Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1781 E. 2026/1696 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1781
Karar No
2026/1696
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1781

KARAR NO: 2026/1696

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14.08.2026 Tarihli ara karar

NUMARASI: 2026/1707 Esas

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kısmen reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının satıcı, davalının alıcı k olduğunu, davacının davalıya sattığı ve teslim ettiği mal/hizmete ilişkin takip konusu e- faturalar düzenlendiğini, fatura konusu mal/hizmetin davalıya teslim edildiğini, ancak fatura bedellerinin davalı tarafça ödenmediğini, mal teslimlerini gösteren e-İrsaliyelerin usulüne uygun şekilde düzenlenerek davalı tarafa elektronik ortamda iletildiğini, e-irsaliye uygulamasının teslim alan tarafa, kendisine gönderilen e-İrsaliyelere ilişkin olarak sistem üzerinden kabul, kısmi kabul veya ret yönünde irsaliye yanıtı verme imkanı tanıdığını, ancak davalının herhangi bir kabul dışı yanıt, kısmi kabul veya ret bildirimi yapmadığını, e-İrsaliye sisteminde, e-İrsaliye üzerinde yazan fiili sevk tarihinden itibaren 7 gün içinde herhangi bir ret veya kısmi kabul bildirimi bulunmaması, davalı tarafından teslim alınan mallara ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini ve sevke konu malların eksiksiz olarak teslim edildiğini gösterdiğini, irsaliye belgeleri üzerinde davalı tarafın malları teslim aldığına dair ıslak imzalarının da bulunduğunu, davalının teslim edilen mallara ilişkin fatura bedellerini ödemediğin, davalının ödeme yapmaması üzerine müvekkil, alacağının tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının süre kazanmak için ve haksız olarak takibe itiraz ettiğini, davalının bu süreçte malvarlığını devretmeye yönelik işlemler yaptığını ileri sürerek, şimdilik 905.639,06 TL anapara ve şimdilik 100,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 905.739,06 TL üzerinden itirazın iptaline, %20 icra inkÂr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca ve ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 14.08.2026 tarihli ara kararında; " ... Somut olayda; Dava dilekçesi ekinde sunulan irsaliyelerdeki toplam miktarın 486.525,25 TL olduğu, bu miktar için davacı tarafça yaklaşık ispatın gerçekleştiği, fazlaya ilişkin talebin yönünden fatura düzenlenmesinin yaklaşık ispat yönünden tek başına yeterli olmadığı, fazlaya ilişkin talebin yargılamayı ve defter incelemesini gerektirdiği ... '' davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulü ile 486.525,25 TL üzerinden yüzde %15 oranında (72.978,78 TL) nakdî teminat yatırıldığında ya da aynı miktarda kesin ve süresiz teminat mektubu sunulduğunda 486.525,25 TL ile sınırlı olmak üzere davalının taşınır mallarının, taşınmaz mallarının, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar vermiştir.

Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

14.08.2026 tarihli ara kararda kısmen kabul kararı yerine tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, irsaliyelerin yaklaşık ispat ölçüsünü karşıladığı kabul edilmek suretiyle İİK'nın 257. maddesi ve devamı hükümleri ile yerleşik BAM kararlarına uygun ve isabetli bir değerlendirme yapılmış ise de ihtiyati hacze esas alacak miktarı belirlenirken irsaliyeler üzerinde el yazısıyla bulunan bazı rakamların anlamının hatalı yorumlandığını, bunun sonucunda yanlış hesaplama yapılarak irsaliyelere konu toplam alacağın 486.525,25 TL olarak kabul edildiğini, ihtiyati haciz tutarının bu miktar üzerinden belirlenmesi suretiyle ara kararda maddi hesap hatasına düşüldüğünü, sekiz adet fatura ile bu faturalara ilişkin sekiz adet sevk irsaliyesi incelendiğinde hesaplamaya ilişkin birtakım el yazısı notların bulunduğu görüldüğünü,

Mahkemenin bu notların bir kısmını irsaliyeye konu malların toplam bedeli olarak değerlendirdiğini, ihtiyati haciz tutarı hesapladığını, ancak söz konusu el yazısı rakamların toplam ürün bedelini değil, KDV hariç bedelin hesaplanmasına esas alınan birim fiyatları gösterdiğini, nitekim her bir irsaliye ayrı ayrı incelendiğinde teslim edilen ürün miktarının üst kısmında taraflar arasında mutabık kalınan USD/TL kuru, ürün satırının yanında 1 (bir) ton/birim ürünün USD cinsinden satış fiyatı, teslim edilen ürün miktarının altında ise kararlaştırılan döviz kuru üzerinden hesaplanan bir kilogram ürünün Türk lirası cinsinden fiyatının yazıldığını, kağıt ve karton tedarikinde ürün miktarlarının yüksek olması nedeniyle fiyatlandırma, sektörel teamül uyarınca 1 ton (1.000 kg) birim esas alınarak yapıldığını, bu nedenle, farklı hesaplama unsurlarını ifade eden söz konusu el yazısı rakamlarının irsaliye toplam bedeli kabul edilerek doğrudan toplanmasının, irsaliyelerdeki ticari hesaplama sistematiğiyle bağdaşmadığını, ihtiyati hacze esas alacak miktarının gerçeğinden önemli ölçüde düşük belirlenmesine yol açtığını, örneğin GL12025000004830 nolu sevk irsaliyesinde kırmızı kalemle el yazısıyla belirtilen 1.400 USD, teslim edilen ürünün 1 (bir) tonuna ilişkin birim satış fiyatı olduğunu, anılan irsaliye kapsamında borçluya teslim edilen ürün miktarının 9.772 kg, diğer bir ifadeyle 9,772 ton olduğunu, irsaliyede taraflarca mutabık kalınan döviz kurunun 41,0983 TL/USD olduğunu, buna göre bir ton ürünün Türk lirası karşılığının, 1.400 USD × 41,0983 TL/USD = 57.537,62 TL olduğunu, bu itibarla teslim edilen malın KDV hariç toplam bedelinin, 57.537,62 TL/ton × 9,772 ton hesabı uyarınca 562.257,43 TL olduğunu, diğer fatura ve irsaliyelerin de aynı şekilde olduğunu, aynı hesaplama kilogram esasına indirgendiğinde, bir ton ürün için kararlaştırılan 1.400 USD tutarının 1.000 kilograma bölünmesi (1 ton =1000 kg) sonucunda 1 kg ürünün birim fiyatı 1,40 USD olmaktadır (1.400 USD ÷ 1.000 kg = 1,40 USD/kg) olduğunu, irsaliyede taraflarca mutabık kalınan döviz kurunun 41,0983 TL/USD olup 1 kg ürün için belirlenen 1,40 USD’nin bu kurla çarpılması sonucunda ürünün KDV hariç kilogram fiyatı 57,53762 TL’ye, irsaliyede dört ondalık basamakla gösterildiği şekliyle 57,5376 TL’ye karşılık geldiğini, (1,40 USD/kg × 41,0983 TL/USD = 57,53762 TL/kg) dolayısıyla mahkemece kabul edilen irsaliyelerde yer alan rakamlar, toplam mal bedelini değil, tedarik edilen malın USD cinsinden 1 tonun birim fiyatı ile tl cinsinden 1 kg'ına ilişkin KDV hariç birim fiyatı gösterdiğini, mahkemenin, sevk irsaliyelerinin imzalı olması ve emtianın teslim edildiğine ilişkin yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği yönündeki tespiti bakımından isabetli bir değerlendirme yaptığını, ancak sevk irsaliyelerinde bedel ve tutar bilgisinin yer almamasına karşın kısmen reddi veya sınırlandırılmasının hatalı olduğunu, sevk irsaliyesinin bir satış sözleşmesi ya da fiyat teklifi niteliğinde olmayıp, malın fiili hareketini ve sevkiyatını belgeleyen bir taşıma/teslim belgesi olduğunu, mevzuat ve ticari teamüller gereği sevk irsaliyelerinde birim fiyat, KDV ve toplam tutar gibi parasal unsurların yer alması zorunlu olmadığı gibi emtianın bedeli teslim belgesi olan irsaliyede değil, akabinde tanzim edilen faturalarda gösterildiğini, dosyaya sunulan faturalardaki ürün kalemleri ile teslimi tevsik eden imzalı irsaliyelerdeki ürünler nitelik ve miktar itibarıyla örtüştüğünü, bu doğrultuda, imzalı sevk irsaliyeleri ile yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı kabul edildikten sonra mahkemece yapılması gerekenin irsaliye muhteviyatı mallar ile faturaları eşleştirerek, teslimi sübuta eren bu mallara ilişkin fatura bedellerinin toplamı üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesi olduğunu, dolayısıyla faturaya yansıtılan toplam alacak miktarı üzerinden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, reddedilen 419.113,86 TL bakiye talepleri yönünden ek ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini,

Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ret kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın redde ilişkin kısmının kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine; istinaf, ihtiyati haciz sisteminin kısmen reddi ara kararına ilişkindir.

İlk derece mahkemesince verilen 14.08.2026 tarihli ihtiyati haciz talebinin kısmen reddi ara kararına karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Uyuşmazlık, davacı alacaklının ihtiyati haciz talebinin kısmen reddine dair mahkeme ara kararının yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.

İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.

Davacı vekilince, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası davalı aleyhine 905.639,06 TL asıl alacak, 224.800,16 TL olmak üzere 1.130.439,22 TL üzerinden üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, davacı vekilince 905.639,06 TL bakımından itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı, aynı zamanda ihtiyati haciz talep edildiği, ilk derece mahkemesince irsaliyelerdeki toplam miktarın 486.525,25 TL olduğu belirtilerek bu kısım üzerinden alacağın yaklaşık olarak ispatlandığı gerekçesiyle bu miktar bakımından ihtiyati haciz isteminin kabulüne, aşan kısım olan 419.113,86 TL bakımından ise ihtiyati haciz talebin reddine karar verildiği, davacı vekilince 14.08.2026 tarihli ara kararın ihtiyati haciz talebinin reddine dair kısmına yönelik olarak istinaf isteminde bulunulduğu görülmektedir.

Dosya kapsamında yer alan faturalar ve bu faturalarda atıf yapılan, teslim alan imzalı irsaliyeleri birlikte nazara alındığında, ihtiyati haciz talep eden alacaklının, İİK'nın 258. maddesinde öngörülen alacağın miktarı ve varlığı hakkında mahkemeye kanaat getirecek belgeleri sunduğunun, davacının reddedilen 419.113,86 TL'lik alacağı bakımından da yaklaşık ispatın sağlandığının kabulü gerekir. İlk derece mahkemesince bu kısım bakımından ihtiyati haciz talebinin reddi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 14.08.2026 tarihli ara kararının davacının fazlaya ilişkin 419.113,86 TL'lik alacağının reddine ilişkin kısmının kaldırılarak, bu miktar alacak bakımından da %15 oranında teminat karşılığında Dairemizce ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve HMK'nın 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin kısmen reddine dair 14.08.2026 tarihli ara kararın sadece ihtiyati haczin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına ve davacı vekilinin 419.113,86 TL'lik alacağı bakımından da ihtiyati haciz talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun İİK'nın 258/3 ve HMK'nın 353/1.b.2. maddeleri uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulün kısmen reddine dair 14.08.2026 tarihli ara kararının, sadece ihtiyati haczin reddi kısmının kaldırılmasına ve davacı vekilinin 419.113,86 TL'lik alacağı bakımından ihtiyati haciz talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-İİK'nın 257 ve devamı maddeleri uyarınca davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin teminat karşılığı kabulüne; ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına ek olarak, davalının 419.113,86 TL alacağını karşılamaya yeter miktardaki taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının da ihtiyaten haczine,

2-İİK'nın 259. maddesi uyarınca takdiren %15 oranında belirlenen 62.867,07 TL nakdî teminat ilk derece mahkemesi veznesine yatırıldığında ya da aynı tutarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı hâlinde, kararın infazı için bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından davacı vekiline verilmesine,

3-İhtiyati haczin yetkili icra müdürlüğünce infazına,

4-İhtiyati haciz kararı dava içinde verildiğinden, AAÜT hükümleri uyarınca davacı yararına avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

6-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hakkında verilecek kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

7-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 258/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 07.10.2026 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1781, K. 2026/1696, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1781-e-2026-1696-k-7434f6212239