Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1101 E. 2026/2101 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1101
- Karar No
- 2026/2101
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1101 KARAR NO : 2026/2101
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2023 NUMARASI : 2017/1494 Esas 2023/211 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/10/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1494 Esas ve 2023/211 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı hakkında İzmir 28.İcra Müdürlüğü'nün 2016/17737 E.sayılı dosyası ile yürütülen genel haciz yolu ile icra takihinde ödeme emri 19.01.2017 tarihinde borçluya tehliğ ettiğini, borçlu vekili yasal süresinde İcra Müdürlüğüne dilekçe gönderdiği, yetkiyo,borca ve ferilerine itiraz ettiğini, 23.01.2017 tarihinde İzmir 28.İcra Müdürlüğü taralından icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, taraflar arasında 26.08.2016 tarihli imzalanan Araç "Takip ve Filo Yönetim Sistemi Taksitli Satın Alma Sözleşmesinin 12.maddesi ile ihtilaf halinde İzmir Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu taraflarca kabul edildiği, imzalanan Araç Takip Ve Tilo Yönetim Sistemi Taksitli Satın Alma Sözleşmesi kapsamında anlaşma sağlandığı, davalının 23.08.2016 tarihinde bildirdiği 30, 26.08.2016 tarihinde bildirdiği 20 ve 27.10.2016 tarihinde bildirdiği 30 olmak üzere toplam 80 araç için Araç Takip ve Filo Yönctim Sistemlerinin satışı gerçekleştiği, Sözleşmenin 7.1 maddesi ile sözleşmenin süresi 2 yıl olarak kararlaştırıldığı, ürün kullanım bedeli ürün başına aylık 1. yıl için 28.00 TL KDV olarak, 2.yıl için 28,00 TL KDV olarak, ürün başına KDV dahil 33,04 TL olan ücret müvekkil firma taralından iki yıllık sözleşme süresi kapsamında toplam 63.436,80 TL olarak faturalandırıldığı, ancak ürün ve hizmet bedelleri davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ödenmediği, sözleşmenin 7.2. maddesinde müşterinin temerrüdünün gerçekleşmesi halinde borcun tamamının muacceliyet kesbedeceği, muavccl olan borca muacceliyet tarihinden itibaren aylık 445 faiz ve muaccel olan borcun 0420'si nispetinde cezal şart tahakkuk ettirileceğini taraflar gayrikabili rücu kabul, heyan ve taahhüt ettiğini, davalının İzmir 28.İcra Müdürlüğü'nün 201617737 E.sayılı dosyasına ilişkin yetkiye, borca ve faize ilişkin itirazının iptaline, takibin devamına, takipteki toplam alacağın tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talcp etmiştir. Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın müvekkili şirket araçlarına deneme-demo amaçlı olarak söz konusu sistemleri kurduğunu, iş bu deneme süresi içerisinde söz konusu sistemlerim sürekli yanlış, hatalı ve eksik bilgiler vermesi üzerine davacı yan ile anlaşma sağlanmayacağı yine deneme süresi içerisinde Beşiktaş 14.Noterliği'nin 00276 yevmiye numaralı 12 Ocak 2017 tarihli ihbarname cevabı ile bildirildiği, bunun akabinde 26.01.2017 tarihinde taraflar arasında anlaşmanın sonlandırılmış olduğuna ilişkin şirket yetkilisi tarafından imzalanan protokolün ekte mahkemeye sunduklarını, belirterek davacı tarafından haksız ve hukuki mesnetten yoksun ikame edilen iş bu davanın reddine, davacı tarafa yükletilmek üzere % 20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet teminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir. DELİLLER: İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2016/177737 sayılı dosyası, davacı ve davalı kayıtlarının incelenmesine esas bilirkişi raporları ile dijital kayıtlar üzerinde inceleme ile hazırlanan rapor ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan rapor, taraflar arasındaki 26/08/2016 tarihli sözleşme ve ekleri dosyamız arasındadır. İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2016/177737 sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 63.436,80 TL asıl alacak ve 15.859,20 TL cezai şart olmak üzere toplam 79.296,00 TL alacağın tahsiline yönelik ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının 21/12/2016,29/08/2016 ve 31/10/2016 tarihli 3 adet fatura olarak belirtildiği, davalı yanca hem yetkiye hemde geniş anlamda borca itiraz üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce dosya SMMM bilirkişisi....'a tevdi ile davacı kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş olup 05/11/2018 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği anlaşılmış, incelenmesinde davacının 2016-2017 yıl ticari defter ve kayıtların sahibi lehine delil vasfında olduğu, belirtilen yıllarda davacının davalıya toplamda 63.436,80 TL tutarında fatura düzenlediği, faturaların davacı kayıtlarında yer aldığı, davalının ödemesine dair bir kaydın olmadığı belirtilerek takip tarihi itibari ile 63.436,80 TL tutarında davacının alacaklı olduğu, ayrıca icra dosyası ile talep edilen cezai şartında hesaplama neticesi aynı olduğu hususlarında kanaat belirtildiği görülmüş, davacı yanca rapora beyan dilekçesi sunulmuş, davalı tarafça itiraz yahut beyanda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce bu sefer yerinde inceleme yetkisi ile dosyanın davalı yan kayıtlarının incelenmesine yönelik yeniden tevdisi üzerine SMMM bilirkişisi .... tarafından İstanbul 19. ATM'nin 2019/41 talimat sayılı dosyasından hazırlanan raporun dosyaya sunulduğu, davalının 2016 yılı ticari defterlerinin lehine delil olduğu, davacının düzenlediği 29/08/2016 tarihli fatura ile borçlu olmasına rağmen bunun 30/11/2016 tarihinde iade faturasına konu edildiği ve davalı kayıtlarına göre davalının davacıya borçlu olmadığı hususlarında kanaat belirtildiği görülmüş, davacı yanca rapora itirazlarda bulunulduğu anlaşılması üzerine adı geçen bilirkişiden ek raporun dosyaya kazandırıldığı anlaşılmış. Ek raporun dosyaya kazandırıldığı anlaşılmış taraflara tebliği üzerine taraf vekillerince rapora itirazlarda bulunulduğu görülmüştür. Mahkememizce davacının sözleşmesel ilişki kapsamında yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini, dijital kayıtlar üzerinde incelemesine dair kurulan ara karar kapsamında dosyanın tevdisi üzerine hazırlanan 19/04/2021 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu, elektrik-elektronik mühendisi bilirkişi .... tarafından hazırlanan raporda özetle davacının 80 adet olarak davalıdan imza karşılığı aldığı plaka dilekçelerinde plakanın bulunmadığı, davalının hangi araçlara plaka takılmasının tespitinin yapılamadığı, davacı tarafça sunulan 2 sayfalık listedeki 80 adet aracın 49 adedinden sinyal alındığı, bunlardan 46 adedinin anlamlı bir plakaya tahsil edildiği bu nedenle davacının 46 araç için hizmet verdiği diğer 34 adet araç yönünden hizmet tespitinin yapılamadığının bildirildiği, rapora karşı taraflarca beyanlarda bulunulduğu anlaşılmıştır. Rapora verilen beyanlar kapsamında Mahkememizce hizmete ilişkin GSM operatörleri konusunda beyan alınmakla birlikte yazılan müzekkerelere cevap alındığı ancak araç takip sistemi yönünden herhangi bir emarenin bulunmaması sebebi ile SGK kayıtlarının dosyaya kazandırılmasından sonra yeniden tevdisi üzerine İbrahim Yiğiter tarafından hazırlanan ek raporun dosyaya sunulduğu incelenmesinde kök rapordaki kanaati değiştirir bir durum olmadığının belirtildiği görülmüştür. Dosyanın nitelikli hesaplama konusunda uzman bilirkişiye tevdi üzerine hazırlanan 10/12/2022 tarihli raporun dosyaya sunulduğu incelenmesinde davacının 46 araç için hizmet verildiği, deneme süresi olduğu ve demo olarak araç takip sistemi kurulduğu ve arızalı olduğu şeklindeki davalı itirazlarını ispata yarara yazılı belge olmadığı, sözleşmenin imza tarihinden protokol tarihinden 5 aylık ücretin tahakkuk ettiği, 23/12/2016 tarihinden itibaren icra takibi ile temerrütün gerçekleşebileceği bu 5 aylık süre için davalının davacıya 6.440,00 TL + KDV tutarında borçlu olduğu, takipten önce cezai şart tahakkuk etmediği, gelecek aylara yönelik 24 aylık ücreti tahakkuk etmeyeceği ancak mahkemece aksi kanaatte olunur ise sözleşme sonuna kadar tüm aylara ait ücretlerin muaccel olacağı kanaatine varılır ise 46 araç için 24 aylık toplam 30.912,00 TL + KDV miktarında davalının davacıya borcu olacağının hesaplandığı, kanaatlerinin belirtildiği, davacı yanca rapora beyan, davalı yanca ise yine rapora beyan dilekçesinin sunulduğu anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Yapılan inceleme neticesinde dosya tarafları arasında 26/08/2016 tarihli araç takip ve filo yönetim sistemi taksitli satın alma sözleşmesi başlıklı ticari nitelikte bir hizmet sözleşmesinin bulunduğu, sözleşmenin imza tarihinde itibaren geçerli olacağının kararlaştırıldığı ve ürün ve kullanım bedeli ürün başına aylık 1. yıl için 28,00 TL + KDV, 2. Yıl için ise 28,00 TL + KDV olarak belirlenmekle birlikte sözleşmenin 2 yıl süreli olarak kararlaştırıldığı, 3. yıl ve sonrası için aylık 18,00 TL + KDV olarak ücret belirlemesinin yapıldığı ve 7.2 maddesinde davalı yanın temerrütünün gerçekleşmesi halinde borcun tamamının muaccel hale geleceği ve muaccel borca muacceliyet tarihinden itibaren % 5 temerrüt faizi tahakkuk ettirileceği ve ayrıca % 25 nispetinde cezai şart tahakkuk ettirileceğinin kararlaştırıldığı, ürünün montaj ve servis hizmetine yönelik ayrıca ücret belirlemesinin yapıldığı, sözleşmenin ekinde ID, IMEİ ve GSM operatörlerini belirtir evrak olduğu, davacı tarafça söz konusu sözleşmeden kaynaklı olduğu anlaşılan toplam 3 adet fatura üzerinden davalı aleyhine İzmir 28. İcra Müd.'nün 2016/17737 esas sayılı dosyası üzerinden asıl alacak ve cezai şarttan oluşan toplam 79.296,00 TL'nin tahsiline yönelik takip başlatıldığı, yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu konularında bir uyuşmazlık olmadığı tespit edilmiştir. Yukarıdaki yapılan tespit göz önüne alındığında taraflar arası uyuşmazlığın davacının takip dayanağı 3 adet faturadan kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı, bu kapsamda fatura konusuna yönelik hizmetin davalıya verilip verilmediği, verildiğinin anlaşılması halinde belirtilen tutar kadar alacaklı olunup olunmadığı, davacının cezai şart talebinin yerinde olup olmadığı, yerinde ise belirtilen tutar kadar cezai şarttan kaynaklı alacağın olup olmadığı, bu anlamda davalı yanın icra dosyasına yaptığı itirazın haklılık teşkil edip etmediği ile taraflarca istem konusu edilen icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığının tespiti ile değerlendirilmesine yönelik hizmet sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar taraf defterlerinin incelenmesine esas kazandırılan raporlara itirazlarda bulunulmuş ise de takip dayanağı faturaların davacı yan nezdinde kayıtlı olması, davalı tarafından ise bu faturalardan 29/08/2016 tarihli faturanın iadesinin yapıldığı hususunun talimat mahkemesince hazırlanan raporda anlaşıldığı, davacı kayıtlarına göre davalıdan asıl alacak tutarında davalı kayıtlarına göre ise davacıya borcun olmadığı görülmekle ve sözleşmenin hizmet sözleşmesi olması nedeni ile bu aşamadan sonra taraf defterleri üzerinden dosyanın değerlendirilmesi ve sonuca gidilmesi mümkün görülmemiş bu anlamda esasen itirazların hizmetin tespiti ile değerlendirilmesine yönelik olduğu, raporların sadece ticari kayıtlar üzerinden değerlendirmeyi içerdikleri ve yine esasen yeterli teknik incelemeyi içerdikleri anlaşılmıştır. İddia ve savunmalar kapsamında bahse konu 28/06/2016 tarihli sözleşme gereği davacının üstlendiği edimin yerine getirip getirmediği bakımından dosyaya kök ve ek rapor kazandırılmakla birlikte söz konusu raporlara yukarıda da belirtildiği şekilde itiraz ve beyanlarda bulunulmuş ise de .... tarafından hazırlanan kök raporun (ek raporda kök rapora atıf ile herhangi bir değişiklik olmadığının beyan edildiği göz önüne alındığında) yeterli teknik incelemeyi içerdiği, dosyaya kazandırılan delillerin değerlendirildiği ayrıca Mahkememizce belirtilen adreste yerinde yapılan inceleme ile birlikte aynı zamanda veri karşılaştırılması da yapılmış olduğu göz önüne alındığında raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği, denetlemeye elverişli olduğu kanaatine varıldığı ve söz konusu rapor içeriğindeki hizmet tespitine yönelik itirazların yerinde olmadığı anlaşılarak davacının 80 araç yönünden üstlendiği hizmetin 46 adet plakası belirli araçlar üzerinden verildiği, 34 araç yönünden ise hizmetin tespitinin yapılamadığı ve bu nedenle bu 34 araç yönünden davacının davalıya hizmet vermediği kanaatine varılmakla rapor içeriğine itibar edilerek rapor hükme esas alınmıştır. Her ne kadar dosyaya nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi tarafından sadece 46 araca ilişkin hizmetten kaynaklı hesaplama yapılmış ise de esasen takip dayanağı faturalar içeriğinde sözleşme konusuna dahil bir takım ürünlerin de bulunduğu görülmekle bunların miktarlarının raporda değerlendirmeye alınmadığı tespiti ile yeniden bu hususta ek rapor alınmasını gerektiren bir durum olmadığı Mahkemece hesaplama yapılabileceği değerlendirilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraflar arasında kurulan 26/08/2016 tarihli araç takip ve filo yönetim sistemi başlıklı sözleşme gereği davacının 80 adet araç üzerinden davalıya araç takibine yönelik hizmet verilmesinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin sadece yalın bir hizmet verilmesinden ibaret değil aynı zamanda hizmet verilmesine esas olmak üzere sökülebilir/takılabilir bir takım ürünleri de içerdiği, kazandırılan operatör servisleri müzekkeresi ve davacı yan kayıtlarının dijital i,ncelemesi ile kazandırılan ve yukarıda hükme esas alınmasına karar verilen rapordan da anlaşılacağı üzere davacının davalıya 46 adet araca ilişkin hizmet verdiğinin anlaşıldığı, diğer 34 araç yönünden hizmet verdiği beyan edilmiş ise de hizmetin verilmesine esas bir tespitin yapılamadığı gibi hizmetin sağlanmasına yönelik bu 34 araç yönünden sağlıklı bir plakanın da tespit edilemediği, davalı yanca davacının deneme/demo amaçlı olarak söz konusu sistemleri kurduğunu beyan etmiş ancak deneme süresi içerisinde davacıdan kaynaklı eksiklikler sebebi ile anlaşma sağlanamayacağını belirterek Beşiktaş 14. Noterliği'nin 00276 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davacıya cevaben durumu bildirdiği belirtilmiş ise de davacı yanın bunu kabul etmediği gibi sözleşme içeriğinde deneme/demo amaçlı hizmete dair herhangi bir ibarenin olmadığı gibi sözleşmenin aksine bu durumun davalı tarafça ispatlanamadığı kanaati ile davalının deneme/demo amaçlı hizmete dair beyanına itibar edilmediği bu kapsamda Mahkememizce hizmetin verildiğinin ve ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 26/01/2017 tarihli protokol ile sona erdiği kabul edilmekle birlikte sözleşmenin imza tarihinden 5 aylık süreye yönelik kullanıma dair iddianın ispatlandığı kanaatine varılmakla ispatlandığı değerlendirilen 46 adet araç yönünden değerlendirme yapılmakla birlikte takibe dayanak 163358 nolu faturadan hem 30 adet kullanım hemde 28 adet araç takip birimi ürünü ve hem de 2 adet motor araç takibini içerdiği, 162976 nolu faturada 50 adet ürün kullanım bedeli ile 50'şer adet araç takip birimi GPS ile Power kablo içerdiği, 163709 nolu faturada ise 3 ayrı 30'ar adet, 3 ayrı 50'şer adet olmak üzere kullanım bedeli faturasını içerdiği göz önüne alındığında söz konusu faturaların hem kullanım hem de teslime konu bir takım ürün bedellerini ihtiva ettikleri ve bunların sözleşme kapsamı ile uyumlu oldukları anlaşılmakla 46 adet ürün kullanım bedelinin nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişinin raporunda da belirttiği gibi 6.440,00 TL olduğunun anlaşıldığı, 163709 no.lu faturada sadece kullanım bedeli olduğundan az önce açıklandığı gibi ürün bakımından da ayrıca değerlendirme yapılacağından talep ve takiple bağlılık ilkesi göz önüne alınarak 162976 ve 163353 nolu faturaların birlikte değerlendirilmesi neticesinde faturalarda GPS anten ve power kablo ücretlerinin sıfır (0) olarak belirtildiği ancak 163358 nolu faturada ve 162976 nolu faturada toplam 78 adet araç takip birimi MT... ve 2 adet ST-90.... motor araç takip ürünlerinin olduğu, bu ürünlerin anlaşma konusu 80 tanesinden hangisini içerdiği belli olmamakla birlikte birim fiyatları aynı olduğu için faturalardaki ürünlerin 46 adedi yönünden yapılan değerlendirmede 203,39 birim fiyatının 46 adet ile çarpımı neticesi 203,39 X 46 = 9.355,94 TL'ye karşılık geldiği, davacının mal ve hizmet sağlamasına yönelik ücretin KDV dahil olmak üzere kararlaştırıldığı göz önüne alındığında davacının 46 adet araç yönünden davalıya sağladığı hizmet ve bu hizmetin tedarikine yönelik 46 araç ürünleri olmak üzere 6.440,00 TL + 9.355,94 TL olmak üzere toplam 15.795,94 TL yönünden hizmetinden kaynaklı KDV hariç alacaklı olduğu, az önce de açıklandığı gibi bu tutara % 18 KDV'nin eklenmesi ile birlikte davacının 46 adet araç yönünden davalıdan toplamda 18.639,20 TL alacağının bulunduğu anlaşılmakla asıl alacağın bu tutarına yönelik davalı itirazının yerinde olmadığı, sözleşmenin sona erdiği tarih olan 26/01/2017 tarihinde temerrütün oluşacağı dolayısıyla icra takip tarihinin 26/12/2016 tarihi olduğu göz önüne alındığında alacağın temerrüt tarihi itibari ile muaccel olacağından sözleşmenin 7.2 maddesinde belirtilen cezai şart alacağının takip tarihi itibari ile tahakkuk etmeyeceği anlaşılarak davalının bu yönden yaptığı itirazın haklılık teşkil ettiği kanaatine varılmış ayrıca her ne kadar takip talebinde asıl alacağa % 60 oranında faiz talebinde bulunulmuş ise de takip tarihi itibari ile muaccel olan alacağın bu tarih itibari ile temerrüte uğrayacağı göz önüne alındığında bu tutarın ancak sözleşmenin 7.2 maddesindeki gibi aylık % 5 temerrüt faizi ile tahsilinin talep edilebileceği..." gerekçesi ile, davanın KISMEN KABULÜ ile davalı yanın İzmir 28. İcra Müd.'nün 2016/17737 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 18.639,20.TL alacağın tahsili bakımından DEVAMINA, fazlaya ilişkin asıl alacak ve cezai şart yönünden talebin REDDİNE, hüküm edilen 18.639,20.TL'ye takip tarihinden itibaren aylık % 5 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, alacağın varlığın yargılamayı gerektirmesi sebebi ile davacı yanın icra inkar tazminat talebinin, reddedilen husus yönünden ise kötü niyetin sübut bulmadığı kanaati ile davalı yanın kötüniyet tazminat talebinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmede cihaz bedeli ve hizmet bedeli ayrımı yapılmaksızın bir bütün olarak değerlendirildiğini ve 2 yıl süre ile geçerli sözleşmenin 26.8.2016 tarihinde düzenlendiğini, 23.8.2016 tarihli plaka dilekçesi 30 araç, 26.8.2016 tarihli dilekçesi ile 20 araç, 27.10.2016 tarihli plaka dilekçesi ile 30 araç için cihaz talebinde bulunulduğunu, cihazların montajının yapıldığını ve teslim edildiğini, söz konusu işlemleri müteakip de 29.8.2016 tarihli 18.912,00.TL. bedelli, 31.10.2016 tarihli 11.347,20.TL ve 21.12.2016 tarihli 33.177,60.TL. bedelli ( aylık 28,00 TL+KDV bedelli, peşin ödemeli 80 araç için 53.760,00TL.+9.676,80.TL. KDV) toplam 63.436,80 TL. olarak davalı adına fatura düzenlendiğini, sözleşmenin peşin ödemeli olarak düzenlendiğini, sözleşme hükmü gereğince de fatura dahi gelmesini beklemeden davalının ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, davalının, 80 cihaz için yapılan anlaşma kapsamında 24 ay süre için peşin ödenmek üzere beher cihaz için 28 TL+KDV olmak üzere toplam 53.760,00.TL.+9.676,80 TL. KDV olmak üzere toplam 63.436,80.TL. Borçlandığını, davalının "cihazları almadım" demediğini, "cihaz demo/deneme amaçlı idi, ayıplı idi, iade ettim" şeklinde beyanda bulunduğunu, davalının demo/deneme amaçlı iddiası ile TTK ve TBK hükümlerine göre bildirimi yapılan ayıp iddiasına ilişkin delil olmadığından kabul görmediğini, iade iddiasının da müvekkili adına imzaya yetkili olmayan 3. kişinin düzenlediği 26.01.2017 tarihli protokole itibar edilerek o tarih itibarı ile sözleşmenin sonlandığını kabul ile bilirkişinin hesap ettiği 5 aylık alacak ve davalıda kalan 46 adet cihaz üzerinden hesap edilen cihaz bedeli toplamı üzerinden davanın kısmen kabulünün dayanaktan yoksun olduğunu, dosyaya celp edilen SGK kayıtlarından ve Ticaret Sicil kayıtlarında görüleceği üzere 26.01.2017 tarihli protokolde imzası bulunan ....'nun davacı çalışanı olmadığı gibi yetkilisi de olmadığını, dava dışı 3. kişinin düzenlediği belgenin müvekkilini bağlamayacağını ayrıca 80 cihaz üzerinde hesaplama yapılmamasının akdi ilişkiye aykırı olduğunu, davalının temerrüdünün, 26.8.2016 tarihli sözleşme gereğince ödeme yükümlülüğü yerine getirmeyerek en geç takip tarihi olan 26.12.2016 tarihinde gerçekleştiğini, temerrüt tarihi itibarı ile tahakkuk eden cezai şartın kabul edilmemesinin de akdi ilişkiye aykırı olduğunu, sözleşme konusu edilen 80 araca ilişkin alacağın varlığını ve hesaplanmanın 80 cihaz üzerinden yapılması gerektiğini beyan ile aksi hesaplamayı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile de mübrez raporlarda belirtilen 46 araçtan anlam içeren sinyal alınması nedeni ile terditli olarak 46 araca ilişkin hesaplanan 30.912,00.TL. cihaz bedeli+5.564,16.TL. KDV olmak üzere toplam 36.476,16.TL. alacağın taraflar arasındaki sözleşmenin 7.2 maddesi gereğince 9.119,04.TL cezai şartın tahakkuku ile alacağının varlığının sabit olmasına rağmen 5 aylık kullanım ve cihaz bedelleri üzerinde yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ile kurulan sözleşmenin 26.01.2017 tarihli protokol uyarınca karşılıklı mutabakat ile sonlandırıldığını, yargılamaya konu sistemin deneme-demo amaçlı olduğunu, taraflar arasında herhangi bir hak ve alacak bulunmadığını, müvekkili şirket araçlarına takılan cihazların davacı tarafından teslim alındığının 26.01.2017 tarihli tutanak ile kullanılmış cihazlara ilişkin ücretler saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağının kalmadığının tespit edildiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından tutulan aynı tarihli ikinci tutanak ile davacı şirketin müvekkili şirkete verdiği malzemelerin davacı şirkete iade edildiğinin sözleşmenin bu şekilde sona erdirildiğinin protokolle sabit olduğunu, davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, araç takip sistemi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Bu açıklamalar ışığında, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/03/2023 tarih ve 2017/1494 Esas 2023/211 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 1.035,87.TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 303,87.TL harcın yatıran davacıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.273,24.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 318,25.TL harcın mahsubu ile bakiye 954,99.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına/aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 7-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalı yönünden kesin, davacı yönünden HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 01/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.