İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/813 E. 2025/814 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/813
Karar No
2025/814
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/813 Esas - 2025/814 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/813 Esas KARAR NO : 2025/814

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av.... Av. ...

DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/11/2023 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 31/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı arasında gerçekleşen görüşmelere istinaden .... Kodlu; Soğuk Oda Hijyen Profil Takım 50'lik üründen 34.000,60 USD + KDV olacak şekilde fabrika teslim olarak sipariş verdiğini, Davalı, müvekkili şirketin üretmiş olduğu ve sipariş formları ile de sabit olan siparişi verdiğini, 17.02.2023 tarihinde siparişin onaylandığını, 21.02.2023 12:54'de neticeten davalı şirket tarafından e-mail ile "Siparişimizden acil üretime almanızı rica ederiz." şeklinde dönüş sağlandığını, müvekkili tarafından da üretime geçildiğini, müvekkili tarafından üstüne düşen yükümlülük yerine getirilerek neticeten ürünler nakliye ve sevkiyata hazır hale getirildiğini, Davalı tarafından, müvekkiline ürettilirilen ürünler teslim alınmadığını, faturaya rağmen ödemeler de yapılmadığını, davalıya önden ödemesi ile beraber ürünlerin aldırılmasının istenildiğini, davalı tarafından ürünleri aldıracağını ve 17. Hafta ödeme yapılacağının bildirildiğini, ürünlerin teslim alınmadığını, ödemelerin yapılmadığını, fatura icra takibine konu edildiğini, ... 14. İcra Dairesinin 2023/19249 E. Sayılı dosyası ile takip açıldığını, işbu takip itiraz ile durdurulduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, arttırılmak üzere şimdilik 41.710,21 TL'nin davalıdan tahsiline, üretiminin tamamlandığı ve sevkiyata hazır hale getirildiği 10.03.2023 tarihi itibari ile halihazırda depoda bekleyen ürünlerin müvekkil şirketin sadece kirasının aylık 93.600,00 TL olduğu göz önüne alınarak, depo ücreti şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Ülkemizde 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen deprem felaketi nedeniyle (AFAD) tarafından konteyner imalatı için müvekkili firmaya 7500 konteyner yapılması işi taşere edildiğini, kullanılacak malzemelerden süpürgelik tabir edilen profil malzeme için davacı şirket ile mail aracılığıyla görüşmeler yapıldığını, kesin nitelikte ve yetkili imzalar içeren bir sipariş süreci bulunmadığını, Ne ıslak imza ne de elektronik imza bulunmadığını, Mail sürecinde adı geçen o tarihteki şirket çalışanının siparişi vermek için yetkisi de bulunmadığını, Davacı tarafın, karşı taraftan ıslak veya elektronik imzalı bir sipariş onay formu almadan üretime başlaması kendi hatası olduğunu, yasal anlamda kabul edilebilir bir yönü bulunmadığını, sipariş verilmeden ve ürünler teslim edilmeden davacı şirket tarafından eloktronik irsaliye numarası içeren e-fatura kesildiğini, müvekkili şirkete herhangi bir ürün teslimatı yapılmadığını, İmzalı bir teslim tutanağı bulunmadığını, teslimat yapılmış gibi irsaliyeli fatura kesilmesinin yasaya aykırı olduğu gibi davacı şirketin kötüniyetli olduğunu, davacı şirketin kesmiş olduğu fatura için iade faturası kesildiğini, Müvekkil şirket kayıtlarında davacının herhangi bir alacağı olmadığını, taraflar arasında herhangi bir Sözleşme bulunmadığını, depo bedeli ödeneceğine dair bir anlaşma olmadığını, davacı tarafın depo bedeli talep edemeyeceğini, usul ve yasaya aykırı talebinin reddi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER -Sipariş onay formu, -Faturalar ve ba/bs formları, -Ticari defter ve kayıtlar, -Mail yazışmaları, -Bilirkişi Raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; satım sözleşmesi kapsamında alıcının temerrüdüne dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı yanın ticari defterlerinin yerinde incelenmesi bakımından yargı çevremiz içerisinden görevlendirilen mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 06/09/2024 tarihli Bilirkişi raporunda özetle: "Davalı şirketin 2023 takvim yılına ait ticari defterlerinin HMK. 222. Maddesi hükümleri gereğince sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığı hususunda takdirin münhasıran Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre 28/11/2023 dava tarihi itibariyle davacıya borcu bulunmadığı, Taraflara ait BA/BS Formlarının tetkikinde, tarafların beyan ettikleri fatura tutarlarının birbiriyle uyumlu olduğu, Tarafların “Soğuk Oda Hijyen Profil Takım 50'lik” olarak ifade edilen ürün ile ilgili e-mail üzerinden teklif verildiği/alındığı konusunda mutabık oldukları, e-mail yazışmalarının tarafların kurumsal e-mail adreslerinden yapıldığı, Sipariş Onay Formunun ıslak imza veya elektronik imza içermediği,Sipariş konusu ürünlerin tesliminin yapılmadığı taraf beyanlarınca sabit olmasına rağmen; davacı tarafından e-FATURA lar keşide edildiği, keşide edilen bu faturaların davalının ticari defter kayıtlarına işlendiği, davalı tarafça işbu faturalara TTK 21/2 maddesi gereğince itirazda bulunulmadığı, buna karşın İADE faturası keşide edildiği, Davacı tarafça, davalıya keşide edilen, 02/03/2023 tarihli, .... fatura numaralı, .... İrsaliye numaralı e-FATURA'nın içeriğinin tetkikinde ;bahse konu fatura muhteviyatı ürünlerin SİPARİŞ ONAY FORMU kapsamında belirtilen ürünler olduğu kanaatine varıldığı,ancak, Davacı tarafça, davalıya keşide edilen, 02/03/2023 tarihli, ... fatura numaralı, .... İrsaliye numaralı e-FATURA içeriği ürünlerin dava konusu sipariş talebiyle ilgili olup olmadığı, buna bağlı olarak davalı tarafça, dava konusu sipariş talebinin oluşturulup oluşturulmadığı hususunda nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere... " hususları belirtilmiştir.

Davalı yan defterleri üzerinde yaptırılan inceleme akabinde, davacı yanın yerinde inceleme talebi bakımından adres yargı çevremiz dışında olmakla, Gebze Asliye ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat kapsamında mali müşavir makine mühendisi ve hesap uzmanı bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 23/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davacı tarafça düzenlenen 17.02.2023 tarih 208916 nolu sipariş sayın mahkemenizce kabulü halinde , Davacının defter ve kayıtlarına göre davalı ile aralarında iş akdinin olduğu, Dava konusu faturanın davacının defter ve kayıtlarında, .... hesap kodu ile müşteriler hesabında takip edildiği ve davalıya 03.05.2024 tarih ... yevmiye nosu ile borç olarak kaydedildiği ve dava konusu fatura ile ilgili bir ödemenin olmadığı, Dava konusu malın davalıya teslim edilmeği, davacının deposunda bulunduğu, Davalının defter ve kayıtlarını İnceleyen Bilirkişi Sayın .. ... *nı hazırlamış olduğu raporu ile davacının defter ve kayıtları karşılaştırıldığında, Davalının , davacı adına düzenlemiş olduğu 16.06.2024 tarih 714.251,24.-TL tutarlı ... nolu fatura ve 14.07.2023 tarih , 714.251,24.-TL tutarlı ve ... nolu faturaların davacının defter kayıtlarında olmadığı, Davacının 13.07.2017 tarih .... nolu 714.251,24.- Tutarlı faturanın kendi defter ve kayıtlarında olmadığı, Davacının defter ve kayıtlarına göre davalıdan alacaklı olduğu 714.251,24.-TL nın, bir Mal/hizmet tesliminden dolayı olmayıp, davalının davacı adına düzenlediği iade faturaların davacının defter ve kayıtlarına almamasından dolayı oluştuğu Davacının deposunda tespit edilen ürünlerin niteliğinin ; beyaz 50 lik ve 2,80 metre boyunda soğuk oda hijyen profil takım olduğu ,özel üretim olduğu, başka kişilere satılamayacağı, Davacının davalı adına düzenlemiş olduğu faturadaki ürünleri, davalının siparişi üzerine imalatını yapıldığının kabulü halinde , davacının uğradığı zarar tutarı ;% 20 kar marjına göre ;Davacı tarafın elde edeceği kardan yoksun kalmasından dolayı zarar tutarı 100.882,95 TL, Özel sipariş olarak üretilen ürünün hurda olarak satılabilmesinden zarar tutarı 302.648,83TL, Depolama maliyetinden dolayı zararı 0 TL, Davacının talep edebileceği zarar tutarı 403.531,78 TL ,% 15 kar marjına göre ;Davacı tarafın elde edeceği kardan yoksun kalmasından dolayı zarar tutarı 78.951,87 TL, Özel sipariş olarak üretilen ürünün hurda olarak satılabilmesinden zarar tutarı 263.172,90TL, Depolama maliyetinden dolayı zararı 0 TL, Davacının talep edebileceği zarar tutarı 34.124,77 TL olduğu" hususları belirtilmiştir. Dosya kapsamında taraf defterleri incelenmek suretiyle ayrı ayrı kazandırılan raporlara gelen itirazların giderilebilmesi ve uyuşmazlığın maiyetine göre ilgili uzmanlık alanında denetime elverişli rapor tanzimi amacıyla farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınması lüzum görülmüştür. Mali müşavir, makine mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiler tarafından birlikte tanzim edilen 29/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Davacı davalının sipariş ettiği ürünlerden dolayı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 41.710,21 TL ve 10.03.2023 tarhinden itibaren depoda bekleyen ve depo parası ödenen ürünler için aylık 93.600 TL depo parasının( talep 10.000 Tl) tahsilini talep etmiş olup, Davalı taraf, taraflar arasında dava konusu ürünlerin teslimine ilişkin anlaşma yapılmadığını belirtmiş ise de davalı adına ... ... ve .. ... proforma fatura talep etmiş ve üretime başlanması talebinde bulunmuş ve sonradan ödeme yapılması hususunda yazışmalar yapılmış olup, bu hususta takdir Sayın mahkemenin olmak üzere ;Mali incelemede her iki taraf defterlerinde davacının bakiye 714.251,24 TL alacak kaydı bulunduğu ancak davalının sonradan iade faturası düzenlediği , faturaların her iki taraf kayıtlarına işlendiği, hatta davacıya 43.183,54 TL ödeme yapılmış olmasının taraflar arasında ilişkinin kurulmuş olduğunu gösterdiği Ancak davalının ürünleri teslimden kaçındığı( mail yazışmalarından) anlaşıldığı, Dava konusu ürün değeri teknik bilirkişi tarafından dava tarihi itibariyle 898.609,25 TL olarak tespit edilmiş olup, taraflar arasında ürün teslimine ilişkin mutabakatın yapıldığı 10.03.2023 tarihinde ürün bedeli olarak 757.434,78 TL olarak belirlenmesinin makul olduğu(davacı talebi 41.710,24 TL), Davacı ürünleri depoda muhafaza ettiğine dair belge sunmadığı , ancak Sayın mahkemece depo ücretinin ödenmesi gerektiğinin kabulü halinde ürünün kapladığı alan nazara alınarak kirası yıllara göre 2023 yılında 2.000 TL/AY ,2024 yılında 2.500 TL/AY ve 2025 yılında 3.125 TL/AY olarak belirlendiği" hususları belirtilmiştir. Son alınan 29/07/2025 tarihli raporun denetime elverişli hazırlandığı, dosya kapsamına ve taraflar arasındaki akdi ilişkiye dair yasal düzenleme ve içtihatlarda değinilen ilkelere uygun düştüğü görülmekle rapor hükme esas alınmıştır. Eldeki davada davacı özetle; davalı tarafından fabrikadan teslim alınmak üzere profil malzeme sipariş edildiğini, sipariş üzerine malzemenin davacı tarafından üretildiğini, sevkiyata hazır hale getirildiğini, ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını ve ürünlerin teslim alınmadığını ileri sürerek ürün bedeline ilişkin ve yine ürünlerin depoda bekletilmesine ilişkin alacak isteminde bulunmuştur. Davalı ise özetle; profil malzeme için davacı ile görüşmeler yapıldığını ancak kesin nitelikte bir sipariş bulunmadığını, mail sürecinde adıgeçen çalışanın sipariş verme yetkisi bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan bir sözleşme veya teslim edilmiş ürün bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalının savunmasına göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle geçerli bir satış sözleşmesi kurulup kurulmadığı hususunun irdelenmesi gerekmiştir. Tarafların belirli bir hukuki sonuca yani bir hakkı veya hukuki ilişkiyi kurmaya, değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya yönelik karşılıklı ve birbirlerine uygun, irade açıklamalarından oluşan iki veya çok taraflı hukuki işleme sözleşme denir. Bu tanımdan da anlaşıldığı üzere bir sözleşmenin kurulabilmesi, meydana gelip hukuki sonuçlarını doğurabilmesi için bazı unsurların mevcut olması gerekir. Bu unsurlar genel olarak sözleşmenin tarafları, birbirine uygun ve karşılıklı irade açıklamalarıdır. Eldeki uyuşmazlığın niteliğine göre birbirine uygun ve karşılıklı irade açıklamaları bulunup bulunmadığı üzerinde durulmuştur. Uygunluk, iradelerin fiili olarak ya da beyanların anlam itibariyle birbirine uygun olmasıdır. Sözleşmenin içeriği ve özellikle esaslı noktaları tarafların birbirine uygun, irade beyanlarına göre ya belirli ya da belirlenebilir olmalıdır. İrade açıklamalarının karşılıklı olması demek bir sözleşmenin kurulmasında taraflardan her birinin açıkladığı irade yönünden beyan sahibi, karşı tarafın açıklaması yönünden de muhatap olması demektir. Zaman yönünden yapılan ilk irade açıklamasına " öneri " (icap) ikincisine kabul denir. Sözleşmenin yapılması teklifini kapsayan ve bu amaçla zaman itibariyle daha önce yapılan karşı tarafa varması gerekli tek taraflı kesin ve bağlayıcı bir nitelik taşıyan, muhatabın kabulü ile sözleşmenin kurulması sonucunu doğuran irade açıklamasına öneri adı verilir. Öneri, muhataba ulaşması varması gerekli irade açıklamalarındandır, yine önerinin kural olarak sözleşmenin objektik ve subjektif tüm esaslı noktalarını içermesi gerekir. Bir sözleşme yapılmasına ilişkin hazırlık işlerinin bildirilmesi öneri olarak değil, öneriye çağrı olarak nitelendirilebilir. Bununla birlikte öneren öneride teklif edilen sözleşmenin konusu şeyde miktar, kalite, renk seçme imkanlarını hatta fiyat/ücret belirleme yetkisini muhataba bırakabilir. Bu anlamda öneri ile öneriye çağırma (icaba davet) bazen birbirinden açık olarak ayırt edilemez. Bu halde hakim güven teorisine göre uyuşmazlığın çözümler. Kabul, öneriye uygun olarak sözleşmenin meydana gelmesine kesin bir şekilde imkan sağlayan varması gerekli tek taraflı bir irade açıklamasıdır, muhatap kabul iradesine beyan yoluyla açıklayabileceği gibi irade faaliyeti yoluyla da açıklayabilir. Kabul beyanının açık veya örtülü olması da mümkündür. Örtülü kabul beyanı susma fiili ile de olabilir. Hatta TBK M. 6'da söz konusu örtülü kabul ilke olarak susmadır. Bazen taraflar arasında yerleşmiş bulunan iş ilişkileri de susmanın kabul sayılacağını gerektiren bir teamül yaratmış olabilir. "Kabul" kurucu sonuç doğurur, kabul ile öneri sahibinin kurmayı teklif ettiği sözleşme meydana gelir.(Açıklamalar için bkz. Eren; borçlar hukuku 14. baskı, sh 227 vd.) Anlatılanlar kapsamında somut olay ele alındığında; tarafların basiretli tacir oldukları ve ticari iş ilişkileri nazara alındığında davalının sipariş e-mail'in öneri (icap) niteliğinde olduğu, bu önerinin gerek teyitleşme mailiyle gerekse üretime geçilmekle davacı tarafından kabul edildiği, bu itibarla taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu ve bağlayıcı sonuçlarının her iki taraf için doğduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan mail içeriklerindeki sipariş takibi ve ödeme konusundaki yazışmalar ile tüm dosya kapsamına göre taraflar arasında akdi ilişki sabit görülmüştür.

TBK'nın 207. Maddesi uyarınca; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir. Yine taşınır satışları bakımından TBK'nın 211. Maddesi uyarınca; Aksine sözleşme veya âdet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde, taşıma giderleri alıcıya aittir. Gidersiz devir kararlaştırılmışsa, satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır. Öte yandan TBK'nın 232. Maddesi uyarınca Alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür. Aksine yerel âdet veya anlaşma yoksa, satılanın hemen devralınması gereklidir. Somut olayda taraflar arasındaki satım ilişkisi sabit görüldüğünden; TBK'nın 232. maddesine göre malların alıcısı olan davalı-alıcı, satım bedelini ödemek ve satılanı devralmakla yükümlüdür. Aksine anlaşma olmadığı gözetildiğinde, satılanın hemen devralınması gerekmektedir. Taraflar arasında satılanın davacı tarafından, davalıya götürülerek teslim edileceği yönünde bir anlaşma olmadığından, satıma konu malların davalı tarafından davacının fabrika adresinden teslim alınması gerektiği anlaşılmıştır. Davalının malları teslim alma ve bedel ödeme taahhüdüne uymadığı sabittir. Buna göre davalının malı teslim almada ve bedeli ödemede temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Temerrüt tarihi bakımından malların sevk tarihi için sipariş onay formu 10/03/2023 tarihi belirtilmiş ise de; davacı yanın davalıya gönderdiği 17/04/2023 tarihli mail içeriğinde malların teslim alınması ve sevk öncesinde ödeme yapılması için içinde bulunulan hafta süresince (atıfet) süresi tanındığı görüldüğünden, davalının 24/04/2023 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Eldeki uyuşmazlıkta davacının talebi "alıcının temerrütü" hükümlerine yöneldiğinden, alıcının temerrütü halinde satıcının haklarının ne olduğuna ilişkin yasal düzenlemelere de bakılmalıdır. Alıcının temerrütü halinde satıcının hakları TTK'nın 23 ve TBK'nın 236. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. TTK'nın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23. maddesi "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. ... b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir. ..." hükmünü havidir. TBK'nın satım sözleşmesinde alıcının temerrüdüne ilişkin "Zararın hesaplanması ve giderimi başlıklı" 236. maddesi "(1. fıkra) Borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. (2. fıkra) Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir. (3. fıkra) Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise satıcı, böyle bir satışa gerek kalmaksızın alıcıdan, satış bedeli ile malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Doktrinde TTK'nın 23. maddesiyle ilgili olarak "Hüküm sadece, alıcı tacirin satılanı teslim almada temerrüdü haline yönelik düzenlenmiştir. Bu bakımdan doktrinde satıcının satış bedelini ödemede temerrüdü halinde de, bu hükmün TBK hükümleriyle (235-236. madde) seçimlik bir hak sağladığı yolunda bir görüş vardır. Alıcı hem satılanı teslim almada hemde satış bedelini ödemede temerrüt halindeyse, bu durumda satıcının bu iki temerrüt halinden herhangi birine dayanarak ona göre davranmak hakkı olabilecektir." görüşü ifade edilmiştir (Bkz. Adıgüzel, ....: .. Arası Ticari Satış, ... 2020, s.237). Satıcı TTK'nın 23/2., TBK'nın 236/2 maddelerinin gereğini yerine getirerek bir zarara uğramışsa alıcıdan zararını talep edebilir. Kural olarak anılan maddelerde ki haklarını seçimlik olarak kullanma hakkı olan satıcı bu işlemlerde bulunmadan zarara uğradığını ileri süremez. Alıcının temerrütüne ilişkin özel hükümler var iken genel hükümlere göre teslim edilmeyen ürünün satım bedelinin ödenmesi talep edilemez. Diğer bir anlatımla alıcının temerrüde düşmesi halinde kural olarak satıcının TTK'nın 23/1-b veya TBK'nın 236 madde hükmüne uygun davranmaması halinde örneğin satış için mahkemeden izin istenememesi veya başkasına satma yoluna gitmemesi halinde; zararın giderimine konu muaccel bir alacak söz konusu olmaz.(Bu hususta Yargıtay 19 HD.'nin 2016/18318 esas, 2017/3859 karar sayılı 17.5.2017 tarihli ilamı ile yine İstanbul BAM 12. HD'nin 2024/1279 Esas, 2024/1622 Karar sayılı ve 13/11/2024 Tarihli kararları incelenebilir. ) Somut olayda ise; alıcı hem satılanı teslim almada hem de satış bedelini ödemede temerrüte düşmüş olup diğer yandan satıma konu mallar davalı için özel üretilmiş olup, piyasada misliyle bulunabilen emtia değildir. Bu nedenle hem sattığı mal bedelini alamamış hem de malı mütemerrit davalıya teslim edememiş olan davacının, TTK 23/1,(b)'ye göre, malların satışı için mahkemeden izin istemek ve TBK 236/2 uyarınca satım bedeli ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararını isteme durumunda olmadığı kabul edilmelidir. Zira özel üretim malların piyasada alıcı bulamayacağı aşikardır. Bunun sonucu olarak da, davacının, uğradığı zararı istemesi mümkündür.(Aynı yönde bkz. İstanbul BAM 12. HD. 2022/539 E., 2024/1648 K., 14/11/2024 T.) Bu minvalde yapılan değerlendirmede, somut olayda davacının zarar olarak satıma konu ürünün dava tarihi itibariyle bilirkişilerce belirlenen rayiç değerinden; hurda değerinin farkına göre 449.304,62 TL tazminat talep edebileceği değerlendirilmiştir. (898.609,25-449.304,63= 449.304,62 ) Diğer yandan davacı ayrıca ürünün uhdelerinde muhafaza edilmesi nedeniyle depo kira maliyetine dayalı olarak bedel isteminde bulunmuş ise de; davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü de gözetildiğinde, yukarıdaki ilkelere göre davacının ayrıca bu yönde zarara uğradığını ileri süremeyeceği kanaat edilmiştir. Yapılan açıklamalar kapsamında alıcının temerrüdüne bağlı olarak davacı satıcının 449.304,62 TL tazminat talep edebileceği sonucuna varıldığından davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davalının temerrüde düştüğü tarih dava tarihinden önce olup, zarar hesaplaması dava tarihine göre yapıldığından, hüküm altına alınan tutarın tamamı yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.Yine Temerrüt faiz oranı yönünden, 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yasal faiz, 2. maddesinde ise temerrüt faizi düzenlenmiş, 2/2. maddesinde ticari işlerde temerrüt faizinin maddedeki tarih ve oranlara göre belirlenecek avans faizi oranında istenebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla talepte avans faizi olarak veya bu anlama gelecek şekilde bir ibare veya oran kullanılması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekeceğinden, hükmedilen tutara avans faiz işletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 449.304,62 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alınması gereken 30.692,00 TL karar ve ilam harcından 883,09 TL peşin harç, 15.619,24 TL ıslah harcı toplamı olan 16.502,33 TL harcın düşümü ile eksik kalan 14.189,67 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvuru harcı, 883,09 TL peşin harç, 15.619,24 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 16.772,18 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının karşıladığı 920,00 TL tebligat gideri, 31.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 31.920,00 TL yargılama giderinin, 15.680,80 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan 16.239,20 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 71.888,74 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ve 13/3. Maddesi de nazara alınarak 71.888,74 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7- Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.120-TL'nin davanın kabul oranına göre 1.532,71 TL'sinin davalıdan tahsili ile, bakiye 1587,29 TL'sinin davacıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına, 8-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/11/2025

Katip ...

Hakim ...

BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/813, K. 2025/814, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-813-e-2025-814-k-48a6e09eb2cc