Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1479 E. 2026/541 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1479
- Karar No
- 2026/541
- Karar Tarihi
T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1479 KARAR NO : 2026/541
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ :DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ :16/04/2026
Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı yanın, müvekkili hakkında tahrif edilmiş, değiştirilmiş ve kambiyo vasfını yitirmiş bir evrak ile Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında takip başlattığını, takibe konu evrağın kambiyo vasfında olmadığını, bu sebeple de müvekkilinin anılan evraktan kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını, evrakın vade kısmının tahrif edildiğini, vade kısmında bulunan parafın müvekkiline ait olmadığını ve borçlularca paraflanmadığının çıplak gözle dahi görüleceğini, kambiyo senetlerinde alacaklı ve borçlunun aynı kişi olmasının mümkün olmadığını, sunulan evrakta alacaklı kısmında da borçlu kısmında da müvekkili davacının isminin yazıldığını, müvekkilinin adının daksil ile silindiğini, alacaklı kısmın silinerek davalının adının yazıldığını, tahrifat öncesi senet metninin kambiyo vasfında olmadığını, kambiyo vasfını haiz olmayan evrak ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek müvekkilinin anılan evraktan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacı tarafın davasının zamanaşımına uğradığını, davacı borçlunun haksız ve kötüniyetli olarak gayrimenkuller satış aşamasına geldikten sonra sırf takibi uzatmak amacıyla işbu menfi tespit davasını açtığını, her ne kadar davacı borçlu senette tahrifat bulunduğunu iddia etmiş ise de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin talep ettiği alacağın hukuken mevcut ve takip edilebilir bir alacak niteliğinde olduğunu, müvekkilinin alacağının likit ve haklı bir alacak olmasına rağmen borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasının haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından haksız ve mesnetsiz açılan bu dava sebebiyle müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesinin söz konusu olacağını, tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, menfi tespit davalarında %15 teminat ile ödenen paranın alacaklıya dava sonuna kadar ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilebileceğini, davacının satış işlemlerini %15 teminat bedeli durdurmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine ve müvekkilinin uğradığı zararın tazmini için davacı borçlunun yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; takip dayanağı senedin keşidecisinin davacı olduğu, lehtar hanesinde de onun ismi yazılı iken, üzeri daksillerek davalının adının yazıldığı, yapılan işbu tahrifatın paraflanmadığının senedin duruşmada incelenmesinden anlaşıldığı, şöyle ki; taraf vekillerinin iştirakiyle yapılan duruşmada Mahkemece yapılan gözlemde bono aslında vade tarihinin üzerinde oynama yapıldığı, alt kısma aynı tarihin tekrar yazıldığı ve yanına paraf atıldığı, bono bedelinin ... TL olduğu, keşidecisinin ..., düzenleme tarihinin ... olduğu, kefil olarak ... gözüktüğü, keşideci imzasının keşideci kısmına iki defa atıldığı, bono lehtarının isminin daksille silindiği, ışıkta incelenmesinde alt kısmında ... yazılı olduğunun açıkça görüldüğü, ancak yan tarafa ... yazıldığı ve buna ilişkin bir parafa rastlanılamadığı yönünde duruşmada gözlem yapıldığı, lehtar hanesinde yapılan değişiklik imzalanmadığından geçerli olmadığı kanaatine varıldığı, bu durumda, takip dayanağı belgenin bono niteliğinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile, Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına konu ... tanzim, ... vadeli ... TL meblağlı, keşidecisi ... ve lehtarı ... olan senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, anılan takibin iptaline, yasal şartları oluşmamakla davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, dava kabul edilmekle davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; İlk Derece Mahkemesinin dosyasında davanın kabul edildiğini, ancak tazminat talebinin reddedildiğini, davalı tarafın tahrifat yapılmış bir bono ile takip başlatarak müvekkilinden haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davalı tarafın üzerinde tahrifat yapılmış bir bono ile haksız takip başlattığının ve kötüniyetli davrandığının mahkeme gözlemleriyle de sabit olduğunu, davalı tarafın senette oynama yaparak ve daksil çekerek tahrifat yapması nedeni ile açıkça kötü niyetli olarak hareket ettiğini, bu nedenle müvekkilin dava açmak zorunda kaldığını, İİK'nun 72. maddesi gereğince davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince tazminat hususunda verilen ret kararının hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; İlk Derece Mahkemesi kararında bonodaki alacaklı isminin daksille silinip yerine başka bir isim yazıldığına ve bu düzeltmenin parafla onanmadığına vurgu yapıldığını, oysa ki ortada bir düzeltme olmadığını, eğer düzeltme olsaydı vade tarihindeki gibi paraf atılacağını, İlk Derece Mahkemesinin alacaklı ismindeki değişikliği hukuka aykırı gibi değerlendirmesinin hatalı olduğunu, aksi durumda hem alacaklının hem borçlunun aynı kişi olacağından bunun mantıksız olduğunu, bononun gerçek lehtarının müvekkili olduğunu ve taraf iradesinin bu yönde olduğunu, bononun davacı tarafından düzenlendiğini, keşideci ve düzeltme imzalarının davalıya ait olduğunu, ayrıca vade tarihinin yanındaki imzanın lehdar düzeltmesini kapsadığını, zira lehtar düzeltmesinin yanında imza atacak herhangi bir alan bulunmadığını, ayrıca vade tarihindeki her iki tarihte ... tarihi olduğunu, yani ortada vade tarihi ile ilgili düzeltmeyi gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, söz konusu imzanın lehdar düzenlemesine ilişkin bir imza olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin bu hususları dikkate almadan karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, 6100 sayılı HMK'nun 207. maddesi gereğince huzurdaki davada mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silintinin ayrıca tasdik edildiğini, izah edildiği gibi bononun tüm şekil şartlarını haiz olduğunu, davacının şahitler huzurunda takip konusu bonoyu müvekkiline verdiğini, davacının bonoyu bilinçli şekilde yanlış düzenlediğini, akabinde lehtar kısmını düzelterek ileride açacağı huzurdaki davaya dayanak oluşturmayı planladığını, davacının dürüstlük kuralını çiğnediğini, davacının kötü niyetli bir şekilde bono tanziminde bulunduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına ve talep doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep ederek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, 2004 sayılı İİK m. 72 hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfî tespit istemine ilişkindir. Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davalı/takip alacaklısı tarafından davacı/takip borçlusu ve dava dışı ... aleyhine ... TL bono alacağı, ... TL işlemiş faiz, ... TL komisyon olmak üzere toplam ... TL para alacağı için Örnek No:... kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davacı/takip borçlusuna tebliğ edildiği, takibin kesinleştirildiği, davaya konu icra takibine dayanak bononun ... TL bedelli, ... tanzim tarihli, ... vade tarihli, lehtarı ..., düzenleyeni ..., aval vereninin dava dışı ... olduğu anlaşılmaktadır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; müştekinin ... olduğu, şüphelinin ... olduğu, müşteki vekilinin şüphelinin dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarını işlediğini iddia ederek ... tarihinde şikayet dilekçesini dosyaya sunduğu, tahkikatın devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Dosya kapsamının incelenmesinden; davacı tarafça, icra takibine konu evrakın kambiyo vasfında olmadığı, bononun vade kısmının tahrif edildiği ve borçlularca paraflanmadığı, alacaklı kısmında müvekkilinin adının daksil ile silindiğini ve davalı ...'un adının yazıldığı, alacaklı ile borçlunun aynı kişi olmasının mümkün olmadığı, 6100 sayılı HMK'nun 207. maddesi uyarınca bu hususların yok hükmünde sayılacağı, kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılamasının hukuken mümkün olmadığı iddia edilerek Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takip dosyasında borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada da herhangi bir bilirkişi raporu alınmaksızın, bono aslının incelenerek bononun lehtar kısmında gerçekte ... isminin yazılı olduğu, daha sonra bu ismin daksil ile silinerek ... isminin yazıldığı şeklinde hâkim gözlemine dayalı olarak davanın kabul edildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, davacı vekili tarafından takip dayanağı senedin vade tarihinde tahrifat yapıldığı ve paraf imzanın da müvekkiline ait olmadığının, alacaklı kısmında yazan müvekkilinin adının daksil ile silindiğini ve davalının kendi adını yazdığının ileri sürüldüğünden İlk Derece Mahkemesince yöntemince imza incelemesi yapılmalıdır. Senetteki vade tarihinde tahrifat yapıldığı, paraf imzasının da sahte olduğu, alacaklı kısmında davacının adı yazılı iken daksil ile silinip davalının adının yazıldığı yönündeki iddialar, 6100 sayılı HMK m. 266 ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunun 3. Maddesi kapsamında; genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan konulardan olup, bu iddiaların çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerdendir. Davacı kambiyo senetlerine özgü takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Bu durumda öncelikle kambiyo senetlerine özgü geçerli bir takip olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere; 6102 sayılı TTK'nun 778. maddesinde aynı Kanun'un 673. maddesine atıfta bulunulmadığından, bir kimse, poliçelerde olduğu gibi kendi emrine bono tanzim edemez. Diğer bir anlatımla bonoyu tanzim eden, kendisini lehtar göstererek bono düzenleyemez. Bu hususun ileri sürülmese dahi mahkemece re’sen nazara alınması gerekir (Yargıtay 12. HD’nin 23/12/2015 tarih, 2015/32211 E., 2015/32640 K. ve 08/11/2012 tarih, 2012/15794 E., 2012/32256 K. sayılı vb. kararları). Bundan ayrı olarak, takip dayanağı bononun vade tarihinde tahrifat yapılması durumunda, bu durumun senedin kambiyo vasfını etkileyip etkilemediğine bakılması gerekir. Tahrifat öncesi vade tarihinin, bonoda çift vade oluşmasına sebebiyet vermesi ya da düzenlenme tarihinden önceki bir tarih olduğunun tespit edilmesi halinde senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden, bu senede dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus takip yapılamaz. 6100 sayılı HMK'nun 207. maddesinde; "Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir." hükmü yer almaktadır. Buna göre mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkâr halinde yok hükmündedir. Bir başka anlatımla, senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onanması gerekir. Onanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır. Öte yandan, tahrifat iddiasının incelenmesi, 6100 sayılı HMK'nun 266. maddesi gereğince, çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, hâkim tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın tahrifatın olduğu ya da olmadığı sonucuna varılamaz (Yargıtay HGK’nun 14/05/2003 tarih, 2003/12-347 E., 2003/345 K. sayılı kararı). Hâl böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı HMK'nun 266. maddesi uyarınca; dava ve takip dayanağı bononun lehtar kısmında ve vade tarihinde tahrifat yapılıp yapılmadığının tespitinin özel ve teknik bir bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, öncelikle bilirkişi incelemesi yaptırılması, bu çerçevede bononun lehtar kısmında ... adının daksil ile silinip silinmediğinin ve vade tarihinde tahrifat yapılıp yapılmadığının tespiti, şayet lehtar kısmında daksillenen bölümün altında ... isminin yazdığının uzman bilirkişi raporu ile tespiti hâlinde bonoyu tanzim edenin kendisini lehtar göstererek bono düzenleyemeyeceği ve buradaki düzeltmede keşideci parafının olmadığı hususları birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi; yine bononun vade tarihi yanındaki “paraf imzası” ile aynı senetteki keşideci bölümünde mevcut olan “keşideci imzasının” mukayese edilerek, aynı el ürünü olup olmadığı yönlerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması, paraf imza ile keşideci imzasının farklı olduğunun tespiti hâlinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılarak senedin tahrifat öncesi vade tarihinin bonoda çift vade oluşmasına sebebiyet verdiğinin ya da düzenlenme tarihinden önceki bir tarih olduğunun tespit edilmesi halinde senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden bu hususlar nazara alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bunlardan sarfı nazar edilerek, mahkeme gözlemine göre hüküm oluşturulması isabetsiz olmuştur. Yukarıda anılan gerekçelerle, 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353 maddesi gereğince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca davalının istinafına atfen kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca davalı tarafın istinafına atfen KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-) Kararın niteliğine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 4-)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilam harçlarının yatıran taraflara İADESİNE, 5-)İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan diğer istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 6-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-) Dairemiz kararının 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.