İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/816 E. 2026/523 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/816
Karar No
2026/523
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/816 Esas - 2026/523 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/816 Esas KARAR NO : 2026/523

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/10/2025 KARAR TARİHİ : 25/06/2026 YAZIM TARİHİ : 24/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ... Şirketi aleyhine, davacı şirket ... Şirketi ile aralarındaki ticari işten kaynaklanması nedeniyle tanzim edilen fatura alacağına ilişkin ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan ilamsız icra takibinde ödeme emri usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiğini, davalının itirazıyla takibin durduğundan, haksız ve kötü niyetli itirazın iptali talep edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı şirket, davalı tarafından sipariş edilen ürünleri davalıya e-irsaliyeler ile teslim edildiğini ve davacı şirket siparişleri davalı şirketin teslimat adresine teslim ettiğini, davacıya fatura bedelinin ödenmediğinden, davacı şirket ile davalı arasında mevcut ticari ilişki sonucu mal ve hizmet alım satımı yapılmış olup buna istinaden, 02.09.2024 tarih ... nolu 1.047.800,01 TL miktarlı fatura düzenlendiğini, davalı tarafından davacı şirket ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı faturalara itiraz edilmediğinden icra dosyasına konu edilen alacağın likit ve 4.6102 Sayılı TTK m.21/2'ye göre fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayıldığını, buna göre yasal süresi içerisinde itiraz edilmeyen faturanın, fatura düzenleyen lehine delil olarak kullanılabileceği hususunda karine teşkil ettiğini ve davalının, alacağın likit ve muayyen olmasına rağmen haksız ve kötüniyetli olarak esas numarası belirtilen icra dosyasında borca ve fer'ilerine itiraz ettiğini, itirazın iptali ve icra ve inkar tazminatı talebinin huzurda görülecek dava açılmadan dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu, ... dosya numaralı Arabuluculuk dosyasında görüşme sonunda anlaşma sağlanamadığını, icra takibine konu alacağın fatura alacağına ilişkin olup likit ve muayyen takibe yapılan itiraz haksız ve kötüniyetli olduğundan alacağın da likit olması nedeniyle dava sonunda hükmolunacak meblağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesinin talep edildiğini ve ... "...Asıl dava yönünden takibe konu alacak faturaya dayalı olup, alacak likit olmasına rağmen mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir..."denilmekte olduğunu, sunulan fatura bedelinin 1.047.800,01 TL'ye davalının kısmı ödemeyi 248.000,00 TL olarak yaptığını ve bu tutar düşüldüğünde 799.800,00 TL üzerinden takibin başlatıldığını, kabul manasına gelmemekle birlikte böyle bir borcun olmaması durumunda da davalının davacıya ödeme yapması hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalının borca itirazında borçtan kurtulma yolları ararken zaman kazanma maksadı taşıdığından Mahkemece yapılacak yargılama neticesinde ve davacı şirket defterleri/kayıtları incelendiğinde alacağın varlığı ve miktarı sübut ve davalı/borçlunun itirazının haksızlığı ortaya çıkacağından, davalı/borçlunun ... Esas sayılı dosyaya yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazın iptali ile takibin faiz ve tüm fer'ileri ile birlikte devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla davalının icra inkâr tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: -... Esas sayılı icra takip dosyası, -Fatura, taraf ticari defter ve kayıtları, cari hesap ekstresi, mutabakat mektubu, -Bilirkişi raporu: 08/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı şirkete ait ticari defter, belgeleri ve kayıtlarının incelenmesinde, davacı alacaklı şirketin icra takip tarihi dava tarihi itibariyle davalıdan 799.800,00 TL alacağının olduğu tespit edildiği, davalının icra takip tarihi dava tarihi itibariyle davacıya 799.800,00 TL borçlu olduğu, ... E. sayılı dosyasında, 28.02.2025 takip tarihi itibariyle; talep edilebilecek toplam alacağın 799.800,00 TL olduğu, icra inkar tazminatı talebi hukuki değerlendirmeyi gerektirdiğinden, Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi ihtimaline göre icra inkar tazminatı miktarının (799.800,00.- TL % 20) 159.960,00 TL olduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, fatura alacağından kaynaklanan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır. İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. (3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (4) ... (5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için: a) İlamsız takip yapılmış olması, b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir. İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir. İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve .... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır. Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Davacı, davalı ile aralarında mal alımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, malların teslim edildiğini; ancak alacağını tahsil edememesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya arasına alınan fatura ve kayıtlar ile davacının ticari defterlerinden, davacının edimini ifa ettiği kabul edilmiştir. Taraf ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi sonucu bilirkişi raporu tanzim edildiği, taraf ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, süresinde tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Taraf ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu haliyle davalının davacıya asıl alacak yönünden 799.800,00 TL borçlu olduğu, faiz talebi yönünden dosya arasına alınan davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanan mutabakat mektubunun 30/11/2024 imza tarihinde davalının temerrüde düştüğü kabul edilmiş olup davacının bu tarihten itibaren faiz talep etmeye hakkı bulunduğu kabul edilmiş olup 30/11/2024 tarihinden 28/02/2025 takip tarihine kadar geçen sürede işleyen faizin 89.287,26 TL olduğu, mahkememizce yapılan hesaplama ile doğrulanmış olup davacının takip tarihi itibariyle faiz alacağının 89.287,26 TL olduğu kabul edilmiştir. Yapılan incelemede davacı ile davalı arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, hükme esas alınan taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan 799.800,00 TL asıl alacak, 89.287,26 TL faiz olmak üzere toplam 889.087,26 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle hükmedilen 889.087,26 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜNE, ... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptaline, Takibin aynı koşullarda devamına, Hükmedilen 889.087,26 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 60.733,55 TL harçtan peşin alınan 10.706,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 50.027,31 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 139.363,09 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan harçlar dahil 18.204,14 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair, Davacı Vekili Av. ... 'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/06/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır.

Hakim ... ¸e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/816, K. 2026/523, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-816-e-2026-523-k-6c15df758818