Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/16 E. 2026/86 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/16
Karar No
2026/86
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/16 - 2026/86 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/16 KARAR NO : 2026/86

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/04/2023 NUMARASI : 2021/637 Esas 2023/318 Karar

DAVACILAR : 1- VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 1 - DAHİLİ DAVALI : 1 - DAVANIN KONUSU : Tazminat

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 24/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/09/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/637 Esas 2023/318 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ : Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı SS ... Konut Yapı Kooperatifinin ortakları olduklarını, dava dışı kooperatife aidat ödemelerine, ortaklık senetlerinin bulunmasına, herhangi bir ihraç kararı olmamasına ve ilk yıllarda Hazirun cetvellerinde isimlerinin yer almasına rağmen sonraki yıllarda Genel Kurullara davet edilmediklerini, oy hakkından mahrum bırakıldıklarını, bunun üzerine açılan davalar sonucu üyeliklerinin tespitine karar verildiğini, mahkeme kararlarının gereğinin kooperatif tarafından yerine getirilmediği sebebiyle icra takibi başlatıldığını, kararın icrası sırasında kooperatifin malvarlığı bulunamadığından müvekkillerinin alacaklarının tahsil edilemediğini, aidat ödeyen müvekkili üyelerin mağdur edilerek daireleri tahsis edilmediği gibi, ödedikleri paraların da haksız olarak iade edilmediğini, müvekkillerinin ödediği aidatların inşaatın tamamlanmasına katkı sağladığını ve diğer üyelerin bu şekilde daha az para ödediklerini, dolayısıyla diğer üyelerin müvekkilleri aleyhine sağladığı haksız faydaların mağdur olan müvekkillerine geri ödenmesinin yasa ve hakkaniyet gereği olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; ilamlı icra takibine konu olan ve kesinleşen, fakat borçlu dava dışı S.S.... Konut Yapı Kooperatifi’nden tahsil edilemeyen 18/05/2018 tarihi itibariyle 908.291,05.TL‘nin takip tarihinden itibaren asıl alacaklara işleyecek yasal faizi, icra masrafları ve icra vekalet ücreti ile davalı ortaklardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davalılar ... vekili; müvekkilleri aleyhine açılan bu davayı kabul etmediklerini, davanın haksız ve yersiz olduğunu, davacı tarafın iyi niyetli olmadığını, , dava konusu olan alacağın hukuka uygun olmadığını, S.S ... Konut Yapı Kooperatifinin ferdileşmeye geçtiğini belirtmiş ise de bu hususun gerçeği yansıtmadığını, kooperatifin devam ettiğini, dolayısı ile kooperatif tüzel kişiliği ve organları faaliyette iken, bizzat ortakların kişisel malvarlıklarından tahsilat yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, istemin yersiz ve hukuksuz olduğunu, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının alacak talebini dava dışı olan ve tüzel kişiliğe haiz S.S.... Konut Yapı Kooperatifine yöneltmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davacılarında ... Yapı Kooperatifine üye olduklarını, ödeme yaptıklarını ancak herhangi bir daire alamadıklarını, kooperatifte davacıların durumu ile kendi durumunun birebir aynı olup kendisinin de bu kooperatiften bugün itibariyle yaklaşık 17.000,00.TL alacaklı olduğunu, kooperatif ile yıllardır hiç ilgilenemediğini, uzun yıllardır hiç bir Genel Kurula davet edilmediğini ve katılmadığını, bir daire almışlığının ve para iade almışlığının olmadığını, kooperatifin karar defterinde kendisine tahsis edilen bir daire olmadığını, kooperatifte kura çekiminin hiç yapılmadığını, bu nedenle davacılara bir borcunun olmadığını, davacılar ile aynı konumda olduğunu belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ve ... dilekçesinden özetle; davada ortak olarak koymayı taahhüt edilen sermaye payından başka bir sorumluluğunun olmadığını, alacak talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davada üçüncü şahıs kooperatifin tasfiye edilmediğini, alacağın kooperatifin mal varlığından tahsil edilebileceğini, davacılar ile aynı durumda olduğunu, üye sayısından daha az bağımsız bölüm bulunduğunu, kendisinin de kooperatife üye olmasına ve bu güne kadar aidatlarını ödemesine rağmen diğer bazı üyelerin dairelerini teslim alıp oturduklarını, kendisine ve bazı diğer üyelere ise verilecek daire kalmadığının kooperatif yönetimi tarafından belirtildiğini, daireleri kim almış ise alacağında bu kişilerden alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : Yerel mahkemece verilen karar ile; Dava konusu ortakların kooperatife karşı sorumluluklarının düzenlenmekle birlikte kooperatiften alacaklı olanların kooperatif üyelerine doğrudan ve kişisel malvarlığına başvurma olanağı veren bir istisna hükmününün yer almadığırnı, ayrıca davalı ortakların taahhüt ettikleri ortaklık payını ödemediklerine ilişkin davacıların iddialarının bulunmadığını, bu nedenle kooperatif ortaklarının kooperatifin borçlarından sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle kooperatifin tasfiye edilmiş olması gerektiğini, dava dışı Sınırlı Sorumlu ... Konut Yapı Kooperatifi'nin 29/06/2008 tarihli Genel Kurulu'nda tasfiye kararı alınmış ise de 06/12/2009 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nda tasfiye kararının iptalinin kararlaştırıldığı ve kooperatifin tasfiyeye girmediğinden aktif olduğunu, kooperatifin ferdi mülkiyete geçmiş olmasının tek başına kooperatifin tasfiye edilmiş olduğu anlamına gelmediğinden davalıların kooperatif borcundan kaynaklı olarak sorumlulukları açısından ön şartın gerçekleşmediğini ve davacılar tarafından davalıların kooperatif ortaklık paylarını ödemediklerine ilişkin iddialarınında olmadığından kooperatif ortakları olan davalıların sorumluluk koşullarının bu aşamada yerine gelmediğinden davalıların sorumlu olmadıkları sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. DAVACILAR TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; İlk Derece Mahkemesi'nin eksik inceleme yaptığını, dava dışı kooperatifin henüz tasfiye edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hesaplama yaparken yalnızca bir parametrenin esas alındığını, parada meydana gelen değer kaybını tam olarak belirlemekte yetersiz kalacağını ve hakkaniyete aykırı olacağını, müvekkillerinin alacaklarından ferdi mülkiyete geçiş sonucu diğer üyelerin sorumlu olacaklarının anlaşıldığını, bu itibarla kesinleşmiş kooperatif borcu nedeniyle, ana sözleşme ve yasa uyarınca davalı her bir üyenin müvekkili alacaklılara ödemesi gereken tutarın, 1993 yılındaki ortaklık sermaye payının 100.000.ETL olduğu dikkate alınarak denkleştirici adalet ilkesi gereği bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, davalıların maliki olan taşınmazların davacıların ödediği paralar ile yapıldığını, bu sebeplerden dolayı yanılgılı değerlendirmeye dayalı kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılmasına, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri, bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamı. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava; dava dışı kooperatiften tahsil edilemeyen alacağın davalı kooperatif üyelerinden tahsil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi'nce yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, 1163 sayılı yasanın 28. Maddesi kapsamında anasözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde kooperatifin alacaklılarına karşı yalnız mamelekiyle sorumlu olacağı, kooperatif ortaklarının sorumluluğunun ise kooperatife koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olup, sermaye borçlarını ödeyen ortakların gerek şirkete ve gerekse şirketin alacaklılarına karşı herhangi bir sorumlulukları bulumadığı, kooperatifin anasözleşmesinin 21. maddesinde ortakların kooperatife karşı sorumluluklarının düzenlenmekle birlikte kooperatiften alacaklı olanların kooperatif üyelerine doğrudan ve kişisel malvarlığına başvurma olanağı veren bir istisna hükmünün yer almadığı, davalı ortakların taahhüt ettikleri ortaklık payını ödemediklerine ilişkin davacıların iddialarının bulunmadığı, kooperatif ortaklarının kooperatifin borçlarından sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle kooperatifin tasfiye edilmiş olması gerektiği, dava dışı Sınırlı Sorumlu ... Konut Yapı Kooperatifi'nin 29/06/2008 tarihli genel kurulunda tasfiye kararı alınmış ise de 06/12/2009 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kararının iptalinin kararlaştırıldığı ve kooperatifin tasfiyeye girmediğinden aktif olduğu, kooperatifin ferdi mülkiyete geçmiş olmasının tek başına kooperatifin tasfiye edilmiş olduğu anlamına gelmediği gerekçesiyle davalıların sorumlu olmadıkları sonucuna varılarak davanın reddine dair kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacıların istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b-1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 269,85.TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 462,15.TL maktu istinaf karar harcının davacılardan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce İADESİNE, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere ve oybirliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Başkan

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Üye

e-imzalıdır

Katip

e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/16, K. 2026/86, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-16-e-2026-86-k-182a18206601