Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1583 E. 2026/2076 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1583
- Karar No
- 2026/2076
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1583 KARAR NO : 2026/2076
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/08/2026 NUMARASI : 2026/806 Esas DAVANIN KONUSU : KIYMETLİ EVRAK İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile .... Şirketi arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkil şirket işbu ticari ilişki kapsamında adı geçen şirketten.... Bankası T.A.O. Aydın Şubesine ait 0087332 seri numaralı, 375.000 TL bedelli çeki aldığını, çekin meşru hamili müvekkil şirket iken söz konusu çek kaybolmuştur. Zayi edilen çekin üçüncü şahısların eline geçmesi halinde müvekkil ve diğer ilgililerin mağdur olacağını, açıklanan nedenlerle; Kötüniyetli üçüncü kişilerin kaybolan çekten haksız şekilde yararlanarak zarara sebebiyet vermemesi için öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek dava konusu çeke ödeme yasağı konulmasına ve çekin kaybolması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "Talep, kıymetli evrak iptali davasında ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. TTK'nın 818/1-s maddesi yollamasıyla çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 757/1. maddesinde "İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir" hükmü düzenlenmiştir. Aynı kanunun 758. maddesinde "(1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilindiği takdirde, mahkeme, dilekçe sahibine iade davası açması için uygun bir süre verir. (2) Dilekçe sahibi verilen süre içinde davayı açmazsa, mahkeme, muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır" , 759. maddesinde "(1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilinmiyorsa, poliçenin iptaline karar verilmesi istenebilir. (2) İptal isteminde bulunan kişi, poliçe elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür." düzenlemeleri yer almaktadır. Anılan yasal düzenleme karşısında hasımsız olarak açılan zayi nedeniyle çek iptali davalarında, talep eden çekin yasal hamili olduğunu ve çekin rızası dışında elinden çıktığını yaklaşık olarak ispat ettiğinde ihtiyati tedbirin özel bir türü olan muhatabın çek bedelini ödemekten men edilmesi yönünde tedbir kararı verilmesi mümkündür. Somut olayda, davacı davaya konu zayi olduğu iddia edilen çekin elinde iken ziyaa uğradığını dosyadaki mevcut deliller itibariyle henüz ispat edemediği gibi, çekin yasal hamili olduğuna dair çekin arka yüzününün fotokopisi, sözleşme, çek tevdi bordrosu vb. evrak sunmadığı, bu durumda yaklaşık ispatın gerçekleşmediği" şeklindeki gerekçe ile; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı TTK'nun 759. Maddesinin incelenmesi durumunda da görüleceği üzere kanun koyucu lafzında veya bağlacını kullanarak senedin suretinin ibrazı ile senedin esas içeriği hakkında bilgi verilmesini birbirine alternatif iki yol olarak düzenlendiğini, yerel mahkeme kararındaki tespitin aksine senedin esas içeriği hakkında bilgi verilmesinin yeterli olduğunu, çek sureti veya başkaca belge sunulmasının zorunlu olmadığını, kıymetli evrak iptali davalarının hasımsız olarak açılan çekişmesiz yargı kapsamında yer alan davalar olduğunu, yargıtay yerleşik içtihatlarında da davalarda davacının aşırı ispat külfetine tabi tutulmasının kanun koyucunun iradesiyle bağdaşmayacağını, dava dilekçesinde çeke ilişkin tüm esaslı unsurların tereddüde yer bırakmayacak şekilde eksiksiz bildirildiğini, bu bilgilerin varlığı karşısında yerel mahkemece çek sureti ya da başkaca evrak sunulmadığından bahisle yaklaşık ispatın gerçekleşmediğinin kabulü üzerinden tesis edilen 21/08/2026 tarihli ara karara itiraz ettiklerini, zayi nedeniyle çek iptali davalarında ihtiyati tedbir talebinin temel amacının irade dışı elden çıkan kıymetli evrakın kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından muhatap bankaya ibraz edilerek haksız şekilde tahsil edilmesinin ve böylece hak sahipleri açısından telafisi güç veya imkansız zararların doğmasının önüne geçeceğini, yerel mahkemenin dava konusu çekin müvekkili şirketin zilyetliğindeyken zayi olduğunun ve müvekkili şirketin dava konusu çekin yasal hamili olduğunun çek arka yüzü veya diğer belgelerle ispatlanamadığı yönündeki gerekçesinin müvekkilinin yerine getirilmesi imkansız bir ispat külfetiyle karşı karşıya bıraktığını ve TTK'da düzenlenen zayi korumasını fiilen işletilemez kıldığını, bu kapsamda yerel mahkemenin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, Türk Ticaret Kanunu'nun 757. ve devamı maddeleri hükümlerine dayalı olarak açılmış davaya konu çekin zayi nedeniyle iptali istemine ilişkin davada ödeme yasağı kararı verilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Talepte bulunan vekili tarafından, müvekkilinin hamili olduğu isteme konu bir adet çekin kaybedildiği ve bulunamadığı, bu nedenle bankaya ibraz edilemediği, isteme konusu çekin kötü niyetli 3. kişilerin eline geçmesi ihtimali bulunduğu iddiası ile çekin zayi nedeni ile iptaline ve tedbiren ödeme yasağı kararı verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında; Somut olayda, davacı davaya konu zayi olduğu iddia edilen çekin elinde iken ziyaa uğradığını dosyadaki mevcut deliller itibariyle henüz ispat edemediği gibi, çekin yasal hamili olduğuna dair çekin arka yüzününün fotokopisi, sözleşme, çek tevdi bordrosu vb. evrak sunmadığı, bu durumda yaklaşık ispatın gerçekleşmediği gerekçesi ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İş bu karar talepte bulunan vekili tarafından istinaf edilmiştir. Kambiyo senedinin zayi nedeniyle iptal davası açma hakkı lehtar veya hamile tanınmış bir haktır. Keşidecinin bu hakkı yoktur. Somut olayda talep eden isteme konu senedin lehtarı olduğunu bildirmiştir. Esasen hasımsız olarak açılan ve kesin hüküm niteliği de taşımayacak olan bu türden davalarda, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu konusunda, mahkemeye olumlu bir kanaat verecek kadar delil sunulması yeterli saymak gerekir. Aksinin kabulü ile davacının daha fazlasını ispata zorlanması, zayi nedeniyle çek iptali hükümlerinin uygulanmasını imkansız hale getirecektir. Kaldı ki, dava sırasında yapılacak olan ilanlar sonucunda, hak sahipleri varsa ortaya çıkabilecek ve kendilerine karşı istirdat davası açılabilecek, ya da hak sahipleri tarafından hasımlı olarak açılacak bir dava ile, çek iptali kararının iptali talep edilebilecektir. Bu itibarla somut uyuşmazlık yönünden davacı vekilince sunulan mevcut delillerin yeterli sayılması ve talebe konu çek ile ilgili olarak ödeme yasağı kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. O halde, yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, HMK nun 353/1-a-6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/806 Esas, 21/08/2026 tarihli ara kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- İstinaf kanun yoluna başvuran davacıdan alınan 732,00 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 6- İstinaf kanun yoluna başvuran davacıdan alınan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7- İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 30/09/2026