Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/856 E. 2026/1019 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/856
Karar No
2026/1019
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/856 Esas

KARAR NO: 2026/1019

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/12/2023

NUMARASI: 2019/684 E. - 2023/838 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına konu keşidecisi ..., alacaklısı ... olan, 10/04/2009 keşide tarihli 21.771,00 USD bedelli bir adet bono nedeniyle müvekkilinin bedelini ödeyerek borçlusu olmadığı bir senet nedeniyle haksız bir takibe maruz kaldığını ve mağdur olduğunu, takibe konu senet ile ilgili borçlu olmadığından ileride doğacak telafisi zor zararların önlenmesi için dava neticelenene kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasından takibe konu edilen 10.04.2009 tanzim tarih ve 21.771,00-USD bedelli bononun 10.04.2009 tarihli sözleşme uyarınca alacaklıya teminat olarak verilmiş olması ve bu nedenle kambiyo takibine konu edilemeyecek olması sebebiyle teminat senedi olduğunun ve borçlu olmadığımızın tespiti ile takibin iptaline, bu talepler yerinde görülmez ise sözleşme kapsamında verilen borcun çek ve senetler ile alacaklıya ödenmiş olması sebebiyle müvekkilinin davalı/alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalının alacağını tahsil etmiş olmasına ve takibe konu edilen senedin teminat senedi olduğunu bilmesine karşın bonoyu haksız ve art niyetli bir şekilde takibe konu edip müvekkillini aşırı derecede mağdur etmesi nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere ...nun 72. maddesi uyarınca tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu senedin Yargıtay kararları ışığında değerlendirildiğinde de anlaşılacağı üzere teminat senedi olmadığını, tarafları ve dava konusu aynı olan, sayın .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/190 E. Sayılı dosyasında, borçlu/davacı taraf aynı iddiaları gündeme getirerek anılan senedin teminat senedi olduğunu ve borcun ödendiğini iddia etmiş ancak bu iddiaları sayın mahkeme tarafından da yerinde bulunmayarak davasının reddine karar verildiğini, dayanak senedin teminat senedi olmadığı beyanlarının asıl olmak ve davacının aksi yöndeki iddialarını kabul manasına gelmemek kaydı ile, borçlu/davacı dava konusu senetten kaynaklı borcu ödediğini iddia ederek aslında takip dayanağı senetten kaynaklı borcunu kabul ettiği açık olduğu, senetteki borç kabul edildiğinden takibin iptal edilemeyeceğini, borçlu/davacı yanın dava dilekçesindeki bir diğer gerçek dışı iddia ise, takip konusu senede ilişkin borcun ödendiği yönünde olduğunu, davacı yanın dilekçesi ekinde yer verdiği senetlerin keşide tarihleri ile anılan protokolün düzenleme tarihi arasındaki farklılık ve bahsi geçen senetlerin müvekkili tarafından dava dışı 3. kişilerden alındığı hususları göz önünde bulundurulduğunda işbu ödemelerin dava konusu senede mahsuben olmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkacağını, borçlu/davacının kötü niyetli olduğu hususu, alacaklı müvekkili aleyhine derdest ettikleri ve davacısı olduğu sayın .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/190 E. sayılı dosyasından dava dilekçesinde hiç bahsetmemesi ile ortaya çıkmış olduğunu, zira söz konusu ilamla, teminat olgusunun olmadığı, işbu dava konusu senetten kaynaklanan borçlarını ikrar ettikleri kesinleşmiş olduğunu, tüm bu nedenlerle; haksız davanın reddine, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"....Davacı tarafın senedin teminat amacıyla verildiğini ve taraflar arasındaki sözleşmeye göre doldurulduğu iddiasının senet üzerine yapılan incelemeden anlaşılamadığı, davacı yanın iş bu iddiasını yazılı belge ile ispat edemediği; sözleşmede dava konusu bonoya hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde açıkça bir atıf olmadığı yazılı delil ile ispatlanması gereken iş bu hususta dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağından davacı tarafın senedin teminat senedi olduğu ispat edilememesi nedeniyle davacının .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu 10.04.2009 düzenleme 25/03/2015 vade tarihli 21.771,00 USD bedelli senedin teminat senedi olduğu tespit edilemediğinden menfi tespit ve takibin iptali taleplerinin reddine karar verilmiştir. Terditli olarak açılan davada ilk talebi olan davaya konu senedin teminat senedi olduğundan bahisle açılan menfi tespit ve takibin iptali taleplerinin reddine karar verildiğinden ikinci talebi olan sözleşme kapsamında verilen borcun ödendiğinden bahisle menfi tespit ve takibin iptali taleplerine ilişkin yapılan incelemede dava dilekçesi içeriğinde yer alan Keşidecisinin...olduğu ... Şubesine ait 29.11.2014 tarihli, 20.000 TL bedelli çek ve 27.12.2014 tarihli, 20.000 TL bedelli çekler incelendiğinde lehtarının ... Şti olduğu davacının ve davalının çekte ciro silsilesinde yer almadığı bu nedenle ilgili çeklere ilişkin davalı tarafa yapılan ödemenin ispat edilmediği anlaşılmıştır. Keşidecisinin...olduğu ... Şubesine ait, 30.06.2015 tarihli 18.50 TL bedelli çek incelendiğinde lehtarının davacı olduğu ve ciro silsilesinde yer aldığı; davalının da davacıdan sonra ciro silsilesinde yer aldığı görülmüştür. Davaya konu 10.04.2009 düzenleme 25/03/2015 vade tarihli 21.771,00 USD bedelli senedin iş bu çekle ödendiği iddiasına ilişkin yapılan değerlendirmede çekin aynı gün bankaya ibraz edildiği ancak çekin karşılıksız çıkması nedeniyle yalnızca banka sorumluluk bedelinin ödendiği görülmekle davacının dava dilekçesinde yer alan "Hatta keşidecisinin...olduğu 30.06.2015 tarihli 18.500 TL bedelli çekin 11.200,00-TL'si ödenip bakiyesi olan 7.300,00-TL ödenmeyince ...'ın cirolayıp...'ye verdiği bu çek .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya ile takibe konulmuş ve bakiye kısmı da keşideci tarafından bu takip safhasında ödendiği" beyanı incelendiğinde dosya kapsamında davacının davalıya 11.200,00 TL ödeme yaptığına dair delil bulunmadığından iş bu çek ile davaya konu bonoya ilişkin ödeme yapıldığı hususu ispatlanamamıştır. Dava dilekçesinde yer alan "Bu çeklerin haricinde bir tane de kendisine verilmiş ve kendisince tahsil edilmiş olan 27.01.2015 tarihli bir adet 5.000,00-TL'lik bono da vardır(Bankadan bilgileri tedarik edildiğinde mahkemenize bildirilecektir.) (2.118,00-$'a denk gelmektedir.)" beyanına ilişkin yapılan değerlendirmede davacının 09/12/2019 tarihli delil listesinde de 27.01.2015 tarihli bir adet 5.000,00-TL'lik bononun bilahare sunulacağının belirtildiği ancak dosya kapsamında sunulmadığı, süresi içerisinde bildiren delil listesinde mahkemece araştırma ve inceleme yapılacak şekilde banka bilgilerinin de bulunmadığı görülmekle davacının iş bu bono kapsamında da davalı tarafa borcunu ödediği hususunu ispatlayamadığı anlaşılmıştır.

Dava dilekçesinde yer alan senetlere ilişkin mahkemece yapılan incelemede davacının davalıya olan borcunu ödediğini ispat edemediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı kendisine süre verildiği ancak davacı vekilinin yemin metni sunulmamasına ilişkin beyan dilekçesi ve yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması nedeniyle davacının sözleşme kapsamında verilen borcun ödendiğinden bahisle iddiasını ispatlayamaması nedeniyle menfi tespit ve takibin iptali taleplerinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında 04/12/2020 tarihli ara karar uyarınca “İİK'nun 72/3.madde gereğince .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibe konu alacağın tamamının icra veznesine yatırılması ve ayrıca bu miktarın (21.771,00 USD dava açılış tarihi olan 26/11/2019 tarihli TCMB Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanan 125.183,25 TL'nin) %20'si tutarı olan 25.036,65 TL nakit veya süresiz banka teminat mektubunun mahkeme dosyasına teminat olarak gösterilmesi halinde icra veznesindeki paranın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesine” ilişkin ihtiyati tedbir kararının davada hüküm verilmesi nedeniyle kaldırılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar davalı vekilinin cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebi bulunmuş ise de taraflar arasında yer alan sözleşme ve davaya konu bono nedeniyle davacının borçlu olmadığı hususunun yargılamayı gerektirmesi ve davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-10.04.2009 tarihli sözleşmeye bakıldığında, birinci paragrafta borçluya 21.771, 00 USD verildiği yazdığını, devam eden ikinci cümlede ise ; “bu para karşılığında, teminat olarak, ... tarafından imzalanıp ....(...) .....’ a 21.771.00 USD senet verilmiştir.” Şeklinde yazdığını ayrıca senedin düzenleme tarihi sözleşmeye yazılmasa da , senedin düzenleme tarihi ile , sözleşmenin yapıldığı tarih aynı olduğunu, kanunun ve Yargıtay içtihatlarının aradığı, senede açıkça atıf yapılması gerektiği ve bunun içinde, düzenleme tarihi , miktarı ve vadesi yazması gerektiğini, bizim belgemizde ise , düzenleme tarihi ve senedin miktarının açık ve net yazdığını, sadece senedin vade tarihinin yazılı olmadığını, çünkü teminat senedi olduğu için vade tarihi yazılmadığını, vade tarihi senede bakıldığında da görüleceği gibi, sonradan alacaklı tarafından doldurulduğunu, kanunun aradığı unsurlardan iki tanesi sözleşme ve senet metninden anlaşıldığını, vade tarihi belirtilmediğinden olmayan şeyi sözleşmeye yazmak mümkün olmadığını,

Kanunun ve Yargıtay’ın aradığı, sözleşmedeki senede açık atıf yapıldığını, tanık ...'de gelip senedin, sözleşme de kararlaştırıldığı şekilde teminat senedi olarak verildiğini söylediğini, mahkeme tarafından senedin üzerindeki vade tarihinin sonradan 3. Bir kişi el ürünü olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, çıplak gözle bakıldığında da vade tarihinin sonradan farklı bir el ürünü olduğunun açık olduğunu, bu senedin teminat senedi olarak verildiği dosya kapsamından açıkça belli olduğunu,

-ilk talepleri olan teminat senedi olduğu iddialarını usul ve yasaya aykırı olarak reddeden mahkemenin, borcu ödediklerine ilişkin iddialarını da alacaklı kabul ettiği halde , kabul etmediğini, teminat senedi olarak verilen 21.771.00-USD'nin büyük bir çoğunluğunun ödendiği ve 13.542.00- USD borç kaldığı alacaklının da kabulünde olup , .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde ödeme emrindeki takip edilen rakamın 13.542,00- USD olduğunu, senedin tamamı üzerinden teminat alındığı gibi, karar sonunda, hüküm kurulurken , alacaklı tarafından kabul edildiği halde (borcun 13.542.00- USD olduğu ) alınan teminat miktarı ile borç oranı karşılaştırılmadan hüküm kurulduğunu, 2015 yılı dolar kuru 1 USD karşılığı 2.456, 00TL olup, 2015 yılı toplam borç 21.771,00- USD : 53.469,00- TL olduğunu, 2014 yılı dolar kuru ise 1 USD karşılığı 2.245,TL olup, 2014 yılı toplam borç 21.771,00 –USD : 48.875.00 – TL olduğunu, 13.542- USD yi icra takibi yapmış olmasına rağmen ; Mahkemenin, kambiyo senedinin tamamı üzerinden teminat alıp ve tamamı üzerinden araştırma yaptığını, gerekçeli kararın 3 nolu hüküm bölümüne bakıldığında, senedin tamamı üzerinden , alacaklının talebinden fazlasına yönelik hüküm kurulduğunu,

-18.500.00- TL'lik 30.06.2015 vade tarihli olduğu çeke ilişkin, alacaklı tarafından yapıldığı kabul edilen ödemeyi , mahkemenin kabul etmediğini, 11.200.00- TL'lik kısmının ödendiği kabul edildiği takdirde ki ödenmiş olduğunu, 11.200,00 – TL'nin , USD karşılığı ,4.500,00- USD kabul edilmesi gerektiğini, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe sadece 7.300.00- TL konulması, 11.200.00- TL'nin ödendiğine karine teşkil eder ve bu kesin karine olduğunu, alacaklının 30.06.2015 vade tarihli, 20.000.00- TL'nin ödendi kabulünü dahi mahkemenin kabul etmediğini, 29.12.2014 tarihli 20.000.00- TL'lik çekte ödenmiş olduğu halde, .... nolu çekin çeki ibraz eden , ve alacaklı tarafından cirolanarak verilen ...’ na ödendiği kesin olduğu halde, ödeme belgesi dosyaya sunulduğu halde, mahkeme tarafından bu ödeme de kabul edilmediğini, bu ödeme kabul edilse idi eğer, 20.000,00-TL'nin karşılığı 8.900.00-USD ye tekabül ettiğini, alacaklının davaya konu takibi, 13.532, USD den başlattığını, tüm bu ödemeler bir araya getirildiğinde toplam, 13.400.00- USD'lik kısmı ödendiği kesin ve net ortada olduğunu, mahkeme tarafından da senedin teminat senedi olarak kabul edilmesi gerekirken edilmediğini kararın bu nedenle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senedin teminat senedi olarak kabul edilebilmesi için tam atıf yapılması gerektiğini, senette vade tarihi bulunmadığını, senet üzerinde teminat senedi olduğu yazılmamış olmakla birlikte, takibe konu senede istinaden hazırlandığı iddia edilen ve “sözleşme” başlığını taşıyan adi belgede de ne vade ne de tanzim tarihi yazıldığını, davacı taraf dayanak senedin teminat senedi olduğu ve borcun ödendiği hususlarını .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/190 E. 2019/778 K. sayılı dosyasında derdest ettiği davada iddia etmişse de karar ilamında: “…Davacı BOrcu tamamen ödediği olgusuna dayandığından yani senedin bedelsiz kaldığını belirtiğinden borçlu zımnen teminat senedi olgusundan da vazgeçmiş sayılması gerekir. Kaldı ki teminat senedi olgusuna dayandırdığı belgede de açıkça ve ayrıca takip dayanağı senede ayrıntılı olarak atıf bulunmamaktadır. alacaklı vekilince de bu belge kabul görmemektedir. Davacının yine ödeme olgusuna dayandığı çek ve banka dekontunda da takip konusu senede ilişkin verildiğine dair herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Borçlu itirazını İİK nun 169/a maddesinde belirtilen bir belgeye dayandırmadığından, sunulan belgelerin içeriğinin değerlendirilmesi dar yetkili mahkememizin incelemesi kapsamında olmadığından itirazın reddine karar vermek gerekmiştir…” gerekçeleriyle davacının mesnetsiz iddialarla derdest ettiği davasının reddine karar verildiğini, .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/190 E. 2019/778 K. sayılı ilamında görüleceği üzere, davacının borcu tamamen ödediğini ileri sürmek suretiyle bir diğer iddiası olan teminat senedi beyanından feragat ettiği ve senette teminat senedi olduğuna ilişkin tam atıf bulunamadığı gerekçeleriyle dava reddedildiğini, Davacı tarafından .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/190 E. 2019/778 K. Sayılı ilamına karşı yapılan istinaf başvurusu, sayın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesi’nin 2019/2873 E. 2020/2102 K. 07.10.2020 T. ilamında, “…davacı takip konusu senedin teminat senedi olduğunu iddia etmiş, taraflar arasında yapılan sözleşmede her ne kadar teminat senedi olduğu ibaresi yer alsa da takip konusu senedin borca karşılık verildiği ve teminat senedi olmadığı anlaşılmıştır. İİK 169/a maddesine göre; borçlu borcunun olmadığını veya itfa veya ihmal edildiğini, resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat etmesi gerekmektedir.” gerekçeleriyle kesin olmak üzere ret edildiğini, dava konusu “sözleşme” başlığını taşıyan adi belgede herhangi bir tarih yer almadığını, davacının “…diğer taraftan bu iddiamız yönünde mahkeme tarafından senedin üzerindeki vade tarihinin sonradan 3. Bir kişi el ürünü olup olmadığının incelenmesi gerekirken incelenmemiştir.

Çıplak gözle bakıldığında da vade tarihinin sonradan farklı bir el ürünü olduğu açıktır...” şeklinde iddia da yer aldığını, davacı tarafça vade tarihinin üçüncü bir şahıs tarafından doldurulduğunu iddia etmişse de işbu yöndeki iddiasının dava dilekçesinde ileri sürülmediğinden şu aşamada 6100 s. HMK’nun 357/1 maddesi gereği reddi gerektiğini, TTK hükümlerine göre açığa bono düzenlenmesi mümkün olup, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden borçlunun bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğini, açık bono düzenlenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacı tarafın bu yöndeki talebin incelenmeksizin reddi gerektiğini, davacı taraf, ödeme yaptığını ve işbu ödemelerin davalı tarafın kabulünde olduğunu beyan ettiğini, söz konusu ödemelerin dava konusu senede ilişkin olduğuna dair çekte veyahut banka dekontunda herhangi bir açıklama veya ibare yer almadığını, senetlerin keşide tarihleri ile anılan protokolün düzenleme tarihi arasındaki farklılık ve bahsi geçen senetlerin müvekkili tarafından dava dışı 3. kişilerden alındığı hususları göz önünde bulundurulduğunda işbu ödemelerin dava konusu senede mahsuben olmadığını, Borçlu/davacı tarafın borcu sabit olup borcunu ödeyen kişinin hukuk ve mantık kuralları çerçevesinde vermiş olduğu senedi geri alması gerektiğini, geri verilmiyor ise ihtar çekilmesi yahut borcun kapatıldığına dayanak bir evrak ve senet alınması gerektiğini, İşbu karinenin aksini ispat külfeti, borcunu ödemiş olduğu iddiasında bulunan davacı üzerinde olup iddiasını ispat edecek herhangi bir delil de sunmadığını, söz konusu ödemelerin, sözleşmenin içeriğinden de anlaşılacağı üzere yıllık % 20 kar payına mahsuben yapılan ödemeler olduğunu,

-Borçlu/davacının kötü niyetli olduğu, alacaklı müvekkili aleyhine derdest ettikleri ve davacısı oldukları sayın .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/190 E. sayılı dosyasından dava dilekçesinde hiç bahsetmemesi ile ortaya çıktığını, Davacı taraf bile bile huzurdaki menfi tespit davasını ikame ederek müvekkili alacağını sürüncemede bırakmaya çalıştığını, Davacı tarafın kurucu ortak olarak yer aldığı ... Limited Şirketi isimli şirketi 07.07.2006 tarihinde tescil edilmiş olup işbu şirketin kurucuları ise ... ve ...olup, 22.02.2021 tarihine kadar ki geçen sürede davacı ... yukarıda tam ticaret unvanı verilmiş olan şirkette ortak olarak yer aldığını. Davacının tacir olup, senedin teminat senedi olmadığını bilmesi gerektiğini,

-Mahkeme tarafından davacı tarafın dava dilekçesindeki talepleri terditli olarak algılanması sebebiyle sadece tek bir tane vekalet ücretinin taraflarına vekalet ücreti ödenmesine hükmedildiğini ancak iki farklı talebinin olduğunu, lehlerine ayrı ayrı vekalet ücretinin hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle kötüniyet tazminatı ve vekalet ücreti yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; sunulu Yargıtay kararı karşısında davalı iddialarının kabul edilebilir olmadığını, ...’ ın cirolayıp, Fevzi Enterliye verdiği ve keşidecisinin...olduğu belirtilen çek de ise; 11.200.00-TL müvekkili davacı tarafından ödenmiştir ki , Fevzi Enterli kalan 7.300.00- TL yi icra takibi yaptığını, yoksa neden sadece bu kısmı icra takibi yapsın , bu durum müvekkili açısından karine teşkil eder ve 7.300.00-TL'si icra takibi yapıldığı için de ödeme zımnen kabul edilmiştir ve ödeme ispatlanmış olduğunu, sözleşmede de bu senedin verileceğinin yazdığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, İİK m.72/3 kapsamında icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır.

Uyuşmazlığın, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dayanağı bononun teminat senedi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Dava dilekçesi ekinde yer alan sözleşme incelendiğinde "10 Nisan 2009 tarihinde ... tarafından ...'ye 21.771,00 dolar para verilmiştir. Bu para karşılığında yapılan ticaretin kazancından yıllık olarak dolar bazında %20 kazanç verilecektir. Bu para ... tarafından istendiği zaman geri isteyebilecektir. Bu para karşılığında teminat olarak ... tarafından imzalanıp ...'a 21.771,00 senet verilmiştir." paraya alan Sabir Miletli ile parayı veren ... ve şahit ... imzalarının yer aldığı görülmüştür.

.... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası incelendiğinde alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu 10/04/2009 tarihli 25/03/2015 vade tarihli 21.771,00 dolar miktarlı bonoya binaen 13/03/2018 tarihinde takip başlatıldığı ve ödeme emrinin tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

.... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/190 Esas 2019/778 Karar sayılı ilamı incelendiğinde davaya konu çekin teminat senedi olduğundan bahisle takibin iptali talepli açılan davada itirazın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 22. HD 2019/2873 Esas 2020/2102 Karar sayılı ilamında istinaf isteminin esastan reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamında dinlenen tanıklardan ...'ın protokolun yapılması ve senedin verilmesi sırasında olay anında bulunmadığı yalnızca davacının anlatması ile hatırladığını beyan ettiği iş bu tanık beyanında davaya konu olaya ilişkin doğrudan bir görgü ve bilgisi olmadığı, diğer davacı tanığı ...'nın mahkememizde alınan beyanında ise davalının davacıya tam miktarını hatırlayamadığı yaklaşık 20 bin küsür dolar verdiği ancak ne amaçla verdiğini hatırlamadığı, huzurunda protokol yapıldığı ve protokolde ne amaçla alındığının yazıldığı protokolden hemen sonra teminat olarak senedin verildiğini beyan ettiği görülmüştür.

Davacının .... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyasında hakkında yürütülen takibe dayanak 10/04/2009 tarihli 25/03/2015 vade tarihli 21.771,00 dolar miktarlı bononun teminat senedi olduğundan bahisle iş bu davayı açtığı, dava dilekçesi ekinde yer alan sözleşme incelendiğinde "10 Nisan 2009 tarihinde ... tarafından ...'ye 21.771,00 dolar para verilmiştir." ibaresi dışında davaya konu senede ilişkin tam atıf bulunmuyor ise de senede konu miktar ve senet düzenleme tarihinin sözleşme içerisinde yer verilen tarih olan 10/04/20218 tarihi ile uyumlu olması nedeniyle ilgili senedin sözleşmeye konu senet olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ancak tek başına sözleşmeye konu olması teminat senedi niteliği taşımayacağı, senedin ifa uğruna verilen senet olduğu, Mahkemece senedin sözleşmeye konu senet olmadığına yönelik değerlendirmesinin yerinde olmaması nedeniyle gerekçenin düzeltilmesi gerektiği, senedin bedelsizlik yönünden yapılan incelemesinde, davacının ispat külfeti altında olduğu, davacının sunduğu keşidecisinin...olduğu ... Şubesine ait 29.11.2014 tarihli, 20.000 TL bedelli çek ve 27.12.2014 tarihli, 20.000 TL bedelli çekler incelendiğinde lehtarının .... Şti olduğu davacının ve davalının çekte ciro silsilesinde yer almadığı bu nedenle ilgili çeklere ilişkin davalı tarafa yapılan ödemenin ispat edilmediği, keşidecisinin...olduğu ... Şubesine ait, 30.06.2015 tarihli 18.500 TL bedelli çek incelendiğinde lehtarının davacı olduğu ve ciro silsilesinde yer aldığı; davalının da davacıdan sonra ciro silsilesinde yer aldığı ancak çekin karşılıksız çıkması nedeniyle yalnızca banka sorumluluk bedelinin ödendiği, davacının 09/12/2019 tarihli delil listesinde de 27.01.2015 tarihli bir adet 5.000,00-TL'lik bononun bilahare sunulacağının belirtildiği ancak dosya kapsamında sunulmadığı, yapıldığı iddia edilen ödemeler var ise de, senede ilişkin ödeme olup olmadığının tespit edilemediği, davalının senedi kısmen takibe koymasının senedin kısmen ödendiği anlamına gelmeyeceği, senet sözleşmeye konu senet olmakla birlikte bedelsiz kaldığının ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin sonuç olarak aykırılık teşkil etmediği, davacının istinaf isteminin düzeltilmiş gerekçe ile kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Davalının istinaf istemine ilişkin olarak davanın açılmış olmasının tek başına kötüniyet teşkil etmediği, taleplerin birbirine bağlı talepler olması nedeniyle tek vekalet ücretine hükmedilmesinde de aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

Tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacının istinaf isteminin düzeltilmiş gerekçe ile kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

2 .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 27/12/2023 tarih, 2019/684 E., 2023/838 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3- Davacının .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu 10.04.2009 düzenleme 25/03/2015 vade tarihli 21.771,00 USD bedelli senedin teminat senedi olduğu tespit edilemediğinden menfi tespit ve takibin iptali taleplerinin reddine,

-Davacının terditli olarak açtığı ve ilk talebi olan davaya konu senedin teminat senedi olduğundan bahisle açılan menfi tespit ve takibin iptali taleplerinin reddine karar verildiğinden ikinci talebi olan sözleşme kapsamında verilen borcun ödendiğinden bahisle menfi tespit ve takibin iptali taleplerinin reddine,

-.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında mahkememizin 04/12/2020 tarihli ara karar uyarınca “İİK'nun 72/3.madde gereğince .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibe konu alacağın tamamının icra veznesine yatırılması ve ayrıca bu miktarın (21.771,00 USD dava açılış tarihi olan 26/11/2019 tarihli TCMB Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanan 125.183,25 TL'nin) %20'si tutarı olan 25.036,65 TL nakit veya süresiz banka teminat mektubunun mahkememiz dosyasına teminat olarak gösterilmesi halinde icra veznesindeki paranın dava sonuna kadar alacaklıya ÖDENMEMESİNE” ilişkin ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA, bu hususta ilgili icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına

-Davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,

4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 1.248,83 TL harçtan mahsubu ile bakiye 516,83 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,

4/b-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

4/cDavacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5/c- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

5/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/856, K. 2026/1019, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-856-e-2026-1019-k-14d8cba02261