Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1122 E. 2026/1547 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1122
- Karar No
- 2026/1547
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1122
KARAR NO:2026/1547
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN) BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:01/07/2025
NUMARASI:2023/354 Esas - 2025/597 Karar
DAVA:Alacak (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/04/2023
İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/09/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkili şirketin beyaz eşya sektöründe faaliyet gösterdiğini, ..., ..., ... markalarının üreticisi olduğunu, dava dışı müflis ... Şirketinin müvekkili şirketin uzun süredir bayisi olduğunu ancak, borçlarının bir kısmını ödeyemediğini, müvekkili tarafından şirket aleyhine icra takipleri yapıldığını, .... Şti'nin borçlarını teminat altına almak amacıyla davalı ... tarafından kefaletnameler/müşterek ve müteselsil borç sözleşmeleri düzenlendiğini, davalı ... tarafından düzenlenen kefaletnameler/müşterek ve müteselsil borç sözleşmelerinde her ne kadar müvekkili şirketin unvanı ... AŞ olarak gösterilmiş olsa da, müvekkili şirketin seneler içerisinde çeşitli unvan değişiklikleri yaptığını ve bugünkü ... AŞ unvanını kullanmaya başladığını, müvekkili şirketin bir milyon TL'den fazla alacağının bulunduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile borç sözleşmeleri uyarınca 195.000-TL'nin temerrüt tarihi olan 20/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, dava dışı müflis ... Şirketinin müvekkilinin bir dönem ortak olduğu ancak daha sonra hisselerini devir ederek ayrıldığı şirket olduğunu, dava dışı şirket borçlarının bir kısmını ödeyememiş olduğundan iflas etmiş olup, kesinleşen iflas kararı uyarınca Bakırköy 1. İflas Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile tasfiyesinin devam ettiğini, oluşan bu borçta hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine ve davalı yararına kötüniyet tazminatı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; dava konusu kefalet sözleşmeleri 18/12/1996, 10/06/1997, 10/02/1999 ve 14/04/2000 tarihli olup söz konusu kefalet sözleşmelerinden kaynaklanan kefalet yükümlülüğüne ilişkin 10 yıllık süre TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012'den önce dolduğu, TBK'nın yürürlük tarihi itibariyle 10 yıllık süre dolmuş olduğundan davacının dava konusu kefalet sözleşmelerine dayalı olarak 1 yıllık ek süre içinde talepte bulunma hakkı olup 01/07/2013 tarihinden sonra bu belgelere dayalı olarak kefile başvurmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından ek bir yıllık süre dolduktan sonra 29/05/2019 tarihinde davalı hakkında icra takibi başlattığı ve huzurda görülen davayı da ek bir yıllık süre dolduktan sonra 13/04/2023 tarihinde açtığı, TBK'nın 598. maddesi gereği kefaletin icra takip ve dava tarihi itibariyle kendiliğinden kalktığı gerekçeleriyle davanın reddine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, 18/12/1996, 10/06/1997 ve 10/02/1999 tarihli belgelerde davalının, asıl borçlu şirketle birlikte davacıya karşı "müşterek borçlu" olduğunu beyan ve kabul ettiği, Gerek 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 18. maddesi gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların sözleşmenin bütününden anlaşılan gerçek iradelerinin esas alınması gerektiğini, davalının da müşterek borçlu olduğunu, asıl borçlu kadar ve asıl borç için öngörülen zaman aşımı süresine kadar sorumlu olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, dava dışı asıl borçlu şirket ile yapılan acentelik sözleşmesi gereğince doğan alacağın, davalı kefilden tahsili istemlidir.Mahkemece yaptırılan teknik bilirkişi incelemesi sonucunda, davacının dava tarihi itibariyle dava dışı ... Şti. 1.046.434,67-TL alacağının bulunduğu, ticari ilişki kapsamında kefalet sözleşmeleri dolayısıyla oluşan 195.000-TL alacağın davalı kefilden talep edildiği, dayanak gösterilen kefalet sözleşmelerinde yer alan imzaların davalı eli ürünü olduğu tespit edilmiştir.Dosyada mübrez kefalet sözleşmelerinin eski Borçlar Kanunu'na tabi olduğu ve geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, kefalet sözleşmelerinin tarihlerinin 18/12/1996, 10/06/1997, 10/02/1999 olduğu, kefaletin gerçek kişi tarafından verildiği, davalının 15/11/2018 tarihinde temerrüde düşürüldüğü anlaşılmıştır.TBK'nın 598. maddesinin üçüncü fıkrasında gerçek kişi tarafından verilmiş olan kefaletin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmü, mülga Borçlar Kanunu'nda düzenlenmemiş olup ilk kez TBK'da düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrası ile TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanacağı düzenlenmiştir.Dava konusu kefalet sözleşmeleri 18/12/1996, 10/06/1997, 10/02/1999 tarihli ve müşterek-müteselsil borç başlıklı sözleşme 14/04/2000 tarihli olup söz konusu kefalet sözleşmelerinden kaynaklanan kefalet yükümlülüğüne ilişkin 10 yıllık süre, TBK'nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012'den önce dolmuştur. TBK'nın yürürlük tarihi itibariyle 10 yıllık süre dolmuş olduğundan davacının dava konusu kefalet sözleşmelerine dayalı olarak 1 yıllık ek süre içinde talepte bulunma hakkı olup 01/07/2013 tarihinden sonra bu belgelere dayalı olarak kefile başvurması mümkün değildir. Davacı tarafından ek bir yıllık süre dolduktan sonra 29/05/2019 tarihinde davalı hakkında icra takibi başlatılmış olup huzurda görülen dava da ek bir yıllık süre dolduktan sonra 13/04/2023 tarihinde açılmıştır. TBK'nın 598. maddesi gereği kefaletin icra takip ve dava tarihi itibariyle kendiliğinden kalktığı anlaşıldığından açılan davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur. Her ne kadar davacı tarafından davalının aynı zamanda müşterek borçlu olduğu iddiasıyla karar istinaf edilmiş ise de, dosyada yer alan sözleşmeler kefalet sözleşmesi niteliğindedir. Nitekim bizzat davacının temerrüde düşürmek amacıyla borçluya ve kefillere çektiği Büyükçekemece ... Noterliği'nin 11/11/2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede davalı kefil olarak, sorumlu olduğu borç tutarı da kefalet limiti olan 195.000-TL olarak gösterilmiştir. Bu nedenle davalının sadece kefil olarak değil, müşterek borçlu olarak borçtan sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle,kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir husus da tespit edilmediğinden, istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/09/2026