Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1338 E. 2026/1569 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1338
- Karar No
- 2026/1569
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2026/1338
KARAR NO:2026/1569
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:06/07/2026 (Ara Karar)
NUMARASI:2026/1291 Esas
TALEP:İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/09/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı tarafından piyasaya arz edilen “...” ibareli ürün ile müvekkil şirkete ait “...” ürünü arasında; görsel, işitsel ve kavramsal unsurlar itibarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, ortalama tüketici nezdinde iltibas (karıştırılma ihtimali) yaratacak nitelikte olduğu, bu suretle müvekkil şirketin marka / tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği ve aynı zamanda haksız rekabete yol açtığını ileride açılacak davalarda kullanılmak üzere ivedilikle tespitinin HMK nın 403 madde kapsamında acele işlerden sayılarak karşı tarafa önceden tebligat yapılmaksızın ve gecikmeksizin icrasına,söz konusu ürünler hala piyasada bulunmakta ve/veya piyasaya arz edilmekte olacağından müvekkili şirketin uğrayacağı telafisi güç zararlar dikkate alınarak müvekkilinin sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil eden fiillerin derhal önlenmesine ve durdurulmasına, tecavüze konu ürünlerin üretim, satış, dağıtım ve ticari dolaşımının ihtiyaten durdurulmasına, piyasada bulunan (e-ticaret kanalları dahil) satışa arz edilmiş veya depolarda muhafaza edilen ürünlere el konularak, uygun görülecek bir yediemine teslim edilmesine, ileride açılacak davalar için delil teşkil etmek üzere ve söz konusu ürünlerden elde edilen satışın hesaplanmasına matuf olmak kaydıyla ...’nun ticari defter ve kayıtlarına el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; davalı tarafından satışı yapılan ... marka ''Premium ... Şeker İlavesiz Doğal Olarak Şeker İçerir” ibareli ürüne ilişkin delillerin kaybolma ihtimali bulunmadığından ürün üzerinde delil tespiti yaptırılmasında hukuki yarar olmadığı kanaati ile delil tespiti talebinin reddine, Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verilirken, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte karar verilmemesi gerektiğini, İş bu tespit istemli davada davacının ihtiyati tedbire konu taleplerinin davanın esasına ilişkin hüküm sonucu doğuracak nitelikte olduğu anlaşıldığından davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı ihtiyati tedbir isteyen vekili; müvekkili şirkete ait ürün ambalajı incelendiğinde; ürünün ana renginin turuncu olduğu, ... logosunun kırmızı zemin üzerinde belirgin şekilde konumlandırıldığı, ürün adının ambalajın ön yüzünde dikkat çekici biçimde yer aldığı ve “Şeker İlavesiz – Doğal Olarak Şeker İçerir” ibaresinin logonun altında, lacivert zeminli bir bant üzerinde, beyaz harflerle ve ambalajın farklı cephelerinden de görülebilecek şekilde kullanıldığı,bu unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Müvekkil Şirket’in ürününe özgü, ayırt edici ve tüketici nezdinde ... ile özdeşleşen bir ambalaj algısı yarattığını, davalının ürün ambalajı incelendiğinde; Ana markaların her ikisinde de kırmızı zemin kullanıldığı, “şeker ilavesiz doğal olarak şeker içerir” ibaresinin her iki ambalaj üzerinde de mavi renkli şerit halinde, aynı/benzer konumda, aynı arka plan rengi ve aynı beyaz- italik yazı karakteri ile kullanıldığı, söz konusu ibarenin tüketiciye sunuluş biçiminin dahi birebir örtüştüğü, “...” ibaresinin ürün üzerinde aynı tipografi, aynı punto büyüklüğü, aynı yerleşim düzeni ve aynı görsel vurgu ile kullanıldığı; ibarenin ambalaj üzerindeki konumlandırmasının ve dikkat çekme biçiminin dahi Müvekkil Şirket’in tasarımı ile örtüştüğü, ürün ambalajlarında kullanılan ana renk paleti, renk geçişleri, grafik unsurlar, ürün görsellerinin yerleşimi, zemin desenleri ve genel tasarım dili itibarıyla ambalajların bir bütün olarak değerlendirildiğinde neredeyse aynı olduğunu ileri sürerek ihtiyati tedbir taleplerini tekrarlayarak ara kararın kaldırılarak delil tespiti ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nın 341. maddesinde istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlar açık bir şekilde belirtilmiş olup, delil tespitine ilişkin talepler hakkında verilen kararlar yer almamaktadır.Delil tespitinin düzenlendiği HMK 400 ile 406. Maddeleri arasında yer alan hükümlerde de delil tespitine ilişkin kararlara karşı herhangi bir kanun yolu öngörülmemiştir.Sadece karşı tarafa tebligat yapılmaksızın yapılan delil tespitinde karşı tarafın delil tespiti kararına itiraz edilebileceği belirtilmiş olup, delil tespiti talebinin tamamen reddedilmesi durumunda tespit talep edenin başvurabileceği bir kanun yolu açıkça düzenlenmediğinden ve kanunun açıkça düzenlemediği bir konuda yorumla da kanun yolu ihdas edilemeyeceğinden; kararın istinafa tabi olmayan kesin olarak olarak verilmiş bir karar olduğunun kabulü gerekir.Kesin nitelikteki ilk derece mahkemesinin delil tesbiti talebinin reddine ilişkin ara kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün olmadığından istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.Haksız rekabet davasında ihtiyati tedbiri düzenleyen TTK'nın ihtiyati tedbirler başlıklı 61/1.,''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56.maddenin birinci fıkrasının b ve c bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir'' düzenlemesi yer almaktadır.Davacının talebinin dayanağı haksız rekabete ilişkin TTK m.54 ve davamı hükümler olup, davacının tedbir talebi TTK'nın 61. maddesi kapsamında, HMK'nın tedbire ilişkin hükümleri uygulanmak suretiyle çözümlenmelidir. Diğer bir ifadeyle, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389 ve 390. maddelerinden yararlanmak gerekmektedir. Bu haliyle; mahkemenin hüküm sonucu elde edecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğine ilişkin gerekçesi yerinde olmamıştır.Taraflar arasında görülüp kesinleşen Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/469 esas - 2016/397 karar 16/11/2016 tarihli kararı ile "Asıl ve ayırt edici unsur konumunda olan ... ve ... ibareli markalar arasında bütünsel bir bakışla görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama tüketicilerin davacının markaları ile başvuru konusu işareti ilk gördüğünde ve duyduğunda bunların farklı iki işaret ve marka olduğunu hemen algılayabileceği, ortalama tüketicilerin markalardaki anlamsal, görsel ve sescil farklılığı ilk bakışta ve hemen fark edebileceği, ortak olan ürün ve hizmetlerin tamamen yetişkinlere hitap ettiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, "... + şekil" ibareli işareti gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun "..." ibareli markalardan farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bunun sonucunda "..." markasıyla sunulan ürün ve hizmetleri satın almak isterken "... + şekil" ibareli başvuru konusu işaretle sunulan ürünleri satın alma yahut hizmetlerden yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşmeyeceği; aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı; esasen gerçekçi bir yaklaşım da olmayacağı, Bu iki işareti karıştıracak olan kişilerin ortalama tüketici olarak nazara alınmasının olanaksız olduğu; çünkü anılan ürün ve hizmetleri özellikle aynı türden olan ürün ve hizmetleri satın alacak kişilerin yetişkinlerden oluştuğu, aynı biçimde satın alınması için gerekli alım süresi gözetildiğinden yanılgının oluşmasının mümkün bulunmadığı,Gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı; gerekçesine yer verilmiştir.Anılan karar istinaf ve temyiz incelemesinden sonra kesinleşmiştir.Davacı ve davalı tarafından tescilli markaları ile satışa arz ettikleri ürün ambalajında gıda mevzuatı gereği bulunması zorunlu ibarelerin ve görsel unsurların iltibasa neden olup olmayacağı bir teknik incelemeyi gerektirmekte olup davanın bulunduğu aşamada davacı davanın esası bakımından yaklaşık ispatın sağlandığından söz edilemeyecektir.Davanın bulunduğu aşamada duraksamadan delil değerlendirilmesi yapılamamaktadır. Ara kararın gerekçesi yerinde değil ise de, sonucu itibariyle ihtiyati tedbir koşulları bulunmadığından ara karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş davacı ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin delil tespiti bakımından HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin USULDEN REDDİNE;ihtiyati tedbir bakımından istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026