Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/121 E. 2026/970 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/121
- Karar No
- 2026/970
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/121
KARAR NO: 2026/970
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 08/05/2025
NUMARASI: 2017/752 E. - 2025/141 K.
BİRLEŞEN DAVA KONUSU : Patentin Hükümsüzlüğü
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., ... yılında ...'nde kurulmuş olduğunu, ... ülkede ...'den fazla çalışanıyla modüler ... ürünleri, patentli konveyör teknolojileri ve ... ekipman çözümleri ürettiğini, müvekkili şirketin ürünleri; gıda işleme; et; tavuk ve deniz ürünleri işleme, içecek taşınması, konserve üretimi, fırıncılık gibi alanlarda kullanıldığını, müvekkili şirketin bugün itibariyle ... patent belgesi bulunduğunu, ...'ın, ...yayın numaralı Avrupa patentinin başvuru tarihi ....10.2009 öldüğünü yapılan esas iticeteme işlemi ...da Avrupa Patent Ofisi başvuruya patent koruması verdiğini ve tescil kararının, 21.09.2016 tarihinde...nolu Avrupa Patent Bülteninde ilan edildiğini, takibinde 23.09.2016 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu'na geçerlilik talebinin dosyalandığını ve TR ... nolu incelemeli patent belgesini edindiğini, davalının, ... Mahallesi, ... Sitesi No:..., ... ..., İstanbul adresinde bulunan üretim tesislerinde modüler plastik spiral bant üretimi yaptığını ve yapılan ürünlerin gıda üreticilerinin tesislerine satarak kurulum yapmakta olduğunun öğrenildiğini, davalı tarafından üretilerek satılan modüler spiral bantların, ... ait ... yayın numaralı Avrupa patenti ve bunun uzantısı olan TR ... numaralı Türk patent belgesinin koruma kapsamı dahilinde olduğunu, Davalı ...'ın, patent konusu modüler spiral bantları üreterek .... A.Ş. unvanını ... ... No...adresi yazılı üçüncü kişiye sattığını ve üçüncü kişinin gıda üretim tesislerine kurulum yapmış olduğunun öğrenildiğini, bu tesiste kurulu olan modüler bant sisteminde kullanılan modüler bant elemanlarından birkaç numune temin edildiğini, elde edilen numuneler üzerinde üreticinin etiketi ya da işareti bulunmadığını, bu nedenle belirtilen adreste bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasını, kurulu olar modüler spiral bantın yedeklerinden birkaç numune temin edilmesi ve dava dosyasına ilave edilmesinin tedbiren talep edildiğini, davalı tarafça üretilerek satılmış olan konveyör bant modülleri, davacıya ait patent belgesindeki bağımsız istem 1 içerisindeki tüm unsurlara aynı anda sahip olduğunu patentin koruma kapsamı dahilinde olduğunu, bağımsız İstem 1'e tecavüzün ispatlandığı bir durumda buna ilave olarak bağımlı istemlere de tecavüzün var olup olmadığının incelemesine ihtiyaç bulunmadığını, patent koruması, cn geniş hali ile İstem 1 içerisinde açıklanmakta olduğunu istem 1'i oluşturan 8 ayrı unsurun da (A-G), suçlanan ürün üzerinde mevcut olduğunun tespitini, davacının patent hakkına tecavüz edildiğini kanıtladığını, dava konusu patent belgesinde toplam 2 adet bağımsız istem olduğunu, istemli bir konveyör bant modülünü korurken, bağımsız istem 8 bu bant modüllerin bir araya getirilmesi ile oluşturulan bir konveyör bandı koruduğunu, söz konusu konveyör bant, istem 1 ile korunan bant modüllerinin binlercesinin bir araya getirilerek oluşturulduğu bir bütünden farklı bir şey olmadığını, bu bakımdan da burada görüntülenmesi mümkün olmayıp üçüncü kişinin gıda üretim tesislerinde bilirkişi marifetiyle yapılacak inceleme sonucunda görüntülenebileceğini, alınan birkaç parça numune yan yana getirildiğinde konveyör bant parçasının kısmen oluşturulabildiğinin görüleceğini, davalının yargılama sonuçlanıncaya kadar patent konusu ... ... ... üretip satışa sunamaya devam etmesi halinde müvekkilinin zararı kanıtlanarak aratacağından davalının patent konusu modüler spiral bantların üretip satışa sunmasının durdurulması yönünde ve davalının kusurlu ve kötü niyetli olduğu gözetilerek takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili şirketin patent belgesine tecavüz oluşturan üretim ve satışın tespiti için aleyhinde tespit istenen mahalde inceleme yapılarak tecavüzün tespit edilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ....ŞTİ uzun yıllardan beri makine tasarımı ve üretimi yapan bir firma olduğunu, müvekkili şirketin tasarım makinalarının gıda ve çeşitli üretim alanlarında kullanılmakta olduğunu, müvekkili firmanın çeşitli alanlarda patent belgesinin de bulunmakta olduğunu, davacı firmanın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ... Numaralı Avrupa Patent belgesi aldığını iddia etmiş olduğu ürünün EPO nezdinde henüz tescilinın tamamlanmadığını ve itirazları doğrultusunda patente ilişkin itiraz sürecinin devam etmekte olduğunu, davacının dava konusu patent ürününe ilişkin patent koruma kararının 21/09/2016 tarihinde Avrupa Patent Bülteninde ilan edilmiş ise de söz konusu ilana müvekkili şirket tarafından 09/06/2017 tarihinde EPO’ya itiraz edildiğini ve itiraz süreci ile ilgili halihazırda EPO’dan karar beklenmekte olduğunu, dava konusu ürüne ilişkin EPO nezdinde karar kesinleşmediğinden ilgili patentin yapılan tescili de kesinlik kazanmış durumda olmadığını, nitekim itirazları doğrultusunda EPO nezdinde patent iptal edildiğinde otomatik olarak ürünün TPMK'da yapılan tescilinin de iptal olunacağını, bu suretle davaya konu ürünün itiraz süreçlerinin sayın mahkemece bekletici mesele yapılmasının talep olunduğunu, davaya konu ‘...’isimli ürünün patent alma niteliğine haiz olmadığı ve gereken şartları taşımadığından TR ... sayılı patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve epo nihai kararının beklenmesi gerektiğini, davaya konu Konveyör bant modüllerinin davacının ... numaralı patent başvurusundan önce de kullanılmakta olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği omurga yapısı ve işleyiş özelliklerinin davacı şirketin patent başvurusundan önce başka başvurularda kullanılmış ve uygulanmış olduğunu, dava konusu modüler spiral bant sisteminin patent ile korunabilecek nitelikler olan yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik şartlarını taşımamakta olduğunu, davacının patent konusu ürünü yeni bir buluş değil daha önceden patenti alınan ürünlerin benzeri veya kopyası olduğunu, bununla birlikte kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı yanın ürünü 21/09/2016 tarihinde EPO nezdinde tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin söz konusu makine tasarım, üretim ve satış işlemlerini yapmış olduğu tarih olan 2015 yılında ... numaralı patente konu üründen habersiz olduğunu, kasıtlı olarak tasarlanmayan ve üretilmeyen patent tesciline konu edilen ürün nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat talep etmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğundan davacının bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin zaman aşımı itirazları doğrultusunda reddine, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DOSYADA DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu ...no.lu patentin (TR-1) Avrupa Patent Ofisi nezdinde ... sayılı patentin (EP-1) validasyonu ile Türkiye'ye giriş yaptığı ve tescil edildiği, ... sayılı patentin ... Al sayılı uluslararası patent başvurusundan yararlanılarak yapıldığı, uluslararası patent başvurusu için 07.11.2008 tarih ve ... nolu ABD patent başvurusunun rüçhan gösterildiği, ...no.lu patentin ..., ..., ... ve ...patent belgeleri karşısında yenilik ve buluş basamağı şartlarını taşımadığı, bu nedenlerle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aynı gerekçe ve belgelerle Avrupa Patent Ofisi (EPO) nezdinde Avrupa patentine 09- 06-2017 tarihinde de itirazda bulunduğu ve EPO İtiraz Komitesi nezdinde yapılan inceleme sonucu oluşturulan 06-07-2018 tarihli ve Ek 1'de sunulmakta olan ön görüşte itiraz sahibi (davacının) sunduğu delillerin hiçbirisinin patentin hükümsüzlüğünü gerektirmediğinin ifade edildiği, ardından EPO İtiraz Komitesi'nin, tarafları her ne kadar sözlü duruşmaya davet etmiş olsa da itiraz sahibi davacının davetini geri çektiği, dava konusu patent belgesi için hükümsüzlük incelemesi bakımından uygulanması gereken mevzuatın SMK değil, 5S1 nolu KHK olduğu, dava konusu patentin 1 no.lu ve 8 no.lu bağımsız istemlerinin sunulan belgeler (dı-d4) karşısında yeni olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2017/752 esas, 2025/141 karar sayılı, 08/05/2025 tarihli kararı ile; "Her ne kadar TR ... nolu patent belgesinin hükümsüzlüğü talep olunmuş ise de, tüm dosya kapsamı yukarıda özetlenen bilirkişi raporları ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının hükümsüzlük gerekçesi olarak
sunduğu yenilik ve buluş basamağı kriterleri tek tek inceleme altına alınmış, hükümsüzlüğü talep edilen TR ... no.lu patent belgesinin hiçbir isteminin başvuru tarihi itibarıyla yenilik içermediğinin ispatlanamadığı anlaşılarak davanın reddine karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamı yukarıda özetlenen bilirkişi raporları ile birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafça üretilen soğutma kulesinde kullanılan plastik spiral bandın davacı adına tescilli TR-... nolu "modüler plastik spiral bant" buluş başlıklı patent belgesinin koruma kapsamında olduğunun tespit olunduğu, böylelikle davalının eylemlerinin davacının TR ... nolu patentten kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün durdurulmasına karar verilmiş, maddi tazminat yönünden 31/05/2024 ve 10/12/2024 tarihli bilirkişi raporlarında yapılan tespitlerle birlikte dosyada mevcut tüm bilgi belgeler değerlendirilmiş ancak tam olarak bir belirleme mümkün olmadığından TBK'nin 50 ve devamı maddeleri uyarınca -taleple de bağlı kalınmak suretiyle- davacının 10.000,00 TL tazminat istemi yerinde bulunmuş, eylemin ağırlığı, tarafların birbirlerine göre konumları ve hakkaniyet gereğince manevi tazminat miktarı 10.000,00 TL olarak belirlenerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Tüm bu gerekçelerle;
1-Asıl dava yönünden;
2-Davanın kabulü ile davalının eylemlerinin davacının patent hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına,
3-10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Mahkeme karar özetinin trajı en yüksek 3 gazeteden birinde yayınlanmasına, Birleşen davanın reddine,
Birleşen İstanbul 1. FSHHM'nin 2020/38 Esas sayılı dosyası yönünden;
1-Davanın reddine " karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı/ birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının maddi hukuk bakımından ciddi yanlışlar içerdiğini, davanın asıl dava yönünden reddine, karşı hükümsüzlük davası yönünden ise kabulüne karar verilmesi gerektiğini, aksi halde hükmün kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesini talep ettiğini, sul yönünden; davaya konu patentin Avrupa Patenti (EPO) ve ABD rüçhanlı bir zincire dayandığını, EPO nezdindeki süreçler tamamlanmadan ulusal validasyonun geçerli kabul edilmesinin hatalı olduğunu, dosyada mevcut beş ayrı bilirkişi raporu arasındaki zıt görüşlerin ve teknik çelişkilerin giderilmediğini, mahkemenin hangi gerekçeyle 12.10.2023 tarihli raporu üstün tuttuğunu açıklamadığını, tecavüz tespitinin bilimsel yöntemler yerine sadece gözleme dayalı yapılmasının yetersiz olduğunu ve kararın denetime elverişli gerekçe içermediğini ileri sürdüğünü, asıl dava yönünden; "modüler plastik spiral bant" isimli ürünün yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerini taşımadığını, teknik literatürdeki mevcut uygulamaların basit bir kombinasyonu olduğunu, müvekkili şirketin faaliyet alanının çelik tel bant üretimi olup plastik modüler bant ile hiçbir teknik benzerliğinin bulunmadığını, satış kayıtlarında ve ticari defterlerde tecavüze konu ürüne rastlanmadığını, bu nedenle herhangi bir zarar oluşmadığı halde soyut gerekçelerle tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirttiğini, hükümsüzlük davası yönünden; TR ... numaralı patentin, davalının başvuru tarihinden çok daha önce tescil edilmiş olan ..., ..., ... ve ...sayılı patent dokümanları karşısında yeni olmadığını, özellikle "paralel ayaklı ikili bağlantı" ve "omurga yapısı" gibi unsurların tekniğin bilinen durumunda zaten mevcut olduğunu, uzman bir kişi tarafından bu dokümanlar birleştirilerek buluşun kolayca ortaya çıkarılabileceğini, dolayısıyla buluş basamağının da bulunmadığını savunduğunu ileri sürerek hatalı değerlendirmelere dayalı yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.
Davacı/ birleşen dosyada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ürününün TR ... numaralı patent kapsamında kaldığını ve bu durumun bilirkişi raporlarıyla sübuta erdiğini belirttiği; davalının yargılamayı uzatmak amacıyla üç yıl sonra kötü niyetli bir hükümsüzlük davası açtığını ve bu davanın asıl davada bekletici mesele yapılması nedeniyle yargılamanın sürüncemede kaldığını ifade ettiğini, hükümsüzlük davasında alınan son bilirkişi raporuyla patentin yenilik ve buluş basamağı kriterlerini haiz olduğunun kesinleştiğini ve bu davanın reddedildiğini bildirdiği; yerel mahkemenin patent ihlali tespitinin yerinde olduğunu ancak hükmedilen 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın çok düşük olduğunu savunduğunu, maddi tazminat hesaplanırken davalının 2015 yılındaki yüksek tutarlı satış faturasının ve ticari kayıtlarındaki diğer benzer ürünlerin bilirkişi tarafından haksız yere kapsam dışı bırakıldığını ileri sürdüğünü, hesap uzmanı bilirkişinin yetkisini aşarak teknik konularda yorum yaptığını ve ek raporu sadece bir gün içinde hazırlayarak itirazları karşılamadığını iddia ettiğini, yoksun kalınan kazancın SMK 151/2-c maddesi uyarınca "varsayımsal lisans bedeli" üzerinden ve güncel ekonomik koşullar ile enflasyon gözetilerek hesaplanması gerekirken mahkemenin TBK 50 uyarınca hakkaniyete aykırı derecede az bir bedele hükmettiğini beyan ettiğini, manevi tazminatın da ihlalin süresi ve tarafların ekonomik durumuyla uyumsuz olduğunu savunduğunu, karşı tarafın istinaf taleplerinin reddini isteyerek, tazminat miktarlarının artırılması ve yerel mahkeme kararının bu yönde düzeltilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı/birleşen dosyada davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: karşı tarafın istinaf başvurusunun dayanaksız olduğunu, ilk derece yargılamasındaki soyut iddiaların tekrar edildiğini, dava konusu patentin yenilik ve buluş basamağı kriterlerini taşımadığını, söz konusu ürünün dünya genelinde bilinen ve uygulanan sistemlerden farksız olduğunu, müvekkili şirketin faaliyet alanının çelik tel esaslı bant üretimi olup plastik modüler bant üretimi veya satışı yapmadığının ticari kayıtlarla sabit olduğunu, dosyada zararın ispatlanamadığının bilirkişi raporlarıyla teyit edildiğini, somut zarar tespiti yokken tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini ve patent tecavüzü değerlendirmesinin yüzeysel kaldığını belirterek; karşı tarafın istinaf talebinin reddini, müvekkilinin istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, birleşen hükümsüzlük davasının ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Asıl dava; TR ... sayılı patentten kaynaklı haklara tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Birleşen dava; TR ... sayılı patentin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verildiği, davacı/ birleşen davada davalı vekili tarafından asıl davada hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalı/ birleşen davada davacı vekili tarafından hem asıl hem de birleşen davaya yönelik yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
SMK'nın 139. maddesi; ''Patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, kararın sonuçları geçmişe dönük olarak etkili olur ve patent veya patent başvurusuna sağlanan koruma, hiç doğmamış sayılır. Bir patentin hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş karar herkese karşı hüküm doğurur.'' şeklinde düzenlenmiş olup hükümsüzlüğün geriye dönük etkisi nedeni ile öncelikle davacıya ait patentin hükümsüzlüğüne yönelik birleşen dava kapsamındaki istinaf sebeplerinin incelenmesi gerekmiştir. Davacı/ birleşen dosyada davalı adına tescilli ... sayılı “...” buluş başlıklı patent belgesinin ..., ..., ... ve ...patent belgeleri karşısında yenilik ve buluş basamağı şartlarını taşımadığı ileri sürülmüş ise de patentin 13 adet istemi bulunduğu, istem 1 ve istem 8 bağımsız istemler, istem 2-7 ve istem 9-13'ün ise istem 1 ve 8'e bağlı olan istemler olduğu, TR ... no.lu patentin Avrupa Patent Ofisi nezdinde tescilli bulunan ... sayılı patentin Türkiye’deki validasyonu yoluyla ulusal koruma sağladığı, ...numaralı Avrupa patentinin ise, ... sayılı uluslararası (PCT) patent başvurusundan yararlanılarak düzenlendiği, anılan uluslararası başvuru için de 07.11.2008 tarihli ve ... numaralı ABD patent başvurusu rüçhan olarak gösterildiği, patentin rüçhan tarihinin 07.11.2008 olduğu, yenilik kırıcı delil olarak sunulan ..., ... ve ...belgelerinin nazara alındığı, ... belgesinin ise dava konusu patentin rüçhan tarihinden sonra yayınlanan ABD patent başvurusu olmakla incelemeye alınmadığı, EPO nezdinde davalının Avrupa patentine karşı itirazda bulunulduğu, EPO İtiraz Komitesi nezdinde yapılan inceleme sonucu itiraz sahibinin (birleşen dosya davacısının) sunduğu delillerin patentin hükümsüzlüğünü gerektirmediği sonucuna varıldığı, EPO İtiraz Komitesinin tarafları davet ettiği ancak 20.12.2018 tarihli dilekçe ile itirazın geri çekildiği, teknik bilirkişi incelemesi kapsamında üç farklı raporun hazırlandığı, birleşen davacı tarafından raporlar arasında çelişki bulunduğu ve çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunun istinaf sebebi yapıldığı, ilk alınan raporda hükümsüzlüğü talep edilen patent ile uzantısı olduğu Avrupa patenti yönünden inceleme yapılarak davaya konu uyuşmazlığın kapsamı dışında kalmakla hükme esas alınmaya elverişli olmadığı, ikinci ve üçüncü heyetler tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarında yenilik kırıcı delil olarak sunulan ..., ... ve ...belgeler ile TR ... no.lu patentin istemleri yönünden teknik olarak inceleme yapıldığı, kanıt belgelerde sunulan teknik unsurların bir bütün halinde ana istemlerdeki unsurların her birini toplu halde bir arada eş unsurlar olarak karşıladıklarının tespit edilemediği, dava konusu belgenin bağımsız istemlerinin yeni olduğu için, ona bağlı diğer istemlerin de yeni olduğu, hükümsüzlüğü talep edilen TR ... no.lu patent belgesinin hiçbir isteminin (İstem 1-13) başvuru tarihi itibarıyla yenilik içermediğinin ispatlanamadığı, buluş basamağı olmadığına yönelik iddia yönünden teknik verinin bulunmadığı, raporlardaki tespitlerin çelişki içermediği, aksi yönde delil mevcut olmadığı anlaşılmakla, hükümsüzlük istemli birleşen davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Asıl dava kapsamında davacı ve davalı vekilinin istinaf sebepleri tetkik edildiğinde ise davalı vekili tarafından; tecavüz değerlendirmesi yapılan raporlarda istem unsurlarının tek tek karşılaştırılmasının yapılmadığı, ölçümsel, fonksiyonel ve yapısal analizler yerine yüzeysel benzerlik değerlendirmeleriyle sonuca gidildiği, çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğu ileri sürülmüş olup 2018 tarihli raporun yerinde inceleme neticesinde düzenlendiği, tecavüz iddiasına konu ürünün davacı patentinin kapsamında kaldığının teknik olarak tespit edildiği, 2021 tarihli (Ankara FSHHM'ye yazılan) talimat yolu ile alınan dört kişilik bilirkişi heyet raporunda istemler kapsamında teknik inceleme yapıldığı, tecavüz iddiasına konu ürünün davacı patentinin kapsamında kaldığının teknik olarak tespit edildiği, raporlar arasında çelişki bulunmadığı, ayrıntılı, gerekçeli hazırlanmakla aksi yönde delil bulunmadığından hükme esas alınmaya elverişli oldukları saptanmıştır. Böylece davalı eyleminin davacının patent hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla, aksi yöndeki davalı istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır.
Davacı taraf ise dava dilekçesinde maddi tazminat talebinin kısmi olduğunu belirtmiş ve şimdilik 10.000-TL maddi tazminat talebinin, SMK'nın 151/2-b bendine dayalı olarak yoksun kalınan kazanç yönünden sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca dayalı olduğunu ifade etmiştir. Manevi tazminat isteminin ise yalnızca 10.000-TL olarak belirtildiği, mahkemece 10.000-TL manevi tazminata karar verildiği görülmekle manevi tazminatın düşük olduğuna yönelik istinaf sebebi yönünden davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı saptanmıştır.
Davacı vekili tarafından 13.01.2025 havale tarihli itiraz dilekçesi ile hesaplama yönteminin değiştirilerek, SMK'nın 151/2-c md. uyarınca hesaplama yapılması talep edilmiş ve mahkemece bu yönde inceleme yapılmadığından bahisle istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de tahkikat aşamasında ıslah işlemine rastlanılmadığından işbu talebe cevaz verilemeyeceği anlaşılmıştır. Mahkemece mali incelemeye yönelik olarak kök ve ek bilirkişi raporları alınmış olup 25.07.2015 tarihli fatura itibari ile dava dışı ...A.Ş'ye yapılan satış kaynaklı bedel 456.573-TL olarak görünmekte ise de ... adresine satışı yapılan “...” sisteminde kullanılan konveyör malzemesi olarak nitelenen malzemenin ana makineye montajı yapılmak suretiyle satışa sunulduğu, dolayısı ile ... adresine satılan ünite haricinde üretimi yapılmayan ancak müşterilerden tercih edilmesi halinde haricen tedarik edilmek suretiyle davalı tesislerinde üretilen makinelerde ek olarak kullanılan bir parça olduğu, stok ve satış incelemesinde dava konusu ürünün “....Şti.” den haricen tedarik edilmek suretiyle “...” tercih eden muhtelif siparişlerde kullanıldığı, muhasebe ve fatura incelemesinde hangi siparişlerin işbu ek malzemeyi içerdiğinin ayrıştırılamadığı anlaşılmıştır. Sunulan dava dışı ...... şirketine ait faturalarda yazılı ürün parça fiyatının miktarı da gözetildiğinde SMK'nın 151/3. maddesi ışığında sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin niteliği, süresi, kusur durumu itibari ile davacı yararına hükmedilen tazminat miktarlarının somut olay adaletine ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenlerin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun ..... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../05/2025 tarih ve 2017/... E. 2025/... K. sayılı kararına karşı, taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dava yönünden 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacı/ birleşen dosyada davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dava yönünden 1.366,20- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 736,55-TL harcın mahsubu ile bakiye 629,65-TL harcın davalı/ birleşen dosyada davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken birleşen dava yönünden 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davalı/ birleşen dosyada davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026