Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2008 E. 2026/811 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2008
Karar No
2026/811
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/2008

KARAR NO:2026/811

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:18/12/2020

NUMARASI:2014/1685 Esas, 2020/729 Karar

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:16/06/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, Davacı şirket ile davalı arasında 3G özellikli, 4 kanal mobil ..., 4 adet kamera, 7 TFT ekran, kablolama ve montaj işlemiyle araçlardan elde edilecek olan kamera görüntülerinin davacı şirketin merkezinde kurulacak olan izleme merkezinde sesli bir şekilde operatörler tarafından izlenmesi, geriye dönük kayıtların online olarak alınması, aracın A ve B noktaları arasında yapmış olduğu günlük kilometre bilgilerinin alınması ve her 15 günde bir her aracın yapmış olduğu toplam kilometrelerin alınması amacıyla 31.8.2012 tarihinde bir sözleşme yapıldığı ve bu sözleşneye ek sözleşmeler ile tamamlandığı, bu sözleşmeye göre yüklenici olarak davalının tüm malzeme ve cihazların temini, araçlara montajı, eğitim, teknik dokümantasyon, sistemin devreye alınması ve montaj kabul ve sistem kabul testlerinin yapılması ve sistemin çalışır halde teslimi, garanti süresi gibi tüm bu unsurlarını eksiksiz temin ve yapma taahhüdünde bulunduğu, davalının sözleşme tarihinden itibaren 90 takvim günü içinde şartnamelerde belirtilen hususlara göre gerekli olan cihaz, ekipman, malzeme ve yazılım temin edilmesi, montajının yapılması, devreye alınması, personele gerekli eğitimi verilmesi ve teslim edileceği hususunda taahhüt verdiği, davalının 90 gün içerisinde taahhüdünü yerine getirmediği halde davacı şirketin iyi niyetli olarak iki defa daha ek süre vermiş olduğunu ancak taahhüt edilen işini yerine getirmediği, davalıya Üsküdar .... Noterliğinin 18.3 2013 tarih ve ... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi ile tekrar ek süre verilmeyeceği ve eksik işlerinin tamamlanması aksi takdirde sözleşmenin fesih edileceği hususları ihtar etmiş ancak davalının işi bitirip teslim etmediğini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; davacı ile davalı arasında ... özellikli, 4 mobil ..., 4 adet kamera, 7 TFT ekran, kablolama ve montaj işlemleriyle ve görüntü izleme sisteminin kurulması ile ilgili cihaz alım sözleşmesi ile buna bağlı teknik şartname hazırlanarak imza altına alındığı, davacı tarafın davalı hakkında sözleşme şartlarını yerine getirmediği ve bir iki defa ek süre verilmiş olmasına rağmen taahhütlerini yerine getirmediği şeklindeki iddialarının mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanlar olduğu, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine ilk ek sözleşme sehven yapılmış bir hatanın düzeltilmesi, ikincisi ise montaj için davalının davacı tarafça otobüs verilmemesinden dolayı davacı tarafın talebi doğrultusunda imza altına alındığı, ticari hayatın düzeni üzerine yapılan bu ek sözleşmeler nedeniyle davalıya kusur atfedilmesinin ticari teamüllere aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılan ilk ek sözleşmeye sehven yapılmış olan bir durumun düzeltilmesinden ibaret olduğu, taraflar arasında yapılan ikinci ek sözleşmenin ise davacı şirketin yönetim kurulu'nun teklifi üzerine soğuk hava şartları, kar ve buz nedeniyle şirkete bağlı esnafların montaja gönderilmemesi nedeniyle ve davacının uzatma talebi doğrultusunda imza altına alındığı, davacının iki defa ek süre verilmesi iddialarının doğru olmadığı, taraflar arasında yapılan ilk ek sözleşmenin düzeltme için ikinci ek sözleşmede ise davacı tarafın yükümlülüğünü yerine getirilmemesinden dolayı karşı tarafın talebiyle düzenlendiği, davacı tarafın dilekçesinde sadece tek taraflı olarak kendi yazılarından bahsettiği ancak davalı tarafından gönderilen ihtarnamelerden bahsetmediği, davacının dava dilekçesinde Üsküdar .... Noterliğinin 18 Mart 2013 tarih ... numaralı ihtarnamesi ile sözleşme gereği süresinde işi bitirip tebliğ etmesi yönünde ihtar çektiğinden kendisini haklı göstermeye çalıştığı oysa ki bu belirtilen ihtarnameden önce 13.3.2013 tarihinde Ankara ... Noterliğinin ... Yevmiye Numaralı İhtarnamesinde davacı tarafın iş ile ilgili Yükümlülüğünü yerine getirmeyecek montaj araçları teslim etmediğini, bununla ilgili olarak davacı tarafın kendi iç ilişkilerinde yönetici sorunlarının olduğu ve ivedilikle işin yapılabilmesi için araçları davalıya vermeleri gerektiği açık ve net olarak ihtarın karşı tarafa bildirildiği, davacının Üsküdar ...Noterliğinden 10.4.2013 tarihinde ihtar yolladığını ve sözleşmeyi fesih ettiğini belirtilen ihtarnameden önce 29.3.2013 tarihinde Ankara ... Noterliği tarafından ... yevmiye numaralı 5 sayfadan oluşan ihtarname cevap olarak davacı tarafa gönderildiği ve davalının eksik iş yaptığı ve gerekli sürelerde işlemleri bitirmedi şeklindeki ayrıntılı hukuki ve gerekçeli cevaplar ile karşı tarafa yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde her türlü zarar ile ilgili başvuru haklarının saklı tutulduğunu ihtar ettikleri, davacı tarafın tespit talebi ile oluşturulmuş bilirkişi raporunun hukuka ve usullere aykırı olduğu zira birlikte tespit yaparken davacı şirket binası içinde bulunan davalıya ait izleme takip odasından ilgili personelin usule aykırı olarak çıkarttığını, aynı zamanda teknik konularda da hatalar yaparak ve tek taraflı bir şekilde eksik incelemeyle raporumu düzenlediği, alınan bilirkişi raporunun yapılan incelemenin büyüklüğü ve kapsamında dikkate alınarak bilirkişinin yetersiz kaldığı ve hukuka ve usule aykırı bir rapor hazırladığını iddia ettikleri, bu konuda yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep ettiği davacı tarafın kötü niyetli olarak davalının hizmet bedellerinin de ödemediği, bu nedenle davalının alacaklarını tahsil etmek amacıyla davacı taraf aleyhine 28.3.2013 tarih İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılan icra takibinin davacı şirket tarafından itiraz edilerek durdurulduğu, yukarıda açıkça izah edilen sebeplerden ötürü usul ve yasaya aykırı açılan davanın reddine, vekalet ücretinin yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece; Somut olayda dava çekten dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir.Bu nedenle eldeki davada davacı borçlu yan borçlanma iradesinin bulunmadığını ispat yükü altındadır. Bu şekilde uyuşmazlık konusu dava da ispat yükünün davacıda bulunduğu ve davacının çek içeriğindeki kaydın aksini (somut olayda görünüm şekli bedelsizlik iddiası) kesin deliller ile ispat etmesi gerektiği anlaşılmıştır.(Kuru,s:143) Nitekim kambiyo senedi niteliğinde olan çek düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi yükümlülüğünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkini ifade etmektedir. Davacının yukarıda değinilen teknik nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmeleri, davalının borçlarına aykırı davranması nedeniyle haklı olarak feshettiği;Davacının dava konusu çekten dolayı davalıya borcunun bulunmadığı; menfi tespit talebinin yerinde olduğu anlaşılarak; dava konusu, davacı şirket tarafından, davalı şirkete verilen ..., ... Şubesi, 25.04.2013 keşide tarihli, 100.000,00 TL tutarlı çekin, davalı tarafından dava dışı .... A.Ş.'ne cirolandığı, çekin vadesinde ödenmemesi nedeniyle, dava dışı .... A.Ş. şirketi tarafından çekin icra takibine konu edilmesi üzerine, davacı şirket ile .... A.Ş. arasında protokol düzenlendiği ve davacı tarafından 10.06.2014 keşide tarihli, 117.000,00 TL tutarlı çekin verilerek ödemesinin yapıldığı tespit edildiğinden, davacının ... ... Şubesi. 25.04.2013 keşide tarihli. 100.000,00 TL tutarlı çeke ilişkin istirdat talebinin verinde olduğu anlaşılarak asıl dava bakımından hüküm fıkrasında yazılı şekilde karar tesis edilmiştir. Birleşen dava da ise;Davacının taraflar arasındaki sözleşmeyi, davalı/yüklenicinin sözleşme ile üstlendiği borçlarını eksik ifa ederek (işleri zamanında tamamlamayıp eksik bırakarak) temerrüde düşmesi (TBK.md.117/f.2, md.123, md.125/f.2) ve ifa ettiği borçlarını da ayıplı ifa etmesi (TBK.md.227/f.1/bent 1) nedeniyle haklı olarak sözleşmenin feshiyle (dönmeyle) birlikte, sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağı için; davacının, davalıya ödemiş olduğu ayıplı ve eksik iadesini talebe hak kazandığı; pek tabi ki aynı zamanda da, araçlara monte edilmiş olan sistemleri de söküp davalıya iade etme yükümlülüğü altına girdiği kanaatine varılmaktadır. (TBK.md.125/f.3, md.229/f.1 ve bent 1). Bu nedenle davacı davalıya ödemiş olduğu bedellerin iadesini birleşen davada talebe hak kazandığı (TBK.md.125/f.3) kanaatine varılmıştır. TBK 125. maddede borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçim hakları düzenlenmiş olup, alacaklı sözleşmeden dönme yolunu seçmiş ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar (menfi zarar), kapsamında kalmayan müspet zararlarını isteyemez. Gecikme cezası ve cezai şart alacağı müspet zarar kapsamında kaldığından, sözleşmede aksine açık bir hüküm olmadıkça sözleşmeden dönen tarafın isteyebilmesi mümkün değildir, şeklindedir. Davacının sözleşmeyi haklı olarak feshetmesiyle (dönmesiyle) birlikte sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı için, davacının, gecikme cezası tutarını davalıdan talebe hak kazanamadığı kanaatine varılmıştır Zira sözleşmenin feshiyle (dönmeyle) sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı için, sözleşmeden kaynaklanan asli borçlar da ortadan kalkmıştır. Asli borçların ortadan kalkmasıyla birlikte, asli borçlara bağlı yan (feri) borçlar da, ortadan kalkmıştır; dolayısıyla da, yan borç niteliğinde olan cezai şart borcu da ortadan kalkmıştır. Davacı ayrıca, davalının borçlarına aykırı davranması nedeniyle maddi zararlara ve manevi zararlara (ticari itibar kaybına) uğradığını iddia etmiş ve maddi ve manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Eğer davacı, davalının borçlarına aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin feshedilmek zorunda kalınmasından dolayı maddi zararları uğramış ise, menfi zarar niteliğindeki maddi zararlarının tazmini için maddi tazminata hak kazanacaktır. (TBK.md.125/f.3) Öte yandan, davalının borçlarına aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin feshedilmek zorunda kalınmasından dolayı davacının ticari itibarı zedelenmiş ise, manevi zararlarının tazmini için manevi tazminata hak kazanacaktır (TBK.md.58). Ne var ki, dava dosyası içeriği incelendiğinde, davacının maddi ve manevi zararlara uğradığı hususunda tahkikat yargılamasının bitimine değin her hangi bir delil ibraz edemediği anlaşıldığından, Mahkememizin 2014/1685 Esas sayılı asıl dava dosyasında;Davanın kabulü ile; davacının davalıya 25/04/2013 keşide tarihli 100.000,00 TL tutarlı çekten ötürü borçlu olmadığının tespiti ile; çekin davanın devamında ödendiği anlaşıldığından 100.000,00TL nin 10/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdaten tahsili ile davacıya ödenmesine,Birleşen İAA 2. ATM’nin 2014/912 Esas sayılı davada davanın kısmen kabulü ile,davacı tarafından davalıya ödenen 50.000,00 TL’nin davalı şirketten 10/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi tahsili ile davacı şirkete ödenmesine,davacının manevi tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine, davacının maddi tazminat isteminin zararın mevcudiyeti ve miktarı ispatlanamadığından reddine, davacının cezai şarta yönelen davasının yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, 21.09.2019 tebliğ tarihli bilirkişi raporunun 14.11.2014 tarihli bilirkişi raporu ile ve birleşen dosyaya sunulan 16.05.2017 tarihli bilirkişi raporu ile uyumlu olduğu ve bilirkişi raporlarında; davacı şirketin taraflar arasında akdedilen sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu, müvekkilim şirket tarafından 1.105.306,52. TL ödeme yapıldığı hususlarının tespit edildiğini, bu nedenle 31.08.2012 tarihli sözleşme ile bu sözleşmeye ek olarak yapılan 21.09.2012 ve 20.01.2013 tarihli ek sözleşmelerin feshi yönünden bir karar verilmediğini, bu yönüyle karar eksik olduğundan kararın bu yönüyle kaldırılmasına karar verilmesini, ayrıca davalı ... tarafından edimlerini eksizsiz yerine getirmemiş olması ve araçların sistemine dahil nedeni ile sözleşme konusu 453 araç iett tarafından cezalandırılmış ve mağdur edildiklerini, tüm bu hususlar dosyada delilleri ile sabit iken maddi ve manevi tazminat talebimizin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu yönüyle kaldırılmasına karar verilmesini, maddi ve manevi tazminat talebimiz davalı ...’ın, müvekkilim şirket yönetim kurulu başkanına hakaret etmesi nedeni ile hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ve bu suç duyurusu üzerine davalı ... aleyhine İstanbul Anadolu 33. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1182 e. sayılı dosya ile dava açılmış ve davalı ... hakaret suçundan mahkum olduğunu, yine davalı ..., haksız ve kötü niyetli olarak, 100.000,00.TL meblağlı çeki 3. şahıs .... A.Ş.’ye ciro etmiş ve bu firma tarafından istanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya ile icra takibi yapılarak müvekkilimin bütün malvarlığının haczine neden olmuş işyerinde haciz ve muhafaza için gece saat 10:00 beklenilmiş müvekkil şirketin ticari itibarı ağır şekilde zedelendiğini, bu icra dosyasına 117.000,00.TL ödenerek müvekkilim şirket zarara uğratıldığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere müvekkilim şirket tarafından 1.209.332,45. TL ödeme yapılmış ve ödemeye karşılık davalı sebepsiz olarak zenginleştiğini, sözleşme 31.08.2012 tarihinde yapılmış ve davalıya verilen 90 günlük süre 01.12.2012 tarihinde sona erdiğini, sözleşme 10.04.2013 tarihinde feshedildiği için 01.12.2012-10.04.2013 tarihleri arasında (130 gün) cezai şartın uygulanması gerektiğini,ceza şarta yönelik fazlaya dair talep ve dava hakkımız kalmak üzere şimdilik 1 (bir) günlük cezai şart miktarını talep ettiklerini, ancak sayın mahkeme dosyadaki delillere rağmen cezai şart talebimizin reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu yönüyle kaldırılmasına kararkarar verilmesini, cezai şart bedeli yönünden ana sözleşmenin eki niteliğindeki teknik şartnamenin cezalar ve kesintiler başlığı altındaki 10. maddesinde; yüklenici tarafından taahhüt edilen işin 90 gün içinde tamamlanmaması veya kısmen tamamlanması hususu şirket tarafında tutanak ve belge ile tespit edildiği takdirde, yerine getirilmeyen veya eksik yapılan her iş kalemi için sözleşmenin toplam değeri üzerinden 0,005’i (binde beş) oranında ceza kesintisi uygulanır hususunun belirtildiğini, sözleşme konusu işin bedeli her bir araç için 1.635. USD’dir. işin toplam bedeli 1.635 * 453= 740.655,00.USD olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, müvekkilin iyi niyetle ve en önemlisi basiretli bir iş adamı gibi davranarak sözleşmenin tam olarak ifa edilmesi için elinden geleni yapmış olmasına rağmen sözleşmede belirtilen ve davacı tarafın yükümlü bulunduğu edimlerin davacı tarafça ifa edilmemesi ve müvekkilin edimlerini yerine getirilebilmesi için davacı tarafça sağlanması gereken uygun koşullar ve imkânların sağlanmaması, araçların kendisine teslim edilmemesi, hatta müvekkil tarafından çekilen ihtara rağmen edimlerini yerine getirmediği bu nedenle müvekkilin sözleşmedeki edimlerini yerine getirmesi bazı konularda imkânsız hale geldiğini, bu durumun en açık örneği ise, davacı tarafça müvekkile montaj için araç teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilin montaj işlemini gerçekleştirememesi olduğunu, unutulmamalıdır ki sözleşmeler iki taraflıdır ve her iki tarafın edim ve taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini, müvekkil edimini yerine getirmeye hazırken ve davacı tarafın montaj yapılması için müvekkile getirmesi gereken araçların teslimini beklerken ve hatta araçların teslim edilmediği ve edilmesi gerektiği konusunda müvekkil tarafından 13 Mart 2013 tarihinde Ankara ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarname çekilmek zorunda kalınmasına rağmen bu araçların teslim edilmediği ve doğal olarak müvekkilin montaj işlemini gerçekleştiremediği açıkça ortada olduğunu, bu durumun varlığına rağmen müvekkil hakkında “edimini eksiksiz yerine getirmemiştir” şeklinde ithamlarda bulunulması davacı tarafın kötü niyetin açık ve net kanıtı olduğunu, bununla birlikte müvekkilin tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, cevap dilekçemizle birlikte davacı tarafa Ankara ... Noterliğinden gönderilen 13.03.2013 tarih, ... yevmiye nolu ve 29.03.2013 tarih, ... yevmiye numaralı iki adet ihtarnamemizde de açık ve net bir şekilde ifade edildiğini, bu nedenle davacı tarafın bu beyanlarının tarafımızca kabul edilmesi mümkün olmadığını, ayrıca davacı tarafın sözleşme ile sadece “bedel ödemeyi” taahhüt etmediğinin farkında olmadığını, zira taraflar arasındaki sözleşmeye göre ve hatta sözleşmenin doğal bir sonucu olarak davacı taraf müvekkilin borçlanmış olduğu edimin ifası için yapması gereken hazırlık fiillerini yerine getirmemiş ve bu suretle haklı bir sebep olmaksızın edimi kabulden kaçındığını, bu durumda müvekkilin edimini ifa edip etmediğinden bahsedilmesi bile tabiri caizse abesle iştigal olduğunu, eğer davacı taraf müvekkile montaj için araç göndermiş ve müvekkil de gerekli cihazların bu araçlara montajını yapmamış ise ancak böyle bir durumda müvekkile bir kusur atfedilebileceğini, oysaki davacı şirket tarafından müvekkile teslim edilen araçların montaj ve otomasyon işlemleri sözleşmeye uygun bir şekilde yerine getirildiğini, bu nedenle diğer araçlarda montaj işlemlerinin yapılamamasının nedeni bu araçların davacı tarafça teslim edilmemesi olduğunu, zira araç teslim edilmesine rağmen montaj işlemi gerçekleştirilmemiş ve sözleşme gereği müvekkil tarafından yerine getirilmemiş olması söz konusu olmadığını, böyle bir durum da var ise davacı tarafı bu durumu ispata davet ettiklerini, davacı taraf, dava süresince tarafımızca gönderilen ihtarnamelerden ve bu ihtarnamelerdeki talep ve iddialarımızdan ısrarla bahsetmediğini, bu durum davacı tarafın ihtarnamelerimizde ki beyanlarımıza bir cevap veremediğinin açık bir ispatı olup, iddialarımızın ve beyanlarının doğruluğunun davacı tarafça kabul edildiği anlamına geldiğini, ayrıca dosyadaki dilekçemizde de belirttiğimiz gibi davacı tarafın talebi ile İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/24 Değişik İş sayılı dosyası ile yaptırdığı tespiti ve tespit nedeniyle oluşturulmuş bilirkişi raporunu kabul etmiyor ve bu raporla ilgili olarak Mahkemeye sunduğumuz itiraz dilekçemiz doğrultusunda itirazlarını yinelediğini, zira bilirkişi tespit yaparken davacı şirket binası içinde bulunan müvekkile ait izleme takip odasından ilgili personeli usule aykırı olarak dışarı çıkarmış, aynı zamanda teknik konularda da hatalar yaparak ve tek taraflı bir şekilde eksik inceleme ile raporunu düzenlendiğini, davacı tarafın dilekçelerinde açık ve net bir şekilde görüleceği üzere davacı taraf hiç bir beyanımıza ve iddiamıza gerekçeli bir şekilde cevap verememiş ve bu konuda bariz bir şekilde yetersiz kaldığını, bu durum haklılığımızın ve davacı tarafın bu davayı açmaktaki kötü niyetinin en büyük kanıtı olduğunu, davacı taraf müvekkilin bu sözleşmeye bu kadar emek, zaman, para ve çaba sarf ettiğini göz ardı ederek ve sadece müvekkil firmayı değil, aynı zamanda müvekkilin şahsını da etkileyecek nitelikte kusurlu davranışlarda bulunduğunu, şimdi ise “nasıl olsa işimi yaptıracak başka bir firma bulurum” mantığı ile hareket ettiğini, ancak davacı taraf bu bakış açısıyla ticari hayatın teamüllerine aykırı hareket etmekle kalmamış, etik değerlere de aykırı hareket ederek kusurlu davrandığını, ancak unutulmamalıdır ki hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemez ve kötü niyeti hukuku koruyamayacağını, tüm bu nedenlerle davacının haksız davasının reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hukuka ve de usullere aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davada davacı, yüklenici davalının araç takip ve görüntüleme sistemine ilişkin sözleşme kapsamındaki edimlerini gereği gibi yerine getirmediği, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ve dava konusu 100.000,00 TL bedelli çek nedeniyle borçlu olunmadığı ileri sürülerek menfi tespit ve çek bedelinin tahsili talep etmiştir. Davalı, sözleşme kapsamındaki montaj ve kurulum işlerinin yerine getirildiği, eksikliklerin iş sahibinden kaynaklandığı, araçların teslim edilmemesi ve gerekli altyapının sağlanmaması nedeniyle işin tamamlanamadığı savunularak davanın reddi talep etmiştir. Birleşen Davada davacı, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, davalı yükleniciye yapılan ödemelerin iadesinin gerektiği, maddi ve manevi zarara uğranıldığı ve teknik şartname uyarınca cezai şart koşullarının oluştuğu ileri sürülerek sözleşmenin feshi, ödenen bedellerin iadesi, maddi ve manevi tazminat ile cezai şart alacağının tahsili talep edilmiştir. Birleşen Davada davalı, sözleşmenin davacı iş sahibinin kusurlu davranışları nedeniyle tamamlanamadığı, edimlerin önemli ölçüde yerine getirildiği, fesihte haklı olan tarafın kendisi olduğu ve talep edilen alacak kalemlerinin koşullarının oluşmadığı savunularak birleşen davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediği ve davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği kabul edilerek asıl davanın kabulüne ve dava konusu 100.000,00 TL'nin tahsiline, birleşen davada ise davalıya yapılan ödemeler nedeniyle 50.000,00 TL'nin tahsiline, maddi tazminat, manevi tazminat ve cezai şart taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.Taraflar arasında 31.08.2012 tarihinde imzalanan sözleşme ve aynı tarihli teknik şartname uyarınca davalı yüklenici, davacı iş sahibine ait toplam 453 araç üzerinde ... özellikli 4 kanallı mobil ..., 4 adet kamera, 7 TFT ekran, kablolama ve montaj işlemlerini gerçekleştirmeyi, araçlardan elde edilen görüntülerin davacı şirket merkezinde kurulacak izleme merkezine aktarılmasını, geriye dönük kayıtların çevrimiçi olarak alınmasını, araçların kilometre bilgilerinin takip edilmesini, gerekli tüm cihaz, ekipman, yazılım ve malzemelerin temin edilmesini, sistemin devreye alınmasını, eğitim verilmesini, montaj kabul ve sistem kabul testlerinin yapılmasını, sistemi çalışır halde teslim etmeyi ve garanti hizmetlerini sağlamayı üstlenmiş, iş sahibi davacı ise sözleşmede belirlenen bedeli ödemeyi taahhüt etmiş olup sözleşmede işin başlangıçta 90 gün içerisinde tamamlanması öngörülmüş, 21.09.2012 tarihli ve sonrasında yapılan ek sözleşmeler ile montaj ve uygulama sürelerine ilişkin düzenlemeler yapılmış, araç başına sözleşme bedelinin 1.635,00 USD + KDV olarak belirlendiği, bazı araçlarda mevcut kamera bulunması halinde belirli indirim uygulanmasının kararlaştırıldığı, teknik şartnamede sistem bileşenlerinin teknik özellikleri, izleme merkezi altyapısı, veri aktarımı, kayıt ve takip sistemi ile yüklenicinin sorumluluklarının ayrıntılı şekilde düzenlendiği anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 14.11.2014 tarihli asıl bilirkişi raporunda, sözleşme ve teknik şartname kapsamında kurulması gereken araç takip ve görüntüleme sisteminin sözleşmeye uygun şekilde tamamlanmadığı, çok sayıda araçta ..., kamera, hard disk, ...ve mobil internet ekipmanlarının eksik olduğu, sistemin veri aktarımı ve kayıt fonksiyonlarını gereği gibi yerine getirmediği, bu nedenle yüklenicinin edimlerini eksik ifa ettiği, 16.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda, sözleşme konusu sistemin teknik şartnameye uygun şekilde tamamlanmadığı, davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, davalıya yapılan ödemelerin kayıtlarla doğrulandığı ve sözleşme kapsamında eksik ve ayıplı ifanın bulunduğu, 21.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki sözleşme, teknik şartname, ihtarnameler, tespit dosyası ve ticari kayıtların incelenmesi sonucunda sistemin sözleşmede öngörülen kapsam ve özelliklerde tamamlanmadığı, çok sayıda araçta ekipman eksikliklerinin bulunduğu, sistemin veri aktarımı ve kayıt fonksiyonlarını gereği gibi yerine getirmediği, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve yaptığı ödemelerin iadesini talep edebileceği, 07.07.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda, önceki bilirkişi raporlarındaki tespitlerin korunduğu, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, davalıya toplam 1.105.306,52 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, dava konusu 100.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davacının ödeme yapmak zorunda kaldığı ve istirdat talebinin yerinde olduğu, maddi ve manevi zarar kalemlerinin ise ayrıca ispatlanması gerektiği, son alınan bilirkişi heyeti raporunda, davalı tarafından montaj işlerinin önemli ölçüde gerçekleştirildiği, davacının ilk ihtarnamesinde belirtilen eksikliklerin önemli kısmının montajın tamamlanmamasından kaynaklandığı, sistem performansına ilişkin sorunlarda davacıya ait internet ve altyapı koşullarının etkili olabileceği, davalının sözleşme kapsamında önemli ölçüde ifada bulunduğu ve davacının menfi tespit iddiasını doğrulayacak teknik verilerin bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.Mahkemece,14.11.2014 tarihli rapor, 16.05.2017 tarihli rapor, 21.09.2019 tarihli rapor ve 07.07.2020 tarihli ek rapordaki tespitleri esas alarak hüküm vermiştir.Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Somut olayda yüklenicinin 453 adet araca ... özellikli mobil ..., kamera, TFT ekran takılması ve araçlardan elde edilen görüntülerin izleme merkezine aktarılmasını sağlayacak teknolojik bir altyapı ile yazılımı kurma taahhüdü, fen ve sanat kurallarına uygun bir "sonucun" (eserin) meydana getirilmesi amacını taşıdığından, taraflar arasındaki hukuki ilişki açıkça eser sözleşmesi niteliğindedir.TBK m. 471 uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. 6098 sayılı TBK'nın 472/son maddesi gereğince, eser meydana getirilirken eserin gereği gibi veya zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek bir durum ortaya çıkması hâlinde yüklenici bu durumu hemen iş sahibine bildirmek zorundadır. Aksi takdirde doğacak sonuçlardan bizzat sorumlu olacaktır. Bu durum yüklenicinin "genel ihbar mükellefiyeti" olarak adlandırılmaktadır. Yine aynı eserde yüklenicinin; üstlenmiş olduğu işleri sorumlu bir meslek adamı olarak fen ve sanat kurallarına uygun yapmayı kabul etmiş sayıldığı, kendisine verilen teknik belgelerin ve iş yerinin gereklerinin uygunluğunu inceleme ve projenin teknik sorumluluğunu üstlenme yükümlülüğü bulunduğu ifade edilmiştir.İş sahibinin asıl borcu eserin bedelini ödemektir. Somut olayda araç başına 1.635,00 USD + KDV olarak sabit birim fiyata dayalı bir bedel ödenmesi kararlaştırılmıştır.Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir.Teslim edilen eserin sözleşme ve teknik şartname hükümlerini karşılamaması (sistemin çalışmaması, kayıtların izlenememesi vb.) ayıplı ifa teşkil eder. İşin başlangıçta öngörülen 90 gün veya ek sözleşmelerle uzatılan sürede teslim edilmemesi ise borçlu temerrüdü sonucunu doğurur.Davalı yüklenici, ticari ve mesleki uzmanlığı gereği 453 adet araca yönelik teknik cihazların montajını ve merkeze veri aktarımını kusursuz biçimde yerine getirmekle (sonucu garanti etmekle) yükümlüdür. Yüklenicinin teslimat ve montajı 90 günlük sürede (veya ek sözleşmelerle uzatılan sürede) teknik şartnameye uygun ve çalışır vaziyette tamamlayamaması hali borçlu temerrüdünü oluşturacaktır. Teknik şartnamede belirtilen çevrimiçi takip, ... kayıtları ve merkez yazılımı hususlarında meydana gelebilecek aksaklıklar eserde "ayıp" niteliğindedir. Sözleşmede yüklenicinin "garanti hizmetlerini" sağlayacağı açıkça kararlaştırıldığından, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması uyarınca iş sahibi davacının "derhal ayıp ihbarında bulunma" külfeti garanti süresince ortadan kalkmaktadır. Bu kapsamda iş sahibi (davacı), ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, teslimdeki gecikmeler nedeniyle varsa temerrüt hükümlerine dayalı diğer yasal seçimlik haklarını da (bedelden indirim, sözleşmeden dönme veya tazminat) kullanabilecektir.Somut sözleşmede iş bedeli salt yaklaşık veya belirsiz bir bedel olmayıp, araç başına kesin olarak 1.635,00 USD + KDV sabit birim fiyatı üzerinden hesaplanmaktadır. Bazı araçlarda kamera bulunması halinde yapılacak indirimler de yine sözleşmenin en başından belirli olan sabit bir hesaplama kuralıdır. İşin tamamlanması için öngörülen bu birim fiyatların (ve bağlı indirimlerin) taraflarca sonradan keyfî olarak artırılıp azaltılamayacağı açıktır. Dolayısıyla somut olaydaki sözleşme hukuki niteliği itibarıyla "sabit birim fiyatlı götürü bedel sözleşmesi" olup, uyuşmazlığın esası 6098 sayılı TBK m. 480 (Götürü Bedel) hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Eksik yahut ayıplı bir ifanın varlığının saptanması durumunda yüklenicinin alacağı bedel, sözleşme bedelinin, yapılan işin bütününe göre bulunacak "fiziki gerçekleşme oranına" (oranlama yöntemine) uyarlanması suretiyle hesaplanması gerekir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları, sözleşmeyi sabit kapsamlı götürü bedelli eser sözleşmesi olarak ele alıp yüklenicinin hak ettiği bedeli hesaplayan bir yöntem izlememiş, incelemeyi daha çok eksik ifa ve fesih ekseninde yürütmüştür.O halde mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı HMK'nın 281/3. maddesi uyarınca uyuşmazlık konusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmak suretiyle, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında 453 araç için belirlenen toplam brüt bedelden üzerinde önceden kamera bulunan araçlar için öngörülen indirim miktarları tamamen çıkartılmak suretiyle hesaba esas net götürü bedelin saptanması, ardından işin bütünü 100 birim kabul edilip varsa eksik ve ayıplı kısımlar da düşülmek suretiyle davalı yüklenicinin fiilen gerçekleştirdiği imalâtın işin tamamına göre fiziki gerçekleşme oranının yüzde (%) olarak tespit ettirilmesi, belirlenecek bu oranın saptanan net götürü bedele uygulanması suretiyle yüklenicinin hak ettiği imalât bedelinin hesaplanması ve bulunacak bu rakamdan davacı iş sahibince yapıldığı kanıtlanan ödemeler mahsup edilerek bakiye alacak veya fazla ödeme miktarının kesin olarak hesaplandığı, taraf itirazlarını karşılayan, bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri gideren şekilde gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp akabinde hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak verilen karar hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/12/2020 tarih, 2014/1685 Esas, 2020/729 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,

5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2008, K. 2026/811, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2008-e-2026-811-k-e12f090afb10