Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/828 E. 2026/1195 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/828
- Karar No
- 2026/1195
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/828 - 2026/1195 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/828 KARAR NO : 2026/1195
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/02/2025 NUMARASI : 2022/50 Esas -2025/126 Karar
DAVACILAR : 1- VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1 2- VEKİLİ : Av.
DAVALI : 3 VEKİLİ : Av. DAVALI : 4- VEKİLİ : Av.
DAVALI : 5- VEKİLİ : Av.
DAVALI : 6- VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 15/09/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 30/09/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılardan...,...… Ltd. Şti., ... ve ... vekilleri tarafından ayrı ayrı verilen dilekçeler ile süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 24.06.2018 tarihinde, davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın ve davalı ...'un sürücüsü olduğu ... plakalı aracın karşıdan karşıya geçmekte olan davacıların murisi ...'a çarpması sonucu ...'un vefat ettiğini, davalı... ... ... ve Tic. Ltd.Şti.'nin ... plakalı aracın tamir ve bakım için geçici olarak bırakıldığı tamir ve bakım atölyesi olduğunu, davalı ...'nın da bu atölyenin işleteni olduğunu, Karayolları Trafik Kanununun 104. maddesi uyarınca her iki davalının da sorumlu olduğunu, kazaya karışan her iki aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının davalı sigorta şirketi tarafından düzenlemiş olduğunu, kaza ile ilgili olarak Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/817 E. sayılı dosyası ile ... ve ...'un taksirle ölüme neden olma suçu nedeni ile cezalandırılmasına karar verildiğini, müteveffanın vefatı ile davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, davacı ...'un müteveffanın eşi olduğunu, kendisinin çalışmadığını, 2013 doğumlu...'nın % 88 oranında engelli olduğunu ve hayatı boyunca bakıma muhtaç durumda olduğunu, müteveffanın vefatı ile davacıların maddi ve manevi olarak çok zor durumda kaldıklarını, arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... için 10.000,00.-TL maddi, 75.000,00.-TL manevi tazminat; ... için 10.000,00.-TL maddi, 50.000,00.-TL manevi tazminat; ... için 1.000,00.-TL maddi, 25.000,00.-TL manevi tazminat ve ... için 1.000,00.-TL maddi tazminat ve 25.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi için poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sevk ve idaresinde bulunan aracın kaporta tamiri için bırakılmış olması dikkate alındığında aracın kaza öncesinde hasarlı olduğunun açık olduğunu, ceza yargılamasında müteveffanın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkiline atfedilen kusurla ilgili hususların dayanaksız olduğunu, ceza yargılamasında müvekkiline atfedilen kusur oranının kabul edilmediğini, kazanın meydana gelmesinde tam, ağır ve asli kusurlu olanın müteveffa olduğunu, talep edilen manevi tazminatın fahiş miktarda olduğunu ve sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini, müvekkiline yönelik usulüne uygun bir arabuluculuk başvurusu olmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... ... ... ve Tic., Ltd. Şti. Ve... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kaza ile müvekkili şirketin ve...'nın doğrudan ve dolaylı hiçbir bağlantısı olmadığını, kazaya neden olduğu iddia edilen ... plakalı aracın tamir ve bakım için müvekkili şirkete veya...'ya teslim edilmediğini, kazaya karışan aracın kaza tarihinde servise bırakılmadığını, iş emri düzenlenmediğini ve aracın teslim edildiğine ilişkin herhangi bir kayda da rastlanmadığını, davacı tarafça da bu hususa ilişkin belge ibraz edilmediğini, haricen yapılan araştırmalara göre davalı ...'ın müvekkili şirketten bağımsız olarak aracı kiralama şirketinden teslim aldığını ve mesai saatleri dışında aracı onaracağını taahhüt ettiğini, davalı ...'ın müvekkili şirketten ve şirket müdürü ...'nın bilgisi dışında kiralama şirketinin elemanları ile bağlantıya geçtiğini, kiralama şirketinin de daha ucuz işçilik ücreti ödemek için aracı ...'a teslim ettiğini, bu durumdan haberdar olan müvekkili şirket tarafından davalı ...'ın iş sözleşmesinin feshedildiğini, aracın teslim alınmasına ilişkin ...'a verilmiş bir talimatın da söz konusu olmadığını, kazanın mesai saatleri dışında gerçekleşmiş olması da dikkate alındığında müvekkili şirketin durumla ilgisinin olmadığının anlaşıldığını, davalı sigorta şirketinin de teminat dışı olduğu gerekçesi ile zararı karşılamamasının hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı süresinin geçmiş olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 23.06.2018 tarihinde düğüne gitmesi için aracını ...’a ödünç verdiğini, ancak ...'un sabah saatlerinde trafik kazasına karıştığını ve müvekkiline haber vermeden aracı tamir ettirdiğini, müvekkilinin aracı ödünç veren konumunda olduğunu, araç işleten ve sürücü sıfatının aynı kişide birleşmesi nedeni ile müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, araçta bir bozukluk olmadığı gibi müteveffanın ölümüne araç sürücüsünün kusuru ile neden olunduğu hususunun da sabit olmadığını, müteveffanın ve diğer davalının ağır kusuru olduğunu, arada illiyet bağının kesilmiş olduğunu, manevi tazminat taleplerinin fahiş miktarda olduğunu ve sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir. Davalı...Şirketi vekili tarafından (süresinde sunulmayan) cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının 23.03.2018-23.03.2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere müvekkili şirket tarafından düzenlendiğini, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusuru olmadığını, davacı tarafça dava öncesinde zorunlu olan başvuru şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, zamanaşımı itirazlarının mevcut olduğunu, kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, hesaplamanın 1,8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, hesaplamada asgari ücretin esas alınması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, manevi tazminat taleplerinin teminat dışında olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma (maddi) tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 24/06/2018 tarihinde davalı sigorta şirketinden ZMMS poliçesi ile sigortalı olan, davalı...'nın sahibi olduğu... .. Ltd. Şti'ye tamir bakım için bırakılan davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile işleteni davalı ... olan davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yaya olan davacılar murisi ...’a çarpmaları sonucunda ölümüne sebebiyet verdikleri, alınan kusur raporuna göre kazanın oluşumunda birinci olay için davalı sigorta şirketinden ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsü ...'ın % 25 oranında, davacılar murisinin ise % 75 oranında, ikinci olay için ise davalı sigorta şirketinden ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsü ...'un % 15 oranında, davacılar murisinin ise % 85 oranında, kusurlu olduğunun belirlendiği, dava konusu trafik kazası nedeniyle; murisin eşi davacı ...'un 289.308,29 TL, oğlu davacı... ...'un 142.451,34 TL, annesi davacı ...'un 56.798,28 TL ve babası davacı ...'in 32.367,58 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep hakkının bulunduğunun belirlendiği , davalı sigorta şirketi ile davacılar arasında yapılan 31.05.2023 tarihli protokol uyarınca davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat edilmesi sebebiyle bu davalı yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı sigorta şirketi tarafından ... plakalı aracın ZMMS poliçesi kapsamında yapılan ödeme ile araç sürücüsünün % 15 kusuru esas alındığında, davacıların zararının karşılanmış olduğu böylelikle davalılar ... ve kayıt maliki olan ...'ın sorumluluklarının bulunmadığı belirlendiğinden bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamındaki delillere göre kazaya karışan ... Plakalı aracın tamir için davalı... ... Ltd. Şti.'ye bırakıldığı kanaati oluştuğu ve KTK 104. madde uyarınca davalılar... ... Ltd. Şti. ve işleteni..., haksız fiil hükümleri uyarınca da kusuru oranında sorumluluğu bulunduğu, davacılar yararına manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat talebi ile ilgili olarak ... A.Ş. yönünden feragat nedeniyle reddine, davalılar ... ve ... yönünden reddine, diğer davalılar... ... ... ... Ltd. Şti, ... ve ... yönünden maddi tazminat taleplerinin kabulü ile; ... için; 289.308,29 TL destekten yoksun kalma tazminatının... ... için; 142.451,34 TL, destekten yoksun kalma tazminatının,... için; 56.798,28 TL, destekten yoksun kalma tazminatının, ... için; 32.367,58 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 24/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar... ... Ltd. Şti, ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacıların davasının manevi tazminat yönünden kabulü ile; ... için; 75.000,00 TL manevi tazminat, ... için; 50.000,00 TL manevi tazminat ,... için; 25.000,00 TL manevi tazminat ,... için; 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... A.Ş. hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalılardan ...,...… Ltd. Şti , ... ve ... vekilleri tarafından ayrı ayrı verilen dilekçeler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kusur durumunu kabul etmediklerini, aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusur değerlendirilmesinin hatalı yapıldığını, kazaya karışan aracın kaporta tamiri için bırakıldığı dikkate alındığında aracın kaza öncesinde hasarlı olduğu net şekilde ortada olduğu halde bu durumun araştırılmadığını, müvekkilinin kullanımında olan aracın sadece ön cam kısmında çatlak olmasının müvekkilin trafik kurallarına uygun olarak aracı kullandığını gösterdiği halde bu durumun dikkate alınmadığını, dosyada mevcut ibranamede davacıların araç sahipleri ve sürücüleri ibra ettiği beyan edilmesine rağmen bu hususun dikkate alınmadığını, davalı ...’ın kusurunun çelişkili olarak hesaplandığını, müvekkilin en fazla %25 kusurlu olduğu kabul edilmekle beraber yapılan hesaplamanın buna uygun olmadığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin kazaya karışan ... plakalı aracı 23/06/2018 tarihinde sabah saatlerinde düğüne gitmesi için davalı ...’a ödünç verdiğini, ancak ...’un sabah saatlerinde bir trafik kazasına karışarak haber vermeden tamir için aracı bırakıp işi bitince getirdiğini, aracın kullanımının müvekkilin aracı verdiği saat sınırlarını aştığını, bu nedenle müvekkilinin işleten sıfatının olamayacağını ve davanın husumetten reddi gerektiğini, davalı ...’a atfedilen kusur oranı oldukça düşük iken ve ilk olayın ölüme sebebiyet verdiği aşikâr iken bu kusur oranına göre hesaplama yapılması ve manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili yönünden illiyet bağının kesildiğini, tespit olunan tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ileri sürerek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve... ... ve ... Ltd. Şti vekili istinaf dilekçesinde; kazaya sebep olduğu iddia edilen ... plakalı aracın tamir ve bakım için müvekkiline teslim edilmediğini, aracın davalı ...’a teslim edildiğini, müvekkilinin işleten sıfatına taşımadığını, kazaya karışan aracın müvekkiline tamir için bırakıldığı yönünde kesin ve net deliller bulunmadığını, bahsi geçen aracın sahibi olan kiralama şirketinin bu hususa ilişkin elindeki bilgi ve belgeleri sunmadığını, kazanın gece yarısı 01:52’de meydana geldiği yönünde tutulan tutanak dikkate alındığında müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, yerel mahkemece müvekkilinin ve aracın maliki olan şirketin ticari defter ve kayıtları incelenip, sorumluluk belirleme yoluna gidilmeksizin karar verildiğini, davalı ...’ın müvekkillerinin bilgisi dışında aracı teslim aldığını, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece maddi tazminat taleplerinin kabulüne, manevi tazminat taleplerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalılardan ..., ...… Ltd. Şti., ... ve ... vekilleri tarafından ayrı ayrı verilen dilekçeler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme Tüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 24.06.2018 günü saat 02:00 sıralarında davalı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... Sokak istikametine doğru seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde idaresindeki otomobilin ön kısmı ile karşıdan karşıya geçmeye çalışan müteveffa yaya ...'a çarpması sonrası müteveffa yayanın düşerek yol üzerinde kalması ile 1. olayın meydana geldiği, sonrasında aynı cadde üzerinden ters yönde seyreden davalı sürücü ...’un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın yere düşen ve kaplama üzerinde bulunan müteveffa yaya ...'un üzerinden geçmesi neticesinde 2. trafik kazasının meydana geldiği, bahsedilen kazalar akabinde vefat eden yaya ...’un yakınları tarafından eldeki maddi ve manevi tazminat istemli davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davalılardan... ... ve ...…Ltd. Şti.’nin kazaya karışan ... plakalı aracın tamir için bırakıldığı atölye, davalı ...’nın ... plakalı aracın kaza sırasındaki sürücüsü, davalı ...’un kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsü, davalı ...’ın bu aracın kayıt maliki, davalı...Şirketinin ise kazaya karışan her iki aracın ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olduğu anlaşılmıştır. Ceza soruşturması sırasında Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 05/11/2018 günlü 2018/4066 sayılı raporda; maktul ...’un ölümü ile 24/06/2018 tarihinde maruz kaldığı araç dışı trafik kazasına bağlı yaralanması arasında illiyet bağı bulunduğu, otopsisinde kişinin vücudunda tespit edilen travmatik değişimlerin lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları dikkate alındığında; tek bir aracın çarpması ile tamamının oluşabileceği gibi, iddia edildiği üzere ikinci bir aracın çarpması ile de oluşabileceği, bu iki durumun arasında tıbben ayrım yapılamadığı mütalaa edilmiştir. Dava konusu kaza nedeniyle Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılıp, 2018/817 (E) ve 2019/102 (K) sayılı kamu davasının yapılan yargılaması sonunda araç sürücüsü olan sanıklar ... ve ...’un taksirle ölüme neden olma suçundan TCK’nın 85/1. Maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verildiği, söz konusu karara karşı sanıklar ve katılan taraça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 2020/2165 Esas, 2022/1228 Karar sayılı ilamı ile “Sanık sürücü ...'ın; sevk ve idaresindeki araçla, meskun mahalde, bölünmüş yolu takiben seyredip, aydınlatmanın olmadığı olay mahalline geldiğinde, yola gereken dikkatini vermeyip, hızını ve sürüşünü mahal şartları ile gece far ışığı altındaki görüşüne göre ayarlamayarak, yola giren yaya ...'a çarparak taksirle ölümüne neden olduğu, sanığın kazanın gerçekleşmesinde tali kusurlu olduğu, sanık ...'un; 2.09 promil alkollü vaziyette kullandığı otomobil ile gece vakti, meskun mahalde, bölünmüş yolda ters yönde seyredip, aydınlatmanın olmadığı olay mahalline geldiğinde, yola gereken dikkatini vermeyip, hızını ve sürüşünü mahal şartları ile gece far ışığı altındaki görüşüne göre ayarlamayarak, öncesinde diğer sanık sürücünün çarpması sonucu yere düşüp, yol içerisinde bulunan yaya ...'u sürükleyerek üzerinden geçmesi sonucu meydana gelen olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi ile alt düzeyde tali kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmıştır.” gerekçesi ile sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik istinaf itirazlarının reddine, sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik istinaf itirazlarının kabulü ile adı geçen sanığın taksirle ölüme neden olma suçundan TCK’nın 85/1. Maddesi uyarınca cezalandırılmasına dair yeniden esas hakkında kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır . Dava konusu kazada tarafların kusur durumunun tespiti için; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan 31/10/2022 tarihli raporda; 1. Olayda; davalı sürücü ...'ın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'un %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, 2. Olayda; 1. olayın meydana gelmesi sonrası yayanın yol üzerinde kalması ile ortaya çıkan durumun, 2. olayın meydana gelmesinde %85 (yüzde seksen beş) oranında etken olduğu, davalı sürücü ...'un %15 (yüzde on beş) oranında kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Davalılardan ... vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; 2918 sayılı KTK hükümlerine göre trafik kaydı, "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenin 3.kişi olmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. Aynı Yasanın 3.maddesinde, "işleten; Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85.maddesinde ise, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenlenme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre için olmamak kaydıyla) artık üzerinde fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının veya ariyet alanın işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesi veya ariyet sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Somut olayda kazaya karışan ... plakalı aracın maliki davalı ... tarafından diğer davalı/sürücü ...’a düğüne gitmesi için kendi rızası ile teslim edildiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Araç maliki davalı ..., cevap dilekçesinde ...’a düğüne gitmesi için verdiği aracın sabah saatlerinde trafik kazasına karıştığını ve kendisine haber vermeden aracı tamir ettirdiğini belirtmiştir. Araç malikince aracın davalı ...’a tesliminin az yukarıda bahsedildiği anlamda araç üzerindeki yararlanılmayı bir başka kimseye devir ettiğinden söz edilemeyeceği gibi, söz konusu teslim işleminin kısa süreli gerçekleşmesi karşısında davalı ...’ın aracını fiili ve hukuki yararlanması başkasına ait olacak şekilde devir ettiğinden de söz edilemez. Açıklanan bu nedenlerle kısa süreliğine ariyet (ödünç) sözleşmesi kapsamında aracını diğer davalı ...’a teslim eden araç malikinin işletenlik sıfatının kalktığından, zarar ile arasındaki illiyet bağının ortadan kalktığından ve zarardan sorumlu olmadığından söz edilemeyecektir. Bu nedenle davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Dava konusu kaza nedeniyle davacıların talep edebilecekleri destekten yoksun kalma tazminatı tutarlarının hesaplanması için aktüer bilirkişi raporu alınmıştır. TRH 2010 yaşam tablosu esas alınıp, progresif rant yöntemine göre, desteğin ve destek tazminatı talep edebileceklerin yaşı, muhtemel yaşam süresi ve destek tazminatı alabilecekleri süre dikkate alınmak suretiyle hesaplama yapılarak, davalı sigorta şirketi tarafından dava açıldıktan sonra yapılan ödeme mahsup edilmek suretiyle tazminat tutarlarının tespit edilmesinde ve kusur durumları dikkate alınarak tarafların sorumlu oldukları tazminat tutarlarının belirlenmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmediği gibi, dava konusu kazada davacıların yakını olan ... vefat ettiğinden 6098 sayılı TBK’nın 56/2.maddesi uyarınca davacılar yararına manevi tazminat ödetilmesi koşulları oluştuğu gözetilerek Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmü uyarınca, davacılar yararına hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminat takdir edilmesinde de isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Gerek dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler ile gerekse dava konusu kazaya ilişkin ceza soruşturmasına ilişkin dosya kapsamındaki kanıt ve belgelerden; kaza sırasında davalı/sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın tamir için... ... ve ... Ltd. Şti isimli davalı şirkete ait tamirhaneye bırakıldığı, kazanın ise ... plakalı arıcın tamir için bırakıldığı atölye çalışanı olan davalı ... tarafından sevk ve idare edildiği sırada gerçekleştiği, yukarıda bahsedilen yasal düzenlemeler uyarınca ... plakalı aracın tamir için bırakıldığı atölye olan... ... ve ... Ltd. Şti isimli şirketin işleten, ...’ın ise sürücü olarak sorumluluğunun bulunduğu, ancak aynı atölye çalışanı...’nın işleten sıfatı taşımadığı gözetilerek, ... hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalılardan ... vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK’nın 353/1b.2. maddesi uyarınca kabulü ile adı geçen davalı hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılardan ..., ... ve... ... ve ... Ltd. Şti vekillerinin istinaf itirazlarının ise HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davalılardan ..., ... ve... ... ve ... Şti vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, II-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 25/02/2025 tarihli, 2022/50 Esas- 2025/126 Karar sayılı KARARIN KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre; A) Davacıların davasının maddi tazminat yönünden 1-... A.Ş. yönünden feragat nedeniyle REDDİNE, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri dikkate alınarak 22.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, 2-Davalılar ... ve ... yönünden REDDİNE, Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 82.138,82 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, 3-Davalı ... hakkında açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalı ... kendisini vekili le temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak adı geçen davalıya verilmesine, -Diğer davalılar... ... ... ... Ltd. Şti, ve ... yönünden kabulü ile; -... için; 289.308,29 TL, destekten yoksun kalma tazminatının -... için; 142.451,34 TL, destekten yoksun kalma tazminatının -... için; 56.798,28 TL, destekten yoksun kalma tazminatının -... için; 32.367,58 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 24/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar... ... Ltd. Şti, ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, -Alınması gerekli 35.584,42 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan 9.212,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 26.371,56 TL harcın davalılar... ... Ltd. Şti, ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, -Davacılar tarafından yatırılan 9.212,86 TL peşin ve ıslah harcının davalılar... ... Ltd. Şti, ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, -Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 82.138,82 TL vekalet ücretinin davalılar... ... Ltd. Şti ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, B) Davacıların davasının manevi tazminat yönünden KABULÜ İLE; -... için; 75.000,00 TL, manevi tazminat -... için; 50.000,00 TL, manevi tazminat -... için; 25.000,00 TL, manevi tazminat -... için; 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ... A.Ş. ve ... dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, -Alınması gerekli 11.954,25 TL harcın ... A.Ş. ve ... dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, -Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin ... A.Ş. ve... dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, -Davacılar tarafından yapılan 6.566,25 TL (Adli Tıp Ücreti, ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalılar ... A.Ş., ..., ... ve ... hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, -Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, -6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.360,00 TL arabuluculuk giderinin davalılar... ... Ltd. Şti’den tahsili ile Hazineye irat kaydına, İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN III-İstinaf talebi kabul edilen davalı ...’ dan alınan istinaf karar harcının isteği halinde iadesine, IV-İstinaf başvurusu reddedilen davalılar ..., ... ve... ... ve ... Ltd. Şti.’inden alınması gereken 35.584,42 TL istinaf karar harcından başlangıçta peşin alınan 35.038,58 TL harcın mahsubu ile, bakiye 545,84 TL harcın adı geçen davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, V-Davalılar ..., ... ve... ... ve ... Ltd. Şti.’nin yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, VI-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, VII- Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK OLMAK üzere 15/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.