Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/19104 E. 2026/5111 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/19104
- Karar No
- 2026/5111
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/147 E., 2025/132 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi olan ...'nun davalı işyerinde 24.09.2018 tarihinde çalıştığı sırada düşerek bayıldığını ve kaldırıldığı hastanede kalp krizi nedeniyle vefat ettiğini belirterek davacı eş ... için 292.537,20 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuk .. için 13.272,30 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davacı çocuk ... için 290,72 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak iş bu davacılara verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iş kazasında davalı şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, meydana gelen olayın iş kazası olarak kabul edilmesinin davalı şirketin tazminat yükümlüsü olduğu manasına gelmediğini, sözkonusu iş kazasında illiyet bağının kesildiğinden davalı şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.04.20 22... /34 E., 2022/101 K. sayılı kararı ile "...iş kazasının oluşumunda davalının %70, davacılar murisi ...'nun ise %30 oranında kusurlu olduğunun kabulünden hareketle; "1-Davacıların davalı aleyhine açtıkları maddi tazminat davasının kabulü ile Davacı ... için net 292.537,20 TL maddi tazminatın, Davacı ... için net 13.372,30 TL maddi tazminatın, Davacı ... için net 290,72 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 24.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 2-Davacıların davalı aleyhine açtıkları manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile Davacı ... için net 100.000,00 TL manevi tazminatın, Davacı ... için net 50.000,00 TL manevi tazminatın, Davacı ... için net 30.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 24.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ... ile ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi 22.12.20 22... /1732 E., 2022/2602 K. sayılı kararıyla; "... tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, dosya kapsamı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, dava şartları, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararındavacılar ... ile ... vekili ve davalı ... vekillerince tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde 12.09.20 24... /29 18... /8517 Karar sayılı ilamıyla; "...taraf vekillerinin sair temyiz itirazları incelenmeksizinSomut olayda; tüm dosya kapsamından ve tanık ifadelerinden anlaşıldığı üzere iş kazasının davalı işverene ait pamuklu dokuma yapılan .. yolu üzeri ... km Merkez .. adresindeki fabrikada makine bakım ustası olarak çalışan mutevaffa ...'nun, bakım işlerinde çalıştıktan sonra 24.09.2018 günü saat:16.00 sıralarında bakım dinlenme odasında 5 dakika dinlenip elini yüzünü yıkayıp dolabından havlusunu alıp ellerini kurulurken yere düşmesi ile kaldırıldığı hastanede kalp krizi sonucu vefat etmesi şeklinde meydana geldiği, Mahkemece hükme esas alınan 09.02.2021 tarihli heyet kusur raporunda her ne kadar davacılar murisinin ailesinde kalp rahatsızlığının bulunduğunun bilinmesi, sigara kullanması ve beslenme şekline dikkat etmesi gerektiği gibi bünyesel faktör unsurları davacılar murisine kusur atfedebilecek sebepler olarak değerlendirilmiş ise de iş bu raporda dosyada mevcut iş yerinde yapılan periyodik muayenelerde kalp ile rahatsızlığının bulunmadığı belirlendiğine göre mahkemece davacılar murisine ait tedavi kayıtları getirtilmeden ve murisin daha önce bu tür bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden düzenlenen, somut olayın özelliğine uygun olmayan bünyesel faktörün tam olarak değerlendirilmediği anlaşılan rapora itibar edilmesi suretiyle hüküm kurulması hatalı olmuştur. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, öncelikle müteveffanın vefatından önce kalp damar hastalığı ile kalp krizini tetikleyecek nitelikte bir rahatsızlığı olup olmadığı, bu hususta tedavi görüp görmediği konusunda tarafların ibraz edeceği kayıtlar ile ... MEDULA sisteminden araştırma yapmak, davacıda olumsuz yaşam şekli, beslenme tarzı, genetik faktör ile sigara kullanımı gibi etkenlerin olup olmadığı var ise bu gibi durumların olayın gerçekleşmesi üzerindeki etkisi hususundaki deliller toplanmak, toplanacak bu delillerle beraber somut ölüm olayının gerçekleşmesinde işyeri şartları, yaşam şekli, bünyesel faktör ile olay anındaki etkenler bir bütün olarak değerlendirilerek, davalı itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın kardiyolog hekimin de yer aldığı, A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları ile bünyesel faktörün etkisini belirleyece mahiyette rapor aldırmak alınacak bu raporla beraber dosyadaki veriler değerlendirmek, yukarıda belirtilen hususlara gözeten kusur raporu alındıktan sonra kusur oran ve aidiyetinin değişmesi nedeniyle yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacılar vekilinin maddi tazminata ilişkin temyiz istemi bulunmadığından hükme esas alınan 15.12.2021 tarihli hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. " gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, "...Yapılan yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında; davacıların murisi ...'nun davalı işyerinde baygınlık geçirerek fenalaştığı ve kalp krizi neticesinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce aldırılan 08.03.2025 tarihli kusur bilirkişi ek raporuna göre olayda kazalı ...'nun %20, davalı işverenin ise %60 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, %20 oranında kaçınılmazlık faktörünün etkili olduğu belirtildiği görülmüş, belirlenen kusur oranları gözönünde bulundurularak 20.06.2025 tanzim tarihli hesap bilirkişi ek raporunda meydana gelen iş kazası nedeniyle davacıların uğramış olduğu maddi zararın belirlendiği, alınan kusur raporu ve hesap bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hukuka uygun olduğu, belirlenen kusur oranları doğrultusunda seçenekli olarak hesaplanmış, mahkememizce 2. seçeneğin B bendi olarak gerçekleştirilen hesaplama dikkate alınmış, (kaçınılmazlığın %60'ından işverenin sorumlu olacağı gözetilerek) davacının talebi ve usuli kazanılmış hak gözetilerek davacı ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle 292.537,20 TL'lik maddi tazminat talebinin, davacı ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle 13.372,30 TL'lik maddi tazminat talebinin ve davacı ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle 290,72 TL maddi tazminat talebinin kabulüne yönelik olarak hüküm tesis edilmiştir..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece aldırılan kusur raporunun hatalı olduğu, müvekkilin kusursuz olduğu, kaçınılmazlık oranından sorumluluklarının bulunmadığını, murisin ücretinin hatalı belirlendiğini, manevi tazminatın fahiş takdir edildiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55... . maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19... . maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri. 3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacılar ... ile ... lehine hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. C) Davalı vekilinin davacılar lehine hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Somut olayda, Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunmakla usulüne uygun teşekkül ettirilen bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyetine yönelik rapor aldırılmış her ne kadar anılan 09.01.2024 tarihli raporda %20 oranında kaçınılmazlık oranından bahsedilmiş ise de bu başlık altında açıklanan sebepler bünyesel faktör değerlendirmesine ilişkin olup olayın meydana gelmesinde davalı işveren %60, davacılar murisi %20 oranında kusurlu olup %20 oranında da bünyesel faktörün etkili olduğu, bu hali ile de bünyesel faktör değerlendirmesine ilişkin oranın işveren kusuruna eklenmesi ve işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmadığına göre aldırılan 16.04.2025 tarihli hesap raporuna göre (işverenin %60 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle düzenlendiğinden) maddi tazminat alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirme ile %20 oranının kaçınılmazlık oranı olarak kabulü ile %60'ının işveren kusuruna eklenmesi suretiyle 20.06.2025 tarihli hesap raporunun B seçeneğine göre karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin davacılar ... ile ... lehine hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı vekilinin davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı vekilinin davacılar yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesi yönünden; A. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında yer alan "...Yapılan yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında; davacıların murisi ...'nun davalı işyerinde baygınlık geçirerek fenalaştığı ve kalp krizi neticesinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce aldırılan 08.03.2025 tarihli kusur bilirkişi ek raporuna göre; olayda kazalı ...'nun %20, davalı işverenin ise %60 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, %20 oranında kaçınılmazlık faktörünün etkili olduğu belirtildiği görülmüş, belirlenen kusur oranları gözönünde bulundurularak 20.06.2025 tanzim tarihli hesap bilirkişi ek raporunda meydana gelen iş kazası nedeniyle davacıların uğramış olduğu maddi zararın belirlendiği, alınan kusur raporu ve hesap bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hukuka uygun olduğu, belirlenen kusur oranları doğrultusunda seçenekli olarak hesaplanmış, mahkememizce 2. seçeneğin B bendi olarak gerçekleştirilen hesaplama dikkate alınmış, (kaçınılmazlığın %60'ından işverenin sorumlu olacağı gözetilerek) davacının talebi ve usuli kazanılmış hak gözetilerek davacı ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle 292.537,20 TL'lik maddi tazminat talebinin, davacı ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle 13.372,30 TL'lik maddi tazminat talebinin ve davacı ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle 290,72 TL maddi tazminat talebinin kabulüne yönelik olarak hüküm tesis edilmiştir." ibarelerinin silinerek yerine "Yapılan yargılama sırasında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında; davacıların murisi ...'nun davalı işyerinde baygınlık geçirerek fenalaştığı ve kalp krizi neticesinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce aldırılan 08.03.2025 tarihli kusur bilirkişi ek raporuna göre olayda kazalı ...'nun %20, davalı işverenin ise %60 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, %20 oranında (her ne kadar raporda kaçınılmazlık değerlendirmesi yapılmış ise de yerleşik içtihatlar uyarınca anılan başlık altına sayılan nedenlerin bünyesel faktör değerlendirmesine ilişkin olduğu kabulü ile) bünyesel faktörünün etkili olduğu belirtildiği görülmüş, belirlenen kusur oranları gözönünde bulundurularak 16.04.2025 tanzim tarihli hesap bilirkişi raporunda meydana gelen iş kazası nedeniyle davacıların uğramış olduğu maddi zararın belirlendiği, alınan kusur raporu ve hesap bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hukuka uygun olduğu, belirlenen kusur oranları doğrultusunda seçenekli olarak hesaplanmış, mahkememizce 16.04.2025 tarihli hesap raporundaki hesaplamalar dikkate alınmış, davacının talebi ve usuli kazanılmış hak gözetilerek davacı ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle 250.746,18 TL'lik maddi tazminat talebinin, davacı ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle 11.461,97 TL'lik maddi tazminat talebinin ve davacı ...'nun destekten yoksun kalma nedeniyle 249,72 TL maddi tazminat talebinin kabulüne yönelik olarak hüküm tesis edilmiştir." ibarelerinin yazılması, B.İlk Derece Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "1-Davacıların davalı aleyhine açtıkları maddi tazminat davasının kabulü ile Davacı ... için net 250.746,18 TL maddi tazminatın, Davacı ... için net 11.461,97 TL maddi tazminatın, Davacı ... için net 249,72 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 24.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 2-Davacıların davalı aleyhine açtıkları manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile Davacı ... için net 100.000,00 TL manevi tazminatın, Davacı ... için net 50.000,00 TL manevi tazminatın, Davacı ... için net 30.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 24.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Alınması gerekli 30.224,29 TL harçtan 1.042,07 TL peşin harç ile 1.030,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 28.152,22 TL ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 1,042,07 TL peşin harç ile 1.030,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.116,47 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davacılar tarafından yapılan 3.850,00 TL bilirkişi ücreti, 263,30 TL tebligat gideri, 194,70 TL posta gideri ve 100,00 TL talimat masrafından ibaret 4.408,00-TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 3.217,84'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalanının davacılar üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 8,100,00 TL bilirkişi ücreti ile 279,35 TL tanık ve posta masrafından ibaret 8.379,35 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 2.262,42 TL'sinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, kalanının davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maddi tazminat yönünden hesaplanan 41.992,96 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 8-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca manevi tazminat yönünden hesaplanan 28.800,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 9-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca manevi tazminat yönünden hesaplanan 19.200,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine, 10-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca maddi tazminat yönünden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
11-HMK'nın 333. maddesi ve Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince karar kesinleşiğinde gider avansından kullanılmayan kısmının yazı işleri müdürü tarafından ilgilisi hesap numarasını bildirmiş ise hesabına aktarılmasına, aksi halde masrafın gider avansından karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla adrese ödemeli olarak gönderilerek iadesinin sağlanmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 7036 sayılı Kanun'un 7/4 maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya başka bir yerde bulunan İş Mahkemesine (İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde iş davalarına bakmaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesine) verilecek temyiz dilekçesi ile Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23.09.2025" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı fazladan yatırılan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.