İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/995 E. 2026/778 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/995
- Karar No
- 2026/778
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/995 Esas KARAR NO : 2026/778 Karar
DAVA : TAZMİNAT (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/05/2024 KARAR TARİHİ : 22/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalının 02/08/2021-15/03/2024 tarihleri arasında şirketlerinde Geliştirme uzman yardımcısı-export-ihracat uzmanı olarak çalıştığını, davalının şirketlerinin Türkiye'de ürettiği ürünlerin yurt dışındaki hangi ülkelere pazarlandığını, hangi ülkedeki hangi şirketlerle anlaşmalar yapıldığını, bu ülkelerdeki müşterileri çevrelerini, ürünlerin fiyat bilgilerini ve ihracat bilgilerinin tamamına vakıf olduğunu, davalının “Rekabet Yasağı Sözleşmesi” ve “Gizlilik Taahhütnamesi” imzaladığını, davacı şirketle akdetmiş olduğu rekabet yasağı sözleşmesine aykırı olarak davalının 20.02.2024 tarihinde iş ilişkisini tamamen kendi istek ve rızası ile istifa etmek suretiyle sona erdirdiğini, şirketlerinin rakibi olan ... A.Ş’de aynı unvan ile aynı alanda ve görevde çalışmaya başladığını, davalının 2 senelik rekabet yasağı süresinin dolmadığını, davalının ticari sır ve kilit müşteri çevresi mahiyetindeki bilgi ve ticari sırlara, şirketin teknolojik gelişme ve çalışmalarına vakıf olan ve rekabet yasağına aykırı davranan davalının şirket ile akdetmiş olduğu Rekabet Yasağı Sözleşmesindeki taahhütlerine aykırı olarak rakip firmada çalışması nedeniyle öngörülen en son almakta olduğu brüt maaşının 5 katı tutarlı ceza koşulunun fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere şimdilik 10.000-TL’sinin ve uğranılan zarar için şimdilik 10.000-TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, öncelikle görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinin kanunun aradığı şartları taşımadığından geçersiz olduğunu, davalının sözleşmeye aykırı davranışının bulunmadığını, talep edilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, davacı şirketin herhangi bir zarara uğramadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiası ile sözleşme kapsamında cezai şart ve zarar tazmini istemine ilişkindir. Mahkememizce SGK kayıtları, hizmet döküm cetveli, işyeri kayıtları ve davacı şirketin ticaret sicil kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, tanıklar dinlenmiştir. 21.03.2026 tarihinde dinlenen davacı tanığı ...'ın tanık beyanında; "Ben 2021 yılından bu yana davacı şirkette insan kaynakları uzmanı olarak çalışmaktayım. Davalıyı iş yerinden tanıyorum. Davalı da şirkette iş geliştirme uzman yardımcı export uzman yardımcısı olarak çalışıyordu. İş yerinde personel alınacağı zaman başlangıçta rekabet ve gizlilik sözleşmesi imzalatıyorduk. Davalıya da bu şekilde aktarım yapıldı. rekabet ve gizlilik sözleşmesi anlatıldı ve imzalatıldı. Davalının yaptığı iş bizim ürettiğimiz ürünleri yurt dışındaki firmalara pazarlanmasıdır. Bu nedenle davalı üretimle ilgili tüm bilgilere hakimdir. Davalı işten ayrıldıktan sonra davacı firma ile aynı işi yapan rakip bir firmada işe başlamıştır, rekabet sözleşmesinde işten ayrılan personelin iki yıl şirketimiz ile aynı işi yapan başka bir firmada çalışmayacağına ilişkin hüküm vardır ve davalı da bu hükümden haberdardır. Çünkü bu hükmün bulunduğu sözleşmeyi imzalamıştır. Davalı en son brüt 60.000,00TL ücret alıyordu. Hatırladığım kadarıyla davalı iş yerinden ayrıldıktan sonra davacı şirket ile aynı mahiyette iş yapan deva şirketinde işe başlamıştır." dedi. 21.03.2026 tarihinde dinlenen davalı tanığı ...'in tanık beyanında; "Ben Deva holding'te bölge yöneticisi olarak çalışmaktayım. Davalıyı iş yerinden tanıyorum. Davalı yaklaşık 1 yıl kadar önce şirketimizde uluslararası pazarlarda satış uzman pozisyonuyla işe başladı. Irak pazarının satışlarından sorumludur. Benim çalıştığım Deva holindgin ırak pazarında oluşturduğu bir müşteri potansiyeli vardır. Davalı da işe girdiği tarihten itibaren bu pazarda mevcut olan müşterilerin satışlarını takip etmektedir, yani yeni bir müşteri oluşturması söz konusu değildir, mevcut olan durumu devam ettirmektedir. Davalının Türkiyedeki herhangi bir müşteriyle temas etmesi mümkün değildir, sadece Irak pazarındaki müşterilerden sorumludur." dedi. Mahkememizce davacı tarafın ticari defter ve belgeleri incelenerek davacının talep edebileceği ceza koşulu bulunup bulunmadığı ve davalının eylemlerinin davacı şirketin zararına sebebiyet verip vermediği hususlarında rapor düzenlenmesinin alınmasına karar verilmiş olup bilirkişi heyetinin 17.08.2026 tarihli raporunda özetle; Davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapıldığına, 2023-2024- 2025 yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiğine, defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğuna, ticari katıların birbirlerini doğrular nitelikte olduğuna ve dolayısı ile davacı lehinde delil niteliğine haiz olduğu kanaatine varıldığına, davalı ..., davacı ....AŞ'nin 2.7120.1.1.1234264.34.33.0.0 işyeri sicil numaralı işyerinde 02.08.2021 tarihinde çalışmaya başladığına, davalının bu davacıya ait işyerinden 15.03.2024 tarihinde (03) istifa ederek ayrıldığı tespit edildiğine, davalı ... 19.03.2024 tarihinde dava dışı ... AŞ firmasına ait... işyeri sicil numaralı işyerinde işbaşı yaptığına, davalı... davacı ...AŞ'nin işyerinde 2223.03- Satın Alma Görevlisi olarak çalıştığına, dava dışı ... AŞ işyerinde ... Pazarlama Uzmanı olarak çalıştığının tespit edildiğine, davalının bu iki işyerinde farklı meslek kodu ve meslek adı (unvanı) ile çalıştığı SGK işe giriş bildirgesi kayıtlarından tespit edildiğine, davalının dava dışı ... AŞ işyerinde imzaladığı iş sözleşmesinde iş tanımı-Görev unvanının “...” olduğuna ve işe giriş bildirgesinde bildirilen meslek adı ile uyumlu olduğuna, davacı ...Tic.AŞ şirketinin işyeri bildirgesinde yapılan işin mahiyeti “Araştırma Geliştirme İşleri” olduğuna, dava dışı ...AŞ şirketlerinin işyeri bildirgesinde yapılan işin mahiyeti “Eczacılık Ürünleri İmalatı” olduğu tespit edilmiş olup, davalının çalıştığı davacı ve dava dışı işyerlerindeki işin mahiyetinin farklı bildirildiğinin tespit edildiğine, davacı şirketin incelemeye sunulan 2023-2024-2025 yıllarına ait ticari defter kayıtlarının incelendiğine, davacının 2023 yılındaki yurtiçi bürüt satışlarının 41.473.235,85 TL olduğu, 2024 yılındaki yurtiçi bürüt satışlarının 52.076.902,40 TL olduğu ve 2025 yılındaki yurtiçi bürüt satışlarının ise 95.582.122,78 TL olduğunun tespit edildiğine, davacı şirket satışlarının 2024 yılında bir önceki yıla göre % 25,57 oranında artarak 52.076.902,40 TL seviyelerine ulaştığına, 2025 yılında ise bir önceki yıla göre satışlarının %83,54 oranında artarak 95.582.22,78 TL seviyelerine kadar yükseldiğinin tespit edildiğine, davacının ticari defterlerinin incelenmesi ile davalının işyerinden ayrılması ve davacının iddiası dava dışı firmada işe başlaması ile davacının satışlarında düşüş veya kayıp olduğunda dair herhangi bir tespit yapılamadığına, yürürlükte bulunan Bilirkişilik Kanunu ve bağlı mevzuat gereğince bilirkişinin hukuksal konularda görüş bildirmesi yasal olarak mümkün olmadığından; tarafların hak kazanma koşullarının belirlenmesi vb hususlar hukuksal değerlendirmeyi gerektirdiğinden delillerin takdiri ve hukuksal niteleme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının iddia konusu taleplerine hak kazandığının Sayın Mahkemece kabul edilmesi olasılığı kapsamında; cezai şartın bedelinin 300.000-TL olarak hesaplandığına, TBK'nin 445/2 maddesi çerçevesinde rekabet yasağını sınırlandırılması ve TBK 182/2'deki "hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hükmü dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağı hususlarının değerlendirilmesi Sayın Mahkemenin takdirine ait olduğuna dair görüş ve kanaat bildirilmiştir. Rekabet yasağı 6098 sayılı TBK' nın Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447. maddelerinde düzenlenmiştir. İşçinin iş/hizmet sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, Anayasa’nın 48 inci maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş/hizmet sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır. Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. 1, Ankara 2021 s. 926). Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1 inci maddesi gereğince fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. İşçi ile işveren arasında TBK'nın 444 ve devamındaki maddelerinde işaret edilen koşullar dahilinde tesis edilecek rekabet yasağı sözleşmesi, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle düzenlenebileceği gibi bu hususta ayrı bir metin ile rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilmesi mümkündür. Her iki durumda da rekabet yasağı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Başka bir anlatımla hizmet sözleşmesi içerisinde ayrı bir hüküm olarak rekabet yasağı kaydının mevcudiyeti hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede hem hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerli olan bir hizmet sözleşmesinin, hem de hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki döneme dair yükümlülükler içeren bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tarafların her iki sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir. Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise TBK’nın 446 ncı maddesinde düzenlenmiş olup buna göre rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin bu sebeple uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Öte yandan rekabet yasağına aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmış ise işçi, sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, ceza koşulu olarak öngörülen meblağı ödeyerek rekabet yasağına dair borcundan kurtulabilecektir; ancak işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararları da işçi tarafından tazmin edilmelidir (TBK md. 446/2). Türk Borçlar Kanunu'nun 420/1 inci maddesine göre hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz olacaktır. Buna göre hizmet sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulu, ancak işverenin de bu konuda bir karşı edim yükümlendiği durumlarda geçerli olacaktır. Burada kanun koyucu, hizmet sözleşmelerinde işveren karşısında dezavantajlı konumda olan işçinin korunması amacıyla, işveren tarafından sözleşmenin düzenlenmesi sırasında işçiye dayatılması mümkün olan ceza koşulunun geçerliliğini, işveren aleyhine uygun bir karşı edimin varlığı koşuluna bağlamıştır. Öte yandan, TBK'nın 446 ncı madde hükmündeki düzenlemeden hareketle rekabet yasağı sözleşmesinde işçi aleyhine ceza koşulunun öngörülebileceği anlaşılmakla, anılan ceza koşulunun geçerliliği herhangi bir karşı edim yükümlülüğüne bağlanmamıştır. Başka bir anlatımla; rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülebilecek ceza koşulunun geçerliliği, bu konuda işverenin karşı edim yükümlülüğüne bağlı değildir. Zira anılan hükümde, cezai şarta dair işveren tarafından karşı edim yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir geçerlilik koşulu aranmaksızın; sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçinin öngörülen cezai şartı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabileceği ve işçinin cezai şartı aşan zararları gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim rekabet yasağı sözleşmelerinde işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edim, ancak aşırı nitelikteki rekabet yasağının sınırlandırılmasında hâkim tarafından nazara alınması gereken unsurlardan biri olarak TBK'nın 445/2 nci maddesinde ayrıca düzenlenmiş olup bunun dışında rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulunun geçerliliği için herhangi bir karşılıklılık unsuru aranmamıştır. Nitekim bu hususlara Hukuk Genel Kurulu'nun 08.03.2023 tarih ... esas ... karar sayılı ilamında da yer verilmiştir. Dosyada mevcut taraflar arasında varlığı ihtilafsız olan "Rekabet Yasağı Sözleşmesi" başlıklı belgenin incelenmesinde; ilgili sözleşmenin "İşçinin Borçları" başlıklı maddesinde; ""İşçinin Borçları" başlıklı maddesinde; “1. Personel, işveren ile personel arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshi veya kendisi tarafından bildirimli veya peşin para ile sona erdirilmesi hallerinde iş akdinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ile ... illerinde işverenin iş dalında kendi adına iş kurmamayı ve iş yapmamayı, rakip firma veya kurumlara ortak olmamayı, işveren nezdinde çalıştığı biçimde İş Geliştirme Uzman Yardımcısı görevi ile işveren ile aynı sektörde faaliyet gösteren ... ilinde bulunan bir şirket veya işyerinde çalışmamayı kabul, beyan ve taahhüt eder. 2. Personelin iş bu taahhüdüne aykırı davranışı veya ihlali halinde, personel, rekabet yasağı kuralına maruz kalan işverene en son aylık brüt ücretinin 5 katı tutarında cezai şartı ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. 3. Personel, rekabet yasağına aykırılık nedeni ile işverenin sırlarının ifşasından mütevellit 5 aylık brüt ücretini aşacak miktarda bir zarara sebep olursa, bu zararı da tazmin etmeyi kabul, beyan ve taahhüt etmektedir. Rekabet yasağına aykırılık veya ihlal nedeni ile işveren; iş bu sözleşme ve kanundan doğan her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla iş bu sözleşmede kararlaştırılan cezai şart ödemesinden ve onu mütecaviz olan zararın tazmininden başka personelin yasaklanan davranışlarının engellenmesini ve durdurulmasını da talep edebilecektir." hususlarına yer verildiği ve işbu belgenin davalı tarafça imzalandığı görülmektedir. Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davacı şirketin faaliyet konusunun "araştırma geliştirme işleri" olduğu ve dava dışı... A.Ş.'nin işyeri bildirgesinde işin mahiyetinin "Eczacılık Ürünleri İmalatı" olduğu görülmüştür. Davacı şirketin ve dava dışı ...A.Ş.'nin adreslerinin İstanbul olduğu anlaşılmıştır. Yine dosyada mevcut SGK kayıtlarının incelenmesinde; davalının ..., davacı ...Tic.AŞ’nin ... işyeri sicil numaralı işyerinde 02.08.2021 tarihinde çalışmaya başladığı, davalının davacı işyerinde işe girişte bildirilen meslek adı ve kodu 2223.03- Satın Alma Görevlisi olduğu, davalının bu davacıya ait işyerinden 15.03.2024 tarihinde (03) istifa ederek ayrıldığı, 19.03.2024 tarihinde dava dışı... AŞ firmasına ait... işyeri sicil numaralı işyerinde işbaşı yaptığı, davalının dava dışı ...AŞ işyerinde işe girişte bildirilen meslek adı ve kodu ...– Pazarlama Uzmanı olarak çalışmakta olduğu tespit edilmiştir. olduğu tespit edilmiştir. Dolayısı ile davalı ... davacı ... Tic.AŞ’nin işyerinde 2223.03- Satın Alma Görevlisi olarak çalıştığı, Dava dışı ... AŞ işyerinde 2431.04 – Pazarlama Uzmanı olarak çalıştığı tespit edilmiştir. Davalının bu iki işyerinde farklı meslek kodu ve meslek adı (unvanı) ile çalıştığı SGK işe giriş bildirgesi kayıtlarından tespit edilmiştir. Davalının dava dışı...AŞ işyerinde imzaladığı iş sözleşmesinde (görseli aşağıdaki gibidir.) iş tanımı-Görev unvanının “ULUSLARARASI PAZARLAMA BÖLGE UZMANI” olduğu ve işe giriş bildirgesinde bildirilen Meslek adı ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davalı tarafın davacı şirket uhdesinde iş sözleşmesi ile çalıştığı, akabinde 15/03/2024 tarihi itibariyle iş akdinin sona erdiği, taraflar arasında rekabet etmeme hususunda bir sözleşme imzalandığının ihtilafsız olduğu ve fakat yukarıda belirtildiği üzere rekabet etmeme yükümlülüğünün "işveren ile aynı sektörde faaliyet gösteren İstanbul ilinde bulunan bir şirket veya işyerinde çalışmama" olduğu, davacının rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini belirttiği dava dışı şirketin faaliyet konusunun ve davacının çalışmakta olduğu iş kolunun farklı olduğu görülmektedir. Davalının işten ayrıldıktan sonra ticari sır niteliğinde olan bir bilgi ya da belgenin davalı tarafça paylaşıldığına ilişkin bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, sözleşmede kararlaştırılanları genişletecek şekilde bir yorumunun davalının çalışma özgürlüğünü elinden alacağı veya kısıtlayacağı, zarar talebi yönünden işbu dosya kapsamında davalının eylemlerinin davacı şirketin zararına sebebiyet verdiğine dair yeterli delilin dosyaya sunulmadığı gibi davacı şirketin belirtilen yıllarda kar ettiğinin tespit edildiği, haliyle davacı tarafın cezai şart ve zarar talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 1-Alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile eksik alınan 304,40-TL harcın DAVACIDAN ALINARAK HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 2-Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafın sarf ettiği yargılama gideri bulunmadığından BU HUSUSTA DEĞERLENDİRMEYE YER OLMADIĞINA, 5-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İLGİLİ TARAFA İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı 22/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır