Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/570 E. 2026/1072 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/570
Karar No
2026/1072
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO : 2026/570

KARAR NO : 2026/1072

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/02/2026

NUMARASI: 2025/853 E. - 2026/144 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile müvekkili şirket arasında 07.09.2016 tarihinde iş sözleşmesi imzalatıldığını ve davalı şirket bünyesinde çalışmaya başlatıldığını, davalının müvekkili şirket bünyesinde yürüttüğü görev gereği müvekkili şirketin ticari sırlarına erişimi olup, bu bilgilerin korunması adına davalı ile müvekkili şirket arasında gizlilik sözleşmesi imzalandığını, davalının müvekkili şirket bünyesinde yürüttüğü işten 31.08.2017 tarihinde ayrılmasının ardından, müvekkili şirket ile 05.09.2017 tarihinde hizmet veren sözleşmesi imzalayıp müvekkili şirkete dışarıdan hizmet vermeye başladığını, davalının müvekkili şirket ile Sözleşmesi devam ederken, müvekkili şirket ile aynı faaliyet kolunda olan rakip ...'nin ortağı olduğunu ve ... bünyesinde çalışmaya başladığını, davalının şirket çalışanı ... aracılığıyla ticari sırları ele geçirdiğinin ve üçüncü kişiler ile paylaştığının öğrenildiğini, davalının gizlilik sözleşmesi kapsamında ticari sır niteliğindeki bilgilerin 3.taraflarla paylaşılmaması konusunda taahhüt altında olduğunu, davalı hakkında 5237 sayılı TCK madde 239 uyarınca 'Ticari sır, bankacılık sır veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması" suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/146880 numaralı dosyasında soruşturma başlatıldığını, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 01.10.2018 tarih ve 2018/4744 Değişik iş sayılı arama, el koyma ve inceleme kararı ile ... bünyesinde kolluk tarafından 02.10.2018 tarihinde yapılan arama ve el koyma işlemleriyle elde edilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu müvekkili şirket'e ait ticari sırlar, sözleşmeler ve mali kayıtların, ... tarafından davalı ile paylaşıldığının ortaya çıktığını, davalının müvekkili şirket ile aynı faaliyet alanında olan ...'nun ortağı olarak faaliyet yürütmesinin müvekkili şirket tarafından öğrenilmesinin ardından Freelancer Sözleşmesi nin tek taraflı olarak feshedildiğini, hem Freelancer Sözleşmesinin, hem de Gizlilik Sözleşmesinin hükümlerini ihlali eden davalı hakkında, sözleşmelerde belirlenen cezai bedellerin tahsili amacıyla ....İcra Müdürlüğünde... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını beyan ederek davanın kabulü ile davalının haksız, kötü niyetli ve usule aykırı itirazının iptaline ve takibin .... İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası üzerinden devamına, alacağın tahsilini geciktirme amacı taşıması sebebiyle likit ve muayyen alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından, müvekkili ile aralarında akdedilen sözleşmelerin maddelerini ihlal ettiği iddiasıyla üstelik de cezai şart maddesine dayanılarak müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve işbu icra takibi haksız, dayanıksız ve gerçeğe aykırı sebepler ile başlatıldığı için itiraz ettiklerini, müvekkilinin davacı şirkete dışarıdan hizmet verdiği esnada başka bir şirkette çalışmaya başlamasının önünde hiçbir engel veyahut sakınca bulunmadığını, ... ile ...'nun iş ve faaliyet alanlarının tamamen birbirinden farklı olduğunu, dolayısıyla iki şirket arasında hiçbir rekabet bulunamayacağını, davacı Wediıacorp ile müvekkilinin çalıştığı ... isimli şirketin, rakip olmanın tam aksine, iş birliği ile çalışma yürütmüş iki şirket olduğunu, davacı şirket yetkilisinin müvekkilinin ... isimli şirkete çalıştığını zaten bildiğini, bu durumu sonradan öğrenerek aralarındaki sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği yönündeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin davacının hiçbir gizli bilgisini üçüncü kişiler ile paylaşmadığını, savcılık tarafından alınan bilirkişi raporunun, yetersiz, hatalı ve taraflı olduğunu, icra takibinin sözleşmeye aykırılık oluşup oluşmadığı tespit dahi edilmeksizin başlatıldığını, dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinden talep edilen cezai şart miktarının fahiş olduğunu, iş sözleşmelerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının yasaklandığını, taraflarca yeniden düzenlenmesi gerekmesine rağmen davacı tarafın bu konuda müvekkilini bilgilendirmediğini, sözleşmenin ilgili kısmını da değiştirmediğini beyan ederek, davacının itirazın iptali talebinin ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine, davacı tarafın başlattığı icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

ÖNCEKİ KARARLAR:

İlk derece mahkemesinin 2019/209 esas, 2023/173 karar sayılı, 16/02/2023 tarihli kararı ile;''Davalı tarafın yeni bilirkişi raporu alınması taleplerinin alınan rapor denetlemeye elverişli olduğundan reddine,

....icra müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında 50.000 Euro üzerinden itirazın iptaline takibin devamına fazla istemin reddine,

50.000 Euro alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sy nın 4/a maddesi gereğince TCMB nin Euro mevduata uyguladığı en yüksek faiz yürütülmesine,

Davacının icra inkar tazminatı talebinin İİK 67 koşulları oluşmadığından reddine" karar verildiği, taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurması neticesinde Dairemizin 2023/701 esas, 2025/1387 karar sayılı, 23/10/2025 tarihli kararı ile; "Davacının, gizlilik sözleşmesinin 5.1. maddesine dayalı olarak 10.000 Euro tutarında cezai şart istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise davacı ile davalı arasındaki 05.09.2017 tarihli hizmet sözleşmesinden önceki tarihli (07.09.2016 tarihli) iş sözleşmesi çerçevesinde de cezai şart hükmünün yer aldığı ancak davacının aynı eyleme dayalı olarak yalnızca son tarihli sözleşme olan 05.09.2017 tarihli “Freelancer Sözleşmesi” gereğince cezai şart talep edebileceği, önceki tarihli gizlilik sözleşmesine dayalı olarak cezai şartın talep edilemeyeceği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulü dosya kapsamına uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından davalının tacir olduğu, bu nedenle cezai şartın tenkisini talep edemeyeceği kabulüne varılmış ise de TTK'nın 12. maddesi gereğince bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denmekte olup davalının tacir sıfatını hâiz olduğuna dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı gibi davalının şirket ortağı olmasının kendisine tacir sıfatını kazandırmayacağı, bu durumda tacir sıfatının tüzel kişiliği bulunan şirkete ait olacağı gözden kaçırılarak hatalı değerlendirme yapılması yerinde görülmemiştir. Dolayısıyla sözleşmenin cezai şart hususları değerlendirilirken davalının tacir sıfatını hâiz olmadığından TBK'nın 182/3. maddesinde yer alan düzenlemenin (Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir) nazara alınması gerekmiştir. Bu kapsamda davalının ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak davalı tarafça işbu cezai şartın ödenmesi halinde ekonomik mahfının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususunda inceleme yapılarak varılacak sonuca göre cezai şart tutarının belirlenmesinin gerektiği anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın belirtilen eksikliğin giderilmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine'' karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2025/853 esas, 2026/144 karar sayılı, 19/02/2026 tarihli kararı ile; "Dava dosyası Mahkememiz 2025/853 esas sayısını almış, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44 HD'si 2023/701 Esas 2025/1387 karar sayılı 23/10/2025 tarihli ilamı gereğince Davalı ...'nın ekonomik sosyal durum araştırması için ilgili ilçe emniyet müdürlüğüne yazı yazılmış ,ayrıca Uyap sistemi entegrasyon ekranından malvarlığı araştırma sonuçları alınmıştır. Mahkememizce getirtilen malvarlığı kayıtları ve sosyal araştırma raporuna göre; halen 13/07/1996 doğumlu ve 29 yaşında olduğu, evli olmadığı, 35.000 TL kira ile oturduğu, üzerine kayıtlı bir adet taşınmaz bulunduğu, aylık 100.000 TL geliri bulunduğu, lise mezunu olduğu belirlenmiştir. Davalının 50.000 Euro cezai şartının tamamını ödemesi halinde ekonomik mahfının gerçekleşeceği görülmüş, %50 indirim ile cezai şart tutarı 25.000 euro olarak belirlenmiştir. Davacının bir diğer talebi ise tarihsiz gizlilik sözleşmesinin 5.1. maddesinde yer alan ve sözleşmenin ihlali halinde 10.000 Euro tutarında cezai şarttır. Bu cezai şart davacı ile davalı arasında 05.09.2017 tarihli sözleşmeden önce 07.09.2016 tarihli iş sözleşme çerçevesinde imzalanmış ve sonlandırılmış olduğundan bu sözleşmeye dayalı olarak artık davacı tarafça cezai şartın istenemeyeceği anlaşılmış, talep reddedilmiştir.

Davacının icra inkar tazminatı talebi alacak yargılamayı gerektirdiğinden kesin ve belirlenebilir olmadığından İİK 67 koşulları oluşmadığı gözetilerek reddedilmiştir. Bu gerekçelerle, ....icra müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında 25.000 Euro üzerinden itirazın iptaline takibin devamına fazla istemin reddine, 25.000 Euro alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sy nın 4/a maddesi gereğince TCMB nin Euro mevduata uyguladığı en yüksek faiz yürütülmesine, davacının icra inkar tazminatı talebinin İİK 67 koşulları oluşmadığından reddine" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/853 esas ve 2026/144 karar sayılı kararının maddi gerçeklikten uzak olduğunu, davalının ... bünyesindeki CEO ve CRO görevleri ile sahip olduğu ekonomik gücün yerel mahkemece eksik araştırıldığını, davalının beyan ettiği aylık 100.000-TL gelirin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Rekabet Kurumu'nun 29.01.2026 tarihli kararı ile davalının yönettiği yapının piyasadaki hakim durumunun tescil edildiğini, 50.000-EUR tutarındaki cezai şartın davalının ekonomik mahfına sebep olmayacağını, yerel mahkemenin %50 oranında indirim yapmasının hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığını, davalının ticari sırları ifşa ederek haksız rekabet fiilini gerçekleştirdiğini, davalının tacir sıfatı ve basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, vekalet ücretinin maktu yerine nispi olarak hesaplanması gerektiğini, alacağın likit olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin zorunlu olduğunu, eksik incelemenin giderilmesi suretiyle kararın kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirket arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası sonucunda İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/209 E. sayılı dosyasında verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulduğunu, yeniden yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından 19.02.2026 tarihinde müvekkilin ekonomik durumu gözetilerek cezai şart tutarında %50 indirim yapılmasına rağmen hükmedilen 25.000 euro tutarındaki cezai şartın fahiş olduğunu, müvekkilin aylık 100 Türk Lirası hizmet bedeli aldığı bir sözleşmede bu miktarın ekonomik mahfına sebep olacağını, davacının gizlilik sözleşmesinin 5.1. maddesine dayalı cezai şart talebinin ise daha önceki bir sözleşme dönemine ait olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, müvekkilin davacı şirkete ait herhangi bir ticari sırrı üçüncü kişilerle paylaşmadığını, dosyaya sunulan belgelerin ticari sır içermediğini ve davacının bu yöndeki iddialarının delilsiz olduğunu, müvekkilin freelancer olarak çalışması sebebiyle başka şirketlerde çalışmasının sözleşmeye aykırılık teşkil etmediğini, davacı şirket yetkilisi...'in müvekkilin ... isimli şirketteki ortaklığını ve çalışma durumunu en başından beri bildiğini, hatta yazışmaların bu şirkete ait e-posta adresi üzerinden yapıldığını, dolayısıyla kötü niyetli bir fesih süreci işletildiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca fahiş cezai şartlarda indirim yapılması gerektiğini, emsal İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/432 E. sayılı dosyasında benzer bir durum için daha düşük bir cezai şart miktarına hükmedildiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin daha önce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2025/1387 K. sayılı kararı ile incelenip reddedildiğini, davalının cezai şartın fahiş olduğu ve rekabet yasağını ihlal etmediği yönündeki savunmalarının kesinleşmiş olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddinin gerektiğini, davalının 25.000-Euro tutarındaki cezai şartın fahiş olduğu iddiasının dayanaktan yoksun bulunduğunu, davalının sunduğu Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2013/679 E. ve 2013/12298 K. sayılı 12.09.2013 tarihli kararlarının cezai şartta yapılan aşırı indirimi ortaya koyduğunu, cezai şartta indirim yapılırken borçlunun ekonomik durumunun ve sağladığı menfaatin esas alınması gerektiğini, davalının ... şirketindeki Global Cro ve Ceo sıfatları ile elde ettiği gerçek gelirinin beyan ettiği 100.000-TL'den çok daha yüksek olduğunu, davalının ekonomik durumuna ilişkin beyanlarının muvazaalı olduğunu, Gı Kararıyla Müspettir İstanbul 53. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/317 esas sayılı dosyasında davalının haksız rekabet eyleminin sabit bulunduğunu, yerel mahkemenin tacir sıfatı ve ödeme gücü konusundaki araştırmasının eksik olduğunu, davalının istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi gerektiğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.02.2026 tarihli 2025/853 Esas ve 2026/144 Karar sayılı kararının haksız cezai şart indirimi yönünden kaldırılmasını, davalının gerçek ekonomik gücünün tespiti için tahkikat yapılmasını veya dosyanın ilk derece mahkemesine iade edilmesini, takibin asıl alacak üzerinden devamına karar verilmesini, alacağın likit olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasıyla Davacı tarafından 50.000 Euro bedeli üzerinden başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, itirazın iptali davası sonucunda İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/209 E. sayılı dosyasında takibin devamına karar verildiğini, istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılarak dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderildiğini, yerel mahkemenin 19.02.2026 tarihli kararıyla 25.000 Euro üzerinden takibin devamına hükmedildiğini, davacı tarafın 25.03.2025 tarihli istinaf başvurusunda müvekkilin resmi mecralarda kendini gizlediği ve haksız rekabet oluşturduğu yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilin elinde davacı şirkete ait herhangi bir gizli bilgi veya ticari sır bulunmadığını, söz konusu belgelerin kamuya açık taslak metinlerden ibaret olduğunu, Yek Teknoloji şirketinin kuruluşunun piyasa ihtiyaçlarına dayandığını, Davacı tarafın sunduğu ekran görüntülerinin dava konusuyla ilgisiz olduğunu, davacı şirket yetkilisi...'in müvekkilin ... isimli şirketteki ortaklığını ve faaliyetlerini başından beri bildiğini, tüm iletişimin ...@.... com adresi üzerinden yürütüldüğünü, müvekkilin mal varlığının resmi kayıtlara uygun olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından bildirilen ekonomik durum raporuna yönelik itirazların yersiz olduğunu, müvekkilin herhangi bir gizli bilgiyi üçüncü kişilerle paylaşmadığını, davacı tarafın davanın seyrini değiştirmek amacıyla şirket kâr-zarar tabloları ve banka hesap hareketleri gibi dava konusuyla ilgisiz taleplerde bulunduğunu, Rekabet Kurulu nezdindeki soruşturma iddialarının işbu dava ile bağlantısının bulunmadığını, 60.000 USD tutarındaki cezai şartın fahiş olduğunu ve müvekkilin ekonomik mahvına yol açacağını, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca cezai şartın indirilmesi gerektiğini, 25.000 USD olarak belirlenen tutarın dahi hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek davacı tarafın istinaf başvurusunun reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; İİK'nın 67. maddesine dayalı itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından kaldırma kararından sonra cezai şart miktarında %50 oranında indirim yapılmak sureti ile 25.000-Euro üzerinden davanın kısmen kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından mahkemece yapılan %50 oranındaki indirimin hukuka aykırı olduğu, lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedildiği, alacağın likit olduğu iddiaları kapsamında istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davalı vekilinin ise kaldırma kararından sonra hükmedilen cezai şart miktarının da fahiş olduğunu, Freelancer (hizmet veren sözleşmesi) sözleşmesi hükümlerinin ihlal edilmediğini, ticari sırların paylaşılmadığını ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.

Dairemizin önceki kaldırma kararı kapsamında irdelendiği üzere; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/146880 soruşturma sayılı dosyası ile davalı hakkındaki İstanbul 53. ASCM'nin 2019/317 esas sayılı dosyasında 6102 sayılı TTK'ya muhalefet, ticari sır, bilgi veya belgeleri açıklamak suçları nedeniyle davalının haksız rekabet eylemi sabit bulunarak 6102 sayılı TTK'nın 55/1-b-1 ve 55/1-c yollamasıyla 62/1 maddesi gereğince cezaya hükmedildiği, sanık itirazlarının reddine karar verildiği ve mahkumiyet hükmünün 06.07.2023 tarihinde kesinleştiği, 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de maddi vakıanın tespiti hukuk hakimini bağlayacağı, bu kapsamda açıklanmaması, kopyalanmaması ve her ne suretle olursa olsun şirket içi çalışmalar haricinde kullanılmaması gereken gizli bilgileri, işçinin açıklaması, kendi veya bir başkası lehine kopyalaması veya şirket çalışmaları haricinde ne amaçla olursa olsun kullanılması veya kullanılabilecek şekilde uhdesinde bulundurması halinde uygulama alanı bulan eylemin sübut bulduğu, davacının 05.09.2017 tarihli “Freelancer Sözleşmesinin” 11.1 maddesi gereğince cezai şart talep edebileceği açıklığa kavuşmuş olup davalı tarafça Freelancer (hizmet veren sözleşmesi) sözleşme hükümlerinin ihlal edilmediği, ticari sırların paylaşılmadığına yönelik yeniden ileri sürülen istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır.

Mahkemece 05.09.2017 tarihli “Freelancer Sözleşmesinin” 11.1 maddesinde öngörülen 50.000-Euro cezai şart yönünden, kaldırma kararına uygun şekilde davalının tacir sıfatını hâiz olmadığından TBK'nın 182/3. maddesinde yer alan düzenlemenin (Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir) nazara alındığı, davalının ekonomik sosyal durum araştırması için ilgili ilçe emniyet müdürlüğüne yazı yazıldığı, ayrıca Uyap sistemi entegrasyon ekranından malvarlığı araştırma sonuçları alındığı, celp edilen malvarlığı kayıtları ve sosyal araştırma raporuna göre; halen .../07/1996 doğumlu ve 29 yaşında olduğu, evli olmadığı, 35.000 TL kira ile oturduğu, üzerine kayıtlı bir adet taşınmaz bulunduğu, aylık 100.000 TL geliri bulunduğu, lise mezunu olduğunun görüldüğü, davalının 50.000 Euro cezai şartının tamamını ödemesi halinde ekonomik mahfının gerçekleşeceği gerekçesi ile %50 indirim ile cezai şart tutarının 25.000 Euro olarak belirlendiği görülmüştür. Mahkemece davalının dosyaya yansıyan ekonomik durumu dikkate alınarak hak ve nesafete uygun olarak cezai şarttan taktiren %50 oranında indirime gidilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu yönü ile indirim neticesinde takdir edilen cezai şart miktarının fahiş olmadığı gibi dosyaya yansıyan somut ekonomik durum göstergeleri ile uyumlu olduğu, davacı tarafın davalının gerçek ekonomik durumu ile ödeme gücünün talep edilen cezai şartın tamamını ödemeye yeterli olduğuna yönelik iddiasının soyut ve ispata muhtaç kaldığı saptanmakla aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Her ne kadar davacı vekili tarafından lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu istinaf sebebi yapılmış ise de mahkemece AAÜT'nin 13. maddesine uygun şekilde; tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için bu tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirlendiği, böylece dava tarihindeki kur üzerinden kabul edilen miktara göre yapılan hesaplama neticesinde nispi 45.000-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.

Son olarak davacı tarafından, alacağın likit olduğu ve bu nedenle lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekmektedir. Alacağın gerçek miktarının belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte olup borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü gerekecektir. Somut uyuşmazlıkta ise dava konusu cezai şart alacağının miktarının tayini, alacak miktarının açıklığa kavuşturulmasının yargılamayı gerektirdiği, böylece davalının dosyaya yansıyan ekonomik durumu dikkate alınarak hak ve nesafete uygun olarak takdir hakkı kullanılarak hüküm kurulmuş olmakla alacağın likit kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu yönü ile kaldırma kararına uygun şekilde hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../02/2026 tarih ve 2025/... E. 2026/... K. sayılı kararına karşı, taraf vekillerinin tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.035,99-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.759,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.276,99-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/570, K. 2026/1072, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-570-e-2026-1072-k-1fc2497c81a1