Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1672 E. 2026/1907 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1672
- Karar No
- 2026/1907
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1672
KARAR NO: 2026/1907
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/04/2026
NUMARASI: 2021/818 E. - 2026/315 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (İşçinin Rekabet Yasağı Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/10/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 07/10/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalının 23/01/2017 tarihinden beri davacı işyerinde çalışmakta olduğunu, 18/06/2020 tarihinde hiçbir gerekçe göstermeksizin iş akdini feshetmiş olduğunu, davalının iş akdini sonlandırmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, taraflar arasında işçilik alacaklarına ülşkin yargısal süreçte bulunmadığını, davalının en son aylık maaş brüt 5.147, 51 TL olduğunu, davalının davacı firma ile arasında 21/06/2019 tarihinde rekabet yasağı sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, bu sözleşmeye göre iş akdinin feshinden itibaren başlamak suretiyle 2 yıl boyunca davacının faaliyet gösterdiği plastik mobilya aksesuar ve malzemelerinin imalatı ve ticareti alanında çalışmayacağı hususunda sözleşme akdedilmiş olduğunu, ancak davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, davacı firmanın müşteri bilgilerini kullanarak davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren ... isimli firmanın kurucu ortağı olduğunu, davalının müvekkili ile aynı faaliyet alanında firma açmasının davacı firmada pazarlama elemanı olarak görev yapması sebebiyle davacının müşteri çevresi ve yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanına sahip olması gibi durumlar birlikte değerlendirildiğinde, davalının bu bilgileri müvekkilinin zararına olarak şekilde kendi açmış olduğu firmada kullanacağını belirterek davanın kabulü ile davalının rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranması sebebiyle, haksız rekabetin tespitine ve men'ine, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali sebebi ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla ve HMK. 109 maddesi kapsamında kısmi dava olarak, şimdilik 500 TL cezai şarta haksız rekabet tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilerek hükmedilmesine, haksız rekabet nedeniyle, bilirkişi raporu sonucunda ıslah edilmek üzere HMK. 107 maddesi kapsamında tahsil talepli belirsiz alacak davası olarak 500 TL maddi zarara haksız rekabet tarihinden itibaren ticari avans falzi işletilerek hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Açılan davanın kötü niyetle açıldığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkillinin kurucusu olduğu ... ... Ltd Şti isimli şirketin Ticaret Siciline tescilli olduğunu, tescilli bir ticaret ünvanının sicilden terkin edildiği tarihe kadar kullanılmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmayacağını, bu dönem içinde ticaret ünvanı sahibine karşı haksız rekabet iddiası ve bu iddiaya dayalı tazminat talepleri ileri sürülemeyeceğini, davacı vekili tarafından davalının ticaret ünvanının terkini talebinde bulunulmadığını, mahkemece, davacının ticaret ünvanına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi ile tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, iş bu davaya konu rekabet yasağı sözleşmesi metninde "Personel hem iş sözleşmesinin devamı süresince, hem de iş sözleşmesi sona erdikten sonra 2 yıl süreyle kayseri ilinde ... Ticaret Ve İmalatı sektöründe işverenle rekabet edecek bir iş yapamaz, şirket kuramaz, şirkete ortak olamaz veyahut başka bir sıfatla görev alamaz, aynı sektörde faaliyet gösteren bir işyerinde hangi ünvan ve görevle olursa olsun çalışamaz. Bu hükme aykırı hareket halinde işçi işverene, bu işyerinde çalıştığı sürede aldığı son brüt ücretin 20 katı tutarında tazminat öder. İşverenin zararı cezai şart miktarını aşmışsa işçi fazlasını tazminle de yükümlüdür." şeklinde olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesinin TBK m. 445'de belirtilen 2 yıllık süreyi aşar şekilde düzenlendiğini, hem iş sözleşmesinin devamı süresince, hem de iş sözleşmesi sona erdikten sonra 2 yıl süreyle şeklinde düzenlenen sözleşmenin 2 yıllık süreyi aştığının sabit olduğnu, iş Kanunu'nda işçinin sır saklama yükümlülüğü bulunmakla beraber bu durumun bir fesih sebebi olduğunu, işçiye ayrıca bir rekabet yasağı sözleşmesi imzalatılması halinde cezai şart içeren bu sözleşmenin iş sözleşmesinin devamı ve sona erdikten sonrası için toplamda 2 yılı aşkın şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle sözleşmenin geçerliliğinin bulunmadığını, Anayasal bir hak olan çalışma hakkının ve müvekkilinin ekonomik özgürlüğünü aşırı derecede kısıtladığını, bu haliyle düzenlenmiş olan sözleşmenin geçerliliğinin bulunmadığını, sözleşmenin geçerli olduğu yer de sözleşmede detaylıca belirlenmediğini, yalnızca Kayseri İli olarak belirtildiğini, Kayseri'nin civar şehirlerine olan mesafesine kıyasla daha uzak olan ilçelerinin bulunduğunu, davacı şirketin faaliyet alanına girmeyen ilçelerin de sözleşme kapsamına dahil edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/17736 E., 2013/9814 K. Sayılı ve 13.05.2013 tarihli kararı ile yerel mahkemenin kararının onandığını, hakimin işçinin ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan cezai şartı resen hükümsüz kılabilme yetkisinin vurgulandığını, iş sözleşmeleri işveren tarafından haksız bir şekilde feshedilirse veya işçi tarafından, haklı sebeple iş sözleşmesi sona ererse rekabet yasağı sözleşmesi sona erdiğini, konuyla ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/3000 E. 2019/4468 K. 12.06.2019 tarihli, Yargıtay 9. HD'nin 3.4.2007 tarihli, 2007/913 E., 2007/9258 K. sayılı kararlarının emsal teşkil ettiğini, müvekkilinin davacı firma çalıştığı dönemde fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücretinin kendisine ödenmediğini, müvekkilinin 2012 yılından itibaren hiçbir yıllık izninin kullandırılmadığını, bunların ücretinin kendisine ödenmediğini, kendisine imzalatılan bordrolorda ise yıllık izinlerini kullanmış olarak gösterildiğini, bu şekilde hazırlanan bordroları imzalamak istemeyen müvekkilinin, genel müdür yardımcısı ... ile bu durumu görüştüğünü, ancak buna ilişkin ödemlerin de yapılmadığını, müvekkilinin, işe satış pazarlama bölümünde başlamasına rağmen bir süre sonra bu işlerine ek olarak sabahları işçilerin servisçiliği de yaptırılmaya başlandığını, davacı şirketin genel müdürü ... 'ın müvekkiline ve diğer çalışanlarına karşı ayrımcılık yaptığını, 09/01/2017 tarihinde müvekkilinin bilgisi olmaksızın çıkışı verildiğini, tekrardan 23/01/2017 tarihinde de işe girişi yapıldığını, bu durumun müvekkilinin SGK hizmet dökümünde de açıkça görüleceğini, müvekkilinin istifa etmesi için baskı yapıldığını, müvekkilinin işsiz kalacağı korkusu ile kendisine verilen bir takım evrakları imzaladığını, bu süreç sonrasında kendisine hiçbir ödeme yapılmadığını ve çalışma şartlarının daha da ağırlaştırıldığını, 2019 yılında üretim biriminde çalışan ... 'in işten çıkarıldığını ve müvekkilinin kendi alanı olmayan araba yıkama, servisçilik gibi işlerin yanı sıra üretim biriminde de çalıştırılmaya başlandığını, 2020 yılı içerisinde pandemi sebebiyle davacı şirket tarafından kısa çalışma ödeneğine başvurulduğunu ve tüm personelin kısa çalışma ödeneğinden faydalandırıldığını, fakat fabrikanın normal çalışmasına devam ettiğini, müvekkiline ücret ödemesi yapılmadığını, 18/06/2020 tarihinde müvekkilinin işten çıkartıldığını, müvekkili tarafından alacakları için işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan alacaklar için arabuluculuk başvurusunda da bulunulduğunu, iş akdi haklı neden olmaksızın fesih edilen müvekkilinin zorlama ve baskı altında imzalatılan, kanuni zorunlukları taşımayan rekabet yasağı sözleşmesi ve 9 yıllık çalışmasını sona erdiren fesih belgesinin geçersiz olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen isim benzerliğinin de davacının iddialarını destekler nitelikte olmadığını, kaldı ki müvekkilinin 9 yıl davacının yanında çalıştıktan sonra iddia edildiği gibi işten ayrılarak davacıyla rekabet için kendi işini kurmadığını, müvekkilinin davacıyı zarara uğratmak için kendi işini kurma ve davacıyla rekabet etme gibi bir kastı olmadığını belirterek hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve kötü niyetle açılmış bulunan davanın reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde TBK madde 182 uyarınca aşırı derecede yüksek belirlenen cezai şart bedelinin indirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...TBK.'nın 182/son maddesi uyarınca; hakim, fahiş bulduğu cezai şartı resen terkin edebilir. Davaya konu olayda, davalının rekabet yasağını ihlal etmesi halinde son brüt ücretinin 20 katı tutarında cezai şart ödemesi kararlaştırılmıştır. Ayrıca rekabet yasağı kaydına ilişkin davacı iş verenin üstlendiği karşı bir edim bulunmamaktadır.Davalı işçinin bir aylık ücreti, davalının diğer sektörlerde iş bulma ve geçimini temin imkanı, rekabet yasağının süresi ile işverenin üstlendiği karşı bir ediminin bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde rekabet yasağı kaydı ve gizlilik maddesinde kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile cezai şarttan %50 oranında bir indirim yapılması gerektiği uygun, makul ve gerekli olduğu kanaatine varıldığından davacının, 51.474 TL cezai şart alacağı talep edebileceği değerlendirilmiştir.Ancak, sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek hakimin takdir hakkını kullanarak tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilemeyecektir. Bu kapsamda indirime konu tutar bakımından davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.
TBK'nın 446 ve taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi gereğince davalı işçinin belirlenen cezai şartı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulacağı,ancak cezai şart miktarını aşan davacı zararını gidermek zorunda olduğu ve davacının zararının 43.867,77 TL hesaplandığı ve bu zararın cezai şart miktarı altında kaldığı, bu halde sözleşmede aksi de belirtilmediğinden davacının zararını ayrıca talep edemeyeceğinden iş bu talebin reddine karar verilmiştir. Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile;
1-Davalının, dava dışı ... ... Ltd. Şti'nde faaliyet göstermesinin haksız rekabet oluşturduğunun Tespiti ile Men' ine,
2-51.474-TL cezai şart bedelinin 12/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Fazlaya ilişkin istemin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraflarca yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen kararda rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle talep ettikleri cezai şarta ilişkin taleplerine %50 hakkaniyet indirimi yapıldığını, ancak hakkaniyet indiriminin uygulanmasını gerektirecek hiçbir koşullar somut olay nezdinde oluşmadığını, bütün süreç boyunca kötü niyetli olarak hareket edildiğini, zira iş mahkemesinde haksız açılan dava ile davanın haksız yere uzatıldığını, bu nedenle tazminat taleplerinin enflasyon karşısında eridiğini, yasal faizle dahi karşılanamayacak seviyede kalmışken üstüne bir de indirim uygulanmasının hakkaniyete, hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, aynı zamanda karşı tarafın tacir olduğunu, bu nedenle tazminatın tamamının, davalının ekonomik yıkımına sebep olacak nitelikte olmadığını, nitekim Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, ayrıca Yerel mahkemece, TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine göre "haksız rekabeti gerçekleştirdiği sabit olan ilgili şirketin" kurucusu olması nedeniyle davalıdan talep ettikleri yoksun kalınan kazanca ilişkin tazminat taleplerinin reddedildiğini, TTK'da yer alan haksız rekabet hükümlerine göre talep ettikleri tazminat taleplerinin, TBK m. 446'da düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesi hükümlerine göre reddedilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, zira ikisinin farklı haksızlıklardan doğan farklı tazminat talepleri olduğunu, bilirkişi raporunda da talep konusu tazminatın, TTK'da yer alan haksız rekabet hükümleri gereğince yoksun kalınan kazanç tazminatı olduğunun tespit edildiğini, TBK hükümlerinin göz önünde bulundurulsa dahi söz konusu hükümlerde, taraflar arasında belirlenen cezai şartı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulacağından bahsedildiğini, ancak dava açılmadan önce taraflarına böyle bir ödeme gerçekleştirilmediği gibi kararda da taraflar arasında belirlenen tutarın yarısına hükmedildiğini, bu nedenle karşı tarafın borcunun devam ettiğini, TBK m. 446 yönünde tazminat talebimizin reddedilmesini kabul etmemekle beraber kararda, davacının zararının cezai şart miktarının altında kaldığının belirtildiğini, ancak zararlarının eksik hesaplandığını, rekabet yasağının başlangıç tarihinin, iş yerinden ayrılış tarihi olan 18/06/2020 kabul edilerek 18/06/2022 tarihine kadar yapılan satışların tazminat hesaplaması içinde yer alması gerekirken eksik incelemeyle zararlarının cezai şartın altında kaldığı belirtilerek taleplerinin reddedildiğini, zira sözleşmede "iş sözleşmesinin devamı süresince ve iş sözleşmesi sona erdikten sonra 2 yıl süreyle" ifadesinin yer aldığını, kaldı ki bu hesaplamayla dahi; tacir sıfatı taşıyan davalıdan TTK hükümleri nedeniyle istenen yoksun kalınan kazanca ilişkin tazminata ticari avans faizi uygulanacağından, haksız bir şekilde uzatılan davada haksız rekabetin gerçekleştiği tarihten itibaren uygulanacak ticari avans faiziyle beraber tazminat taleplerinin, sözleşme ihlali nedeniyle yasal faiziyle beraber hükmedilen cezai şart miktarının aştığının görüleceğini, yani faizlerle birlikte hesaplama yapıldığında hükmedilen cezai şartın zararımızı karşılamadığının görüleceğini, bu nedenlerle hakkaniyet indirimi uygulanmasına ve tazminat taleplerinin reddi kararına itiraz ettiğini beyan ederek tüm tazminat taleplerinin faizleriyle beraber kabulü ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Rekabet yasağı sözleşmesinde belirlenen sınırlamaların işçinin üstlendiği görev ile doğrudan ilgili olması gerektiğini, işverenin kendi faaliyet alanını aşmayıp, işçinin faaliyette bulunamayacağı iş alanlarının belirtilmesi gerektiğini, iş bu davaya konu sözleşme aynı sektörde faaliyet gösteren bir işyerinde hangi ünvan ve görevle olursa olsun çalışamaz şeklinde düzenlenmiş olup müvekkilinin plastik mobilya aksesuar sektöründe çaycı olması dahil engellendiğini, Anayasal bir hak olan çalışma hakkı ve müvekkilinin ekonomik özgürlüğü aşırı derecede kısıtlandığını, bu haliyle düzenlenmiş olan sözleşmenin geçerliliğinin bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sözleşmenin geçerli olduğu yer de sözleşmede detaylıca belirlenmediğini, yalnızca Kayseri İli olarak belirtilmiş olup Kayseri'nin civar şehirlerine olan mesafesine kıyasla daha uzak olan ilçeleri dahi bulunup davacı şirketin faaliyet alanına girmeyen ilçeler de sözleşme kapsamına dahil edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin "Davalının ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan sözleşme hükmü nedeniyle cezai şartın geçersiz olduğu" başlıklı 2012/17736 E., 2013/9814 K. Sayılı ve 13.05.2013 tarihli kararında da "... Mahkemece, sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırlarının, taraflarca sözleşme çerçevesinde açıkça belirlenmediği, dolayısıyla cezai şarta dair bu hükmün uygulanmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Davalının ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan bu hüküm ve dolayısıyla da buna dayalı cezai şart koşulu da geçersizdir. Bu nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile, sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün onanmasına karar verilmesi gerekir." denilerek yerel mahkeme kararının onanmış ve hakimin işçinin ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan cezai şartı resen hükümsüz kılabilme yetkisinin vurgulandığını, kaldı ki müvekkilinin 9 yıl davacı yanında çalıştıktan sonra iddia edildiği gibi işten ayrılarak davacıyla rekabet için kendi işini kurmuş olmadığını, davacının, müvekkili kovunca işsiz kalan müvekkili ... A.Ş. Ünvanlı bir işyerinde 5 ay süreyle çalışmış daha sonra oradan da ayrıldıktan bir süre sonra yine aynı ... şirketinde çalışırken tanışıp arkadaş olduğu şahıs ile bu işi ortak olarak kurduğunu, yani müvekkilinin davacıyı zararlandırmak için kendi işini kurma ve davacıyla rekabet etme gibi bir kastının olmadığını, davacının, müvekkilini işten kovmuş olup pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı olduğu için alacaklarını ödeyecekleri vaadiyle zorla istifa dilekçesi imzalattıklarını, işsiz kalan müvekkilinin bir başka yerde sigortalı olarak çalışmaya başladığının da dikkate alındığında müvekkilinin kendi işini kurma iradesiyle istifa etmediğinin açıkça görülmekte olup davacının, müvekkilini işten çıkardığından rekabet yasağı sözleşmesine göre davacının herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının müvekkilinin aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı davalının şirketlerinde İşçi olarak çalıştığını davalı ile ... tarihli rekabet yasağı sözleşmesi imzaladıklarını, Bu sözleşme uyarınca iş sözleşmesi sona erdikten sonra iki yıl süreyle Kayseri ilinde plastik mobilya aksesuar ve malzemeleri ticaret ve imalatı sektörüne işverenle rekabet edecek bir iş yapamayacağı şirket kuramayacağı şirkete ortak olamayacağı yahut şirkette başka bir sıfatla görev alamayacağı aynı sektörde faaliyet gösteren bir işyerine hangi unvan ve görevde olursa olsun çalışamayacağı bu hükme aykırı hareket halinde işçi işverene bu iş yerinde çalıştığı sürede aldığı son brüt ücretin 20 katı tutarını tazminat ödeneceğinin işverenin zararı cezai şart miktarını açmışsa işçi fazlasını tazminle yükümlü olacağının kararlaştırıldığın, davalının 18.6.2020 tarihinde istifa ettiğini ... tarihinde ... Mobilya A.Ş.' şirketini kurduğunu davacının şirketlerinde çalışırken edindiği bilgiler nedeniyle müşteri portföylerine uluşma imkanının bulunduğunu bu bilgileri kendi yararına şirketlerinin zararına olacak şekilde kullanma imkanı olduğunu belirterek eldeki davayı açmıştır.Davalı ise iş akdinin işveren tarafından haksız şekilde feshedildiğini, kendisinin işten çıkarıldığını, istifa dilekçesi vermesi halinde tüm hakları verileceği söylenmek suretiyle istifaya zorlandığını bu şekilde kandırılmak suretiyle istifa ettiğini, kurmuş olduğu şirkette üretim yapmadığını, hırdavatçı gibi çalıştığını, davacı şirketin zararına bir işlemde bulunmadığını, aynı müşteri portföyüyle iş yapmadığını, işsiz kaldığı dönemde 5 ay süre ile başka şirkette çalıştığını daha sonra şirketi açtığını belirterek davanın reddini talep etmiştir ... tarihli rekabet yasağı sözleşmesi incelendiğinde: Bu sözleşme uyarınca iş sözleşmesi sona erdikten sonra iki yıl süreyle Kayseri ilinde plastik mobilya aksesuar ve malzemeleri ticaret ve imalatı sektörüne işverenle rekabet edecek bir iş yapamayacağı şirket kuramayacağı şirkete ortak olamayacağı yahut şirkette başka bir sıfatla görev alamayacağı aynı sektörde faaliyet gösteren bir işyerine hangi unvan ve görevde olursa olsun çalışamayacağı bu hükme aykırı hareket halinde işçi işverene bu iş yerinde çalıştığı sürede aldığı son brüt ücretin 20 katı tutarını tazminat ödeneceğinin işverenin zararı cezai şart miktarını açmışsa işçi fazlasını tazminle yükümlü olacağı" şeklinde ibareler olduğu görülmüştür. Davalının, davacı şirketteki iş akdinin istifa nedeniyle sonlandırıldığı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. hukuk dairesinin 2023/3558 Esas 2025/1967 karar 30.12.2025 tarihli kararıyla kesinleşmiştir. Davalının davacı iş yerinde ... başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesine dayanarak "işçi " olarak çalıştığı, 18/06/2020 tarihinde istifa dilekçesi sunduğu iş sözleşmesinin 18.06.2020 tarihinde sonlandırdığı, ... Mobilya A.Ş.' şirketini 12.01.2020 tarihinde kurduğu davalının yeni işe başladığı işletme ile davacının aynı iş kolunda ve sektörde faaliyet gösterdikleri anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağına ilişkin 445. Maddesinde de rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir. Burada hakime aşırı nitelikteki rekabet yasağının kapsamını veya süresini sınırlama yetkisi verilmiştir. (Yargıtay 11. H.D. 2015/6975 E-2016/2969 K, 2025/5220 E 2026/2133 Karar
Davalının, davacı tarafla öncesinde iş sözleşmesi hükümlerine göre iş ilişkisi içerisinde oldukları, davacı ile imzaladıkları sözleşmede rekabet yasağına ilişkin olarak yer sınırlaması bulunduğu, bu yasağa ilişkin sözleşmenin TBK'nın 444 ve 445. maddeleri uyarınca geçerli olduğu, iş akdinin sonlandığı tarihten altı ay sonra davacı ile aynı alanda ve coğrafi bölgede faaliyet gösteren dava dışı ... isimli şirketi kurarak şirkete müdür göreve başladığı, davalının davacı şirketin müşteri portföyünde bulunan müşteriler ile haksız rekabet oluşturacak iş ilişkisine girdiğinin bilirkişi raporunda da ayrıntılı şekilde belirlendiği sabittir. Öte yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 445 inci maddesinin ikinci fıkrasında doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı, hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği tartışmasızdır.( Yargıtay 11 HD 07.02.2019 tarih, 2017/1636 E. ve 2019/959 K. 2023/2292 Esas 2024/706 Karar )Dosya kapsamı itibariyle davacı ve davalının yeni iş başladığı firmanın her ikisinin işyerinin Kayseri ilinde aynı sektörde faaliyet gösteren ve aynı müşteri çevresini hedefleyen rakip firmalar olduğu, taraflar arasındaki sözleşme şartının davalı tarafça ihlal edildiği, sözleşmedeki cezai şarta hükmedilmesinin davalının kusuruna ve zararın doğmasına bağlı olmadığı, ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 03/04/2026 tarih ve 2021/818 E - 2026/315 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Alınması gerekli olan 3.516,19-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 880,00 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 2.636,19 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
4- İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/10/2026