İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/894 E. 2026/483 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/894
- Karar No
- 2026/483
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/894 Esas KARAR NO : 2026/483
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/11/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 YAZIM TARİHİ : 17/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında ticari bir ilişki mevcut olup, bu ilişki kapsamında taraflar arasında bir cari hesap oluştuğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye cari hesap alacağı için yapılan mutabakatlar ve müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarına göre, davalının müvekkiline 314.512,47 TL tutarında vadesi geçmiş ve muaccel hale gelmiş borcu bulunduğunu, bu borcun ödenmesi için davalıya yapılan sözlü ve yazılı uyarılara rağmen herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla ... Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı iş bu kez haksız ve mesnetsiz olarak iş bu icra takibe itiraz etmiş olduğundan takibin durdurulmasına dair karar verildiğini, işbu davanın taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklı alacağa ilişkin yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, davalının borca itirazının tamamen haksız olup, alacağın varlığı ve miktarının müvekkili şirketin ticari defterleri, davalıya kesilen faturalar ve cari hesap ekstreleri ile sabit olduğunu, davalının borçlu olmadığını iddia ederek yapmış olduğu itiraz ile takibi durdurduğunu ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğini, davalınını borcunu bildiği halde ödemeden kaçınmak ve takibi sonuçsuz bırakmak amacıyla kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, alacağın likit ve belirli olduğunu, davanın kabulüne, davalının ... Esas icra dosyasına, haksız ve mesnetsiz olarak yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacağa işlemiş ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve tüm fer'ileri ile birlikte takibin devamına, haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olarak itiraz eden ve alacağın sürüncemede kalmasına sebebiyet veren davalı aleyhine mezkur alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: -... Esas sayılı icra takip dosyası, -Davacı ticari defter ve kayıtları, hesap ekstresi, -Bilirkişi raporu: 20/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı vekilince davalıdan olan bakiye alacakları için başlatmış olduğu icra takibinin, itirazla durdurulmuş olduğundan itirazın iptali için açmış olduğu iş bu davada; dava dosyası, icra dosyası belgeleri ve davacı tarafça bilirkişi incelemesi sırasında ibraz edilmiş ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı cari hesap ekstresi kayıtlarında; davacının icra takibine konu ettiği alacağının kaynağı, davalı adına düzenlemiş olduğu beş adet fatura tutarı 1.335.712,47 TL'den kaynaklandığı, davacının davalıya 25.000,00 TL iş avansı ödemesinin bu tutara ilave edildiği, faturaya ilişkin 750.000,00 TL, 200.000,00 TL ve 200,00 TL'lik ödemelerin, dekontlarında ... borcuna mahsuben açıklamasıyla ... tarafından ödenmiş olduğu, ayrıca davalının davacıya düzenlemiş olduğu 96.000,00 TL'lik faturanın da davalı borcundan mahsup edildiği, davalının sunduğu bu belgelerden 1.335.712,4 + 25.000,00 - (950.200,00 + 96.000,00) = 314.512,47 TL alacağının hesaplandığı, ancak, davacının incelenen ticari defter kayıtlarında, davacıya düzenlediği faturalar için herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu, davalının davacı adına düzenlediği faturaların ticari defter kayıtlarında yer almadığı, aynı yılın 31.12.2024 tarihi itibariyle davalının faturalardan kaynaklı olarak davacıya 1.335.712,47 TL, aldığı iş avansı nedeniyle de 43.023,22 TL borçlu olduğu, taraflar arasında bu hesaplamaya dahil edilmemiş başka hesap hareketlerinin de olduğu, dolayısıyla davacı ticari defter kayıtlarının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi doğru şekilde göstermediği, Mahkemenin takdirinin, defter kayıtları dışında ibraz edilmiş belgeler dikkate alınarak davacının icra takibine koymuş olduğu 314.512,47 TL alacağı için yapılmış itirazın iptali kararı yönünde olması halinde icra takip tarihi itibariyle avans faizi uygulamasında bulunulabileceği belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır. İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. (3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (4) ... (5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için: a) İlamsız takip yapılmış olması, b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir. İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir. İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve .... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır. Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır. Yapılan ihtara rağmen davalı tarafından ticari defter yerleri bildirilmemiş ve defterler ibraz edilmemiştir. Davacı, davalı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, alacağın tahsil edilememesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya arasına alınan fatura ve kayıtlar ile davacının ticari defterlerinden, davacının edimini ifa ettiği kabul edilmiştir. Davacı ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi sonucu bilirkişi raporu tanzim edildiği, davacı ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, süresinde tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Yapılan incelemede davacı ile davalı arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, hükme esas alınan davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 314.512,47 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne, takibin 314.512,47 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarda devamına, takip öncesi davalı temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi faiz talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle hükmedilen 314.512,47 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın kısmen kabulüne, ... esas sayılı icra takibine vaki itirazın 314.512,47 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarda devamına, Hükmedilen 314.512,47 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 21.484,35 TL harçtan peşin alınan 6.684,32 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.800,03 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davanın kabul ve ret oranına göre; 3.696,26 TL'sinin davalıdan, 903,74 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 50.322,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 6.860,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre taktiren 5.512,25 TL'si ile 615,40 TL başvurma, 6.684,32 TL peşin harç toplamı 12.811,97 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dair, Davacı Vekili Av. ...'in (e-duruşma) yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/06/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.