Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/579 E. 2026/1187 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/579
- Karar No
- 2026/1187
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/579
KARAR NO: 2026/1187
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 17/02/2026
NUMARASI: 2024/162 E. - 2026/112 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı dosyası ile davacı müvekkili hakkında Örnek no:10 Kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin ödeme emri gönderildiğinde askerde olmasına rağmen tebligatın usulsüz olarak müvekkilinin UETS hesabına yapıldığını, müvekkilinin işbu takipten 09.02.2024 tarihinde haberdar olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmaması sebebiyle ve takibin hukuka aykırı olması sebebiyle imzaya, borca, faize ve borcun tüm ferilere karşı İstanbul 43. İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/47 E. Sayılı dosya ile davası açıldığını, açılan dava kapsamında takibin teminat ile durdurulduğunu belirterek müvekkilinin geri dönülmesi imkansız zararlara uğramasını önlemek amacıyla anılan tedbirin kaldırılması ihtimaline binaen, öncelikle teminatsız aksi halde uygun görülecek miktarda teminat yatırmak suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile söz konusu miktarın % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu senetler üzerindeki imzanın bizzat davalıya ait olduğunu, imzaya itirazların yerinde olmadığını, senetler incelendiğinde, kambiyo senedinin alt kısmında yer alan ödeyecek kişi karşısındaki iki imzanın birbirleri ile aynı olduğunun görüldüğünü, bu kısımda yer alan imzaların davacıya ait olması karşısında, senet borçlusunun bizzat davacı asil olduğunu, davacı tarafından TTK.md.680 anlamında açık senet düzenlenerek müvekkiline verildiğini, senetin doldurulurken aradaki sözleşmeye aykırı şekilde doldurulduğunun ispatı yükünün davacı üzerinde olduğunu, böyle bir durumun da söz konusu olmadığını, lehtar kısmında tahrifat yapıldığı, davacının imzası olmadığı nedeniyle senetlerin geçersiz olduğu yönündeki iddia ve beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacıya yapılan tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığını, davacı tarafından askere gideceğinden bahisle elektronik tebligat adresini kapatmadığını, bu durumun bizzat davacının yükümlülüğünde olduğunu, bu yönde bir eylemi söz konusu olmadığından, icra dosyası kapsamında kendisine yapılan tebligatın usule uygun ve geçerli olduğunu, senetlerin başlı başına borçlandırıcı hukuki evraklar olduğunu ilave borç ilişkisi aranmasa da davacı ile müvekkili arasında eczane devri söz konusu olduğunu ve buna istinaden verildiğini, verilen senetlerin bu devirden kaynaklanan ve davacının ödemekle yükümlü olduğu borcuna ilişkin olduğunu belirterek; davacının teminatlı yada teminatsız ihtiyati tedbir talebinin reddine, davacının davasının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi'nin 2024/162 esas, 2026/112 karar sayılı, 17/02/2026 tarihli kararı ile; "Senetlerde; lehdar hanesindeki ... isminin çizilerek ... olarak paraflandığı ancak bu paraflanmanın keşideci olan ... tarafından atılmadığı anlaşılmaktadır. Senet üzerinde yapılan değişikliklerin hüküm ifade edebilmesi için keşideci tarafından paraflanması gerekmektedir, keşideci tarafından paraflanmayan değişiklikler yok hükmünde addedilir. Somut olayda da, senetlerdeki lehdar hanesindeki ... isminin çizilerek ... yazılması olayında, keşideci tarafından paraflanma söz konusu olmadığından düzeltme geçersiz sayılacaktır. Davalı ... mevcut veriler ışığında lehdar ve yetkili hamil olamayacaktır. Belirilen açıklamalar ışığında, icra takibinin iptal edilmesi kararının kesinleşmesi ile birlikte, icra takibine ilişkin menfi tespit istemli iş bu davanın konusuz kaldığı, delillerin değerlendirilmesi ışığında davacının haklı olduğunun tespit edildiği ve dava konusuz kalsa da, senetlerde taraflara arasında yüz yüzelik durumunun bulunduğu, davalının açıkça kötü niyetli ve haksız olduğu anlaşılmakla;
Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, İcra takibine konu senetlerin asıl alacak toplamı 80.000,00-TL'nin %20 oranına isabet eden 16.000,00-TL tazminatın İİK. 72/5. Maddesi gereğince davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, icra takibinin iptaline ilişkin kararın kesinleşmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığının kabul edilmesine rağmen esas hakkında hüküm kurularak İİK m. 72/5 kapsamında %20 tazminata hükmedilmesinin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, konusuz kalan davalarda esasa girilerek tarafların haklılık durumunun tespiti ve tazminat hükmü kurulmasının mümkün olmadığını, mahkemenin hem karar verilmesine yer olmadığına hükmedip hem de kötüniyet tazminatına hükmetmesinin çelişkili olduğunu, dosya kapsamında kötü niyet şartlarının oluşup oluşmadığına dair bir tespit yapılmadığını, takibin kambiyo senetlerine dayalı olduğunu ve taraflar arasında eczane devrine dayalı ticari ilişki bulunduğunu, davacının açıkça kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığını, mahkemenin yalnızca bilirkişi raporuna dayanarak kötü niyet sonucuna ulaşmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından senet üzerindeki ödeyecek kısmın karşısına imza atılarak geri kalan kısımların boş olarak müvekkiline teslim edildiğini, TTK m. 680 uyarınca bu senetlerin açık senet niteliğinde olduğunu, senedin doldurulması sırasında müvekkilin sehven hata yaparak lehtar kısmını yanlış yazdığını ve üzerini tek çizgi ile çizerek kendi adını yazıp yanını imzaladığını, bilirkişi raporunun cevap dilekçesindeki beyanlar dikkate alınmadan ve senedin tamamının davacı tarafından doldurulduğu varsayımıyla hatalı hazırlandığını, lehtar kısmındaki değişikliğin tahrifat olarak nitelendirilmesinin yanlış olduğunu, taraflar arasında eczane devrine ilişkin resmi protokol bulunduğunu ve davacının devirden doğan borcunu ödemediğini, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, ispat yükünün hatalı değerlendirildiğini, İstanbul 43. İcra Hukuk Mahkemesi kararının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını belirterek, 1. İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.02.2026 tarih ve 2024/162 E–2026/112 K. sayılı kararının istinaf incelemesi sonucu ortadan kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın konusuz kalan davada tazminata hükmedilemeyeceği yönündeki istinaf iddialarının yerinde olmadığını ve hukuki dayanaktan yoksun olduğun belirterek davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/162 E. –2026/112 K. sayılı kararının, tahrifat ve kötü niyet tespitleri yönünden onanmasına, mahkemece davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle hüküm kurulmamış olması sebebiyle, davacının davalıya borçlu olmadığının açıkça tespitine karar verilecek şekilde hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İİK'nın 72. maddesine dayalı olarak bonolara yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından; senetlerdeki lehdar hanesindeki ... isminin çizilerek ... yazılması olayında, keşideci tarafından paraflanma söz konusu olmadığından düzeltmenin geçersiz sayıldığı, davalı ...'in mevcut veriler ışığında lehdar ve yetkili hamil olamayacağı, icra takibinin iptal edilmesi kararının kesinleşmesi ile birlikte, icra takibine ilişkin menfi tespit istemli işbu davanın konusuz kaldığı, delillerin değerlendirilmesi ışığında davacının haklı olduğunun tespit edildiği ve dava konusuz kalsa da, senetlerde taraflara arasında yüz yüzelik durumunun bulunduğu, davalının açıkça kötü niyetli ve haksız olduğu anlaşılmakla davacı lehine İİK72/5. maddesi uyarınca tazminata hükmedildiği, davalı vekili tarafından; konusuz kalan davalarda esasa girilerek tarafların haklılık durumunun tespiti mümkün olmadığından bahisle tazminata hükmedilmesinin yerinde olmadığı, davacının tahrifat iddiasında bulunmayacağı, imzanın davacıya ait olduğu, senetlerin geri kalan kısımlarının boş olarak müvekkile verildiği ve müvekkilin doldurma sırasında sehven hata yaptığı, sehven ödenecek kişi(lehtar) kısmının yanlış yazıldığı, bunu üzerinin tek çizgi çizilerek davalı tarafından düzeltilip kendi adını yazarak imzaladığı, eczane devrine ilişkin temel ilişki kapsamında bonoların düzenlendiği, icra takibinin iptali kararının bu dosyada bağlayıcı şekilde yorumlanamayacağından bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dava konusu bonolardan ilkinin keşidecisinin davacı ... Faruk olarak göründüğü, lehtarının davalı ... olarak değiştirildiği (... isminin üstü çizilerek ve paraflanarak), düzenlenme tarihinin 15/10/2021, ödeme tarihinin 15/11/2021, 40.000 TL bedelli olduğu, diğer bononun ise keşidecisinin davacı ... Faruk olarak göründüğü, lehtarının ... olarak değiştirildiği (... isminin üstü çizilerek ve paraflanarak), düzenlenme tarihinin 15/10/2021, ödeme tarihinin 15/12/2021, 40.000 TL bedelli olduğu, keşideci imzası inkar edilmiş ise de yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde keşideci imzasının davacının eli ürünü olduğunun kesin olarak tespit edildiği, ancak paraf imzalarının davacıya ait olmadığının kesin olarak tespit edildiği gibi davalı tarafından işbu düzeltme ve imzanın kendisi tarafından yapıldığına yönelik kabul beyanının bulunduğu anlaşılmıştır.
HMK'nın senette çıkıntı, kazıntı ve silinti başlıklı 207. maddesi; '' Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir.'' şeklinde düzenlenmiş olup senetteki düzeltmelerin keşideci tarafından imza/ paraf edilmesi gereklidir. Düzeltmelerin onaylı olmaması veya imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde düzeltme yok hükmünde olup senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca TTK’nın 673. maddesine göre poliçe bizzat düzenleyenin emrine yazılı olabileceği gibi, düzenleyenin üzerine veya bir üçüncü kişi hesabına da düzenlenebilir. Ancak TTK'nın 778. maddesinde, aynı Kanun’un 673. maddesine atıf yapılmadığından, bonolar açısından bononun borçlusu konumunda olan düzenleyen kendisini lehtar göstermek suretiyle bono düzenleyemez. Başka bir anlatımla, lehtar ve düzenleyen sıfatının birleşmesi durumunda düzenlenen senet bono niteliğinde sayılamaz. Böylece düzeltmelerin keşideciye ait olmadığı dosya kapsamında sabit olup senetlerin bono vasfında olmadıkları sonucuna varılması gerekmiştir. Davalı taraf senetlerin eczane devrine dayalı temel ilişki kapsamında düzenlendiğini ileri sürmüş ise de 12.10.2021 tarihli eczane devir sözleşmesi tetkik edildiğinde; dava konusu bonolara atıf olmadığı gibi eczane devir bedelinin 50.000-TL olarak belirtildiği, dava konusu her bir bono bedelinin ise 40.000'er-TL olduğu görülmüştür. Dolayısıyla mahkemece senetlerdeki lehdar hanesindeki ... isminin çizilerek ... yazılması karşısında, keşideci tarafından paraflanma söz konusu olmadığından düzeltmenin geçersiz sayılmasına dayalı olarak davalının lehdar ve yetkili hamil sıfatının bulunmadığı sonucuna varılmasında isabetsizlik görülmemiştir.
İstinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri kapsamında yapılması gereken inceleme neticesinde davalı aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatının kanuna uygun olup olmadığı meselesinin tetkik edilmesi gerekmiş olup her ne kadar davacı tarafın istinaf başvurusu olmadığından konusuz kalmaya yönelik tespitin isabetli olup olmadığı ele alınamamış ise de mahkemece davanın konusuz kaldığı kabul edilmekle birlikte, davacının haklılığı ve davalının kötü niyetinin gerekçe içerisinde açıkça tespit edildiği görülmüştür. Bu durumda, davalı tarafın ileri sürdüğünün aksine, esasa ilişkin maddi vakıaların tespiti yapıldıktan sonra İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır. Nitekim davacının keşideci, davalının senet lehtarı olması nedeniyle alacaklı ve borçlu arasında yüz yüzelik ilkesinin söz konusu olduğu, senetlerdeki düzeltme ve parafların lehtara ait olması karşısında davalının senetleri takibe koymakla kötüniyetli olduğunun kabulünün gerektiği, İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesindeki düzenleme kapsamında tazminat koşullarının somut olay bakımından gerçekleştiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../02/2026 tarih ve 2024/... E. 2026/... K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026