İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/834 E. 2026/442 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/834
- Karar No
- 2026/442
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/834 Esas KARAR NO : 2026/442
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/11/2025 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 YAZIM TARİHİ : 09/07/2026 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı aleyhine ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itirazı ile takibin durduğunu, itirazın kaldırılması için... arabuluculuk numarası ile arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin 31/10/2025 tarihinde itibariyle anlaşma sağlanamadığını, davalının davacıya ... No'lu e-Fatura ile 428.000,00 TL tutarında borçlu bulunduğunu, davacı şirket ile davalı arasındaki ticari ilişkiden, ... (lazer cihazı başlığı) satımına dayalı ticari ilişkinin varlığı ve alacağın doğduğunu kanıtlayan e-arşiv fatura, cari hesap ve ... görüşmeleri ile bahsi geçen lazer cihaz başlığının borçlu tarafa teslim edildiğini gösterir bilgi ve belgeler ile sabit ve davacı şirket tarafından borçlu tarafa, taraflar arasındaki ticarete konu lazer başlığının bedeli olan 528.000,00 TL tutarında fatura kesildiğini, davaya konu borcun faturasının kesilerek gönderilmesinin ... ile görüşüldüğünü, davalı tarafından içeriğine herhangi bir itirazda bulunulmayan faturaların, ... yazışmalarında da açıkça kabul edildiğinden davalının 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya yönelik usulüne uygun bir itirazda bulunmadığı hususlarıyla sabit hale geldiğinden, davalı tarafın hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı şirketin alacağının tahsilini geciktirmek ve ekonomik açıdan mağduriyet yaratmak kastıyla kötü niyetli bir tutum sergilediği haksız ve dayanaksız itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesini talep edildiğini ve davalının fatura bedelini kabul ettiğini, 08/08/2025 tarihinde davalı tarafından 100.000,00 TL ödemenin yapıldığını, ... yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde bakiye borcun ödeneceğinin taahhüt ettiğinin sabit olduğu ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin kanıtının cari hesap olduğundan davalı tarafın davacı şirkete borcunun açık ve şüpheye yer vermeksizin kanıtlanacağını ve "Cihaz Teslim Formu" ile kargo gönderi takibine ilişkin ekran görüntüsünden de anlaşılacağından alacağın konusunu oluşturan lazer başlığı, 02/05/2025 tarihli ‘Cihaz Teslim Formu’ ile borçlu tarafa teslim edilmek üzere hazırlandığı ve 03/05/2025 tarihinde borçlu ... adına kargoya verildiğini, sevkiyata ilişkin gönderi bilgileri kayıt altına alındığını, faturaya konu malın fiilen borçluya teslim edildiğinin sabit olduğunu, Yargıtay içtihatları uyarıncada, malın teslim edildiğinin ispatı ile birlikte düzenlenen fatura, borçluya karşı ticari nitelikte kesin delil teşkil ettiğinden, borcun varlığı ve muacceliyeti karine olarak kabul edildiğinden, sunulan teslim formu ve kargo sevk kayıtları ile faturaya konu malın borçluya teslim edildiği hukuken ortaya konulduğunu, fatura bedeli yönünden alacağın varlığı ve alacağın tamamının tahsil edilemediğini, Cihaz Teslim Formu üzerinde söz konusu cihazın teslim edildiğine dair davacı şirket çalışanı ...'un da imzası bulunduğunu, davaya konu taraflar arasındaki ticari ilişki ve bu ticari ilişki neticesinde doğan alacağın belirtilen deliller dışında tanık beyanlarıyla da kanıtlanacağını ve borçlu aleyhine taraflara ait BA/BS Formlarının dosyaya gelmesine müteakip ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep edildiğini, davacı şirketin alacağının güvence altına alınması ve borçlunun malvarlığını kaçırmasının önlenmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun 257 ve devamı maddeleri uyarınca borçlu şirketin menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesinin talep edildiğini, açıklanan ve mahkemenizce re'sen tespit edilecek nedenler ile teminatsız bir şekilde ihtiyati tedbir niteliğinde olan ihtiyati haciz talebimizin kabulüne, davalı (borçlu) hakkında ... E. Sayılı dosyasından başlatılan icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile takibin 428.000,00 TL üzerinden devamına, borcun likit olması ve davalı borçlunun açıkça kötü niyetli olması sebebiyle davalı aleyhine %20'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tüm iddialar asılsız ve mesnetsiz olduğunu, davacının satışa konu cihazın davalıya teslim edilmediğini ve davalıya gönderilen kargo içerisinde dava konusu sözleşmeye ve faturalara konu cihaz bulunmadığını, dava konusu cihazın dışında başka bir cihazın kargoyla gönderildiğini ve davalının bu malın bedelini ödediğini, cihazın, dava konusu satışa konu ürün olmadığını, ayrı ve bağımsız bir mal niteliğinde ve davalı tarafından bu cihaza ilişkin bedelin ayrıca ve eksiksiz şekilde ödendiğini, dava konusu satışa konu cihazında davalıya teslim edilmediğini, davacının, “teslim gerçekleşmiştir” yönündeki iddiasının soyut, dayanaksız ve gerçeğe aykırı ve davaya konu ürünün teslim edilmemiş olması karşısında, davacının bedel talebi hukuki dayanaktan yoksun ve davacının delil olarak sunulan ve “yazışma görüntüsü” olarak adlandırılan belgelerin hangi numara veya hesap kullanılarak, kim tarafından ve hangi cihazdan oluşturulduğu anlaşılamadığını anılan belgelerde yalnızca isim ve soyisim bilgisi yer aldığını, herhangi bir telefon numarası, hesap bilgisi veya teknik doğrulama unsuru bulunmadığından, söz konusu yazışma görüntülerinin davalıya ait olduğunu, davalı tarafından gönderildiği ya da bilgisi ve iradesi dâhilinde gerçekleştirildiği hususları kesin ve tereddütsüz şekilde ispatlanamamakta ve davacının, sunulan yazışma görüntüsü adı altında sunulan bu belgelerin ne şekilde oluşturulduğu, üzerinde herhangi bir müdahale yapılıp yapılmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli olmadığından delil olarak kabul edilmesi mümkün olmadığını ve delilin kaynağı ve bütünlüğü ortaya konulmadan, yalnızca isim-soyisim bilgisine dayalı ekran görüntülerinin hukuken geçerli ve güvenilir delil olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı ve ... Dairesi'nin 08.11.2023 Tarihli, .... sayılı kararında; "Davacının sunduğu ... konuşması ekran görüntüsünün kullanıcı adı ve telefon numara bilgilerini içermemesi nedeniyle, yazışmanın doğruluğu ve güvenilirliğinin şüpheli hale geldiği belirtilmiştir." Bu kararın ... yazışmalarının delil olarak kabul edilebilmesi için gönderen kişinin kimliğinin, telefon numarası gibi belirleyici bilgilerinde teddütsüz bir şekilde ortaya konulması gerektiğini açıkça gösterdiğinden, izah edilen ve Mahkemenin de resen göz önünde bulundurulacak sebepler neticesinde; haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLER: -... esas sayılı icra takip dosyası, -Fatura, teslim evrakları, banka dekontları, -Taraf ticari defter ve kayıtları, -Bilirkişi raporu: 02/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; hukuki değerlendirme ve nihai takdir Mahkemeye ait olmak üzere; davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı şirkete ait ticari defter, belgeleri ve kayıtlarının incelenmesinde, davacı alacaklı şirketin icra takip tarihi dava tarihi itibariyle davalıdan 428.000,00 TL alacağının olduğu tespit edildiği,... E. sayılı dosyasında, 29.09.2025 takip tarihi itibariyle; talep edilebilecek toplam alacağın 428.000,00 TL olduğu, icra inkar tazminatı talebi hukuki değerlendirmeyi gerektirdiğinden, Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi ihtimaline göre icra inkar tazminatı miktarının (428.000,00 TL % 20) 85.600,00 TL olduğu belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL: Dava, faturaya dayalı icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. İtirazın İptali Davası; herhangi bir icra takibinde, borçlu tarafından sunulmuş olan "itirazın geçersiz kılınması", borçlu itirazı ile devam edilemeyen ilamsız takibe konu "alacağın varlığının tespiti" ile "icra takibinin devamına karar verilmesi" talebi ile ilgili olup; bu doğrultuda, takibe konu alacağın borçludan tahsilini temin amacı taşımaktadır. İtirazın İptali Davasını düzenleyen, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. (3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (4) ... (5) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (6) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." Yukarıda belirtilen Kanun hükmünden de anlaşılmakta olduğu üzere, "İtirazın İptali Davası" açılabilmesi için: a) İlamsız takip yapılmış olması, b) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, c) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde Mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında da açıkça belirtildiği üzere alacaklı; ilgili icra dosyasında, borçlu/borçlular tarafından sunulan "ödeme emrine itiraz beyanının" kendisine tebliğini müteakiben bir (1) sene içerisinde açabileceği "itirazın iptali" davası kapsamında; borçlu/borçlular tarafından ileri sürülmüş olan itirazın, (genel hükümler uyarınca "alacağının varlığını" ispat etmek suretiyle) iptalini talep edebilir. İtirazın iptali davası ile ilgili olarak belirtilen bir (1) senelik süre, hak düşürücü nitelikte olup; anılan süre içerisinde "itirazın iptali davası" açılmaması halinde dahi alacaklı, genel hükümler çerçevesinde dava açmak suretiyle alacağını talep edebilecektir. İtirazın iptali davası; yargılama usulü bakımından "genel hükümlere" tâbidir. Davalı/borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da, bu dava içinde kendisine tanınan yasal cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Yasal cevap süresi içinde davalı/borçlu tarafından ileri sürülmeyen itirazlar, Mahkeme tarafından re'sen dikkate alınamaz ve takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapılır. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi bulunduğundan; "ispat yükü" normal bir alacak davasında kabul edilecek "ispat yükü" ile aynıdır. Bu açıklamadan hareketle; 6100 sayılı HMK.'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, "iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa" aittir. Bu genel kuralın dışında bazı istisnai hâllerde, ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Neticeten; davacı ya da davalı, iddiasını ya da savunmasını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen hükümler uyarınca ispat külfeti altındadır. Buna göre yürütülecek yargılama sonucunda Mahkeme tarafından verilecek karar; "dava konusunun esası" hakkında, söz konusu uyuşmazlığı "kesin hükümle sonuçlandıran" bir nihai karar olup, "icra takibinin devamı" hususunda da takdir içermektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve .... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir alacak için fatura düzenlenmiş olması, alacağın varlığını ispata yeterli bulunmayıp, fatura, tek başına akdi ilişkinin kanıtı niteliğinde bulunmamaktadır buna göre davacı taraf, kural olarak akdi ilişkinin varlığını, malın teslim edildiğini veya bedelin ödendiğini, davalı taraf ise bedelin ödendiğini veya malın teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti altındadır. Taraflara HMK'nın 222. maddesi kapsamında ticari defterin ibrazı için usulüne uygun olarak ibraz emri gönderilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş, bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. Davacı, davalı ile aralarında mal alımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, malların teslim edildiğini; ancak alacağını tahsil edememesi nedeniyle başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya arasına alınan fatura ve kayıtlar ile davacının ticari defterlerinden, davacının edimini ifa ettiği kabul edilmiştir. Taraf ticari defterlerindeki kayıtların incelenmesi sonucu bilirkişi raporu tanzim edildiği, taraf ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulduğu, süresinde tasdiklerinin yapıldığı görülmüştür. Taraf ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, bu haliyle davalının davacıya 428.000,00 TL borçlu olduğu kabul edilmiştir. Davalı her ne kadar faturaya konu malın teslim edilmediğini ileri sürmüşse de yapılan ödeme, kargo teslim tutanağı ve davalı ticari defterleri göz önünde bulundurularak malın teslim edildiği kabul edilmiştir. Yapılan incelemede davacı ile davalı arasındaki ilişkinin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, hükme esas alınan taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan 428.000,00 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Alacağın likit ve belirlenebilir olması sebebiyle hükmedilen 428.000,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KABULÜNE, ...esas sayılı icra takibine vaki itirazın 428.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin 428.000,00 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarda devamına, Hükmedilen 428.000,00 TL üzerinden %20 İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Bu karar nedeniyle alınması gerekli 29.236,68 TL harçtan peşin alınan 5.035,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 24.201,01 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 4.600,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 68.480,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan harçlar dahil 12.053,57 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, davacı Vekili Av. ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/06/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.