İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/891 E. 2026/795 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/891
- Karar No
- 2026/795
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/891 Esas KARAR NO : 2026/795
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/12/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ... A.Ş.'nin Türkiye çapında güvenlik sektöründe faaliyet gösteren, elektronik güvenlik sistemlerinin kurulması ve Alarm Haber Alma Merkezi aracılığıyla bu sistemlerin izlenmesi alanında hizmet veren bir şirket olduğunu, müvekkil şirket ile davalı ... arasında 23.01.2023 tarihinde hizmet sözleşmesi akdedildiğini, davalının müvekkil şirkette Portföy Yöneticisi olarak çalıştığını, davalının iş akdinin 08.11.2024 tarihinde sona erdiğini, taraflar arasında 23.01.2023 tarihinde “Rekabet Yasağı Sözleşmesi” ve “Gizlilik Sözleşmesi” akdedildiğini, davalının ilgili yasağa aykırı hareket ettiğini, davalıya ... 29. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ....tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak davalının cevap vermediğini, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13/06/2025 tarihli ve E:..., K: ...sayılı kararı uyarınca Türk Borçlar Kanunu'nun 444-447. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağından doğan davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, Rekabet Yasağı Sözleşmesinin 9. maddesinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, müvekkil şirketin davalıdan olan alacağının şimdilik belirli bir kısmının tahsili amacıyla kısmi alacak davası açıldığını, zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ancak 28.02.2025 tarihli arabuluculuk son tutanağında görüleceği üzere arabuluculuğun anlaşamama ile sonuçlandığını, davalı tarafından imzalanmış Rekabet Yasağı Sözleşmesi'nin 3. maddesinde çalışanın işverenin işkolunda faaliyet göstermeyeceğini, faaliyet gösteren bayii ve acenteler de dahil olmak üzere bir başka gerçek ya da tüzel kişi nezdinde çalışmayacağını, bunlarla ortaklık ilişkisine girmeyeceğini, bunlara danışmanlık vermeyeceğini ve bunlar ile herhangi bir ticari ilişki içerisinde bulunmayacağını taahhüt ettiğini, sözleşmenin 5. maddesinde ise çalışanın rekabet etmeme borcuna aykırı davranması halinde işverene son brüt ücreti üzerinden hesaplanacak 12 aylık ücretinin toplamı kadar cezai şart ödeyeceğinin, bu cezai şartın tenkis edilemeyeceğinin ve işverenin cezai şartı aşan zararlarını ayrıca talep edebileceğinin düzenlendiğini, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından davalının müvekkil şirket ile aynı faaliyet konusunda hizmet veren bir şirkette aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, davalının müvekkil şirketle aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmalarda çalışmasının müvekkil şirketin bilgilerinin yayılması riskine neden olduğunu ve rekabet etmeme sözleşmesine açıkça aykırılık oluşturduğunu, Rekabet Yasağı Sözleşmesinin yazılı olarak düzenlendiğini ve davalı tarafından imzalandığını, davalının Portföy Yöneticisi olarak görevi gereği müvekkil şirketin tüm müşteri portföyüne, ticari sırlarına, işverenin yapmış olduğu işe, müşterinin iletişim adresleri başta olmak üzere diğer kişisel bilgilerine ulaşabilecek pozisyonda yer aldığını, aynı sektörde iştigal eden bir firmada çalışmaya başlayan davalının müvekkil şirketin müşteri portföyünü, ticari sırlarını ve diğer bilgilerini kullanarak müvekkil şirketin önemli ölçüde müşteri kaybına ve dolayısıyla zarara uğramasına neden olabileceğini, müvekkil şirketin daha önce de buna benzer durumlarla karşılaştığını ve müşteri kaybına uğradığını, Rekabet Yasağı Sözleşmesinin 4. maddesinde yer, zaman ve konu bakımından sınırlandırıldığını, davalının Marmara Bölgesi ile sınırlı olmak kaydıyla 2 yıl süre boyunca müvekkil şirket ile aynı iş kolu olan alarm ve görüntüleme sistemleri aracılığıyla bireysel ve kurumsal müşterilere elektronik güvenlik hizmeti sunan başka bir firmada çalışmamayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin geçerlilik şartlarının tümünü haiz olduğunu, rakip şirkette işe başlayan davalının son brüt ücreti üzerinden hesaplanan cezai şart bedelini ödemesi gerektiğini, ... 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E., ...K. sayılı ve 26.04.2024 tarihli kararı ile ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E.,... K. sayılı ve 25.09.2024 tarihli kararının emsal nitelikte olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinde kararlaştırılan 2 yıllık rakip firmada çalışma yasağı ve belirlenen 1 yıllık brüt maaş tutarındaki cezai şartın uzun süreli ve fahiş olmadığını, orantılı ve ölçülü olduğunu, müvekkil şirketin müşterileriyle ekseriyetle 24 ay süreli sözleşmeler akdettiğini, rekabet yasağında belirtilen sürenin de bu süreye göre belirlendiğini, müvekkil şirket açısından önem arz eden en önemli sırrın müşteri portföyü olduğunu, 24 ay süreyle sözleşmeyle bağlı olan müşterilerin rekabet yasağına aykırılık sebebiyle müvekkil şirketle olan hukuki bağını sonlandırmak istemesinin büyük bir risk teşkil ettiğini, davalının müvekkil şirketin birçok abonesinin aboneliğini iptal ettirip çalıştığı Kale Alarm Sistemlerine aboneliğini yaptırdığını, davalının müvekkil şirketin abonelerini ... ile olan sözleşmesini feshetmeye yönlendirdiğini, bu eylemin TTK'nın 55. maddesinin (b) bendi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının kusuruyla, bilerek ve isteyerek müvekkil şirketin ticari faaliyetleri ile ekonomik menfaatinin zarar gördüğünü, bu nedenle beyanların düzeltilmesini ve müvekkil şirketin uğradığı zararın tazminini talep ettiklerini, davalının fiilinin Rekabet Yasağı Sözleşmesi ve Gizlilik Sözleşmesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444. maddesi hükümlerine aykırılık taşıdığını, davalının sözleşme hükümlerini ihlalinde kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, davalının Rekabet Yasağı Sözleşmesi'ne aykırı davranması sebebiyle sözleşmenin 5. maddesinde belirtildiği üzere davalının son brüt ücreti üzerinden hesaplanan 12 aylık brüt ücret toplamından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kısmi olarak 1.000,00 TL tutarındaki cezai şart tutarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, işçinin rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasına dayalı ceza koşulu (cezai şart) alacağının tahsili istemine ilişkindir. -Mahkememizce SGK kayıtları, hizmet döküm cetveli, işyeri kayıtları ve davacı şirketin ticaret sicil kayıtları, dava dışı şirketin ticaret sicil kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmıştır. -Rekabet yasağı 6098 sayılı TBK' nın Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447. maddelerinde düzenlenmiştir. -İşçinin iş/hizmet sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, Anayasa’nın 48 inci maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş/hizmet sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır. -Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. 1, Ankara 2021 s. 926). -Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1 inci maddesi gereğince fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. - İşçi ile işveren arasında TBK'nın 444 ve devamındaki maddelerinde işaret edilen koşullar dahilinde tesis edilecek rekabet yasağı sözleşmesi, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle düzenlenebileceği gibi bu hususta ayrı bir metin ile rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilmesi mümkündür. Her iki durumda da rekabet yasağı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Başka bir anlatımla hizmet sözleşmesi içerisinde ayrı bir hüküm olarak rekabet yasağı kaydının mevcudiyeti hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede hem hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerli olan bir hizmet sözleşmesinin, hem de hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki döneme dair yükümlülükler içeren bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tarafların her iki sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir. -Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise TBK’nın 446 ncı maddesinde düzenlenmiş olup buna göre rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin bu sebeple uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Öte yandan rekabet yasağına aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmış ise işçi, sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, ceza koşulu olarak öngörülen meblağı ödeyerek rekabet yasağına dair borcundan kurtulabilecektir; ancak işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararları da işçi tarafından tazmin edilmelidir (TBK md. 446/2). -Türk Borçlar Kanunu'nun 420/1 inci maddesine göre hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz olacaktır. Buna göre hizmet sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulu, ancak işverenin de bu konuda bir karşı edim yükümlendiği durumlarda geçerli olacaktır. Burada kanun koyucu, hizmet sözleşmelerinde işveren karşısında dezavantajlı konumda olan işçinin korunması amacıyla, işveren tarafından sözleşmenin düzenlenmesi sırasında işçiye dayatılması mümkün olan ceza koşulunun geçerliliğini, işveren aleyhine uygun bir karşı edimin varlığı koşuluna bağlamıştır. -Öte yandan, TBK'nın 446 ncı madde hükmündeki düzenlemeden hareketle rekabet yasağı sözleşmesinde işçi aleyhine ceza koşulunun öngörülebileceği anlaşılmakla, anılan ceza koşulunun geçerliliği herhangi bir karşı edim yükümlülüğüne bağlanmamıştır. Başka bir anlatımla; rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülebilecek ceza koşulunun geçerliliği, bu konuda işverenin karşı edim yükümlülüğüne bağlı değildir. Zira anılan hükümde, cezai şarta dair işveren tarafından karşı edim yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir geçerlilik koşulu aranmaksızın; sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçinin öngörülen cezai şartı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabileceği ve işçinin cezai şartı aşan zararları gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim rekabet yasağı sözleşmelerinde işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edim, ancak aşırı nitelikteki rekabet yasağının sınırlandırılmasında hâkim tarafından nazara alınması gereken unsurlardan biri olarak TBK'nın 445/2 nci maddesinde ayrıca düzenlenmiş olup bunun dışında rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulunun geçerliliği için herhangi bir karşılıklılık unsuru aranmamıştır. -Nitekim bu hususlara Hukuk Genel Kurulu'nun 08.03.2023 tarih ...esas ...karar sayılı ilamında da yer verilmiştir. -Davacının dava dilekçesindeki iddiası davalı tarafın davacı ile iş akdini feshetmesinin ardından sözleşme gereği, davalının Marmara Bölgesi ile sınırlı olmak kaydıyla 2 yıl süre boyunca müvekkil şirket ile aynı iş kolu olan alarm ve görüntüleme sistemleri aracılığıyla bireysel ve kurumsal müşterilere elektronik güvenlik hizmeti sunan başka bir firmada çalışmamayı taahhüt ettiği ancak bu duruma aykırı olarak aynı iş kolunu gösteren şirket ile iş akdinin bulunduğu iddiasına dayanmaktadır. -Mahkememizce davacı tarafça davalının rekabet yasağına aykırı hareket ettiği ve rakip işletmede aynı pozisyonda işe başladığı ileri sürülmesine rağmen dava dilekçesinde hangi şirkette işe başladığının açıklanmadığı, bu suretle 6100 s. HMK 31. maddesi uyarınca bu hususta açıklamada bulunmak (rakip işletmenin ticaret unvanı tam olarak belirtilecektir) üzere tensip zaptı ile kesin süre verilmiş, davacının sunduğu beyan dilekçesinde; "davalının Müvekkil Şirket ile aynı faaliyet konusunda hizmet veren ... A.Ş.’de aynı pozisyonda çalışmaya başladığı öğrenilmiştir. " şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüştür. -Mahkememizce davalıya ait SGK kayıtlarının celp edilerek incelenmesinde; davalı tarafın davacı şirketle sigorta kaydının sona ermesi akabinde sırasıyla ... Şirketi ve ... Şirketi'nde SGK işe giriş kaydının bulunduğu görülmüştür. -Mahkememizce dava dışı ...A.Ş.'ye müzekkere yazılarak; "Anonim Şirketi ile Davalı, ... arasında görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) dava nedeniyle; Kayıtların tetkiki ile Davalı ...'ın hangi pozisyonda çalıştığı, görevinin ne olduğu ve şirketin faaliyet alanının ne olduğunu ayrıca davalının iş yeri şahsi sicil dosyasının gönderilmesi" istenmiş, müzekkere cevabında ; davalı ..., ...A.Ş. arasında herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. -İşbu müzekkere cevabına ilişkin davacı tarafın duruşma sırasında beyanları sorulmuş, davacı vekilinin duruşmadaki beyanında; "Kale Kilit'ten gelen müzekkere cevabı doğrultusunda talep dilekçesi sunmuştuk. Talep dilekçemiz doğrultusunda müzekkere yazılmasını talep ederiz. Her ne kadar bir önceki beyan dilekçemizde davalının kale kilit'te çalıştığı istihbaratıyla bu davayı açmış isek de işbu duyumun yanlış istihbarata dayandığı" hususlarına yer verildiği görülmüştür. -6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi uyarınca, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu kapsamda, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle ceza koşulu alacağının tahsilinin talep edildiği somut uyuşmazlıkta, sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği ileri sürülen davranışların gerçekleştiğini ispat yükü davacı tarafa ait olup taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesinin düzenlenmiş olması tek başına ceza koşulunun talep edilebilmesi için yeterli değildir. -Bu kapsamda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davacı tarafça davalının iş akdini feshetmesinin ardından sözleşme gereği, davalının Marmara Bölgesi ile sınırlı olmak kaydıyla 2 yıl süre boyunca müvekkil şirket ile aynı iş kolu olan alarm ve görüntüleme sistemleri aracılığıyla bireysel ve kurumsal müşterilere elektronik güvenlik hizmeti sunan başka bir firmada çalışmamayı taahhüt ettiği iddiası ile işbu davayı ikame ettiği, rekabet yasağına aykırı davranışların somutlaştırılması hususunda verilen sürede davacı tarafın iddialarını dava dışı ...A.Ş. İle davalı arasındaki iş ilişkisine dayandırarak somutlaştırdığı, ancak yapılan incelemede davalı ile dava dışı ...A.Ş. Arasında yazılı veya sözlü iş akdi bulunduğuna ilişkin ispata elverişli belge ibraz edilmediği, dava dışı...A.Ş. tarafından sunulan müzekkere cevabında davalı ile aralarında iş ilişkisi bulunmadığının bildirildiği, davalının ... hizmet dökümünde de anılan şirket nezdinde sigortalı çalışmasının bulunmadığı, davacı tarafça aksini ortaya koyan başkaca somut ve ispata elverişli delil sunulmadığı, davacı tarafın " işbu duyumun yanlış istihbarata dayandığı" iddiası ile SGK kayıtlarında mevcut şirketlerle olan iş akdi nedeniyle rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddialarının değerlendirilmesinin dava tarafın dava dilekçesindeki talepleri nazara alındığında mümkün olmadığı, istihbarata dayalı yanlış anlaşılmanın maddi hata olarak kabul edilemeyeceği, bu haliyle dava dilekçesindeki iddialar yönünden rekabet yasağına aykırılık iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmakla, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİ ile; 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça sarf edilen sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca ... Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı asilin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır