Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/851 E. 2026/869 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/851
Karar No
2026/869
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/851

KARAR NO:2026/869

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:22/12/2021

NUMARASI:2018/259 Esas, 2021/946 Karar

DAVANIN KONUSU:İpoteğin Kaldırılması (Fekki)

KARAR TARİHİ:18/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş ile ... arasında, İstanbul ili, Sariyer ilçesi, ..., ... pafta, 1724 ada, 1 parselde kayıtlı taşınmaz ile ilgili olarak Beşiktaş .. Noterliğinin 08.04.2010 tarih ve ... Nolu Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapımı Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek olarak 17.11.2015 tarihli ek protokol akdedildiğini, .... Şti.'nin tüm aktif ve pasifiyle ....Şti. tarafından devir alındığını, bu sebeple davalı olarak .... Şti.'nin gösterildiğini, 22.12.2015 tarihinde bağımsız bölümler üzerine ipotek konulduğunu, taraflar arasındaki Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereği inşaatların yapıldığını ve davalıya ait bağımsız bölümlerin 15.03.2016 tarihinde teslim edildiğini, taraflar arasında alacak borç kalmadığını, inşaatların teslim edilmesi üzerine 4 adet bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin davalı tarafından kaldırıldığını, projede oturumun 2 yıl önce başladığını, davalının bazı bağımsız bölümlerini kiraya verdiğini, bazılarını ise sattığını, ... Belgesinin 10.08.2017 tarihinde alındığını, iskan alındığı için ipoteğin kaldırılması beklenen müvekkili şirkete ait bağımsız bölümdeki ipoteğin davalı tarafından kaldırılmadığını, müvekkili şirketin davalı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, dava konusu ipoteğin süreli olduğunu, ipoteğin süresinin 31.12.2016 tarihinde dolduğunu, müvekkili şirketin ürettiği konutları ve bağımsız bölümleri satarak elde ettiği gelirlerle başka projelerindeki yatırımlarını finanse ettiğini, söz konusu taşınmazdaki ipoteğin kaldırılmaması sebebiyle bağımsız bölümün tapusunu devredemediği için zararlarının oluştuğunu belirterek, İstanbul ili, Sariyer ilçesi, ..., ... pafta, 1724 ada, 1 parsel D blok 7 nolu bağımsız bölüm üzerindeki davalı lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına, davalının ipoteği kaldırmakta geciktiği süreler için şimdilik 10.500 USD gecikme tazminatının iskan alınma tarihi olan 10.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin sözleşme gereği yüklendiği edimlerin birçoğunu gerçekleştirmediğini, inşaat sürenin başlangıcından projenin son aşamasına gelene kadar gecikmeler ve sorunlar meydana geldiğini, ancak davacı tarafın hiçbir sorun yokmuş, tüm taahhütlerini, borçlarını yerine getirmiş gibi hareket ettiğini, davacının yaptığı sözleşme ihlalleri ile müvekkili firmayı devamlı olarak zarara uğrattığını, edimlerini ifa edemeyen davacı firmanın her fırsatta müvekkilini edime zorlayarak baskı altına almaya çalıştığını, bu durumun müvekkili firmanın uğradığı zararları kat be kat artırması yanında firma yetkililerini manevi olarak da yorduğunu ve yıprattığını, davacı yanın müvekkilinin keşide ettiği ihtarnameyi kabul etmeyerek, akıllı ev konsepti bedelini sözleşmesel bir husus olarak görmeyip, bedelin iyi niyet göstergesi olarak belirttiğini, ancak 17.11.2015 tarihli ek protokolde ‘’... proje bitme aşamasında olduğundan ve yapılamayacağından müteahhit, arsa sahibine 252.000-USD ödeme yapacaktır.’’ hükmünün haiz olduğunu, buna rağmen davacı yanın sözleşmesel bir zorunluluk olmadığı tabirinin anlaşılamadığını, sözleşmedeki tutarın eksikliğini karşı yanın bilmemesinin mümkün olmadığını, şifahi olarak tarafların defalarca bu konuyu görüştüğünü belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece; dava dışı... A.Ş (arsa sahibi) ile davacı ...Ş. (müteahhit) arasında, İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ..., ... pafta, 1724 ada, 1 parselde kayıtlı taşınmaz ile ilgili olarak Beşiktaş ... Noterliğinin 08/04/2010 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Yapımı Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek olarak 17/11/2015 tarihli ek protokolün akdedildiği, .... Şti.'nin tüm aktif ve pasifiyle davalı ....Şti. tarafından devir alındığı ihtilafsız olup, husumetin devir nedeni ile davalıya yöneltildiği, ek protokolün 4. maddesi gereğince 5 adet bağımsız bölüm üzerine ipotek konulduğu ve inşaatların teslim edilmesi üzerine 4 adet bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin davalı tarafından kaldırıldığı, ...'nin 10/08/2017 tarihinde alınmasına rağmen İstanbul ili, Sariyer ilçesi, ..., 1724 ada, 1 parsel D blok 7 nolu bağımsız bölüm üzerindeki arsa sahibi lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmaması nedeni ile huzurdaki davanın açıldığı, davacı tarafça anılı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılmasının ve ipoteğin kaldırılmasında gecikilen süreler için 10.500-USD gecikme tazminatının iskan alınma tarihi olan 10/08/2017 tarihinden itibaren faizi ile tahsili isteminin ileri sürüldüğü, davalı yanın geçici kabul tutanaklarındaki eksikleri ve birçok edim şeklinde beyan edilen gecikme ve eksikleri ileri sürerek davanın reddini savunduğu, dosya kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi neticesinde; ek protokolün 4.maddesi gereğince davalı arsa sahibi tarafından davacı yükleniciye devredilen 8 bağımsız bölümden 5 adedine (...) ipotek konulduğu, dava konusu olan 7 numaralı bölüm ile diğer 3 adedi yönünden inşaatın tesliminde ipoteklerin kaldırılacağı yönünde bağıtlandığı, C1 Blok 3 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin ise iskan alımında kaldırılacağının kararlaştırıldığı, diğer bağımsız bölümler üzerindeki ipoteklerin kaldırılması nedeni ile ihtilaf dışı olup teslim şartı ile fek koşuluna tabi kılınan davacıya ait 7 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin yargılama devam etmekte iken 19/08/2019 tarihinde davalı tarafça kaldırıldığı, bu hali ile ipoteğin kaldırılmasına yönelik istem konusuz kalmakla anılı talep yönünden karar tesisine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği, teknik bilirkişiler marifeti ile yapılan değerlendirmeler gerekçeli ve dosya kapsamına uygun olmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunmuş olup, bu kapsamda benimsenen tespitlere göre; davalı arsa sahibinin hissesine düşen 24 bağımsız bölüme ait 15/03/2016 tarihli geçici kabul tutanaklarının mevcut olduğu, 28 adet bağımsız bölümde eksiklerin neler olduğu, var olan eksikliklerin ne zaman giderildikleri, halen giderilmemiş olan eksiklik bulunup bulunmadığına ilişkin davalı tarafça somutlaştırılmış beyan ve delil ibraz edilmediği, tüm bağımsız bölümlerin ve ortak alanın yapı kullanma izin belgelerinin ise 10/08/2017 tarihinde alınmış olmaları nedeniyle, D Blok: 7 nolu bağımsız bölüm üzerinde mevcut olan arsa sahibi lehine ipoteğin 10/08/2017 tarihi itibariyle kaldırılmış olması gerektiği, kabul edilen hukuksal tespit gereğince; ek protokolün 4.maddesinde kararlaştırılan 1.500 USD/ay üzerinden davacının gecikme tazminatını talep etme hakkını haiz olup, yapı kullanma izin belgelerinin düzenlenme tarihi olan 10/08/2017 tarihinden dava tarihi olan 15/03/2018 tarihine kadar hesaplanan 10.500-USD tazminat alacağının tahsiline dair karar vermek gerektiği, gecikme tazminatı istemi yönünden davalının davadan önce temerrüte düşürüldüğü ispat edilemediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği gerekçesiyle, davaya konu D blok 7 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin yargılama sırasında kaldırıldığı anlaşılmakla ipoteğin kaldırılmasına yönelik talep konusuz kaldığından bu hususta karar tesisine yer olmadığına, gecikme tazminatı isteminin kabulü ile, 10.500,00-USD'nin dava tarihinden 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince ilgili yabancı para birimi için uygulanan en yüksek mevduat faizi üzerinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1-)Mahkemece hükme esas alınan 12.11.2020 tarihli kök bilirkişi raporu ile 14.06.2021 tarihli ek bilirkişi raporunun eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, davalı tarafça ileri sürülen maddi ve hukuki itirazların karşılanmadığını, bu nedenle bilirkişi raporlarına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,

2-)Davacının ek sözleşmede kararlaştırılan ... ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, akıllı ev sistemlerinin sözleşmeye uygun şekilde kurulmadığını, bu nedenle bağımsız bölümlerin değerinde azalma meydana geldiğini, davalı lehine alacak doğduğunu, bilirkişilerce bu hususların gereği gibi değerlendirilmediğini,Bilirkişi raporunda davalının hesaplama hatasına ilişkin iddialarının somutlaştırılmadığının belirtildiğini, oysa akıllı ev sistemine ilişkin bedelin hangi yönlerden hatalı hesaplandığının ve davalı payına düşen bedelin eksik belirlendiğinin ayrıntılı olarak açıklandığını, bu savunmaların göz ardı edildiğini,

3-)Bilirkişi raporunda davalının sözleşmeden dönme veya iptal iradesini önceden ortaya koymadığının belirtildiğini, oysa iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde karşı taraf edimini gereği gibi yerine getirmedikçe ifadan kaçınma hakkının bulunduğunu, bu hususun bilirkişilerce değerlendirilmediğini,

4-)Taraflar arasındaki 08.04.2010 tarihli düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerliliğini koruduğunu, 17.11.2015 tarihli ek sözleşmenin asıl sözleşmeyi ortadan kaldırmadığını, yalnızca taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen tamamlayıcı hükümler içerdiğini, sözleşmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmeye bağlılık ilkesi gereğince tarafların imzaladıkları sözleşme hükümleriyle bağlı olduklarını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme hükümleri esas alınarak çözümlenmesi gerektiğini, 17.11.2015 tarihli ek sözleşmenin 4. maddesinde yalnızca C1 Blok 3 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin iskân alınmasıyla kaldırılmasının kararlaştırıldığını, dava konusu D Blok 7 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin ise iskân şartına bağlı bulunmadığını, bilirkişi raporunda sözleşme hükümlerinin yanlış yorumlandığını,Dava konusu D Blok 7 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılmamasının sebebinin davacının sözleşmesel yükümlülüklerini tam ve gereği gibi yerine getirmemesi olduğunu, davalının davacıdan kaynaklanan alacaklarının bulunduğunu, bu nedenle ipoteğin kaldırılmamasının haklı ve meşru bir nedene dayandığını, davacının eksik ve ayıplı ifaları nedeniyle davalının ifadan kaçınma hakkına sahip olduğunu, karşı taraf sözleşmeden doğan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği sürece davalının kendi edimini yerine getirmeye zorlanamayacağını, davalının davacıdan çeşitli kalemlerde alacaklı bulunduğunu, taraflar arasında takas ve mahsup şartlarının oluştuğunu, mahkemece bu savunmanın ve davalı alacaklarının değerlendirilmediğini,

5-)Ek sözleşmenin 5. maddesi uyarınca yüklenicinin taşınmazları en geç 31.01.2016 tarihinde teslim etmeyi ve eksiklikler giderilinceye kadar daire başına aylık 1.500 USD gecikme bedeli ödemeyi kabul ettiğini, buna rağmen sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmediğini,... ilişkin eksiklikler nedeniyle davalı lehine ayrıca alacak doğduğunu, ipoteğin kaldırılmamasının bu alacaklarla da bağlantılı olduğunu, bilirkişi raporlarında bu hususların yeterince incelenmediğini,

6-)Davacının inşaatın teslim edildiği tarihten itibaren uzun süre ipoteğin kaldırılmamasına herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu durumu fiilen kabul ederek beklediğini, sonradan cezai şart talebinde bulunmasının dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış yasağıyla bağdaşmadığını,Davacının 24.08.2017 tarihli ihtarname ile ipoteğin kaldırılmasını talep ettiğini, ancak buna rağmen yaklaşık altı-yedi ay boyunca dava açmadığını, bu durumun davalının ileri sürdüğü haklı sebeplerin davacı tarafından da kabul edildiğini gösterdiğini,

7-)Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına katkı sağlaması halinde tazminatın indirilebileceğini veya tamamen kaldırılabileceğini, davacının uzun süre beklemek suretiyle zararın artmasına sebebiyet verdiğini, bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını,

8-)Mahkemece hükmedilen 10.500 USD tutarındaki cezai şartın fahiş olduğunu, davanın kabulü gerektiği düşünülse dahi cezai şartın tenkis edilmesi gerektiğini,

9-)Mahkemenin faiz hesabında da hataya düştüğünü, dava konusu ipoteğin 19.08.2019 tarihinde kaldırıldığını, faiz işletilecek tarihin bu tarihle sınırlandırılması gerekirken ipoteğin kaldırıldığı tarih dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, bu nedenle kararın faiz yönünden de hukuka aykırı olduğunu belirterek,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise arsa sahibidir.Dava, taraflar arasındaki 08.04.2010 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ile 17.11.2015 tarihli ek protokolden kaynaklı ipoteğin kaldırılması ve ipoteğin kaldırılmasında gecikilen süre nedeniyle gecikme tazminatı (ifaya ekli cezai şart) istemine ilişkindir.Davalı tarafça, davacının ... ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği, eksik ve ayıplı işler bulunduğu, bu nedenle ipoteğin kaldırılmamasının haklı nedene dayandığı savunulmuştur.İlk derece mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, dava konusu D Blok 7 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılmasının iskân şartına bağlanmadığı, yapı kullanma izin belgesinin alınmasıyla birlikte ipoteğin kaldırılması gerektiği, buna rağmen kaldırılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında akdedilen 08.04.2010 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve 17.11.2015 tarihli ek protokol hükümleri, dosya kapsamındaki yapı kullanma izin belgeleri, geçici kabul tutanakları, tapu kayıtları, ihtarnameler, kök ve ek bilirkişi raporları ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, toplam 76 bağımsız bölümden oluşan projede tarafların başlangıçta %52-%48 paylaşım esasını kabul ettikleri, A4 Blok 4 numaralı bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılması sonrasında tarafların fiili paylaşımının 39 ve 36 bağımsız bölüm olarak oluştuğu, devamında 17.11.2015 tarihli protokol ile davalının 8 bağımsız bölümü 4.781.770,56 USD bedelle davacıya devretmesi sonucunda davacının 47, davalının ise 28 bağımsız bölüme sahip hale geldiği, aynı protokol kapsamında ... uygulanamaması nedeniyle ödenmesi kararlaştırılan 252.000 USD ile ilave 70.000 USD tutarındaki bedellerin davacı tarafından karşılandığı ve bu hususlarda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığının bilirkişi heyetince tespit edildiği, yine protokol gereğince davalı lehine 5 bağımsız bölüm üzerinde ipotek tesis edildiği, bunlardan 4'üne ilişkin ipoteğin kaldırıldığı, yalnızca D Blok 7 numaralı bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılmadığı, proje kapsamındaki tüm bağımsız bölümler ve ortak alanlar için yapı kullanma izin belgelerinin 10.08.2017 tarihinde alınmış olması nedeniyle protokolün 4. maddesi uyarınca kalan ipoteğin de bu tarih itibarıyla kaldırılması gerektiğinin bilirkişi raporlarında açıkça ortaya konulduğu, davalının kaldırılması gereken ipoteğin farklı bir bağımsız bölüm üzerinde bulunduğuna ilişkin savunmasının protokol hükümleri ve dosya kapsamındaki kayıtlarla doğrulanamadığı, davalı tarafça ileri sürülen ... gerçekleştirilememesi nedeniyle uğranılan zarar, eksik ve ayıplı ifa, değer kaybı, hesaplama hatası, mahsup hakkı ve davacının sözleşmesel yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediğine ilişkin savunmaların somut teknik veriler ve denetlenebilir delillerle ispatlanamadığı, geçici kabul sonrasında eksikliklerin devam ettiğini gösteren herhangi bir ihtarname, teknik tespit veya benzeri belgenin dosyaya sunulamadığı, bilirkişi kurulunca davalının kök rapora yönelik tüm itirazlarının ek raporda ayrıntılı olarak incelendiği ve ilk rapordaki tespitleri değiştirmeyi gerektirecek herhangi bir olguya rastlanmadığının açıkça belirtildiği, bu nedenle mahkemece kök ve ek bilirkişi raporlarına itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalının ileri sürdüğü alacak ve mahsup iddialarının sözleşme gereğince kaldırılması gereken ipoteğin kaldırılmamasını haklı gösterecek ve davacının talep hakkını ortadan kaldıracak şekilde kanıtlanamadığı, sözleşmede kararlaştırılan aylık 1.500 USD tutarındaki cezai şartın tarafların serbest iradeleri ile kabul edilmiş bulunduğu, bilirkişi heyetince sözleşme hükümleri ve gecikme süresi esas alınarak hesaplandığı, cezai şart miktarının fahiş olduğu ve tenkis edilmesi gerektiğine ilişkin istinaf itirazlarının tarafların ekonomik ve hukuki konumları, sözleşmenin kapsamı, sözleşme serbestisi ilkesi ve gecikmenin niteliği karşısında yerinde görülmediği, mahkemece hüküm altına alınan miktarın sözleşmede açıkça düzenlenen cezai şartın uygulanmasından ibaret olduğu, davalının hüküm altına alınan alacağa faiz yürütülmesinin ipoteğin kaldırıldığı 19.08.2019 tarihi ile sınırlandırılması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı bakımından ise mahkemece hüküm altına alınan alacağın para alacağı niteliğinde bulunduğu, para alacaklarında faizin borcun ifa edilmesine kadar işleyeceği, ipoteğin 19.08.2019 tarihinde kaldırılmış olmasının hükmedilen para alacağını ortadan kaldıran veya faiz yürütülmesini sona erdiren bir hukuki sonuç doğurmayacağı, bu nedenle faizin anılan tarihte durdurulmasını gerektirir yasal veya sözleşmesel bir dayanak bulunmadığı, buna göre ilk derece mahkemesince tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılan sonucun usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususların hükmün kaldırılmasını veya yeniden yargılama yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/12/2021 tarih ve 2018/259 Esas, 2021/946 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 2.777,57 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 694,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.083,18 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda,HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/851, K. 2026/869, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-851-e-2026-869-k-72a37915290d