Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/563 E. 2026/1012 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/563
Karar No
2026/1012
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

15.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/563

KARAR NO:2026/1012

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:22/09/2021

NUMARASI:2014/1117 Esas, 2021/636 Karar

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)|İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:16/07/2026

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, Asıl davada, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin ... A.Ş.'nin sahibi olduğu, müvekkili şirketin ihale makamı ve esas yüklenici olarak yapımını üstlendiği, Samsun ili. Çarşamba ilçesi, ... Mahallesi 198 ada. parsel'de bulunan lojistik deponun sözleşmede yazılı işler ile birlikte kaba yapı işlerinin yapılması işlerinin davalı şirket tarafından üstlenildiğini, depo binasında bulunan davalının yaptığı imalatlarda ayıpların bulunduğunu, buna bağlı su sızmaları ve akıntıların olduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine davalı şirkete hem sözlü, hem de yazılı olarak bildirimde bulunulduğunu, Kartal ....Noterliğinden keşide ettikleri ihtarname ile davalı şirketin ayıpları gidermesi hususunda temerrüde düşürüldüğünü, bunun üzerine Çarşamba 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/7 D. İş sayılı dosyası üzerinden yapılan keşif ve inceleme sonucu davalı şirket tarafından yapılan işin ayıplı olduğunun tespit edilerek, ayıpların giderilmesi bedelinin 52.555,00 TL olduğunun tespit edildiğini, davalının ihtarname ve yaptırılan tespite rağmen ayıplı imalattaki ayıpları gidermeyerek, sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilinin ilgili deponun ana yüklenicisi olduğunu ve iş sahibi ... A.Ş.'ne ayıplı imalatlar sebebiyle, tespit edilen bedeli ödediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İst.Anad.18. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ile itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada, Davalı vekili; Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında ... A.Ş. ... Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin özen ve sadakat borcunun gereği olan ihbar yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğundan söz konusu ayıplardan sorumlu olmadığını, dava konusu çatlakların sözleşmedeki garanti kapsamında olmadığını davacı şirketin sözleşme konusu işe ilişkin olarak borcunu tam olarak ödemediğini, yapılan iş dolayısıyla düzenlenen 1.494.638,04 TI.'lik son faturadan kalan 85.590,00 TL borcu bulunduğunu, davacı şirketin söz konusu edimini yerine getirmek yerine tamamen haksız olarak borcundan kurtulmaya çalıştığını, bu amaçla hiçbir dayanağı olmadan 53.600,00 TL'lik bir elektrik kullanımı bedelini gösteren fatura düzenleyerek müvekkili şirkete kargoyla yolladığını, haksız olarak düzenlenen bu faturaya itiraz edildiğini, söz konusu beton çatlaklarının tamamen davacı şirketin işi ucuza getirmek için zorunlu masraflardan kaçınması ve müvekkili şirketin uyarılarına rağmen işe devam edilmesini istemesi üzerine oluştuğunu, bu hususta müvekkilinin hiçbir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine, %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Birleşen davada, davacı vekili; davacı/ yüklenici şirket ile davalı/iş sahibi şirket arasında "... A.Ş ... lojistik ve depo binası inşaatı kaba yapı işleri sozleşmesi "'nin imzalandığını; Davacının, sözleşme uyarınca yapması gereken işleri yerine getirdiğini ve bu işe ilişkin olarak faturalar düzenlediğini; ancak, davalı şirketin söz konusu işe ilişkin olarak son fatura olan seri -... sıra nolu 12/06/2012 tarihli 1.494.638,04 TL'lik faturanın ödemesini tam olarak yapmadığını; Icra takibine konu edilen bu faturaya ilişkin davalı tarafından bir takım kısmi ödemeler yapıldığını ancak 30/09/2012 tarihi itibariyle davacının 85.590,00 TL alacağının kaldığını; davalı şirketin, kalan 85.590,00 TL'lik borcunu ödememesi üzerine davacı şirketin alacağının icra yoluyla tahsilini istemek zorunda kaldığını ve 17/12/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 16 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını; davalı şirketin icra takibinin tamamına haksız ve kötü niyetli itirazda bulunduğunu; bu sebeple, davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada, Davalı vekili; taraflar arasında eser sözleşmesi yapıldığı; iş bu eser sözleşmesi uyarınca davacı tarafın taahhüde konu işe ilişkin belirlenecek sigorta primlerini tam ve eksiksiz olarak ödemekle yükümlü olduğunu aksi halde davalının yüklenicinin ilgili sgk borcunu ödeyerek yüklenicinin alacaklarından tahsil edileceğinin kararlaştırıldığını bu nedenle davaya cevap dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalar kapsamında, SGK prim borcu, elektrik ve su kullanım bedeli ile ayıplı imalat nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olup, tarafların tüm delilleri tahkikat duruşmalarında toplanıp bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle düzenlenen inşaat mühendisi ... tarafından düzenlenen rapor da dikkate alınarak, asıl dava yönünden ayıpların giderilmesi için; Depo içerisinde saha betonlarının toplam 493,05 m2'lik kısmında çatlama ve oturmalar olduğu, bu kısmın sökülerek yeniden yeniden yapılması ve sökülen betonların sahadan uzaklaştırılması gerekliği, bunun için: 493,05 m2x100,00 TL/m2= 49 305,00 TL gider hesaplandığı,10 adet ...kapağının kırılmış olması nedeniyle, gizli ayıp niteliğindeki bu ayıbın giderilmesi için toplam, 10 adet x 75,00 TL/adet= 750,00 TL gidere ihtiyaç bulunduğu, yangın pompa odasında izolasyon yapılmadığından içerisine su sızdığı, bunun için pompa odasının tecrit edilmesi gerektiği, bunun için (maktuen); 2.500,00 TL'ye ihtiyaç bulunduğu yönündeki tespitin yerinde olduğu, bu nedenle tarafımdan da kadri maruf bulunduğu, davalının sorumlu olduğu tutarın; 49.305,00 TL + 750,00 TL + 2.500,00 TL= 52.555,00 TL olduğu, bu tutarın işin niteliğine ve ayıpların giderilmesi için mahalli serbest piyasa malzeme ve işçilik rayiçlerine uygun olduğu,Bina içi dolgusunun iyi sıkıştırılmamasından kaynaklanan ve dolgunun oturması nedeniyle ortaya çıkan beton çatlaklarının bulunması, çatı oluklarından su sızıntılarının olması, panellere monte edilen pencerelerden su sızması, ...kapaklarının kırılması ve işlevini yapmamasının tamamen davalının bu işleri özensiz işçilik ve kalitesiz malzeme ile fen ve sanat kaidelerine uygun olarak yapmamasından kaynaklandığı, teknik olarak mahsup talebinin olmadığı da dikkate alınarak asıl davanın kabulüne, Davalı .... Şti 'nin İstanbul Anadolu 18. İcra müdürlüğünün... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin takip şartları haliyle aynen devamına, Davacının icra inkar tazminat talebinin gerekçesi gerekçeli kararda açıklanacağı üzere şartları oluşmadığından reddine, Davalının kötü niyetli tazminat talebinin dava kabul olduğundan reddine, birleşen dava yönünden, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalının ödenmeyen alacağının 85.590,00TL olduğu, kök dosyada Çarşamba Asliye hukukça yapılan tespite dayalı takip yapılmış olup, bunda işçilik farkı olmadığından ve istenemeyeceğinden davalı tarafça da ödenmemiş alacağa istinaden takip başlatıldığından ve teknik olarak mahsup talebi de olmadığından mahsup edilemeyeceği kanaatine varılarak, asıl davada davanın kabulü ile, Davalı .... Şti 'nin İstanbul Anadolu 18. İcra müdürlüğünün... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin takip şartları haliyle aynen devamına, Davacının icra inkar tazminat talebinin gerekçesi gerekçeli kararda açıklanacağı üzere şartları oluşmadığından reddine, Davalının kötü niyetli tazminat talebinin dava kabul olduğundan reddine, Birleşen İstanbul Anadolu 6. ATM 'nin 2014/724 esas sayılı dosyasında ise; DAVANIN KABULÜ İLE, davalı .... Şti'nin İstanbul Anadolu 16. İcra müdürlüğünün ...sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin takip şartları haliyle aynen devamına, Alacak likit olmadığından ve şartları oluşmadığından icra inkar talebinin reddine, Davalının kötü niyetli tazminat talebinin dava kabul olduğundan reddine karar verilmiştir. Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesiyle, yerel mahkeme, beyanlarımız ve sunduğumuz delilleri, bilirkişi raporuna itirazlarımızı nazara almadan hüküm tesis etmiş olup, savunma hakkının engellendiğini, yerel mahkeme, kararında herhangi bir gerekçe belirtmediğini, bu durum usule ve hukuka aykırı olup kararın bu husus yönünden de kaldırılması gerektiğini, takas - mahsup def'imiz olduğunu, müvekkil şirket davalı-karşı davacıya tüm ödemeleri eksiksiz olarak yaptığını, müvekkil şirketin davalı-karşı davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı-karşı davacının defter incelemeleri usule ve hukuka uygun olmayıp hükme esas alınamayacağını, lehe hususlar ve müvekkil şirketin davalı - karşı davacıya borcu olmadığı yönündeki uzman görüşüne rağmen birleştirilen karşı dava bakımından aleyhimize hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil şirketin i. 04.06.2012 tarih, 3816 seri A sıra nolu 23.600,00 TL elektrik kullanım bedeli faturası, İİ. 20.06.2012 tarih, 61.990,00 TL borç dekontu (SGK asgari işçilik farkı, iii. ayıplı iş bedeli 52.555,00 TL tutarındaki alacakları yukarıda değinilen lehe hususlar ile göz önüne alındığında; müvekkil şirketin davalı - karşı davacıya herhangi bir borcu olmadığını, müvekkil şirketin anılı fatura alacakları ve ayıplı iş bedeli karşılığı toplam alacağı 138.140,00 TL olduğunu, bu durumun farkına varan davalı-karşı davacı hukuki mesnetten uzak, gerçek dışı ve abesle iştigal şekilde; adeta maddi kazanım elde etme gayesi karşı davayı tanzim ettiğini, gerek anılı nedenler gerek ise herhangi bir kabul anlamına gelmemek üzere hatalı olarak tanzim edilmiş 18.04.2018 tarihli bilirkişi raporu sonucu ile dahi müvekkil şirketin davalı - karşı davacıya herhangi bir borcu olmadığı açık olduğundan işbu davamızdaki aleyhe hususların istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve lehimize asıl dava yönünden davanın külliyen kabulüne ve birleşen davanın külliyen reddine karar verilmesi gerektiğini, asıl davanın külliyen kabulü ve karşı davanın külliyen reddi ile lehimize; asıl dava bakımından icra inkar tazminatı ve karşı dava bakımından kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiğini, tüm faturalar, tarafımızca tanzim edilen takip öncesi delil tespiti ve takip uyarınca müvekkil şirketin davalı-karşı davacıya herhangi bir borcu olmadığı, ilgili anılı fatura ve ayıbın likit alacak mahiyetinde olup davalı - karşı davacı tarafından da bilindiğini, bu bağlamda lehimize icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca hal böyleyken davalı - karşı davacı açıkça maddi kazanım elde etme ve tarafımızca tanzim edilen ayıplı hizmet nedeni ile açılan işbu asıl davaya karşı kin duygusu ile takip başlatmış ve karşı davayı tanzim ettiğini, görüleceği üzere bu durum hem usul ekonomisine aykırı hem de yargı makamlarını meşgul etme hüviyetinde olmakla beraber lehimize de kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekliğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesiyle, yani işin sahibi veya işveren davacı tarafından yükümlülüklerinde olan ve yapılan işin olmazsa olmazı olan ...Projesi olmalı ve coğrafi koşullardan dolayı çok yağmur alan bir bölge olan bu yerde ...Projesiyle suyun zeminden uzaklaştırılması ve tasfiye edilmesi gerektiğini, tüm bilirkişi raporları da bunu doğruladığını, davacının iddiasının temelini teşkil eden ve bilirkişilerden görüş talep edilen bu konuda yerel mahkemenin bilirkişi raporlarının özellikle bu en önemli kısımlarını hiç dikkate alınması gerektiğini, olmayan ...projesi ve zemin etüt raporuna rağmen alt taşeronlardan biri olan müvekkilimin oradaki ...işini yapmakla ilgili zaten hiçbir yükümlülüğünün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede de böyle bir iş ve yükümlülük olmadığını, yerel mahkeme, bilirkişi raporlarında hep tekrarlanan ve dosyanın esasının teşkil eden, sorunun bunun üzerinden çözüme kavuşturulması gereken ve son bilirkişi raporunda da yine üstüne basa basa tekrarlanan ... Belediyenin gönderdiği evraklarda olmaması ve bilindiği üzere bunun işin sahibi olmayan müvekkilimin sorumluluğunda olmadığı ve müvekkilimden projede ve imzalanan sözleşmelerinde olmayan ...sistemini yapmasının beklenmeyeceğini takdir etmeli ve hükmünü bu minvalde kurması gerektiğini, zira gerçek ve kesin olan ve bilirkişi raporlarında habire tekrarlanan bu hususu ve dolayısıyla işin özünü görmezden gelen mahkemenin bu haksız ve hukuka aykırı kararını kabul etmediklerini, davaya beyanlarımızda sık sık tekrarladığımız ve sunduğumuz üzere, müvekkilim ...yapılmadığı için drenajla ve zemin oturmalarıyla ilgili ayrıntılı bir maille, dökülecek betonda kırılma ve çatlakların oluşabileceği yönünde davacı-karşı davalıyı uyarmış ve eksikliklerin giderilmesini 1 Mart 2012 tarihli maili ile ihtar ederek özen ve sadakat borcunun gereği olan ihbar yükümlülüğünü de yerine getirdiğini, bu mail aynı zamanda ...olmadan yapılacak inşaatta ileride sıkıntılar olabileceğini davacıya ayrıntıları ile anlatan bir mail olduğunu, davanın başından beri tekrarladığımız ve delil olarak da sunduğumuz bu hususu sayın mahkeme hüküm kurarken yine görmezden geldiğini, müvekkil bu ihbarında, davacıya suyun uzaklaştırılması amacıyla ...sistemi gerektiği ayrıca saha dolgusunun yazın yapılması gerektiği konusunu ısrarla vurgulayarak bütün yönleriyle detaylı olarak izah ettiğini, buna rağmen işverenin belediyeden onaylattığı bir ...projesi olmadığı gibi zemin drenajı da müvekkilimin sözlü-yazılı tüm uyarılarına rağmen yine yapılmadığını, bu noktadan sonra yapılan saha betonu inşaatında bölgenin coğrafi yapısından ve çok yağmur alan bir bölge olmasından ve dolayısıyla zeminin sulak olmasından kaynaklı zemin oturmaları ve oturmalardan kaynaklı çatlamaların olacağını, bu da müvekkilimin kusuru değildir ve dolayısıyla davacının iddia ettiği gibi ayıplı imalat söz konusu olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı asıl yüklenici, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ise alt taşerondur. Asıl Davada davacı; taraflar arasında ... inşaatının ana yüklenicisi olduğunu, davalı alt yüklenicinin sözleşme kapsamında üstlendiği kaba yapı imalatlarını ayıplı olarak gerçekleştirdiğini, depo binasında su sızıntıları, çatlaklar ve diğer imalat ayıplarının tespit edilmesi üzerine davalının sözlü ve yazılı olarak uyarıldığını, ayıpların giderilmemesi nedeniyle Çarşamba 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/7 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespitte ayıp giderim bedelinin 52.555,00 TL olarak belirlendiğini, bu bedelin iş sahibine ödendiğini, söz konusu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı; taraflar arasında kaba yapı işleri sözleşmesinin bulunduğunu, davalı sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, dava konusu çatlak ve oturmaların zemin yapısı ile ...eksikliğinden kaynaklandığını, müvekkilinin bu hususta iş sahibini önceden uyardığını, ayıplardan sorumlu olmadığını, davacının son hakedişten bakiye 85.590,00 TL ödeme borcunun bulunduğunu, davacı tarafından ayrıca dayanaksız şekilde elektrik kullanım bedeline ilişkin fatura düzenlendiğini belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dava davacısı; davacının sözleşme kapsamındaki imalatları tamamlayarak hakedişe bağladığını, son hakedişten bakiye 85.590,00 TL alacağının bulunduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen dava davalısı vekili, yüklenicinin ayıplı imalatı nedeniyle davalının zarara uğradığını, ayıp giderim bedeli, SGK prim borçları, elektrik kullanım bedeli ve sözleşmeden kaynaklanan diğer alacakların hakedişten mahsup edilmesi gerektiğini, bu nedenle yüklenicinin herhangi bir bakiye alacağının bulunmadığını belirterek birleşen davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, taraflar arasındaki eser sözleşmesi, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek davalı alt yüklenici tarafından gerçekleştirilen imalatlarda ayıp bulunduğu, ayıp giderim bedelinin 52.555,00 TL olduğu, bu nedenle asıl davada icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, birleşen dava yönünden ise yüklenicinin bakiye eser bedeli olarak 85.590,00 TL alacağının bulunduğu kabul edilerek itirazın iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına hükmedilmiş, taraflar arasındaki alacakların yargılamayı gerektirmesi nedeniyle likit olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davadaki icra inkar tazminatı talepleri ile birleşen davadaki kötü niyet tazminatı talebi reddedilmiştir.Taraflar arasında 01.06.2011 tarihinde ... A.Ş.'ne ait ... kaba yapı işlerinin yapımına ilişkin eser sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 2 nci maddesinde işin kapsamının kaba yapı işlerinin fen ve sanat kurallarına, teknik şartname ve projelere uygun şekilde eksiksiz tamamlanarak teslim edilmesi olarak belirlendiği, 3 üncü maddesinde sözleşmenin maliyet esasına göre düzenlendiği, iş bedelinin yapılan imalatlara göre belirleneceği ve işverenin yazılı onayı bulunmayan ilave işler için bedel talep edilemeyeceğinin kararlaştırıldığı, 4 üncü maddesinde uygulama projelerinin hazırlanması ve uygulanmasından doğan sorumluluğun yükleniciye ait olduğu, projelerin işverence onaylanmasının yüklenicinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağının düzenlendiği, 5 inci maddesinde vergi, stopaj, sigorta primi ve benzeri mali yükümlülüklerin yükleniciye ait olduğu, işveren tarafından yapılan ödemelerin hakedişlerden mahsup edilebileceğinin kabul edildiği, 6 ncı maddesinde işin yer tesliminden itibaren 12 ay içinde tamamlanmasının kararlaştırıldığı, 7 nci maddesinde şantiye organizasyonu, personel temini ve işin yürütülmesine ilişkin teknik sorumluluğun yükleniciye bırakıldığı, 8 inci maddesinde geçici kabul tarihinden itibaren iki yıl garanti süresi öngörüldüğü, açık ve gizli ayıpların giderilmesinden yüklenicinin sorumlu olduğu, bildirilen ayıpların giderilmemesi halinde işverenin bunları üçüncü kişilere yaptırarak yaptığı giderleri yükleniciden talep edebileceğinin düzenlendiği, 11 inci maddesinde yüklenicinin projelere, teknik şartnameye, fen ve sanat kurallarına uygun imalat yapmakla yükümlü olduğu, ayıplı ve kusurlu imalatların bedelsiz olarak yeniden yapılacağı, gerekli hallerde işverenin işi yüklenici nam ve hesabına yaptırabileceğinin kararlaştırıldığı,12 nci maddesinde SGK primleri ile işçilikten kaynaklanan tüm yasal yükümlülüklerin yükleniciye ait olduğu, işveren tarafından ödenen SGK primleri ve diğer yasal yükümlülüklerin yüklenicinin hakedişlerinden mahsup edilebileceğinin hüküm altına alındığı, 13 üncü maddesinde iş sahasının temizlenmesi ve düzenlenmesinden yüklenicinin sorumlu olduğu, 14 üncü maddesinde hakediş ödemeleri ile teminatların iadesine ilişkin esasların düzenlendiği, 15 inci maddesinde işçi ücretleri ve malzeme bedellerinin yüklenici tarafından karşılanacağı, bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin sözleşmeye aykırılık oluşturacağı ve işverenin uğrayacağı zararların yüklenici tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığı, 18 inci maddesinde işverenin yazılı izni bulunmaksızın sözleşmenin devredilemeyeceği ve hakediş alacaklarının temlik edilemeyeceğinin düzenlendiği, 20 nci maddesinde geçici kabul sırasında tespit edilen eksik ve kusurların yüklenici tarafından giderileceği, giderilmemesi halinde bunların işveren tarafından yaptırılarak bedelinin hakediş ve teminatlardan mahsup edilebileceğinin hükme bağlandığı, 22 nci maddesinde inşaatta kullanılacak su ve elektrik giderlerinin yükleniciye ait olduğu, işverene ait tesislerden yararlanılması halinde kullanım bedelinin yüklenici tarafından ödeneceğinin düzenlendiği, 24 üncü maddesinde işin süresinde tamamlanmaması halinde günlük 3.000,00 TL gecikme cezası uygulanacağının kararlaştırıldığı, 27 nci maddesinde inşaat ... Sigortasının yüklenici tarafından yaptırılacağının, 28 inci maddesinde ise yüklenicinin 500.000,00 TL kesin teminat vereceği ve işverenin sözleşmeden doğan alacaklarını hakedişlerden ve kesin teminattan mahsup edebileceğinin düzenlendiği anlaşılmıştır.Mahkemece dosya kapsamında bilirkişi raporları alınmıştır.17.03.2015 Tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda, İnşaat Mühendisi ..., İnşaat Mühendisi ... ve Makine Mühendisi ... tarafından düzenlenen raporda, taraflar arasındaki eser sözleşmesi, teknik şartname, keşif ve delil tespit dosyası ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelenerek davalı yüklenici tarafından gerçekleştirilen depo saha betonlarında çatlak ve oturmalar, ...kapaklarında kırılmalar ve yangın pompa odasında yalıtım eksikliği bulunduğu, bu ayıpların yüklenicinin fen ve sanat kurallarına aykırı imalatından kaynaklandığı, ayıpların giderim bedelinin 52.555,00 TL olduğu ve bu bedelden yüklenicinin sorumlu bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Aynı heyet tarafından düzenlenen 18.11.2015 Tarihli Ek Bilirkişi Heyeti Raporunda, tarafların kök rapora yönelik itirazları değerlendirilerek depo zeminindeki beton çatlaklarının bina içi dolgusunun yeterince sıkıştırılmaması, zemin iyileştirmesinin yapılmaması ve ...sisteminin yetersizliğinden kaynaklandığı, rögar kapaklarının kırılması ile çatı olukları ve panel pencerelerindeki su sızıntılarının ise davalı yüklenicinin özensiz işçilik ve malzeme kullanımından kaynaklandığı, kök rapordaki teknik değerlendirmelerin değiştirilmesini gerektirir teknik neden bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.20.07.2017 Tarihli Talimat Bilirkişi Raporunda, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir... tarafından düzenlenen raporda, taraf ticari defterleri, cari hesap kayıtları, faturalar ve önceki teknik bilirkişi raporları incelenerek davalı ticari defterlerine göre yüklenicinin 85.590,00 TL bakiye alacağının bulunduğu, teknik bilirkişi raporlarında belirlenen 52.555,00 TL ayıp giderim bedelinin mahsubu sonrasında yüklenicinin 33.035,00 TL bakiye alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.12.10.2018 Tarihli Jeofizik Bilirkişi Raporunda, Jeofizik Mühendisi ... tarafından düzenlenen raporda, dosya kapsamındaki teknik belgeler, proje paftaları, keşif bulguları ve taraf beyanları değerlendirilerek dava konusu yapının bulunduğu bölgede yer altı su seviyesinin yüksek olduğu, dosyada zemin etüt raporu ile ...projesinin bulunmadığı, depo zeminindeki çatlak ve oturmaların zemin özellikleri, zemin iyileştirmesinin yapılmaması ve ...sisteminin bulunmaması ile ilişkili olabileceği, mevcut teknik verilerle kesin sonuca ulaşılamayacağı ve zemin etüt raporunun temin edilerek değerlendirme yapılmasının gerektiği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.26.03.2021 Tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... ile İnşaat Mühendisi Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, teknik bilirkişi raporları ile taraf ticari defter ve kayıtları birlikte değerlendirilerek ayıplı imalat nedeniyle 52.555,00 TL ayıp giderim bedeli ile 48.621,67 TL SGK asgari işçilik farkının davacı lehine dikkate alınması gerektiği, elektrik kullanım bedeline ilişkin talebin ispatlanamadığı, yapılan mahsup sonucunda davacı lehine 15.586,67 TL bakiye alacak bulunduğu, birleşen dava yönünden ise yüklenicinin 85.590,00 TL bakiye eser bedeli alacağının mevcut olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 471 inci maddesi uyarınca yüklenici, üstlendiği işi sadakat ve özenle, mesleki ve teknik kurallara uygun şekilde yerine getirmekle yükümlü olup, aynı Kanun'un 472 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, iş sahibince verilen talimatın, gösterilen yerin veya sağlanan malzemenin eserin gereği gibi meydana getirilmesini tehlikeye düşürdüğünü fark eden yüklenicinin bu durumu gecikmeksizin iş sahibine bildirmekle yükümlü olduğu, 476 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise eserin ayıplı olmasının yüklenicinin usulüne uygun ihtarına rağmen iş sahibinin talimatından kaynaklanması veya herhangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek nitelikte bulunması hâlinde iş sahibinin ayıba dayalı haklarını kullanamayacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla, yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğundan kurtulabilmesi için yalnızca iş sahibine uyarıda bulunması yeterli olmayıp, yapılan uyarıya rağmen iş sahibinin aynı talimatında ısrar ettiğinin ve meydana gelen ayıp ile bu talimat arasında uygun illiyet bağının bulunduğunun somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir.Somut olayda davalı karşı davacı tarafça dosyaya sunulan 01.03.2012 tarihli elektronik postada, yer altı su seviyesinin yüksek olduğu, mevcut mevsim şartlarında saha betonunun dökülmesinin uygun bulunmadığı, ...sistemi yapılmaması hâlinde ileride oturma, çatlama ve kırılmalar meydana gelebileceği hususlarında iş sahibinin önceden uyarıldığı ileri sürülmüş, davalı taraf gerek cevap dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesinde anılan belgeye açıkça dayanmıştır. Ancak ilk derece mahkemesince söz konusu elektronik postanın hukuki niteliği, TBK'nın 472 nci ve 476 ncı maddeleri kapsamında yüklenicinin ihbar yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, iş sahibinin bu uyarıya rağmen aynı şekilde imalata devam edilmesi yönünde açık veya zımni talimat verip vermediği, davaya konu ayıp kalemlerinin tamamının veya bir kısmının elektronik postada belirtilen risklerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile zarar ve kusur arasındaki uygun illiyet bağına etkisi tartışılmaksızın hüküm kurulmuştur.Dosya kapsamındaki bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, hükme esas alınan 17.03.2015 tarihli kök bilirkişi raporu ile 18.11.2015 tarihli ek bilirkişi raporunda dava konusu ayıpların yüklenicinin uygulama ve imalat kusurundan kaynaklandığı kabul edilerek ayıp giderim bedeli belirlenmiş, buna karşılık 12.10.2018 tarihli jeofizik bilirkişi raporunda dava konusu yapının bulunduğu bölgede yer altı su seviyesinin yüksek olduğu, dosyada zemin etüt raporu ile ...projesinin bulunmadığı, saha betonundaki çatlak ve oturmaların zemin özellikleri ile ...eksikliğiyle ilişkili olabileceği, mevcut teknik verilerle kesin sonuca ulaşılamayacağı belirtilmiştir. Her ne kadar jeofizik bilirkişi raporunda yüklenicinin kusursuz olduğu yönünde kesin bir kanaat bildirilmemiş ise de, davalı tarafça dayanılan elektronik posta ile birlikte değerlendirildiğinde, meydana gelen zararın hangi ölçüde yüklenicinin uygulama kusurundan, hangi ölçüde zemin özellikleri ve ...eksikliğinden kaynaklandığı hususunun teknik yönden açıklığa kavuşturulmasını gerektiren değerlendirmeler içerdiği anlaşılmaktadır. Buna rağmen ilk derece mahkemesince anılan raporun hükme etkisi tartışılmamış, hükme esas alınan raporlara neden üstünlük tanındığı denetime elverişli şekilde gerekçelendirilmemiştir.Bununla birlikte, dosyada mevcut 26.03.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, asıl dava yönünden ayıplı iş bedeli ile SGK asgari işçilik farkı dikkate alınarak mahsup hesabı yapılmış, birleşen dava yönünden ise bakiye eser bedeline ilişkin farklı hesaplamalara yer verilmiş olmasına rağmen, mahkemece bu rapora neden itibar edilmediği de karar gerekçesinde açıklanmamıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 ncı maddesi uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hususlarda bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulması zorunlu olup, aynı Kanun'un 281 inci maddesi uyarınca bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli bulunmaması veya teknik yönden açıklığa kavuşturulması gereken hususların mevcut olması hâlinde ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması mümkündür. Ayrıca HMK'nın 297 nci maddesi gereğince mahkeme kararlarında tarafların ileri sürdüğü sonuca etkili iddia ve savunmalar ile bunlara ilişkin delillerin hangi gerekçeyle kabul veya reddedildiğinin açıkça gösterilmesi zorunludur.Somut olayda, davalı tarafın uyuşmazlığın çözümüne etkili nitelikteki 01.03.2012 tarihli elektronik postaya dayalı savunmaları, bu savunmaların TBK'nın 472 nci ve 476 ncı maddeleri kapsamında hukuki sonucu, davaya konu ayıp kalemleri yönünden uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı, elektronik postada belirtilen risklerin dava konusu zarar kalemleri üzerindeki etkisi, 17.03.2015 tarihli kök bilirkişi raporu, 18.11.2015 tarihli ek bilirkişi raporu ile 12.10.2018 tarihli jeofizik bilirkişi raporunda yer alan teknik tespit ve değerlendirmelerin birlikte ele alınarak değerlendirilmemesi, ayrıca birleşen dava yönünden ileri sürülen bakiye hakediş alacağı ile ayıplı iş bedeli, SGK prim borcu ve diğer mahsup kalemlerine ilişkin 26.03.2021 tarihli bilirkişi raporunun neden benimsenmediğinin açıklanmaması nedeniyle hükmün, tarafların tüm iddia ve savunmalarını karşılayan, teknik uyuşmazlığı açıklığa kavuşturan ve yargısal denetime elverişli bir gerekçeye dayanmadığı anlaşılmıştır.Bu itibarla, davacı karşı davalı vekilinin mahkemece 01.03.2012 tarihli elektronik posta, 12.10.2018 tarihli jeofizik bilirkişi raporu ile 26.03.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunun değerlendirilmemesi ve kararın yeterli gerekçe içermediğine ilişkin istinaf sebepleri ile davalı karşı davacı vekilinin elektronik posta kapsamında ileri sürdüğü savunmaların, uygun illiyet bağına ilişkin iddialarının ve teknik raporlarda yer alan değerlendirmelerin birlikte incelenmediğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüş, buna karşılık davacı karşı davalı vekilinin icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği, bilirkişilerin hukuki değerlendirme yaptığı, davalı ticari defterlerinin delil niteliğinin bulunmadığı ve birleşen davanın doğrudan reddi gerektiğine, davalı karşı davacı vekilinin ise elektronik postanın tek başına yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırdığı, davaya konu tüm ayıpların münhasıran zemin koşullarından kaynaklandığı ve bu nedenle asıl davanın doğrudan reddi gerektiğine ilişkin istinaf sebeplerinin ise mevcut dosya kapsamı itibarıyla yerinde görülmediği sonucuna varılmıştır.O halde mahkemece, davalı tarafça dosyaya sunulan 01.03.2012 tarihli elektronik postanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 472 nci ve 476 ncı maddeleri kapsamında hukuki niteliği değerlendirilerek, anılan elektronik postada belirtilen uyarının davaya konu ayıp kalemleri yönünden uygun illiyet bağını kesip kesmediği, iş sahibinin bu uyarıya rağmen aynı şekilde imalata devam edilmesi yönünde açık veya zımni talimat verip vermediği, davaya konu her bir ayıp kaleminin elektronik postada belirtilen risk kapsamında bulunup bulunmadığı, zararın hangi kısmının zemin özellikleri ve ...eksikliğinden, hangi kısmının ise yüklenicinin uygulama ve imalat kusurundan kaynaklandığı hususları ile dosyada mevcut 17.03.2015 tarihli kök bilirkişi raporu, 18.11.2015 tarihli ek bilirkişi raporu ve 12.10.2018 tarihli jeofizik bilirkişi raporunda yer alan teknik tespit ve değerlendirmeler arasındaki farklılıklar giderilecek şekilde, ayrıca birleşen dava yönünden ileri sürülen bakiye hakediş alacağı ile ayıplı iş bedeli, SGK prim borcu, elektrik gideri ve diğer mahsup kalemlerinin hakedişe etkisi de birlikte değerlendirilmek suretiyle, jeofizik mühendisi, inşaat mühendisi ve serbest muhasebeci mali müşavirden oluşacak uzman bilirkişi heyetinden taraf ve yargı denetimine elverişli, ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınarak uyuşmazlığın tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmasından sonra oluşacak sonuca göre yeniden karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/09/2021 tarih, 2014/1117 Esas, 2021/636 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde taraflara İADESİNE,

5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/563, K. 2026/1012, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-563-e-2026-1012-k-02764f205763