Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1776 E. 2026/935 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1776
- Karar No
- 2026/935
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1776 KARAR NO : 2026/935
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2022/1098 Esas - 2023/548 Karar DAVA : Limited Şirketin Feshi BAM KARAR TARİHİ : 20/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/05/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarih ve 2022/1098 Esas - 2023/548 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin %33 payla ortağı olduğunu, şirketin diğer ortaklarından ...'un sahip olduğu payın yarısının dava dışı ...'e devrettiğini, ...'in davalı şirketi temsile yetkili müdür olarak atandığını,, şirketin kuruluşundan bu yana ... isimli ortağın, ...'in sahibi olduğu .... A.Ş.'nin çalışanı olup ...'in, ...'un patronu olduğunu, müvekkili ...'ın ortağı ve yetkili müdürü olduğu dava dışı ... Şti.'nin, ... Şirketi'ne TL cinsinden borçlarının 04.06.2021 tarihli ve 06.01.2022 tarihli sözleşmeler ile müvekkilinin muzayaka halinden yararlanarak ABD doları cinsine dönüştürüldüğünü, sözleşmeler kapsamında davacı müvekkili ..., eşi ..., müteselsil kefil alarak müvekkilinin şirketi ....Şti.'nin borçlu olduğu ABD doları cinisi senetler düzenlendiğini, bu senetlerin icra takiplerine konu edildiğini, konulan hacizler nedeniyle .... şirketinin ticareten iflasa sürüklendiğini, davalı şirketin ortağı ve temsile yetkili müdürü ...'in, diğer ortağı ve sahibi olduğu ... A.Ş.'nin, icra takipleri ve hacizleri sebebi ile davalı şirketteki ortaklığın yürümesini imkansız hale getirdiğini, protokoller nedeniyle uyarlama ve menfi tespit konulu açacakları dava öncesinde arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, anlaşamama tutanağı ile sürecin sonuçlandığını, açılacak davanın dosya numarasının bildirileceğini, davalı şirketin Muğla Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/60 D.İş-2022/66 K. numaralı dosya üzerinden kira bedeli ödemek için tevdi mahalli tayinine ilişkin uydurma gerçek dışı beyanlarda bulunarak ve davacı müvekkilinin eşi ....'a ait olmayan imzası taklit edilmiş kira kontratı sunmak sureti ile tevdii mahalli tayini istendiğini, bu dilekçedeki beyanlardan müvekkilinin eşi ....'a ait olan ... Şti. fabrika binasını ele geçirmek iradelerinin açıkça anlaşıldığını, tüm bu nedenlerle müvekkilinin şirket müdürü ... ile aralarındaki güven ilişkisinin zedelendiğini, bu durumun davaya konu şirkette ortaklığın devamı imkansız hale getirdiğini, öncelikle davalı şirketin feshine, aksi halde müvekkilinin şirketteki payının karar tarihine en yakın tarihteki değeri üzerinden kendilerine ödenerek şirketten ayrılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini,dava dışı ... A.Ş. ile.... Şti arasında akdedilen ilk protokolün tarihi 04.06.2021 tarihi olup; davacı ..., hisse devir tarihi olan 07.01.2022 tarihinde .... şirketinin, ... A.Ş.'ye borçlu olduğunu bildiğinden, borcun ödenmemesi halinde icra takiplerine başlanacağını da vakıf olduğundan, hisse devir işlemine muvafakat veren ve hisse devir tarihinde müdürlük görevinden istifa ederek ...'in şirketi temsil ve ilzama yetkili olmasına onay veren davacının, hakkında icra takibi başlatıldıktan sonra şirket müdürü ile arasında güven ilişkisinin zedelendiğinden bahisle işbu davayı açması iyiniyet ve dürüstlük kurallarının ihlali niteliğinde olduğunu, muzayaka halinden yararlanıldığına yönelen davacı iddiasını hakikate aykırı, yanıltıcı ve soyut nitelikte bir iddia olduğunu, zira, tarafların tacir olduğunu, söz konusu protokoller nedeniyle hakkında icra takibi başlatılmasının davacının kendi kusuru ile sebebiyet verdiği bir durum olup diğer şirket ortaklarına yüklenecek bir sorumluluk bulunmadığını, ...'nin Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defterinde yer alan 15.09.2019 tarihli ve 1 numaralı Ortaklar Kurulu Kararında "....Mah. ... Mevkii .. Parsel Menteşe Muğla adresinde ....'a ait arsanın ve arsa için alınan yapı ruhsatının kiralanmasına, kiralanan arsanın üzerine fabrika ve idari binaların yapılmasına ve yapım aşamasında .... adına çıkacak her türlü vergi ve harçların, proje bedelinin yapı denetim ücretinin şirketimiz tarafından ödenmesine oy birliği ile karar verilmiştir." şeklinde karar alındığını, söz konusu kararın davacı ... ve şirketin diğer ortağı ... tarafından imzalandığını, ... .'a ait arsanın kiralanmasına karar verilen 15.09.2019 tarihinde, ...'in davalı şirketin hissedarı olmadığını, 15.09.2019 tarihli kira sözleşmesinde, kiraya verenin .... (davacının eşi), kiracının ise ..., kiracı ... adına kira sözleşmesini imzalayanın ise davacı ... olduğunu, davacı, söz konusu kira sözleşmesinde yer alan imzanın...'a ait olmadığını iddia etmekte ise de; bu iddia asılsız olup davacının kira sözleşmesinde davalı şirket temsilcisi sıfatıyla atmış olduğu imzasına itirazının bulunmadığını, davacı ... ve kiraya veren arsa sahibi .... evli olup; davacının davalı şirketin temsilcisi olduğu dönemde almış olduğu kararla kiralanan arsa üzerinde yaptırılan fabrika binasının tüm ödemelerinin davalı şirket tarafından karşılandığını, ödeme dekontlarını ekte sunduklarını, davalı şirketin fabrika binasını ve idari binayı yaptırmasının akabinde, davacı ve eşi ....'ın, haksız kazanç elde etme amacıyla ve hileli hareketler ile davalı şirketin kiracı sıfatında bulunduğu fabrikayı kullanmasını engellediğini, davacının TTK 614. maddesinde yer aldığı şekilde bilgi alma ve inceleme isteğinde bulunmadığını, davalı şirketin faaliyetini etkin ve verimli bir şekilde sürdürdüğü, şirket organlarının etkin bir şekilde çalıştığı ve şirket hedeflerine uyumlu bir şekilde sürdürüldüğü, SGK ve Vergi borcunun olmadığı, işçi maaşlarının düzenli olarak ödendiği, taahhütlerine uygun davrandığı ortaklığın mali yapısı ve şirketin faaliyetine devam etmesinin 3. kişiler yönünden etkisi değerlendirildiğinde huzurdaki davaya konu olayda davacı tarafından ileri sürülen iddiaların asılsız olduğu da görüldüğünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "... Mahkememizce davalı şirketin feshi yönünden haklı sebeplerin olup olmadığı ve uyuşmazlık konularının tespiti amacıyla davacı vekiline delil avansını yatırması için kesin süre verilmesine rağmen yatırmadığı, ayrıca verilen kesin süre içerisinde herhangi bir beyanda bulunulmadığı, ayrıca şirketin adresinin değiştiği iddiasının herhangi bir belgeye dayalı olmadığı, bu konuda adres değişikliğinin nasıl yapılacağı kanun ve yönetmelikte açıkça belirtildiği, zabıta araştırması ile bu hususunun tespitinin talep edilemeyeceği, 6100 sayılı HMK'nın 324/2 maddesi gereğince delil avansının yatırmak isteyip istemediği sorulduğunda, davalı vekili Av. ...'in delil avansını yatırmayacağını beyan ettiği, bu nedenle mahkememizce 12/07/2023 tarihli duruşmada davalı lehine müktesep hak doğduğundan davacının bilirkişi ve keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, bilirkişi ve keşif delili dışında davacının 6102 Sayılı TTK'nın 636/3 maddesi kapsamında şirketin feshini gerektirecek haklı sebeplerin varlığını ispat edemediği..." gerekçesiyle "...Davanın REDDİNE...." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen red kararının, 2 haftalık kesin süre içinde keşif ve delil avansını yatırmamaları sebebine dayandığını, kararın isabetsiz olduğunu, davalı şirketin keşif yapılacak adresi olan " ... Kısım ... D- sokak No: Dilovası/Kocaeli" adresinden şirket müdürü ve ortağı ...'in ortağı olduğu.... .A.Ş.'ye ait "... mahallesi ... caddesi No:... İç Kapı no :.. Fabrikası, Meteşe/Muğla" adresindeki fabrika içine taşındığını, Ticaret Sicil Müdürlüğünde adres değikliğine ilişkin alınmış bir kararın olmadığını, davalı şirketin adres değiştirdiğinden keşif ara kararı yerine getirilemeyeceğinden ve miktar olarak keşif delil avansı 40.749,95 TL gibi oldukça yüksek bir miktar olduğundan, müvekkilinin iki haftalık kesin sürede yatıramadığını, ön inceleme duruşmasındaki ara kararları doğrultusunda keşif yapılması, keşif adresinin Kocaeli ilinden Muğla ili olarak değişmesi sebebi ile farklı adreste keşif yapılacağından keşif delil avansı miktarının yeniden belirlenmesini ve yatırmak üzere yeniden süre verilmesi talep ettiklerini, fakat bu taleplerinin kabul edilmediğini, kesin süre içinde keşif delil avansı yatırılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararın kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, haklı nedenle limited şirketin feshi, fesih talebinin yerinde görülmemesi halinde uygun çözüm olarak davacının ayrılma payı ödenerek limited şirket ortaklığından ayrılması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Mahkemece 15.02.2023 tarihli ön inceleme duruşmasında, 4 numaralı ara karar ile davalı şirketin Kocaeli ili Dilovası ilçesinde bulunan fabrika binası ile Muğla ili Menteşe ilçesinde bulunan taşınmazda ham madde, makina, ürün, kalıp vs malvarlığının ve değerinin tespiti, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına, davacı vekiline keşif ve bilirkişi delil avansını yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, kesin süre içerisinde avansın yatırılmaması halinde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut dosya kapsamına göre karar verileceğinin ihtar edilmiştir. Aynı celsede 2 numaralı ara karar ile Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2023/1111 soruşturma sayılı dosyasının istenilmesine, 5-B-b numaralı ara kararda taraflar tanıklarının keşif mahallinde hazır edilmeleri halinde dinlenilmelerine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 90. Maddesinde "Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler." denilmiş, aynı kanunun 94. Maddesinde "Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." düzenlemesi yapılmıştır. Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken; kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması, verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi, yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi, sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur. 6100 sayılı HMK'nın 94. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim, tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse, sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir. Davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek için getirtilen kesin önel kuralı, yasanın amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249 sayılı kararları) Kesin önelin hukuki sonuç doğurması için ara kararın usulüne uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Yine, bilirkişi incelemesi dışında yapılacak başka işlemler ve toplanacak delillerin bulunması ve bu delillerin bilirkişi incelemesi sırasında değerlendirilmesi gereken durumlarda; söz konusu delillerin ikmal edilmesinden sonra bilirkişi ara kararının yerine getirilmesi için süre ve kesin sürenin verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Somut olayda, davacı, ortağı olduğu davalı şirketin haklı nedenle feshi, olmadığı takdirde uygun çözüm olarak ortaklıktan ayrılma payı ödenerek çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiş, haklı neden olarak da, kendisinin ortağı olduğu dava dışı .... Şti. ile davalı şirketin ortağı, aynı zamanda şirketi temsile yetkili müdürü olan ...’in ortağı olduğu dava dışı .... A.Ş. arasındaki protokoller, icra takipleri, menfi tespit davaları ve ceza soruşturmaları nedeniyle aralarındaki güven ilişkisinin zedelendiği, dava dışı şirketler arasındaki anlaşmazlıkların davalı şirketteki ortaklığın devamını çekilmez hale getirdiği iddiasına dayanmıştır. Haklı nedenle şirketin feshi, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin ilişkin terditli taleplerin incelenmesinde, öncelikle haklı nedenin varlığının irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacının, haklı neden olarak ileri sürdüğü maddi vakıalar gözetildiğinde, mahkemece öncelikle yapılması gereken iş, delil olarak bildirilen icra takip, ceza soruşturma ve hukuk dava dosyalarının tümünün temini, taraflar tanıklarının dinlenilmesi, akabinde davacının ayrılma payı alacağının hesaplanmasının gerekli görülmesi halinde, davalı şirket vekiline 6100 sy HMK’nun 222. maddesi uyarınca davalı şirkete ait ticari defterlerin ibrazı yahut yerinde incelenecek ise defterlerin bulunduğu adres ile davalı şirkete ait demirbaş, makine, emtia vs. malların bulunduğu tüm adresleri bildirmesi için kesin süre verilmesi, ondan sonra keşif ve bilirkişi incelemesi yönünden davacı taraf vekiline delil avansını yatırmak üzere kesin süre verilmesidir. Oysa ki mahkemece, ön inceleme duruşmasında, henüz talep edilen ceza soruşturma dosyası temin edilmeden ve tarafların tanıkları dinlenilmeden, sırası gelmeyen keşif ve bilirkişi delilleri için davacı vekiline kesin süre verilmiş olup, bu aşamada verilen kesin süre yasanın ruhuna ve özüne uygun düşmediği gibi bu nedenle hukuki sonuç da doğurmayacağı açıktır. O halde mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan şekilde tarafların tüm delilleri toplanıp, sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarihli 2022/1098 Esas ve 2023/548 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA, davacıdan peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 20/05/2026