Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/395 E. 2026/831 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/395
- Karar No
- 2026/831
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/395
KARAR NO:2026/831
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/10/2021
NUMARASI:2019/268 Esas, 2021/933 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:16/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olup, davanın reddine dair karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirkete yapmış olduğu işlerden dolayı faturalar kesildiğini ve muavin defterlerine işlendiğini, davalı şirketin müvekkili şirkete muavin defter kayıtlarında kayıtlı olan borcunu ödemediğini, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen faturaların davalıya teslim edildiğini, müvekkili şirketin muavin defter kayıtlarına alacak kaydı olarak işlendiğini, davalı tarafça fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine müvekkili şirketin İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya ile takibe geçtiğini, bu takibe karşı davalı tarafça itiraz edildiğini, faturaya konu malların davalıya teslim edildiğini, davalının ödeme zamanı geçtikten ve taraflarından icra takibi başlatıldıktan sonra Beyoğlu ... Noterliğinin 14/11/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile malın ayıplı olduğunu öne sürdüğünü, teslimden çok sonra ve taraflarından başlatılan icra takibenden ve ödeme emrinin davalıya tebliğinden 2 ay sonra yapılan bu ayıp ihbarının hukuken bir geçerliliğinin olmadığını, bütün bu nedenlerle 205.000,00 TL tutarlı muavin defter alacağının 21/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont ıskonto faizi ile birlikte davalı tarafından tahsili ile müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasını talep ettiği, davacı vekilinin tarihsiz cevaba cevap dilekçesinde, özetle, müvekkili şirketin davalı şirkete yapmış olduğu işlerden dolayı faturalar kestiğini ve muavin deftere işlediğini, davalının bu faturanın bedelini ödemediğini, davacı şirketin şifai sözleşme ve 05/12/2016 tarihli teknik şartname gereği aldığı siparişe dayanarak işi imal ederek 28/08/2017 tarih ve ... numaralı fatura ile aynı gün teslim ettiğini, bu teslim nakliyeci firmanın nakliye aracı ile yapıldığını nakliye faturasının ekte olduğunu, yani presin 28/08/2017 tarihinde teslim edildiğini, davalı yanın cevap dilekçesinde sözleşme dava konusu alacağın dayanağının 200 tonluk pres için değil daha önce anlaşması yapılan ve teslim edilen ihtarazsız iki adet 60 tonluk pres için imza edildiğini, müvekkili şirketin ise böyle bir sözleşme imzalamadıklarını, 200 tonluk preste böyle bir şartın mümkün olmadığını beyan ettiği, adı geçen sözleşme ile dava konusu işin bir ilgisi bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından fatura konusu malların davalıya teslim edilmiş olup davalı ödeme zamanı geçtikten ve taraflarından icra takibi başlatıldıktan sonra noter kanalı ile malın ayıplı olduğunu öne sürdüğünü, bütün bu nedenlerle 205.000,00 TL tutarlı muavin defter alacağının 21/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek TCMB Reeskont Iskonto Faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin ülkenin en önde gelen şirketlerden biri olduğunu, İstanbul - ... fabrikasında yürütülen üretim faaliyetlerindeki ihtiyacını karşılamak üzere 200 tonluk bir pres makinesinin üretilip kendisine teslim edilmesi hususunda davacı ile 28/12/2016 tarihinde bir sözleşme imzalandığını, sözleşmede pres makinesinin davacı tarafından azami 2 aylık sürede bitirilip teslim edilmesi, bedel olarak kararlaştırılan KDV hariç 275.000,00 TL nin %30'unun peşin, bakiyesinin ise pres makinesinin müvekkili şirket fabrikasında kurulup devreye alınarak seri imalatta kullanılabilir olduğunun tespiti üzerine ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin kararlaştırma üzerine peşinatı ödediğini, davacının ise pres makinesini getirip fabrika sahasına bıraktığını ancak makinenin sözleşmede kararlaştırıldığı gibi çalışır vaziyette teslim edilmediğini, yine sözleşmede bakiye ücretin ödenmesi için şart olduğu gibi seri üretimde kullanılmaya hazır hale getirilmesi için de hiçbir zaman gerçekleşmediğini, makinede ciddi olmadığının davacı tarafa ihbar edildiğini, hem müvekkili şirketin iş birimlerinin hazırladıkları raporlar hem de makine mühendisleri odasınca düzenlenen 29/03/2019 tarihli rapor ile tespit edildiğini, sözleşmede bakiye ücretin ödenmesi için kararlaştırılan koşulun gerçekleşmemiş olması nedeniyle müvekkilinin yasal ve sözleşmesel hakkını kullanarak söz konusu bakiyeyi davacıya ödemekten imtina ettiğini, yukarıda ifade edildiği gibi taraflar arasında pres makinesi imalat ve teslimine ilişkin bir sözleşme bulunmakta olup iddia ve dava edilen alacağın da bu sözleşmeden kaynaklandığını, dolayısıyla dava konusu alacağın doğup doğmadığı, ödeme zamanının gelip gelmediği ve tarafların buna dair sorumluluklarının tespitinde öncelikli olarak esas alınması gereken belgelerin sözleşme olduğunu, sözleşme gereği müvekkilinin dava konusu tutarı ödeme borcunun henüz dolmadığını, bahse konu makinenin hiçbir zaman sözleşmede kararlaştırıldığı biçimde teslim edilmediğini, dahası makinenin emniyetli kullanmaya uygun olmayıp davacı tarafından da hiçbir zaman seri kullanılmaya uygun hale getirilmediğini, sözleşmede geçici koşullar kararlaştırılmış olsaydı dahi dava konusu bedelin müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmayacağını, dava ve talep edilen alacağın kaynağının fatura ya da muavin defter kayıtlarının olmadığını, sözleşme olduğunu, sözleşmenin davacı tarafından ifa edilmediğinin ve ödeme koşullarının da yerine getirilmediğinin somut delillerle ortaya konulduğu şu noktada fatura ve muavin defter kayıtlarına dayanarak alacak talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, savunma ve delillerin dikkate alınarak davanın tümden reddini, takip ve davasında kötü niyetli olan davacının %20 den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasında 28.12.2016 tarihli hidrolik pres makinesi yapım işi sözleşmesi imzalandığı, davalının sözleşme kapsamında gerekli ön ödemeyi yapmış olduğu, sözleşmenin 3.9 maddesi gereğince kalan bakiye bedelin dava konusu pres makinesinin tam olarak eksiksiz ve çalışır vaziyette teslimden sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından dava konusu makinenin davalıya teslim edildiği, davalının bu makineye yönelik ayıp iddiasında bulunduğu, o halde dava konusu makinenin davalıya teslim edildiği sabit olduğundan davalının, dava konusu makinenin ayıplı olduğunu ispatla yükümlü olduğunu, 29.11.2019 tarihli ve 10.09.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ile dava konusu pres makinesinin kullanılamaz durumda olduğu ve seri halde emniyetli bir şekilde çalışmayacağı, sözleşmeye uygun üretilmediği, davalı tarafından teslim alınmadığının (sözleşmeye uygun olarak davalıya teslim edilmediği) belirtildiği, 29.11.2019 tarihli ve 10.09.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ve ek raporu dikkate alındığında dava konusu makinadaki ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, dava konusu pres makinasının emniyetli bir şekilde çalışmasının mümkün olmadığı, her ne kadar davalı dava konusu makinaya ilişkin faturayı ticari defterlerine işleyerek teslim aldığı kabul edilse bile, HMK 222 vd maddeleri gereğince ticari defter ve kayıtların aksinin kesin delillerle ispat edilebileceği, dosya kapsamında alınan teknik bilirkişi heyet raporu, taraflar arasındaki sözleşme ve pres makinasının teslimine ilişkin anlaşma dikkate alındığında davacının sözleşme gereği edim yükümlülüğünü usulüne uygun bir şekilde yerine getirmediği dikkate alındığında davalının ayıp iddiasını ve dava konusu makinanın sözleşmeye uygun olarak teslim edilmediği iddiasını yöntemince ispat ettiği, davacının edim yükümlülüğünü sözleşmeye uygun olarak yerine getirmemesi sebebiyle alacağa hak kazanmasının mümkün olmadığı belirtilerek davacının yerinde olmayan talebinin reddine karar verildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.3 maddesinde dava konusu makinanın 2 yıl garantisinin bulunduğu, davacı tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde pres makinasının 28/08/2017 yılında teslim edildiğinin kabul edildiği, dava tarihi (16/05/2019) itibariyle iki yıllık garanti süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının ayıp ihbar yükümlülüğünün bulunmadığının kabulü gerekeceği (Antalya BAM 7. HD. 2019/509 Esas 2020/610 Karar sayılı ilamı), davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi ile İKK 67 md gereğince tazminat talebinde bulunmuş ise de, eldeki davanın itirazın iptali davası olmadığı, davacı tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde bu husussun açıkça belirtildiği anlaşılmakla davalının tazminat talebinin reddine karar verildiği belirtilerek davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı tarafın ayıp ihbar bildiriminde bulunmadığı gibi ayıba bağlı seçimlik hakları da kullanmadığını, bu suretle çok küçük bir bedel karşılığında makinenin sahibi durumuna geldiğini, eserin halen davacının elinde bulunduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanması için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmadığı gibi ek raporla dahi itirazların karşılanmadığını, garanti sorumluluğu kapsamında tamir için giden müvekkilinin içeri alınmadığını, eserin iş sahibinin verdiği teknik özelliklere göre imal edildiğini, müvekkilinin uyarısına rağmen presin yüksek olmasını iş sahibinin istediğini, bu hususta tanıklarının dinlenmediğini, taraflar arasında hesap mutabakatı yapıldığını belirterek kararın kaldırılması talep edilmiştir.DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı özetle, davalı ile aralarında ticari ilişki sebebiyle muavin defter kaydından kaynaklı fatura alacağının olduğunu, davalının dava konusu faturayı kendi defterlerine işlediğini ancak sonrasında göndermiş olduğu ihtarname ile ayıp iddiasında bulunduğunu, davacıya faturaya konu makinanında eksiksiz bir şekilde davalıya teslim edildiğini, davalının ayıp iddiasının yerinde olmadığını, davalının ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini beyan ederek dava konusu fatura alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı özetle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece özetle, davalının sözleşme kapsamında gerekli ön ödemeyi yaptığını, sözleşmenin 3.9 maddesi gereğince kalan bakiye bedelin dava konusu pres makinesinin tam olarak eksiksiz ve çalışır vaziyette teslimden sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığı, 29.11.2019 tarihli ve 10.09.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ile dava konusu pres makinesinin kullanılamaz durumda olduğu ve seri halde emniyetli bir şekilde çalışmayacağı, sözleşmeye uygun üretilmediği, dava konusu makinadaki ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının edim yükümlülüğünü sözleşmeye uygun olarak yerine getirmemesi sebebiyle alacağa hak kazanmasının mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.3 maddesinde dava konusu makinanın 2 yıl garantisinin bulunduğu, davacı tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde pres makinasının 28/08/2017 yılında teslim edildiğinin kabul edildiği, dava tarihi (16/05/2019) itibariyle iki yıllık garanti süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının ayıp ihbar yükümlülüğünün bulunmadığının kabulü gerekeceği, eldeki dava itirazın iptali davası olmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine karar verildiği belirtilerek davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.29/11/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle, tespit esnasında dava konusu 200 tonluk hidrolik presin üretimde kullanılamaz durumda olduğu, dava konusu 200 tonluk hidrolik presin üretimde seri halde ve emniyetli bir şekilde çalışamayacağı yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.10/09/2020 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle, kök rapordaki tespit ve görüşler tekrarlanmıştır.22/09/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle, tarafların ticari defterlerine göre, tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu, davacı şirketin davalı şirkette toplam 584.100.-TL fatura düzenlediği, karşılığında davalı şirketin davacı şirkette 379.798,90 TL ödeme + fatura düzenlediği, neticesinde takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten kaydi olarak 204.301,10.-TL alacaklı olduğu, dosya kapsamındaki alacağın kaynağının taraflar arasındaki 28/12/2016 tarihli
sözleşmeye konu pres makinası teslimine ilişkin olduğu, davalının makinayı
eksiksiz teslim aldığına ilişkin sarih yahut zımni bir kabulünün bulunmadığı, mahkemece alınan 29.11.2019 tarihli Bilirkişi Raporu ve 10.09.2020
tarihli Bilirkişi Ek Raporu ile; tespit esnasında dava konusu 200 tonluk hidrolik presin üretimde kullanılamaz durumda olduğu, dava konusu 200 tonluk hidrolik presin üretimde seri halde ve emniyetli bir şekilde çalışamayacağının tespit edilmiş olduğu, davacı tarafın 28/12/2016 tarihli sözleşmeye konu pres makinasını teslim yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması sebebiyle davalının ayıp ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden bahsedilemeyeceği, davacı şirketin davalı şirketten olan 204.301,10.-TL tutarındaki kaydi alacağını talep edebilmesinin 28/12/2016 tarihli sözleşmeye konu teslim yükümlülüğünü sözleşmeye uygun şekilde ifa etmesi koşuluna bağlanmış olduğu, bu itibarla davalı tarafın ödeme yükümlülüğünün doğmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında; Davacı şirketin ticari defter ve dayanaklarına göre, davacı şirketin davalı şirkete toplam 584.100.-TL fatura düzenlediği, karşılığında davalı şirketin davacı şirkete 379.798,90 ödeme yaptığı, neticede takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten kaydi olarak 204.301,10.-TL alacaklı olduğu, işbu alacağın davalı şirketin ticari defterlerindeki borç tutarı ile aynı olduğu tespit edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, eserin iş sahibinin verdiği teknik özelliklere göre imal edildiğini, müvekkilinin uyarısına rağmen presin yüksek olmasını iş sahibinin istediğini ileri sürmüştür. İş sahibinin talebinin eserin meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek olması halinde yüklenici, TBK 472/3 maddesi uyarınca iş sahibini uyarmakla yükümlüdür. Aksi halde meydana gelen zarardan sorumludur. Davacı, bu hususta davalıyı uyardığına ilişkin yasal bir delil ibraz edemediğinden bu husustaki iddiasını ispatlayamamıştır.Yargılama aşamasında davalı, sözleşmeye göre pres makinesinin kurulup seri üretim yapabileceğinin anlaşılmasından sonra bakiye bedelin ödeneceğinin kararlaştırıldığını, makine kurulup seri üretime geçmediğinden teslim olgusunun gerçekleşmediğini ve davacının ücrete hak kazanamadığını ifade etmiştir. Ancak dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre makinenin fabrikada kurulu vaziyette olduğu ancak çalışır halde olmadığı, atıl durumda olduğu tespit edilmiştir. Yine bilirkişi raporuna göre makinenin çalıştırıldığı ancak mevcut haliyle kazalara neden olabileceği, makinenin emniyetli bir şekilde çalışamayacağı ve kullanılamaz durumda olduğu belirtilmiştir. Bu durum karşısında eserin ayıplı bir şekilde teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir.Davacı vekili, her ne kadar davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını ileri sürmüş ise de, ayıp ihbar yükümlülüğü eserin teslimi ile başlamakta olup, bu nedenle teslim tarihi önem arz etmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre, davacı sadece eseri üretmeyi değil, kurulumunu da üstlenmiştir. Davalı taraf her ne kadar kurulumun yapılmadığını iddia etmiş ise de, yukarıda da belirttiğimiz üzere sözleşmeye konu pres makinesinin davalı iş yerinde kurulu olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, eserin teslimi haricinde olmak üzere, teslimden sonra ne zaman kurulumunun yapıldığı dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Eserin teslim edildiğini ispat yükü yükleniciye aittir. Dolayısıyla işbu yargılamada davacı yüklenici sadece eseri fiilen teslim ettiği tarihi değil, onun kurulumunu ne zaman yaptığını da ispat etmelidir. Zira kurulum ile birlikte yüklenici tam olarak edimi ifa etmiş sayılacağından, bu tarih dikkate alınarak iş sahibinin ayıp ihbarının süresinde olup olmadığının tespiti mümkündür. Davacı yüklenici, kurulumu hangi tarihte yaptığını dosyada ispat edemediğinden davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığına dair iddiasına hukuki değer atfedilmemiştir. Kaldı ki, yüklenici sözleşme ile esere 2 yıl garanti vermiş olup, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de isabetli olarak belirtildiği üzere garanti taahhüdü söz konusu olduğundan ayıp ihbar şartı aranmayacaktır.Buna karşılık, eserdeki ayıp sabit olmakla birlikte, ilk derece mahkemesi tarafından davalıya ayıplı ifadaki hangi seçimlik hakkı tercih ettiği sorulmamıştır. Öncelikli olarak, söz konusu eksikliğin giderilmesi ve davalı iş sahibinin tercihini hangi seçimlik hak yönünde kullandığının davalı vekilinden sorulması; iş sahibi tercihini sözleşmeden dönme veyahut bedelsiz onarım yönünde kullanırsa, dava tarihinden önce iş sahibin tarafından davacıya gönderilen ihtarnamede zararın parasal olarak giderilmesi talep edildiğinden, yargılama aşamasında ihtardaki talebinden vazgeçerek sözleşmeden dönme veya bedelsiz onarım hakkını kullanıp kullanamayacağının tartışılması; davalı sözleşmeden dönme hakkını kullanırsa ve mahkemece de dava tarihinden önce çekilen ihtara rağmen sözleşmeden dönme hakkının kullanılabileceğine kanaat getirirse bilirkişilerden davalı iş sahibinin eseri mevcut haliyle kabul etmesi gerekip gerekmediğinin tespiti, eseri mevcut haliyle kabul etmek zorunda olmadığının tespiti durumda kurulacak hükümde iş sahibinin de eseri davacıya iade etmesi şartına yer verilmesi; bedelden indirim ya da tazminat talep etme hakkını kullanırsa, bedelden indirilmesi gereken tutarın ya da 3.kişiye ayıbın gidertilmesi halinde muhtemel giderin ne olabileceği bilirkişiler hesaplattırılarak yargılamaya devamla hüküm kurulması gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/10/2021 tarih, 2019/268 Esas, 2021/933 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.