Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/853 E. 2026/870 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/853
- Karar No
- 2026/870
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/853
KARAR NO:2026/870
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:16/12/2021
NUMARASI:2016/1331 Esas, 2021/1353 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:18/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında Afyonkarahisar ...'nde kullanılmak üzere kompozit panel alımına ilişkin ticari ilişki kurulduğunu, davalı tarafından ... ürün kodlu, 4 mm kalınlığında, ... sınıfında toplam 832 m² kompozit panel teslim edildiğini, teslim edilen panellerin 500 m²'lik kısmının montajı sonrasında deformasyon meydana geldiğini, durumun davalıya bildirildiğini, davalının ayıbı kabul ederek yeniden 500 m² kompozit panel gönderdiğini, ancak ikinci kez gönderilen 500 m²'lik panellerde de sonradan şişme ve deformasyonlar oluştuğunu, bu nedenle davacının toplam 1.000 m² panel bakımından iki kez montaj, söküm, iskele kurulumu ve sökümü, iskele kirası, silikon ve işçilik giderlerine katlanmak zorunda kaldığını, meydana gelen zarar nedeniyle Afyonkarahisar ... Noterliği'nin 08.01.2016 tarihli ihtarnamesi ile davalıya başvurulduğunu, zarar tutarının KDV dahil 77.994,00 TL olarak bildirildiğini ve tazmininin talep edildiğini, davalının gerek ilk gönderilen gerekse ikinci gönderilen panellerin ayıplı olduğunu kabul ettiğini, buna rağmen zararı karşılamadığını, Afyonkarahisar 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/8 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespit sonucu ikinci kez gönderilen panellerin de ayıplı olduğunun ve davacının uğradığı zararın belirlendiğini, taraflar arasında zararların karşılanması amacıyla görüşmeler yapıldığını, davalı tarafından 31.12.2015 tarihli “Sulh Protokolü ve İbraname” başlıklı teklif gönderildiğini, bu teklifte 832 m² panel ve 65.000 TL ödeme yapılması halinde başkaca talep kalmayacağının belirtildiğini, bunun davalının sorumluluğunu kabul ettiğini gösteren mahkeme dışı ikrar niteliğinde olduğunu, davalı tarafından önerilen 65.000,00 TL'nin KDV hariç olması nedeniyle teklifin kabul edilmediğini, davacı tarafından gönderilen e-postalarla bu hususun açıkça bildirildiğini, yapılan tespitte zarar miktarının 63.986,00 TL olarak belirlendiğini, buna rağmen davalının ödeme yapmadığını ve icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile davalı aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ... A.Ş.'nin, ... A.Ş. ile birleştiğini, bu nedenle husumetin birleşen şirkete yöneltilmesi gerektiğini, davacının iddiasını dayandırdığı Afyonkarahisar 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/8 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, raporun kesinleşmiş bir bilirkişi raporu olmadığını ve tek başına davacı lehine alacak hakkı doğuramayacağını, davacıya satılan kompozit panellerde herhangi bir ayıp bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ayıp ihbarına ilişkin hükümleri gereğince davacının muayene ve ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediğini, usulüne uygun ve süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının bulunmadığını, tespit dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda deformasyonların açık ayıp mı, gizli ayıp mı olduğunun değerlendirilmediğini, ayıbın üretimden mi yoksa davacının depolama ve muhafaza koşullarından mı kaynaklandığının araştırılmadığını, deformasyonların paneller davacının zilyetliğine geçtikten sonra montaj ve uygulama aşamasında meydana gelmiş olabileceğini, bu ihtimallerin bilirkişi raporunda incelenmediğini, tespit raporunu hazırlayan bilirkişilerin kompozit panel üretimi ve dış cephe uygulamaları konusunda uzman kişiler olmadıklarını, bu nedenle raporun hükme esas alınamayacağını, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin takip öncesinde temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle faiz talebinin de hukuken mümkün olmadığını, davacının dayandığı e-posta yazışmalarının tek taraflı çıktılardan ibaret olduğunu, HMK anlamında kesin delil niteliği taşımadığını, “Sulh Protokolü ve İbraname” başlıklı belgenin imzasız olduğunu ve şirketi bağlamayacağını, ayrıca e-postalarda adı geçen kişinin şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını, davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, tanık deliline dayanılmasına muvafakat etmediklerini belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Taraflar arasında Afyonkarahisar'daki ... için ... kodlu kompozit panellerin teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafından sunulan 08.01.2016 tarihli ihtarnamede malların ayıplı olduğunun bildirildiği, davalı şirket çalışanı tarafından hazırlanan ve davacıya gönderilen sulh protokolü ile ibraname başlıklı belgede ayıplı malın yenisi ile değiştirilmesinin ve montaj, demontaj, iskele kurulum-söküm, iskele kirası ile sair masrafların karşılanmasının öngörüldüğü, bu belgelerin davalı tarafça ilk gönderilen 500 m² kompozit panelde ayıp bulunduğunun kabulü niteliğinde olduğu, davalı tarafça, ikinci kez gönderilen 500 m² kompozit panelin de ayıplı olduğunun davacıya bildirildiğine ilişkin herhangi bir delil sunulamadığı, bu nedenle davacının yalnızca ilk ayıplı teslim ve ikinci montaj süreci kapsamında yapılan belirli giderlerden kaynaklanan zararlarını talep edebileceği, dosya kapsamındaki bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının bundan kaynaklı montaj, söküm, iskele, silikon ve işçilik giderlerinden oluşan zararının toplam 56.832,00 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan bu zarar miktarının dosya kapsamına uygun bulunduğu ve takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmesi gerektiği, davalının takip tarihinden önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı, fatura üzerinde vade bulunmasının tek başına işlemiş faiz talebine dayanak oluşturamayacağı, bu nedenle takipte talep edilen 1.940,69 TL işlemiş faiz alacağının koşullarının oluşmadığı, alacak miktarının ancak bilirkişi incelemesi ile belirlenebildiği, bu nedenle alacağın likit nitelikte olmadığı, likit olmayan alacaklarda icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının icra takibine yaptığı itirazın 56.832,00 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istem ile işlemiş faiz ve icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1-)Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu malzeme ve işçiliklere ilişkin birim fiyatların 2016 yılı piyasa koşullarının altında hesaplandığını, bu nedenle gerçek zarar miktarının eksik belirlendiğini, dava açılmadan önce Afyonkarahisar 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/8 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespitine ilişkin 14.03.2016 tarihli bilirkişi raporunun uyuşmazlık tarihine daha yakın olması nedeniyle zararı daha doğru ortaya koyduğunu, 2021 yılında alınan ek bilirkişi raporunda geçmişe dönük fiyat tespiti yapılmasının sağlıklı sonuç vermeyeceğini, bu nedenle zarar miktarının eksik hesaplanması sonucunda davanın kısmen reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
2-)Davalı şirket tarafından 31.12.2015 tarihinde gönderilen e-posta ile müvekkiline 65.000 TL ödeme teklif edildiğini, söz konusu e-postanın dava dilekçesi ekinde sunulduğunu ve davalı tarafından hiçbir aşamada inkâr edilmediğini, davalının yalnızca e-postanın delil niteliği taşımadığı ve gönderen kişinin şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı yönünde savunmada bulunduğunu, ancak bu savunmanın e-postanın davalı şirket tarafından gönderildiğinin kabulü anlamına geldiğini, gönderildiği sabit olan e-postalarda davalının ayıplı mal nedeniyle doğan borcunu ikrar ettiğini, bu nedenle davanın tamamen kabulü gerekirken kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarının delil olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin Yargıtay kararlarının bulunduğunu,
3-)Dava açılmadan önce Afyonkarahisar 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/8 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti nedeniyle yapılan giderlerin HMK'nın 323. maddesi kapsamında yargılama gideri niteliğinde olduğunu, haksız çıkan taraftan tahsil edilerek davacıya verilmesi gerekirken mahkemece bu hususta hüküm kurulmadığını, bu nedenle kararın eksik inceleme ile verildiğini,
4-)Mahkemece davalının temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle işlemiş faiz talebinin reddedildiğini, oysa davalıya Afyonkarahisar ... Noterliğinin 08.01.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, bu ihtarname ile ayıplı mal nedeniyle oluşan zararların ödenmesinin talep edilerek davalının temerrüde düşürüldüğünü, bu nedenle işlemiş faiz talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu,
5-)Mahkemece alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkâr tazminatı talebinin reddedildiğini, oysa benzer uyuşmazlıklarda Yargıtay tarafından alacağın likit kabul edilerek icra inkâr tazminatına hükmedildiğini, davalı tarafın sattığı malların miktarını ve bedelini bilen taraf olması nedeniyle alacağın belirlenebilir ve likit nitelikte olduğunu, bu sebeple kabul edilen alacak miktarı üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken talebin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,kararın kaldırılmasına, davanın tamamen kabulüne, işlemiş faiz ve icra inkâr tazminatı taleplerinin kabulüne, delil tespiti giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Dava, davacı tarafından davalıdan satın alınan ve yaptığı bir işte kullanılan toplam 832 m² kompozit panelin 500 m²'lik kısmında montaj sonrasında deformasyon meydana geldiği, bunların yerinde sonradan gönderilen ikinci 500 m² panelde de benzer ayıpların bulunduğu, bu nedenle davacının fazladan montaj, söküm, iskele kurulum-söküm, iskele kirası, silikon ve işçilik giderlerine katlanmak zorunda kaldığı iddiasıyla, bundan kaynaklanan zarara ilişkin 63.986,00 TL asıl alacak ve 1.940,69 TL işlemiş faiz toplamı 65.826,69 TL'nin davalıdan tahsili için İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası üstünden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmaları ile ileri sürülen istinaf sebeplerine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından satılan kompozit panellerin ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak davacının uğradığı montaj, söküm, iskele kurulum ve söküm, iskele kirası, silikon ve işçilik giderlerinden kaynaklanan zararın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile takibin 56.832,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, işlemiş faiz ve icra inkâr tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davalı şirket çalışanı ... tarafından davacı şirkete gönderilen 31.12.2015 tarihli e-posta ekindeki aynı tarihli "Sulh Protokolü ve İbraname" başlıklı imzasız belgede; ...'nde kullanılan kompozit panellerde ayıp bulunduğu kabul edilmiş, ayıplı malzemenin yenisi ile değiştirildiği belirtilmiş, ayıp nedeniyle oluşan montaj, demontaj, iskele kurulum-söküm, iskele kirası, sarf malzeme ve benzeri ek masrafların satıcı tarafından karşılanması kararlaştırılmış, davalı tarafından 832 m², 4 mm kalınlığında ... alüminyum kompozit panelin bedelsiz olarak teslim edilmesi taahhüt edilmiş, ayrıca davacıya ek külfet getiren işler ve sarf malzemeleri karşılığında 65.000,00 TL ödenmesi teklif edilmiş, bu edimlerin yerine getirilmesi halinde davacının projeye ilişkin başkaca talepte bulunmayacağı ve davalıyı ibra etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Davacı şirket yetkilisi ... cevabi e-postasında; 65.000 TL teklifini prensip olarak kabul etmekle birlikte bu tutarın KDV hariç olduğunu, KDV'nin ayrıca ödenmesi gerektiğini, ödemenin çekle ve vadeli yapılmasının kabul edilmediğini, bedelin nakden ödenmesinin talep edildiğini belirtmiştir.Davacı tarafından davalıya gönderilen 04.01.2016 tarihli ihtarnamede; teslim edilen kompozit panellerin ayıplı olduğu, bu hususun taraflar arasındaki görüşmelerde kabul edildiği, davalı şirket çalışanı tarafından gönderilen sulh protokolünün ayıptan kaynaklanan zararların kabulü anlamına geldiği, davacının montaj, söküm, iskele kurulum-söküm, iskele kirası ve silikon giderleri nedeniyle 77.994 TL zararının bulunduğu, davalı tarafından gönderilen sulh teklifinin kabul edilmediği, zira teklif edilen 65.000 TL'nin KDV'yi içermediği, 77.994 TL'nin 7 iş günü içerisinde ödenmemesi halinde tüm maddi zararlar, proje gecikmesinden kaynaklanan zararlar ve yargılama giderleri yönünden hukuki yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir.Afyonkarahisar 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/8 D.İş sayılı delil tespiti dosyasında düzenlenen 14.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda; ayıplı paneller nedeniyle yapılan işçilik ve yan giderler toplamı 63.986,00 TL (KDV dahil) olarak hesaplanmıştır.Mahkemece inşaat mühendisi bilirkişiden alınan 17.05.2021 tarihli kök bilirkişi raporunda; 2016 yılı piyasa koşulları esas alınarak davaya konu işçilik ve yardımcı giderlerin piyasa rayiçleri toplam 61,50 TL/m² birim maliyet olarak hesaplanmış, 12.11.2021 tarihli ek raporda ise; kök raporda panel söküm işçiliği için belirlenen 21 TL/m² bedelin uygun olduğu, ancak silikon hesabında hata bulunduğu belirtilmiş, buna göre; kök raporda silikon tüketimi yalnızca panel birleşim yerleri dikkate alınarak 1,50 TL/m² kabul edilmişken, ek raporda panel montajında silikonun panel çevresindeki dört kenarda da kullanıldığı kabul edilmiş, bu nedenle silikon giderinin kök rapordaki hesaba göre yaklaşık dört kat daha fazla olması gerektiği sonucuna ulaşılmış, Sulh Hukuk Mahkemesindeki delil tespiti dosyasında belirlenen metrajlar aynen kabul edilerek her kalem yeniden hesaplanarak 2016 yılı piyasa rayiçlerine göre davacının gerçek zararı toplam 56.832,00 TL olarak tespit edilmiştir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde;
1-)Davalı şirket çalışanı ... tarafından davacıya e-posta yoluyla gönderilen 31.12.2015 tarihli “Sulh Protokolü ve İbraname” başlıklı belgede, davalı tarafından teslim edilen kompozit panellerde ayıp bulunduğu kabul edilmiş ve ayıplı malzemenin yenisi ile değiştirilmesi ile ayıp nedeniyle oluşan montaj, demontaj, iskele kurulum ve söküm, iskele kirası, sarf malzeme ve benzeri ek masrafların davalı tarafından karşılanması öngörülmüştür.Her ne kadar ilk derece mahkemesince,davalı şirket çalışanı tarafından hazırlanarak davacıya gönderilen bu “Sulh Protokolü ve İbraname” başlıklı belgenin, davalı tarafından ilk gönderilen 500 m² kompozit panelde ayıp bulunduğunun kabulü niteliğinde olduğu değerlendirilmiş ise de, davalı tarafça söz konusu belgenin imzasız olduğu ve belgeyi e-posta ile gönderen ...’nin şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı savunulduğundan, uyuşmazlığın çözümü bakımından önem taşıyan bu hususta yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, öncelikle ...’nin 31.12.2015 tarihi itibarıyla davalı şirket çalışanı olup olmadığı, şirketteki görevi, yetki ve sorumlulukları, şirket adına bu nitelikte bir sulh teklifinde bulunmaya, ayıp ve sorumluluk kabulü içeren beyanda bulunmaya yetkili olup olmadığı SGK kayıtları, tarafların ticari kayıtları, şirket içi yetkilendirme belgeleri, yazışmaların bütünü ve ilgili diğer deliller getirtilip değerlendirilmek suretiyle usulünce araştırılmalı, adı geçen kişi isticvap edilip gerektiğinde tanık sıfatıyla dinlenerek söz konusu belgeyi davacıya gönderip göndermediği, göndermiş ise hangi sıfatla ve kimin talimatıyla gönderdiği açıklığa kavuşturulmalı, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarının tamamı getirtilerek incelenmeli, davalı şirketin tüm ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak ...’nin davacıyla veya başka kişilerle olan benzer iş ve işlemlerde davalı şirket adına hareket edip etmediği, davalı şirketin bu çalışanını temsilcisi gibi gösterip göstermediği belirlenmeli, tüm bu deliller toplandıktan sonra 31.12.2015 tarihli “Sulh Protokolü ve İbraname” başlıklı belge ile buna ilişkin e-posta yazışmalarının davalı şirket yönünden bağlayıcı olup olmadığı yeniden değerlendirilmelidir. Bu yönde eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
2-)Ayrıca, mevcut kabule göre, mahkemece davalının takip tarihinden önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafından gönderilen 04.01.2016 tarihli ihtarnamede, teslim edilen kompozit panellerin ayıplı olduğu belirtilerek montaj, söküm, iskele kurulum ve söküm, iskele kirası ve silikon giderlerinden kaynaklanan toplam 77.994,00 TL zararın yedi iş günü içerisinde ödenmesinin açıkça talep edildiği, böylece dava ve takip konusu zarar kalemlerinin gösterildiği ve mahkemece hüküm altına alınan alacak miktarını fazlasıyla karşılayan bir ödeme talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, ihtarnamenin tebliğ tarihi araştırılarak davalının temerrüde düşüp düşmediği ve buna göre işlemiş faiz talebinin koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmesi gerekirken, davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürülmediği kabul edilerek işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi de yerinde olmamıştır.
3-)Ayrıca, davacı tarafından dava açılmadan önce Afyonkarahisar 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/8 D. İş sayılı dosyasında, eldeki davanın konusunu oluşturan ayıplı paneller ile bunlardan kaynaklanan zararların belirlenmesi amacıyla delil tespiti yaptırıldığı, bu tespit nedeniyle yapılan giderlerin HMK’nın 323. maddesi kapsamında yargılama gideri niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla, söz konusu giderler hakkında yargılama giderleri kapsamında bir değerlendirme yapılarak olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerekirken bu hususun değerlendirilmemiş olması da doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf itirazları bu aşamada yarıca değerlendirilmemiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/12/2021 tarih, 2016/1331 Esas, 2021/1353 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.