Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1533 E. 2026/2131 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1533
- Karar No
- 2026/2131
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1533 KARAR NO : 2026/2131
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2026 NUMARASI : 2024/1061 Esas 2026/482 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/10/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, iktisadi devlet teşekkülü olması sebebiyle asıl işi olan elektrik iletmenin dışında herhangi bir mal ya da hizmet alımına ya da yapımına ihtiyacı olması halinde kamu ihale kanunu çerçevesinde ihale yoluyla değişik firmalardan temin ettiğini, temizlik hizmetleri işi için 24.03.2010 - 24.06.2015 tarihlerinde ..... AŞ, 06.10.2015 - 06.10.2016 .... Şti, 23.02.2017 - 23.02.2018 tarihleri için ... AŞ, 21.09.2018 - 21.09.2019 ...Şirketleri ile sözleşme yapıldığı, sözleşme kapsamında temizlik işlerinde çalışan dava dışı ...'a 52.699,32-TL kıdem tazminatı ödemesi yaptıklarını, ...'ın çalışma süresi bakımından davalı şirketler ile yapılan sözleşme süreleri dikkate alınarak davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı .... Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; görevsizlik iddiasında bulunarak Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, husumet itirazında bulunarak davacının asıl işveren alt işverenlik ilişkisinde dava dışı işçinin işvereni statüsünde bulunduğunu, bu sebeple doğmuş ve doğacak bütün alacaklardan davacı şirketin sorumlu olduğunu, İş Kanunu 2/6 mdsine göre alt işveren vasfında olduklarından kıdem tazminatı ve ihbar tazminatından sorumlu olmadıklarını, zamanaşımı def'inde bulunarak davanın usulden reddinin talep edildiği, esasa ilişkin olarak davalı şirketin ihale süresi ile sınırlı olarak ...'ın işvereni olduklarını, davacı ile yapılan sözleşmeye göre alt yüklenicinin işçilik alacaklarından sorumlu olduığuna ilişkin iddianın gerçek dışı olduğunu, davalı şirketin teminat mektubunun iade edilmediğini, davacının iddiasının mükerrer alacak oluşturduğunu, 11.09.2014 tarihinden sonra yapılan sözleşmelere göre alt işveren işçilerine kamu tarafından ödenene kıdem tazminatları için alt işverenlere rücu edilemeyeceğini, davacı şirket tarafından, davalı şirkete ödenen ihale bedeli içerisinde kıdem payı ödenmediğini, bu sebeple kıdem tazminatından sorumlu olmadıklarını, davalı şirketin sorumlu tutulması halinde sorumluluğun davalı şirketin işçiyi çalıştırdığı süre ve ücret ile sınırlı olduğunu, ....'ın farklı işverenler nezdinde çalıştığını,....'ın davalı şirketten çalışma süresinin tespiti için SGK'ya müzekkere yazılmasını talep ettiği, alt işverenlerin ödenen bedelin yarısı ile ve kendi dönemleri ile sınırlı sorumlu olduklarını, davacının Bursa 1. ATM'nin 2024/913 Esas sayılı dosyasından dava açtığını, bekletici mesele yapılmasını talep ederek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılara usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği görülmüştür. MAHKEMECE: "...,Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporuna göre; davacı kurum ile davalı şirketler arasında yapılan ek sözleşmelerde yer alan " Yüklenici çalıştırdığı elemanların her türlü özlük ve sosyal haklarını karşılamak (4857, 506 sayılı yasalara göre) ve ödemek zorundadır. Bu konularda idarenin hiçbir sorumluluğu yoktur." düzenlemesini içerir ek sözleşmenin 7.19. Maddesi ve genel şartname doğrultusunda sorumluluğun alt işverenlerde olduğunun açık ve net olarak kanıtlanmış olduğu kanaatine varılmış ve alınan 21/10/2025 tarihli bilirkişi kök raporunun bu yöndeki hesap ve değerlendirmelerinin dikkate alınması gerektiği kanaatine varılarak açılan davanın kısmen kabulü ile, 40.843,15 TL'nin 28/06/2019 tarihinden itibaren davalı ...... AŞ'den, 7.904,90 TL'nin 28/06/2019 tarihinden itibaren davalı ..... Şti'den 3.810,35 TL'nin 28/06/2019 tarihinden itibaren davalı ..... Şti'den alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir," gerekçesi ile; "1-Davanın kısmen kabulü ile, a) 40.843,15 TL'nin 28/06/2019 tarihinden itibaren davalı ..... AŞ'den, b) 7.904,90 TL'nin 28/06/2019 tarihinden itibaren davalı .... Şti'den c) 3.810,35 TL'nin 28/06/2019 tarihinden itibaren davalı ... Şti'den alınarak davacıya ödenmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı ...Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usule aykırı eksik inceleme ile hazırlanmış bilirkişi raporuna dayalı olarak verilmiş olup eksik incelemeden ibaret, tek taraflı raporun esas alınarak hazırlanan raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ancak davacı işveren ile birlikte olarak yarı yarıya sorumluluğuna gidilebileceğini, davacının açıkça işçiyi çalıştıran ve hizmet alan konumunda olup Borçlar Kanunu gereği işverenler arasında müteselsil sorumluluk bulunduğunu, hükme esas alınan ilgili bilirkişi raporu ile taraflar arasında düzenlenen sözleşme maddelerine ilişkin kararlara atıf yapılmış ise de müvekkili şirket ve davacı arasında böyle bir sözleşmenin teknik şartnamesinde maddenin bulunmadığını, kaldı ki böyle bir maddenin varlığında dahi kanuna açıkça aykırı olarak, tek bir tarafı korumaya ve tek bir tarafa yarar sağlamaya yönelik düzenlenmiş maddenin hukuka uygun olmayacağının açık olduğunu, öncelikle davanın dayanağının işçi alacağının rücuen tahsili olup, müvekkili şirketlerin kendisine tazminat ödenen işçinin "ihale süresi ile sınırlı olarak" işvereni durumunda olduğunu, buna karşın davacı idarenin dava dışı işçinin "asıl işvereni durumunda olduğu"nun ise kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu, kesintisiz olarak devreden zincirleme hizmet akitleri ve yasal düzenlemeler gereği, asıl işveren olan davacı idarenin, istihdam ettiği işçilerin tüm çalışma dönemlerine ilişkin tüm hak ve alacaklarından sorumlu olduğunu, iş bu hususların karar ile dikkate alınmadığını, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen sözleşme ve teknik ve idari şartnamede alt yüklenicinin işçilik alacaklarından sorumlu olduğu hususunun düzenlenmiş olduğunu belirtmiş ise de bunun gerçek dışı olduğunu, davacı tarafından iş bu davanın alacağına ilişkin müvekkili şirketin teminat mektubunun iade edilmediğini, davacının mükerrer olarak alacak rücu ettiğini, yerel mahkemece Bakırköy 6. ATM 2024/982 E. Sayılı dosyası istenilmiş ise de dosyanın gelmesi ve müzekkere cevabının beklenilmediğini, eksik inceleme ile hatalı kabul kararı verildiğini, alt işverenlerin de kıdem tazminatından sorumlu olduğunu kabulü halinde dahi alt işverenlerin sorumluluğunun ödenen bedelin yarısı ile ve kendi dönemleriyle sınırlı olacağını, davacının rücu davasını müvekkili şirkete yöneltmiş olmakla birlikte, 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/5. maddesi gereği dava dışı personelin kıdem tazminatından, her işverenin kendi dönemi ile sorumlu olduğunu, 4857 sayılı iş kanunu geçici madde 12 kapsamındaki rücudan vazgeçme düzenlemesinin eksik uygulandığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, dava dışı işçiye davacı kurumca ödenmiş olan miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2024 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır. Davalı tarafça istinaf incelemesine konu edilen miktarın 7.904,90 TL olması nedeniyle isinaf incelemesine konu karar davalı yönünden kabul edilen kısım açısından kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2019/2829 Esas ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.) Somut olayda; mahkemece istinafa gelen davalı yönünden kabul edilen kısım açısından karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.) Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle HMK'nın 362. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün davalı yönünden kabul edilen kısım açısından kesin olması nedeniyle davalı .... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince davalı .. .Şirketinin istinaf kanun yolu başvurusunun kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Peşin alınan harcın davalıya iadesine, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın tebliği, kesinleştirme ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026