Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1124 E. 2026/2106 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1124
- Karar No
- 2026/2106
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1124 KARAR NO : 2026/2106
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2023 NUMARASI : 2022/851 Esas 2023/243 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 01/10/2026
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/851 Esas ve 2023/243 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili tarafından mahkememize verilen dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketlerin iş ortaklığı arasında 10.11.2021 tarihli satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile satışı konusunda anlaşmaya varılan cins ve miktarda ürünlerin irsaliyelere uygun olarak davalı iş ortaklığına teslim edildiğini ve akabinde fatura edildiğini, faturaların hiç birine davalı iş ortaklığı tarafından itiraz edilmediğini ve tamamının kabul edildiğini, davalı şirket ortaklığının iş bitiminde kalan bakiye borcunu ödememek için düzenlemiş olduğu 17.06.2022 tarihli e-fatura ile müvekkili şirkete nakliye bedelinin fatura edildiğini, davalı iş ortaklığının satış sözleşmesinden kaynaklı kalan bakiye borcunu ödemediğini, bu nedenle Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2022/39780 esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yapılan icra takibine itiraz edildiğini beyan ederek, haksız yere yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı ....Şti Vekili tarafından mahkememize verilen cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafın sözleşme aslı ve somut hiçbir veri sunmadığını, davacının alacağı yönünde sabit ve somut delillerin bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş vekili tarafından mahkememize verilen cevap dilekçesi ile özetle; somut deliller sunulmadığını, dava konusu uyuşmazlığın birçok belirsizlik içerdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2022/39780 sayılı takıp dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerine müzekkere yazılarak BA-BS formlarının gönderilmesi istenmiş, gelen yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır. Davacının 2021-2022 yılları itibariyle tarafların ticari defter incelemesi yapılmış, bilirkişi ...tarafından hazırlanan 07/03/2023 tarihli rapor ile; " Davacının 2021 ve 2022 yılı defterlerini E-Defter olarak tuttuğu, ilgili dönemlerine ait olan Yevmiye ve Defter-i kebir E-Defter Beratlarının yasal süresi içinde gönderildiği görülmüştür. E-Defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayına ait beratın alınması Açılış Onayı, son ayına ait beratın alınması Kapanış Onayı, diğer aylara ait beratların alınması ise ilgili aylara ait defterlerin Noter Onayı yerine geçer. Yevmiye ve Defter-i Kebir defterleri 213 sayılı VUK’un 220.maddesi, 6102 sayılı TTK’nın ilgili 64.maddesine hükmüne göre açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırdığı, buna istinaden ilgili yılların yasal defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı kanaatine varılmıştır. (Aralık 2022 dönemi e-defter berat gönderim tarihi 30.04.2023 olduğu için raporumu hazırladım tarihte henüz yasal süresi dolmamıştır.) Davacının ticari defter kayıtlarında 120.069 .... hesabının 53.741,74.-TL bakiyesi görülmektedir. Yani davacı .... Şti.’nin davalılar ...ndan 53.741,74.-TL alacağı olduğu görülmüştür. Ayrıca davalıların uhdesinde 82 adet imalat paleti, 272 adet sevk paleti kalmıştır. İade edilmeyen imalat paletinin tanesi 500.-TL+KDV, sevk paletinin tanesi 35.-TL+KDV depozito bedeli vardır. İade edilmeyen paletler için 82 adet imalat paleti x 500.-TL+%18 KDV = 48.380,00.-TL imalat paleti depozito bedeli, 272 adet sevk paleti x 35.-TL + %18 KDV = 11.233,60.-TL sevk paleti depozito bedeli olmak üzere toplam 59.613,60.-TL depozito bedeli olacağı" belirlenmiştir. Davalıların 2021-2022 yılları itibariyle tarafların ticari defter incelemesi yapılmış, bilirkişi .... tarafından hazırlanan 17/02/2023 tarihli rapor ile; " Davacı tarafın Muavin defter ve Faturaları Ve Ba-Bs Beyanları Yevmiye kayıtları incelenmiş Davalı tarafın Davacıya 31.10.2022 tarihinde 3.332.73 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Dosya da Dava konusu Cari hesap hareketleri incelenmiş 13 adet fatura bedeli 453.741.40 TL Fatura bedeli Davacı tarafın davalıya Sözleşme konusu malzeme teslim ettiği tespit edilmiştir. Davalı taraf davacı firmaya 17. 06. 2022 tarihinde Palet iadesi, hasarlı bordür malzeme ve Nakliye bedeli Davalının yaptırdığı nakliye faturalarını yansıtma olarak Davacı tarafa KDV dahil 50.408.97 TL E arşiv faturası kesmiştir. Davalı İş Ortaklığının Ticari Defterleri 2021-2022 Noter açılış kayıtları zamanında yapıldığı, 2021 yılı Yevmiye defteri Noter kapanış onayı olmadığı, 2022 yılı Süresinin 30.06.2023 olduğu, Düzenlenen Davalı faturası E arşiv fatura olduğu için Davalı taraf BS Beyanında bulunmamıştır. (1.1.8. Vergi Usul Kanunu kapsamında elektronik belge olarak düzenlenen belgeler, 2021 yılının Temmuz ayına ilişkin dönemden itibaren Form Ba ve Form Bs bildirimlerine dahil edilmeyecektir”.) Dava konusu faturalar Davalı kayıtlarına zamanında işlenmiş, ödemler ve davacıya kesilen fatura da defter kayıtlarında tespit edilmiştir. Taraflar arasında yapılan sözleşmeye uygun faturlar düzenlenmiş ödemeler Davacıya zamanında yapılmış uyuşmazlık konusu Nakliye yansıtma faturası ve Palet iade faturasından kaynaklandığı, davalı tarafın kayıtlarında Fatura konusu nakliyeleri Başka firmalara yaptırdığı tespit edilmiştir.( 26.05.2022 tarih 2.002.00,TL 18.05.2022 tarih 20.592.00TL, 03.06.2022 tarih 2.002.00 TL 3 adet fatura bedeli 24.596.00 TL ve iade Palet Bedelleri 14.105 TL +KDV ) Toplamda 41.239.90 TL uyuşmazlık konusu rakam. Olduğu tespit edilmiştir. Davalının Defter kayıtların da Davalının dava konusu Cari hesap Bakiyesi olarak 13 adet fatura bedeli 453.741.40 Malzeme teslimi yapılmış. Ödenen Çek bedeli 400.000.00 TL ve Fatura bedeli 50.408.97 toplam 450.408.97 mahsup edildikten sonra . Davacının 30.12.2022 tarihli Borç Bakiyesi 3.332.73 (A) TL olduğu." belirlenmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELEMEMİZ: Dosya arasındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı ve davalılara arasında beton kilitli parke taşı, bordür, su oluğu, holland ve sarı engelli taşlarına ilişkin satış sözleşmesi imzalandığı anlaşılmıştır. Tarafların ticari defterleri incelendiğinde davacı tarafından düzenlenen 13 adet 453.741,74TL'lik faturanın ve davalı yanca yapılan 400.000TL'lik çek ile ödemenin taraf defterlerine kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı yanca düzenlenen 17.062022 tarihli GIB 2022000000014 nolu 50.408,97 tl'lik nakliye yansıtma ve palet iade faturasından kaynaklanmaktadır. Davacı, davalı yanca düzenlenen bu faturanın 3,4,5 nolu kalemlerinde yer alan 50x20x10 bordur gri 4560,00TL, 30X20X10 su oluğu gri 1564,00 TL, 10 cm kilitli parke taşı 1646,40 TL'lik ürün iadelerinin kabul edildiği bildirilmiş, diğer kalemlere itiraz edilerek , itiraz edilen kalemlerin ticari defterlerine kaydı yapılmamıştır. Bu haliyle davacının bakiye alacağı olan 50x20x10 bordur gri 4560,00TL, 30X20X10 su oluğu gri 1564,00 TL, 10 cm kilitli parke taşı 1646,40 TL 'nin toplamı 7770,00 TL+%18 KDV = 9168,6'yi mahsup ederek bakiye 44.572,58 TL için icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. Yapılan açıklamalar doğrultusunda; davalılar her nekadar sevk irsaliyelerini kabul etmeyerek teslim alan kişilerin personelleri olmadığını ileri sürmüşseler de; davacı yanca düzenlenen faturayı ticari defterlerine kaydettikleri bu haliyle mal teslimlerinin yapıldığının davacı yanca ispatlandığı kanaatine varılmıştır. Davalıların düzenlediği iade faturasındaki; 1 ve 2 no.lu kalemde yer alan malların davacı yana iade edildiği davalı yanca ispatlanamamıştır. Yine Borçlar Kanunu " MADDE 211- Aksine sözleşme veya âdet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde, taşıma giderleri alıcıya aittir. Gidersiz devir kararlaştırılmışsa, satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır." hükmü gereği davalının nakliye giderlerinden sorumlu olduğu, gidersiz devirin kararlaştırıldığının davalılarca ispatlanmadığı bu nedenle nakliye giderlerini davacıya yansıtamayacakları..." gerekçesi ile, davanın KABULÜ İLE; Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2022/39780 takip sayılı dosyasına davalı yanca yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacak miktarı olan 44.572,58.TL'nin %20'sine isabet eden icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 17.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda görüleceği üzere defter kayıtları birbirini doğrulamadığından davacı lehine delil olamayacağından davacının defter kayıtlarının hükme esas alınamayacağını, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, mahkemenin nakliye ücretinin davalıya ait olduğunu söylemesinin hatalı olduğunu çünkü asıl sözleşmede nakliye ücretinin davacıya ait olduğunun yazılı olduğunu, icra takibinde faiz ve faiz oranına itiraz ettiklerinden bu yönde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından sözleşme aslının sunulmamasına ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamamasına rağmen davanın kabulünün hatalı olduğunu, 17.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda görüleceği üzere defter kayıtları birbirini doğrulamadığından davacı lehine delil olamayacağından davacının defter kayıtlarının hükme esas alınamayacağını, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, mahkemenin nakliye ücretinin davalıya ait olduğunu söylemesinin hatalı olduğunu çünkü asıl sözleşmede nakliye ücretinin davacıya ait olduğunun yazılı olduğunu, icra takibinde faiz ve faiz oranına itiraz ettiklerinden bu yönde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. ''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas 2021/853 Karar sayılı Kararı) İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalılar tarafından ticari defterinde kayıtlı davacı alacak miktarının ödendiğinin, iade faturasında yer alan malların iade edildiğini ve nakliye giderinden davacının sorumlu olduğunun usulüne uygun yazılı delillerle ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, takip konusu alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalılar vekillerinin vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/04/2023 tarih ve 2022/851 Esas ve 2023/243 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalılar vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 3.044,75.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 761,19.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.283,56.TL harcın davalı ...'nden alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 3.044,75.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 761,19.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.283,56.TL harcın davalı ...'nden alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu sırasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 01/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.