Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1204 E. 2026/3686 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1204
- Karar No
- 2026/3686
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1872 E., 2025/2446 K. DAVA TARİHİ : 16.01.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/19 E., 2025/21 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu esastan reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince 22.04.2025 tarihli istinaf başvurusu değerlendirme kararı ile; davalı ... Başkanlığının (Belediye) kendisine verilen kesin süreye rağmen eksik istinaf harcı ve masrafını yatırmaması nedeniyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, karara karşı davalı ... tarafından kanun yoluna başvurulmadığından ek karar kesinleşmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince diğer davalı ... Temizlik İnş. Org. Tic. ve San. AŞ'nin (Şirket) istinaf sebepleri yönünden inceleme yapılarak, davalı Şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilen ve başvurusu incelenmeyen davalı Belediyenin, diğer davalı Şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davalı Şirket vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı Belediyenin alt işveren şirketlerinde sigortalı gösterilerek 01.01.2004 tarihinden emekliye ayrıldığı 22.08.2023 tarihine kadar şoför olarak çalıştığını, son dönem ücretinin bordroda göründüğü gibi olduğunu, emeklilik sebebi ile iş sözleşmesinin sona erdiğini, ... Sendikası üyesi olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacak kalemlerinin ayrı ayrı zamanaşımına uğradığını, davaya karşı husumet itirazında bulunduklarını, davacı taraf ile davalı ... arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na uygun olarak personel temini hizmet alımı kapsamında yapılan ihaleler neticesinde ihale alan yüklenici firmalarda çalıştığını, 22.08.2023 tarihinde emeklilik nedeniyle işten ayrıldığını, yıllık ücretli izin alacağına bankalarca uygulanacak en yüksek mevduat faizi talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde dava türünün belirlenmediğini, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının müvekkili Şirkette yalnızca 01.04.2018-22.08.2023 tarihleri arasında çalıştığını, çalıştığı süre boyunca son olarak davalı Şirket nezdinde iş sözleşmesini tamamladığını, davalı Şirket nezdinde çalıştığı yıllara ilişkin hesaplama yapılması gerektiğini, davacının işçilik alacaklarına ilişkin dava konusu taleplerini belirsiz alacak davasına konu etmesinin mümkün olmadığını, davacının, Şirket nezdinde çalıştığı süre boyunca bütün yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 22.04.2025 tarihli ek karar ile davalı Belediyenin kendisine verilen kesin süreye rağmen eksik istinaf harcı ve masrafını yatırmaması nedeniyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş; diğer davalı Şirket yönünden yapılan incelemede; davacının işten ayrılış nedeninin ... Kurumuna Kod (8) (emeklilik [yaşlılık] veya toptan ödeme nedeniyle) olarak bildirildiği, bu ayrılış nedenine göre kıdem tazminatına hak kazandığına dair kabulde isabetsizlik bulunmadığı, davalı Belediyenin dava dışı şirketlerle arasındaki ihale ilişkisi itibarıyla 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2/7 hükmüne göre asıl işveren sıfatıyla, diğer davalı Şirketin ise dava dışı şirketlerle arasındaki devir ilişkisi itibarıyla 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesine göre son devralan işveren sıfatıyla ve davalıların davacıyı birlikte istihdam etmeleri nedeniyle davacının kıdem tazminatı talebinden birlikte sorumlu tutulmalarının yerinde olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının da yararlandığı toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlenen son ücreti kıdem tazminatı tavanını aştığından, tavan tutar üzerinden kıdem tazminatının hesaplandığı, davalı Şirketin giydirilmiş ücrete eklenecek yardımların bedelinin fiilen çalışılan günler üzerinden hesaplanması gerektiğine dair itirazının karar gerekçesinde doğru şekilde değerlendirildiği, esasen bu savunma doğrultusunda hesaplama yapılsa dahi bulunan giydirilmiş ücret miktarı yine kıdem tazminatı tavanını geçtiğinden neticede hesaplanan kıdem tazminatı tutarının değişmeyeceği, ispat külfeti üzerinde olan davalı tarafça davacıya hak ettiği yıllık izinlerin tamamının kullandırıldığını gösterir yıllık izin defteri veya eşdeğer belge yahut izin ücretinin tamamen ödendiğini gösterir ödeme belgesi sunulmadığından, ayrıca yargılama sırasında kullanılan izin gün sayısına dair bir itiraz ileri sürülmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 357. maddesi de nazara alındığında, yazılı şekilde yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınmasında karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde; a. Yıllık ücretli izin alacağının özlük dosyasındaki formların bir kısmı dikkate alınmayarak fazla hesaplandığını, b. Toplu iş sözleşmesine göre yemek parası ve direksiyon priminin fiilen çalışılan günlere göre ödeneceği düzenlenmesine rağmen bilirkişi raporunda 26 gün üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu, c. Davacının kıdem tazminatından tek başına müvekkili Şirketin sorumlu olmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesi reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu tazminat ve alacaklardan davalı Şirketin sorumluluğu ile yıllık ücretli izin, direksiyon primi ve yemek parası alacaklarının hesabına ilişkindir. 1. Davacının giydirilmiş ücretine dâhil edilen yemek parası ve direksiyon primi hesabına ilişkin uyuşmazlık bulunmaktadır. Dosya kapsamına göre ... Sendikası ile davalı Şirket arasında imzalanmış olan 15.08.2022-14.08.2024 yürürlüksüreli toplu iş sözleşmesinin 30. maddesinde yemek yardımının fiilî çalışılan gün sayısına göre ödeneceği düzenlenmiş ise de toplu iş sözleşmesinin 58/E hükmünde kıdem tazminatında yol ve yemek hesabının 26 gün üzerinden yapılacağı düzenlendiğinden giydirilmiş ücrete eklenirken yemek parasının 26 gün üzerinden hesaplanması yerindedir. Diğer yandan toplu iş sözleşmesinin direksiyon primini düzenleyen 31. maddesinde bu primin fiilen çalışılan gün sayısına göre ödeneceği düzenlenmiş olup davacı asılın beyanı ve dosya içerisinde bulunan puantaj kayıtlarına göre davacının haftanın 5 günü çalıştığı anlaşıldığından giydirilmiş ücrete eklenecek direksiyon primi hesabının 22 gün üzerinden yapılması gerekirken 26 gün üzerinden yapılması hatalı ise de davacının alacağının hesabı kıdem tazminatı tavanı üzerinden yapıldığından ve bu şekilde yapılacak hesaplamanın bilirkişi raporunda tespit edilen alacağı değiştirmeyeceği anlaşıldığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Şirket vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Somut uyuşmazlıkta; davacı dava dilekçesinde yıllık ücretli izin alacağı talebinde bulunmuştur. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı Şirket tarafından dosyaya sunulan yıllık ücretli izin formları dikkate alınarak hesaplama yapılmış ise de 10.09.20 14... .08.2015 tarihli formlar başta olmak üzere bazı formların hesaplamada gözetilmediği görülmekte; bu formların neden dikkate alınmadıkları anlaşılamamıştır. Şu hâlde Mahkemece davalı Şirket tarafından dosyaya sunulan tüm yıllık ücretli izin formları incelenerek davacının kullandığı izin süreleri belirlenmeli ve bu süreler esas alınmak suretiyle yıllık ücretli izin alacağı hakkında karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı ... Temyizi Yönünden Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davalı Şirket Temyizi Yönünden 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.