Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2052 E. 2026/1347 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2052
- Karar No
- 2026/1347
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2052
KARAR NO:2026/1347
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:25/11/2021
NUMARASI:2021/23 Esas, 2021/964 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Rekabet yasağı anlaşmasından kaynaklanan ceza koşulu)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacı şirketin acenteliğini 20.04.2009’dan-24.04.2014 tarihine kadar yürüttüğünü, 25.04.2014’de başlangıç tarihli acentelik sözleşmesi tekrar imzalanarak 25.04.2015’e kadar süreceğinin kararlaştırıldığını, davalı taraf Beyoğlu... Not. ... yev. nolu 21.04.2015 tarihli ihtarnamede 25.04.2015 tarihine kadar sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin yerine getireceğini belirttiğini, bu ihtarnameye göre acentelik sözleşmesinin sona erdirildiğini ve devir teslim yapıldığını, hem 23.04.2009 başlangıç tarihli hem de 25.04.2014 başlangıç tarihli acentelik sözleşmelerinde davalının sır saklamakla yükümlü olduğunu, davalı, davacı ile acentelik sözleşmesini sonlandırdıktan yani feshettikten sonra aynı adreste ... Kargo firmasının yürütmeye başladığını, ... Kargo ile davacı şirketin aynı sektörde hizmet verdiğini, davalının davacıdan edindiği bilgi ve birikimi ... Kargo için kullandığını, davalı müşterilere kendisini ... acente müdürü göstererek ve aynı şekilde kart bastırarak haksız kazanç sağladığını, acentelik sözleşmesi 10/a bendine göre aykırı hareket ettiğini, aynı adreste davacı firmanın kargo firması olarak hizmet verdiğini ve tanındığını, davalı ... Kargonun işlerini aynı adreste yapmaya devam ettiğini, davalının davacının müşterilerine ... kargo acenteliği hakkında fiyat teklifi vermeye başladığını, uzun yıllar davacı ile çalışmalarına rağmen davalının davacı müşterilerinin portföyünü kullanarak ... kargo ile çalışmalarına neden olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere üç aylık ciro miktarı olan 350.000 TL ceza koşulu alacağının davalıdan tahsiline, yargılama ve avukatlık giderinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; Ticaret mahkemesinin görevsiz olduğunu, davaya dayanak acentelik sözleşmesi var gibi görünse de davacı şirketle aralarındaki ilişkinin işçi işveren ilişkisine dayandığını, acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunun tespiti için İş Mahkemesinde dava açılması gerektiğini, davacının dayanağı sözleşmenin acentelik anlamında gerçeği yansıtmadığını, davacının dayandığı sözleşmenin 10.mad. (a) bendinin hukuken geçersiz olduğunu ve davalıdan bu maddeye göre bir bedel istenemeyeceğini, sır saklama yükümlülüğü ve rekabet yasağı için tüm Türkiye’yi kapsayan ve genel bir tanımlama ile bir işin hiçbir şekilde ve hiçbir yerde yapılamayacağını belirleyen hükümler içeren sır saklama ve rekabet hükümlerinin geçersiz olduğunu, yine sözleşmenin anılı hükmünde "... davranışın tespiti halinde 3 aylık cirosu kadar cezai şartı ..." dendiğini, bu hükümde de cezanın miktarının hangi aya ait, kime göre ve neyin cirosu olduğu belirli olmadığından ve hesap edilebilir bulunmadığından geçersiz olacağını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalı davacının iddia ettiği gibi davacının acenteliğinin yürütüldüğü adreste başka bir isimle (... Kargo ismi ile) aynı nitelikte işi yapmadığını, davalının halen bir işte çalışmadığını, eşinin işlerine yardım ettiğini, kargo sektöründen ayrıldığını, müvekkilinin ... kargoda çalışırken davacı firma ile çalışan firmaları başka bir kargo şirketi ile çalışma konusunda ikna etmediğini, ilişki kurmadığını ve ... kargonun sırlarını ifşa etmediğini, zira sözleşme imzalanırken üç aylık ciro miktarının ucu açık bırakılarak belirlendiğini ve müvekkilinin mali açıdan yıkımı ile sonuçlanacak bir hedef belirlendiğini, Borçlar Kanunu gereği davalının mali ve ekonomik olarak yıkımına neden olacak şekilde imzalatılan bu cezai şart hükmünün geçersiz olduğunu, müvekkili ile davacı arasında geçerli bir acentelik sözleşmesi olmadığını, olsa bile sözleşmenin (10/a) maddesinin belirgin ve hesap edilebilir olmadığını ve çalışma hürriyetini engelleyecek şekilde müvekkilinin tüm hayatını kısıtlayan hükümler içerdiği için geçersiz olduğunu, tahsili halinde davalının mahvına neden olunacağını belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı iş ve eylemlerden dolayı cezai şart alacağının tahsil istemine ilişkindir.İstanbul BAM 14.HD'nin kaldırma kararında da belirtildiği üzere hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı TBK 444 ve 447 mad.kapsamında değerlendirmek gerektiği, İstanbul 10.İş Mahkemesi'nin 2015/1009 E - 2019/329 K.sayılı ilamında da açıklandığı üzere acentanın sağladığı hizmetin ücretinin davalı şirket tarafından belirlendiği,faturaları davalı şirket nam ve hesabına tahsil ettiği, davalı şirketin denetim hakkının bulunduğu tarafların aralarında hukuki bağımlılık ve işçi/işveren ilişkisinin olduğu, tarafların arasında imzalanan sözleşmenin 10.mad'de "sır saklama yükümlülüğü ve yaptırımı " başlıklı olup " Acentelik ilişkisi devam ettiği süresince ve ilişiğin bitimini izleyen iki yıl içinde acente .... sır saklamakla yükümlüdür. ....yukarıda belirlenen süreler içinde ... Kargo ile aynı işkolunda veya aynı sektörde faaliyet gösteren firma, kuruluş veya kişilerle muvazaa yoluyla veya doğrudan ticari sinai ya da hizmet ilişkisi niteliğinde bir bağ kurmamayı ve bu yükümlülüğüne aykırı davranmayı kabul ve taahhüt eder.Aksine davranışın tespiti halinde 3 aylık cirosu kadar cezai şartı, herhangi bir ihtar, talep ve davaya gerek kalmaksızın kayıtsız şartsız ödemeyi kabul ve taaahhüt eder. " hükmünü içermektedir. Ayrıca bu sözleşmenin 6.mad'de "Sözleşmenin geçerli olduğu yer " başlıklı olup "Bu sözleşme İstanbul ili, Şişli ilçesinde geçerlidir" hükmünü ihtiva eder.TBK 444 mad'de rekabet yasağı koşulları belirlenmiş olup rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme hakkı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olabilecek nitelikteyse geçerlidir.445 mad'de işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlandırmalar getirilemez ve süresi iki yılı aşamaz.Bu hükümler çerçevesinde somut olaya bakıldığında süre iki yıl olarak belirlenmiş, ... kargo ile aynı iş kolunda ya da aynı sektörde olarak işkolu sınırlaması yapılmış ve sözleşmenin 6 mad.de belirtidiği gibi yer İstanbul, Şişli ilçesi olarak sınırlandırılmıştır. Buna göre işçinin ekonomik geleceğinin mahvına sebep olabilecek bir sınırlandırma mevcut olmayıp cezai şart belirlenirken 3 aylık cirosu ibaresi konmuş olup bu ifade muğlak olmayıp ticari defterlerden açıkça tespit edilebilmektedir. Yaptırılan mali inceleme sonucunda aylık ciro ortalaması belirlenerek 3 aylık cironun 119.562,12-TL olduğu tespit edilmiştir. Kaldırma kararında belirtilen kıstaslar da dikkate alınarak açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 119.562,12 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararı neticesi itibariyle doğru olmakla birlikte, hükmün gerekçesinde belirtilen taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında işçi – işveren ilişkisi kurulmadığını, Davalının ... Kargo çalışanı olmadığının SGK’dan celp edilecek kayıtlar neticesinde anlaşılabileceğini, yine davacının basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü / bağımsız tacir yardımcısı olduğunun tespiti için, davalının tacir/esnaf kaydının bulunup bulunmadığının, kargo taşımacılığı kapsamında faaliyet göstermek üzere KTK uyarınca yetki belgesi sahibi olup olmadığının, vergi kaydı bulunup bulunmadığının, iştigal alanının HMK. m. 31 gereğince hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında araştırılması gerektiğini, Mahkemece cezai şart talebinin kabulü kararı netice itibariyle doğru olmakla birlikte, iş mahkemesi ilamına dayanarak taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinde hataya düşülmesinin mahkeme kararını gerekçesi yönüyle hukuka aykırı hale getirdiğini, acentenin, müşterilerine davacı ... Kargo adına fatura düzenlemesinin, bunun bir neticesi olarak ödemelerin şirket nam ve hesabına tahsil edilmesi ya da elden tahsilatın şirket banka hesabına ödenmesinin, acenteyi şirkete bağımlı kıldığı şeklinde yorumlanamayacağını, 11/06/2019 tarih, 27255 sayılı RG ‘de yayımlanarak yürürlüğe giren [ve acentelik sözleşmesinin akdedildiği 23/04/2009 tarihinde yürürlükte olan] Karayolları Taşıma Yönetmeliği m. 5’e göre kargo işletmeciliği ile iştigal edenlerin yetki belgesi almasının zorunlu olduğunu,. Kargo acentesi olarak iştigal eden davalı, davacı kargo şirketi adına fatura düzenlediğinden, muhasebe kayıtlarının sağlanması amacıyla ödemelerin de davacı kargo şirketi hesabına yapılmasının zorunlu olduğunu, acente olan davalının, hinterland alanına ve yine KTYön. ile belirlenen kargo işletmeciliği faaliyetine uygun olmak kaydıyla faaliyet göstereceği adresi belirlemek yetkisine sahip olduğunu,. 23/04/2009 tarihinde akdedilen acentelik sözleşmesinden yaklaşık 2 yıl sonra yeni bir adreste acentelik faaliyetine devam edebilmek için kira sözleşmesi akdettiğini, davalının acentelik ilişkisi başladıktan sonraki bir tarihte adres değişikliğine gittiğini, davalının, taraflar arasındaki acentelik ilişkisi sona erdikten sonraki tarihlerde, 10/11/2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesine konu adreste başka bir kargo şirketi [... KARGO] olarak kargoculuk faaliyetine devam etmesinin kira sözleşmesinin davacıdan bağımsız ve davalının inisiyatifi ile vücut bulduğunun bir başka ispatı olduğunu, Bu unsur, acentenin şirkete bağımlı olduğunu değil; aksine acentenin bağımsız bir işletme olarak faaliyet gösterdiğini ispat ettiğini, acentenin bağımsız olmasının müvekkilinden hiçbir şekilde talimat almaması anlamına gelmediğini, bazı durumlarda müvekkilinin, acenteden bilgi isteyebileceğini veya talimat verebileceğini, kargo gönderim ücretlerinin davacı ... Kargo tarafından belirlenmesinin, davalı acentenin ... Kargo logolu poşet, kağıt vb malzeme kullanması acentenin bağımsızlığını ortadan kaldıran unsurlar olarak yorumlanamayacağını, davalı acentenin bünyesinde istihdam ettiği tüm personeli bizzat belirleyerek iş hukukundan doğan hak ve alacaklarını kendisinin ödediğini, davanın kabulü yönündeki Mahkeme kararı neticesi itibariyle doğru olmakla birlikte, hükmün gerekçesinde belirtilen taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirmesinin hatalı olduğunu, aylık ciro ortalamasının ve davacıya ödenmesi gereken cezai şart bedelinin hatalı hesaplandığını, davalı acentenin aylık ortalama cirosu 109.419,09-TL olup; 3 aylık ciro toplamı ve cezai şart tutarının 328.257,27-TL olması gerektiğini, Bu sebeple davacı kargo şirketi ticari defter ve kayıtları üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak davalı acentenin aylık ortalama cirosunun tespitive yeniden cezai şart bedelinin belirlenmesi zorunlu olduğunu, davalı vekili yararına hükmedilen karşı vekalet ücretinin tarife hükümlerine ve hukuka aykırı olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m. 10/2’ye göre karşı taraf vekili yararına hükmedilecek olan nispi vekalet ücretinin davacı vekili lehine belirlenen vekalet ücretini geçemeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin acentesi değil çalışanı olduğunu, yargılaması sonuçlanan ve kesin hüküm oluşturan iş hukukundan kaynaklanan işçilik alacaklarının istendiği davanın İstanbul 10. İş Mahkemesinin 2015/1009 Esas, 2019/ 329 Karar sayılı ilamı Bölge Mahkemesi incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, müvekkilinin davacının işçisi iken sanki acentesiymiş gibi cezai şart ödemesine ve rekabet sözleşmesinin geçerli olduğuna karar vermenin hukuka aykırı olduğunu, davacının dayandığı sözleşmenin 10.maddesinin (a) bendinin hukuken geçersiz olduğunu bu maddeye dayanarak herhangi bir bedel istenemeyeceğini, sır saklama yükümlülüğü ve rekabet yasağı için tüm Türkiyeyi kapsayan ve genel bir tanımlama ile bir işin hiçbir şekilde ve hiçbir yerde yapılamayacağını belirleyen hükümler içeren sır saklama ve rekabet hükümlerinin geçersiz olduğunu, sözleşmede de "aynı iş kolunda veya aynı sektörde ... hiçbir biçimde bağ kurmamayı.." dediğinden belirsiz ve çalışma ve yaşama hürriyetine açıkça aykırılık teşkil eden hükümlerden olan hükmün geçersiz olduğunu, sözleşmenin anılı hükmünde "... davranışın tespiti halinde 3 aylık cirosu kadar cezai şartı ..." dendiğini, cezanın miktarının hangi aya ait, kime göre ve neyin cirosu olduğu belirli olmadığından ve hesap edilebilir bulunmadığından geçersiz olacağını, bu anlamda belirlenebilir ve hesap edilebilir olmayan, muğlak cezai şartın da geçersiz olduğunu, davacı yanın acenteliğinin yürütüldüğü adreste başka bir isimle (... KARGO ismi ile) aynı nitelikte işi yapıyor olduğunun ispat edilemediğini, dava dosyasında müvekkilinin davacı kargo şirketi ile aynı sektörde çalıştığına dair tek bir delil bulunmadığını, müvekkilinin Kıt kanaat şartlarda geçindiğini ve kendisine uygun bir iş aradığını, yaklaşık 300.000,00.-TL ödemeye mahkum edilen müvekkilimin bu miktar bir parayı ödemesinin mümkün olmadığını, tahsili halinde müvekkiliniin mahvına neden olacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalandığı iddia edilen ve davacı tarafça hukuki nitelendirilmesi acentelik sözleşmesi olarak nitelendirilmekle birlikte esasen bir hizmet sözleşmesi olan sözleşme ilişkisi kapsamında rekabet yasağına aykırılık iddiasıyla ceza koşulu alacağının tahsili davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamına, sözleşme hükümlerine göre taraflar arasındaki ilişkinin acentelik ilişkisi değil, hizmet sözleşmesi olduğu açıktır. Nitekim taraflar arasında görülen İstanbul 10. İş Mahkemesi'nin 2015/1009 E - 2019/329 K. Sayılı dosyasında verilen kesinleşen karar içeriği itibariyle de taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin hizmet sözleşmesi olduğu kesinleşmiştir.Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.Sözleşmenin 6.maddesi,"Sözleşmenin geçerli olduğu yer " başlıklı olup "Bu sözleşme İstanbul ili, Şişli ilçesinde geçerlidir" hükmünü ihtiva etmektedir.TBK 444 mad'de rekabet yasağı koşulları belirlenmiş olup rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme hakkı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olabilecek nitelikteyse geçerlidir. İşçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlandırmalar getirilemez ve süresi iki yılı aşamaz. Sözleşmede süre bir yıl olarak belirlenmiş, ... kargo ile aynı iş kolunda ya da aynı sektörde olarak işkolu sınırlaması yapılmış ve sözleşmede yer İstanbul, Şişli ilçesi olarak sınırlandırılmıştır. Sözleşmenin 10.maddesi"sır saklama yükümlülüğü ve yaptırımı " başlıklı olup " acentelik ilişkisi devam ettiği süresince ve ilişiğin bitimini izleyen iki yıl içinde acente .... sır saklamakla yükümlüdür. ....yukarıda belirlenen süreler içinde ... Kargo ile aynı işkolunda veya aynı sektörde faaliyet gösteren firma, kuruluş veya kişilerle muvazaa yoluyla veya doğrudan ticari sinai ya da hizmet ilişkisi niteliğinde bir bağ kurmamayı ve bu yükümlülüğüne aykırı davranmayı kabul ve taahhüt eder.Aksine davranışın tespiti halinde 3 aylık cirosu kadar cezai şartı, herhangi bir ihtar, talep ve davaya gerek kalmaksızın kayıtsız şartsız ödemeyi kabul ve taaahhüt eder." hükmünü içermektedir. TBK'nın 447/2 maddesinde; sözleşme haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiştir. İstanbul 10. İş Mahkemesinin 2015/1009 E - 2019/329 K. Sayılı dosyasının incelemesinde "Davacının çalıştığı şube için 10.11.2011 tarihinde davacı ile mal sahibi arasında kiralama sözleşmesi yaptığı, ancak 23.04.2009 tarihinde acentelik sözleşmesi yapıldığı, acentenin sağladığı hizmetin ücretinin de davalı şirket tarafından belirlendiği, acentenin kendisine gönderilen faturaları davalı şirket nam ve hesabına tahsil ettiği, verilen hizmetle ilgili davalı şirketin denetim hakkının bulunduğu, işin yürütümü konusunda acentenin bağımsız olmayıp davalı şirkete bağımlı olduğu, acentelik sözleşmesinin muvazaalı olup davacının 2009-2015 yılları arasında şube müdürü olarak çalıştığı" kanaatine varılarak işçi alacakları yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin 15/06/2022 tarih, 2020/2577 Esas, 2022/1377 Karar sayılı, 15.06.2022 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kesinleşen İstanbul 10. İş Mahkemesinin kararıyla, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğu, davalının iş akdi ile çalıştığı, davalı işçinin iş akdini haklı fesih ettiği kesin hükümle belirlenmiş olup yasa gereği rekabet yasağı sona ermiştir. İş akdinin işçi tarafından haklı olarak feshedildiği, böylelikle rekabet yasağının sona erdiği hususu, kesinleşen mahkeme kararı ile kesinleşmiştir.Yukarıda açıklandığı üzere, TBK 447/2 maddesinde, sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın işveren tarafından yada işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilmesi hâlinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, somut olayda, davalı tarafından iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiği anlaşıldığından davalı bakımından rekabet yasağının sona erdiği bu sebeple rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceği nazara alındığında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Davanın Reddine,
2-Alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin yatırılan 5.977,13 TL harçtan mahsubu ile artan 5.245,13 TL harcın, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde davacıya iade edilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 56.000,00 TL nispe vekalet ücretin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından kullanılmayan kısımların, karar kesinleştiğinde, yatıran tarafa iadesine,
6- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
b-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
c-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d-Davalı tarafından harcanan 220,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,
8-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açıktır.