Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1397 E. 2026/1461 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1397
Karar No
2026/1461
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1397 - 2026/1461 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1397 KARAR NO : 2026/1461

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/06/2026 tarihli ara karar NUMARASI : 2026/561 Esas

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- PLASTİKSAN ENDÜSTRİYEL AMBALAJ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ -... : 2- VATAN VARİL SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) TALEP : İhtiyati Tedbir DAVA TARİHİ : 22/05/2026 KARAR TARİHİ : 31/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 31/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ortaklar arasındaki güven ilişkisinin temelinden sarsılması, azınlık haklarının sistematik ihlali ve hakim ortağın çoğunluk gücünü kötüye kullanması ve dilekçede belirtilecek diğer nedenlerle ortaklığın devamının dürüstlük kuralı çerçevesinde taraflar açısından beklenilemeyecek hale gelmesi neticesinde öncelikle Türk Ticaret Kanununun 636'ıncı maddesinin 3'üncü fıkrası uyarınca haklı sebeple şirketin feshi ve tasfiyesi davası yoluyla şirketlerin feshi ve tasfiyesi, aksi halde Türk Ticaret Kanununun 638'inci maddesinin 2'inci fıkrası uyarınca haklı sebeple çıkma davası ile davacı Kenan Yurtdaş'ın şirketlerdeki paylarının gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılması; bu süreç içerisinde Türk Ticaret Kanununun 630'uncu maddesinin 2'inci fıkrası uyarınca davalı şirketlerde tek yetkili ...'ın müdürlük yetkisinin kaldırılması ve şirketlere tedbiren dışarıdan bir yönetim kayyımı yahut denetim/onay kayyımı atanması ile davalı şirketlerdeki taşınır ve taşınmaz malların korunması için malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir uygulanmasını talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davacı vekilinin; davalı şirketlerin taşınır taşınmaz mal varlıkları ile banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına yönelik tüm taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 2-Davacı vekilinin; davalı Plastiksan Endüstriyel Ambalaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı Vatan Varil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu genel hükümlerinden ziyade Türk Ticaret Kanununun özel hükümlerine dayandığını ve şirket malvarlığının doğrudan uyuşmazlık konusu olması gerekmediğini, mahkemenin yaklaşık ispat ölçütünü hatalı uyguladığını ve sunulan somut delillerin yeterli olduğunu, şirket malvarlığının sistematik olarak eksiltilmesinin TTK'nın 636/4 uyarınca özel koruma tedbirlerini gerektirdiğini, yönetim yetkisinin sadakat borcuna aykırı kullanımı ve şirketin ekonomik varlığının korunması için kayyım tayininin davanın nihai amacına ulaşması için hukuki bir zorunluluk olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın para alacağına ilişkin niteliği ve HMK'nın 389. maddesi uyarınca tedbir şartlarının oluşmadığını, ayrılma akçesi talebinin ayni bir hak doğurmaması ve şirket malvarlığının doğrudan dava konusu olmadığını, ihtiyati tedbirin 'uyuşmazlık konusu' ile sınırlı olması ve uyuşmazlığın sınırlarını aşamayacağını, TTK'nın 636/4 kapsamındaki 'Gerekli Önlemler' yetkisinin HMK'daki genel tedbir rejiminden bağımsız düşünülemeyeceğini, genel kurul kararlarına katılım ve ibra süreçleri karşısında 'Venire Contra Factum Proprium' aykırı olduğun, davacının rakip şirketlerle ilişkisi ve şirket sırlarını ifşa tehditlerinin 'Haklı Sebep' İddiasını çürütmesi, faal ve kârlı işletmelerde kayyım atanmasının şirketin ticari itibarına ve operasyonel süreçlerine telafisi imkansız zararlar vereceğini, limited şirketlerde organ boşluğu bulunmaması durumunda yönetim yetkisine müdahalenin imkansız olduğunu belirterek; davalının haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/06/2026 tarihli ara karar, 2026/561 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; şirketin tasfiyesi istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, davalı şirketlerin ortağı olduğu, davalı şirketlerin TTK'nın 636-(3) maddesi gereğince tasfiyesine karar verilmesi, mahkeme tarafından şirket feshi uygun görülmediği takdirde, aynı madde hükmü gereğince davacıya ait ortaklık payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenerek davacı ortağa ödenmesi ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesi için eldeki davanın açıldığı, açılan davada davacı tarafından şirketin zarara uğramasının önlenmesi bakımından, davalı şirketlerin hakim ortağı ve tek temsilcisi ...'ın davalı şirketler yönetimindeki yetkilerinin dava sonuna kadar durdurulması, dışarıdan bağımsız bir yönetim kayyımı (veya mahkeme aksi kanaatte ise denetim ve onay kayyımı) atanması, davalı şirketler adına kayıtlı tüm taşınmazların tapu kayıtlarına ve araçların sicillerine üçüncü kişilere devri önleyici ihtiyati tedbir şerhi konulması ve davalı şirketlerin hakim ortağı ve tek temsilcisi ...'ın davalı şirketlerin banka hesapları üzerindeki tasarruf yetkisinin denetim altına alınması konusunda ihtiyati tedbir kararları verilmesinin talep edildiği, davalı tarafça davacının iddia ve taleplerinin yersiz olduğundan bahisle iş bu taleplerin reddine karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davacının tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK'nın 389. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK'nın 389. maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. 6100 Sayılı HMK'nın 390-(3) maddesinde; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek" zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde, geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. 6102 sayılı TTK'nın 636-(2) maddesinde sayılı fesih nedenleri, uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut olmaması veya genel kurulun toplanamamasıdır. Aynı maddenin 3. Fıkrasındaki fesih nedeni ile "haklı neden"dir. TTK'nın 636-(4) maddesinde; "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." hükmüne yer verilmiştir. Haklı sebeple fesih davasındaki ihtiyati tedbirler kural olarak dava açan ortağın haklarının ve şirket mal varlığının korunmasını amaçlar. Bu bağlamda mahkemenin ihtiyati tedbire hükmederken, orantılılık ve ölçülülük ilkesinin yanı sıra hem ortaklığın hem de dava açan ortağın menfaatlerini de gözeterek uygun bir tedbire hükmetmesi gerekir. Kuşkusuz mahkeme ortaklığın feshine neden olacak veya bu sonucu doğuracak nitelikte tedbirlere hükmedemez. Aksi halde davanın sonunda elde edilebilecek sonuç peşinen ihtiyati tedbir kararıyla elde edilmiş olur (Bkz. Yıldırım, Ali Haydar : 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu'na göre Limited Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, Bursa, 2013 s.438-440.). Eldeki davada; davacının fesih için haklı neden olarak, dava dışı ... ile aralarında anlaşmazlık olduğu bu nedenle de davacı tarafın şirketten fiilen uzaklaştırıldığı, şirket işleyişi hakkında bilgi verilmediği ve devre dışı bırakıldığı iddialarına dayandığı, dayanılan iddiaların 6102 sayılı TTK'nın 636-(3) maddesi kapsamında haklı neden olup olmadığının belirlenmesi için yargılama yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Gerek 6102 sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Somut uyuşmazlık, ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından ortağı olduğu limited şirketlerin TTK'nın 636-(3) maddesi hükmü uyarınca haklı nedenle feshi istemine ilişkindir. Tüm bu belirlemelere göre; şirkette organ eksiliği olmadığı, davacının şirketin kötü yönetildiği veya şirket mal varlığının azaltıldığına dair bir iddiası olsa da bu yönde yaklaşık ispata yarar bir delil sunmadığı, bu haliyle davacının yetkili müdürün azli ve şirkete kayyım tayini yönündeki ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada alınması gerekli bir tedbir olmadığı sonucuna varılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin bu talepler yönünden reddi gerekmiştir. Öte yandan; yukarıda önemle belirtildiği şekilde TTK'nın 636-(4) maddesinde; "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." hükmüne yer verilmiştir. Davacı taraf davasını TTK'nın 636-(3) maddesine dayandırmış olmakla yukarıda da değindiğimiz üzere "haklı neden" kavramını yargılama esnasında açıklamaya ve ispat etmeye çalışacaktır. Bu aşamada davacının bu davayı açmakta ki amacının "haklı neden" olarak tanımlanan nedenleri ispat ederek ortağı bulunduğu davalı şirketten tasfiye yolu ile ayrılmak ve ayrılırken de ortaklıktan kendi payına düşecek bedeli almak olduğundan, yargılama sonrasında veya yargılamanın devamı sırasında davacının bu hakkının zedelenmemesi de önem arz etmektedir. Açıklanan tüm bu neden ve gerekçeler çerçevesinde; eldeki davada talep edilen ihtiyati tedbirler yönünden yapılan genel değerlendirme sonucunda, ilk derece mahkemesince davacının yönetici müdür azli ve kayyım tayini yönündeki taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli bulunmuşsa da, haklı sebeple fesih davasındaki ihtiyati tedbirler kural olarak dava açan ortağın hakları ve şirket mal varlığının korunmasını amaçladığından, bu aşamada yerel mahkemece orantılılık ve ölçülülük ilkesi gözetilerek hem ortaklığın hem de dava açan ortağın menfaatlerine uygun olacak şekilde ortaklığın üzerine kayıtlı menkul gayrimenkul mal varlığının araştırılması ile bu yönde olumlu bir sonuç elde edilmesi halinde ortaklığın feshine neden olacak veya bu sonucu doğuracak nitelikte olmayan, şirketin ticari ve ekonomik faaliyetlerine engel olmayacak bir tedbire veya tedbirlere hükmedilip hükmedilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğinden kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacının; İlk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/561 Esas sayılı 03.06.2026 Tarihli ara kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf karar harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/07/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1397, K. 2026/1461, T. 31.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1397-e-2026-1461-k-dae930a8ce14