Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/568 E. 2026/1131 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/568
- Karar No
- 2026/1131
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/568 Esas
KARAR NO: 2026/1131
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 07/06/2022
NUMARASI: 2020/194 E. - 2022/144 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden KaynaklananHaklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda verilen kararın temyiz edilerek bozulması neticesinde, duruşmalı yapılan incelemesi sonunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin 06/09/2011 tarihinden itibaren davalı şirkette çalıştığını, en son genel yayın yönetmeni olarak görev yaparken 02/01/2019 tarihinde davalı tarafından iş akdinin feshedildiğini, müvekkili ile davalı arasındaki eserlere ilişkin sözleşmeler mevcut iken, .... Noterliği'nin .../11/2019 tarihli ihtarnamesi ile "...", "...", "...", "...", "... -...", "...", "... - ..." isimli eserlere ilişkin tüm sözleşmeler, davalanın sözleşmelerinin içeriğine göre ve FSEK'in ilgili maddelerine aykırı uygulamaları nedeniyle müvekkili tarafından feshedildiğini, müvekkilinin henüz iş akdi feshedilmeden önceki biri kitabevinin genel yayın yönetmeni, biri editör olarak görev yaptığı dönemde, "...-..." ve "...:..."lı isimli iki adet derleme eser meydana getirdiğini, her iki kitapta da derleyen sıfatı ile müvekkilinin isminin yazıldığını, iki kitabın yayınlanmış, çoğaltılmış ve davalının müvekkiline bahse konu eserler ile ilgili herhangi bir telif bedeli ödenmesi de yapmadığını, telif bedeli ödemesi de yapmadığını, müvekkilinin bu iki eserde de derleyen sıfatı ile eser sahibi olduğunu, davalı ile müvekkili arasında bu iki derleme esere ilişkin sözleşme bulunmadığını, ancak davalının bu iki eserin basımını, yayınlamasını ve çoğaltması eylemlerini sürdürdüğünü ve davalının bu eyleminin müvekkilinin eserden doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, "...-..." isimli eserler yönünden eserden doğan haklara tecavüzün ref'ini, şimdilik 1.000,00 TL maddi ile 50.000,00 TL manevi tazminatın, kitabın yayın tarihi olan 12/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini, "...-..." ve "... ..." isimli kitap yönünden tecavüzün ref'ini, şimdilik 1.000,00 TL ile 50.000,00 TL manevi tazminatın, kitabın yayın tarihi olan 14/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ
Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; davacının müvekkili şirket nezdinde çalıştığı sırada görev tanımı kapsamında meydana getirdiği eserlere ilişkin hakların kullanma yetkisinin müvekkili şirkete ait olduğunu, davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra müvekkili şirket yöneticilerine husumet besleyerek bu dosyadaki gibi asılsız taleplerde bulunduğunu, dava konusu eserlerin, davacının yazar olarak meydana getirdiği görevinin dışında oluşturduğu eserler olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmelerin huzurdaki davanın konusu ile bir ilgisi bulunmadığını ve davacının iddialarının haksız ve de dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: "Mahkemece; "Davacının davasının REDDİNE," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU;
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların iradesinin dava konusu eserlerin müvekkilinin iş sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüğü olduğu yönündeki mahkeme kanaatinin hatalı olduğunu, müvekkilinin iş akdi feshedilmeden önce yayınevinde Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaptığını ve editör olarak çalıştığı dönemde iki derleme eser meydana getirdiğini, her iki kitapta da "derleyen" sıfatıyla müvekkilinin adının yazıldığını ve eserlerin yayımlanıp çoğaltıldığını, ancak davalı tarafından bu eserler için müvekkiline telif bedeli ödenmediğini, müvekkili ile davalı arasında eser sahipliğini düzenleyen bir sözleşme yapılmadığını, davalının müvekkilini sürekli oyalayarak sözleşme yapmadığını ve telifleri ödemediğini, oysa taraflar arasında müvekkilin yazar olduğu diğer eserler için sözleşmeler imzalandığını, bu durumun dava konusu derleme eserler için de sözleşme yapılması gerektiğini gösterdiğini, mahkemece esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yayın yönetmeni olarak görevleri arasında derleme eser hazırlamanın bulunmadığını ve davalının da aksi yönde bir ispat sunamadığını, müvekkilinin işverenin talimatıyla derleme eser hazırlamış olmasının, işin mahiyeti açısından değerlendirildiğinde mali hakların işverene ait olduğu şeklinde yorumlanamayacağını, davalının müvekkile ait diğer eserler için sözleşme imzalamış olmasına karşın dava konusu derleme eserler için sözleşme imzalamamasının davalının kötü niyetini gösterdiğini, davacının eserleri nedeniyle yayınevinin gelir elde ettiğini ancak derleme eserlere eser niteliğinde gibi davranılmadığını ve bu yüzden sözleşme imzalanmadığını, müvekkiline ödeme yapılmamasının müvekkilin bu durumu kabul ettiği anlamına gelmeyeceğini, davalı yayınevinin, müvekkilinin Genel Yayın Yönetmeni olduğu dönemde müvekkilin yazarı olduğu bazı eserler için sözleşme imzalamış olmasına rağmen, dava konusu"...-..." ve "...: ..." eserleri için sözleşme yapmadığını ve telif ödemediğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, davalı yayınevinin müvekkili oyalayarak sözleşme yapmaktan kaçındığını ve mali hakların işverene ait olduğuna dair yerel mahkeme kanaatinin hatalı olduğunu, müvekkilinin eser sahibi olduğu kabul edilerek manevi tazminat taleplerinin de her iki eser yönünden kabul edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarında "...: ..." isimli eser yönünden hak ihlali yapıldığının tespit edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin mali ve manevi haklarını davalıya devretmediğini ve davalı tarafından aksini ispatlayan bir sözleşme sunulmadığını, davalı şirketin eserleri müvekkilin izni olmadan çoğaltıp yayımlayarak umuma arz ettiğini , beyanla kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, "...-..." ve "...: ..." isimli eserler yönünden davalı tarafından eser tecavüzünün ref’i ile eserlerin yeniden basılmasının durdurulmasını, FSEK’in 68. maddesi uyarınca her iki eser için müvekkili ile davalı arasında sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin üç katı olarak; "...-..." eseri için 4.706,10 TL'nin 12.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, "...: ..." eseri için ise 5.195,19 TL'nin 14.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, her iki eser için müvekkilinin ihlal edilen manevi hakları nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın ilgili eserlerin yayın tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat talepleri bakımından verilen hükmün kesin nitelikte olduğunu ve bu nedenle maddi tazminata ilişkin istinaf incelemesi yapılmaması gerektiğini, davacının toplamda altı farklı asli talebinin bulunduğunu, dolayısıyla her bir talebin ayrı bir dava niteliğinde olduğunu ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinin de her bir talep yönünden ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini, tazminat taleplerinin tecavüzün önlenmesi taleplerine bağlı fer’i talepler olmadığını, bu nedenle her bir talep bakımından bağımsız bir vekalet ücreti takdiri gerektiğini, "...-..." isimli eser yönünden davanın kısmen kabulüyle tecavüzün önlenmesine, maddi tazminat ve manevi tazminata hükmedildiğini, dolayısıyla davacı lehine üç ayrı vekalet ücretinin hükmedilmesi gerektiğini; "...: ..." isimli eser yönünden ise tüm taleplerin reddedildiğini, bu nedenle müvekkili lehine tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat yönünden üç ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini , davacının her bir asli talebinin ayrı dava edilebilir nitelikte olduğunu, bu sebeple vekalet ücretinin her bir asli talep için ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, davacı tarafın istinaf talebinin hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddedilmesini, maddi tazminat yönünden istinaf edilebilirliğe ilişkin parasal sınırın altında kaldığını belirterek bu yönden istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, vekalet ücreti hususu yeniden yargılama gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
Dairemizin 27/03/2025 tarihli 2022/1589 Esas- 2025/546 Karar sayılı kararıyla; "davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davalı yayın evinde genel yayın yönetmeni ünvanı ile geçen dönem dahil çalıştığı dönemde oluşturduğu "...", "...", "...", "...", "... -...", "..." isimli eserler için taraflar arasında her bir eser için ayrı ayrı olmak üzere mali hakların devrine ilişkin sözleşmeler yapıldığı, bu durumda ne "işin mahiyetinden" ne de taraflar arasında geçmişteki uygulamadan davacının görev tanımında "eser oluşturmak" gibi bir fiilin yer aldığı sonucunun çıkarılamayacağı, bir başka deyişle davacının iş tanımında eser oluşturmak görevinin olmadığı aksi durumun davalı yanca ispatlanması gerektiği ve fakat ispatlanamadığı, dava konusu her iki eser yönünden de FSEK'in 18/2. hükmünün uygulama yeri bulamayacağı, ancak “...: ...” isimli eserin, 14.08.2014 tarihinde yayımlandığı, aradan geçen 6 yıldan sonra dava açıldığı, davacının dava tarihine kadar ihlale karşı yasal yollara başvurmadığı, herhangi bir hak talebinde bulunmadığı, bu kadar uzun süre sessiz kaldıktan ve artık karşı tarafta dava açılmayacağına dair güven oluşturduktan sonra işbu davayı açarak eser sahipliğine dayalı haklarını talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacının bu eser yönünden sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığı, buna karşılık “...: ...” isimli eserin ....09.2018 tarihinde yayımlandığı dava tarihine kadar geçen süre itibariyle sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği" gerekçesi ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, “...: ...” eseri yönünden talebin kabulü ile tecavüzün tespiti ve refine, 4.706,10 TL telif tazminatının ve somut olayın özelliği, kusurun ve ihlalin boyutu ve süresi dikkate alınarak 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.12.2025 tarihli, 2025/2566 Esas 2025/7815 Karar sayılı kararıyla; "...Mahkemece içinde sektör bilirkişisininde bulunduğu heyetten alınan raporda da, davacının 06.09.2011-23.03.2016 tarihleri arasında "yerli yayın editörü" sıfatı ile çalıştığı, bu tarih ile 02.01.2019 tarihine kadar ise "genel yayın yönetmeni" ünvanı ile çalıştığı belirlendikten sonra, genel yayın yönetmeninin tanımı ve iş sorumlulukları açıklanmıştır. Buna göre, genel yayın yönetmeni, bir basın ve yayın kuruluşunda yayın departmanını yöneten kişilere verilen ünvan olup görev tanımında yayın akışından, yayın ekibini kontrol etmeye kadar pek çok sorumluluğun olduğu vurgulanmıştır. Şirketin yönetim kadrosu ile yakın temas halinde bulunan genel yayın yönetmeninin en temel görevinin yayınların oluşturulması için plan yapmak olduğu da belirtilerek temyize konu eserin meydana getirildiği tarih itibari ile davacının genel yayın yönetmeni olarak çalıştığı ve bu kapsamda eser üzerinde FSEK'in 18/2 hükmü kapsamında hak sahipliğinin davalı yanda olduğu görüşü belirtildiği, hal böyle olunca temyize konu edilen "...-..." eserinin davacının iş görmesi sırasında yapıldığı, davalı adına yayınlanmasına da bizzat davacının karar verdiği gözetildiğinde bu eserden doğan hakların FSEK'in 18/2 hükmüne göre davalıya ait olduğu gözetilerek davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekirken istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle; Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili bozma ilamına direnilmesini, davalı vekili bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, usul ve yasaya uygun görülmekle Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE;
Dava, davacının FSEK'den doğan haklarına tecavüzün tespiti, ref'i, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Davacı vekili 22/04/2022 tarihli dilekçesi ile, "... - ..." isimli eser yönünden 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 4.706,10 TL, "... : ..." isimli eser yönünden ise 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 5.195,19 TL tutarında ıslah etmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın davacının davalı nezdinde çalıştığı dönemde meydana getirmiş olduğu eserler üzerinde eserden doğan hakları kullanma yetkisinin davalı işverende olup olmadığından kaynaklandığı, 5846 sayılı FSEK'in 18. maddesinin ikinci fıkrasında "Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da bu kural uygulanır." hükmü düzenlenmiştir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kısmen kabulü ile “...: ...” isimli eser yönünden davacı tarafın sessiz kaldığı gerekçesiyle, bu esere yönelik davanın reddine, “...: ...” eseri yönünden talebin kabulü ile tecavüzün tespiti ve refine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulduğu ve kabulüne karar verilen “...: ...” eser yönünden kararın bozulmasına karar verildiğinden, bozma kapsamında kalan esere yönelik yargılamaya devam olunmuştur.
Uyulmasına karar verilen bozma ilamında açıklandığı üzere; mahkemece içinde sektör bilirkişisininde bulunduğu heyetten alınan raporda, davacının 06.09.2011-23.03.2016 tarihleri arasında "yerli yayın editörü" sıfatı ile çalıştığı, bu tarih ile 02.01.2019 tarihine kadar ise "genel yayın yönetmeni" ünvanı ile çalıştığı belirlendikten sonra, genel yayın yönetmeninin tanımı ve iş sorumluluklarının açıklandığı, buna göre, genel yayın yönetmeni, bir basın ve yayın kuruluşunda yayın departmanını yöneten kişilere verilen ünvan olup görev tanımında yayın akışından, yayın ekibini kontrol etmeye kadar pek çok sorumluluğun olduğunun vurgulandığı, şirketin yönetim kadrosu ile yakın temas halinde bulunan genel yayın yönetmeninin en temel görevinin yayınların oluşturulması için plan yapmak olduğu da belirtilerek davaya konu “...: ...” isimli eserin meydana getirildiği tarih itibari ile davacının genel yayın yönetmeni olarak çalıştığı ve bu kapsamda eser üzerinde FSEK'in 18/2 hükmü kapsamında hak sahipliğinin davalı yanda olduğu görüşü belirtildiği, bu durumda "...-..." eserinin davacının iş görmesi sırasında yapıldığı, davalı adına yayınlanmasına da bizzat davacının karar verdiği gözetildiğinde bu eserden doğan hakların FSEK'in 18/2 hükmüne göre davalıya ait olduğu gözetilerek, davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE
2-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
2/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken, tecavüzün tespiti, refi yönünden, manevi tazminat ve maddi tazminat yönünden ayrı ayrı 732,00-TL (2.196,00 TL) peşin ve ıslah ile alınan 54,40+135,00 TL'den mahsubu ile 2.006,60-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
2/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
2/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
2/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen tecavüzün tespiti, refi yönünden 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
2/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen maddi tazminat talebi yönünden 5.195,19 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
2/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen manevi tazminat talebi yönünden 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
3-İstinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3/b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3/c-Temyiz yargılaması için davalı tarafından yapılan 3.033,70-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 480,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.513,7 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
3/ç-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 22.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
3/d-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK Ek 1'inci maddesine, (14 Kasım 2024 tarihli, 32722 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren) 7531 sayılı 7/11/2024 tarihli kanunun 22. maddesi ile 3. fıkra olarak eklenen madde gereğince temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2026