İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/395 E. 2026/672 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/395
- Karar No
- 2026/672
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/395 Esas KARAR NO : 2026/672
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/07/2019 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. D A V A / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının ...'da basım ve yayın işi yapan bir anonim şirket olduğunu, davalının ise asli işi depolama olan bir diğer anonim şirket olduğunu, müvekkili şirket adına ...'da bulunan ana şirket ... ile davalı şirket arasında 31/12/2013 tarihinde bir sözleşme imzalandığını, sözleşme gereği davalı şirketin müvekkiline ait kitapları depolayacağını, muhafaza edeceğini, sözleşme kapsamında davalıya ödenecek ücretin 0,48-TL/kübik metre olarak belirlendiğini, 05/01/2017 tarihinde revize edilerek bu ücretin 0,55-TL/kübik metre olarak taraflarca yeniden belirlendiğini, sözleşme ile belirlenen bu fiyata rağmen fatura tutarlarının %100 oranında arttırıldığını, özellikle Nisan 2017 tarihinden itibaren davalının sözleşmeye aykırı fazla ücret tahakkuk ettirdiğini, davalının kitapların ebatlarına dair doğru kübik metreyi vermediğini, müvekkili firma yetkililerine depoda stokların fiziki ortamda sayımına da izin verilmediğini, müvekkilinin zarara uğradığını beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı olarak 168.278,97 TL'nın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep ve dava etmiştir. S A V U N M A / Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin merkezinin ...'de olduğunu, Mahkemenin davaya bakmakla yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirketle 5 yılı aşkın süredir teslim alma, depolama, sipariş alma, stok tutma, paketleme, sevk ve iade hizmeti verdiğini, bu işlemlere ilişkin verilen hizmet bedelinin faturalandırılarak davacı şirkete gönderildiğini, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği zararın müvekkili şirket tarafından depolama hizmetine ilişkin olduğunu, müvekkil şirketin söz konusu işler ile ilgili davacı şirkete fiyatlandırma konusunda teklifte bulunduğunu, söz konusu teklif rakamı üzerinden verilen hizmetlerin faturalamasını yaptığını, davacı şirketin müvekkili şirket deposuna gönderilen kitapları palet ile gönderdiğini, paletlerin çıkartılarak muhafaza edilmesinin gerektiğini, davacı şirket tarafından gönderilen iş emri uyarınca talep edilen kitabın sevki, talep edilen süre içerisinde sağlanması amacıyla davacı firmaya özgülenmiş bir alan tahsis edilmesinin gerekli olduğunu, müvekkili şirket tarafından verilen depolama hizmetinin davacı şirketin ürünlerinin bulunduğu alan üzerinden hesaplandığını, kitap başına fiyatlandırmanın mümkün olmadığını, uyuşmazlık konusu faturaların Türk Ticaret Kanununda getirilen düzenlemeye uygun şekilde düzenlenerek davacı yana tebliğ edildiğini, davacı tarafından davaya konu edilen faturalara itiraz edilmediğini, ödemesi yapılırken ihtirazi kayıt ileri sürülmediğini, fatura içeriğine sekiz gün içinde itiraz edilmemesi durumunda fatura içeriğinin kabul edilmiş sayıldığını beyan ederek davanın reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir. G E R E K Ç E / Mahkememizce önceki verilen kararda; "Davacı yanca dava konusunun tazminat olduğu bildirilmişse de iddia ve savunma kapsamında davanın, hizmet sözleşmesi kapsamında fazladan ödendiği bildirilen bedelin iadesi istemine ilişkin alacak davası olduğu anlaşılmıştır. Davacı yanca dava dilekçesinin ekinde delil olarak, arabuluculuk tutanakları, davalı şirket ile akdolunan dağıtım hizmetleri sözleşmesi tercümesi, depolama hizmetine ilişkin kitapların cins miktar ve hacimlerini gösterir çizelgeler, davalı firmanın günlük envanter raporları, zarar iddiasına ilişkin hesaplama çizelgesi, davalı firma tarafından kesilen faturalar ve taraflar arasındaki mail yazışmaları ibraz edilmiştir. Davalı yanca delil olarak, hizmet sözleşmesi, dağıtım hizmetlerine ilişkin ücret tabloları ve davacı şirkete kesilen faturalar ibraz edilmiştir. Davalı yanca yetki itirazında bulunulmuşsa da uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklı para alacağının tahsili ve haksız fiil hükümleri kapsamında oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Sözleşmeden doğan davalarda yetkiyi düzenleyen HMK'nun 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde açılabilecektir. Haksız fiilden doğan davalarda yetkiyi düzenleyen HMK'nun 16. maddesine göre de haksız fiilden doğan davalarda zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Yine, akdi ilişkiden kaynaklı para borcu TBK 89. maddesi uyarınca götürülecek borçlardan olup para borcu kapsamında açılacak davalarda alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Tüm bu yasal düzenlemeler uyarınca ve davacının yerleşim yeri Beşiktaş/ İstanbul olmakla mahkememizin de yetkili olduğu sonucuna varılmış, davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Tarafların usulünce bildirdikleri delillerin ibrazı ve celbi akabinde davacı yanın alacak isteminin tarafların ticari defter ve dayanak kayıtlarının da incelenmesi suretiyle irdelenip değerlendirilmesi bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından sunulan raporda; davacı ile davalının ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda davalının düzenlemiş olduğu faturaların tamamının davalı ticari defter kayıtlarına kaydedilmiş olduğu, davacının cari hesabına mahsuben yapmış olduğu ödemelerin davalı ticari defter kayıtlarına eksiksiz olarak kaydedildiği, cari hesap olarak mutabık oldukları ve karşılıklı olarak cari hesaplarının sıfır (0) bakiye verdiği, alacak miktarının bulunmadığı, kayıt ve defterlerin usulüne uygun düzenlendiği, davalı tarafın düzenlediği faturaların davacıya tebliğ edildiği, davacının TTK m. 21/2 hükmüne uygun bir itirazının olmadığı ve hatta ihtirazi kayıt olmaksızın fatura bedellerinin ödendiği, faturaya TTK m. 21/2 bağlamında itiraz edilmemiş olmasının, faturanın asgari içeriği hakkında faturayı düzenleyen lehine bir karine oluşturduğu, ancak bu karinenin faturayı alan (davacı) tarafından çürütülebileceği, buna karşılık dava konusu faturalara konu bedelin sözleşmeye uygun olarak hesaplandığı, zira sözleşmede belirtilen hizmet tanımları ve birim fiyat listesi (ölçü birimi/ ücret) tetkik edildiğinde fatura içeriğinde sadece depo kullanım hacmi üzerinden bir faturalandırma olmayacağı, elleçleme/ çıkarma işlemleri için sözleşmede tanımı yapılan hizmet kalemlerine uygun olarak fatura edilmesinin sözleşmeye aykırı olmadığı, davacı tarafça iddia edilen zararın tazmini talebinin yerinde olmadığı tespitlerinde bulunulmuştur. Davacı vekilince rapora karşı itirazda bulunulmuşsa da itiraza konu hususların raporda ayrıntılı olarak irdelenip değerlendirilmiş olması, raporun dosya kapsamına ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine nazaran denetime elverişli tespitlere havi şekilde tanzim olunması karşısında davacı itirazları yerinde görülmemiş, rapor hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirket ile davacı şirket adına ana şirket ... arasında akdolunan dağıtım hizmetlerine ilişkin sözleşme kapsamında taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, sözleşmenin 2017 yılında revize edildiği ve verilecek hizmetlere ilişkin yeniden ücret belirlemesi yapıldığı, sunulan hizmetlere ilişkin davalı yanca muhtelif tarih ve miktarlarda davacı adına faturalar düzenlendiği ve bu fatura bedellerinin de eksiksiz olarak davacı yanca ödendiği anlaşılmıştır. Davacı yanca, davalı tarafından faturalandırılan bedellerin kitap/ palet ölçüleri dikkate alınmadan, sözleşme ilkelerine aykırı olarak fazladan belirlendiği ve bu nedenle de fazladan ödeme yapıldığı iddia edilmiştir. Buna karşın davalı yanca, gönderilen paletlerin elleçleme/ ayırma işleminden sonra kitapların dağıtıma hazır hale getirildiği, fiyatlamanın salt kitap/ palet ölçülerine göre değil, elleçleme/ ayırma sonrasında oluşan dağıtıma hazır durum dikkate alınarak yapıldığı savunulmuştur. Uyuşmazlık konusunu oluşturan faturaların davacı yana tebliğ edilmiş olmasına rağmen TTK 21/2. madde hükmüne nazaran 8 günlük sürede itiraz edildiğine ilişkin belge ibrazında bulunulmadığı gibi ticari defterler üzerinde yapılan incelemede de bu yönde bir tespit yapılamamış olması karşısında davacı yanın karine olarak fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı, fatura içeriğinin aksini ispat yükü davacı yanda olmakla birlikte mahkememizce de benimsenen ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilen bilirkişi raporunda sözleşmeye göre depolama hizmeti açısından CBM(hacim) hesaplaması palet/ kitap olarak yapılacak iken diğer hizmetlerin birim fiyatlarının ilgili hizmet tanımına göre farklı olacağı, verilen tüm hizmetler için sadece depo alanı hesaplanarak faturalandırılma yapılmasının sözleşmeye uygun olmayacağı, faturalandırmanın sadece depolama hizmetine değil, sözleşmede birim fiyatı açıkça ve ayrıntılı olarak kararlaştırılan diğer hizmetlere ve dolayısıyla elleçleme/ ayırma işlemi neticesinde çıkan duruma göre yapıldığı anlaşıldığından davalı tarafın faturalandırmayı sözleşmeye uygun olarak yaptığının tespit edilmiş olması, kaldı ki, davacının ödeme yaparken herhangi bir ihtirazi kayıt da öne sürmemesi karşısında faturaların sözleşmeye aykırı düzenlendiği ve fazladan ödeme yapıldığı iddiası yerinde görülmemiş, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurularak yargılama sonuçlandırılmıştır." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin 22.05.2024 tarih ...Esas ... Karar sayılı kararı ile; "HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, depolama hizmeti sözleşmesi kapsamında fazladan ödendiği iddia olunan bedelin iadesi istemine ilişkindir. Tarafların usulünce bildirdikleri delillerin ibrazı ve celbi akabinde davacı yanın alacak isteminin tarafların ticari defter ve dayanak kayıtlarının da incelenmesi suretiyle irdelenip değerlendirilmesi bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, mali müşavir/karayolu taşımacılık uzmanı, endüstri mühendisi ve hukukçu bilirkişinden oluşan heyetten alınan raporda özetle; " Davacı ile davalının ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda davalının düzenlemiş olduğu faturaların tamamının davalı ticari defter kayıtlarına kaydedilmiş olduğu, davacının cari hesabına mahsuben yapmış olduğu ödemelerin davalı ticari defter kayıtlarına eksiksiz olarak kaydedildiği, cari hesap olarak mutabık oldukları ve karşılıklı olarak cari hesaplarının sıfır (0) bakiye verdiği, alacak miktarının bulunmadığı, kayıt ve defterlerin usulüne uygun düzenlendiği, davalı tarafın düzenlediği faturaların davacıya tebliğ edildiği, davacının TTK m. 21/2 hükmüne uygun bir itirazının olmadığı ve hatta ihtirazi kayıt olmaksızın fatura bedellerinin ödendiği, faturaya TTK m. 21/2 bağlamında itiraz edilmemiş olmasının, faturanın asgari içeriği hakkında faturayı düzenleyen lehine bir karine oluşturduğu, ancak bu karinenin faturayı alan (davacı) tarafından çürütülebileceği, buna karşılık dava konusu faturalara konu bedelin sözleşmeye uygun olarak hesaplandığı, zira sözleşmede belirtilen hizmet tanımları ve birim fiyat listesi (ölçü birimi/ ücret) tetkik edildiğinde fatura içeriğinde sadece depo kullanım hacmi üzerinden bir faturalandırma olmayacağı, elleçleme/ çıkarma işlemleri için sözleşmede tanımı yapılan hizmet kalemlerine uygun olarak fatura edilmesinin sözleşmeye aykırı olmadığı, davacı tarafça iddia edilen zararın tazmini talebinin yerinde olmadığı " şeklinde kanaate varıldığı bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre ; davacı şirket adına ...'da bulunan ana şirket ... ile davalı şirket arasında, davacı şirkete ait malların, teslimi, depolaması, gönderimi ve iadelerine ilişkin Dağıtım Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı, sunulan hizmetlere ilişkin davalı tarafça muhtelif tarih ve miktarlarda davacı adına faturalar düzenlendiği ve bu fatura bedellerinin de eksiksiz olarak davacı tarafça ödendiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı, davalı tarafından faturalandırılan bedellerin kitap/ palet ölçüleri dikkate alınmadan, sözleşme hükümlerine aykırı olarak fazladan belirlendiği ve bu nedenle de fazladan ödeme yapıldığı iddia edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ,,,E.,,, K. sayılı ilamı; "...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli ... E. ... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ...E.... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli ...E. ... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli ...E. ...K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 11/11/2020 tarihli ... E. ...K. sayılı ilamı; "...Somut olayda davacı birleşen davaya konu 9 adet faturayı 31/05/013 tarihinden 30/09/2013 tarihine kadar 9 ayrı mail ile gönderildiği ileri sürmekle birlikte, bu faturaları davalının ticari defterlerine kaydetmemiş olduğu, faturalara süresinde itiraz ve iade ettiğine ilişkin savunma ve delil ileri sürmediği, bu maillerin gönderilmemiş olduğu iddia edildiği dikkate alındığında, takibe konu faturaların davalı yana tebliğ edilip edilmediği anlaşılamamaktadır. Eğer faturalar tebliğ edilmiş ise taraflar arasında kurulduğu kanıtlanan eser sözleşmesinde bedelde anlaşma yok ise yüklenici tarafından yapılan işler ile ilgili fatura düzenlenip iş sahibine tebliğ edilip iş sahibinin 6102 sayılı TTK 21/2 maddesi gereğince 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde içeriği ve fatura içeriğine dahil bedel kesinleşeceğinden ayrıca mahalli piyasa rayiçleri ile iş bedeli tespitine gerek bulunmayacaktır (Yargıtay 15 HD. ... Esas ... Karar Sayılı İlamı)...", Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 14/01/2020 tarihli ... E. ... K. sayılı ilamı; "..Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Somut olayda davacı tarafından düzenlenen ve takibe dayanak yapılan faturanın ihtarname ekinde davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafından faturaya yasal süresinde itiraz edildiğinin kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda fatura içeriğinin kesinleştiğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi ve istinaf başvurusunun reddi doğru olmamış davalı yararına bozulması gerekmiştir." şeklindedir. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği gibi davalının tanzim ettiği faturaların tamamının, davacı ticari kayıtlarında yer aldığı, davacının TTK 21/2 maddesinde belirtilen sekiz gün içerisinde faturaların muhteviyatına geçerli bir itirazı bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere söz konusu faturalara 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğundan faturaların içeriğinin ve fatura içeriğine dahil bedelinin sözleşmeye aykırı düzenlendiği karine olarak davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Davacı taraf depolanan kitapların gerçek hacimlerine göre fiyatlandırmanın yapılarak faturanın düzenlemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı yan ise, davacı şirket tarafından müvekkil şirket deposuna palet ile gönderilen kitapların öncelikle elleçlenerek/çıkartılarak, ismine göre sınıflara ayrılmak suretiyle depolanması gerektiği, ancak bu sayede davacı şirket tarafından gönderilen bir iş emri uyarınca talep edilen kitabın sevki, talep edilen süre içerisinde sağlanabildiği, bu durum davacı şirkete ait kitapların müvekkil şirket deposunda bir bütün halinde istiflenmesini imkansız kıldığından elleçlenen/çıkartılan kitaplara özgülenmiş bir alan tahsis edilmesi gerektiği, çünkü davacı şirketçe gönderilen bir iş emri uyarınca talep edilen kitabın binlerce kitap arasından elleçlenerek/çıkartılarak belirtilen sürede sevk edilmesi olanaksız olduğu, dolayısıyla müvekkil şirket tarafından verilen depolama hizmeti davacı şirketin ürünlerinin bulunduğu alan üzerinden hesaplanarak tahakkuk ettirildiğini savunmuştur. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, yerine getirilecek hizmetler Teslim alma : Kargoyu paletlerden indirme, teslim alma sırasında inceleme (hasar ve kalite kontrolü ), malları yerleştirme, ... Dağıtım Yönetimi sistemlerindeki malları alma, Depolama : Malları paletlere göre ilgili yerlerde depolama, Gönderim : Sipariş alma, gönderim için konşimentoyu hazırlama, talip edilirse alma ve paketleme, talep edilirse karton kutuyu paketleme, giden nakliyat etiketlerini yapıştırma, kamyona yükleme, İadeler : İade edilen malları alma, karşılaştırma ve yerlerine yerleştirme olarak düzenlenmiş, ihtilaf konusu olan depolama hizmeti işleminin ücreti günlük cbm (kübik metre) başına 0,55 TL kararlaştırılmış ise de günlük kübik hesabının davacının iddia ettiği gibi gönderilen kitapların hacimi üzerinden mi yoksa davalının savunduğu gibi elleçleme/ ayırma işlemi neticesinde kitapların bulunduğu alan üzerinden hesaplanarak mı yapılacağı konusunda bir netlik bulunmamaktadır. Bu durumda ihtilafa konu faturalardan önceki tüm faturalar ve söz konusu faturalara ilişkin davalının depoladığı kitapların cins, miktar ve hacimlerini gösterir çizelgelerin Türkçe tercümeleri getirtilerek önceki dönem faturaların ne şekilde düzenlendiği, diğer bir ifade ile davacının iddia ettiği gibi kitapların gerçek hacimlerine göre mi yoksa davalının savunmasına göre davacıya ait kitapların, elleçleme/çıkartma işlemi yapılmak suretiyle depolanan alan üzerinden mi hesaplanarak tahakkuk ettirildiği hususunda bilirkişilerden alınacak ek rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, ... Esas,... Karar sayılı ve 09/12/2020 tarihli kararının HMK'nin 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İadesine, karar verilmiştir. Mahkememizce, istinaf mahkemesi kararı uyarınca gerekli araştırmalar yapılmış, belirtilen belge deliller getirtilmiştir. Yargılama devam ederken, 02.12.2024 tarihli temlik sözleşmesi ile dosya alacağının davacı ... A.Ş tarafından ...'a temlik edildiği anlaşılmıştır. Temliğin yasal mevzuata uygun olduğu anlaşılmakla, alacağı temlik alan ... davacı şirket yerine dosyamıza davacı olarak kaydedilmiştir. Daha önce rapor sunan bilirkişi heyetinde yer alan ...'nun bilirkişilikten men edildiğinin anlaşılması üzerine yerine ...'ın seçilmesi ile bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyası kapsamına sunulan 23/02/2026 tarihli ek raporda özetle: dosya üzerinden yapılan tespitler ve elleçleme süreçlerinin dikkate alınması sonucunda, elleçlemenin amacına uygun yapılabilmesi için daha geniş bir alana ihtiyaç olduğu, tespit edilen tarihler itibarı ile davacının iddiası doğrultusunda 170 kübikmetre esas alınması sonucunda tespitler ile 170 kübikmetre arasında en düşük %18,12, en yüksek %37,07 olduğu, elleçleme nedeni ile kullanılan alan açısından tespit edilen oranların makul olduğu, elleçleme yapılan kitapların elleçleme sürecinde daha fazla alana ihtiyaç duyulacağı, davalının düzenlemiş olduğu faturaların makul kabul edilebileceği, faturanın ispat kuvvetine ilişkin TTK. m. 21/2 hükmüne göre, Bir fatura alan kişi aldığı tarihlen itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı, Yine ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin HMK. m. 222 hükmüne göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şart olduğu, İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halelleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarını bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olacağı, Tarafların kayıt defterlerinin usulüne uygun düzenlendiği, davacı ile davalının ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda davalının düzenlemiş olduğu faturaların tamamının davalı ticari defter kayıtlarına kaydedilmiş olduğu, davacının cari hesabına mahsuben yapmış olduğu, ödemelerin davalı ticari defter kayıtlarına eksiksiz olarak kaydedildiği, cari hesap olarak mutabık oldukları ve karşılıklı olarak cari hesaplarının sıfır bakiye verdiği, davalının tanzim ettiği faturaların tamamının davacı ticari kayıtlarında yer aldığı dolayısı ile davalının tanzim ettiği faturaların davacıya tebliğ edildiği, dava dosyası mündericatında mübrez delillerin incelenmesi sonucunda davacının TTK 21/2 maddesinde belirtilen sekiz gün içerisinde faturaların muhteviyatına geçerli bir itirazının olmadığı, gümrüksüz depo gelen mal bilgileri/ giden mal bilgileri sütunlarında tarih belirtilerek, her sevkiyatın adet, palet miktarı CBM (m3) değerlerinin yer aldığı, her satırda yapılan elleçleme işlemlerinin depo ücretleri / iade ücretleri sütunlarında fiyatlandırılarak faturalara sütun toplamlarının giriş elleçleme işlemleri, çıkış elleçleme işlemleri, ambalajlama, iade, depolama, fatura ve makbuz düzenleme, denetleme kalemleri olarak yansıtıldığı, fiyatlandırmaların beyan edilen miktarlar üzerinden fiyatlandırmalar yapıldığı, hesaplama tabloları ile faturaların uyumlu olduğu, dosya üzerinden yapılan tespitler ve elleçleme süreçlerinin dikkate alınması sonucunda, elleçlemenin amacına uygun yapılabilmesi için daha geniş bir alana ihtiyaç olduğu, tespit edilen tarihler itibarı ile davacının iddiası doğrultusunda 170 kübikmetre esas alınması sonucunda tespitler ile 170 kübikmetre arasında en düşük %18,12, en yüksek %37,07 olduğu, elleçleme nedeni ile kullanılan alan açısından tespit edilen oranların makul olduğu, elleçleme yapılan kitapların elleçleme sürecinde daha fazla alana ihtiyaç duyulacağı, davalının düzenlemiş olduğu faturaların makul kabul edilebileceği, uğranılan zararın tazmininin yerinde olamadığı kanaatine varılmış olduğu bildirilmiştir. Mahkememizin 07/04/2026 tarihli duruşmasında rapora itirazların değerlendirilmesi ve istinaf kaldırma kararında belirtilen tüm hususları karşılar nitelikte değerlendirme yapılması için dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişiler ..., ...ve ...tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyası kapsamına sunulan 11/06/2026 tarihli ek raporda özetle: kitapların sütun olarak dizilmesinin dar alanlarda mümkün olabileceği, bu tür istiflemenin de kitapların havalanması ve devrilerek zarar görmemesi için bir metreyi aşamayacağı, antrepo gibi geniş alanlarda bu şekildeki istiflemede daha fazla alana ihtiyaç duyulacağı, kitap adet, boyut ve yüksekliği de dikkate alındığında bu şekilde hacim hesabı yapılmasının tahmine dayalı olacağı ve bu tür bir istiflemenin kitapların güvenliği açısından da sakıncalı olacağı, davalı tarafından davacıya 2017-2018-2019 yılarında 25 adet toplam 730.434,05 TL tutarında fatura düzenlendiği, verilen hizmetin gereği BAM kararında da “Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, yerine getirilecek hizmetler Teslim alma kargoyu paletlerden indirme, teslim alma sırasında inceleme (hasar ve kalite kontrolü ), malları yerleştirme, ... sistemlerindeki malları alma, malları paletlere göre ilgili yerlerde depolama, sipariş alma, gönderim için konşimentoyu hazırlama, talip edilirse alma ve paketleme, talep edilirse karton kutuyu paketleme, giden nakliyat etiketlerini yapıştırma, kamyona yükleme, iade edilen malları alma, karşılaştırma ve yerlerine yerleştirme olarak düzenlendiği,” yönünde tespit edildiği üzere, faturaların işin gereği “elleçleme/ ayırma işlemi neticesinde” yapılarak sözleşmede belirtilen ücretlerin alındığı, ve davalı tarafından yapılan hizmetin ve bunlara karşılık düzenlenen faturaların makul olduğu heyetimizce düzenlenen kök raporda da tespit edildiği, dosya kapsamında deliller neticesinde kök raporda BAM kararı doğrultusunda inceleme ve değerlendirmeler yapılmış olup, itiraz sonrasında yapılan değerlendirmeler sonucunda, kök raporda yapılan değerlendirmelerde değişiklik yapılmasına gerek olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olmakla sonuç olarak; Tarafların Kayıt defterlerinin usulüne uygun düzenlendiğini, davacı ile davalının ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda davalının düzenlemiş olduğu faturaların tamamının davalı ticari defter kayıtlarına kaydedilmiş olduğunu, davacının cari hesabına mahsuben yapmış olduğu ödemelerin davalı ticari defter kayıtlarına eksiksiz olarak kaydedildiği, cari hesap olarak mutabık oldukları ve karşılıklı olarak cari hesaplarının sıfır (0) bakiye verdiğini, davalının tanzim ettiği faturaların tamamının davacı ticari kayıtlarında yer aldığı dolayısı ile davalının tanzim ettiği faturaların davacı ya tebliğ edildiğini, dava dosyası münderecatında mübrez delillerin incelenmesi sonucunda davacının TTK 21/2 maddesinde belirtilen sekiz gün içerisinde faturaların muhteviyatına geçerli bir itirazının olmadığını, Gümrüksüz Depo Gelen Mal Bilgileri/ Giden Mal Bilgileri Sütunlarında tarih belirtilerek, her sevkiyatın adet, palet miktarı CBM (m3) değerlerinin yer aldığı, her satırda yapılan elleçleme işlemlerinin Depo Ücretleri / İade Ücretleri Sütunlarında Fiyatlandırılarak faturalara sütun toplamlarının Giriş Elleçleme İşlemleri, Çıkış elleçleme İşlemleri, Ambalajlama, İade, Depolama, Fatura ve Makbuz Düzenleme, Denetleme kalemleri olarak yansıtıldığını, Fiyatlandırmaların beyan edilen miktarlar üzerinden fiyatlandırmalar yapıldığı, Hesaplama tabloları ile faturaların uyumlu olduğunu, dosya üzerinden yapılan tespitler ve elleçleme süreçlerinin dikkate alınması sonucunda, elleçlemenin amacına uygun yapılabilmesi için daha geniş bir alana ihtiyaç olduğunu, tespit edilen tarihler itibarı ile davacının iddiası doğrultusunda 170 kübikmetre esas alınması sonucunda tespitler ile 170 kübikmetre arasında en düşük %18,12, en yüksek %37,07 olduğunu, elleçleme nedeni ile kullanılan alan açısından tespit edilen oranların makul olduğunu, elleçleme yapılan kitapların elleçleme sürecinde daha fazla alana ihtiyaç duyulacağını, davalının düzenlemiş olduğu faturaların makul kabul edilebileceğini, davacı tarafından sütun olarak dizilmesi durumunda hesaplama yapılması istendiğini, kitapların sütun olarak (yatay üst üste) istiflenmesinin- dizilmesinin dar alanlarda (ev, bürü v. b. ) alanlarda mümkün olabileceği, bu tür istiflemenin de kitapların havalanması ve devrilerek zarar görmemesi için bir metreyi aşamayacağı, antrepo gibi geniş alanlarda bu şekilde ki istiflemede daha fazla alana ihtiyaç duyulacağı, kitap adet, boyut ve yüksekliği de dikkate alındığında bu şekilde hacim hesabı yapılmasının tahmine dayalı olacağı ve bu tür bir istiflemenin kitapların güvenliği açısından da sakıncalı olacağını, davalı tarafından davacıya 2017-2018-2019 yılarında 27 adet toplam 731.6736,71 TL tutarında fatura düzenlendiğini, verilen hizmetin gereği BAM kararında da “Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, yerine getirilecek hizmetler Teslim alma : Kargoyu paletlerden indirme, teslim alma sırasında inceleme (hasar ve kalite kontrolü ), malları yerleştirme, ... sistemlerindeki malları alma, Depolama : Malları paletlere göre ilgili yerlerde depolama, Gönderim : Sipariş alma, gönderim için konşimentoyu hazırlama, talip edilirse alma ve paketleme, talep edilirse karton kutuyu paketleme, giden nakliyat etiketlerini yapıştırma, kamyona yükleme, İadeler : İade edilen malları alma, karşılaştırma ve yerlerine yerleştirme olarak düzenlendiği” yönünde tespit edildiği üzere , faturaların işin gereği “elleçleme/ ayırma işlemi neticesinde” yapılarak sözleşmede belirtilen ücretlerin alındığı, ve davalı tarafından yapılan hizmetin ve bunlara karşılık düzenlenen faturaların makul olduğu heyetimizce düzenlenen kök raporda da tespit edildiğini, uğranılan zararın tazmininin yerinde olamadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre; Dava, depolama hizmeti sözleşmesi kapsamında fazladan ödendiği iddia olunan bedelin iadesi istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, davacı şirket adına ...'da bulunan ana şirket ... ile davalı şirket arasında, davacı şirkete ait malların, teslimi, depolaması, gönderimi ve iadelerine ilişkin Dağıtım Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı, sunulan hizmetlere ilişkin davalı tarafça muhtelif tarih ve miktarlarda davacı adına faturalar düzenlendiği ve bu fatura bedellerinin de eksiksiz olarak davacı tarafça ödendiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı, davalı tarafından faturalandırılan bedellerin kitap/ palet ölçüleri dikkate alınmadan, sözleşme hükümlerine aykırı olarak fazladan belirlendiği ve bu nedenle de fazladan ödeme yapıldığı iddia edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ... E... K. sayılı ilamı; "...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli .... E. ... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ... E....K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli ...E. ... K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli ...E. ... K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 11/11/2020 tarihli ...E.... K. sayılı ilamı; "...Somut olayda davacı birleşen davaya konu 9 adet faturayı 31/05/013 tarihinden 30/09/2013 tarihine kadar 9 ayrı mail ile gönderildiği ileri sürmekle birlikte, bu faturaları davalının ticari defterlerine kaydetmemiş olduğu, faturalara süresinde itiraz ve iade ettiğine ilişkin savunma ve delil ileri sürmediği, bu maillerin gönderilmemiş olduğu iddia edildiği dikkate alındığında, takibe konu faturaların davalı yana tebliğ edilip edilmediği anlaşılamamaktadır. Eğer faturalar tebliğ edilmiş ise taraflar arasında kurulduğu kanıtlanan eser sözleşmesinde bedelde anlaşma yok ise yüklenici tarafından yapılan işler ile ilgili fatura düzenlenip iş sahibine tebliğ edilip iş sahibinin 6102 sayılı TTK 21/2 maddesi gereğince 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde içeriği ve fatura içeriğine dahil bedel kesinleşeceğinden ayrıca mahalli piyasa rayiçleri ile iş bedeli tespitine gerek bulunmayacaktır (Yargıtay 15 HD. ...Esas ...Karar Sayılı İlamı)..." şeklindedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 14/01/2020 tarihli ... E...K. sayılı ilamı; "..Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Somut olayda davacı tarafından düzenlenen ve takibe dayanak yapılan faturanın ihtarname ekinde davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafından faturaya yasal süresinde itiraz edildiğinin kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda fatura içeriğinin kesinleştiğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi ve istinaf başvurusunun reddi doğru olmamış davalı yararına bozulması gerekmiştir." şeklindedir. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporlarında da belirtildiği gibi davalının tanzim ettiği faturaların tamamının, davacı ticari kayıtlarında yer aldığı, davacının TTK 21/2 maddesinde belirtilen sekiz gün içerisinde faturaların muhteviyatına geçerli bir itirazı bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere söz konusu faturalara 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğundan faturaların içeriğinin ve fatura içeriğine dahil bedelinin sözleşmeye aykırı düzenlendiği karine olarak davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Davacı taraf depolanan kitapların gerçek hacimlerine göre fiyatlandırmanın yapılarak faturanın düzenlemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı yan ise, davacı şirket tarafından müvekkil şirket deposuna palet ile gönderilen kitapların öncelikle elleçlenerek/çıkartılarak, ismine göre sınıflara ayrılmak suretiyle depolanması gerektiği, ancak bu sayede davacı şirket tarafından gönderilen bir iş emri uyarınca talep edilen kitabın sevki, talep edilen süre içerisinde sağlanabildiği, bu durum davacı şirkete ait kitapların müvekkil şirket deposunda bir bütün halinde istiflenmesini imkansız kıldığından elleçlenen/çıkartılan kitaplara özgülenmiş bir alan tahsis edilmesi gerektiği, çünkü davacı şirketçe gönderilen bir iş emri uyarınca talep edilen kitabın binlerce kitap arasından elleçlenerek/çıkartılarak belirtilen sürede sevk edilmesi olanaksız olduğu, dolayısıyla müvekkil şirket tarafından verilen depolama hizmeti davacı şirketin ürünlerinin bulunduğu alan üzerinden hesaplanarak tahakkuk ettirildiğini savunmuştur. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, yerine getirilecek hizmetler Teslim alma : Kargoyu paletlerden indirme, teslim alma sırasında inceleme (hasar ve kalite kontrolü ), malları yerleştirme, ... sistemlerindeki malları alma, Depolama : Malları paletlere göre ilgili yerlerde depolama, Gönderim : Sipariş alma, gönderim için konşimentoyu hazırlama, talip edilirse alma ve paketleme, talep edilirse karton kutuyu paketleme, giden nakliyat etiketlerini yapıştırma, kamyona yükleme, İadeler : İade edilen malları alma, karşılaştırma ve yerlerine yerleştirme olarak düzenlenmiş, ihtilaf konusu olan depolama hizmeti işleminin ücreti günlük cbm (kübik metre) başına 0,55 TL kararlaştırılmış ise de günlük kübik hesabının davacının iddia ettiği gibi gönderilen kitapların hacimi üzerinden mi yoksa davalının savunduğu gibi elleçleme/ ayırma işlemi neticesinde kitapların bulunduğu alan üzerinden hesaplanarak mı yapılacağı konusunda bir netlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, İstinaf mahkemesi kararında da belirtildiği şekilde, ihtilafa konu faturalardan önceki tüm faturalar ve söz konusu faturalara ilişkin davalının depoladığı kitapların cins, miktar ve hacimlerini gösterir çizelgelerin Türkçe tercümeleri getirtilerek önceki dönem faturaların ne şekilde düzenlendiği, diğer bir ifade ile davacının iddia ettiği gibi kitapların gerçek hacimlerine göre mi yoksa davalının savunmasına göre davacıya ait kitapların, elleçleme/çıkartma işlemi yapılmak suretiyle depolanan alan üzerinden mi hesaplanarak tahakkuk ettirildiği hususunda bilirkişilerden ek raporlar alınmıştır. Alınan bilirkişi ek raporlarına göre; Tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun düzenlendiği, davacı ile davalının ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda davalının düzenlemiş olduğu faturaların tamamının davalı ticari defter kayıtlarına kaydedilmiş olduğu, davacının cari hesabına mahsuben yapmış olduğu ödemelerin davalı ticari defter kayıtlarına eksiksiz olarak kaydedildiği, cari hesap olarak mutabık oldukları ve karşılıklı olarak cari hesaplarının sıfır (0) bakiye verdiği, davalının tanzim ettiği faturaların tamamının davacı ticari kayıtlarında yer aldığı dolayısı ile davalının tanzim ettiği faturaların davacıya tebliğ edildiği, dava dosyası münderecatında mübrez delillerin incelenmesi sonucunda davacının TTK 21/2 maddesinde belirtilen sekiz gün içerisinde faturaların muhteviyatına geçerli bir itirazının olmadığı, Gümrüksüz Depo Gelen Mal Bilgileri/ Giden Mal Bilgileri Sütunlarında tarih belirtilerek, her sevkiyatın adet, palet miktarı CBM (m3) değerlerinin yer aldığı, her satırda yapılan elleçleme işlemlerinin Depo Ücretleri / İade Ücretleri Sütunlarında Fiyatlandırılarak faturalara sütun toplamlarının Giriş Elleçleme İşlemleri, Çıkış elleçleme İşlemleri, Ambalajlama, İade, Depolama, Fatura ve Makbuz Düzenleme, Denetleme kalemleri olarak yansıtıldığı, Fiyatlandırmaların beyan edilen miktarlar üzerinden yapıldığı, hesaplama tabloları ile faturaların uyumlu olduğu, dosya üzerinden yapılan tespitler ve elleçleme süreçlerinin dikkate alınması sonucunda, elleçlemenin amacına uygun yapılabilmesi için daha geniş bir alana ihtiyaç olduğu, tespit edilen tarihler itibarı ile davacının iddiası doğrultusunda 170 kübikmetre esas alınması sonucunda tespitler ile 170 kübikmetre arasında en düşük %18,12, en yüksek %37,07 olduğu, elleçleme nedeni ile kullanılan alan açısından tespit edilen oranların makul olduğu, elleçleme yapılan kitapların elleçleme sürecinde daha fazla alana ihtiyaç duyulacağı, davalının düzenlemiş olduğu faturaların makul olduğu, davacı tarafından sütun olarak dizilmesi durumunda hesaplama yapılması istendiği, kitapların sütun olarak (yatay üst üste) istiflenmesinin- dizilmesinin dar alanlarda (ev, bürü v. b. ) alanlarda mümkün olabileceği, bu tür istiflemenin de kitapların havalanması ve devrilerek zarar görmemesi için bir metreyi aşamayacağı, antrepo gibi geniş alanlarda bu şekilde ki istiflemede daha fazla alana ihtiyaç duyulacağı, kitap adet, boyut ve yüksekliği de dikkate alındığında bu şekilde hacim hesabı yapılmasının tahmine dayalı olacağı ve bu tür bir istiflemenin kitapların güvenliği açısından da sakıncalı olacağı, davalı tarafından davacıya 2017-2018-2019 yılarında 27 adet toplam 731.6736,71 TL tutarında fatura düzenlendiği, verilen hizmetin gereği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede belirtildiği şekilde " yerine getirilecek hizmetler Teslim alma : Kargoyu paletlerden indirme, teslim alma sırasında inceleme (hasar ve kalite kontrolü ), malları yerleştirme, ... sistemlerindeki malları alma, Depolama : Malları paletlere göre ilgili yerlerde depolama, Gönderim : Sipariş alma, gönderim için konşimentoyu hazırlama, talip edilirse alma ve paketleme, talep edilirse karton kutuyu paketleme, giden nakliyat etiketlerini yapıştırma, kamyona yükleme, İadeler : İade edilen malları alma, karşılaştırma ve yerlerine yerleştirme olarak düzenlendiği” yönünde tespit edildiği üzere , faturaların işin gereği “elleçleme/ ayırma işlemi” yapılarak sözleşmede belirtilen ücretlerin alındığı ve davalı tarafından yapılan hizmetin ve bunlara karşılık düzenlenen faturaların makul olduğu, davacıdan fazladan bir tahsilat yapılmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenler ile davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2- Davalı tarafın icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.873,79-TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 2.141,79-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA, 6-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 45.000,00 -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 9-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸