Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1982 E. 2026/1297 K. – Sigorta Tazminatı

Konu: Sigorta Tazminatı

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1982
Karar No
2026/1297
Karar Tarihi
Konu
Sigorta Tazminatı

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1982

KARAR NO:2026/1297

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:12/05/2022

NUMARASI:2018/632 Esas - 2022/355 Karar

DAVANIN KONUSU:Sigorta tazminatı (Mal sigortası)

Taraflar arasındaki sigorta tazminatı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerden ... A.Ş.-... A.Ş. İş Ortaklığı ile davalı sigorta şirketi ile 13/04/2016 -15/10/2018 tarihlerini kapsayan ... nolu ... Sigorta poliçesi ile müvekkillerin ve alt teşoron firmalarını İstanbul'da bulunan inşaat şantiyelerindeki malvarlıklarını poliçede belirtilen rizikolara karşı sigortalanmak üzere sigorta sözleşmesi akdedildiğini ve davalının sigortalısı olduğunu, diğer müvekkil ... .... Şti.nin ise ... A.Ş.-... A.Ş. İş Ortaklığı'nın alt taşeronu olduğunu, sigorta sözleşmesi uyarınca sigorta hükümlerinin teşeron firmaları da kapsadığını, sigorta sözleşmesinde şantiyelerde bulunan malların hırsızlık durumuna karşın sigortalandığının açıkça ifade edildiğini, müvekkilinin şantiyelerinden ve sigorta kapsamında yer alan şantiyelerinde yağma ve hırsızlık olayları meydana geldiğini, müvekkilinin şantiyedeki mallarının tahrip edilmek suretiyle de zarar verildiğini, şantiyede çok sayıda inşaat mallarının çalındığının tespit edilmesi üzerine, müvekkili yetkilileri ve çalışanlarının zaman kaybetmeden olaylar yaşandığında kolluk kuvvetlerine başvurarak tespitini talep ettiklerini, kolluk kuvvetlerinin de bu durumu tutanak düzenlemek suretiyle tespit ederek zapt altına aldığını, müvekkilinin çalınan tüm malzemelerinin sayı, cinsi, adeti ve fiyatını kolluk tutanaklarına geçirttiğini, bunun üzerine dava konusu sözleşme uyarınca sigorta tazminat miktarının ödenmesi hususunda davalı sigorta şirketine başvurduklarını, davalı sigorta şirketinin müvekkilinin taleplerine dair 4 adet cevabi yazılarında kendileri tarafından yaptıkları inceleme ve araştırma sonucunda, meydana geldiği beyan edilen hırsızlık hadisesi olaylarının geç ihbar edildiği ve eksper tarafından hadise mahallinde yapılan çalışmalarda hırsızlık hadisesi ile ilgili herhangi bir emare, bulgu ve bilgiye ulaşılamadığı ve zararla ilgili tespit yapılamadığı , poliçeden kaynaklı hasar bildirim yükümlülüğüne uyulmamış olduğu, gerekse poliçedeki hırsızlık şartlarının gerçekleştiğini ortaya koyan herhangi bir bulgunun bulunmaması gibi nedenlerle müvekkiline herhangi bir ödemede bulunulmayacağını bildirdiklerini, davalı sigorta şirketi ile yapılan sözleşme devam ettiğinden ve teminat altına alınan rizikolar gerçekleştiğinden, sözleşme uyarınca muaccel hale gelen tazminatı davalı sigorta şirketinin ödemesi gerektiğini, sigorta şirketinin müvekkili şirkete gönderdiği cevabi yazılarda belirttiği hususların hiçbirinin hukuki bir dayanağı olmadığını, davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklı hasar bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, kaldı ki geç bildirim durumu olsa dahi bu durumun hasar bedelinin ödenmemesi için neden olamayacağını iddia ederek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 377.000,00 TL tazminatın rizikonun gerçekleşme tarihi olan 15/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; Müvekkili şirket nezdinde sigorta ettiren sıfatı ile davacı ... AŞ ... AŞ İş Ortaklığı adına tanzim edilmiş 13.04.2016-15.10.2018 vadeli ... numaralı ... Sigorta poliçesi bulunduğunu, dava konusu edilen farklı tarihlerdeki hırsızlık hasarları için sigortalının yaptığı hasar ihbarı üzerine 4 ayrı hasar dosyası açıldığını bu hasar dosyalarının red ile sonuçlandığını, sigortalının 4 ayrı hasarı da hırsızlık sigortası genel şartlarına uygun şekilde gerçekleşmediğinden hasar ihbarının hasarın meydana geldiği tarihten çok sonra ihbar edilmiş olması sebebi ile fiili hasar tespiti yapılamamış olması ve sigortalının TTK da düzenlenen yükümlülüklerine uymaması nedenleri ile reddedildiğini, hasar tarihi 15/02/2017 olan hasarın ihbarının 26/09/2017 tarihinde yani olaydan 7,5 ay sonra yapıldığını, ihbar üzerine eksper atandığını, ve eksper incelemelerinde olayın çok sonra ihbar edilmiş olması nedeni ile hadise tarihinde şantiye düzenini, çay ocağı ve depo olarak kullanılan konteynerin ve diğer konteynerlerin şantiye içinde konumları, birbirine olan mesafeleri, depo olarak kullanılan konteynerin iç hacmi ve durumu, içlerinde bulunan malzemelerin cins ve miktarları, şantiye etrafının depo alanının tel çitle çevrili olup olmadığı hususlarının hiçbirinin tespit edilemediğini, polis tutanaklarında da bu hususların hiçbirine yer verilmediğini, 23/06/2017 tarihli 24/06/2017 tarihli hasarların ihbarının ise 26/09/2017 tarihinde olaydan 3 ay sonra olduğunu, eksper ataması sonucu aynı sebeplerle fili inceleme yapılamadığını, 15/07/2017 tarihli hasarın ihbarının ise 26/09/2017 tarihinde olaydan 2,5 ay sonra yapıldığını, eksper tarafından yapılan incelemede hasar konusu yerlerde değişiklik yapıldığı, inceleme için talep edilen evrakların sunulmadığı, olay yeri görgü tutanağı olmadığı ve hasar genel şartları uyarınca teminat dışı olarak değerlendirildiğini, davacının tamamen afaki olarak talep ettiği zarar miktarını kabul etmediklerini beyan ederek sigortalının hiçbir dayanağı ve mesnedi olmayan belge ve kayıtlara dayanmayan zarar miktarını kabul etmeyerek, sigortalının bizzat kendi kusuru ile müvekkili şirket tarafından olay mahalinde inceleme ve tespit yapma hakkını ihlal ettiğinden, yükümlülüklerini hiçbir şekilde 4 ayrı hasarda da yerine getirmediğinden, emniyet birimleri nezdinde zamanında ve gerekli olduğu şekilde olay yeri görgü tutanaklarının tutulmasını sağlamayarak ve olayın hırsızlık sigortası genel şartları uyarınca teminat dışı olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava dilekçesinde anlatılan üçüncü hırsızlık olayı hakkında Gaziosmanpaşa CBS Soruşturma No: 2017/26332 üzerinden soruşturma başlatılmıştır. Dosyanın incelenmesinde suç tarihinin 24.06.2017 saat 06.00 olduğu, ihbarın aynı gün saat 07.30 da yapıldığı, çalınan malzemenin değerinin yaklaşık 12.000 TL olduğunun açıklandığı, dava dilekçesinde malzeme bedelinin 15.000 TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Hasar bildirimi sigortacıya 26.09.2017 tarihinde yapılmıştır.Dava dilekçesinde anlatılan dördüncü hırsızlık olayı hakkında Küçükçekmece CBS Soruşturma No : 2017/37877 üzerinden soruşturma başlatılmıştır.Dosyanın incelenmesinde suç tarihinin 15.07.2017 saat 22.10 olduğu, ihbar tarihinin 20.07.2017 olduğu tespit edilmiştir. Hasar bildirimi sigortacıya 26.09.2017 tarihinde yapılmıştır.Davalı sigortacıya hasar bildiriminin poliçe ön görülen süreden sonra yapıldığı sabittir. Bildirimin geç yapılması meydana gelen zararın sigorta kapsamında olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. TTK md. 1446/2 uyarınca bildirimin geç yapılması nedeniyle zararda artış olması halinde bu durumda tazminattan indirim yapılabilecektir.. Somut olayda bildirimin geç yapılması nedeni ile hasarın arttığını ispatlar delil sunulamadığından belirlenen tazminat miktarından indirim yapılmamıştır.Muafiyet; poliçe teminatı kapsamında tespit edilen hasar ödemesinin sigortalı üzerinde kalan kısmıdır. Hasarın muafiyet üzerinde kalan kısmı sigortalıya ödenir. Sigorta poliçesinde hırsızlık muafiyeti ayrı olarak belirtilmemiştir. Bu nedenle hasar bedeline uygulanması gereken muafiyet "diğer hasar"lardan olduğu ve poliçe gereği 1.500 USD muafiyet uygulanması gerekmektedir. Davacı taraf bu yöndeki hesaplamaya itirazlarda bulunmuş ise de, poliçe muafiyet kısmında özel olarak belirtilen haller dışında kalan tüm nedenler "diğer hasarlar" kapsamında kalmaktadır. Poliçede hırsılık eylemleri hakkında muafiyet uygulanmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığından davacı tarafın itirazlarına itibar edilmemiştir.Hırsızlık olaylarından dolayı meydana gelen hasarın tespiti ile defter ve belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir durum olduğundan HMK md. 266 gereği bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından tarafından yapılan hesaplama gerekçeli, tarafların ve hakimin denetimine açık olmakla hükme esas alınmıştır.Olayların oluşumu, yapılan işlemler ve kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin eğerlendirilmesi neticesinde davacı tarafın kusurunun bulunmadığı kanaati oluşmuştur.Tarafların bilirkişi raporuna karşı itirazlarının bir kısmı kök rapor ve 27.01.2020 tarihli raporda cevaplandırılmış, bir kısım itirazlar ise 06.08.2021 tarihli ek raporda gerekçeli bir şekilde cevaplandırılmıştır. Bilirkişi heyetinin alış faturaları mevcut olmayan, hangi adrese sevk edildiği belli olmayan, sevk edilen adresleri farklı adres olan malları dışlayıp sevk irsaliyesi, faturası bulunan ve hırsızlığın meydana geldiği şantiyeden çalındığı sabit olan ürünler üzerinden rayiç değere göre hesaplama yapılmasında usul ve yasaya bir aykırılık görülmemiştir.Somut olayda, yukarıda yer verilen açıklamalar ve alınan bilirkişi raporu ile poliçe limiti kapsamında kalan hasardan, muafiyet bedeli miktarı düşülerek davanın kısmen kabulü ile 132.183,45 TL nin, TTK md. 1427 ye göre belirlenen 15/11/2017 tarihinden itibaren işleyen ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 132.183,45 TL'nin 15/11/2017 tarihinden itibaren işleyen ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Gerekçeli kararda belirtildiği üzere TTK'nın 1409. maddesi uyarınca sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan ve bedelden sorumlu olduğunu, teminat dışında kaldığını ispat yükünün sigortacıya ait olduğunu, bu durumda dava konusu edilen hasarların müvekkili yönünden gerçekleşmediğini beyan eden davalının bu hususu somut olarak ispat etmesi gerektiğini, ayrıca kararda belirtildiği üzere müvekkilinin dört farklı hırsızlık olayının her birinin gerçekleşmesinin akabinde kolluk güçlerine başvurduğunu, gerekli tutanaklar, olay yeri incelemelerinin kolluk güçleri tarafından yapıldığını, olaylarla ilgili başlatılan savcılık soruşturma dosyaları incelenerek karar verildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/26397 numaralı soruşturma dosyasında başlatılan ilk hırsızlık olayının 21.01.2017 tarihinde saat 08:30'da gerçekleştiğini, ihbarın aynı gün yapıldığını, hasar bildiriminin ise 26.09.2019 tarihinde yapıldığını, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/32976 numaralı soruşturma dosyası ile başlatılan ikinci hırsızlık olayının 23.06.2017 tarihinde saat 21:00'da gerçekleştiğini, ihbarın aynı gün yapıldığını, Gaziosmapaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/26332 numaralı soruşturma dosyasındaki üçüncü hırsızlık olayının 24.06.2017 tarihinde saat 06:00'da gerçekleştiğini, ihbarın aynı gün yapıldığını, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/37877 numaralı soruşturma dosyasındaki 4.hırsızlık olayının 15.07.2017 tarihinde saat 22.'da gerçekleştiğini, ihbarın 20.07.2017 tarihinde yapıldığını, en sonuncusu üzerinden iki ay geçmiş olan hırsızlık olaylarının ardından davalının iddia ettiği hadiselerin meydana geldiği yerlerde herhangi bir zorlamadan ibaret kalmayacağını, esas alınacak polis tarafından tutulan tutanaklar olduğunu, mahkemenin kısmen kabul kararına katılmakla birlikte kısmen ret yönünden verilen kararın eksik değerlendirme sonucunda verildiğini, mahkeme tarafından muafiyete ilişkin olarak karar verildiğini, bu hususta itirazlarının bulunduğunu, poliçede hırsızlıkla ilgili olarak hasar muafiyeti kabul edilmediğini, diğer hasar muafiyeti konusunda yorum yapılacak ise bu yorumun zarar gören sigortalı lehine yapılması gerektiğini, sigorta bedelinin hasar bedelinin üstünde bir bedel olduğunu, muafiyet bedelinin düşülmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, hırsızlık olayının meydana geldiği yerlerin müvekkillerinin inşaat işlerini yaptığı şantiye alanı ve malzeme konulan depolar olduğunu, söz konusu alanda sadece o şantiyede kullanılan malzemeler olmayıp başka şantiyelerde kullanılan malzemelerinde buradaki depolarda bekletildiğini ayrıca çalınan malların büyük bir kısmının elektronik malzemeler olduğunu, bu malzemelerin başka şantiyelerde sürekli kullanılan malzemeler olduğunu, bu sebeple ürünler bakımından sevk adresi farklı olan malların dışlanması ve yalnızca sevk irsaliye faturası bulunan ürünlerin rayiç değere göre hesaplama yapılmasının müvekkili ... bilgisayar arasında yapılan sözleşmeden önceki faturaların dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, hasar dosyası bakımından bilirkişi heyetince yalnızca sevk adresi hırsızlık olayının meydana geldiği yer olan faturaların dikkate alındığını, raporun eksik ve hukuka aykırı olduğu itirazına rağmen itirazların dikkate alınmadığını, söz konusu ürünlerin sevk irsaliyesinde başka bir adres olsa bile o adreste belli bir süre kullanılan ürünlerin tekrardan hırsızlık yapılan alana getirilerek depoya konulduğunu, bu ürünlerin sigorta kapsamında olduğunu, çalınma sonrası karakollara ve savcılıklara bildirildiğini, tüm malzemelerin sigorta kapsamında olması sebebiyle hırsızlık olayı sonucunda rizikonun gerçekleştiğini, ürünlerin nelerden ibaret olduğu konusunda tereddüt oluşması halinde tanık bildirileceğinin belirtildiğini ve mahkemeden tanıkların dinlenilmesi ardından hüküm kurulması talep edilmişse de mahkemece bu hususta yeterince araştırma yapılmadığını, rapor doğrultusunda karar verildiğini belirterek, kısmen ret kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece hükmedilen tazminatın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının kanuni yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili şirketten tazminat talep etme hakkının bulunmadığını, dava konusu hırsızlık olaylarının beyan edildiği şekilde gerçekleşmediğini ve buna istinaden teminat kapsamı dışında kaldığı noktasında uyuşmazlığın oluştuğunu, TTK hükümleri gereğince hırsızlık sigortası genel şartları poliçe özel şartları ve emsal yargı kararları uyarınca sigorta hukuku bilirkişi tarafından kapsamlı inceleme yapılması gerektiğini, mahkemece söz konusu hususun hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, raporların yalnızca dosya üzerinden tespit yapılmak suretiyle oluşturulduğunu, kararın kaldırılması ve davanın reddi gerektiğini, dava konusu edilen hasarların sigortalı tarafından beyan edildiği şekilde gerçekleşmediğini, bu duruma dair kuvvetli şüpheler bulunduğunu, ispat külfetinin yer değiştirmek suretiyle davacı tarafa geçtiğini, tüm bilirkişi raporlarında söz konusu hususa ilişkin herhangi bir inceleme ve tespit yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından dosyaya sunulan itiraz ve beyanların belirtilen konularda dikkate alınarak tespit yapılması gerektiğini, mahkeme tarafından itirazların göz önünde bulundurulmadığını, davanın kabulüne karar verildiğini, ekspertiz raporunda açık şekilde görüldüğü üzere olayın davacının beyan ettiği gibi meydana gelmediğini, aksi durumda ise müvekkili şirket nezdinde tanzim olunan ekspertiz raporları ile diğer tüm belgeler ifade tutanakları, görgü tutanakları, fotoğrafların incelenmesi gerektiğini, belirtilen evrak, belge ve kayıtlar incelenmeksizin müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, hırsızlık olaylarının ayrı ayrı teminat kapsamına girip girmediği hususunun sigorta hukuku bilirkişisi tarafından tetkik edilmesi gerektiğini, dava konusu edilen dört hırsızlık olayınında beyan edildiği şekilde gerçekleşmediğini, dolayısıyla hasarların teminat kapsamında olmadığını, müvekkili şirket nezdinde dört farklı hasar dosyası oluşturulduğunu, söz konusu her bir hasar dosyasında ayrı ayrı ekspertiz raporu oluşturulduğunu, ayrı ayrı oluşturulan ve dosyaya sunulan hasar dosyaları ile ekspertiz raporlarında ve hasar dosyalarından açık olarak anlaşıldığı üzere hırsızlık hadiselerinin meydana geldiği yerlerde herhangi bir zorlamaya rastlanılmadığı gibi söz konusu alanlarda sigortalı tarafından değişiklikler yapıldığının belirlendiğini, mahkeme tarafından ispat külfetinin müvekkili şirket nezdinde olduğu belirtilerek itirazlarının reddedildiğini, ekspertiz raporlarının ancak mevcut delil ve belgeler ile tanzim edilmiş olmasına karşılık söz konusu raporlar kapsamında tespit edilen hususların mahkeme ve tanzim edilen bilirkişi raporları kapsamında değerlendirilmemiş olmasının kabulünün imkansız olduğunu, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, eksik inceleme ile oluşturulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte TTK hırsızlık sigortası genel şartları ile poliçe özel şartları doğrultusunda sigorta ettirene yüklenen yükümlülüklerin hiçbirinin yerine getirilmediğini, TTK 1444.maddesi 1448 maddesi ve genel şartların b.2.bendi gereğince sigortalı tarafından alınması gereken önlemlerin alınmadığını, hasar ihbarının 26.09.2017 tarihinde yani 15.02.2017 hasar tarihinden 7,5 ay sonra yapıldığını, diğer olaylarda ise üç ay sonra gerçekleştiğini, TTK 1446.maddesi gereğince sigorta ettirenin durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirmesi gerektiğini, inşaat sigortası genel şartlarının hasar halinde sigortalının yükümlülükleri başlıklı maddesinde hasarın meydana geldiği tarihten itibaren 5 gün içinde sigortacıya ihbar etmek zorunda olduğunun belirtildiğini, davacının koruma ve zararı önleme tedbirini almadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ... Poliçesi kapsamında hırsızlık nedeniyle oluşan hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, sigorta poliçesinin varlığı, davacı şirketlere ait şantiyelerde dava konusu edilen dört ayrı hırsızlık olayıyla ilgili olarak hasar dosyalarının oluşturulduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, hırsızlık olaylarının iddia edildiği şekilde meydana gelip gelmediği, sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, ispat külfetinin hangi tarafa ait olduğu, davacı sigortalının ihbar külfetini süresinde yerine getirip getirmediği, zararın oluşmasını önleyici tedbirleri alıp almadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup olmadığı, reddedilen kısım yönünden çalındığı iddia edilen malzemelere ilişkin sevk irsaliyesinin olmamasının iddianın ispatı için yeterli olup olmadığı, bu konuda mahkeme tarafından tanık dinlenip dinlenilemeyeceği, ekspertiz raporları ile bilirkişi raporu arasında çelişki olup olmadığı, davalı tarafça yapılan itirazların mahkemece yeterince değerlendirilip değerlendirilmediği, kararın eksik incelemeye dayanıp dayanmadığı, muafiyet indiriminin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı Dido... AŞ - ... AŞ İş Ortaklığı ile davalı sigorta şirketi arasında13.04.2016 başlangıç ve 15.10.2018 bitiş tarihli ... Poliçesinin düzenlendiği, sigorta poliçesinde davacı iş ortaklığının sigorta ettiren, dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının sigortalı olarak yer aldığı, 21.03.2017 başlangıç - 15.10.2018 bitiş tarihli sigorta poliçesinde ise hem davacı iş ortaklığının hem de dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının sigortalı olarak yer aldığı, riziko adresinin İstanbul Avrupa Yakası, Beylikdüzü/İstanbul Türkiye olarak belirtildiği, proje adının İstanbul Avrupa Yakası Kamu Binaları Bakım Onarım ve Ek Hizmetleri Yapıları olduğu, poliçede bakım devresi başlangıç tarihinin 15.10.2017, bakım devresi bitiş tarihinin 15.10.2018 olarak gösterildiği, muafiyetler başlığı ile diğer hasarlarda 1.500,00 USD olarak muafiyet bedelinin belirtildiği, teminat kapsamı olarak ise sigortalıya ait inşaat faaliyetlerinin inşaat sigortası genel şartları, üçüncü şahıs mali mesuliyet genel şartları ve poliçede yazılı özel şartlar çerçevesinde sigorta edeceğinin belirtildiği, ayrıca sigorta teminatlarının açıklandığı, poliçenin 107.klozunda şantiye binaları (kamplar) ve malzeme depolarına ilişkin taahhüde yer verildiği, söz konusu maddede; taraflar arasında anlaşmaya varıldığı ve mutabakata varıldığı, diğer tüm hususların poliçede ve zeyilnamelerdeki hüküm ve şartlara ve istisnalara tabi olmak kaydıyla yangın, sel veya su baskınının kamplara ve malzeme depolarında doğrudan veya dolaylı yoldan verebileceği ziya ve hasarlar ile bundan kaynaklanabilecek sorumluluk için sigortacıların sigortalıya ancak bu kampların ve depoların bölgenin herhangi bir yerinde son 20 yıl içinde en yüksek su seviyesinin üzerinde bir seviyede konumlanmış olması halinin belirtildiği, sözleşmenin 8.maddesinde; şantiye sahasının çitle çevrileceği ve sahaya erişimin kontrol altında tutulacağı, şantiyede mevcut yapılar veya mülkiyeti sigortalıya ait olan ve sigortalının bakımı, muhafazası veya kontrolü altında bulunan yapıların tarafların arasında anlaştığı ve mutabakata varıldığı ve diğer tüm hususların poliçe ve zeyilnamelerde hüküm ve şartlara ve istisnalara tabi olmak üzere sigortalının mutabık kalınan ek primi ödemiş olması koşulu ile inşaat bütün riskler poliçesi teminat kapsamı şantiye mevcut yapıların ve mülkiyeti sigortalıya ait olan muhafazası ve kontrolü altında bulunan yapıların poliçe kapsamında sigortalanmış olan bölümlerinin inşaat ve montaj faaliyetleri nedeniyle maruz kalabileceği ziya ve hasarları da teminat altına alacak şekilde genişletildiğinin belirtildiği, teminat kapsamı başlığı ile söz konusu klozun sigortalıyı sigortanın yürürlüğü esnasında sigortalanmış olan inşaat ve montaj işlerinin ifası sebebiyle meydana gelen bir olay neticesinde üçüncü şahısların ölmesi veya bedeni zarara uğraması, üçüncü şahıslara ait mal ve kıymetlerin ziya ve hasara uğraması sebebiyle poliçede öngörülen sıfat, faaliyet ve hukuki münasebetlerinden dolayı poliçede belirtilen haller ve özel şartlar göz önünde bulundurularak teminat limitleri dahilinde temin edileceği hususlarına yer verildiği, teminat dışında kalan hallerin 2.maddede düzenlendiği, davacı ... Yapı ve ... İş Ortaklığı ile İstanbul Avrupa Yakası Kamu Binaları Bakım, Onarım ve Ek Hizmet Yapıları 4. Grup inşaatı muhtelif otomasyon ve elektrik imalatlarının yapılmasına dair diğer davacı ... Şirketi ile dava dışı ... Şirketi arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı, Yapı İşleri Müdürlüğünün ihale ettiği işle ilgili olarak sözleşme imzalandığı, sözleşmede iş verenin davacılardan ... Şirketi olduğu, alt yüklenicinin ... Şirketi olduğu, yüklenicinin ..... İş Ortaklığı olarak yer aldığı, sözleşmenin 18.04.2016 tarihli olduğu, 15.maddede; işin ve iş yerinin korunması ile sigortalanmasının düzenlendiği, 15.1.maddede; işverenin iş yerlerindeki her türlü araç, malzeme, ihzarat, iş ve hizmet makineleri, taşıtlar, tesisler ile sözleşme konusu iş için işin özellik ve niteliğine göre başlama tarihinden geçici kabul tarihine kadar geçen süre içerisinde oluşabilecek deprem... hırsızlık, sabotaj gibi risklere karşı yapım işleri genel şartnamesinde yer alan hükümler çerçevesinde (...) sigorta yaptıracağı ve bedelinin alt yüklenicinin madde 10.daki esaslara göre hakedişlerinden kesinti yapmak suretiyle tahsil edileceğinin belirtildiği, 05.01.2017 tarihli sözleşmenin davacı iş veren ... Şirketi ile alt yüklenici ... Şirketi arasında yapıldığı, ihale sonucunda yüklenici davacılar ile alt yüklenici davacı ... Proje ile dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı, Yapı İşleri Müdürlüğü arasında ihale neticesinde söz konusu sözleşmelerin imzalanmış olduğu, sözleşmenin eki olan sözleşmelerin mevcut olduğu, 25.06.2017 tarihinde dava dışı ... tarafından şikayette bulunulduğu, söz konusu şikayet dilekçesinde; ... Mahallesinde bulunan kurban kesim yeri inşaatında bekçi olarak çalışmakta olduğunu, 24.06.2017 günü sabah 07:00'da şantiye projektörlerini kapatacağı esnada bir kısım malzemelerin olduğu depo kapağının kırılmış olduğunu fark ettiğini, hırsızlık olduğunu düşünerek durumu şantiye şefine bildirdiğini, polis ekiplerinin geldiğini, gerekli incelemelerin yapıldığının beyan edildiği, hasar ihbarının 26.09.2017 tarihinde yapıldığı, olayla ilgili olarak 08.02.2018 tarihli hırsızlık hasarına ilişkin ekspertiz raporu düzenlendiği, söz konusu raporda, sigortalı firma yetkilisi ile yapılan görüşmede; İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile iş ortaklığı arasında düzenlenen sözleşmeye istinaden Arnavutköy ilçesi kurban kesim şantiye alanında şantiye şefi olarak görev yaptığı, şikayetçi ifade tutanağının incelendiği, polis ekipleri tarafından gerekli incelemelerin yapıldığı, incelemede; şantiyeden elektrik kablolarının topraklama çubuğu, akülü vidalama matkabının vb cihazların çalınmış olduğunu fark ettiklerini beyan ettikleri, yapılan tespitte ise olay mahalline gidildiği, kurban kesim yerinde inşaat işlerinin tamamlanmış olduğu, inşaat alanı giriş kapısının kilitli olduğu, tesiste herhangi bir faaliyetin bulunmadığı, inşaat işlerinin tamamlanmasından sonra hırsızlık hadisesinin meydana geldiği, geçici olarak kullanılan malzeme deposunun kaldırıldığının beyan edildiği, hırsızlık hadisesinin meydana geldiği malzeme deposunun görülemediği, olay yeri görgü tespit tutanağının temin edilemediği, malzeme deposuna ne şekilde girildiğinin tespitinin yapılamadığı, alış faturaları temin edilen malzeme hasarlarının ve alış faturaları temin edilemeyen hasar toplamının belirlendikten sonra muafiyet düşümü sonucunda 3.259,45 TL hasarın hesaplandığı, rücu durumu olarak gayri meçhul ifadesine yer verildiği, sonuç olarak hasar toplamının 6.655,45 TL, muafiyet düşümlü toplamın ise 1.396,00 TL olarak belirtildiği, 23.06.2017 tarihinde; firma yetkilisinin polis merkez amirliğinde düzenlenen 24.06.2017 tarihli şikayetinde; ... Hastanesinin alt kısmında ... Şirketi tarafından yapımı devam eden psikiyatri kliniği inşaatı inşaat sorumlusu olarak görev yaptığı, 23.06.2017 tarihinde 21:00 sıralarında inşaatta gece bekçisi olarak çalışan şahsın kendisini arayarak tuvaletten dönerken inşaat sahasından ... plaka sayılı gri renkli bir aracın inşaattan çıkış yaptığını gördüğünü, yapılan kontrolde inşaat sahası içerisinde bulunan malzeme koydukları konteynerin içinde bulunan elektrik kablolarının, mikrofon kablosunun şarjlı matkabın spiral motor ile inşaat kalıp malzemelerinin çalınmış olduğunun tespit edildiğinin beyan edildiği, hasar ihbarının 26.09.2017 tarihinde yapıldığı, olay mahallinde yapılan incelemede; hastanenin alt tarafında yapımına devam edilen klinik inşaat alanındaki sorumlu ile yapılan incelemede; söz konusu inşaat alanının etrafının çevrili olduğu, giriş ile inşaat arasındaki kare taş döşeli açık alanda şantiye ofisi, depo, tuvalet ve yatakhane olarak kullanılan konteynerlerin bulunduğu, klinik inşaatının büyük bölümünün tamamlanmış olduğu, Polis Olay Görgü Tespit Tutanağının incelenmesinde; tutanakta olayın vuku bulduğu konteynerin kapısının açık olduğu, anahtarın üzerinde olduğu, kapıda zorlamaya ait herhangi iz ve emare bulunmadığının görüldüğünün belirtildiği, şantiye alanında gece bekçisi bulunduğu, hadise sırasında bekçinin tuvalette olduğu, bu sırada şantiye temizlik işlerini yapan Suriye uyruklu şahsın şantiyeye göz kulak olduğu, yaklaşık 5- 10 dakika içinde olayın gerçekleştiği, ancak yapılan incelemede; tuvalet olarak kullanılan konteyner ile depo olarak kullanılan konteynerlerin birbirine çok yakın olduğu, yaklaşık 5 - 10 dakikalık bir süre içerisinde 4 şahıs tarafından gerçekleştirilen hırsızlık hadisesinin bekçi tarafından fark edilmemesinin anlaşılamadığı, konteyner kapısının açık ve anahtarın üzerinde olduğu, ekspertiz raporu tanzim tarihine kadar alış faturalarının bir kısmının temin edilemediği, çalındığı beyan edilen malzemelere ait alış faturalarının taraflarına iletilmesinin talep edildiği, alış faturaları temin edilen hasar toplamı ile alış faturaları temin edilemeyen hasar toplamı üzerinden poliçedeki diğer hasarlar için belirtilen 1.500,00 USD muafiyet dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde 860,55 TL hasar belirlendiği, rücu durumu olarak faili meçhul açıklamasına yer verildiği, 15.07.2017 tarihinli hırsızlık olayının ihbar tarihinin 26.09.2017 tarihi olduğu, 19.02.2018 tarihli ekspertiz raporunda; ... Şirketi yetkilisine ait 20.07.2017 tarihinde düzenlenmiş olan şikayet tutanağında; ... Hastanesinin arka kısmında yapılmakta olan psikiyatri poliklinik bina inşaat alanında 15.07.2017 günü 22:10 sıralarında iki bekçi olduğu halde şantiyeye gelen şahıslar tarafından bekçilere silahların doğrultulup şantiye alanında bulunan iki adet konteynerden bir tanesinin kapısını kırmak suretiyle konteynerin içinde bulunan ifade tutanağı ekindeki listede belirtilen elektrik ve elektronik malzemenin çalınmış olduğunun beyan edildiği, 15.07.2017 günü inşaatta iki bekçinin bulunduğu söz konusu tarihte saat 22:10 sıralarında bekçi kulübesinde televizyon izledikleri esnada kendilerini tanımadıkları, kafalarında şapka bulunan şapkanın ön tereki ile yüzlerini kapatmış iki şahsın şantiyeye geldiği ve bahse konu şahısların kendilerine bağırarak silahını çıkarıp kurduğu, şahıslar gittikten sonra inşaata baktıklarında iki adet konteynerin bir tanesinin kapısının kırılmış olduğu, içinin tamamen boşaltılmış olduğunu görmeleri üzerine polisi ve şantiye yetkililerini arayarak haber verdikleri, 26.09.2017 tarihinde hasar ihbarı üzerine olay mahalline gidilerek inşaat alanında sorumlu ile yapılan incelemede; inşaat alanın çevrili olduğu, klinik inşaatının büyük bölümünün tamamlanmış olduğu, olay yeri görgü tespit tutanağı ve şikayetçi tutanaklarının diğer belgelerin taraflarına iletilmesinin talep edildiği, hasar ihbarının olaydan yaklaşık 2,5 ay sonra yapılmış olması nedeniyle hadise tarihinde şantiye düzeni ile bekçi mobosu ve depo olarak kullanılan konteyner ve diğer konteynerlerin etraflarının çevrili olup olmadığı, yakınlıklarının tespitinin mümkün olmadığı, muafiyet düşümü sonucunda hasar tutarının 39.075,14 TL olduğu, 15.02.2017 tarihinde ... ... Sarıyer/İstanbul adresinde yer alan hırsızlık olayının 26.09.2017 tarihinde ihbar edildiği, şikayet ifade tutanağında; saat 8:30 sıralarında çalışanların haber vermesi üzerine iş yerinde depo olarak kullandıkları kapısı kilitli depodan malzemelerin çalınmış olduğunun öğrenildiği hususunun belirtildiği, hasar ihbarı üzerine olay mahalline gidildiği, etrafı çevrili girişi açık durumdaki büyük bir bölümü tamamlanmış olan otopark inşaat alanında yapılan incelemede; polis olay yeri raporunun tefkikinden, bahse konu olayın ... Otoparkı içerisinde konumlandırılmış olan üzerinde ... yazısı bulunan çelik kafes metal sac izalosyonlu konteyner içinde meydana gelmiş olduğu, ofis ve depo olarak kullanılan konteynerlerin güvenliğinden sorumlu şahıstan edinilen bilgiye göre 15.02.2017 günü saat 06:30 sıralarında plakası alınmayan kapalı kasa kamyonet ile gelen üzerlerinde ... firmasına ait yelek ve baret bulunan dört erkek şahsın kendisini derdest ederek etkisiz hale getirerek hırsızlık olayının gerçekleştirildiği bilgisinin alındığı, konteynerlerin depo ve ofis olarak kullanılan iki kısma ayrılmış olduğu, herhangi bir karışıklık ya da dağınıklık olmadığı, şikayetçi tutanağında; 96.330,97 TL talepleri bulunduğu, ekpertiz raporu tanzim tarihine kadar depo giriş çıkış kayıt defteri ve çalındığı beyan edilen malzemeye ait irsaliyeler temin edilemediği, hasar toplamının muafiyet düşümü sonucunda 90.851,76 TL olduğu, faili meçhul olarak değerlendirildiği, olay sonucunda gerçekleştirilen şikayetler neticesinde, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/26332 soruşturma nolu dosyasında 08.08.2017 tarihinde faili meçhul sanık yönünden meydana gelen olayla ilgili olarak daimi ara kararı verildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/26397 Soruşturma nolu dosyasında 23.02.2017 tarihinde şüpheli meçhul şahıs hakkında bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme, mala zarar verme suçlarından dolayı daimi ara kararı verildiği, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2017 tarihli daimi ara kararı ile 2017/37877 Soruşturma nolu dosyada; faili meçhul sanık yönünden birden fazla kişi tarafından silahla yağma suçlamasından ötürü karar verildiği, davacıların başvurusu üzerine davalı sigorta şirketi tarafından ayrı ayrı cevap verildiği, 06.04.2018 tarihli davacı iş ortaklığına yönelik verilen cevap dilekçesinde; 15.02.2017 tarihinde meydana geldiği beyan edilen hırsızlık olayında 7,5 ay sonra 26.09.2017 tarihinde şirkete bildirildiği, eksperin hırsızlık bölgesi olarak beyan edilen sahada yaptığı çalışmalarda hırsızlık hadisesine ilişkin herhangi bir emare bilgi ve bulguya ulaşılamadığı, zararla ile ilgili tespitte bulunamadığı belirtilerek tazminat talebine dair işlem yapılamayacağının belirtildiği, 23.02.2018 tarihli cevabı yazıda ise 15.07.2017 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayından 2,5 ay sonra ihbar yapıldığı ve olayla ilgili bilgi ve bulguya ulaşılamadığı, zararla ilgili tespitte bulunamadığı belirtilerek tazminat talebine ilişkin işlemde bulunmadığının ifade edildiği, dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile davacı ... AŞ'ye yönelik verilen 20.04.2018 tarihli cevabı yazıda ise; 24.06.2017 tarihinde meydana gelen hasarla ilgili olarak eksper incelemesinden sonra rapor ışığında herhangi bir zorlama, darp vb etken olmaksızın kilitli olmayan konteynerlerden malzemelerin çalındığının tespit edildiği, hasar oluş şekli itibariyle hırsızlık sigortası genel ve özel şartları kapsamında değerlendirilemediği gibi genel şartlarda belirtilen süre zarfında ihbar mükellefiyetine de uyulmadığı belirtilmek suretiyle herhangi bir tazminat ödenemeyeceğinin ifade edildiği, söz konusu açıklamanın devamında hırsızlık sigortasına ilişkin şartlara yer verildiği, ayrıca rizikonun gerçekleştiğini öğrenildiği tarihten itibaren sigortalının 5 iş günü içerisinde sigortacıya bildirimde bulunmak durumunda olduğunun ifade edildiği, 25.06.2017 tarihli hasara ilişkin olarak da aynı tarihli ve olumsuz cevap verildiği, davacılar tarafından davalı sigorta şirketinin olumsuz beyanları sonrasında iş bu tazminat davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ile ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemeleri gerçekleştirilmiştir. Kök ve ek raporlar alınmıştır.Davacılar vekili bilirkişi ek raporuna itiraz ve beyanda bulunarak, ... Firması tarafından düzenlenen faturaların mevcut olmasına rağmen eksik ve hatalı hasar bedelinin hesaplandığını, hasar dosyalarında 1.500,00 USD miktarında muafiyet düşümü yapıldığını ancak poliçede hırsızlık hasar muafiyetinin belirtilmemiş olduğunu ifade ederek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davanın öncelikle aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafın sigorta ettiren olarak sigortalı sıfatına haiz olmadığını, TTK 1454.maddesi gereğince başkası lehine sigorta yaptırıldığında sigortalının muvafakatının gerektiğini, ayrıca raporun yeterli olmadığını, dosyanın sigorta hukuku bilirkişisine tevdini talep etmiştir. Dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Fen İşleri Daire Başkanlığı Yapı İşleri Müdürlüğü tarafından davacı şirketlerin talebi üzerine 10.03.2021 tarihli muvafakatname düzenleyerek dosyaya ibraz edilmiştir. Söz konusu belgede; ihale komisyonunun 30.04.2015 tarihli komisyon kararı ile İstanbul Avrupa Yakası Kamu Binaları Bakım Onarım ve Ek Hizmet Yapıları IV. Grup İnşaat işinin yüklenici davacı iş ortaklığına ihale edildiği, 12.04.2016 tarihinde yer teslimi yapıldığı, davalı sigorta şirketi ile sigorta poliçesinin düzenlenmiş olduğu, sigorta sözleşmesinde şantiyelerde bulunan malların hırsızlık durumuna karşı sigortalandığı, işin 24.04.2019 tarihinde kesin kabulünün yapıldığı, dava konusu hırsızlığın idarelerine bildirildiği, sigortalı kurum olarak tazminatın davacı tarafa ödenmesine muvafakatlarının bulunduğu belirtilmiştir. 06.08.2021 tarihli 2.ek bilirkişi raporunda da; önceki rapor aynen tekrar edilmiştir. Ayrıca 28.02.2022 tarihli olay yeri inceleme uzmanı bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Dava, ... Poliçesi kapsamında oluşan hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Sözleşme ve riziko tarihinde yürürlükte bulunan TTK 1409.maddede; sigortanın kapsamı düzenlenmiştir. " (1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.(2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir." ifadelerine yer verilmiştir. Sigorta sözleşmesi; somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 1401/1 maddesinde; “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanım çerçevesinde, sigorta sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, sigortacının asli ediminin rizikoyu taşıma (himaye sağlama) borcu iken sigorta ettirenin asli edimini ise prim ödeme borcu oluşturduğu sonucuna ulaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 1401/1 maddesinde yapılan tanıma göre Türk Sigorta Hukukunda zarar sigortası ve meblağ sigortası ayrımının benimsendiği, .Yukarıda yer verildiği üzere yasal düzenleme kapsamında sigorta bir sözleşmedir.Dava konusu sigorta poliçesinde; sigorta ettiren davacı iş ortaklığı, sigortalı ise dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıdır. Davacılardan ... Şirketi dosya içerisine ibraz edilen sigorta poliçesinde yer almamaktadır. Sigorta sözleşmesi kapsamında adı geçen davacının taraf sıfatı tartışılmamıştır. Sıfat, dava konusu sübjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse mahkeme dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapıp karar veremez .Bu nedenle o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatıda o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle mahkemece davacının aktif dava ehliyetinin yani davacı sıfatının olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekir iken bu değerlendirme yapılmaksızın işin esasının incelenmiş olması yerinde görülmemiştir. Davacılardan ... Şirketinin dava açma hakkının olup olmadığının değerlendirilmesi ve gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Tüm sigorta sözleşmelerinde temel unsur olan riziko; gerçekleşip gerçekleşmeyeceği veya ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan, ancak gerçekleşmesi hâlinde zarar veya ekonomik bir ihtiyaç doğuran olaydır. Rizikoyu teşkil eden olay, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olamaz. Zarar sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle sigortalının uğradığı gerçek zarar sigortacı tarafından karşılanmaktadır. Meblağ sigortalarında ise sigortacı bir zararın söz konusu olup olmadığına ve eğer bir zarar gerçekleşmişse bunun miktarına bakmadan,sözleşmede belirlenen edimini yerine getirmekle yükümlüdür. Zarar sigortası kapsamında yer alan bir sigorta türü de inşaat sigortalarıdır. TTK'nın 1409. madde hükmü kapsamında sigortacı ancak sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Davalı sigorta şirketi tarafından yargılamanın başından itibaren dava konusu hırsızlık olaylarının sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığına yönelik savunmalarda bulunmuştur. Buna dair ise ihbar sonrası düzenlenen ekspertiz raporlarını ve diğer delilleri göstermiştir. Riziko konusu hırsızlık olaylarının ayrı ayrı sigorta teminatı kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Olaydan 3 ay ve sonraki aylarda yapılan ihbarlar neticesinde ekspertizler tarafından malzeme deposuna nasıl girildiği veya iddiaların anlaşılamadığı gibi açıklamalarda bulunulmuştur. Her ne kadar ihbarın süresinde yapılmamış olması zararın artışına neden olmayacaksa da rizikonun teminat kapsamında olup olmadığını tespit açısından önem arzedecektir. İddiaya göre hırsızlık olayları şantiye alanlarındaki konteynerlerde meydana gelmiştir. Olay sonrasında düzenlenen polis olay yeri görgü tespit tutanakları da ekspertizler tarafından değerlendirilmiştir. Bilirkişi heyet raporunda genel hükümlere atıfla sorumluluk belirlenmişken somut olay ve ekspertiz rapor görüşüne yer verilmekle birlikte tartışılmamıştır. TTK'nın 1421 vd. maddelerde tarafların borç ve yükümlülükleri düzenlenmiştir. 1430 vd. maddelerinde ise sigorta ettirenin borç ve yükümlülükleri yer almaktadır.1444/1 .fıkrada, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılmasından sonra sigortacının izni olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştıracak tazminat tutarının artmasına etkileyici davranış ve işlemlerde bulunamayacağı belirtilmiştir. TTK'nın 1409/2 fıkrası kapsamında, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında olduğunu ispat yükü sigortacıya ait ise de davalı itirazları ve ekspertiz raporları değerlendirilmeksizin verilen hüküm yeterli kabul edilemeyecektir.Mahkemece, davacı şikayeti sonrasında olay yerinde tutulan tutanaklar, dosya içerisindeki polis olay yeri görgü tespit tutanakları, ihbar sonrasında düzenlenen ekspertiz raporları bir bütün halinde değerlendirilerek her bir olayın sigorta genel ve özel şartları kapsamında sigorta teminatı kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi, gerekirse bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken eksi değerlendirmeyle itirazlar dikkate alınmadan karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Diğer yandan Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c, 27/c maddelerinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Anayasa Mahkemesinin 01/02/2017 tarihli, ... başvuru numaralı kararında gerekçesiz karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği Anayasa Mahkemesince ortaya konulmuştur.Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Somut olayda, mahkeme tarafından tarafların iddia ve savunmaları ile uyuşma konusu olan ve olmayan hususlara yer verilmediği gibi davacıların aktif dava ehliyetleri poliçe genel ve özel şartları değerlendirilmemiştir. Hüküm kısmında ise davada iki davacı olmasına rağmen kabul edilen miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde verilen kararla da çelişki oluşturulmuştur. Ayrıca yargılama giderleri yönünden de davacı ve davacılar ifadesi kullanılarak hükümde bütünlük bozulmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,

2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,

4-Kaldırılan ilk derece kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,

5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.07.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1982, K. 2026/1297, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1982-e-2026-1297-k-59a9e7e337cf