Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/970 E. 2026/1099 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/970
Karar No
2026/1099
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/970

KARAR NO : 2026/1099

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/03/2023

NUMARASI : 2020/756 Esas - 2023/216 Karar

DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 20/10/2020 (Asıl Dava) - 06/11/2020 (Karşı Dava)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne ilişkin kararın davacı/karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; tarafların ters tip yatay ambalaj paketleme makinası satışı konusunda anlaştıklarını, bunun üzerine davalı şirket tarafından 10.06.2020 fatura tarihli proforma fatura düzenlendiğini, bu faturaya istinaden müvekkili şirket tarafından davalıya 02.07.2020 tarihinde 5.000-USD gönderildiğini, ancak proforma faturada makinenin teslim süresi 25-30 gün olarak belirtilmiş olup, teslim süresi dolmasına rağmen ürünün müvekkili şirkete teslim edilmediğini, bunun üzerine davalı tarafa 17.08.2020 tarihli ihtarname gönderilerek sözleşmeden dönüldüğünü ve müvekkili tarafından ödenen paranın iadesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığını belirterek, 5.000-USD'nin davalıdan ihtarname tebliğ tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; tarafların ambalaj makinesinin 24.300-USD+KDV bedel üzerinden satışı konusunda anlaştığını, davacı şirketin makineyi finansal kiralama yöntemiyle alacağını beyan etmesi nedeniyle 10.06.2020 tarihli proforma faturanın düzenlendiğini ve finans şirketine gönderildiğini, ancak finans şirketinden müvekkiline geri dönüş olmadığını, işe başlama konusunda onay verilmediğini, davacı alıcının alıcının finans şirketi ile işlemlerin uzadığını, yola kendileri ile devam edileceğini beyan ettiğini, bunun üzerine 6.000-USD avans ödenmesi ve bu ödeme yapıldıktan sonra imalata başlanılması, leasing süreci tamamlanırsa bu bedelin iade edilmesi konusunda mutabakat sağlandığını, 02.07.2020 tarihinde davacı alıcı tarafından 5.000-USD avans gönderildiğini ve Ağustos ayında teslim edilmek üzere imalata başlandığını, davacı şirketin avans bedeli ödemesi, ihtarname keşide etmek için 17.08.2020 tarihini beklemesi ve davacı şirket adına 06.08.2020 tarihinde iki yetkilinin gelerek bizzat imalatı yapılan makineyi fabrikada incelemiş olmasının, davacının ifa tarihini 2020Ağustos ayı olduğunu kabul ettiğini gösterdiğini, bu inceleme sırasında davacının yetkililerinin zora düştüklerini belirterek sözleşmeden dönmek istediklerini beyan ettiklerini, ancak müvekkili firmanın süreçte kusuru olmadığı için yapılan imalat giderleri ve yoksun kalınan karın karşılanmasını, eğer kalan bir kısım olursa iadenin yapılabileceğini söylediğini, bunun üzerine davacı tarafın sözleşmenin iptali için kötü niyetli olarak 17.08.2020 tarihli ihtarnameyi keşide ettiğini, müvekkilinin makinayı teslime hazır olduğunu 21.08.2020 tarihli cevabi ihtar ile davacıya bildirdiğini, müvekkilinin teslimde temerrüte düşmediğini, aksine davacının cevabi ihtara rağmen satım bedelini ödemeyerek temerrüte düştüğünü belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

KARŞI DAVA: Karşı davacı ... vekili; sözleşmeden haksız yere dönen iş sahibinin müvekkilinin zararını tazminle yükümlü olduğunu, davacı/karşı davalının 17.08.2020 tarihli ihtarname ile makinenin süresinde teslim edilmediği gerekçesi ile sözleşmeden döndüğünü müvekkiline bildirdiğini, ancak müvekkilinin 21.08.2020 tarihli cevabi ihtarnamesi ile sipariş makine istenilen ölçülerde imal edildiğini, firma yetkililerinin fabrikaya gelerek 06.08.2020 tarihinde hazır olan makinenin sunumunu izlediklerini, makinenin teslim alınması gerektiğinin davalıya bildirildiğini, ancak davalının makineyi teslim almadığını, sözleşmeden tek taraflı olarak dönme koşullarının bulunmadığını, önce finansal kiralama yöntemi ile alacağını beyan ederek proforma fatura düzenlettirerek sipariş veren, ancak bu yöntemle alımı gerçekleştirmeyip 02.07.2020 tarihinde 5.000-USD avans göndererek istemi doğrultusunda Ağustos teslim için imalata devam olunan, 06.08.2020 tarihinde imal edilen ürünü yerinde test etmek için iki yetkilisini gönderen ve imalatın tamamlandığını gören davalının, müvekkilinin zararını karşılamakla yükümlü olduğunu belirterek, haksız fesih nedeni ile yoksun kalınan kar zararlarına karşılık şimdilik 1.000-USD'nin sözleşmenin haksız olarak feshi tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH: Karşı davacı ... vekili 23.12.2022 tarihli dilekçesiyle dava değerini 1.988,90-USD artırarak 2.988,90-USD'ye çıkarmıştır.

KARŞI DAVAYA CEVAP: Davalı ... vekili; proforma faturada teslim süresinin 25-30 gün olarak belirlenmiş olup avans ödemesine bağlanmadığını, dolayısıyla müvekkilinin avans ödeme sorumluluğu bulunmamasına rağmen ödediği avansın teslim süresinin başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğini, avans ödemesinin yapıldığı 02.07.2020 tarihinin teslim tarihi başlangıcı olarak kabul edilmesi halinde de teslim süresi bitiş tarihi olan 02.08.2020 tarihinde makinenin hazır olmadığını, haksız bir fesih söz konusu olmadığından davanın dayanaksız olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında makine imalatı hususunda anlaşma bulunduğu, taraflar arasındaki mail yazışmalarına göre finansal kiralama nedeni ile teslim süresinin değiştirildiği, davalı tarafından beyan edildiği üzere tarafların 06.08.2020 tarihinde makine üzerinde tarafların incelemelerde bulunduğuna dair kamera kayıtları teknik bilirkişi vasıtası ile incelendiği, davalı tarafından sunulan mail yazışmaları, kamera görüntüleri ve proforma faturada 25-30 olarak belirtilmesine rağmen davacı tarafından sözleşmenin 17.08.2020 tarihinde feshedilmesi bir arada değerlendirildiğinde, davacının sözleşmeyi feshinin geçerli nedene dayanmadığı sonucuna varıldığı ve bu nedenle asıl davanın reddine karar verildiği, karşı dava yönünden ise; davalı tarafın geçersiz fesih nedeni ile zararının oluşabileceği, dosya kapsamı ile anlaşıldığı üzere makinenin özel olarak üretildi, dosya kapsamına uygun ve gerekçeli bilirkişi raporu ile davalı tarafın zararının 2.988,90-USD olarak hesaplandığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 2.988,90-USD'nin dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı/karşı davalı ... vekili; müvekkili şirket tarafından makine alımı için davalıya 10.06.2020 fatura tarihli proforma faturaya istinaden 02.07.2020 tarihinde 5.000-USD ödeme yapıldığını, makinenin süresinde teslim edilmemesi üzerine 17.08.2020 tarihli ihtarname ile müvekkilince sözleşmeden dönüldüğünü ve ödenen paranın iadesinin talep edildiğini, ancak karşı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, karşı tarafın kar kaybının ise ancak makine bedelinin müvekkiline iade edilmesi halinde gündeme geleceğini, karşı tarafın hem makine bedelini uhdesinde tutmasının, hem kar kaybı talep etmesi ve hem de makineyi bünyesinde tutmasının karşı tarafın sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceğini, asıl davanın kabul edilmemesi halinde karşı davadaki talep haklarının kanunen doğmadığını, zira kar kaybı doğabilmesi için, karşı tarafın makine bedelinden yoksun kalmasının gerektiğini, asıl davada feshin haklı veya haksız olmasının tartışılması hatalı olup, bunun karşı dava bakımından tartışılabileceğini, sözleşmeden dönme halinde tüm edimlerin iade edileceğini, müvekkil tarafından ödenen bedelin iadesi için haklı bir gerekçeye dahi ihtiyaç olmadığını, karşı tarafın kar kaybı talep ettiği makine karşı tarafın uhdesinde olmayıp, karşı tarafça satışının gerçekleştirildiğini, mahkemece yapılan keşifte de karşı tarafça makinenin fiziken gösterilmediğini, bu nedenle karşı tarafın kar kaybı ya da herhangi bir zararı bulunmadığını,feshin haksız olmadığını, zira karşı tarafın teslim süresine uymadığını, bilirkişi raporunda da makinenin üretiminin tamamlanıp kullanıma hazır hale getirildiğine dair kabul tutanağının dosya muhteviyatında bulunmadığının belirtildiğini, basit bir kamera görüntüsünden bu sonuca varılmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Asıl dava, davacı tarafından makine alım bedeli olarak davalıya ödenen tutarın iadesi; karşı dava ise ticari satım sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı kar kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir.

Somut olayda; tarafların makine satışı konusunda anlaştıkları, bu anlaşmaya istinaden davalı tarafça 10.06.2020 tarihli 24.543-USD bedelli proforma faturanın düzenlendiği, davacı tarafından makine bedeline mahsuben davalı şirkete banka yoluyla 02.07.2020 tarihinde 5.000-USD ödeme yapıldığı, davacı tarafça keşide edilen 17.08.2020 tarihli ihtarname ile, proforma faturada 25-30 gün olarak belirlenen teslim süresinde makinenin teslim edilmediği gerekçesiyle sözleşme feshedilerek ödenen bedelin iadesinin talep edildiği, davalı tarafça keşide edilen 21.08.2020 tarihli cevabi ihtarname ile ise bedeli ödenerek makinenin teslim alınmasının, aksi halde uğranılan zararlar için dava açılacağının ihtar edildiği anlaşılmaktadır.

Davalı tarafça dosyaya sunulan e-posta yazışmalarına göre; davacının başta makineyi finansal kiralama yöntemiyle satın almak istediği, ancak tarafların finansal kiralama süreci haricinde 6.000-USD avans ödemesi yapılarak, süreç tamamlandığında bu paranın iade edilmesi hususunda anlaştıkları, 26.06.2020 tarihindeki bu yazışmaların devamında davacı tarafça 02.07.2020 tarihinde avans ödemesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Sunulan kamera kayıtları üzerinden bilirkişi kök raporunda, davacı şirket yetkililerinin 06.08.2020 tarihinde davalı iş yerine giderek sözleşmeye konu makineyi yerinde görüp inceledikleri tespit edilmiştir. Bu durumda her ne kadar proforma faturada teslim süresi 25-30 gün olarak belirlenmiş ise de, teslim süresinin taraflarca uzatıldığının kabulü gerekmekte olup, 06.08.2020 tarihinde makineyi yerinde inceleyen davacının o tarihe kadar davalıdan makinenin teslimi konusunda herhangi bir talepte bulunmadığı da gözetildiğinde, makineyi yerinde inceleyen davacının bu tarihten 10 gün sonra makinenin süresinde teslim edilmediği gerekçesine dayanarak sözleşmeyi feshetmesi haksızdır. Ancak davacı sözleşmeyi fesihte haksız olsa da, bundan bağımsız olarak makine satış bedeline mahsuben davalıya yaptığı 5.000-USD ödemenin iadesini talep hakkı bulunmakta olup, davacının sözleşmenin haksız fesihten kaynaklanan zararını talep hakkı bundan bağımsızdır. Nitekim somut olayda asıl davada davalı tarafça haksız fesihten kaynaklanan zarara dayalı takas defi ileri sürülmemiş, bu zarar karşı dava yoluyla bağımsız olarak talep edilmiştir.

Karşı dava ise, makinenin satışına ilişkin sözleşmenin alıcı karşı davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı kar kaybı istemine ilişkindir.

6102 sayılı TTK'nın 23/1 maddesi; "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de TBKnın satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır... b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir." şeklindedir.

6098 sayılı TBK'nın alıcının borcu başlıklı 232. maddesine göre; "Alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür. Aksine yerel âdet veya anlaşma yoksa, satılanın hemen devralınması gereklidir." Zararın hesaplanması ve giderimi başlıklı 236. maddesine göre ise; "Borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir. Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise satıcı, böyle bir satışa gerek kalmaksızın alıcıdan, satış bedeli ile malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir."

Eldeki davada davacı/karşı davada davalı alıcının satılanı teslim alma borcunu yerine getirmediği, bu nedenle temerrüde düştüğü ve satış sözleşmesini fesihte haksız olduğu sabittir. Bu durumda davalı/karşı davada davacı kural olarak oluşan zararını davacıdan TTK'nın 23 ve TBK'nın 236. maddesi hükümlerine dayanarak isteyebilecektir. Ancak anılan hükümlerde yazılı gerekliliklerin de yerine getirilmesi gerekmekte olup, karşı davada davacının doğrudan kar kaybı talep hakkı bulunmamaktadır. TTK'nın 23. maddesi ile ilgili olarak yazılan bir eserde; "Hüküm sadece, alıcı tacirin satılanı teslim almada temerrüdü haline yönelik düzenlenmiştir. Bu bakımdan doktrinde satıcının satış bedelini ödemede temerrüdü halinde de, bu hükmün TBK hükümleriyle (235-236. madde) seçimlik bir hak sağladığı yolunda bir görüş vardır. Alıcı hem satılanı teslim almada hemde satış bedelini ödemede temerrüt halindeyse, bu durumda satıcının bu iki temerrüt halinden herhangi birine dayanarak ona göre davranmak hakkı olabilecektir (Doç. Dr. Burak Adıgüzel sh.237)" denilmiştir. Somut olayda da davalı/karşı davada davacı, karşı taraf alıcının teslim almadığı makine nedeniyle TTK'nın 23/1-b veya TBK'nın 236. maddesi hükmüne uygun davranmamış olup, sipariş verilip teslim alınmayan makinenin satışı için mahkemeden izin istememiş ve TBK'nın 236. maddesi hükmüne göre de makineyi satma yoluna gitmemiştir. Bu yola gitmeden zarara uğramış olmayacağından, davalı/karşı davada davacının teslim alınmayan makine nedeniyle davacı/karşı davada davalıdan kar kaybı talep etmesi mümkün değildir (Yargıtay kapatılan 19. HD'nin 2016/18318 esas, 2017/3859 karar sayılı, 2017/4340 esas 2019/2394 karar sayılı ilamları).HMK nın 31 maddesi kapsamında karşı davacıdan açıklama istenerek makinenin işbu karşı dava öncesinde dava dışı 3. kişiye satışının yapılıp yapılmadığı, satılmış ise satış bedelinin ne olduğu ya da karşı davacı tarafından TTK'nın 23/1 maddesi kapsamında işlem yapılıp yapılmadığı hususlarının tespiti ve bu konuda tarafların göstereceği deliller toplandıktan sonra yukarıdaki ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, mahkemece bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanıp değerlendirilmediğinden, davacı/karşı davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı/karşı davada davalı vekilinin asıl ve karşı davada verilen hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2023 Tarih 2020/756 Esas - 2023/216 Karar sayılı kararın HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;

"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"

Yatırılan 1.131,66-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacı/karşı davada davalıya iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/970, K. 2026/1099, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-970-e-2026-1099-k-3c79e5fe9674