Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1277 E. 2026/815 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1277
Karar No
2026/815
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2024/1277

KARAR NO:2026/815

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:04/05/2023

NUMARASI:2014/261 Esas, 2023/440 Karar

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ :16/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; taraflar arasında 04/07/2012 tarihinde alt yüklenicilik sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme kapsamında tarafların, müvekkili şirketin 31/12/2011 tarihli sipariş teklifi doğrultusunda 27.750 adet ...(...) adlı ürünün müvekkili şirket tarafından üretilerek, taahhütnamede belirtilen tarih aralıklarında davalıdan gelecek sipariş talepleri doğrultusunda davalıya teslimi hususunda anlaşmış olduklarını, sipariş konusu ürünlerin adedinin 449,00-USD+KDV olduğunu, sözleşme bedeli toplamının 12.459.750,00-USD+KDV olduğunu, davalı tarafın, müvekkili şirketi sözleşme konusu ürünlerin anakartını(...) ... ... ticaret unvanı olan ...'nun Almanya merkezinden satın almak zorunda bıraktığını, davalı tarafın, sipariş bedellerinin ve diğer projelerdeki işler kapsamında yapılacak satın almaların teminatı olarak, müvekkili şirket tarafından ... Almanya'ya 1.000.000,00-USD tutarında teminat mektubu verilmesini zorunlu kıldığını, bu doğrultuda müvekkili şirket tarafından teminat mektubunun ... Almanya'ya verildiğini, mektubun 20/07/2015 tarihine kadar uzatıldığını, söz konusu uzatmaların, davalı şirketin sözleşmeden doğan siparişlerini satın alacağı için yapıldığını, ancak halihazırda gelinen aşamada davalı şirket tarafından dava konusu ürünlerin satın alınmayacağının bildirilmesi üzerine bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, yine sözleşme hükümleri kapsamında müvekkili şirket tarafından davalı şirkete 300.000,00-USD tutarında kati teminat mektubu verildiğini, sözleşme konusu ...(...) adlı ürünün, tamamen davalının talebi üzerine üretilecek bir ürün olup, dünyada eşi benzeri olmayan ve daha önce üretilmemiş bir cihaz olduğunu, sözleşme konusu ürünün tüm araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin müvekkili şirket tarafından yapıldığını ve aynı zamanda ürünün komponent adı verilen parçalarının tedariği için Avrupa'ya ve uzak doğuya seyahatler yapıldığını ve buralardan ürün parçalarının tedarik edileceği firmalar ile görüşmeler yapıldığını, ürünün, Avrupa Birliği ve TSE standartlarına uygunluğunu sağlamak ve gerekli tescil ve lisansları almak için gerek yurt içinde gerekse yurt dışında laboratuvarlarda testlerinin yaptırıldığını ve ürünün teknik şartnamesinde zorunlu kılınan sertifikaları almak için gerekli tüm maliyetlere katlanıldığını, ancak davalı şirketin, 2012 Eylül ayı içerisinde sipariş adetini revize etmek istediğini ve hem ürün özelliklerinde değişiklik, hem de ürün adetinde değişiklik yaptığını, bu süreçte ürünün adının da ...(...) iken ...(güvenli imza) olarak değiştirdiğini, iş sahibi olan şirketin hakim durumunu kötüye kullanarak 27.750 adet ürün siparişini 10.000 adet ürün olarak değiştirdiğini ve müvekkili şirketi bu yönde teklif vermek zorunda bıraktığını, müvekkili şirketin 10 aydır yaptığı masrafların karşılığını bir nebze de olsa sağlayabilmek adına 13/09/2012 tarihinde 10.000 adet ürün için yeni bir teklif verdiğini, bu teklifte ürün özellikleri değiştiği ve davalının talebi ile daha üst ve maliyeti yüksek bir ürün modeline geçildiği için birim fiyatın 499,00-USD olarak revize edildiğini, sözleşme bedelinin 12.459.750,00-USD+KDV iken 4.999.000,00-USD+KDV olarak yarısından daha fazla olacak şekilde düşürüldüğünü, davalı şirketin 20/09/2012 tarihli e-mail ile 10.000 adetlik siparişin tarihlerini de belirterek, hangi tarihlerde sipariş formu gönderileceğini müvekkili şirkete bildirdiğini, buna göre davalı şirketin 10/11/2012'de 2.000; 25/11/2012'de 2.500; 10/12/2012'de 2.500; 25/12/2012'de ise 2.500 cihaz almayı taahhüt ettiğini ve bu ürünlerin ivedilikle üretilerek teslim edilmesi için müvekkili şirkete sürekli ve yoğun bir şekilde baskı yaptığını, ancak sözleşme süresi boyunca davalı şirketçe müvekkili şirkete 17/09/2012 tarihinde 1.000; 19/10/2012 tarihinde 2.500; 18/02/2013 tarihinde ise 2.500 adet olmak üzere sadece 3 adet sipariş formu gönderildiğini, bu sipariş formlarının toplam adedinin 6.050 ve toplam bedelinin ise 3.018.950,00-USD olduğunu, yani davalı şirketin 10.000 adetlik taahhüdüne de uymadığını, geri kalan 3.950 adet kesin siparişini bugüne kadar vermeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini, davalının kusuru nedeniyle müvekkili şirketin mal varlığında azalma oluştuğunu, tüm bunların yanı sıra, dava konusu projenin, avuçiçi damar okuma yöntemi ile kimlik doğrulama projesi olarak davalı şirket tarafından üretildiğini ve ... ile yapılan anlaşma gereğince münhasıran davalı şirket tarafından özel hastanelere satıldığını, sözleşmede müvekkili şirketin dava konusu ürünleri başkaca firmalara satması ve benzer projelerde kullanmasının da yasaklandığını, dolayısıyla müvekkili şirketin sözleşme konusu ürünleri satabileceği başka bir alıcı veya ... ile doğrudan doğruya irtibata geçme hakkı bulunmadığını, şirketin zararının sadece davalı tarafından satın alınmayan 3.950 adet ürünle sınırlı olmadığını, söz konusu girilmeyen projelerle ilgili zararlara ilişkin dava açma haklarını da saklı tuttuklarını, müvekkilinin süreç boyunca teslim alınmayan ürünlerin finansal maliyetleri ile depolama ve bakım masraflarına da katlanmak zorunda kaldığını belirterek, tüm bu nedenlerle neticeten 27.750 adet olarak imzalanan sözleşmenin 10.000 adet ürün olarak değiştirilmesi sebebiyle 17.750 adet üründen doğan 7.969.750,00-USD zarar, 10.000 adet olarak kesin siparişi verilen ürünlerden teslim alınmayan 3.950 adet üründen doğan 1.971.050,00-USD zarar, araştırma geliştirme maliyetleri, geç teslim alınan ürünlerin nakliye ve depolama masrafları ile fatura tarihinden itibaren 60 günlük ödeme vadesi sonrasında yapılan ödemelere uygulanacak reeskont faizi ve davalının geç ödemesi sebebiyle müvekkili şirket nezdinde doğan diğer zarar ziyan bedelleri, sipariş formu gönderilmeyen 3.950 adet ürünün finansal maliyetleri, komponentlerinin tedarik ve depolama masrafları, davalıya yapılan noter ve seyahat masraflarının 20/09/2012 tarihli yazısında belirttiği tarihlerdeki ürün teslim alma tarihlerinden itibaren hesaplanmasını ve bilirkişi marifetiyle hesaplama yapılarak müvekkili şirketin, davalının kusuru nedeniyle 04/07/2012 tarihli sözleşmeden doğan tüm zarar ve ziyanın, zararın ortaya çıktığı günden itibaren uygulanacak reeskont faizi ile beraber taraflarına ödenmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının vermiş olduğu 1.000.000,00-USD bedelli teminat mektubunun, dava konusu sözleşme tahtında verilmiş bir teminat mektubu olmadığını, davacı firmanın, tamamen kendi inisiyatifinde olmak üzere, müşterilerine sunacağı nihai ürünler açısından ... Almanya'dan ara ürün satın almakta olduğunu, söz konusu teminat mektubunun, davacı firmanın ... Almanya'dan kendi tasarrufundaki farklı müşterileri için yapacağı üretim ve satışlar için temin ettiği malzeme ve ürünlerin bedellerinin ödenmesinin garantisi olarak verdiği bir teminat mektubu olduğunu, 300.000,00-USD bedelli mektubun ise, dava konusu alt yüklenici sözleşmesi kapsamında davacı firmanın edimlerini tam olarak yerine getirmesine, halen yürürlükte olan sözleşmenin tam olarak uygulanmasına ve davacının satmış olduğu ürünlere yönelik garanti yükümlülüklerine ilişkin olarak alınmış bir teminat mektubu olduğunu, müvekkili şirketin davacıdan satın almış olduğu ürünlerin teknik niteliklerine uygun bir şekilde çalışacağının davacı tarafından garanti edildiğini, davacının, dava dilekçesi ekinde taraflar arasında İngilizce olarak yapılmış olan sözleşmenin Türkçe çevirisini dosyaya sunmuş ise de, söz konusu çeviride özellikle çok önemli noktaların ya Türkçeye hiç çevrilmediğini ya da yanlış çevrildiğini, sözleşmenin yeminli tercüman aracılığı ile Türkçeye çevrilmesini talep ettiklerini, davacı şirketin, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, çeşitli projelerde müvekkili şirkete ürün veya hizmet üretimi, bakımı, onarımı vb. hususlarda destek vermekte olduğunu, müvekkili şirket tarafından sağlanan sistemleri satın alan müşterilerin özel hastane ve üniversite hastaneleri olduğunu, ...'nın, hastaneler yerine alım taahhüdü veremeyeceği ve fiilen de vermediği için, projenin tasarlanma aşamasından beri ...'nın veya projenin müşterisi olan üniversite ve özel hastanelerin müvekkili şirketten adet olarak herhangi bir satın alma taahhüdünün bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin de davacı şirkete ve bu proje kapsamında sağlayıcı olan diğer alt yüklenicilerine herhangi bir üründen belirli bir adet alım yapacağını taahhüt etmediğini, projeye dahil olan şirketlerin, riskleri kendi açılarından değerlendirerek projeye dahil olma kararını kendi iradeleri ile almaları gerekmekte olduğunu, bu kapsamda davacı şirketin de bu şekilde karar aldığını, bu kapsamda davacı şirketin, toplam 27.750 adet ürün ve 449,00-USD+KDV birim fiyatını içerir 30/12/2011 tarihli teklifini müvekkili şirkete ilettiğini, teklifin kapak sayfasında belirtildiği üzere söz konusu teklifin hayata geçme koşulunun, müvekkili şirket ile ... arasındaki projenin resmi olarak kabulü ile davacı ile müvekkil şirket arasında imzalanacak nihai sözleşme olduğu, davacı tarafından ilgili çalışmalara nihai sözleşmenin imzalanması ile başlanacağının kabul, beyan ve taahhüt edildiğini, ancak tek taraflı olarak hazırlanan bu teklif dokümanının, müvekkili şirket tarafından hiçbir zaman kabul edilmediğini, müvekkili şirketin bu yönde bir beyanının da bulunmadığını, elektronik postalarda, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında sipariş edeceği ürünlere ilişkin olarak asla adet taahhüdünde bulunmayacağının beyan edildiğini ve adetten bağımsız bir teklif talep edildiğini, 20/07/2012 tarihinde söz konusu proje için müvekkili şirket tarafından ...'ya sunulan teklif ve taahhütnamelerin ... tarafından onaylandığını, ancak davacı şirket tarafından adetten bağımsız teklif verme taleplerinin reddedilerek 10.000 adetlik yeni bir teklif sunulduğunu, söz konusu teklifte bu sefer ürün adedinin fiyatının 499,00-USD+KDV olarak belirlendiğini, bunun üzerine e-mail yoluyla tekrar adet taahhütlerinin olmadığının belirtildiğini, davacı tarafın ise yine e-mail yoluyla herhangi bir taahhüt verilmediği noktasında mutabık olduklarını bildirdiğini, bu anlamda davacı tarafın da bu durumu ikrar ettiğini, 2012 Kasım ayında tarafların karşılıklı müzakeresi ve görüşmeleri neticesinde mutabakat ile son haline getirilen sözleşme eklerinin, müvekkili şirket avukatı tarafından davacıya gönderildiğini ve 06/11/2012 tarihinde davacı tarafından imzalandığını, projenin ilerleyen safhalarında, özel hastanelerden veya müvekkili şirketin distribütörlerinden sipariş alındıkça, davacı firmaya sipariş geçilerek ürün satın alındığını, ancak davacı tarafın, alt yüklenici sözleşmesinin sonradan imzalanan ve ayrılmaz parçası haline gelen eklerini delil olarak dosyaya sunmayarak mahkemeden gizlediğini, müvekkili şirket tarafından kabul edilmiş ne 27.750, ne de 10.000 adetlik bir teklif ya da bu yönde verilmiş bir taahhüt bulunmadığını, davacının sözleşme konusu ürünlerin ana kartını ... Almanya'dan almaya zorlandığına ilişkin iddialarına ilişkin bir delil bulunmadığını, davacının zarar taleplerinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının belirli sayıda ... cihazı satın alma taahhüdünde bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, dosya kapsamındaki 30.12.2011 tarihli ... Teklif ve Taahhütnamesi, 04.07.2012 tarihli Alt Yüklenicilik Sözleşmesi, sözleşme ekleri, elektronik posta yazışmaları, sipariş kayıtları, bilirkişi raporları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde 30.12.2011 tarihli belgenin davacı tarafından hazırlanmış teklif niteliğinde olduğu, taraflar arasında imzalanan 04.07.2012 tarihli Alt Yüklenicilik Sözleşmesinde davalının belirli sayıda ürün satın alma yükümlülüğü altına girdiğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı, sözleşme öncesi ve sonrasındaki yazışmalarda davalının adetten bağımsız teklif talep ettiğinin görüldüğü, 20.09.2012 tarihli elektronik posta yazışmalarında yer alan ürün miktarlarının bağlayıcı alım taahhüdü niteliğinde olmayıp öngörü ve planlama amacı taşıdığı, davalının belirli sayıda ürün satın alma borcu altına girdiğinin dosya kapsamındaki delillerle ispat edilemediği, bu nedenle davacının davalının ürün alım taahhüdüne aykırı davrandığı ve bu sebeple zarara uğradığı yönündeki iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin dosya kapsamındaki sözleşmeler, teklif mektupları, elektronik posta yazışmaları, bilirkişi raporları, teknik değerlendirme raporları ve uzman görüşlerini birlikte değerlendirmeyerek eksik inceleme ile sonuca ulaştığını, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yalnızca 04.07.2012 tarihli Alt Yüklenicilik Sözleşmesinden ibaret olmayıp 30.12.2011 tarihli ... Teklif ve Taahhütnamesi ile başladığını, söz konusu teklifin davalı tarafından kabul edilmesi üzerine tarafların proje kapsamında çalışmalara başladıklarını, başlangıçta 27.750 adet ürün üzerinden kurulan ilişkinin daha sonra davalının talebi doğrultusunda 10.000 adet ürün üzerinden revize edildiğini, 13.09.2012 tarihli teklif ve devamındaki yazışmalarla taraflar arasında 10.000 adet ürün ve 499,00 USD birim fiyat üzerinden mutabakat sağlandığını, 20.09.2012 tarihli elektronik posta yazışmalarında teslim planının ayrıntılı olarak belirlendiğini, bu nedenle söz konusu miktarların mahkemenin kabul ettiği gibi tahmini değil bağlayıcı nitelikte olduğunu, davalının yalnızca 6.050 adet ürün satın alarak kalan 3.950 adet ürünü teslim almamak suretiyle sözleşmeye aykırı davrandığını, 08.07.2021 tarihli bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ilişkinin 10.000 adet ürün esas alınarak kurulduğunun ve davacının mahrum kaldığı kâr zararının bulunduğunun tespit edildiğini, ... Üniversitesi öğretim üyelerince hazırlanan teknik değerlendirme raporunda dava konusu cihazların aynı ürün olduğunun ve kurulan sistem altyapısının öngörülen kapasiteyi karşılayabilecek nitelikte bulunduğunun ortaya konulduğunu, Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan uzman görüşünde de taraflar arasında önce 27.750 adetlik, sonrasında ise 10.000 adetlik ürün alımına ilişkin bağlayıcı bir sözleşme ilişkisinin bulunduğunun kabul edildiğini, mahkemenin bir yandan sözleşme eki fiyatlandırmanın belirli ürün adedi esas alınarak oluşturulduğunu kabul ederken diğer yandan taraflar arasında belirli sayıda ürün alımına ilişkin herhangi bir taahhüt bulunmadığı sonucuna ulaşmak suretiyle kendi içinde çelişkili değerlendirme yaptığını, dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının en az 10.000 adet ürün satın alma yükümlülüğü altına girdiğinin ve bu yükümlülüğü ihlal ettiğinin sabit olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise alt yüklenicidir. Davada davacı, taraflar arasında 04.07.2012 tarihli Alt Yüklenicilik Sözleşmesi bulunduğunu, davacının ... Projesi kapsamında kullanılacak ... cihazlarının geliştirilmesi, sertifikasyonu, üretimi ve tedariki için önemli yatırımlar yaptığını, başlangıçta 27.750 adet ürün üzerinden planlama yapıldığını, daha sonra davalı tarafından ürün miktarının 10.000 adede düşürüldüğünü, davalının 10.000 adet ürün alımını kabul etmesine rağmen yalnızca 6.050 adet ürün satın aldığını, kalan 3.950 adet ürünü teslim almadığını, bu nedenle araştırma geliştirme giderleri, üretim hazırlıkları, komponent alımları, depolama, finansman ve diğer giderler yönünden zarara uğradığını, davalı lehine verilen 1.000.000,00 USD ve 300.000,00 USD tutarındaki teminat mektuplarının haksız olarak nakde çevrilmesi tehlikesi bulunduğunu ileri sürerek teminat mektuplarının tazmininin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, uğranılan zararların reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasındaki Alt Yüklenicilik Sözleşmesi ve eklerinde davalının belirli sayıda ürün satın alma taahhüdü altına girdiğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, 30.12.2011 tarihli ... Teklif ve Taahhütnamesinin davacı tarafından hazırlanmış tek taraflı bir teklif niteliğinde olduğunu, davalı tarafından kabul edilmiş bağlayıcı bir alım taahhüdü oluşturmadığını, sözleşme kapsamında siparişlerin son kullanıcı taleplerine bağlı olarak verileceğinin düzenlendiğini, davalının adetten bağımsız fiyatlandırma talep ettiğini, yazışmalarda yer alan ürün miktarlarının yalnızca tahmini planlama amacı taşıdığını, davacının teslim alınmadığını ileri sürdüğü ürünleri ürettiğini ve zarara uğradığını ispatlayamadığını, zarar hesaplarının varsayıma dayandığını, veri merkezi yatırımları ve diğer giderlerin davalıya yüklenemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki 04.07.2012 tarihli Alt Yüklenicilik Sözleşmesi, sözleşme ekleri, taraflar arasındaki elektronik posta yazışmaları, sipariş kayıtları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş, 30.12.2011 tarihli ... Teklif ve Taahhütnamesinin teklif niteliğinde olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davalının belirli sayıda ürün satın alma yükümlülüğü üstlendiğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı, yazışmalarda yer alan ürün miktarlarının kesin alım taahhüdü değil öngörü ve planlama niteliğinde olduğu, davalının belirli miktarda ürün satın alma borcu altına girdiğinin ispat edilemediği, bu nedenle davacının davalının ürün alım taahhüdünü ihlal ettiği ve bu sebeple zarara uğradığı yönündeki iddialarını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı definin ise yerinde olmadığına karar verilmiştir.Taraflar arasında imzalanan 04.07.2012 Tarihli Alt Yüklenicilik Sözleşmesi ile,.... Şti. ile ... Şti. arasında ... Projesi kapsamında Alt Yüklenicilik Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme uyarınca İnformatik'in proje kapsamında kullanılacak ... cihazları ile sözleşme ve eklerinde belirtilen ürün ve hizmetleri temin etmek, üretmek ve teslim etmekle yükümlü olduğu, ...'nun ise son kullanıcı ve dağıtım kanallarından gelen talepler doğrultusunda siparişleri İnformatik'e ileteceği, ürün ve hizmetlere ilişkin fiyatların sözleşme eklerinde düzenlendiği, siparişlerin ... tarafından verileceği, ürün miktarları ve sipariş kapsamının son kullanıcı ihtiyaçlarına göre değişebileceği, İnformatik'in yalnızca verilen siparişler çerçevesinde yükümlülük üstleneceği, ürünlerin teknik şartnamelere uygun şekilde teslim edilmesinin kararlaştırıldığı, ...'in sözleşme kapsamında ... lehine 300.000,00 USD tutarında ve 3 yıl süreli kesin banka teminat mektubu vereceğinin düzenlendiği, sözleşmenin yürürlük, fesih, gizlilik, garanti ve tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin hükümler içerdiği, sözleşme eklerinin İnformatik'in iş payı, ücretlendirme tablosu, müşteri teknik şartnameleri ile ...'nun teklif ve taahhüt mektubundan oluştuğu anlaşılmaktadır.Bilirkişi ve teknik inceleme raporlarında, dava konusu ... cihazı ile sözleşme ve taahhütnamelerde yer alan cihazların teknik olarak aynı nitelikte olduğu, veri merkezi altyapısının proje ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitede bulunduğu, davacının ürün geliştirme ve üretim faaliyetlerinde bulunduğu, taraflar arasındaki fiyatlandırmanın 10.000 adet ürün esas alınarak oluşturulduğunun değerlendirildiği, davacı kayıtlarına göre davalı tarafından 6.050 adet ürün satın alındığı, davalı kayıtlarına göre ise 6.354 adet ürün sipariş edildiği, teslim alınmayan ürünler yönünden 1.192.242,00 USD ile 1.291.650,00 USD arasında değişen mahrum kalınan kâr hesaplamaları yapıldığı, ancak ilk bilirkişi raporunda sözleşme ve teknik belgelerde davalının belirli sayıda ürün satın alma yükümlülüğü altına girdiğini gösteren açık bir düzenleme bulunmadığının değerlendirildiği, 08.07.2021 tarihli bilirkişi raporu ile ek raporda ise 13.09.2012 tarihli teklif, 20.09.2012 tarihli yazışmalar ve fiyatlandırma yapısı dikkate alınarak taraflar arasındaki ilişkinin 10.000 adet ürün varsayımı üzerinden kurulduğu ve buna göre davacının mahrum kaldığı kâr zararının hesaplanabileceği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Dosyada mevcut mail yazışmaları itibariyle, 09.07.2012 tarihinde davacı şirket yetkilisi ...tarafından davalı şirket yetkilisi ...'a gönderilen elektronik postada ... cihazlarının teslim sürelerinin sipariş ve komponent tedarikine bağlı olduğu ve üretim planlamasının verilecek siparişlere göre yapılacağının bildirildiği, 11.09.2012 tarihinde davalı şirket satınalma müdürü ... tarafından ...'e gönderilen elektronik postada 200 adetlik ilk sipariş ve sonraki siparişlerin açılabilmesi için adetten bağımsız teklif ile sözleşme eklerinin gönderilmesinin talep edildiği, 13.09.2012 tarihinde ...tarafından ... ve ...'e gönderilen elektronik postada maliyet ve fiyatlandırmanın başlangıçta yaklaşık 27.000 adet, sonrasında ise yaklaşık 10.000 adet ürün esas alınarak oluşturulduğunun ve adetten bağımsız teklif verilmesinin mümkün olmadığının bildirildiği, aynı tarihte ... tarafından ...'e gönderilen cevap elektronik postasında proje kapsamında hiçbir zaman adet taahhüdü verilmediğinin, 27.000 adetlik rakamın yalnızca öngörü niteliğinde bulunduğunun ve toplam 10.000 adet siparişin dahi garanti edilmediğinin ifade edildiği, yine 13.09.2012 tarihinde ...tarafından gönderilen elektronik postada taraflar arasında mutabık kalınan fiyatın 499,00 USD artı KDV olduğunun belirtildiği, 20.09.2012 tarihinde ... tarafından ...'e gönderilen elektronik postada 10.11.2012 tarihinde 2.000 adet, 25.11.2012 tarihinde 2.500 adet, 10.12.2012 tarihinde 2.500 adet ve 25.12.2012 tarihinde 2.500 adet olmak üzere toplam 9.500 adet cihaza ilişkin teslim planının paylaşıldığı, 21.09.2012 tarihinde ...tarafından ... yetkililerine gönderilen elektronik postada güncel duruma göre hazırlanan ... ve ... No:1 belgelerinin gönderildiği ve sözleşmenin buna göre revize edilmesinin önerildiği, 24.09.2012 tarihinde ...tarafından ... yetkililerine gönderilen elektronik postada ... tarafından iletilen teslim planı doğrultusunda adetten bağımsız teklif, yedek parça teklifi ve ... çalışmalarının sürdürüldüğünün bildirildiği, 01.11.2012 tarihinde ... tarafından taraf temsilcilerine gönderilen elektronik postada ise Ek-1 ve Ek-2 belgeleri üzerinde prensipte mutabakata varıldığının ve imzalı nüshaların beklendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.Özellikle 20.09.2012 tarihli ... e-postasında 2.000 + 2.500 + 2.500 + 2.500 olmak üzere toplam 9.500 adetlik teslim planı (...) paylaşılmıştır. Bu belge davacı tarafından 10.000 adetlik mutabakata delil olarak ileri sürülebilecek nitelikte ise de, metin içeriğinde bunun bir "..." yani planlama/öngörü olduğu ifade edilmektedir. Eser sözleşmesi, iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir iş görme sözleşmesidir. Yüklenici, iş sahibine karşı eseri fen ve sanat kurallarına uygun olarak meydana getirip teslim etmeyi; iş sahibi ise bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlenir. Sözleşmenin kurucu unsurları "eser" ve "bedel"dir.Eser sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının (icap ve kabul) uyuşması şarttır. Ticari hayatta taraflar arasındaki müzakereler ve sözleşmenin ifa şartları sıklıkla elektronik posta (e-mail) üzerinden yürütülmektedir. E-mail yazışmaları, tarafların irade beyanlarını yansıtan araçlardır. Ancak bir e-mail yazışmasının sözleşme veya bağlayıcı taahhüt oluşturabilmesi için, karşı tarafın önerisine (icap) verilen yanıtın şartsız ve kesin bir "kabul" içermesi gerekir.Taraflardan birinin elektronik posta yoluyla miktar konusunda açıkça garanti vermediğini, siparişlerin ihtiyaca göre belirleneceğini bildirmesi bir ihtirazi kayıt (çekince) niteliğindedir. Böylesi açık bir ret beyanı karşısında, diğer tarafın salt planlama (...) yazılarına dayanarak tek taraflı haklı güven oluşturması ve sözleşmenin belirli bir miktar (örneğin 10.000 adet) üzerinden kurulduğunu iddia etmesi hukuken himaye görmez.Davacının istinaf sebeplerinin temelini, 20.09.2012 tarihli "9.500 adetlik teslim planı (...)" içeren e-posta oluşturmaktadır. HMK m. 199 gereği elektronik postalar geçerli birer belge (delil) olmakla birlikte, içeriği itibariyle "kesin bir irade uyuşmasını" (TBK m. 1) yansıtmaları zorunludur. Oysa dosyada mevcut olan 13.09.2012 tarihli e-postada, davalı iş sahibi (...) yetkilisi ... tarafından davacıya hitaben açıkça; "projenin başından itibaren adet taahhüdü bulunmadığı, 10.000 adetin dahi garanti edilemeyeceği" beyan edilmiştir. Bu açık ret (ihtirazi kayıt) iradesi karşısında, 20.09.2012 tarihli planlama mailinin bağlayıcı bir kesin sipariş (icap ve kabul) olmadığı açıktır. Dolayısıyla, davacının "planlamaya güvenerek yatırım yaptığı" yönündeki iddiası, dürüstlük kuralı ve haklı güven ilkesi kapsamında korunamayacaktır Mahkemesinin; davanın "sözleşmede ve yazışmalarda 10.000 adetlik bağlayıcı bir alım taahhüdü bulunmadığı" gerekçesiyle reddine karar vermesi; dosya kapsamına, e-posta yazışmalarının bütünselliğine ve TBK m. 1 ile HMK m. 190 (İspat Yükü) kurallarına tam olarak uygundur. Davacının bilirkişi raporlarının nazara alınmadığı yönündeki istinaf sebebi de dinlenemez; zira hukuki değerlendirme hakime ait olup (HMK m. 281), e-posta içeriğindeki hukuki irade eksikliğini teknik bir bilirkişi mütalaası ihdas edemez. Davacı, 20.09.2012 tarihli planlamalara (...) güvenerek hareket ettiğini savunmaktadır. Ancak "..." belgeleri kesin sipariş taahhüdü değildir. Dahası, 13.09.2012 tarihli e-postada davalı taraf açıkça "hiçbir zaman adet taahhüdü verilmediğini, 10.000 adetin dahi garanti edilemeyeceğini" belirterek kesin bir ihtirazi kayıt koymuştur. Davalının taahhüdü açıkça reddettiği bir olayda davacının "haklı güveninden" söz edilemez. Mahkemenin, sözleşmeyi ve yazışmaları birlikte değerlendirerek ortada bağlayıcı bir taahhüt olmadığına kanaat getirmesi hukuka tam uygundur.Davacının, birim fiyatın 10.000 adet üzerinden belirlendiğini ve projeye özel yatırım (kalıp, sertifikasyon, Ar-Ge) yaptığını iddia etmesi, kendi ticari riskidir. (...). Kesinleşmemiş bir miktar üzerinden kendi iç hesabıyla yatırım yapan yüklenici, gerçekleşmeyen siparişler için menfi zarar (yatırım maliyetleri) veya müspet zarar (kâr kaybı) talep edemez.Tüm bu sebeplerle, mahkemece yazılı şekilde davanın reddine arar verilmiş olması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/05/2023 tarih ve 2014/261 Esas, 2023/440 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1277, K. 2026/815, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1277-e-2026-815-k-363e5d1b185f