Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1398 E. 2026/1460 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1398
Karar No
2026/1460
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1398 - 2026/1460 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1398 KARAR NO : 2026/1460

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/06/2026 tarihli ara karar NUMARASI : 2026/538 Esas

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : HAK-Pİ GEMİ YAN SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma) (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) TALEP : İhtiyati Tedbir/Haciz DAVA TARİHİ : 18/05/2026 KARAR TARİHİ : 31/07/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 31/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; huzurdaki davada taleplerinin TTK 638.maddede düzenlenen ortaklıktan çıkmaya ilişkin olduğunu, TTK'nın 638/2:Her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceğini, Mahkemenin istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceğini düzenlemesine haiz olduğunu, bu düzenleme ortağın durumunu teminat altına almak için genel hükümlerden bağımsız özel bir tedbir yetkisi tanımakta olduğunu, TTK m. 638/2 uyarınca, çıkma payı alacağının güvence altına alınması amacıyla şirketin taşınır ve taşınmaz malları üzerine tedbir konulması yasal olarak mümkün olduğunu, öncelikle, davacı ortağın ortaklıktan doğan hak ve borçlarının tümünün dondurulmasına, sermaye koyma borcunun dondurulmasına şirket müdürlerinin davacı ortağın hak ve menfaatlerini etkileyecek şekilde borçlandırıcı işlem yapmamaları yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların ve taşınırların satışının / devrinin engellenmesi ve ayni hak tesisinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Şirkete tedbiren yönetim kayyımı mümkün değilse denetim kayyımı atanmasına şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve ttk hükümleri uyarınca gerekli diğer tüm tedbirlerin re'sen alınmasına, mahkeme aksi kanaatte ise, müvekkil ...’ın TTK m. 638/2 uyarınca şirket ortaklığından haklı nedenle çıkmasına izin verilmesine, müvekkilinin ortaklık payının, şirketin uğratıldığı zararlar ve rakip şirketlere aktarılan varlıklar ve devredilen taşınmazların değerleri de gözetilerek gerçek değeri (rayiç değer) üzerinden hesaplanmasına ve tespit edilecek değer üzerinden HMK 107 gereğince artırımda bulunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 950.000 TL ayrılma akçesinin arabuluculuk başvuru tarihi olan 26/03/2026 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, müvekkilinin bugüne kadar ödenmeyen HMK 107 gereğince artırımda bulunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 TL birikmiş kar payı alacaklarının tespiti ile arabuluculuk başvuru tarihi olan 26/03/2026 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, tazminat alacağımızın tahsil kabiliyetini sağlamak amacıyla davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davacı vekilinin; davalı HAK-Pİ Gemi Yan Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin taşınır taşınmaz mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına yönelik talebinin REDDİNE, 2-Davacı vekilinin; davalı HAK-Pİ Gemi Yan Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin; davacının, ortaklıktan doğan hak ve borçlarının tümünün dondurulmasına, sermaye koyma borcunun dondurulmasına şirket müdürlerinin davacı ortağın hak ve menfaatlerini etkileyecek şekilde borçlandırıcı işlem yapmamaları için ihtiyati tedbir konulmasına yönelik talebinin REDDİNE, 3-Davacı vekilinin; davalı HAK-Pİ Gemi Yan Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE, 4-Davacı vekilinin; davalı HAK-Pİ Gemi Yan Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin taşınır taşınmaz mal varlıkları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına yönelik talebinin REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı talep eden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Talep eden davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; şirket taşınır - taşınmaz malvarlıkları üzerinde ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesinin açık mevzuat hükmüne, huzurdaki davanın niteliğine ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ortaklıktan doğan hak ve borçların tümünün dondurulması, sermaye koyma borcunun dondurulması, borçlandırıcı işlem yapılmasının önlenmesi şeklindeki talepleri hakkında hiçbir hukuki değerlendirme yapılmadan ret kararı verildiğini, ortaklardan ikisi tarafından; aynı mahkemede açılan aynı talepli davada tedbir talebinin kabulüne karar verilmişken, davacı tarafından açılan huzurdaki davada ret kararı verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, şirket ortakları arasında çok sayıda ihtilaf bulunduğu, şirket malvarlıklarının elden çıkarıldığı, şirketin ve ortakların zararına hareket edildiği gözetilerek kayyım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, şirketin mal kaçırma olgusunun ispatlı olduğu, ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir için zorunlu olan "yaklaşık ispat" şartının gerçekleşmediğini, davalı şirketin malvarlığı üzerindeki tasarruflarının mal kaçırma değil, davacının yarattığı finansal krizi çözme amacına yönelik olduğunu, şirkette yönetim boşluğu bulunmadığından kayyım tayini talebinin reddinin hukuka uygun olduğunu, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını belirterek; davalının haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/06/2026 tarihli ara karar, 2026/538 Esas Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; ticari şirkette ortaklıktan çıkma veya çıkarılma istemine ilişkindir. Talep ihtiyati tedbire/hacze ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı ihtiyati tedbir/haciz talep eden tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; ihtiyati tedbir talep edenin karşı taraf olan şirketin ortaklarından olduğu, şirketten haklı nedenle çıkma ve ayrılma akçesi talepli eldeki davayı açtığı, ancak davalı şirketin temsilcisi olarak ... ve ...’ın atanmasından sonra ... ve ... tarafından açılan ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi alacağı davası kapsamında taşınmazlar üzerine konulan tedbirlerin kaldırılması talebinde bulunulduğu ve tedbirlerin kaldırılmasından sonra taşınmazların satılması halinde davacının ayrılma akçesi alacağının tehlikeye girdiği, şirket yöneticisi hakkında görevi kötüye kullanmadan dolayı suç duyurusunda bulunulduğundan bahisle şirketin taşınmazlarına ve araçlarına üçüncü kişilere devir ve temlikinin engellenmesi, borçlandırıcı işlemlere ilişkin tasarrufi işlemlerin engellenmesi için ihtiyati tedbir konulması ve ayrıca ihtiyati haciz talep edildiği, mahkemece anılan talebin reddine karar verildiği, karara karşı ihtiyati tedbir/haciz talep eden tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK'nın 389. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK'nın 389. maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. 6100 Sayılı HMK'nın 390-(3) maddesinde; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek" zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde, geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. 6102 sayılı TTK'nın 636-(2) maddesinde sayılı fesih nedenleri, uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut olmaması veya genel kurulun toplanamamasıdır. Aynı maddenin 3. Fıkrasındaki fesih nedeni ile "haklı neden"dir. TTK'nın 636-(4) maddesinde; "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." hükmüne yer verilmiştir. Haklı sebeple fesih davasındaki ihtiyati tedbirler kural olarak dava açan ortağın haklarının ve şirket mal varlığının korunmasını amaçlar. Bu bağlamda mahkemenin ihtiyati tedbire hükmederken, orantılılık ve ölçülülük ilkesinin yanı sıra hem ortaklığın hem de dava açan ortağın menfaatlerini de gözeterek uygun bir tedbire hükmetmesi gerekir. Kuşkusuz mahkeme ortaklığın feshine neden olacak veya bu sonucu doğuracak nitelikte tedbirlere hükmedemez. Aksi halde davanın sonunda elde edilebilecek sonuç peşinen ihtiyati tedbir kararıyla elde edilmiş olur (Bkz. Yıldırım, Ali Haydar : 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu'na göre Limited Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, Bursa, 2013 s.438-440.). Eldeki davada; davacının ortaklıktan çıkma için haklı neden olarak, dava dışı yetkili temsilciler ile aralarında anlaşmazlık olduğu iddialarına dayandığı, dayanılan iddiaların 6102 sayılı TTK'nın 636-(3) maddesi kapsamında haklı neden olup olmadığının belirlenmesi için yargılama yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Somut uyuşmazlık, ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından ortağı olduğu limited şirketin ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. Tüm bu belirlemelere göre; şirkette organ eksiliği olmadığı, davacının şirketin kötü yönetildiği veya şirket mal varlığının azaltıldığına dair bir iddiası olsa da bu yönde yaklaşık ispata yarar bir delil sunmadığı, bu haliyle davacının yetkili müdürün azli ve şirkete kayyım tayini yönündeki ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada alınması gerekli bir tedbir olmadığı sonucuna varılmakla davacı vekilinin istinaf isteminin bu talepler yönünden reddi gerekmiştir. Yine aynı nedenlerden ötürü ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karar da usul ve yasaya uygun görülmekle aksi yöndeki istinaf başvurusunda da isabet bulunmamaktadır. Öte yandan; yukarıda önemle belirtildiği şekilde TTK'nın 636-(4) maddesinde; "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." hükmüne yer verilmiştir. Davacı taraf davasını TTK'nın 636-(3) maddesine dayandırmış olmakla yukarıda da değindiğimiz üzere "haklı neden" kavramını yargılama esnasında açıklamaya ve ispat etmeye çalışacaktır. Bu aşamada davacının bu davayı açmakta ki amacının "haklı neden" olarak tanımlanan nedenleri ispat ederek ortağı bulunduğu davalı şirketten tasfiye yolu ile ayrılmak ve ayrılırken de ortaklıktan kendi payına düşecek bedeli almak olduğundan, yargılama sonrasında veya yargılamanın devamı sırasında davacının bu hakkının zedelenmemesi de önem arz etmektedir. Açıklanan tüm bu neden ve gerekçeler çerçevesinde; eldeki davada talep edilen ihtiyati tedbirler yönünden yapılan genel değerlendirme sonucunda, ilk derece mahkemesince davacının yönetici müdür azli ve kayyım tayini ve ihtiyati haciz yönündeki taleplerinin reddine karar verilmesi isabetli bulunmuşsa da, davacı tarafın, davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların ve taşınırların satışının/devrinin engellenmesi ve ayni hak tesisinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik talebi yönünden; eldeki davada ihtiyati tedbirler kural olarak dava açan ortağın hakları ve şirket mal varlığının korunmasını amaçladığından, bu aşamada yerel mahkemece orantılılık ve ölçülülük ilkesi gözetilerek hem ortaklığın hem de dava açan ortağın menfaatlerine uygun olacak şekilde ortaklığın üzerine kayıtlı menkul gayrimenkul mal varlığının araştırılması ile bu yönde olumlu bir sonuç elde edilmesi halinde ortaklığın feshine neden olacak veya bu sonucu doğuracak nitelikte olmayan, şirketin ticari ve ekonomik faaliyetlerine engel olmayacak bir tedbire veya tedbirlere hükmedilip hükmedilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiğinden kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacının; İlk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince kısmen ESASTAN KABULÜNE, a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/538 Esas sayılı 01.06.2026 tarihli ara kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf karar harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/07/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1398, K. 2026/1460, T. 31.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1398-e-2026-1460-k-d46493ee720e