Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/856 E. 2026/1444 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/856
- Karar No
- 2026/1444
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/856 Esas
KARAR NO : 2026/1444
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 11/03/2026
NUMARASI : 2025/4 E. - 2026/52 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin Türkiye’de de markalarının tescilli olduğunu ve logoları için de ...sayılı markaların sahibi olduğunu, davalı ...’e ait ve 30. sınıfta tescilli ... numaralı markanın öğrenilmesini takiben müvekkili şirkete ait ...+ŞEKİL markaları ile iltibas yaratacağından bahisle Beşiktaş 28. Noterliği aracılığı ile 31 Mart 2016 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamenin karşı tarafa gönderildiğini ancak işbu ihtara karşı cevap verilmediğini, ...’in faaliyetlerini ortağı olduğu diğer davalı . Ltd. Şti. aracılığıyla erçekleştirdiğini, bu ilişkinin Antalya Ticaret ve Sanayi Odası kayıtlarından da teyit edilebileceğini, davalılar tarafından www.....com.tr/tr/subelerimiz adresinde davacı şirket ile iltibas yaratan ...markasının kullanımlarının gerçekleştirildiğinin görüldüğünü, davalının ... numaralı marka başvurusuna itiraz edildiğini, itirazın ... Dairesi tarafından kabul edilmesine karşın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme
Kurulu tarafından reddine karar verilmesi üzerine karara karşı hali hazırda derdest olan Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde 2018/308 E. sayılı davanın açıldığını, ayrıca ...’e ait ... numaralı markanın hükümsüzlüğü için de Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 2018/1033 E. ile dava ikame edilmiş olduğunu, davalı tarafından davacı şirkete ait ... markalarının tanınmış ve dahi Türkiye’de kullanılan markalar olmasının yanı sıra kendisine yöneltilen hukuki süreçler vasıtası ile de haberdar olmasına rağmen haksız rekabet ve marka tecavüzü eylemlerine devam ettiklerini, davalının hiçbir teknik gereklilik bulunmamasına karşın müvekkiline ait logoyu, ... şletmelerinin hususiyet taşıyan dış görünümünü ve iç dekorasyonunu, ürünlerin ambalajlarını ve tüketicilere sunum tarzını,
çalışanların giydiği kıyafetleri, baskın renk kombinasyonunu ve hatta ışıklandırma tarzını
sistematik olarak teker teker kopyaladığını, bu durumun dava dilekçesinde sunulan uzman görüşünde de açıkça tespit altına alınmış olduğunu, SMK m.29 uyarınca marka sahibinin izni olmaksızın markayı M.7’de belirtilen şekillerde kullanmanın marka hakkına tecavüz sayıldığını, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun benzer uyuşmazlıklarda ... markalarının tanınmışlığını kabul ettiğini ve şekil unsurlarıyla da özdeşleşmiş olan markaların yaygın bilinirliklerinin markaların ilişkilendirilmesi ihtimalini güçlendirdiği yönünde karar vermiş
olduğunu, müvekkilinin, davalının, ... no.lu 30 ve 43. sınıfları kapsayan marka başvurusuna karşı da hukuki aksiyon almış olduğunu ve Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun kararının iptaline yönelik işbu uyuşmazlığın hali hazırda Ankara 4. Fikri ve Sınai
Haklar Hukuku Mahkemesi nezdinde 2018/308 E. ile devam etmekte olduğunu, mevcut durumun muhafazası ve davanın etkinliğini sağlamak amacı ile müvekkiline ait tescilli ... ..., ... ibareli markaları ile iltibas teşkil eden, marka tecavüzü ve haksız rekabet
yaratan ...ve ...işaretlerini taşıyan dış giydirme, tabela, afiş ve yapıştırmaların iç mekan giydirme ve kullanımların, menü, bardak, fincan, tabak, şeker, Amerikan servisi, kağıt, peçete, peçetelik vb. servis araçları ürünlerin, servis çalışanlarının forma ve önlüklerinin ve dahi her türlü tanıtım materyali ile ticari sunumların, merkez, şubeler ve franchise alan işyerlerindeki kullanımlarının tedbiren durdurulmasına ve önlenmesine ve bahsi geçen eşyalara el koyulmasına, içeriği müvekkiline ait tescilli markalar ile iltibas ve müvekkiline ait kullanımlarla haksız rekabet teşkil eden ve davalılardan ... adına tescil edilmiş www.....com.tr adresli alan adlarının kullanımının durdurulmasına, bu alan adlarına Türkiye'den erişimin engellenmesine, alan adlarının 3.kişilere olası devrinin ve devrin sicile kaydının hüküm kesinleşinceye dek önlenmesine, ...ve ... işaretlerinin www.....com.tr web sitesi içeriğinde kullanımının engellenmesine ilişkin 3102 Sayılı TTK’nın 61, 6769 Sayılı SMK’nın 159 ile 6100 Sayılı HMK'nın 389 vd. Maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına, davalının ...ve ... markaları ve bu markaların www.....com.tr alan adındaki web içeriğinde, ürün, katalog, tanıtım malzemesi, servis malzemesi gibi iş evrak ve materyallerinde ve dahi işyeri, şube ve franchise noktalarında müvekkilinin tescilli ... ... ibare ve ..., ... ... markaları, bu markalar altında sunulan ürün ve hizmetler, ticari form ve ticari sunumların kopyalanarak kullanılması neticesinde haksız rekabet yaratan kullanımlarının 6769 Sayılı sınai Mülkiyet Kanunu'ndan doğan marka hakkına tecavüz ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerince haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine ve marka tecavüzünden ve haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ...ibaresinin 31.05.2013 tarihinde ... başvuru sayısıyla kelime markası olarak tescil edildiğini, ardından uyuşmazlık konusu ... başvuru sayılı markanın 10.03.2016 tarihinde 30. sınıfta ve ... sayılı marka başvurusunun ise 30.
ve 43. Sınıflarda tescil edildiğini, müvekkili ... adına ayrıca ... markalarının da tescilli olduğunu, müvekkiline ait “...” ibaresini içerir markaların ilk tescil başvuru tarihinden itibaren kullanıldığı ve 2015 yılından itibaren yapılan franchise sözleşmeleri ile Türkiye’nin pek çok ilinde ve Almanya, İran, Avusturya ve Kıbrıs’ta açılmış olan işletmeleri bünyesinde bilfiil kullanıldığını, böylelikle belirli bir düzeyde tanınırlık ve bilinirliğe ulaştığını, davacının iddia ettiği şekli ile tescilli marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için SMK m.7’de sayılan üç olasılıktan en az birinin varlığının, bu kapsamda da markalar arasında ayniyet veya benzerlik şartının gerçekleşmiş olmasının gerektiğini, ayrıca marka hakkına tecavüz taleplerinin dürüstlük kuralı çerçevesinde ileri sürülmesinin hukukun genel ilkesi olduğunu, somut
olayda müvekkiline ait markaların ilk kez 2013 yılında kullanılmasına ilişkin kullanımlara karşı ilk kez 31 Mart 2016 tarihinde ihtarname gönderilmiş olduğunu, davacının faaliyet yürüttüğü alanlarda kullanımların gerçekleştirilmiş olduğu da nazara alındığında davacının bunlardan haberdar olmamasının mümkün olmadığı, buna karşın davacının önceleri sessiz kalarak müvekkilinin yurt dışında şubeler açmaya başlaması ile harekete geçtiğini ve sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığının kabulünün gerektiğini, davacı “...” ibareli yeşil beyaz renk kombinasyonlu markasında sözcük unsurunun yanı sıra yeşil beyaz renklerdeki iki kuyruklu deniz kızı görselinin de yer almakta olduğunu, tek başına şekilden ibaret olan markanın ise herhangi bir sözcük içermediği ve yalnızca yuvarlak yeşil zeminin içinde beyaz renkte iki kuyruklu deniz kızı görselinden oluştuğunu, bu marka açısından markanın ayırt edici, tek ve esaslı
unsurunun, davacı markalarıyla özdeşleşmiş olan deniz kızı görseli olduğunu, davacının yaygın olarak kullandığı “...” ibareli yeşil beyaz renk kombinasyonlu markada da yuvarlak yeşil zemin üzerinde beyaz renk kullanıldığını, ancak bu markada da dış yuvarlığın içinde bir halka daha yer aldığını ve farklı büyüklükteki iki halkanın arasına yukarı kısmına “...” aşağısına da “...” ibaresinin yazılmış olduğunu, sözcük unsurlarının yer aldığı halkaların ortasında da deniz kızı görselinin bulunduğunu, bu görseller dikkate alındığında ... ibaresini içeren markalarda bu sözcük unsurunun geri planda, tali unsur olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkiline ait markalardaki görsellerin ise çimen yeşili olarak davacı markalarından farklı bir tonda ve yuvarlak zemin üzerinde halkalar olmaksızın beyaz harflerle “yemen” ve “kahvesi” ibarelerinin üst ve alt kısımlarda çember içine yerleştirildiğini orta kısmında ise davacı markalarındaki deniz kızı görselinde ayrılarak dallarında kahve çekirdekleri olan ağaç görseline yer verildiğini ve onun altında da “...” ibaresinin bulunduğunu, ağaç görselinin iki yanında davacı markasının aksine yıldız görselinin yer almadığı ve noktalar olduğunu, markalar arasındaki tek ortak noktanın markayı oluşturan unsurların yuvarlak bir zemin üzerine oturtulması olduğunu, logo tasarımında yaygın olarak temel geometrik bir form olan yuvarlak şeklin kullanılmasının ise doğal olduğunu dolayısıyla markalar arasında görsel benzerlikten bahsedilmesinin mümkün olmadığını, markalar arasında işitsel veya anlamsal bir benzerlikten de söz edilemeyeceğini, müvekkili tarafından davacıdan farklı bir
konseptte yiyecek içecek hizmeti sunulduğunu, SMK M.7/2 (c) bendinin uygulanma şartlarının oluşmadığını, davacının haksız rekabete ilişkin talepleri açısından da uzun süre sessiz kaldığını ve bu nedenle haksız rekabete ilişkin taleplerini de ileri sürmesinin mümkün olmadığını, çalışan kıyafetlerinin de davacıya özgü olmayıp ortak bir kullanım şekli olduğunu, ayrıca davacı çalışanlarının kıyafetleri ile müvekkili markalarının kullanıldığı işletmelerdeki kıyafetlerin farklı olduğunu, yine sunum tekniklerine ilişkin kullanımların da davacı tekelinde olmayıp piyasada pek çok işletme tarafından yaygın olarak kullanılmakta olduğunu, tarafların tamamen farklı bir
konsepte sahip olduklarını, davacının self servis şeklinde ve plastik ya da karton bardakta içecek sunduğunu talep halinde ancak porselen bardak verildiğini herhangi bir ürünün ikram olarak sunulmadığını, ... kart uygulamasının bulunduğunu, müvekkili işletmelerde ise masaya servis sisteminin ve zengin bir yiyecek menüsünün bulunduğunu ve bazı ürünlerin ikram edildiği daha geleneksel bir bakış açısıyla şekillendirilmiş bir konseptin uygulandığını, taraflar arasındaki farklılıklar nedeniyle zaten sistematik bir taklitten söz edilemeyeceğini, bu nedenle haksız rekabet iddiasının reddinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 20/04/2021 tarihli 2018/581 E. 2021/189 K. Sayılı Kararı ile; Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller, hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında görünüş, genelde bıraktığı intiba, fonetik etki dikkate alındığında iltibasa yol açacak bir benzerliğin bulunmadığı dolayısı ile tecavüz koşullarının oluşmadığı, davalıların davacıya ait marka ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak kendi mağazalarında kullanmasının TTK'nın 55/1-a-4 mad. Uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davacının markaya tecavüze dayalı taleplerinin reddine, tecavüz unsuru bulunmadığından hüküm özetinin ilanına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dairemiz 19/12/2024 tarihli 2022/1072 E. 2024/2134 K. Sayılı kararı ile; Davacının ... markasının bir çok ülkede tescilli ve tanınmış bir marka olduğu ve davacının TPMK nezdinde tescilli markalarının mal ve hizmet sınıfları ile davalı markasının tescilli olduğu 30 uncu sınıf
açısından benzer mal ve hizmet sınıfının söz konusu olduğu konusunda hukuki uyuşmazlık bulunmadığı, Davacı vekili tarafından uzman bilirkişi raporuna gerekçeli kararda yer verilmediği ve değerlendirilmediği öne sürülmüş olup, bu konuda Mahkemece herhangi bir gerekçe oluşturulmadığı, davacının sulandırma yoluyla tecavüzün değerlendirilmesi talebinin bulunduğu ve uzman bilirkişi raporundaki sulandırma yoluyla tecavüze ilişkin değerlendirmenin, dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile tartışılmadığı, bu konuda yeni bir heyetten rapor alınarak değerlendirme yapılarak, uzman bilirkişi ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporları arasında çelişkinin giderilmesi gerektiği, renk unsuru ve şekil unsuruna ilişkin değerlendirmenin de dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda yeterince tartışılmadığı, haksız rekabete ilişkin gerekçe ili hüküm arasında çelişki bulunduğu, çelişkinin de giderilmesi gerektiği, "renk unsuru" "mağaza konsepti" "ürün yerleştirme formu" "çalışan giysi tarzı" "tabela konumlandırma konsepti" "davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatı" unsurlar bakımından sulandırma yoluyla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet hususlarında, raporlar arasındaki çelişki, hüküm ve gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilerek yeniden yeni bir heyetten rapor alınması gerektiğinden, davacının ve davalının sair istinaf sebepleri değerlendirilmeksizin;
"1- Taraf vekillerinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarih, 2018/581 E. 2021/189 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,..." karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin 11/03/2026 tarihli 2025/4 E. 2026/52 K. sayılı kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller,istinaf öncesi ve istinaf sonrası alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak dikkate alındığında davacı markaları ile davalı marka ve kullanımları arasında benzerlik bulunmadığı, kesinleşen Ankara 4.FSHHM'nin 2018/308 esas sayılı dosyasında da taraf markalarının ayrıntılı olarak karşılaştırılıp benzerlik bulunmadığının tespit edildiği, istinaf ilamına konu edilen sulandırma yoluyla marka tecavüzünün bulunup bulunmadığına ilişkin alınan bilirkişi raporunda sulandırma yoluyla marka tecavüzünün bulunması için tarafların markasal kullanımlarının birbirine benzer nitelikte olması gerektiği, yukarıda iltibas değerlendirilmesine ilişkin açıklamalar gözetildiğinde taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı, bu haliyle marka hakkına tecavüz ile sulandırma yoluyla marka hakkına tecavüz eylemlerinin olmadığı, ancak davalının davacı ile benzer konseptte cafe / kahve evi hizmeti vermesine TTK gereğine haksız rekabet niteliğinde olduğu anlaşılmakla marka hakkına tecavüz davasının reddine, haksız rekabet davasının kabulü ile haksız rekabete ilişkin eylemlerinin ( davacı ile özdeşleşmiş yeşil renk formatının bütünsel olarak mağazada kullanılması) durdurulmasına, önlenmesine ve haksız rekabet eylemlerinin ortadan kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca davacı taraf hüküm özetinin ilanı talebinde bulunmuş ise de haksız rekabetten kaynaklanan dava yönünden hükmün ilanı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davadaki tek çekişme konusu mağaza rengi, konsepti veya ürünlerin ambalajlarının benzerliği olmadığını, benzerliği yaratan husus zaten markaların benzer oluşu olduğunu, çelişkinin giderilmediğini,
-İlk Derece Mahkemesi tarafından dosyada mevcut uzman görüşü, istinaf öncesi alınan bilirkişi raporu ile hükme esas alınan bilirkişi raporları arasında çelişkiler giderilmediğini, istinaf öncesinde verilen karar ile tamamen aynı ve raporlar ile çelişen bir karar oluşturulduğunu, mahkemece atanmış her iki bilirkişi heyeti tarafından söz konusu uzman mütalaası hiçbir şekilde incelenmediğini, ilk derece mahkemesinin oluşturduğu kararın ne taraflarınca sunulan uzman görüşü ile ne de dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporu ile uyumlu olduğunu, hem uzman görüşü hem de bilirkişi raporu davalı tarafından kullanılan renk unsurunun yanı sıra, mağaza konsepti, ürün yerleştirme formu, çalışan giysi tarzı, tabela konumlandırma konsepti ile davacı markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak davalı mağazalarında kullanması hususlarını haksız rekabet olarak tespit etmişken, ilk derece mahkemesi, istinaf öncesi kararı ile hiçbir şekilde farklılaşmayan ve kelimesi kelimesine aynI kararını yalnızca yeşil renk unsurunun kullanımına indirgemiş olduğunu, temel haklardan olan adil yargılanma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı ve Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da düşünüldüğünde dosyadaki uzman mütalaasının bilirkişiler tarafından detaylı incelenmemiş olması, mütalaa ile rapor arasında ve ayrıca bu iki rapor ile gerekçeli karar arasında açık çelişkiler bulunması ve bu çelişkilerin adil yargılanma hakkı kapsamında yeterince gerekçelendirilmemiş olması nedeniyle müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkı zarar gördüğünü,
-Her ne kadar gerekçeli kararda haksız rekabet isabetli bir şekilde haksız rekabet tespit edilmişse de haksız rekabetin unsurları açık ve anlaşılır olmayıp aynı zamanda çelişkili olduğunu, kararda haksız rekabetin istinaf öncesi verilen gerekçeli karardan hiçbir şekilde farklılaşmayarak “davacıya ile özdeşleşmiş yeşil renk formatının bütünsel olarak davalıya ait mağazalarda kullanılması” ile sınırlandırıldığı görüldüğünü, öncelikle birden çok unsur üzerinde kabul edilen haksız rekabetin, hüküm kurulurken yeşil renk formatına indirgendiğini, yeşil renk ...'ın kurumsal kimliğinin ana unsurlarından biri olduğunu ancak yegâne unsur olmadığını, haksız rekabet ve marka tecavüzünün sebebi renk kullanımına indirgenmediğini, kararın icra edilebilirliği anlamında tereddüt yaratmaması gereken gerekçeli kararda yeşil renk formatı ile kastedilen hususun açıkça belirtilmesi gerektiğini, İcra memurlarının kararı yorumlama yetkisinin de bulunmadığı gözetildiğinde, bu durumun aksi, uygulama açısından problem yaratabilecek nitelikte olduğunu,
-Davalılara ait kullanımların, müvekkili tarafından uzun yıllara dayanan kullanım, tanıtım ve yatırımlar ile oluşturulmuş kurumsal kimliği bakımından haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, markalarının tanınmış olduğunu, kurumsal kimlik ve ticari takdim şeklinin kendini pek çok unsur aracılığıyla gösterebildiğini, işletme yeri, bu yerde bulunan dekorlar, tabelasındaki hususiyet, personelinin giyiniş tarzı, seçilmiş renkleri taşıyan remizleri, faturaları, iş kağıtlarının özel bir başlık taşıması, kataloglarının şeklinin buna örnek olduğunu, ...’ın kurumsal kimliğinin ise ... markalarını görmeseniz bile ...’ta olduğunuz fikrini verecek güçte olduğunu, ...’ın kurumsal kimliği, kültürü ve ticari takdim şekli o derece başarılı ve güçlü olduğunu, kitap ve makalelere konu olduğunu, bu unsurlar, sayesinde, ... işletmesi de tüketici algısında sadece ve yalnızca kahve satan bir marka olarak değil, kurum “ruhunu” taşıyan “kimlik” olarak yer aldığını, ... satış mekanlarının kendine özgü konsepti, oturmuş bir stili, görsel yapısı, renk ve renk kombinasyonları, mağaza tasarımı-dekorasyon özelliği, malzemesi, ürünlerini sunuş biçimi, ışıklandırması, teşhir ve tanzimi, ürün paketleri, ambalaj özellikleri veya ürünlerin yerleştirilme özelliği, pazarlama, tanıtım aktiviteleri, ürünlerinin satış teknikleri bulunduğunu, ayırtedici olduğunu, ...’ın 50 yılı aşkındır sürdürdüğü, yüksek emek, zaman ve para yatırımı yaptığı bu kurumsal kimliğin unsurlarının kopyalanması ve tüketicilerin hareketlerinde değişiklik yaratılması haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini,
-Davalılara ait kullanımların bir bütün olarak müvekkilinin ticari takdim şekline, emek ve dürüstlük ilkesine aykırı olup marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, haklı şöhrete ortak olma ve benzerlikten yararlanma halleri aynı zamanda tanınmış markanın sulandırılması anlamına gelmekte ve SMK m. 7/I-c kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturmakta olduğunu, sulandırma ihtimalinin varlığı için ise markalar arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali aranmadığını, önemli olan tüketicilerin her iki marka arasında bağlantı kurabilmesi, davalının tanınmış markalarından haksız fayda sağlama veya önceki markanın ayırt ediciliğine zarar verme ihtimali doğması olduğunu, davalının marka ve ticari form kullanımları örneklerinden de görüleceği üzere, davalının müvekkili markalarının ve kurumsal kimliğinin tekliğine zarar verdiği gibi kaynak gösterme fonksiyonu itibariyle tüketiciyi yanıltarak haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalı yanın, müvekkiline ait logoyu, ... işletmelerinin hususiyet taşıyan dış görünümünü, iç dekorasyonunu, ürünlerinin ambalajları ile tüketiciye sunum tarzını, çalışanların giydiği kıyafetleri, baskın renk kombinasyonunu ve dahi ışıklandırma tarzını yani ...’ın tanınmış kurumsal kimliği ile markalarını sistematik olarak teker teker ve bir bütün olarak kopyaladığını, dosyaya sunulan uzman görüşünde de “Sonuç olarak; ...’nin, ... ürün ve işletmelerinin kurumsal kimliğini vurgulayan tüm görsel ögelerini (“konsepti”, “teması”, “ana fikri”, felsefesi”), konsept kapsamındaki tasarım bütünlüğünde tüketici algısında yer edinmiş tanınmışlığını ve deneyimlendirilmiş ön bilgisini (geçmiş deneyimler, mekan algısı, satış stratejisi ve sunum tekniklerini) kullanarak aynı pazarda tüketicide hazır kodlanmış bilgi üzerine yer edinmeye çalıştığı, ... işletmesinin tüketiciye çağrıştırdığı duygu ve düşünceleri, olumlu yargıyı kullanma amacında olduğu, kısaca ... ürün ve işletmelerinde kullanılan ticari formun karıştırılmaya yol açacak derecede benzerini ve hatta yer yer aynısını kullandığı kanaatine varılmıştır… …...işletmeleri tarafından kullanılan ticari form, ... ürün ve işletmelerine özgü olarak geliştirilen ve uzun zamandan beri ... tarafından haklı olarak kullanılan ticari formun “karıştırılmaya yol açacak şekilde” benzetilmesinden ibarettir. Bir ürün veya işletmeye özgü olarak geliştirilen ticari formun bir başkası tarafından kullanılması durumunda, o ticari form nezdinde alıcılarda önceden oluşmuş olumlu izlenimlerden yararlanarak kendi malının veya hizmetinin satışını sağlamak arzusu da yer almakta olup bunu dürüstlük kuralı ve ayrıca emek ilkesi ile izah etmeye olanak da yoktur… Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ve Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihatları karşısında, ... ürün ve işletmelerine ait ticari formu ...işletmelerinde karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılmasının, TTK m. 55/1-a(4) uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varmak gerekmektedir.” ; Bilirkişi raporunda da“…Davalının oldukça geniş seçenek özgürlüğü varken renk unsuru, mağaza konsepti, ürün yerleştirme formu, çalışan giysi tarzı, tabela konumlandırma konsepti ile davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak kendi mağazalarında kullanmasının Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla TTK 55/1- a-4 bendinin ihlali sayılabileceği kanaati hasıl olmuştur.” görüşlerine yer verildiğini, Tüketicilere ...’taymış hissini vermek adına yaratıldığı izahtan vareste olan davalı şirketin kullanımlarının tümünün bir bütün olarak haksız rekabet yarattığını, -İstinaf mahkemesi bilhassa tanınmışlık ve sulandırma yolu ile ihlal değerlendirilmesinin eksik ve zayıf oluşu nedeniyle önceki ilk derece mahkemesi kararını bozmuşken, yeni raporda da bu eksiklikler tamamlanmadığını, karşı taraf markasının, ... markasının tanınmışlığından/ününden haksız olarak yararlanmak ve imaj transferi amacıyla kötü niyetli olarak tescil edildiği, karşı taraf markasının ... markasının toplumdaki ayırt ediciliğini zayıflattığı, karşı taraf eyleminin SMK m. 29'un yollamasıyla, 7/1,e gereğince sulandırma yoluyla markaya tecavüz oluşturduğu, karşı tarafın SMK m. 155 gereğince tescilli hak savunmasından yararlanmasının mümkün olmadığı, karşı taraf marka tescilinin kötü niyet taşıdığını
-Müvekkiline ait markalara ait kompozisyonun bir bütün olarak ayırt edici olduğu ve genel tasarımı itibariyle nazara alınması gerektiği, sözcük unsurları farklılık gösterse dahi markaların benzer bulunabileceği Türk Patent ve Marka Kurumu (“Türk Patent”) tarafından da birçok kararda kabul edildiğini, bu dosyada da yapılacak teknik inceleme üst düzey, her detayı ele alan nitelikte ve kümülatif olması gerektiğini, bu mal ve hizmetlerin herhangi bir uzmanlığı sahip olmayan, cinsiyet, ayırt etmeksizin ortalama tüketici grubuna hitap etmesi, ortalama tüketici grubunun düşük dikkat seviyesi ve temel ihtiyaç karşılamaya yönelik olması nedeniyle tüketicilerin karar sürecinin kısa olduğu hususlarının hiçbirinden bilirkişi raporunda bahsedilmediğini,
-Davalı yan, kendisi gibi müvekkili ile özdeşlemiş unsurlarının kopyalandığı kullanımları seçmekte titizlik göstermişse de ilgili sektörde müvekkili markasına yaklaşmadan da faaliyet göstermek mümkün olduğunu, bu durumun en büyük örneği ise Müvekkilinin piyasadaki büyük çaplı rakipleri olduğunu,
-Marka hakkına tecavüz iddiaları bakımından SMK m. 155 kapsamında, davalılara ait markaların tescil durumu huzurdaki marka hakkına tecavüz davası bakımından herhangi bir etkiye sahip olmadığını,
-Müvekkiline ait markaların tanınmışlığı ve bu tanınmışlığın karıştırılma ihtimaline etkisi mahkeme ve bilirkişiler tarafından hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, Müvekkiline ait markaların emsalsiz düzeyde tanınmış olduğu, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kahve evleri, kahve bazlı içecekler ve bunların satıldığı kafeler denildiğinde akla ilk gelen marka olduğu, statü, cinsiyet, yaş fark etmeksizin her kesimden tüketici tarafından tanındığı ve sevildiği düşünüldüğünde A markasını müvekkile ait mağazalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer bir kahve dükkanında gören tüketicilerin zihninde doğrudan müvekkil canlanacağını, davalının fiili kullanımları bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, bir bütün olarak haksız rekabet yarattığı için, bu konsept ve çerçeve içerisinde davalının markasını gören tüketicilerin zihninde müvekkili markalarının çağrışmaması, hele ki markalar arasındaki yukarıda sıralanan pek çok ortak unsur gözetildiğinde, hayatın olağan akışına uymayacağını,
-Markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, sektörel bilirkişi karıştırılma imalini zaten teyit ettiğinin, mahkemenin ihtisası kapsamında bilirkişi raporundan da bağımsız değerlendirebileceği bir husus olduğunu, Mahkeme'nin dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna körü körüne bağlı kalarak davalı marka ve kullanımlarının müvekkili markaları ile benzerliğinin ve karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmemesi hakkaniyete aykırı olduğunu,
-Davaya konu markanın piyasada var olması, tartışmasız şekilde müvekkilinin dünya çapında ve bilhassa ülkemizde sahip olduğu kalite ve güven imajından haksız şekilde faydalanmasına sebebiyet verdiğini,
-Müvekkilinin markasını uzun çalışmalar sonucunda yarattığını, markalaştırmak anlamında uzun yıllardan bu yana yatırımlar yaptığını, yoğun şekilde kullandığını, davalının, müvekkili kadar yatırım yapmadan, müvekkilinin senelere sâri yatırımlarına “katlanmadan müvekkili markasını kopyalayarak, yani yalnızca müvekkili ile yarattığı benzerlik ile ayırt edicilik kazanarak ve müvekkilin imajını kendisine transfer ederek bundan kazanç sağladığını
-Mahkemece SMK 6/9 kapsamında yer alan iddialarının değerlendirilmediğini ve raporda kötü niyete ilişkin bir açıklama yer almadığını, davalının kötü niyetle hareket ettiğini, davalıların müvekkiline ait bu kadar unsuru sistematik olarak teker teker taklit etmesinin hiçbir makul sebebi ve açıklaması bulunmadığını, onca renk mevcutken, davalı müvekkili tarafından kullanılan birebir renk tonlarını tercih edilmiş, tabelalar benzer şekilde yerleştirilmiş, sınırsız yaratıcılık alanına sahipken, davalı yan &. logosu ile son derece benzer Gk. Togosunu kullanmış, iç dekorasyonunu müvekkile yakın bir şekilde oluşturmuş, bir içeceği tüketiciye sunmak için pek çok ambalaj varken yine müvekkile yakın bir sunuş yöntemi seçmiş, ve çalışanlar aynı renk tonlarında ve aynı görüntüde giydirilmiş olduğunu, iyi niyetli kabul edilemeyeceğini, dosya kapsamında bulunan dosyada mübrez olan ...Ürünleri Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Sayın Prof. Dr. ... tarafından hazırlanmış uzman görüşünde, “her ne kadar markaların üzerinde yer alan kelime unsurları farklı olsa da markalarda yer alan ve baskın durumda olan genel görünüm, renk ve şekil unsurları nedeniyle her iki marka halk nezdinde benzerlik taşımaktadır. Ayrıca markanın kullanıldığı mağaza konseptleri de taraf markaları arasındaki ilişkilendirmeyi kuvvetlendirmektedir.” şeklinde tespitlerde bulunularak, davalı yan kullanımlarının aynı zamanda marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin altını çizdiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Dürüstlük kuralına aykırı davranışlarını örnekleyen TTK m. 55/1-a (4) hükmüne göre “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” haksız rekabet hallerinden biri olup özel olarak fikri mülkiyet hakları kapsamında örn. patent ya da tasarım korumasına konu olmayan, piyasada yaygın olarak kullanılan teknik çözümler, harcıalem nitelikteki ürünlerin veya sunum teknikleri vb. uygulamaların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunmasının mümkün olmadığını, zira bu tür ürün ve uygulamaların herhangi bir işletmeye atfedilmesinin, onunla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını,
-Mahkeme kararında "renk unsuru" "mağaza konsepti" "ürün yerleştirme formu" "çalışan giysi tarzı" "tabela konumlandırma konsepti" "davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatı" unsurları bakımından vekil eden tarafından kullanımların haksız rekabet teşkil edebileceği hususunda kanaat getirmiş ise de anılan unsurların doğrudan ... markasına özgülenmesinin kabul edilemeyeceğini, tüm bu unsurlar piyasada farklı işletmelerce yaygın olarak kullanılan özellikler olup, her işletme kendi kullanımını gerçekleştirirken bunlarda belli farklılıklar yaptığını, vekil eden tarafından da bu unsurların diğer işletmeler gibi belirli farklılıklar yapılarak kullanıldığını,
-Renk unsurunun davacıya özgülenemeyeceği hususu bir kenara, bahsi geçen diğer unsurlar arasında benzerlik bulunduğu hususunun yanılgılı bir değerlendirme olduğunu, Yargıtayın bir çok kararında rengin herhangi bir işletmeye özgülenemeyeceğinin açıkça ifade edildiğini, renk unsuru" "mağaza konsepti" "ürün yerleştirme formu" "çalışan giysi tarzı" "tabela konumlandırma konsepti" "davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatı" sektörde pek çok işletme tarafından yaygın olarak kullanılan, herhangi bir işletmeye özgülenemeyecek özellikler olup bu unsurlar üzerinde davacının hak iddia etmesi mümkün olmadığını, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 11/03/2026 tarihli ve 2025/4 E. - 2026/52 K. Sayılı kararında haksız rekabet olarak kabul edilen unsurlar piyasada pek çok işletme tarafından kullanılan ortak unsurlar olup piyasada çok sayıda işletme tarafından kullanılan bu uygulamaların davacı markasına özgülenmesi mümkün olmayıp, değişen trende bağlı olarak davacı markasının işletmelerinde de farklı yapılanmalar görüldüğünü, çalışanların kıyafetleri açısından da her iki taraf markalarının kullanıldığı işletmelerde piyasada kafe işletmeciliği sektöründe yaygın olarak kullanılan siyah/beyaz tişört veya önlükler kullanıldığını, dolayısıyla bu uygulama da davacıya özgü olmayıp, ortak bir kullanım şekli olduğunu, davacı çalışanlarının kıyafetleri ile müvekkil markalarının kullanıldığı işletmelerin çalışan kıyafetlerinin farklı olduğunu, müvekkili markasının kullanıldığı işletme çalışanları, siyah beyaz tişört/gömlek üzerine uzun yeşil önlük takan ... çalışanlarından farklı olarak siyah tişört üzerine siyah kısa bel önlüğü taktığını, kullanılan tişört tasarımlarının da birbirinden tamamen farklı olduğunu, müvekkili markalarıyla davacı markalarından yeterli düzeyde farklılık sağlanmış olduğunu, ilgili ortalama tüketicinin bu sektördeki çok sayıda işletmenin varlığından ve hizmet sunma yöntemlerinden haberdar olduğu dikkate alındığında, davacı ve davalı kullanımları arasında karıştırılma ihtimaline neden olması mümkün olmadığını, ... markasının tipik özelliklerinden biri hızlı hizmeti esas alan self servis sistemiyle çalışması, satın alınan bütün ürünlerin parasının kasada ödenmesi ve parası ödenmemiş herhangi bir ürünün “ikram” olarak sunulmaması, ... işletmelerinde genel uygulama, plastik ya da karton bardakta içecek sunumu olmakta, porselen bardakta içecek ise talep edilmesi halinde verilmekte olduğunu, bunun yanı sıra, ... işletmelerinde yiyecek olarak oldukça sınırlı sayıda ürün yer almakta, masaya servis olmadığından menü uygulaması da bulunmadığını, “...” kart uygulaması olduğunu, “...” dendiğinde ilk akla gelen bu özelliklerin hiçbirisinin müvekkili markalarının kullanıldığı işletmelerde bulunmadığını, Müvekkil markalarının kullanıldığı işletmeler, masaya servis sisteminde çalışan, sadece kahve ve içecek değil, zengin bir yiyecek menüsünün de bulunduğu, bir takım ürünlerin müşterilere ikram edildiği, daha geleneksel bir bakış açısıyla şekillendirilmiş konsepte sahip olduğunu, müvekkilinin başkalarının markalarına ve/veya ticari uygulamalarına dayanarak “parazit” şekilde rekabet etmediğinin, aksine kendi çabasıyla çalıştığı sektörde varolmaya çalıştığının açık göstergesi olduğunu,İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 11/03/2026 tarihli ve 2025/4 E. - 2026/52 K. kararında haksız rekabetin kabulüne karar verilmesinin gerekçesi olarak belirtilen unsurların üzerinde hiç kimsenin tekelci bir hakkının bulunmadığını, bu unsurların kullanımının haksız rekabet oluşturmadığını, haksız rekabet yönünden hukuka ve hakkaniyete aykırı İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 11/03/2026 tarihli ve 2025/4 E. - 2026/52 K. Sayılı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen kararın kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dilekçelerdeki hususlar ve ekte sunulan belgelerden dava konusu kullanımların markasının müvekkili şirkete ait markalar ile bir şekilde ilişkilendirmek amacı ile hareket ettiği, bir başka deyişle, davalıların müvekkilinin markası ile aynı şekil ve konseptli markayı, birebir aynı konsept ve tasarım kullanımları hiçbir zaruret yokken özellikle müvekkili ile birebir özdeşlemiş sınıflardaki hizmetler üzerinde kullanması, çok açık şekilde kötü niyetli olduğunu gözler önüne serdiğini, davacının amacının, söz konusu markanın itibar ve şöhretinden yararlanmak olduğunu, davanın kabulü usul ve yasaya uygun olup, davalının istinaf talebinin reddine, davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve haksız rekabetin tespiti, haksız rekabet yaratan kullanımların engellenmesi taleplerine ilişkin davadır.
TPMK kayıtları: TPMK nezdinde davacı adına tescilli bulunan "..." "...+şekil" ve "Şekil" ibareli markaların tescil kayıtları dosya arasına getirtilmiştir. Davalı ... adına kayıtlı ... tescil numaralı "... + şekil " ibareli marka ile ... tescil numaralı "... + şekil " ibareli markaya ilişkin tescil kayıtları dosya arasına getirtilmiştir.
Ankara 4. FSHHM'nin 2018/308 Esas sayılı dosyası dosya arasına getirtilmiştir. Yapılan incelemede davacısının mahkememiz dosyasında davacı olan ... şirketi, davalının ise ... ile TPMK olduğu, davanın ... adına tescilli bulunan ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ile TPMK YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği ve kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan 29.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"... Davacı markaları ile davalı markası arasında mal ve hizmet sınıfları yönünden benzerlik olsa bile markasal açıdan benzerlik olmadığından Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu çerçevesinde markaya tecavüz durumunun söz konusu olmayacağı, Davalının oldukça geniş seçenek özgürlüğü varken renk unsuru, mağaza konspti, ürün yerleştirme formu, çalışan giysi tarzı, tabela konumlandırma konspeti ile davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatını bütünsel olarak kendi mağazalarında kullanmasının Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla TTK 55/1-a-4 bendinin ihlali sayılabileceği.. " sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Dosyaya davacı tarafça sunulan uzman bilirkişi raporunda ; "......’nin, ... ürün ve işletmelerinin kurumsal kimliğini vurgulayan tüm görsel ögelerini (“konsepti”, “teması”, “ana fikri”, felsefesi”), konsept kapsamındaki tasarım bütünlüğünde tüketici algısında yer edinmiş tanınmışlığını ve deneyimlendirilmiş ön bilgisini (geçmiş deneyimler, mekan algısı, satış stratejisi ve sunum tekniklerini) kullanarak aynı pazarda tüketicide hazır kodlanmış bilgi üzerine yer edinmeye çalıştığı, ... işletmesinin tüketiciye çağrıştırdığı duygu ve düşünceleri, olumlu yargıyı kullanma amacında olduğu, kısaca ... ürün ve işletmelerinde kullanılan ticari formun karıştırılmaya yol açacak derecede benzerini ve hatta yer yer aynısını kullandığı kanaatine varılmıştır… …...işletmeleri tarafından kullanılan ticari form, ... ürün ve işletmelerine özgü olarak geliştirilen ve uzun zamandan beri ... tarafından haklı olarak kullanılan ticari formun “karıştırılmaya yol açacak şekilde” benzetilmesinden ibarettir. Bir ürün veya işletmeye özgü olarak geliştirilen ticari formun bir başkası tarafından kullanılması durumunda, o ticari form nezdinde alıcılarda önceden oluşmuş olumlu izlenimlerden yararlanarak kendi malının veya hizmetinin satışını sağlamak arzusu da yer almakta olup bunu dürüstlük kuralı ve ayrıca emek ilkesi ile izah etmeye olanak da yoktur… Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ve Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihatları karşısında, ... ürün ve işletmelerine ait ticari formu ...işletmelerinde karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanılmasının, TTK m. 55/1-a(4) uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varmak gerekmektedir.”
Dairemiz kaldırma kararı sonrasında alınan 20/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Olayda, sulandırma yoluyla marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığı,
davalının fiillerinin TK 55/1-a-4 bendi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği"ne dair kanaatlerini bildirmişlerdir.
Davaya konu uyuşmazlık; davalının ...şekil markasının, davacının tanınmış marka olduğunu ileri sürdüğü ... ... şekil markasının ayırt ediciliğini zayıflatma ve sulandırma yoluyla markaya tecavüz oluşturup oluşturmadığı, davalının markasal kullanımları, iş yeri konsepti, ürünler, bardaklar, hizmetin verilmesi sırasındaki ticari sunum, çalışan kıyafetleri ve kullanımlarının haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespitinden kaynaklanmıştır.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, marka tescilleri, davacı tarafça tanınmışlık yönünden emsal olarak bildirilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/04/2025 tarihli 2024/4359 E-2025/2858 K sayılı ilamı ve tüm deliller kapsamından, davacı ... markasının dünya çapında tanınmış marka olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça dosyaya, üçüncü kişiler adına yapılan marka başvurularının, davacı markası gerekçe gösterilerek yapılan itirazlar neticesinde benzerlik ve tanınmışlık sebebiyle reddedildiğine dair kurum kararları ve marka görselleri liste halinde sunulmuştur.
Taraf markalarının ...ve ... ... ibareli oldukları, sözcük unsuru itibarıyla benzerlik bulunmadığı, bununla birlikte taraf markalarının logo/şekil unsuru, yeşil arka plan ve beyaz sözcük unsurları, sözcük unsurlarının yerleştirme şekli, logo içerisindeki ağacın dalları ile davacı logosundaki deniz kızının saçlarının dağılım olarak benzer oldukları anlaşılmaktadır. Davacı vekili davalının markasının, müvekkilinin tanınmış markasının itibarından haksız yarar elde ettiği, ayırt edici karakterini zedelediği, sulandırma yoluyla markasına tecavüz ettiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili ise ileri sürülen renk kombinasyonu, şekil unsuru ve kullanım şeklinin davacı tarafa özgülenemeyeceğini beyan etmiştir.
Dairemiz kaldırma kararında, davacı ile özdeşleşmiş logo kullanımı ile davalı markasının sulandırma ihtimalinin incelenmesi yönünden yeni bir heyetten rapor alınmasına işaret edilmiş ve mahkemece rapor alındığı, 20/10/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda, markalar arasında bağlantı bulunmadığı, sulandırma yoluyla tecavüz bulunmadığı tespitine yer verilmişse de, bu hususta denetime elverişli şekilde inceleme yapılmadığı, yeterli gerekçeye yer verilmediği anlaşılmış, hakimin hukuki bilgisi ile çözülebilecek hususlardan olduğundan Dairemizce incelenmesi gerekmiştir.
6769 Sayılı SMK 7/2-c maddesinde; " Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılmasının" marka sahibi tarafından önlenmesinin talep edilebileceği,
6769 Sayılı SMK 29/1-a maddesinde; "Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak" fiilinin markaya tecavüz teşkil ettiği düzenlenmiştir.
Markanın sulandırılması suretiyle markaya tecavüz fiilinin gerçekleşmesi için, markaların doğrudan karıştırılması yada kaynağa ilişkin karıştırma ihtimalinin bulunması aranmamaktadır. Aksine, tüketicilerin tanınmış marka ile üçüncü kişi tarafından kullanılan işaret arasında sulandırmayı sonuçlayacak nitelikte zihinsel bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu kabul edilmektedir. İlgili kesimde yer alan, makul derecede iyi bilgilenmiş, dikkatli ve basiretli ortalama bir kişinin, sonraki markayı gördüğünde tanınmışlığa sahip önceki markayı anımsadığı durumlarda zihinsel bağlantının bulunduğu kabul edilmektedir. Sulandırmaya karşı korumanın temeli de zihinsel bağlantıya dayanmakta olup, tüketiciler, özdeş ya da benzer bir marka ile karşılaştıklarında diğer bir markayı anımsamakta, bu sebeple markanın, anında belirli bir ürünü, hizmeti veya teşebbüsü tüketicilerin aklına getirme kabiliyetinin zayıfladığı ya da markayı taşıyan mal/hizmetlerin sahip olduğu olumlu imajın tüketici nezdinde zarar gördüğü, esasen tüketicilerin, markaların farklı teşebbüslere ait olduğunun farkında olduklarından, sulandırmaya karşı korumadan faydalanabilmek için karıştırılma ihtimalinde olduğu kadar güçlü bir zihinsel bağlantının ispatının aranmadığı kabul edilmektedir.(BÜYÜKKILIÇ, Gül, Marka Hukukunda Tanınmış Markanın Sulandırmaya Karşı Korunması, s. 151, Onikilevha, 1. Baskı, İstanbul, Mart 2019)
Bu açıklamalardan sonra, davacı markasının tanınmışlığı, yaygınlığı, satış gücü, reklam fonksiyonu, logoların renk kombinasyonu, sözcük unsurlarının yerleştirilme biçimi, logo içerisindeki şekil unsuru ve yerleşimi dikkate alındığında, aynı mal ve hizmetlerde kullanılan davalı markası ve logosu ile karşılaşan tüketicilerin, sözcük unsuru nedeniyle markaların farklı işletmelere ait olduğunu farketseler dahi, yukarıda aktarılan benzerlikler nedeniyle akıllarına davacı markasının geleceği, bu durumda, davacı markasının olumlu itibarından faydalanma ve davacı markasının ayırt edici karakterini zayıflatma sonucunu doğuracağı, davalının sulandırma yoluyla markaya tecavüz fiilinin gerçekleştiği, davalının SMK 155. Madde gereğince sonraki tarihli markasını savunma gerekçesi yapamayacağı kanaatine varılmıştır.
Davalı tarafın logo ve işyeri dışında ahşap görünümlü zemin üzerine yeşil renkli marka kullanımının davacı markası ile aynı renklerde ve aynı şekilde konumlandırılması, iş yeri çalışanlarının kıyafetleri, bardak ve fincanlardaki kullanım, iş yerindeki ürünün sergilendiği stand ve işyeri konseptinin, davacının kurumsal kimliğinin kopyalanması suretiyle oluşturulduğu, davalı kullanımlarının TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince haksız rekabet oluşturduğu kanaatine varılmış, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince davacı tarafça açılan haksız rekabete dayalı davanın kabulüne karar verilmişse de; kurulan hükmün infazı mümkün olmayacak şekilde belirsiz olduğu, haksız rekabet teşkil eden, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilen davalı kullanımlarının açıklanmadığı, davacı vekilinin hükmün belirsizliğine yönelik istinaf sebebinin haklı olduğu kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
3-İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/03/2026 tarih, 2025/4 E., 2026/52 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
4-Davanın KABULÜNE,
4/a- Davalıların tanınmış STURBUCKS COFEE marka ve logosuna tecavüz teşkil eden, davalının ...ibareli yeşil beyaz renkli logo kullanımının, davacı markasına SMK 7/ 2-c maddesi gereğince tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının kullanımının menine ve refine bu bağlamda logonun kullanıldığı işyeri tabelasının, çalışan kıyafetleri, fincan, karton bardak, katalog, tanıtım malzemesi, servis malzemesi gibi iş evrak ve materyallerine el konulmasına, karar kesinleştiğinde imhasına,
Davalının www.....com.tr adındaki web içeriğindeki tecavüz teşkil eden kullanım görsellerinin içerikten çıkartılmasına,
4/b- Davalının ürün ve hizmetler, ticari form ve ticari sunumlarının davacının kurumsal kimliğinin kopyalanarak kullanılması neticesinde haksız rekabet yarattığının tespiti ile kullanımlarının önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
4/c-Karar kesinleştiğinde, hükmün tirajı yüksek bir gazetede ilanına,
5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 35,90-TL'nin mahsubu ile 696,10-TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90-TL başvurma harcı, 35,90-TL peşin harç, 6,40-TL vekalet harcı, 18,000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.450,20-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 19.528,40-TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davalılar tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
6/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
6/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 2.002,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 655,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.657,00-TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
6/ç-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
6/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi. 24/09/2026
Muhalefet Şerhi:
Davacının ... markasının bir çok ülkede tescilli ve tanınmış bir marka olduğu, davacının TPMK nezdinde tescilli markalarının mal ve hizmet sınıfları ile davalı markasının tescilli olduğu 30 uncu sınıf açısından benzer mal ve hizmet sınıfının söz konusu olduğu ve ...’nin, ... ürün ve işletmelerinin kurumsal kimliğini vurgulayan tüm görsel ögelerini kullandığı gerekçesi ile marka hakkına tecavüzün oluştuğu sonucuna varılmış ise de, konsept, tema, mekan algısı, satış stratejisi, ana fikir, felsefe gibi öğelerin haksız rekabete ilişkin hususlar yönünden değerlendirilebilecek kriterlerden olduğu, davacı markası ile davalı markasının birbirinden çok farklı olduğu, ...ve ... markaları arasında sessel, görsel, işitsel bir bağlantı kurulamayacağı, ...ve ... markaları arasında görsel olarak çağrışım olduğu sonucuna ulaşılmış ise de, ...markasında ağaç bulunduğu, ... markasında ise deniz kızı görseli olduğu, iki markanın görsel olarak da benzer olmadığı, tanınmış marka olan ... markasını gören ortalama bir tüketicinin iki marka arasındaki farklılığı kolay bir şekilde anlayabileceği, tanınmış bir markada, markalar arasındaki sadece renk ve yuvarlak şeklin karıştırılma ihtimaline neden olamayacağı, davacı tarafça yeşil rengin kendi markaları ile özdeşleştiği ileri sürülmüş ise de, davacının bir renk markasının bulunmadığı, marka kombinasyondaki kullanılan yeşil rengin ana renklerden birisi olması nedeniyle ayırt edici olmayan tek başına birinin tekeline bırakılabilecek hususlardan olmadığı, renk markası için somutlaşmış ve sınırları belirli bir şekilde yer alması, pantone numaralarının yer almasının gerektiğinden, renk kombinasyon markası olarak korunmasının mümkün olmadığı, bütünsel değerlendirme yapıldığında da markaların benzer olmadığı, bütünsel olarak çağrışım yaptığı sonucuna varılabilmesi için davacı markasının tanınmışlık iddiasının bertaraf edilmesi gerektiği, tanınmış marka iddiası ile birlikte değerlendirildiğinde ise ortada çok fazla farklılık bulunması nedeniyle ayırt ediciliğinin sağlandığının kabul edilmesi gerektiği, iki hususun bir arada bulunamayacağı, zira tanınmışlık, detaylardaki hususların fark edilebilirliğine ilişkin olup, bu farkın da davalı markası ile yaratıldığı görüşünde olmakla, Sayın çoğunluğun marka hakkına tecavüzün oluştuğuna ilişkin görüşüne katılmamaktayım.
Bir ticari işletme, işletme yeri, dekorları, tabelası, personelinin giyiniş tarzı, seçilmiş renklere ilişkin hususlar konusunda ise renk unsuru, mağaza konsepti, ürün yerleştirme formu, çalışan giysi tarzı, tabela konumlandırma konsepti, davacının markası ile özdeşleşmiş yeşil renk formatı unsurları bakımından değerlendirme yapıldığında, davacı tarafından uzun yıllara dayanan kullanım, tanıtım ve yatırımlar ile oluşturulmuş olduğunun tespitinin yapılmış olup haksız rekabet oluşacağı kanaatine varılmış ise de, dava konusu olarak haksız rekabet iddiasına dayanak ileri sürülen iltibasın bir ürün üzerinde olmadığı, genel konsept üzerinde olduğu, buna göre değerlendirmenin de bu şekilde yapılması gerektiği, davacının genel konsept üzerinde ayırt ediciliği sağlayıp hak iddia ettiği buna göre, sosyal hayatın gelişmesi ve kahve kültürünün artması ile birlikte, bardak şekillerinin, kullanılan rengin, masa düzeninin, kullanılan kıyafetlerin başka kahve işletmeleri tarafından da kullanılıp kullanılmadığı, harcı alem bir kullanım haline gelip gelmediği değerlendirmesinin de ayrıca tekrar yapılması gerektiği, söz konusu hususların kahve işletmeleri içinde 6102 sayılı (yeni) TTK'nın 55./a- 4. bendi uyarınca genel kabul gören hususlardan olup olmadığı, daha önce başka kahve işletmeleri tarafından da kullanılıp kullanılmadığının tespitinin gerektiği, eldeki delillerin ve alınan bilirkişi raporunun bu konuda yeterli olmadığı, bilirkişi raporundaki tespitlerin ürünlerin tek tek karşılaştırılması ile neticesinde oluştuğu, renk unsuru, mağaza konsepti, ürün yerleştirme formu, çalışan giysi tarzının sektörde pek çok işletme tarafından yaygın olarak kullanılıp kullanılmadığı tespitinden sonra sonuca varılabileceği, yetersiz rapor ile haksız rekabetin oluştuğu sonucuna varılamayacağı görüşünde bulunduğumdan, Sayın çoğunluğun haksız rekabetin oluştuğuna ilişkin görüşüne de katılmamaktayım.