020/354 Esas, 2021/942 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.