Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/755 E. 2026/921 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/755
- Karar No
- 2026/921
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/755
KARAR NO:2026/921
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/12/2021
NUMARASI:2018/602 Esas, 2021/926 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :26/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olup,davanın kısmen kabulüne dair karar davalı yanca istinaf edilmiştir.Davacı vekili, müvekkilin davalıya ait çeşitli dükkanların kozmetik işini yaptığını, dekorasyon ile teknik bakım hizmetlerinin faturalandırıldığını,faturaların itiraza uğramadığını, davalının 45.043,45 TL borcu kaldığını, borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını fakat davalının takibe itiraz ettiğini, anılan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra takibine mahkum edilmesini iddia ve talep etmiştir.Davalı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasında davalı şirketin bir çok mağazasında tamirat ve tadilat yapım işleri için anlaştıklarını, ancak davacı tarafça yapılan hizmetlerin ayıplı olduğunu, gerekli ayıp ihbarlarının yapıldığını ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar tacir olduğu, dava tarihi itibari ile somut olaya uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK.nun 25/3 maddesi uyarınca, açık ayıplarda 2 gün içinde alıcının satıcıya ayıp ihbarında bulunması gerektiği, gizli ayıplarda ise alıcının 8 gün içinde muayene ve ihbar yükümlülüğü bulunduğu, davalı şirketin taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında tamirat ve tadilatı yapılan işlerin ayıplı olduğuna yönelik savlarının yerinde olup olmadığının araştırılması amacıyla heyet raporu aldırıldığı, ek raporda konu ile alakalı olarak; "....maillerin incelenmesinde davalı tarafından davacıya yazışma konusu mağazaların tadilatı ve arızaların bildirildiği, işbu arızaların davacı tarafından giderildiği, yazışma konusu edilen arızalara ilişkin daha sonraki süreçte davacıya bir bildirim olmadığı, 04/03/2020 tarihli dava delil dilekçe ekinde verilen 01/04/2019 ile 07/02/2020 tarihleri arasındaki maillerin incelenmesinde, davalı firmanın kendi içinde yaptığı yazışmalar ile davalı firmanın çeşitli konularda aldığı teklif mailleri olduğu, bu maillerde davalı firmanın davacı firmaya ayıplı imalatlara ilişkin bir bildirim olmadığı" yönünde tespitlerde bulunduğu, davalı şirketin davacı şirkete ayıp ihbarına yönelik mailler dışında noter vasıtası ile ayıp ihbarında bulunduğuna yönelik bir iddiasının da bulunmadığı, bilirkişi raporuna yansıyan mail içerikleri değerlendirildiğinde, davacı şirketin tadilat yapım işini üstlenen davalı şirkete süreç içerisinde tamirat-tadilat yapımından kaynaklı aksaklıklarının bildirildiği, davalı tarafın ise arızaların giderileceğine yönelik geri dönüşlerin sağlandığı, davacı şirketin davalı şirkete ayıp ihbarına yönelik bir bildirimde bulunmadığı, taraf tanıklarının ayıplı ifa ve ayıp ihbarı yönünden dinlenilmiş olup davacı tanıkları ayıp ihbarının mailler yolu ile davalı şirkete iletildiğini, ilgili kişinin ... olduğunu ileri sürdükleri, davalı tanığı ...'nın "İş bitiminde herhangi bir ayıp söz konusu değildi...İşler bittikten sonra sandalyenin eksik olması, çekmecenin yarım açılması gibi ufak tefek sıkıntılar sonradan hallediliyordu... ... reklam tarafından yapılan işlere dair faturaları kabul edip yapılan iş karşılığında bedelin % 90'ına yakını ve belki daha fazlasını ödenmiştir. O süreçte herhangi bir itirazları olmamıştır" şeklinde beyanda bulunduğu, bu hali ile mail içerikleri ve tanık anlatımlarının bir bütünlük oluşturduğu, davalı yanın ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edemediği, 08/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda; " 31/05/2018 takip tarihi itibariyle takibe konu 45.043,45 TL tutarlı bakiye üzerinde taraf ticari defterlerinden mutabakat sağlandığı, ... Hüküm kurulması halinde 31/05/2018 takip tarihi itibariyle davalıdan istenebilir tutarın 45.043,45 TL olacağı.." mütalaa edildiği, davacı şirketin davalı şirkete mal veya hizmet satışı yaptığı bağlı bulundukları vergi dairelerine beyan ettikleri BA-BS formlarından anlaşıldığı, takip tarihi itibariyle 45.043,45 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu haliyle davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarından ortaya çıktığı, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan toplam 45.043,45 TL alacaklı olduğu, form BA-BS beyannamelerinden davalının davacıdan fatura alarak kayıtlarına intikal ettirmesi karşısında artık ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olduğu ve aksinin dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği anlaşılmakla, alacağın faturaya dayalı ve likit olması nedeniyle davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla 45.043,45 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş, davacı tarafın davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne yönelik iddiasını ispatlayamaması karşısında faiz alacağı yönünden talebin reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, ...'ın ve ...'nun beyanlarından davacının işi eksik ve ayıplı yaptığının ortaya çıktığını ancak ilk derece mahkemesinin bu hususları irdelemediğini, yerinde keşif yapılmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRMEUyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı özetle, müvekkilin davalıya ait çeşitli dükkanların kozmetik işini yaptığını, davalının 45.043,45 TL bakiye iş bedeli borcunu ödememesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile icra takibine mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalı özetle, davacı tarafın edimlerini ayıplı olarak ifa ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece özetle, davalı yanın ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edemediği, 08/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "31/05/2018 takip tarihi itibariyle takibe konu 45.043,45 TL tutarlı bakiye üzerinde taraf ticari defterlerinden mutabakat sağlandığı, ... Hüküm kurulması halinde 31/05/2018 takip tarihi itibariyle davalıdan istenebilir tutarın 45.043,45 TL olacağı.." mütalaa edildiği, davacı şirketin davalı şirkete mal veya hizmet satışı yaptığı bağlı bulundukları vergi dairelerine beyan ettikleri BA-BS formlarından anlaşıldığı, takip tarihi itibariyle 45.043,45 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu haliyle davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarından ortaya çıktığı, alacağın faturaya dayalı ve likit olması nedeniyle davacının ayrıca icra inkar tazminatınahükmedildiği, davacı tarafın davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne yönelik iddiasını ispatlayamaması karşısında faiz alacağı yönünden talebin reddine karar verildiği belirtilerek hüküm kurulmuştur.Dosyadaki mevcut deliller ele alındığında; 16/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle, 07.11.2017 tarihinden sonra davalı adına düzenlenen fatura tutarlarının icra takibine konu edildiğini, bu tarihten önce tarafların açık hesap şeklinde çalıştığı, belirtilen tarih itibariyle davacı nezdinde davalının 43.359,45 TL tutarında alacaklı olduğunun göründüğü, taraf ticari defterlerinde borç alacak bakiyesi ile ilgili mutabakat sağlandığı, bu nedenle 07.11.2017 tarihinden sonra davalı adına düzenlenen faturaların işbu raporda inceleme konusu yapıldığı, söz konusu faturalara bağlı ... ile ... sıra numaralı irsaliyelerin teslim alan kısımlarında nakliye işinin yapan şoför imzalarının bulunduğu, bu irsaliyelerin bağlı olduğu fatura toplamlarının 282.900 TL olduğu, davalı adına düzenlenen kalan 377.231,20 TL tutarlı faturalara konu irsaliyelerin teslim alan kısımlarında herhangi bir imza bulunmadığı, vergi dairesinden gönderilen müzekkere cevabına göre davacının davalı adına düzenlediği ve 5.000 TL sınırını aşan 33 adet karşılığı 2.132.087,00 TL+KDV tutarlı faturaların davalı nezdinde kayıtlı bulunduğu, bu yönüyle tarafların Form BA/BS beyannamelerinde mutabık kaldıkları, 31.05.2018 takip tarihi itibariyle takibe konu 45.043,45 TL tutarlı bakiye üzerinde taraf ticari defterlerinden mutabakat sağlandığı, bu nedenle Sayın Mahkemenin davacı lehinde hüküm kurması halinde 31.05.2018 takip tarihi itibariyle davalıdan istenebilir tutarın 45.043,45 TL olacağı, davacı takibinde ticari temerrüt faiz oranı üzerinden 1.443,86 TL birikmiş faiz istendiği; muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla mütemerrit olduğu (TBK.m.117/1): bu yönde temerrüt ihtarına dosyaya rastlanılmadığından birikmiş faiz talebine, mevcut delil durumuna nazaran iştirak edilmediği; dosya kapsamında yapılan incelemede, dava dosyasında taraflar arasında yapılan sözleşmeler mevcut olmayıp, yapılan işler ve iş sürelerinin belli olmadığı için işin gecikmesiyle ilgili bir kanaate varılamayacağı; ancak davacının yaptığı imalatlara ilişkin davalıya kestiği faturalara yasal süresinde, ayıplı imalat, iş tesliminde gecikme gibi nedenlerle itiraz edilmediği ve bu konularda davacıya bildirim yapılmadığı belirtilmiştir. 08/10/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle, dava dosyasında taraflar arasında yapılan sözleşmeler mevcut olmayıp, yapılan işler ve iş sürelerinin belli olmadığı için işin gecikmesiyle ilgili bir kanaate varılamayacağı; 12.02.2019 tarihli cevap dilekçesinde verilen 06.09.2017 ile 17.03.2018 tarihleri arasındaki maillerin incelenmesinde, davalı tarafından davacıya, yazışma konusu mağazaların tadilatı ve arızaların bildirildiği, işbu arızaların davacı tarafından giderildiği, yazışma konusu edilen arızalara ilişkin daha sonraki süreçte davacıya bir bildirimin olmadığı, 04.03.2020 tarihli dava delil dilekçe ekinde verilen 01.04.2019 ile 07.02.2020 tarihleri arasındaki maillerin incelenmesinde, davalı firmanın kendi içinde yaptığı yazışmalar ile davalı firmanın çeşitli konularda aldığı teklif mailleri olduğu, bu maillerde davalı firmanın davacı firmaya ayıplı imalatlara ilişkin bir bildirimin olmadığı belirtilmiştir.İstinaf incelemesine konu hususlar ele alındığında; Davalı vekili, ...'ın ve ...'nun beyanlarından davacının işi eksik ve ayıplı yaptığının ortaya çıktığını ancak ilk derece mahkemesinin bu hususları irdelemediğini, yerinde keşif yapılmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, dosya kapsamı ile de uyumlu bulunduğu, denetime elverişli olduğu, bu itibarla ilk derece mahkemesince verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1 -İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/12/2021 tarih ve 2018/602 Esas, 2021/926 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2 -Alınması gereken 3.076,91 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 769,22 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.307,69 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3 -Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4 -İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.