Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/793 E. 2026/904 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/793
- Karar No
- 2026/904
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/793
KARAR NO:2026/904
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/11/2021
NUMARASI:2017/610 Esas, 2021/813 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:26/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava;itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili,davacı müvekkili şirketin ... numaralı, 30/03/2017 tarihli, 499.769.000 TL + kdv bedelli asfalt kaplama yapılması işi için hakkediş olan 30/03/2017 tarihli, ... numaralı ve 336.720,38 TL bedelli faturayı kestiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirketçe gönderilen BA formunun müvekkili şirketçe elektronik ortamda Mart 2017 dönemi onaylandığını ve her iki şirketin ticari defterlerine ve cari hesabına işlendiğini ancak davalı tarafından hak edişe ilişkin faturanın kesilmesini müteakip ödeme yapılacağı bildirilmesine rağmen uzun süre ödeme yapılmaması sebebi ile Beyoğlu ... Noterliğinin ... yevmiye ve 18/05/2017 tarihli ihtarının davalı şirkete 22/05/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirketin Noter ihtarnamesi ile gerçekdışı beyan ve iddialar ile kendisine gönderilen ihtarın tebliğinden sonra düzenlendiği anlaşılan 26/05/2017 tarihli, ... numaralı ve 336.720,38 TL bedelli faturasını müvekkiline tebliğ ettiği, açık şekilde kötüniyetle hareket ettiği anlaşılan davalı şirkete ihtara cevaben, iddia ve beyanları kabul etmediklerinin bildirildiğini ve usul ve yasaya aykırı tebliğ edilmek istenen iade faturasının iade edilmek zorunda kalındığını, bu sebeple fatura alacağı ve cari hesaba ilişkin kesin hakedişe rağmen ödemede bulunmayacağı anlaşılan davalı aleyhine İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyası ile ilamsız takip açıldığını ancak davalı şirketin kötüniyetle, cari hesapta müvekkili şirketin 905,32 TL alacaklı olduğu beyan edilerek asıl alacağın 335.815,06 TL kısmı ile faiz ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, ayrıca davalı şirketin yine kötüniyetli olarak Mayıs 2017 dönemine ilişkin kestiği iade faturası için gönderdiği mutabakat formunun müvekkili şirketçe kabul edilmediğini, TTK'nın 21/2 maddesi hükmü açık olup emredici nitelikte olduğunu beyanla davanın kabulü ile İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasında yapılan kısmi itirazın iptali ile durmuş takibin devamına, takibe açık şekilde kötüniyetle itiraz edildiğinden %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesin talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davaya konu faturanın gerçeği yansıtmadığını, davacının faturada belirtildiği gibi bir alacağının bulunmadığını, müvekkili şirketin İstanbul geneli yol bakım ve onarım işinin yüklenicisi olduğunu, davacı ile sadece trafik önlemlerinin alınması konusunda alt yüklenicilik sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin süresinin 31/12/2016 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin bakım ve onarım işlerinin mevsimsel durumundan ötürü sadece Mayıs ve Ekim ayları arasında çalıştığını, çalışma yoğunluğunun büyük bir kısmının İstanbul trafiğinin nispeten azaldığı Haziran-Eylül ayları arasında olduğunu, davacının son hakedişinin 2016 Kasım ayına ait olduğunu, davacının imzaladığı 11 hakediş bulunduğunu, söz konusu 11 hakediş dönemi sonunda davacının işyeri dosyasının kapatıldığını, hakediş ödemelerinin karşılıklı olarak tanzim edilen hakediş tutanaklarına binaen yapıldığını, davacının 2016 Kasım ayından sonra doğrudan yüklenici ... ... Adi Ortaklığı ile çalıştığını, 2016 Aralık ayında müvekkili ile herhangi bir çalışmasının olmadığını, davacının müvekkili şirketten teminat iadeleri nedeniyle alacağı bulunsa da bu alacağın müeccel bir alacak olduğunu, müvekkili şirketin, davacı şirket ve davacının organik bağı bulunan şirketlerle uzun zamandır çalıştığını, dolayısı ile müvekkili şirket ile arasında bir cari hesap ilişkisi oluştuğunu, davacı vekilinin talebi üzerine gönderilen Beyoğlu ... Noterliğinin 18/05/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile gerçeğe aykırı bir faturanın defterlere işlediğinin farkına vardıklarını, bunun üzerine şirket yetkilileri ile temasa geçilmeye çalışıldığını ancak şirketin adres ve telefonlarına ulaşılamadığı gibi şirket yetkilisinin de değişmiş olduğunu öğrendiklerini, bunun üzerine davacı vekiline Beşiktaş ... Noterliğinin 29/05/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini göndermiş bulunmakla birlikte davacı ile kesin hesap mutabakatı yapma çağrılarının cevapsız kaldığını, davaya konu faturayı defterlerine işlemiş ve süresinde itiraz etmemiş olmalarının sadece ispat yükünün yer değiştirilmesi sonucunu doğuracağını ve süresinde itiraz edilmeyen faturanın doğurduğu karinenin aksinin her türlü delille ispatlanabileceğini, nitekim davacının faturada belirtildiği gibi bir alacağı olmadığı hususunun gerek ...ve yüklenici tarafından düzenlenen hakedişler, gerekse diğer deliller ile ispat edileceğini, tüm bunların yanında davacıya, sezon başladığında çalışmaya devam edileceği inancı ile teslim edilmiş ancak iade alınmamış hafif inşaat makine ve ekipmanlarının da bulunduğunu beyanla davanın reddine, müvekkili şirket aleyhine takibe geçen davacı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece; Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; ... Belediyesi ile dava dışı ... ... A.Ş. arasında, İstanbul genel ulaşım yollarında asfalt kaplama işinin yapılması konulu, 22/08/2014 tarihli sözleşmenin akdedildiği, bu sözleşmenin yüklenicisi olan ... ... A.Ş. ile davalı arasında, alt taşeronluk konusunda anlaşma sağlandığı, davalının alt taşeron olarak yüklendiği asfalt kaplama işi kapsamında yol güvenliği gibi bir takım yan hizmetlerin alınması için öncelikle dava dışı ... İnşaat isimli bir şirketle anlaştığı, daha sonra bu işlerin davacıya devredildiği, taraflar arasında asfalt kaplama yapılması işine ait alt taşeron sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmede işin 31/12/2016 tarihinde sona ereceğinin kabul edildiği, her ne kadar sözleşme bedeli 250.000 TL + kdv olarak belirlenmiş ise de davacı tarafından 2015 ve 2016 yıllarında toplam 15 adet faturanın düzenlendiği ve davalı tarafından da söz konusu fatura bedellerinin ödendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlık noktasının dava ve takibe konu kesin hakediş bedeli açıklamalı, tarihli ve bedelli faturadan kaynaklandığı, taraflar arasında kesin hakedişin yapılmadığı, davalı tarafça, iş sahibi .. Belediyesi ile işin asıl yüklenicisi ... İnşaat arasında geçici kabulün 18/10/2016 tarihinde yapıldığı ve bu tarihten sonra davacıdan herhangi bir hizmet alınmadığı ve kesin hakedişin yapılmadığının iddia edildiği, davacı tarafça, her ne kadar söz konusu fatura kesin hakediş bedeli adı altında düzenlenmiş ise de, iş bedeli faturası olduğu ve davalıya bu tarihten sonra da hizmet verildiğinin iddia edildiği, daha önceki hizmetlere ve faturalara ilişkin bir kısım hakedişlerin dosyaya sunulduğu ve fatura bedelleri ile hakedişlerin uyumlu olduklarının görüldüğü, bunun dışında davacı tarafça üstenilen işin yapımına dair taraflar arasında imzalanmış bir teslim belgesi vs evrak bulunmadığı, davacı tarafça düzenlenen faturanın davalıya tebliğ edildiği ve davalı tarafından sekiz günlük yasal süre içerisinde itiraz edilmeyerek defterlerine işlendiği, buna göre fatura konusu hizmetin verildiği hususunda davacı lehine bir karinenin oluştuğu, bu durumda davalının hizmetin verilmediğini ispat etmesi gerektiği, davalı tarafından sunulan SGK hizmet döküm belgelerinde aynı iş için davacı tarafından 2016/11-12. aylarında SGK'ya işçi primlerinin ödendiği ve söz konusu primlerin davalı tarafından da muavin hesaplarına kaydedilerek davacıya ödendiği, işin asıl yüklenicisi ile ... arasında da kesin hakedişin düzenlenmediği, gerek açıklanan hususlar gerekse taraflar arasındaki sözleşmede işin süresinin 31/12/2016 olarak kabul edilmesi bir arada değerlendirilmekle davalı tarafından hizmetin verilmediğinin ispat edilemediği kanaatine varılmakla, davanın kabulüne, davalının İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına itirazının asıl alacak 335.815,06 TL yönünden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, hüküm altına alınan alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 67.163,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden ve mahkemenin ikinci bilirkişi heyetine verdiği görev tamamlanmadan hüküm tesis edildiğini, ilk derece Mahkemesi, birbiri ile çelişik raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeden hüküm tesis ettiğini, söz konusu durum kanuna aykırı olmasa da; yerleşik Yargıtay uygulamasına aykırı bir durum olduğunu, ayrıca tarafımızca, imzalı son hakedişten ve geçici kabulden sonra kayıtlarda bulunan 4-5 büro işçişi ile fatura tutarı kadar iş yapılamayacağını göstermesi amacı ile ibraz edilen S.G.K. kayıtlarına göre işin devam ettiğine ve 4-5 büro işçisinin davaya konu fatura tutarı kadar üretimi yapıp yapamayacağını irdelemeden; hizmetin devam ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verdiğini, dosya kapsamında alınan 05.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadan, tamamen gereksiz bilgilere yer verilerek hazırlanmış, maddi gerçekten ve hukuktan uzak sonuçlara varıldığını, daha öncede açıklandığı üzere de sözleşmeye konu iş 30.10.2016 tarihinde bitirildiğini, davaya ve sözleşmeye konu işin geçici kabulünün yapıldığı ve işin bittiği tarih ... kabul heyeti tutanağı ile sabit olduğunu, trafik önleme hizmeti veren davacının 30.10.2016 tarihinden sonra hizmet vermediğini, imalat olmayan bir yerde trafik önleme hizmetine ihtiyaç olmasının mümkün olmadığını, davacı ... Grup tarafından gönderilen faturaya ilişkin alacağı bulunmadığını, davacı taraf kesin hakediş bedeli altında bir fatura düzenlediğini, söz konusu fatura da daha önce defaten belirttiğimiz gibi yanlışlıkla defterlerimize işlenmiştir ki bu iş bu dilekçedeki ilgili Yargıtay kararları gereğincede anlaşılacağı üzere fatura içeriğinin kesinleşmesi yani alacağın kesinleşmesi söz konusu olamayacağını, yerel mahkeme kararına dayanak yapılan bilirkişi raporu fahiş nitelikte hatalar içermekte olup, itirazlarımız ve dava dosyasına sunmuş olduğumu deliller ve içtihatlar değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, son ek raporda ulaşılan sonuçta kök rapordaki gibi sadece davalı şirketin TTK 21/2 maddesi hükmü gereğince faturaya sekiz gün içinde itirazda bulunmadığından ve itirazın yani iade faturasının 56 gün sonra yapılmış olması sebebiyle davalının davacıya borçlu olduğu kanaatine varıldığını, bu değerlendirme sayın mahkemeyi yanıltmış ve faturaya ilişkin alacağın varlığını sorgulamadan itiraz sürelerine takılarak huzurdaki yanlış kararı verdiğini, bu sonuç iş bu dosya kapsamına dosya hakkında kabul edilemez ve maddi ve hukuki gerçekten uzak bir sonuca ulaştığını, bu sonucun hukuka tamamen aykırı olduğunu, davacı taraf geçici kabulün yapılıp kesin hesabının ortaya çıkması müvekkil şirkete başvuruda bulunmamış fatura deftere kaydedilirken sehven şantiyenin onayının alınmadığını, davacı taraf kesin hakediş bedeli altında bir fatura düzenlendiğini, söz konusu fatura da daha önce defaten belirttiğimiz gibi yanlışlıkla defterlerimize işlendiğini, olmaması gereken fakat olabilecek bir durumdur ki bu daha önceki dilekçelerimizde sunduğumuz ilgili Yargıtay kararları gereğincede anlaşılacağı üzere fatura içeriğinin kesinleşmesi yani alacağın kesinleşmesi söz konusu olmadığını, davacının kesin hakediş bedeli olarak alabileceği bedel sadece uhdemizde bulunan teminat miktarıdır ve davaya konu fatura bu tutarda olması gerektiğini, davacı ...Grup tarafından gönderilen faturaya ilişkin bir alacağı bulunmamalığı bu kadar açık iken bu konunun açıklığa kavuşturulmadan sadece süresinde itiraz edilmediği gerekçesi ile verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, iş bu dilekçemizde açıkladığımız nedenler ile Sayın Mahkeme tarafından tesis edilen hüküm yasaya ve usule aykırı olup, bozmayı gerektirdiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt yüklenici,Davalı ise asıl yüklenicidir.Davacı alt yüklenici .... A.Ş. tarafından, davalı ... A.Ş.'ye düzenlenen 30.03.2017 tarihli ve ... numaralı 336.720,38 TL bedelli kesin hakediş faturası nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğu ileri sürülerek itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. Davalı,davacının yalnızca trafik önlemleri hizmeti veren alt yüklenici olduğu, iş ilişkisinin 30.11.2016 tarihinde sona erdiği, dava konusu faturanın gerçeği yansıtmadığı, sehven ticari defterlere kaydedildiği ve davacının fatura bedeline ilişkin alacağının bulunmadığı savunularak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.Mahkemece, dava konusu faturanın davalı tarafından süresinde itiraz edilmeksizin ticari defterlere kaydedildiği, davalının hizmetin verilmediği yönündeki savunmasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazın 335.815,06 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine 67.163,01 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 05.09.2018 tarihli kök rapor ile 18.07.2019 ve 17.08.2020 tarihli ek raporlarda İnşaat Mühendisi ..., Yeminli Mali Müşavir Doç. Dr. ... ve Prof. Dr. ... tarafından, dava konusu 30.03.2017 tarihli 336.720,38 TL bedelli faturanın geçici kabul ve kesin hakediş işlemleri yapılmadan davacı tarafından tek taraflı düzenlendiği, davacının 2016 yılı Kasım ve Aralık ayları ile 2017 yılı Ocak ayında çalıştığını gösteren delil bulunmadığı, davalının düzenlediği iade faturasının yerinde olduğu, faturaya süresinde itiraz edilmemesinin yalnızca ispat yüküne ilişkin sonuç doğuracağı ve davacının dava konusu faturadan kaynaklanan alacağının bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.10.02.2021 tarihli rapor ile 06.09.2021 tarihli ek raporda ise Mali Uzman ..., İnşaat Mühendisi ..., Doç. Dr. ... ve ... tarafından, davacının işi yapmadığına ilişkin belge bulunmadığı, SGK ve ticari defter kayıtlarının çalışmanın devam ettiğini gösterdiği, dava konusu faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının faturaya yasal süresinde itiraz etmediği, sonradan düzenlenen iade faturasının davacı tarafından kabul edilmediği ve takip tarihi itibarıyla davacının 336.720,38 TL asıl alacak ile 179,89 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 336.900,27 TL alacaklı bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.İlk bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05.09.2018 tarihli kök rapor ile 18.07.2019 ve 17.08.2020 tarihli ek raporlarda, dava konusu 30.03.2017 tarihli faturanın taraflar arasında geçici kabul, kesin hesap ve kesin hakediş işlemleri tamamlanmadan davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlendiği, davacının fatura konusu dönemde hizmet verdiğini gösteren yeterli delilin bulunmadığı ve davacının dava konusu faturadan kaynaklanan alacağının mevcut olmadığı yönünde görüş bildirilmiş iken, sonradan oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 10.02.2021 tarihli rapor ile 06.09.2021 tarihli ek raporda, SGK kayıtları, ticari defter kayıtları ve taraflar arasındaki ticari ilişki dikkate alınarak davacının hizmet verdiğinin anlaşıldığı, dava konusu faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davalının faturaya yasal süresinde itiraz etmediği ve davacının takip konusu alacak bakımından haklı olduğu sonucuna ulaşılmış olup, bu suretle bilirkişi heyetleri arasında dava konusu faturanın dayandığı hizmetin gerçekleşip gerçekleşmediği, kesin hakediş alacağının doğup doğmadığı ve davacının alacaklı olup olmadığı hususlarında sonuç itibarıyla çelişki oluşmuştur.Davacı alt yüklenici, kesin hakediş faturasına dayalı bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiş; ilk derece mahkemesince faturanın davalı defterlerine işlenmesi karinesine ve ikinci bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece görüşüne başvurulan iki ayrı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporlar arasında, davacının edimini tam ve eksiksiz yerine getirip getirmediği ile sözleşmesel kesin hakediş şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında açık çelişkiler bulunmaktadır.Bilirkişi raporları kural olarak hakimi bağlamaz ise de; raporlar arasında çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. Mahkemece bu çelişkiler, usulüne uygun şekilde yeni bir heyet eliyle giderilmeden, eksik incelemeyle ve yetersiz gerekçeyle ikinci rapora üstünlük tanınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan, eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda faturanın düzenlenmesi ve bu faturaya karşı tarafın itiraz etmemesi, taraflar arasındaki sözleşmeyi veya yüklenicinin eseri teslim ettiğini tek başına ispata yetmez; ancak yüklenici tarafından düzenlenen fatura iş sahibinin ticari defterlerine işlenmişse o takdirde yüklenicinin eserin teslimini gerçekleştirdiği yönünde aksi kesin delille ispat edilebilen bir karine oluşur Ne var ki davalı taraf, sözleşme hükümleri uyarınca geçici kabul ve kesin hesap işlemlerinin yapılmadığını savunmuştur.Kesin hesabın taraflarca çıkartılamadığı ve ihtilaflı olduğu durumlarda, mahkemesince tutanaklar, hakedişler ve sözleşme hükümleri çerçevesinde teknik inceleme yapılarak kesin hesabın çıkartılması zorunludur. Mahkemece bu sözleşmesel tasfiye ve kabul süreçleri irdelenmeksizin yalnızca defter kaydına dayanılarak sonuca gidilmesi eksik inceleme mahiyetindedir.O halde, mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişilerden farklı, uyuşmazlık konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, geçici kabul ve kesin hesap prosedürlerine ilişkin yasal ve sözleşmesel şartlar bütünüyle incelenmek suretiyle, taraf ticari defterleri, SGK kayıtları ve dosyaya sunulan tüm deliller değerlendirilip, dosyada mevcut birinci ve ikinci bilirkişi raporları arasındaki açık çelişkileri giderecek, tutanaklar, hakedişler ve sözleşme hükümleri çerçevesinde teknik inceleme yapılarak kesin hesabın çıkartılması, tarafların itirazlarını karşılayan gerekçeli ve denetime elverişli yeni bir rapor alınması, hasıl olacak sonuca göre yeniden esas hakkında bir karar verilmesi gerekmekte olup, mahkemece yazılı şekilde verilen karar hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/11/2021 tarih, 2017/610 Esas, 2021/813 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.