İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/449 E. 2026/504 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/449
- Karar No
- 2026/504
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/449 Esas KARAR NO : 2026/504
DAVA:İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:20/06/2025 KARAR TARİHİ:30/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin internet üzerinden e-ticaret hizmeti veren bir platform olduğunu, davalı ile aralarında "... ..." bulunduğunu, davalının bu platform üzerinden satış işlemleri gerçekleştirdiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında teslimat işlem bedeli, komisyon, kargo destek, iade virmanları ve müşteri memnuniyeti yansıtma gibi kalemlerden oluşan cari hesap alacağı bulunduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek, .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle usule ilişkin olarak yetki itirazında bulunduklarını, borçlunun bulunduğu yer itibariyle yetkili mahkemenin Bakırköy Adliyesi olduğunu, tüketicilerin mesafeli sözleşmelerde cayma süresinin 14 gün olduğunu, bu sürenin mal teslimi veya hizmet sözleşmesinin kurulmasıyla başladığını, cayma bildiriminin bu süre içinde satıcıya yazılı olarak veya kalıcı veri sağlayıcısı ile yöneltilmesi gerektiğini, davacı şirketin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilinin satış, iade, komisyon ve kargo ücretlerine ilişkin kayıtların ilgili kurumdan celbini talep ettiklerini, 14 gün geçtikten sonra yapılan iadelerin yasal olmadığını ve tüketicilerin bu durumu kötüye kullandığını, müvekkilinin sadece sistemine düşen ve yasal süresi içindeki iadeleri kabul ettiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereği iade işlemlerinin yazılı yapılması gerektiğini, davacı şirket ile müvekkili arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, müvekkili aleyhine başlatılan icra takip dosyalarının incelenmesi ve birleştirilmesi gerektiğini, faiz hesaplamalarının hatalı olduğunu, ayrıca taraflar arasında 25.04.2024 tarihli bir ibra sözleşmesi imzalandığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme kapsamında tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda Davacının işletmekte olduğu www...com adli internet sitesine ilişkin olarak davalı ile aralarında akdedilmiş olan ... gereğince 30.04.2024 tarihli fatura ile 22.8.2024 tarihli fatura arasındaki dönem için (bu dönemleri de kapsar şekilde) tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemi ile işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Dava dilekçesinin davalıya 28/06/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 08/07/2025 tarihinde davaya cevap dilekçesinin ve ekinde bir sulh protokolünün ibraz edilmiş olduğu görülmekle mahkememizin 07/10/2025 tarihli celsesinde davacı vekiline bu doğrultuda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş olup sunulan beyan dilekçesinde anılan protokolün işbu davaya ilişkin olmadığının beyan edilmiş olduğu anlaşılmakla mahkememizin 20/01/2026 tarihli ön inceleme celsesinde davacı vekilinin "Önceki beyanlarımızı ve dava dilekçemizi tekrar ederiz, davalı tarafın sunmuş olduğu sulh protokolü bu davaya ilişkin değildir bu sebeple dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmesini talep ederiz" şeklindeki beyanları da dikkate alınarak dosyanın 1 mali müşavir bilirkişisine tevdine karar verilerek bu kapsamda bilirkişi delil avansını yatırmak üzere davacı tarafa duruşma tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça delil avansı yatırılmamış olduğu gibi mahkememizin bir sonraki duruşmasının tarihi olan 16/06/2026 tarihine kadar da ücretin yatırılmamış olduğu, davalı vekilinin aynı celsede "Ödeme belgesini ibraz ettik, davacı taraf kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmamıştır bu sebeple bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilsin, biz bilirkişi ücreti yatırmak istemiyoruz davacı taraf davasını ispatlayamamış olup davanın reddine karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuş olduğu görülmekle davacı tarafın mazereti son kez kabul edilerek celse ertelenmiştir. "Delil ikamesi için avans" başlıklı 6100 Sayılı HMK'nın 324. maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan herbiri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler" hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında, tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesi halinde delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür. Somut olay bakımından davacı tarafında süresi içerisinde delil avansını mahkememiz veznesine yatırmadığı gibi celsenin ertelenmesine sebebiyet verdiği, bir sonraki duruşma tarihine kadar dahi yatırılmamış olduğu, bu hali ile yargılamanın uzamasına sebebiyet verildiği, nitekim davacının alacaklı olduğu iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmakla mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2021/517 Esas, 2021/3113 Karar Sayılı, 23/11/2021 Tarihli ilamı dikkate alınarak somut olayda davacı vekili tarafından süresi içerisinde delil avansının yatırılmamış olması sebebiyle işbu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1- Davacının davasının REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcının başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 1.610,26-TL'den mahsubu ile artan 878,26-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. 6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/06/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır