Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1225 E. 2026/1452 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1225
- Karar No
- 2026/1452
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1225 KARAR NO : 2026/1452
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/04/2026 NUMARASI : 2026/180 Esas - 2026/311 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ : 25/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/09/2026
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/04/2026 tarih 2026/180 Esas 2026/311 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı...A.Ş vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 06.12.2013 tarihinde komşu dairede meydana gelen doğalgaz patlaması nedeniyle davacı ...’a ait ve davacıların birlikte yaşadıkları konut ile ev eşyalarının zarar gördüğünü, tespit dosyasında zararın 49.575,00 TL olarak belirlendiğini, taşınmazda ayrıca 20.000,00 TL değer kaybı oluştuğunu, ... ile olay tarihinde dört yaşında olan ....’ın yaralandıklarını, davacıların korku ve panik yaşadıklarını, ....’in panik atak rahatsızlığının arttığını, psikolojik destek alındığını, doğalgaz dağıtımını yapan... kombi üreticisi ... ve iç tesisatı yapan ... ile ilgili sigorta şirketlerinin zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek 49.575,00 TL taşınmaz ve eşya zararı ile 20.000,00 TL değer kaybının, ... ve .. için ayrı ayrı 25.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren ticari faiziyle, sigorta şirketleri yönünden poliçe kapsamı ve limitiyle sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ihbar üzerine görevlilerinin gerekli kontrolleri yapıp önlemleri aldığını, patlamanın meydana geldiği dairede oturanların kusurlu davranışları sonucu olayın gerçekleştiğini, müvekkilinin kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını, zarar ve illiyet bağının ispatlanamadığını, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; patlamanın daire sakinlerinin ocağı açık bırakmalarından kaynaklandığını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, sorumluluğun daire sakinlerine veya gerekli kontrolü yapmayan doğalgaz dağıtım şirketine ait olduğunu savunarak öncelikle husumet yönünden, aksi halde esastan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, patlamanın kombiden kaynaklanmadığını, dağıtım şirketi ve iç tesisatı yapan şirketin sorumlu olduğunu, çağrı merkezi görevlisinin patlamaya neden olacak talimat verdiği iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ....A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, .... ile ... yönünden düzenlenen poliçeler kapsamında sorumluluk doğabilmesi için sigortalıların sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğini, sigortalılarının kusurunun bulunmadığını ve manevi tazminatın teminat dışında kaldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, sigortalısı....’ın sorumluluğunun belirlenmediğini, kusurun diğer kişilerde olduğunu, taleplerin poliçe kapsamında bulunmadığını, maddi ve manevi zararın somut delillerle kanıtlanmadığını, istenen miktarların fahiş ve manevi tazminatın teminat dışında olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAİREMİZ KALDIRMA KARARI ÖNCESİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; doğalgaz kaçağı ihbarına müdahale eden personelin bina içindeki gaz birikimini kontrol etmeden yalnız vanayı kapatıp ayrıldığı, dağıtım şirketi görevlilerinin kontrol ve denetim yükümlülüklerini eksik yerine getirdikleri, patlama ile davranışları arasında illiyet bağı bulunduğu, ....’ın TBK’nın 66. maddesi uyarınca sorumlu olduğu ve faaliyetlerinin ... . tarafından teminat altına alındığı, diğer davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, taşınmaz ve eşyalarda 49.575,00 TL zarar oluştuğu, değer kaybının ispatlanamadığı, manevi tazminat koşullarının gerçekleştiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI ÖZETİ : Dairemizin 09.02.2026 tarih, 2023/1326 Esas ve 2026/218 Karar sayılı kararıyla; karar gerekçesinde.... Şirketinin sorumluluğu bulunduğunun belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında bu davalı hakkında gerekçeye uygun karar verilmediği, gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki nedeniyle istinaf denetiminin yapılamadığı gerekçesiyle HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRA VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; doğalgaz patlamasında .... çalışanlarının gerekli kontrol, bakım ve tedbir yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, şirketin TBK’nın 66. maddesi uyarınca sorumlu olduğu, faaliyetlerini sigortalayan ....nın maddi zarardan poliçe kapsamında müteselsilen sorumlu bulunduğu, ...’a ait taşınmaz ve eşyalarda 49.575,00 TL zarar oluştuğu, değer kaybının ispatlanamadığı, diğer davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, davacıların bedensel ve psikolojik zararları nedeniyle manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçeleriyle ...’ın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 49.575,00 TL’nin ... . yönünden 06.12.2013 olay tarihinden, .... yönünden 07.12.2015 dava tarihinden itibaren avans faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, sigortacının sorumluluğunun 1.500.000,00 TL poliçe limitiyle sınırlandırılmasına, değer kaybı istemi ile.... ve ...ya yönelik maddi tazminat istemlerinin reddine,.... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL ve... için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faiziyle....dan tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemleri ile ...., .... ve ....ya yönelik manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı .... A.Ş. vekili ile davalı .... Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; görevlilerinin ihbar üzerine gerekli kontrolleri yapıp gaz vanasını kapattıklarını ve yeniden açılmaması konusunda uyarıda bulunduklarını, patlamanın daire sakinlerinin ve kombi firması görevlisinin müdahalesi sonucu meydana geldiğini, üçüncü kişilerin ağır kusurunun illiyet bağını kestiğini, gazın sokak altındaki borulardan sızıp düşük kottaki daireye ulaşmasına ilişkin kabulün bilimsel verilere aykırı olduğunu, önceki raporlardaki ocak vanalarının açık olduğuna ilişkin tespitlerin göz ardı edildiğini, ceza dosyası kesinleşmeden karar verilmesinin ve tanıklarının ceza dosyasında dinlendikleri gerekçesiyle yeniden dinlenmemelerinin hatalı olduğunu, yokluklarında yapılan delil tespitine dayanıldığını, eşyaların tamir edilebilirliğinin, eskime payı ve hurda değerinin değerlendirilmediğini, zarar miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını ve takdir edilen tutarların yüksek olduğunu, davacıların tacir olmamasına rağmen avans faizi uygulandığını, reddedilen manevi tazminat kısımları için müvekkili lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ..... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur raporlarının varsayımsal ve denetime elverişsiz olduğunu, sigortalı şirket görevlilerinin gerekli önlemleri aldıklarını, alarmı etkisiz hale getirip gaz vanasını açan ... ile kendisini yönlendiren çağrı merkezi görevlisinin ağır kusurlu davranışlarının illiyet bağını kestiğini, kombi üreticisi ve tesisatı yapan şirketin sorumluluğunun yeterince araştırılmadığını, sigortalısının kusuru bulunmadığından müvekkilinin de sorumlu tutulamayacağını, maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, eskitme indirimi yapılmadığını, raporlara itirazlarının karşılanmadığını, poliçe şartları ve teminat kapsamının yeterince incelenmediğini, faiz türünün hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, 06.12.2013 tarihinde gerçekleşen doğalgaz patlaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Kusur dağılımı yönünden ileri sürülen istinaf itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporları uyarınca, dava konusu patlamanın gerçekleştiği dairede sokak altından geçen borulardan kaynaklı sızıntı olduğu, olayın sonrasında kazı çalışmaları ile tesisatın yapıldığının anlaşıldığı, davalı ...AŞ'nin ekibince ihbar üzerine patlamadan önce inceleme yapıldığı halde kaçak olup olmadığının net olarak belirlenemediği, tüm bina içerisinde gaz ölçümü yapılmaksızın gaz alarm dedektöründen kaynaklanan sorun olduğunun bildirildiği, gerek kaza öncesi bakım yükümlülüğü gerekse ihbar sonrasında gerekli tedbirlerin alınmadığının anlaşıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda yer alan kusur dağılımı ile dava konusu olayla ilgili olarak İzmir 31.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/667 Esas sayılı dava dosyasına sunulan bilirkişi raporlarının uyumlu oldukları, bilirkişi raporlarının denetime elverişli, dosya kapsamı ve kaza oluş şeklinde uygun olduğu, davalı ...'nin olayın meydana gelmesindeki kusurlu davranışları karşısında diğer davalılara kusur atfedilmesini gerektirir itirazların yerinde olmadığı, hükme esas alınan raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla, kusura dair yapılan istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. Davalı ... vekilinin manevi tazminata yönelik istemlerinin incelenmesinde; TBK'nın 74. maddesinde "Hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmü öngörülmüştür. Bu madde hükmüne göre, ceza mahkemesince verilen karar, kusur ve derecesi, alınan kusur raporları, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamayacak ise de, bir ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine, diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptaması aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin delil oluşturacaktır. Bu nedenle davalı şirket çalışanlarının kusurlu hareketiyle gerçekleştiği ceza mahkemesi dosyası ve ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğundan davacı taraflarca talep edilen manevi tazminat isteminin davalı ... yönünden kabulünün yerinde olduğu değerlendirildiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir. Davalı .... vekilinin ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi ve tanıklarının yeniden dinlenmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca ceza mahkemesinin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kabulü hukuk hakimini bağlamamaktadır. Somut olayda ceza kararının kesinleşmiş maddi olgu tespiti olarak bağlayıcılığına dayanılmaksızın, ceza dosyasında toplanan deliller ve tanık anlatımları ile hukuk dosyasında dinlenen tanıklar, alınan kök ve ek bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmiştir. Olayın oluşu ve sorumluluk yönünden dosyaya kazandırılan delillerin yeterli olduğu, ceza dosyasında dinlenen tanıkların anlatımlarının da değerlendirme kapsamında bulunduğu gözetildiğinde, bu tanıkların aynı olay hakkında yeniden dinlenmesine ve ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenmesine gerek görülmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı ... ve ....’ın yaralanmalarına ilişkin sağlık belgeleri ile davacıların olaydan bedensel ve psikolojik olarak etkilenmelerine ilişkin dosya kapsamı karşısında manevi tazminat koşullarının bulunmadığı yönündeki itirazların incelenmesinde; Olayın niteliği, patlamanın davacıların konutunda meydana getirdiği etki, yaralanmalar ve psikolojik etkilenme ile olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde,.... ve .... için ayrı ayrı 10.000,00 TL, .... için 5.000,00 TL olarak takdir edilen manevi tazminat miktarlarının fazla olmadığı ve zenginleşmeye yol açmadığı anlaşılmakla miktara yönelik istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı ... . Şirketi vekilinin maddi zarar hesabında eskitme indirimi yapılmadığına yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; maddi zararın hükme esas alınan bilirkişi raporuyla usulüne uygun olarak tespit edildiği, hasar gören eşya, demirbaş ve yapının patlama hadisesi sonrasında büyük ölçüde harap hale geldiği dikkate alındığında raporun dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı.... vekilinin maddi zarar yönünden delil tespitinin yokluklarında yapıldığına, eşyaların onarım imkânı, eskime ve hurda değerinin değerlendirilmediğine yönelik istinaf itirazları bakımından; mahkemece yalnızca delil tespiti dosyasındaki raporla yetinilmediği, yargılama sırasında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarıyla dosya kapsamındaki delillerin birlikte değerlendirildiği, 49.575,00 TL maddi zararın usulüne uygun olarak tespit edildiği, hükme esas alınan raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Davalı .... Şirketi vekilinin poliçe kapsamına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; dosyada bulunan 20.01.2013–20.01.2014 dönemine ilişkin 1272693122 numaralı tehlikeli maddeler ve tehlikeli atık zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesiyle ....’ın mesleki faaliyetleri sırasında meydana gelecek kazalar sonucunda üçüncü kişilerin uğrayacakları maddi ve bedeni zararların teminat altına alındığı, olayın poliçe süresi içinde gerçekleştiği, hükmedilen taşınmaz ve eşya zararının teminat kapsamında bulunduğu, sigortacının sorumluluğunun da hükümde kaza başına 1.500.000,00 TL poliçe limitiyle sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Sigortalının sorumluluğunu gerektiren koşulların gerçekleştiği de gözetildiğinde, davalı ... şirketinin maddi tazminattan müteselsilen sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TTK.'nın 3. maddesi uyarınca, bu Kanun'da tanzim olunan hususlarla bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari iş olarak nitelendirilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre haksız fiillerde zarar görenin kişiliği önemli değildir. Zarar veren veya zarardan sorumlu olan tacir ise reeskont/avans faizi yürütülür. Çünkü zarar, zarar verenin veya zarardan sorumlu olanın ticari işletmesiyle ilgili bir ticari işten doğmuştur ve bu eylem kendisi yönünden ticari bir borçtur. TTK.'nın 3. maddesi ticari işletmenin ika ettiği her türlü fiilden (eylemden) söz etmiştir. Aksine tacir olmayan kişinin bir ticari işletmesi bulunmadığından onun işletmesi ile ilgili bir haksız fiilinden söz edilemeyecektir. Ticari borcun para niteliğinde olması ve geç ödenmesi halinde ticari türden temerrüt faizi istenebileceği açıktır. Tacirin borcunun ticari olması için sözleşmeden doğması zorunluluğu getirilmediği gibi, karşı tarafın tacir olması şartı da yasada öngörülmüş değildir. Haksız fiil tacir tarafından ticari işletmesiyle ilgili olarak meydana getirilmiş ise bu eylemden zarar gören tacir olmasa bile, TTK.'nın 3. maddesi uyarınca tacirden reeskont/avans oranında temerrüt faizi isteyebilecektir. (Y.H.G.K. 08.03.1995 tarih, E:1995/11-61 K:1995/141, 23.1.2002 gün, E:2002/4-12 K:2002/6, 03.04.2002 tarih E:2002/4-174 K:2002/259, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12.06.2014 tarih 2013/14986 Esas 2014/11236 Karar sayılı ilamları) Somut uyuşmazlıkta dava konusu patlamanın ...'nin kusuruyla meydana geldiği, davalının doğalgaz tesisat ve dağıtım sistemleri üzerindeki faaliyetlerinin ticari işletmesiyle ilgili olduğu ve kusurlu eylem sonucunda zarar görenlerin ticari faiz talep edebileceği dikkate alındığında ilk derece mahkemesince hükmedilen tazminatlara ticari faiz işletilmesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde değildir. Davalı .... A.Ş. vekilinin reddedilen manevi tazminat miktarları yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 25.12.2024 tarihli, 2024/29 Esas ve 2024/226 Karar sayılı kararıyla HMK’nın 326/2. maddesinin manevi tazminat davaları yönünden iptal edildiği, ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle iptal hükmünün yürürlüğe girdiği, ayrıca 08.01.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı... yönünden manevi tazminat talepleri kısmen kabul edildiğinden reddedilen kısımlar bakımından bu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer davalılar yönünden ise manevi tazminat talepleri tamamen reddedilmiş olup, davalıların hukuki durumlarının farklı olması nedeniyle diğer davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmiş olması, .... lehine de vekalet ücreti verilmesini gerektirmemektedir. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuran davalı taraf vekillerinin dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı .... A.Ş. vekili ile davalı .... Şirketi vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı .... A.Ş. vekili ile davalı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı .... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 5.094,21 TL'den peşin alınan 1.273,56 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.820,65 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı .... Şirketi yönünden istinaf karar harcı olan 3.386,46 TL'den peşin alınan 1.286,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.100,46 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 25/09/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.